Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 20 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 177. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    İcra Vekilleri Heyetinin Bir Tezkeresi İle Elcezire’ye İstiklâl Mahkemesi Gönderilmesini İstiyor:

    (Sadece asker firarları işine bakmak üzere merkezi Diyarbakır’da bulunan Elcezire mıntıkasına hükmeden Elazığ, Diyarbakır, Malatya, Bitlis, Urfa, Mardin, Siird, Siverek, Ergani, Genç, Muş, mıntıkası. 11.1.1339 tarihli bu takrir hayır hayır sesleri arasında okunuyor.)   

    Maliye Vekili Hasan Fehmi Bey; “-Elcezire cephesine bir İstiklâl Mahkemesi teşkili lüzûmu Cephe Kumandanlığının işarına atfen (işaret etmesine dayanılarak) Müdafa-i Milliye Vekâletinden teklif edilmiştir.”

    Lütfü Bey (Malatya); “-Hiç mevzubahis olamaz. (gürültüler) Katiyen red. Dâhilen İstiklâl Mahkemesinin teşkiline gerek yoktur, hırpalanmadık orası kaldı.  .. Dâhili kapitülasyonlara gerek yoktur.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 177, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  •    17 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 175, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Ceza Kanununun 203. Maddesine Ek Maddeler Konulması Hakkında Kanun Teklifi;

    (Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey Ceza Kanunu’na 10 maddelik bir zeyil (ek)  hazırlamış, 1.maddesine, Rütbe, mevkisi ne olursa olsun herhangi bir devlet memuru kişi hürriyetine ve Kanun-u Esasiye tecavüz edemez diyor. Sistemin diktatörlüğe kaymaması için tedbir olarak düşünülmüş bir kanun.)

    Hüseyin Avni; “-.. burada hangi kanunu yaparsanız yapınız Efendiler, kudret-i milliye, hakimiyet-i milliye fiilen sabit olmadıkça (milletin gücü, milletin egemenliği aktif olarak sabit olmadıkça) yine o şahıslar, yine o kanunların fevkine (üzerine) çıkacaklardır. .. Erzurum’da Albayrak Gazetesi muharriri (yazarı) hapsedildi. Sekiz ay süründü. ..Bugün o zat hakkında tâkibat yapan cihet-i askeriyeden (konuyu takip eden askeri kesimden) bir kaymakam (yarbay), Erzurum kudret-i adliyesine, heyet-i adliyesine itaat etmemekte bu yarbay adliyenin gücüne, adalete uymamakta) ve heyet-i adliye bununla başa çıkamamaktadır….  Asker kendisini başka bir millet gibi telakki eder (algılar). .. Memleketimizde hürriyet-i şahsiye, kanun hâkimiyeti matlup olan (talep edilen) derecede değildir. … bunlara sâik (sebep olan şey), on paralık iş gördükleri zaman, kırk kuruşluk tahakküm etmek (hükmetmek) istiyorlar. Hizmetlerinin mükâfatını pek acı almak istiyorlar. .. İşte ulvî (yüce) fikirlerle yetişmiş olan insanları başınıza getirmelisiniz.    .. İşte Efendiler çırpındığımın sebebi milleti hâkim kılmaktır. .. Milletin hukuk-u hakkı bizim nâmusumuzdur.” 

    Heyeti Vekile Reisi Rauf Bey; “-.. hiç şüphe yok ki Hüseyin Avni Beyefendinin buyurdukları bir gâyedir (amaçtır). Çok ûlvi (yüce) bir gayedir.” 

    Ali Şükrü Bey; “-… Geçen sene Trabzon’da bir siyasi cinâyet olmuştur (Yahya Kâhya cinayeti). .. faili bulundu mu?”

    Selahattin Bey; “-Siyasi cinâyettir!”

    Ali Şükrü Bey; “-Efendiler; işte, kanunun fevkine çıkıp halkın en tabii en iptidaî olan hakkını, hürriyetini iptal etmek kudretini kendisinde görenler tasfiye edilmedikçe bu şekil mütemâdiyen (sürekli) devam edip gidecektir.”

    Selahattin Ve Hüseyin Avni Beyler; “-Toz duman zamanıdır!”

    Ali Şükrü Bey; “-.. halk hürriyet ve serbestisine sahip olmazsa mutlaka müstebitlerin (baskı yapanların), mütegallibenin (zorbaların) esiri olacaktır. Efendiler, biz halka benliğini vermeliyiz, halk hür olduğunu bilmeli ki kendi kanaat-i vicdaniyesi (vicdani kanaati) dairesinde iş görsün.” 

