Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Ödemişte halka 1.500 silah dağıtılmış, ancak çarpışmaya 120 kişi katılmıştı. Diğerleri dağılmış. Yunanlılar Ödemişe 1 Haziran 1919’da vukuatsız olarak girmişler.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Albay Bekir Sami; “-İzmir cephesine gideceğim. Yunanlılara harp ilan edeceğim ve hükümete isyan edeceğim. Gider misin? Giderim!

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anadolu’da şekavet, yani Milli Mücadele yaptığımız için on kişi ile birlikte idama mahkûm oldum. Bu on kişi şunlardır; Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Bekir Sami, Ali Fuat, Refet Bele, Kâzım, Cami, Ethem, Selahattin.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Bu idama mahkûm olan on kişinin kimler olduğu bilgisi pek paylaşılmadı. Selahattin’den öğrendim.

  • Harbin sonlarına doğru, Mehmetçikleri yaşla değil, kiloyla askere alıyorlardı. Kırk beş kilo gelen askerdi. Bu çocukta bu yöntemle on beş yaşında askere alınmıştı.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2009) “Hey on beşli on beşli” türküsüne sebep olan olay. Babam da kilo ile askere gitmiş, 47 okka gelince Dedemin Sarıkamış’ta 1915’de şehit olmasının üzerinden iki sene geçmeden 1917’de ve 17 yaşında iken askere alınmış . İttihatçılar 1917’de ölüme gönderecek insan bulamayınca Askerlik Şubelerine kantarı koyup çocukları tartmışlar, 45 okkanın üstündekileri yaşı kaç olursa olsun asker yapmışlar. O dönemde bu şekilde asker olanlara okka askeri denilirmiş.

  • İngiliz Orduları Kut’ül Amare’de kuşatılmış, 27 Nisan 1916 günü Tausend ve Halil Paşa iki tarafın hatları arasında, Dicle üzerinde buluştular, görüştüler. İngiliz Generali vereceği parayı üç milyona çıkardı. Halil Paşa kayıtsız şartsız teslim teklifinde bulundu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1998); Bu Halil Paşa Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa olmalı.

  • Pervari’deyken Başkumandanlıktan bir şifre daha geldi;

    “Türk Ordusu Kafkasya’ya girdiği zaman 300.000 silahlı Türk’le orduya katılacağını söylemiş olan Batumlu Aslan Bey’i bulunuz ve behemehâl (her hâlükârda, şartlar ne olursa olsun, mutlaka) Kafkasya’ya girmesini sağlayınız!” 

    Halil Bey yanıt verdi; “Batumlu Aslan Bey 10 kişilik maiyetiyle (adamlarıyla, yanındakilerle) karargâhımızda misafirdir.”

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 163) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKA’IN YORUMU (1997): Enver Paşa’nın ne kadar hayalperest ve muhteris bir kişi olduğunu gösteriyor. Binlerce insanın canını almış ve ülkeyi on yıl yönetmiş üç diktatör paşadan en ileride olanı.

  • Halil Paşa’nın bana anlattığına göre; 4 Ağustos 1914 tarihinde, Osmanlı İmparatorluğu Büyük Seferberlik ilan edince o tarihte Meclisi Mebusan Reisi Menteşe Mebusu Halil Bey’in başkanlığında İstanbul Merkez Komutanı Binbaşı Halil’in (Halil Paşa) bulunduğu bir kurul, Hükûmet adına Ermeni Patrikliğine giderek şunu söylemişlerdir; “Osmanlı İmparatorluğu bir Cihan Savaşına girmek üzeredir. Bu devletimiz için olmak ya da olmamak sorunudur. Bunun içindir ki İmparatorluk her tedbire başvuracaktır. Ermenilerin yüzyıldan beri bir hükûmet kurmak için çalıştıkları ve bu yolda Rus ve İngilizlerce desteklendiklerini biliyoruz.

    Bu durum karşısında teklifimiz;

    1- Biz savaşta ya galip geleceğiz veya yenileceğiz. Eğer bu dönemde galip gelirsek, merkezi Erivan olmak üzere Türk, İran, Rus topraklarında, bir Ermenistan kurulmasını kabul ederiz. Yok yenilirsek zaten galip devletler bunu yapacaklardır. 

    2- Ermeniler düşmanlarımıza yardım ederlerse o vakit Türkiye’deki bütün Ermenileri mahvederiz. Galip gelir ve Kafkasya’ya geçersek orada aynı davranışı devam ettiririz. Yenilirsek dahi Ermeniler için kazanç yoktur.”  

    Patrik uslu duracaklarına dair söz veriyor.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tabur Kumandanı Cemil Batumlu vatanperver bir ittihatçıydı. Bir gün beni çağırdı; “Yarın seninle beraber Meclis’e gideceğiz, sivil elbiseni giy, cebine birkaç bomba koy, yanında iki tabanca olacak. Ertesi gün öğlen üstü Meclis binasına geldik. Enver Paşa bizim binbaşıyı görünce yanımıza geldi… dedi ki; Cemil Bey, bugün Meclis’ten güvenoyu isteyeceğiz, oysa çeşitli gürültüler çıkacaktır. Biz güven istiyoruz. İşi edepsizliğe vurularsa, tanıdığınız malum mebuslar bir anda yok edilmelidir. (1)

    … Koridorda üç Ermeni mebusu gizli gizli konuşuyorlardı. Dâhiliye Nazırı Talat Bey bunların yanına sokuldu, birinin cebine elini soktu, bir bomba çıkardı, mebusun eline bombayı verdi, yürüdü.  

