Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kürtlerde dağ insanının kahramanlığı kadar, çöl insanının ihaneti iç içe gidiyor. Kürtler kahramanı kadar haini de çok bir halktır.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öğrenmenin yaşamının sevinci olduğunu ve artık kalmadığını yazarak intihar eden Stefan Zweig’i hep büyük bir hüzün ile hatırlıyorum. Türkiye’nin düzeninin intihar aşamasında olduğunu bir de buradan çıkarıyorum.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herhangi bir kimsenin veya herkesin bir fiili, bir sözü suç sayılmıyorsa, demek ki suç yoktur.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • İçtihat, doktrin anlamına da gelebiliyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üniversitenin çürümesi genel çürümenin parçasıdır. Sanıldığının aksine tekelsi aşama, bir toplumun her cephesinde çürümedir; çünkü tekelsi düzen parazitler fabrikasıdır. Parazitler için ise bilmek gerekmiyor; tekelsi düzende çok sınırlı alanda dar bir uzmanlığın dışında genel bilgi düzeyinin düşmesi zorunlu oluyor. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Prof. Hasretyan, Şeyh Sait İsyanının; ” …ölçek ve örgütlülük açısından Kürt halkının tarihinde en büyük başkaldırı olduğu” nu ileri sürüyor ve şunları ekliyor “İsyan Şeyhler tarafından değil, esas olarak, başında, Türk Ordusunda Albay Cibranlı Halil Bey, gazeteci Kemal – Fevzi, Dr. Fuat gibi tanınmış aydınların bulunduğu Azadi Kürdistan Komitesi tarafından hazırlandı.”

    Hasretyan dinsel hedefi 2. plana itiyor, ilk planda bağımsızlık diyor. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1925 yılında patlak veren bu Kürt ayaklanmasında en önemli etkenlerden birisinin, Türklerin hareketlerinin başarıya ulaşmasının ve Türklerin 38 yaşına kadar Osmanlı ordusunda görev yapmış, Kemal Paşa’nın liderliğinde, umulmadık koşullardan, bir devlet kurarak çıkmalarının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Paşaların Osmanlı Devletini yıkmış olmaları, Kürtleri de Türkiye’den ayrılma düşüncesine sevk etmiş olabilir.  Ve Türkiye’nin başarısının Türklere mal edilmiş olması, Kürtlerin de kendilerini kanıtlaması isteği uyandırmış olabilir. Yine 24 Ocak kararlarından sonra ekonomik ve siyasi açıdan atak yapan Türkiye’de, kendi durumlarında hiçbir değişiklik göremeyen Kürtlerin PKK hareketine dört elle sarılmış olmaları da söz konusu olabilir. 1925 Şeyh Sait İsyanı’nın etnik motifinde bu durum bulunmaktadır ama Cumhuriyet’in Türkçü ve baskıcı bir yapıya bürünmesi, Kürtleri hem Cumhuriyet fikrinin dışına düşürmüş hem de gelecek endişesine sevk etmiş olabilir. Ayrıca özellikle Mustafa Kemal Paşa ve biraz da arkadaşlarının yaşam tarzları Türklerden daha muhafazakâr olan Zazalar ve Kürtler üzerinde çok olumsuz etkiler yaratmış olabilir.

  • Öcalan’ın Bekaa Vadisi’nde gördüğüm ve sözünü ettiğim ders notlarından aktarma yapmak istiyorum,

    “Türk burjuvazisi, 1925-1940 yılları arasında Kürdistan’da uluslaşmayı önlemek için burada kapitalizmin gelişmesine izin vermemiştir. Burada kapitalist gelişmeyi mahkûm etmiş, kapitalist gelişmeyi Türk uluslaşmasının maddi bir alanı haline getirmiştir.” Sf. 54

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vahdettin ve Ferit’i “hain” ilan ediyoruz pek güzel, ancak bir soru kalıyor: Kemal Paşayı görevlendirmekle Vahdettin ve Ferit mi yanılıyor, yoksa Kemal Paşa mı bunlara verdiği sözden dönüyor? Sf. 51

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erzurum, daha sonraki yıllarda da, Kürt ve Ermenilerin bir kurtuluş savaşı örgütlemeleri için yapmış oldukları toplantı ve kongrelere ev sahipliği yapıyor; Bunlardan bir diğeri, 1919 Haziran ayına rastlıyor. Bu tarihte Erzurum’da bir “Kürt Kongresi” toplanıyor. Kemal Paşanın katıldığı kongre Temmuz ayındadır. Sf. 50

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1927 Yılı TKP tevkifatında… TC Hükûmeti bu sırada komünist yakalamak istemiyor ve hem Sovyetlerden ve hem de Türkiye komünistlerinden son derece memnundur. Türkiye komünistleri, Kemalist Hükûmetin kendilerinden en çok memnun oldukları bir zamanda kendilerini polise veriyorlar. Hükûmet şaşkın; ne yapacağını şaşırıyor.    Sonunda TKP Merkez Yöneticileriyle teslim olduğunda bile, dörder aylık hapis cezalarıyla sonuçlanan bir mahkeme sürüyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 93, 94) kitabından birebir alınmıştır.