    Refik Şevket Bey (Adliye Vekili) (Saruhan); (Albayrak gazetesi yazarı Mithat beyin hâlâ mahkûm olduğunu Mehmet Şükrü bey hatırlattı diyor ve:) “-… madde gayet sârihtir (açıktır). ..altı mahtan (aydan) üç maha kadar müracaat olunur (başvurulur).“

    Hüseyin Avni Bey; “-Hava açık olursa. Bulutlu olursa, değil.”  Sf.393-394   

    Dursun Bey (Çorum); “-Efendiler, hükümet ve millet, heyet-i umumiyesi (tamamı) menafi-i mütekâbile (karşılıklı menfaat) esası üzerine müstenit (dayanmış) bir şirket demektir. Hükümetin kanunundan, adaletinden herkes seyyanen müstefit olmak (eşit olarak yararlanmak) ve herkese müsavi (eşit) surette tatbik edilmek (uygulanmak) bu mukavele (sözleşmenin) esasındandır. … Biz Lozan’da hârici inhisarları (tekelleri), hârici kapitülasyonları (ayrıcalıkları) yıkmak için olanca kuvvetimizle çalışırken, ondan daha müessir (tesirli, etkili) ve ondan daha muzır (zararlı) olan bu dâhili inhisarları, kapitülasyonları ref’ etmek (kaldırmak) için ne düşünüyoruz? (Açık söyle sesleri) …..     

    Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-…Bugün Ankara’da vallahi hürriyet-i mesâkin (mesken hürriyeti) yoktur. .. devr-i menfur (nefret edilen devir) .. Sultan Abdülhamid’in devri değil mi? .. Efendiler Allah bilir ki ve emin olun ki Ankara’nın bağlarında o menfur devirde bir salkım üzüm kopartılmadı! Şimdi ise Efendiler, mal sahibi bir salkım üzüm yiyemiyor. .. istibdâdın (baskı düzeninin) katmerlisini getirdik.”  

      Kanun Teklifi Encümene Gitti. Sf. 396, 404

    18 Ocak 1338 (1922) tarihinde İçtima: 176, Celse:2, Musa Kâzım Efendi

    Nevâhi Kanunu.  Sf. 420, 425  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 175, 176, Celse: 1, – Sf. 393 ile 425 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    17 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 175, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    BMM Bütçesine Zamaim (Artışlar) İcrasına Dair Kanun

    “Madde1- BMM sene-i haliye (bu senenin) bütçesinin üçüncü harcırah ve yevmiye maddesine yirmi beş bin lira tahsisat-ı munzamına (ödenek eklenmesine) ita olunmuştur.”  Sf. 386

    Ali Şükrü; “-Ah her kanun bu kadar seri çıksa”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 175, Celse: 1, – Sf.386) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    15 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 174. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Zübeyde Hanım İzmir’de Vefat Etti.. Meclis On Dakika Tatil Edildi. Sf. 366     

    2. Celse: Musa Kâzım Efendi Hazretleri.

    Nevâhi Kanunu.  Sf. 369

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 174, Celse: 1, – Sf. 366 ile 369 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 171, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    İstanbul’daki Memurlara 3 Milyon Avans Verilmesi Hakkında Kanun;

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-..Ufak rütbeli zâbitanı (subayları) getirdik. .. Büyük rütbeli zabitanı istemedik. Dedik ki; gelmeyin. Anadolu ordusunun terakkisine (gelişmesine) set çekmemek için getirmedik.”  Sf. 280 

    11 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 172, Celse:1Ali Fuat Paşa Hazretleri.

    Bu içtimadan not alınmamıştır.

    13 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 173, Celse:1 Musa Kâzım Efendi  

    Bu içtimadan not alınmamıştır.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 171, 172, 173 Celse: 1, – Sf. 280 ile 317 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    20 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 177. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Başvekil Rauf Bey Gizli Celse teklif ediyor.  

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir): İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi Hazretleri

    Musul Sorunu Tartışılıyor, Gizli Celse  

    Hüseyin Rauf Bey (Hükûmet Başkanı) (Sivas): “- … Bir kıtamız vardır ismi Musul’dur. Bunun maden ve toprağından çok Doğu Vilâyetlerimizin bakışı açısından çok önemli ve çok hayatidir. 

    (Başbakan Musul Petrollerinin öneminin farkında değil. Ayrıca doğu vilâyetleri mebusları İstiklâl Mahkemesi ve Hükümeti ağalara karşı tavır almaya zorluyorlardı. Aşiretleri yok edersek şark (doğu) düzelir diyorlar.) (TBMM GCZ III – Sf.1202-1206)

    (Aşağıdaki notlar: (TBMM e- Arşiv) kaynağından alınmıştır)

    Hükümet, Elcezire’ye (Yani Güney Doğuya, Kürt Bölgesine) Asker Firarileri İçin İstiklal Mahkemesi Gönderelim Diyor: (1)

    Feyzi Bey (Diyarbekir); “..  Cevat Paşa Hazretleri cidden orada asayişin tesisi hususunda (güvenliğin sağlanması konusunda) bizzat bütün mıntıkayı gezdi ve hatta birçok aşiret reislerini de celp etti (yanına çağırdı). Bunları ayrı, ayrı vazifei vataniyelerine (vatani görevlerine, askerliklerine) davet için her ne lazımsa, yani telkinat (telkinlerde) ve sairede bulundu. Mal hususunda para hususunda diğer hususta azamî muavenette (fazlaca yardımda), fedakârlıkta bulunuyorlar. Fakat maatteessüf vazifei vataniyeye (askerlik görevini yapmaya) öteden beri alışamadıklarından (2) buna bir çare bulunamadı ve bunu ben kendi nefsimde, kendi çiftliklerimde şey ettiğim halde imkân bulamadım. ..  Yok, müsaade buyurun en evvel kusur bizimdir. Bunu hepimiz itiraf ederiz. Eğer cehalet ananevi (geleneksel) bir şey… Yüzde kırkı geliyor, yüzde altmışı kaçıyor. Son zamanlarda gelenler de silâhlarını alıp gidiyorlar.   Lütfi Beyin dediği gibi isyan filan katiyen başka bir şey yoktur.

