Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Beş vakit namazın, 30 günlük orucun aynısı Sâbiîlikte de vardı.  Oysa Sâbiîler güneşe, yıldızlara, aya tapıyorlardı. Aslında dediğin gibi güneş ve ay değildi onların tanrısı; güneşin, ayın, yıldızların da içinde bulunduğu Yüce Tanrı kavramıydı düşüncelerinde olan.    Boy abdesti Sâbiîlerde de var.

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evet, babam Türk’tü, anam Kürt’tü. Fakat anam babamın yanında Kürt olduğunu pek söyleyemezdi, korkardı.

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 17, 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resmi ideoloji ile halklar arasında, etnik guruplar arasında, mezhep gurupları arasında birlik ve beraberlik kurulamaz. Resmi ideolojiyi uygulamak ancak, devlet terörü aracılığı ile gerçekleştirilebilir.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdeolojiler hep çifte standartlı tavır ve davranışlar üretirler.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kendi ulusu için layık gördüğü hakları, başka bir ulus için layık görmeyen kişiyi “ırkçı” olarak değerlendirmek mümkündür.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cemal Kutay 1840’lı yıllarda Kürdistan için mücadele eden Bedirhan Paşa’nın torunu.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ali Saip Ursavaş’ın da Kürt olduğu bilinmektedir. .. 1919 -1920 yıllarında, Güney Kürdistan’da Kürtlerle birlikte özgürlük ve bağımsızlık için başkaldırıyor, 1925’te de özgürlük ve bağımsızlık isteyen Kürtleri yargılayan İstiklâl Mahkemesinde yer alıyor.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrahim Arvâsi de 1964 yılında Ankara’da yayınlanan “Tarihi Hakikatler” isimli kitabında, Şeyh Sait Kürt Ayaklanmasıyla ilgili olarak olayın farklı bir yönüne değinmektedir;

    “.. Bu işin neticesi ve kötülüğü safha safha meydana çıkıyordu. Şark Mebuslarından İsmet Paşa’ya itimat edenlerle etmeyenler ve korkudan kaçıp ta reye iştirak etmeyenler ve kaçınıp ta rey vermeyenler dâhil hepsinin bütün akraba ve taallukatını (yakınlarını) kamilen (tamamen) nefiy (sürgün) ve tedip ettiler (cezalandırdılar). .. Hele İstiklâl Mahkemesinde Elaziz’de kelle müzayedesi (açık arttırması) yapılıyordu. Beş yüz altına bir kelle alınıp – satılıyordu!” 

    “Jurnali hazırlayan Komiser ile Ali Saip’in çete arkadaşı Askitanlı Paşo’nun da fazla olarak elli altunu vardı. Bu suretle Şark İstiklâl Mahkemesinden Ankara’ya dönen Ali Saip Bey bin altunla geldi. Ve netice olarak Şark Vilâyetlerinde kulplu ve kulpsuz altının kökü kesildi.” 

    “Şark İstiklâl Mahkemesi Müddeiumumisi Süreyya Örgeevren ise Büyükada’da merhum (rahmetli) bir müşirin (Paşanın) fevkalade ziynetli (olağanüstü süslenmiş) ve muhteşem köşkünü satın aldığında Atatürk kendisini çağırtmış, .. hapsettirmiş tüm maaş ve harcırahlarının toplamı bile bu köşkü almaya yetmiyor.  Ve Atatürk Süreyya’ya hitaben “Siz benim şerefimle oynadınız; çaldınız, çırptınız utanmaz herif!”  diyerek kovmuş ve tokat da aşketmiş.”  “Savcının birkaç cümle ile Şarklılar aleyhine zulmü ile kini ve adaletini gösterir misaller arz edeyim; Ne kadar baba oğul mahkûm varsa, evvela babasının gözünün önünde oğlunu astırır, sonra babayı asardı.”

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap yayın 1991 Baskısı – s. 39, 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihe her zaman sınıf mücadeleleri açısından bakmak, etnik gurupların istek ve iradelerini gözden uzak tutmak, olayları her zaman çözümleyici olamıyor.

    Alıntı: Devletlerarası Sömürge Kürdistan – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı- Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Aralık 1978’de Ankara’da Türkiye Yazarlar Sendikasının sohbet toplantısı; Aziz Nesin;

    “Ben senden kuşkulanıyorum arkadaş. Bu sırada herkesten kuşkulanıyorum, senden de kuşkulanıyorum. Hem Türk olalım hem de Kürt meselesinin ısrarla üzerine gidelim.  Kürtlerin kendileri bu kadar ilgilenmiyor. .. Sen ne karışıyorsun? .. Senden ne köy olur ne kasaba…” 

    Beşikçi; “Kürdistan uluslararası bir sömürgedir. Kemalizm’in en önemli iki özelliğinden biri, Kürdistan’ın Ortadoğu’daki bu statüsünün değişmesine engel olmuştur.”  