    … Binbaşı oturan Mebuslardan birini gösterdi; Git yavaşça kulağına söyle; Kalkmazsan vuracağım de. Kalkmazsa vur! Kalkarsa dışarı çıkar, Beyoğlu Birahanesine götür, gün batıncaya kadar salıverme. Yaptım. Galiba adamın adı Urfanidis idi. 

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(1998); 1913 Yılı olmalı.

  • Enver Bey iki derece terfi ederek Enver Paşa oldu ve Harbiye Nazırı oldu. O tarihte 35 yaşındaydı. Makama geçer geçmez ne kadar ihtiyar Paşa ve yaşlı subay varsa emekliye sevk etti.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben mektepte Türkçülük akımının başıydım.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk, (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • (ÖNSÖZ: Yüzbaşı Selahattin Yurtoğlu’nun oğlu Dr. Cengiz Yurtoğlu İlhan Selçuk’u arayarak babasının anılarından bahsediyor. Babası Yüzbaşı Selahattin, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı romanındaki Cehennem Cemil’in arkadaşı. Bu anılar 1894 ile 4 Nisan 1921 yıllarını kapsıyor. Ve Selahattin Yurtoğlu bu anılarını neden yazdığını şöyle anlatıyor)

    ” …yakın tarihi okuduğunuz zaman anlayacaksınız ki; yüz yıl önce sonu felaketle bitmiş bir tutum, yüz yıl sonra bilinmediği için aynı biçimde tekrar edilmiş ve yine aynı felaketi doğurmuştur. Geçmiş deneyimleri bilen ve her gün geçirilen hayattan ders alarak yaşayışlarını buna göre düzenleyebilenler, en güçlü adamlardır.” 

    (İlhan Selçuk, bu anıları sansür ettiğini ve bu sansürü neden yaptığını özetlemiş:)

    “Osmanlılık çağdışıydı. On beş cilt tutan anılardan bu günkü ortamda tepkiler yaratacak bazı sayfaları da çıkarmak zorunda kaldım.”

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): İlhan Selçuk: çok saygısız bir insan, tarihe, o anıyı yazan insana, onu kendisine emanet eden oğluna ve bu ülkenin okuyucusuna karşı çok büyük bir saygısızlık yapmış bir insan! Madem tabularına, inançlarına, mitlerine uygun düşmeyen bilgiler vardıysa o zaman bu kitabı yazmayacaktı ve dokümanları Selahattin Bey’in oğluna iade edecekti. Neyi yok ettiğini bile bilmiyoruz, on beş cilt tutarındaki bilgileri iki ciltlik kitap yapmış, belki de tarihimize ışık tutacak çok önemli bilgileri yok etmiş. O bilgileri hiç kimse kullanamaz artık. Bu adam bu ülkede yirmi sene Cumhuriyet Gazetesinde başyazarlık yaptı, aydın diye geçinip gitti.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): 1945 Yılında yayına başlayan, Zekeriya ve Sabiha Sertel’lerin Tan Gazetesi, o dönem iktidar olan CHP’nin baskıcı idaresine muhalefet ediyordu. 4 Aralık 1945 günü İstanbul Üniversitesi’nden yürüyüşe geçen CHP’li gençler tarafından Tan Gazetesi yağmalandı, yakılıp yıkıldı. Sertel’ler Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldılar. Türkiye tarihinin bu en kanlı baskınını yapan linç gürûhunun içinde İlhan Selçuk ve Süleyman Demirel’de vardı. Bu bilgiyi o gürûhun içinde bulunan Orhan Birgit Can Dündar’a bizzat kendisi açıklamıştı.

  • Köycülük, halkçılık, Türkçülük bir ça­resizliktir. Bütün çarelerin tükendiğine inanıldığı zaman baş vurulan bir çaredir. Nitekim Mustafa Kemal, İstan­bul’da, iç ve dış faktöre dayalı bütün çareleri, pratik ve teorik olarak denedikten sonra, Anadolu’ya çıkmayı de­nemiştir. Sf. 529

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 529) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizler, Bizans – Osmanlı tarihinin mirasçılarıyız. Bizler Roma Türk geleneğinin sahipleriyiz. Bizans – Osmanlı geleneğinde üç sınıf var; Mülkiye, ilmiye, seyfiye. Birbirlerinden usulleri ve giyimleriyle ayrılırlar. Ben bu mirasın sahibiyim. Geliştirmeye çalışırım, geriye götürülmesini, kolaylıkla kabul etmem.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 626) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tesadüf düzeni, hukuk ve yönetim düzeni ve düzeyi değildir.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 619) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuhn’un görüşünde paradigma, bilimdeki köklü değişikliklerin yerleşmesidir. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 615) kitabından birebir alınmıştır.

  • Somut, çeşitli elemanların bir birliğidir.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 595) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her yerde ve kuşku yok, en başta bilimde, gelişmenin dinamiğini ayrılık noktalarında aramak gerekiyor. Ders kitapları ortak noktaları abartarak bilimsel düşüncenin gelişmesine kanserojen etki yapıyor. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 594) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyaset, eylem hâlinde felsefedir. Sf. 530

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 530) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimsel araştırma kavgadır. Kavga olmadan tez olmaz, tez olmadan kavga olmaz.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 607) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim, büyük ölçüde yöntemdir, bilimde her büyük katkı aynı zamanda mevcut yönteme katkıdır. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 590) kitabından birebir alınmıştır.