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis) (Çok ayrıntılı bir değerlendirme) “Bendeniz o muhitin mebusu sıfatıyla. Efendiler: İstiklâl Mahkemesinin lüzumuna kaniim (gereğine inanıyorum) ve İstiklâl Mahkemesine ihtiyaç vardır. (2) …  O havaliyi şöyle çerçeve halinde göz-önüne getirdiğiniz zaman yer yer birer aşiret ağası, birer müstebit (zorba), birer mütegallibe (zengin zorba, derebeyi) yaşadığını görürsünüz. Bu gayri kabili inkârdır (bunu inkâr etmek mümkün değildir). Yani o muhitten olmaklığım itibariyle itiraf ediyorum. Bu ağanın her birinin ayrı ayrı üç yüz, dört yüz, beş yüz, hatta iki bin kişilik kuvvei musallahası (silahlı kuvveti) vardır. Bir asker firarisi firar etti mi o ağaya iltica ediyor (sığınıyor). Ağa onun tüfengini de alıyor, yanında onu besliyor. Hükümet bunu biliyor, bütün memurini mülkiye (mülki amirler, sivil bürokrasi) biliyor. Fakat ağaya bunu ver, silâhını ver demiyor. Efendiler, İstiklâl Mahkemeleri’nin hükmünü ağaya ver demekle beraber, ağayı da tecziye etmekle (cezalandırmakla) beraber bu hükmü icra edebilecekse maalmemnuniye (gerçekleştirebilecekse memnuniyetle) buna taraftarız. Hükümetin hiç bir vakit hükmü (hakimiyeti) oraya girmemiştir. Hükümetin manası oraya girmemiştir. Ben bunu milletin bir vekili sıfatıyla Heyeti Celile’nizden (yüce heyetinizden) temenni ediyorum. Arkadaşlar zannetmeyiniz ki o millet haindirler. Hayır, arkadaşlar orada yaşayan o millet o insanlar cahildirler. Onları cahil bırakan ve cahil yaşatan yine bu hükümettir. Çünkü o ağaları besliyor o ağaların birçok tagallüp (galibiyetler, zorbalıklar) neticesinde o hâli (durumu) vücuda getiriyor ve ondan da bu gibi vakayi (olaylar) zuhur ediyor (ortaya çıkıyor). Bugün o havali halkına gidiniz sorunuz her hangi bir köylüyü konuşturursanız konuşturunuz hükümetten şikâyet etmiyor. Başındaki o ağadan şikâyet ediyor. Feryat ediyor, bağırıyor Hükümet o ağayı getirtiyor o ağayı ta yukarı başta oturtuyor. Onu gördüğü vakit köylü o ağaya itaat ediyor. Ne vakit ki o ağaya silâhlarını tevcih eder (silahlarını yönlendirir), işte o vakit o muhitte asker de kaçmaz. O muhitte adalet de temerküz eder (yoğunlaşır, toplanır) her şey olur.”

    Teklif Hükümet tarafından geri çekildi, incelenecek denildi.

    Bir sonraki içtimada (178. İçtima) kabul edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 177, Celse: 2. ve 3. Hafidir (TBMM GCZ III – Sf.1202-1206) kitabı ve (TBMM e-arşiv) kaynaklarından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Asıl sebep: Musul’u İngiltere’ye vermeyi düşünüyorlar, bizde ve Güney Kürdistan’da çıkacak isyanlardan korkuyorlar. İstiklâl Mahkemeleri bir terör mahkemesi olarak düşünülüyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996); Yusuf Ziya Bey 1925’de Şeyh Sait İsyanı sonrasında Şark istiklâl Mahkemesi kararı ile asıldı.

    BAKKAL’IN YORUMU (2014): Kürtlerin üretim biçimi hayvancılık veya topraksız işçilik. Kürt sabah hayvanlarını otlağa götürüp akşam gelirini elde ediyor, bütün aile fertleri ile bu işe ancak yetiyor, bu işi birkaç gün aksatırsa üretim araçları ölecek, askere nasıl gitsin? Veya ağanın toprağını boğaz tokluğuna ekip biçiyor, hemen hiçbir birikimi olmayan insanlar bunlar, askere giderse ailesini nasıl geçindirecek? Bir de firar ettikleri zaman ağa bunlara sahip çıkıyor, onları silahlı gücüne katıyor.