    Alıntı: Bir Aydın Bir Örgüt ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi (Melsa Yayınları Mart 1990 Baskısı – Sf. 60)

  • BAKKAL’IN YORUMU (1996): Dürüst, namuslu ve gerçek bir kahraman. Mustafa Kemal döneminin ilk harcadıklarından. Çok silik insanların bakan olduklarını görüyor. Çok mağdur oluyor. Yoksulluk içerisinde yaşıyor. Halil Paşa’nın yaveri iken sayısız altına el sürmeyen adama son günlerinde bu muamele reva görülüyor. Çok acı bir yaşam ve ölüm! Ve Selahattin Bey’e son kötülüğü de İlhan Selçuk yapıyor. Ünlü aydınımız (!) İlhan Selçuk, Selahattin’in oğlunun güvenerek verdiği Hatıralarını sansür ediyor ve tarihi karartıyor, çok yazık çok!

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 350) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüzbaşı Selahattin eşi Nimet’in ölümünden sonra Ankara’ya yerleşti. Bayındırlık bakanlığında, Seferberlik Müdürlüğü ve Malzeme Müdürlüğü görevlerini ömrünün sonuna kadar yürüttü.  Celal Bayar üç arkadaşıyla, meşhur “Dörtlü Takrir” i vererek muhalefetin başına geçmişti. Yüzbaşı Selahattin Yurtoğlu’nun Atatürk Bulvarındaki evinde Dörtlü Takrir sahiplerini sık sık topluyordu.  14 Mayıs 1950’den sonra bir gün evinde otururken telefon çalmış, bir ses;

    “-Cumhurbaşkanlığı köşkünden aranıyorsunuz.”  demişti. Gerçekten telefonun öbür ucunda zamanın Cumhurbaşkanı vardı. 

    “-Selahattin Bey neden beni ziyarete gelmiyorsunuz? Sonuçta her ikimizde de aynı caddenin üzerinde oturuyoruz. Yokuşun başında benim evim var sonunda sizinki.” Yüzbaşı Selahattin;

    “-Sayın Cumhurbaşkanım, mademki yokuşun başında sizinki ve sonunda benimki var; sizin benim evimi ziyarete gelmeniz daha doğru olmaz mı?” diye sordu. Gerçekten de ertesi gün Cumhurbaşkanı Celal Bayar Selahattin Bey’in evine geldi. Son gelişiydi.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 326) kitabından birebir alınmıştır.

  • Salih Hoca 1944’te hastalandı bir bacağını kestiler. 1946’da Fatih’teki evinde fakir bir yaşam sürdürüyordu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2009): Salih Hoca, vatansever, muhalif ve yiğit bir Erzurum mebusuydu.

  • Kurmay sınavlarına girdim. Başarılı olduğumu sanıyordum. Ama sınavlarda kopya çekildiği kuşkusu üzerine topyekûn (hepsi birden) iptal kararı verildi. Bunun üzerine büyük bir öfkeye kapılarak, sonradan pişman olacağım bir karar yöneldim ve askerlikten istifa ettim.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1921 Mart sonlarına doğru Kâzım Karabekir’in yazısı geldi. Bekir Sami Bey’in Kars müstahkem mevkii (güvenli askeri bölge) Kumandanlığına tayinini Ankara’da Milli Müdafaanın kabul etmediği bildiriliyordu. 

    Bunun üzerine Kumandan tedavi için izin istedi. Beni de Daday’a yolladı.  4 Nisan 1921’de Daday’a geldim ve 20 ay Daday’da kaldım. 5 Ekim 1923’te beni Ankara’dan İstanbul’a taşınmış bulunan Harbiye Mektebi 2. Bölük kumandanlığına tayin ettiler.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 264, 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • Padişah namına (adına) İstanbul’dan gelen Reşit Bey’le görüşüldü. Reşit Bey Padişahın bizimle beraber olduğunu, bizim için her şeyi yapacağını, “Kendisini namussuzca aldatmış olan Mustafa Kemal’i tanımamamızı” istiyordu.  Bu şartı kabul edersek, bir hafta içinde Bekir Sami Bey’i Paşa yapacak ve bir hafta sonra Ferikliğe yükseltecek ve bütün Anadolu kuvvetlerinin Başkumandanlığına getirecekti. Bekir Sami Bey’in şahsına yirmi bin İngiliz lirası verecek ve bütün Milli Hareketin masrafını ödeyecekti. 1919’un yazı. Bekir Sami Bey Mustafa Kemal Paşa’ya kalleşlik yapamayacağını söylüyor.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  •   Bağdat, Bakü, Basra

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 288) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herkes Ali Fuat Paşa’dan çok çekiniyordu. Çünkü cesur ve atılgan tanınan bu adam, öfkelendi mi ağır ve küfürlü konuşuyordu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bursa’da, şehrin Setbaşı Mahallesinde fırıncılık yapan Erzurumlu Salih Hoca (Erzurum Mebusu) fırının külhanında bildiriler basarak, halkı Milli Mücadeleye çağırıyordu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Haziran 1919, Eşme’den Çine’ye çekilmiş olan 57 Tümen Kumandanından aldığımız raporda şu maddeler vardı;

    1- İzmir’in işgalinin ardından Tümen Birliklerinde bulunan erat (erler), hemen tümüyle firar etmiştir. 

    2- Mahalli Hükûmet çevreleri, Yunanlıları iyi biçimde karşılamak için propaganda yapmışlardır.

    3- Bir komiser, Yunanlıları Aydın’a davet için Yunanlılara gönderilmiş, Aydında bütün evler Yunan bayrakları asmışlardır.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.