  • Londra tarafından tanınmaya çok önem veren ve Enver ile arkadaşlarına göre çok daha az cüretkâr olan Kemal Paşa ve arkadaşları, 1923 yılı başında Musul’dan vazgeçti.  Ve bunu usulüne uygun olarak Londra’ya hissettirdi mi; bu ancak, üzerinde çalışılabilecek bir hipotez olabilir. Daha sonraki gelişmelerin bu hipotezi doğruladığı kesindir.    

      1925 yılı Aralık ayı, Avrupa’da gelişmeler söz konusu olduğunda hem Ankara ve hem de Moskova için ters işaretlerle doludur. Aynı anda Milletler Cemiyetinin Musul kararı, tümüyle Büyük Britanya lehinedir ve Türkiye, daha önce buna yatkın hale gelmiş olsa da herhangi bir görüntüyü kurtaracak senaryo da yoluna bırakılıyor.    

      Toplanır ve özetlenirse 1925 yılının son ayında hem Sovyetler ve hem de Türkiye, Batı Avrupa’da ters yüz edilmiş görünüyorlar; en azından ve çok acele olarak 17 Aralık 1925 yılında Paris’te Türkiye ile Sovyetlerin bir saldırmazlık antlaşması imzalaması da bunu kanıtlıyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 87 ile 93 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1915 – 1916 yılında art arda hükûmet kararnameleri çıkartarak Kürtleri sınır bölgelerinden alıp, Batı Anadolu’ya yerleştirmeye başlıyorlar. Kürtlerin sınır koruma görevi sona eriyor; yüz Türk’e on Kürt hesabıyla Kürtlerin zorunlu iskânı politikası uygulamaya konuluyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtler bunu çok iyi bilirler, İttihat ve Terakki’nin içinde yer alırlar,

    Aslında İttihat ve Terakki’nin kurucularının dökümü son derece ilginçtir. Dört kurucudan birisi, Mehmet Reşit, Çerkez’dir ve İkincisi, İbrahim Temo, Arnavut oluyor, üçüncü Abdullah Cevdet ile dördüncü İshak Sükûti ise Küttürler. Sadece kişi düzeyinde değil hareket ve delegasyon planında da Kürtler Jön Türk hareketi içinde yer aldılar. Sf. 49

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu parantezden sonra Hamid’in politikasına dönüyorum. Hamid, Kürtlerle savaşmak yerine Kürtleri kullanma politikasını başlatıyor. Burada özgün ve önemli adımlar atıyor. Bu adımları atmasında, 1877-78 Türk- Rus Savaşı’nda gönüllü Ermeni birlikleriyle de savaşmak zorunda kalması ve Kürtler içinde Rusya yanlısı eğilimlerin güçlenmesi de etkili oluyor.

    Bu politikanın özü şudur: Kürtlere Kürtlüklerini unutturmak. Hamid’in diğer politikalarında da görülen bir temel çizgi Kürt politikasında da var; Hamid, hep yücelterek ortadan kaldırıyor. Sf.48

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öcalan, Bekaa Vadisi’nde okutulan ders notlarında, şunları ileri sunuyor “Kemalizm’in tarihteki yeri, Türk ulusçuluğunu ileriye götürmüş olmasında yatar. Kemalizm’in, bu kadar iz bırakmış olmasının nedeni çok güç koşullarda Türk ulusçuluğunu gerçekleştirmiş olmasıdır.” Sf. 44

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarih, toplumsal bilimlerin anasıdır. Bilimsel yöntemlerin çıkartılmasında tarihin incelenmesi ve tarihsel bilginin etkileme sürecinin rolünün büyük olduğunu düşünüyorum. Tarihin insanı etkileme süreci ile insan aklının dinamiği arasında tıpkı insan aklı ile gökyüzündeki fiziksel hareketlilik arasında olduğu gibi bir etkileşim bulunduğundan kuşku duymuyorum..  Tarihin yasalarının etkili olması için çıkarılıp yazılması gerekmiyor. Yasa, formüle edilmiş biçimi ile somut durumun ve pratik gelişmenin ayrılmaz bir parçası olan zikzaklarıyla birlikte her tarihin varislerini az veya çok ölçüde etkiliyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhurbaşkanlığı ve Kurtuluş Savaşı arşivleri gizlidir. Tarihçilerin dışında herkese kapalıdır.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hain’in tarifinde iki netlik vazgeçilmez oluyor; birincisi, kendisine güvenilmesi gerekiyor. Her hain güvenilen insanlar arasından çıkıyor. İkincisi; hainin kesinlikle kendisine güvenenlerin karşısında taraf ve iş birliği ve çıkar alışverişinde olması gerekiyor; Osmanlı tarihinde pek böylelerine rastlamadım.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarih boyunca bir tek devlet kurdular; İran ile Irak sınırı arasında, İran içinde on altı bin kişilik nüfusa sahip Mahabat Kürt Cumhuriyetini kurdular. Tarihte tek kurdukları devletin adı bile Kürtçe değil Farsça oldu.   

    Bir yıl kadar bir zaman sonra aynı meydanda Kadı Muhammet ve kardeşini asıyorlar.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.