  •   8 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 170. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Af Kanununun Tefsiri (Açıklanması) Hakkındaki Görüşmeler:

    (Hüseyin Avni Bey Af Kanununun kapsamına İstiklâl Mahkemeleri kararlarının da alınması gerekir diyor:)

    Hüseyin Avni; “- … Bugün, ittihaz ettikleri mukarreratı (verdikleri kararları) tetkik ederseniz yüzde seksenini nakzedeceksiniz (bozacaksınız). .. Onlara büyük bir kudret verdik diye verdikleri hükmün affı Meclise bir hakaret teşkil eder mi? .. Böyle alelfevr (fevri bir şekilde) hapishaneleri doldurmakta zannederim ki, adaletten ziyâde biraz zulme doğru girmiş oluruz.” 

    Muhittin Baha Bey (Bursa); “-.. Bazı arkadaşların İstiklâl Mahkemelerinin teşekkülü mevzubahis olduğunda aleyhtar bulundular.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-İftihar ederim!”

    Muhittin Baha Bey(Bursa); “-Eğer Hüseyin Avni Bey’in ..maazallah. Tabi olduğu zayıf fikirler bu Mecliste hâkim olsaydı İstiklâl Mahkemeleri teşekkül etmeyecek ve firarilerin önü alınmayacaktı.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Harb-i Umumide İstiklâl Mahkemeleri yoktu. Bu millet vicdanı ile yürür.”  

    Muhittin Baha Bey (Bursa); “-Diyorum ki efendiler bu memleketi kurtarmak için adam astık.” Sf. 23 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 170, Celse: 1, – Sf. 23 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   3 Kanunusani (Ocak) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 167, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa

    Lozan’da Son Durum İle İlgili Başbakan Rauf Bey’in Beyanatı;

    (Rauf Bey; Konferansta sanki Lozan’daki heyetimizin yetkileri sınırlı imiş gibi bir hava estiriliyor. Bunun aslı yoktur. Hasan Bey’in yılbaşı tatili dolayısı ile Ankara’ya gelip dönmesi dedikodu sebebi olmuş bunun da aslı yoktur. Hasan Bey bazı noktaları bize bilgi vermiştir diyor. Eski Hâriciye Nâzırlarından Ermeni Noradonkiyan ekalliyetler (azınlıklar) komisyonuna Ermeni ekalliyeti adına konuşmuş. Bizim heyet komisyonu terk etmiş. Demişler ki İzlanda’dan bir heyet bu komisyona katılırsa biz de Ermenilerin katılmasını kabul ederiz. Devam ediyor: Sf.143, 144            

    İcra Vekilleri Heyeti Reisi Rauf Bey; “- … Musul’un ekseriyet-i kâhiresi (büyük çoğunluğu) yek (tek) emel, yek din, yek his, saadet ve felakette müşterek yegâne çare-i halasları (tek kurtuluşları) beraber yaşamakta olan Türkiye halkının en kahraman evlatları Türkler ve Kürtlerle meskûn bir vilâyetimizdir. (Doğru sesleri) … Musul’un idaresinin imkânı olmadığını belki şimalde bazı tashih-i hudut (hudut düzenlemesi) yapılacağını ileri sürmüşlerdir.” 

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “-Süngü alır! Süngü alır!”

    Rauf Bey (Devamla); “-Adli kapitülasyonlarda ısrar ediyorlar.” Sf.149   

    Sırrı Bey (İzmit); “-.. Gürzon beyanatında; … Musul ve havalisinin ekseriyet-i ahalisi (halkının çoğunluğu) Kürt’tür diyor. Ona demek lâzımdır ki; zaten bizim de dâvamız Kürt olduğu için istiyoruz. Burası Kürt ve Türk vatanı olduğundan dolayı bize verilmesi lâzımdır demeli.“

    2. Celse. Musa Kâzım Efendi Hazretleri.

    Lozan Görüşmelerine Devam;

    Hafız Mehmet Bey (Trabzon); “-.. bizim muhik (haklı) olan davamızı, yanlış müdafaa etmek yüzünden kaybetmek ihtimâlini görüyorum.”

    … Yusuf Ziya Bey(Bitlis); ” .. Mademki Musul havalisi Kürtlerle meskûndur (Musul Kürtlerin yerleşik olduğu yerdir), Kürdün mevcudiyet-i varlığı (Kürt’ün bütün varlığı), ekseriyet-i azimesi (büyük bir çoğunluğu) Türkiye’dedir ve Türkiye’de olacaktır.” (Yusuf Ziya Bey Şeyh Sait isyanından sonra 14.4.1925 de idam ediliyor.)

    Hacı Şükrü Bey (Diyarbekir); “-Elbet! Ona inanmayan varsa inansın!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Türkiye ile müttehit (birlikte) bir mukadderat (gelecek) tayin etmiştir. …”

    Selahattin Bey; “-Petrol! Petrol!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Efendiler. Lozan’daki Sulh Konferansı Heyeti yalnız Türklerin heyeti değil, yalnız Türkleri temsil etmiyor. Kürt’ü, Türk’ü temsil ediyor. (vatanı sesleri) .. Musul’un ayrılmasına müsaade etmek, emin olun Vilâyat-ı şarkiyenin istikbalini taht-ı tehlikeye (doğu vilâyetlerini tehlike altına) koymak demektir.”  Sf. 164,166  

    (Müzakereler devam edecek.)

    4 Kanunusani (Ocak) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 168, Celse:1, Hüseyin Avni Beyefendi.

    Lozan Görüşmelerine Devam

     6 Kanunusani (Ocak) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 169, Celse:1Ali Fuat Paşa Hazretleri. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 167,168,169, Celse: 1, – Sf. 143 ile 166 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   1 Kanunusani (Ocak) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 166, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    2. ve 3. Celseler Hafidir: Notlar: (TBMM e-Arşivden alındı)

    Lozan Konferansı hakkında Ankara’ya avdet etmiş bulunan konferans- azasından Trabzon Mebusu Hasan Beyin izahatı.

    Hasan Bey (Trabzon); (Lozan Konferansı hakkında geniş bilgi verdi)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 166, Celse: 2 ve 3 Hafidir: TBMM e-Arşiv) kaynağından birebir alınmıştır.

     

  •   30 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 165, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa Hazretleri

    İktisat Vekili Mahmut Esat Bey, Kurtarılmış Yerler İle İlgili Bilgi Veriyor;

    İktisat Vekili Mahmut Esat Bey (İzmir); “-.. Biz diyoruz ki; Ecnebi sermayeler kanunlarımız mucibince (gereğince) ve memleketimizdeki yerli ahalinin sermayesinden daha ziyâde nail-i hak olmamak şartıyla (daha fazla hak sahibi olmamak şartıyla) her türlü teshilâtı (kolaylığı) görebilir.”  Sf.112   

    Gümrük Vergisine On Misline Yakın Zam Yapan Kanun Kabul Edildi.      

    (Mehmet Şükrü Bey karaborsa artar diye bu zamma karşı çıktı.)  Sf.130  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 165, Celse: 1, – Sf. 112 ile 130 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 164. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Nevâhi Kanunu; (223 Madde Görüşülürken itirazlar var;)

    Dr. Abidin Bey; “- .. Şu jandarmayı tekrar köylünün başın bela etmekte ne mânâ vardır?” 

    Salih Efendi (Erzurum); “- .. bunun tatbikine benim itimadım yoktur. Çünkü hükümet-i merkeziye bunu tatbik ederse kendisi zait (gereksiz) kalacaktır.”

    2. Celse: İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Nevâhi Kanununa Devam. Sf. 98   

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 164, Celse: 1, – Sf. 98 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 162. Celse:1, 2. Celse Hafidir İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi     Hazretleri

    Trakya Hıristiyanlarından Meclise Bir Telgraf:

    “Ankara BMM Riyaset-i Celile’sine;

    Biz Trakya Hıristiyanları asırlardan beri Türkiye’nin cenah-ı refet (yücelik tarafında) ve siyânetinde (korumasında) mesudâne (mesut bir şekilde) yaşıyoruz. Lozan Konferansında bir takım ecnebiler tarafından Türkiye’deki ekalliyetler (azınlıklar) hukuku nâmıyla idare-i kelâm edildiğini (idari sözler konuşulduğunu) haber aldık. O heyete namımıza (bizim adımıza) hakk-ı kelâm sahibi olarak yalnız İsmet Paşayı tanıyoruz. Bundan gayrı bizim hesabımıza serd edilecek (dile getirilecek) müddeiyatı keenlemyekûn addederiz (iddiaları yok kabul ederiz).  İpsala Havalisinde Hıristiyanlar Nâmına Kosti”  Sf.41

    3. Celse Hafidir:

    Başvekil Rauf Bey Lozan Konferansı Hakkında Açıklama Yapıyor:  

    Hüseyin Rauf Bey (Devamla) — Düyunu Umumiye mesailinden (Uluslararası borçlar meselesinde)  1914’e kadar olan borçlarımızı hududu millîmiz haricinde kalacak olan memalike (memleketlere) tevziini (dağıtılmasını) kabul etmişlerdir. Biz ise 1918 senesine kadar tevziini talep ediyoruz (borçların 1918 senesine kadar olanının dağıtılmasını istiyoruz) . Bunu onlar kabul etmiyorlar

    Hüseyin Rauf Bey (Devamla) “Efendim ekalliyetler (azınlıklar) meselesinin hini müzakeresinde (görüşülmeye başlanmadan öncesinde), tali komisyonda, suitesadüf (kötü bir rastlantı), Rıza Nur Bey arkadaşımızla Venizelos’u karşı karşıya getirmiş ve Rıza Nur Bey kendisine has bir şekilde Venizelos’a taarruz etmiş ve gürültü büyümüş ve Reis, komisyonu tatile mecbur olmuş.  (TBMM GCZ III – Sf.1163)

    27 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 163. Celse:1, Reisisani Fuat Paşa Hazretleri.

    Bu içtimadan Not Alınmamıştır.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 162 ve 163, Celse: 1, – Sf. 41) Celse 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1163) kitaplarından birebir alınmıştır.

  •     23 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 161, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa Hazretleri

    İstanbul Darülfünun Müderrisi Mişon Vantura Efendi, Filistin Musevi Devlet-i Mandasının Türkiye Devletine İtası Hakkında Çektiği Telgraf Okundu  

    (Bu başvuru Lozan’da İsmet Paşa’ya da gönderilmiş.)

                “Maruz-u Âcizânemizdir (âcizane arzumuzdur);

    Pek Muhterem Gâzi Paşa Hazretleri; …. şarkın mukadderâtının mevzuu bahis olduğu (Doğu’nun geleceğinin söz konusu olduğu) bu sırada, evvelce Filistin’de Türk hakimiyeti zamanında olduğu gibi Araplar ile Museviler arasında ahenk ve vifakı (uyumu) temin etmek üzere Filistin’deki mandanın (1) Türkiye Devletine itasını (verilmesini) teklif ve istirham ediyorlar. Şarkta esaslı ve pâyidar (kalıcı) bir sulhun istikrarına medar (vesile) olacak Türkiye Musevilerinin işbu maruzat ve teklifâtının (arzu ve tekliflerinin) …. (Beş asır önceki Türk hoşgörüsünden övgü ile bahsediyorlar.) 10 Teşrinisani (Kasım) 1338 (1922) Bahriye Tabip Mirlivalarından Merhum Fiş Paşa’nın Mahdumu Muharririnden (yazar olan oğlu) İzidor. Sabık Maliye Müfettişi Ferit.  Sabık İstanbul Mebusu ve darülfünun Müderrislerinden Mişon Vantura.”   Sf. 8

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 161, Celse: 1, – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Manda, Mandater: Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş kabul edilen ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Bu mandayı kabul eden devlete de mandater deniliyor.

  • 18 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 158, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Firarların Cezalandırılan Ailelerinin Affı Hakkında Kanun Teklifi:

    Abdülkadir Kemali Bey; “-Kimse akrabasının suçundan dolayı cezalandırılamaz. Bu nasıl iştir? Kim yapmış?” 

    Hüseyin Avni Bey; “- .. Bunların affı değil, bu biçâre mazlum insanları sürüp nefyeden (sürgüne gönderen) canavar elleri kırmak BMM’nin bir vazifesidir. (bravo sadaları) .. ukubatta niyabet (cezalandırmada vekillik) gayrimeşru bir haldir. Hürriyet-i şahsiye (kişisel hürriyet) her şeyin fevkindedir (üstündedir).” 

    Lütfü Bey (Malatya); “-Diktatör eller yaptı!”

    Hüseyin Avni; “-Hayır! Evvelki engizisyon mezâliminden (zulümlerinden) bir parça.”  …

    Durak Bey (Erzurum); “-Hükûmet firarilerin ailelerini cezalandırmak hakkında bir kanun teklifi yapmıştı. Meclis onu reddetmişti. Meclis-i Âli bunun aleyhinde bir karar tesis ettiği halde, bunun hilafına (aksine) olarak hangi el ve hangi şahıstır ki hareket edebilir?”

    Nusret Efendi (Erzurum); “- İsmet Paşa, Kâzım Paşa!” 

    Hüseyin Avni Bey; “-Bu hükümet nâmına (adına) cinâyet ve vahşettir!”

    Hakkı Hâmi Bey (Sinop); “- ..bence dünyada en bedbaht millet; kanununa hürmet olunmayan, en mesut millet de kanununa itaat olunandır. Kanunun muta’ (geçerli) olmadığı bir memlekette hükümetten, hâkimiyet-i milliyeden bahsetmek kadar dünyada abes, gülünç birey tasavvur edemiyorum (hayal edemiyorum, düşünemiyorum). .. Bunu yapanları mesul (sorumlu) etmelidir.” 

    Yahya Galip Bey (Kırşehir); “- .. geçmiş onlar. Bunun şimdi sırası mı?”         

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Osmanlı İmparatorluğu, aman efendim bu mesele geçmiştir diyerek yıkıldı!” 

    Necati Efendi (Lazistan); “-Bu aileleri sürgün edenleri hıyanet-i vataniye mucibince (gereğince) idam etmek lâzımdır.”

    Abdülkadir Kemâlî Bey (Kastamonu); “-.. ya bu tarz-ı idareyi kabul ve bunun icabâtı (gereği) üzerinde yürüyeceğiz veyahut ta şahsi idarelere milletin iradesini terk edecek namussuzlara bu Meclis’i terk edeceğiz. (alkışlar) .. şahsi kuvvetler karşısında artık eğilmekten bıktık. Kâfidir! .. Efendiler! Koçgiri Hadisesinde hapishaneye girdiğimiz vakit altmış yaşından yukarı bir ihtiyar ayaklarımıza kapanarak, oğlum yüzünden vusk (vasi olan ?? babası olduğu için) sıfatıyla yattığını söyledi. Dökülen gözyaşları, çıkan âhlar hep kanuna riayetsizliğimizdendir (uymayışımızdandır). Kanunlara riayetsizliğimiz de, kanun denilen şeyle idare etmenin, emirlerle idareden çok zor olmasından ileri geliyor. Kanun zordur, kanun bilgiye mütevakkıftır. Yalan söylemeyelim Efendiler; Memleketin her tarafında Millet Meclisinin kuvvetini şahıslarında gören şahsiyetler, kanunla değil emirle memleketi idare ediyorlar ve sürükleniyoruz Efendiler!  .. Faillerinin (suçluların) yine kavanin-i devlet dâhilinde (devletin kanunları çerçevesinde) tecziye edilmelerini (cezalandırılmalarını) talep ediyorum..”   Sf. 432-433  

    Necip Bey (Ertuğrul); “-Halk Hükümeti, halkçılık bunlar laf! Halkın vekilleri, halkın efradı hürmet görmez, vekillerinden mürekkep (oluşmuş) heyet hürmet görmez!”

    Ali Şükrü Bey; “- .. burada sulh müzakeresi (barış görüşmeleri) zamanında, yani bu sırada kirli çamaşırları ortaya atmak da doğru değildir. Mamafih (bununla birlikte) hiç kimsenin kirli çamaşırları ortaya atmaktan korkusu yoktur. Fakat herkes zamanını beklemektedir.”

    Tunalı Hilmi; “-Açık söyle daha iyi!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Sen açmak arzu ediyorsan açalım.”

    Lütfü Bey (Malatya); “-.. jandarma efradı (personeli) âdeta köyleri vergi-i şahsiyeye raptetmiştir (kişisel vergiye bağlamıştır). Suret-i hususiyede (özel olarak) vergi alıyorlar.”   

    Pozan Bey (Urfa); “-Haraç alıyorlar, ben de bizzat müşahede ettim (gördüm, şahit oldum). .. Karakol Kumandanları üç nefer, beş nefer alıp firari efrat (kişiler) aramaya köylere gidiyorlar. Köylüler kıyam ediyorlar (ayaklanıyorlar), aman diyorlar, o zaman jandarmalar şu halde ne vereceksiniz diyorlar. Bir pazarlık yapılıyor. Efrat (asker) getirmek yoktur. Alesseviye (seviyesine göre) o köy ahalisine istitaat-ı maliyesine (mali gücüne) göre birşey tensip ediliyor (münasip, uygun görülüyor) . Sonra her ay jandarmalar giderek bu parayı alıyor. Bu millet böyle soyuluyor…. Bunlar kisve-i hükümete (hükümet kıyafetine) bürünmüş bir kütle-i şekavettir (bir eşkıya kütlesidir)” 

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karasi); “-.. Sakarya Muharebesi esnasında Başkumandanlığa verilen salahiyete binaen Başkumandanlık firarilerin ailelerini teb’id (sürgün) için emir vermişti.” 

    …. Hüseyin Avni; “-Vurun abalıya! Şahsın kuvvetinden istifade etmek için kendinizi saklayın. Paşa’nın üzerine atın!” (gürültüler)

    Abdülkadir Kemalî Bey; “-Meclis o salahiyeti kendisinde görmüyor, nasıl olurda başkasına verebilir.” 

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-Mamafih (öyle olmakla beraber) gerek Başkumandan Paşa Hazretleri tarafından verilen emirle olsun ve gerekse o zaman vekâletçe ittihaz edilmiş (alınmış) olsun bu muamele (işlem) vâkidir (olmuştur). Aileler tehcir edilmiştir (zorla göçürülmüştür). Bu muameleler yapılmıştır.” 

    Abdülkadir Kemali Bey; “İtiraf ediyor!”

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-Evet! İtiraf ediyorum, bu yapılmıştır… Sakarya Muharebesinden sonra ve ben Müdafa-i Miliye Vekâletine geldikten sonra böyle bir emir verilmemiştir.”

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Zulümden menfaat (fayda) doğmaz!” 

    Salih Efendi (Erzurum); “-Kâzım Paşa, Sakarya Harbi esnasında Başkumandanın emri ile tehcir yaptığınızı söylüyorsunuz. Ama Canik Mebusu Hamdi Bey tarafından Başkumandan Paşa Hazretlerine bir ailenin teb’id (terbiye edildiği, yerinin değiştirildiği) edildiği yazılmış ve sorulmuş idi ve Başkumandan cevaben böyle bir tehcirden haberdar olmadığını, bunları kim teb’id ettiğini de sual etmiştir ki ifadelerinizle tezat teşkil ediyor (zıtlık oluşturuyor).“

    …  İsmail Şükrü Efendi; “-.. Müdafa-i Milliye Vekili Paşa Hazretlerinin beyanatından anladığım, kanunsuzluğa Müdafa-i Milliye vekili bizzat teşebbüs etmesidir. Meclis’e geliyor ve diyor ki; ben böyle bir cinâyet (kötülük) yaptım.”  Sf.454

    İhsan Bey (Cebelibereket): “-.. Afyon Eskişehir Kütahya sükût edip de (düşman eline düşüp de) ordumuz Sakarya’ya doğru çekildiği zaman Heyet-i Âliye’niz kağnı arabasıyla meşgul, tedabir-i kati’ye (kesin tedbir) olmak üzere. (Kayseri’ye kaçmak için kağnı ayarlamalarını ima ediyor) (şiddetli patırtılar, gürültüler) Sus Ulan!” 

    Selahattin Bey; “-Hayasız!!  Edepsiz!!” 

    İhsan Bey; “-Evet hepiniz bir kağnı arabasıyla meşgul oldunuz.”         

    Selahattin Bey; “-Sizdiniz gidenler!” 

    Hakkı Hâmi Bey; “-Vaziyeti bu Meclis kurtardı, kaçanlar sizlerdiniz!” 

    Ragıp Bey (Amasya);”  Kayseri’ye ilk defa otuz muhafızla kaçan, sen idin!”  

    Osman Bey (Kayseri); “-Sakarya harbinde kaçan hükümettir.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Sakarya harbini BMM yapmıştır.”

    Reis Ali Fuat Paşa Kürsüyü Terk Ediyor. Sf. 461

    20 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 159, Celse:1 Reisisani Ali Fuat Paşa 

    Sürgün Edilen Firari Aileler Hakkındaki Kanun Kabul Edildi. Bu Konunun Tahkiki İçin Beş Kişilik Heyet Seçilecek. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 158 ve 159 Celse: 1, – Sf. 432 ile 461 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 21 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 160, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Nevâhi Kanununun 214, 215, 216 Maddeleri Görüşüldü;  Sf. 510

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 160, Celse: 1, – Sf. 510) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 16 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 157, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa 

    Rauf Bey’in Lozan Konferansı Hakkındaki Beyanatı;

    İcra Vekilleri Heyeti Reisi ve Hariciye Vekâleti Vekili Rauf Bey (Sivas); “-.. Lozan’da pek çok taleplerimiz kabul edilmemiştir...  Rusya, Ukrayna ve Gürcistan murahhasları (delegeleri) boğazların hemen hemen Harb-i Umumiden (Genel Harpten) evvelki vaziyete ircasını (geriye götürülmesini) talep etmişlerdir. (En doğrusu, yaşasın Ruslar) Sf.441

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 157, Celse: 1, – Sf. 441 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 155, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Halife Hazretlerine Biat İçin Yani Bağlılık Bildirmek İçin İstanbul’a Giden Heyet Adına Kırşehir Mebusu Müfit Bey’in Beyanatı Var: (Çok iyi karşılandık diyor, kutsal emanetlerin hepsini kontrol ettik tamamdı, Halife ile görüştük, seçim mazbatasını verdik diyor. Halife; eğer benim vücudum İslam âlemi için mazarrat teşkil edecekse (zarar oluşturacaksa) Allah beni bir dakika yaşatmasın diyor. Cuma selamlığından önce ben ve heyet arkadaşlarım tek tek Halifenin elini sıkarak biat ettik (bağlılığımızı bildirdik) diyor ve şiddetli alkışlar var. Eskiden beri namazı mahfilde kılan Halife bu sefer halkın arasına girdi ve orada kıldı diyor.)  

      Ali Fuat Paşa Reisisani Seçildi; Sf. 361    

    14 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 156, Celse:1, Reisisani Müfit Efendi.

    Nevâhi Kanunu Görüşmeleri. Sf. 400 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 155, Celse: 1, – Sf. 361 ile 400 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 154, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Reisisani (ikinci başkan) Seçimi:

    (Dr. Adnan Bey’in yerine Meclis İkinci Reisi Seçimi yapıldı; Ali Fuat Paşa 117 Kâzım Karabekir Paşa 64 oy aldılar. Ali Fuat Paşa Kâzım benim çocukluk ve okul arkadaşımdır onun bu oyu alması beni üzdü bu rey bana yeterli değil dedi. Kâzım Paşa ise benim üzerimde bir cephe komutanlığı var sulha kadar böyle bekleyeceğim deyip adaylıktan istifa etti. Seçim yeniden yapılacak.) Sf. 337

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 154, Celse: 1, – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 9 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 153, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Milli Ticaret Birliği Kurulmuş.

    İstanbul’da Bazı İşadamlarının Kurduğu Şirketten Meclis’e Tebrik Telgrafı Göndermişler; Sf. 278

    Yunanlıların Batı Trakya’da Zulüm Yaptıklarına Dair Telgraf Var: (Meclis’te infial var, İsmet Paşa’ya haber verelim diyorlar.) Sf.301

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 153, Celse: 1, – Sf. 278 ile 301 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 152, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Kurtarılan Yerlerde Yolsuzluk İşlerine Adı Karışan Mebusların Ya Suçsuzluklarını İspatlamaları Veya Aklanmaları Hakkında Bir Takrir.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 152, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.