Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Gezegenleri harekete getiren nedir? Bilim tarihinin en önemli sorusunu Kepler sordu. Kepler, ancak bu soruyu sorabildi ve hareketin matematik ifadelerini ortaya koyabildi. Bu soruya ilk cevabı Newton verdi; yer çekimi.  Yer çekiminin astronomi ve fizikte oynadığı rolü, siyasi iktisatta kişisel çıkar, Marks’ın vizyonunda sınıf çelişkisi üstlendi. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 588) kitabından birebir alınmıştır.

  • Temel ilke şudur, ne hareket ediyorsa, başka bir güç tarafından harekete getiriliyordur.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 586) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer nota bilmek veya bir enstrümana hâkim olmak, kültürlü aydının girdilerinden birisi ise ve yalnızca bu göstergeye bakarak, üstelik mo­dern okullardaki müzik derslerini de göz önünde tutarak, bundan yüzyıl önceki Türk aydın kadınının bugünkü aydın Türk kadınından daha kültürlü olduğunu söyleyebiliyorum. Sf. 523

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim adamı, yeni bilgiler için duyduğu huzursuzluktan mutlu olabilendir.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lenin, kapitalizmde pazarın iki yönde gelişebileceğine işaret ediyor; bu ayrıma göre bir Kapitalist ekonomide pazar ya derinlemesine ya da genişlemesine gelişir. Derinlemesine gelişme; belli bir yerde sanayi ve tarımın daha çok gelişmesidir. Buna teknolojide ilerleme ile birlikte sermayenin organik bileşiminin artması ve aynı sanayi kolunda yeni alt kesimlerin oluşması demek te mümkün. Genişlemesine gelişme ise kapitalist egemenliği yeni alanları götürmek olarak ortaya çıkıyor.  Bir bütünün unsurlarının eşitsiz gelişmesi, söz konusu bütünün düzgün ve eşit gelişmesine imkân vermeyen patlamalara yol açıyor. Ekonomide, politikada ve muhtemelen sanatta büyük açılımlar ancak bir eşitsiz gelişme sonucunda ortaya çıkıyor.  

    Nasıl ki sanayi devrimi, nerede ise altmış yıl içinde tamamlandıysa, hâlâ gizemi çözülemeyen Yunan dehası veya sanatı da aşağı yukarı bir altmış yıl içinde gerçekleşti.   Bu dönemde Atina Isparta ile iki uzun savaş yaptı ve yenildi, tahrip edildi. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 566, ile 572 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sanayi Devrimi iki nesillik bir zaman diliminde insanı değiştirdi.  Britanya’nın dünya sanayi üretimindeki payı 1870 yılında üçte bir ve 1900 yılında beşte bir iken 1913 yılına doğru gelindiğinde yedide bire düştü.  

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 565) kitabından birebir alınmıştır.

  • C. Hill; “1558 ve 1688 arasında ebeveynlerden birisini cellatların elinde kaybetmemiş tek İngiliz hükümdarı birinci Charles idi. O da büyük annesinin akıbetine uğradı.” 

    Hill önemli bir tarihçi ve şu bilgileri veriyor; “Bizim dönemimizde (1530-1730) İngiltere tüm Avrupa’da siyasal şiddetiyle ünlüydü.”  Şiddet ise çelişkinin bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. Gelişme de her zaman çelişkinin bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 561) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eşitsiz gelişme .. Kapitalist gelişmenin iç dinamiğidir. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 558) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Yasa; Sanayideki dallardan birinde bir radikal gelişme olursa, onunla ilişkili diğer sahalarda bir takım dengesizlikler ortaya çıkacaktır.  Sonra geride kalan bölüm de radikal bir değişimi zorlayacak ve sistem dengeye gelecektir. Bu eşitsiz gelişme yasasını ilk konu eden yazar Paul Mantoux 1927, Marks’da ondan 50 yıl önce bundan bahsetti.

  • Türkiye çareyi Batıya yetişmekte buluyor. Çare, Batıya yetişmekten geçmiyor. Çare batıyı aşmakta yatıyor.  Batı, doğuya yetişmeye çalışmadı. Doğu’yu aştı. Taklit etmeyi denemeden yetişmek mümkün değil.  Bugün çaresizliği ve yetersizliği yaşanan Eurosantrik dünya bilimidir. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 555, 556) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir yazıda, “ki”lerin çokluğunun bir anlamı var; sözler içten değil, düşünce özgün değil, demektir.  

    Birleşik cümle ise, teorik ve entelektüel anlatımın vazgeçilmez birimleridir.  Türkçe de birleşik cümle kullanımı son derece sınırlıdır.  

      Ki bağlacı dilimize Farsçadan girmiştir. İngilizce teorik bir zenginliğe kavuşturulmuş, bileşik cümlesi, compound sentense, son derece yaygın bir dildir.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 545) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Siyaset, eylem halinde felsefedir.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 530) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğan Avcıoğlu Yön Dergisinde; “Halkçılık fikri Niyazi Berkes’in açıkladığına göre bize Meşrutiyet’ten önce Rusya’dan ve Bulgaristan’dan gelmiştir.” Gerçekten Bulgaristan’da idealist aydın üniversiteyi bitirdikten sonra köye gidip köyü uyandırıp kalkınması fikri çok yaygındı. İlkokul sıralarında bize Bulgar aydınının köyleri nasıl kalkındırdığı uzun uzun anlatılırdı.” 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 507) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Kültür Devrimi içinde Türkiye’nin bilim adamları bile bilimsel bir dille yazıp okumayı unuttular. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 485) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeni bilgi ya hiç dokunulmamış bir alana düşer veya kendisine yeni bir alan arar. Hiç dokunulmamış alan pek az olmalı. Bu yüzden yeni bilginin tek yolu, mevcut bilgi envanterindeki yanlışlıkları ortadan kaldırmaktır. Bu ise ancak tartışmak ve eleştirerek olur.  Yine bu yüzden tartışmadan ve eleştirmeden hiçbir zaman bilgi üretilemez. Bilim adamı için özgürlük, tartışmak ve eleştirmek için gereklidir. Bir alanı bilmek, bilmeyi bilmektir. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 460, 461) kitabından birebir alınmıştır.

  • Teknolojik temeli yoksul bir ülke en ileri teknolojileri daha kolaylıkla alabilir. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 574) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üniversitede, yeni bilgi üretmenin gerekli koşullarından olan mevcut bil­gi envanteri yapılır ve verilir. Bu, tekrar ediyorum, bilgi üretmek için kesinlikle gereklidir; ancak kesinlikle yeter­li değil.

    Neyin bilindiğini bilmek, mevcut bilginin sınırlarını tanımak demektir. Yeni bilgi üretmek ise bu sınırları kırıp aşmaktır. Tanımak statik, kırıp aşmak dinamiktir. Sf. 459

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 459) kitabından birebir alınmıştır.

  • Orta çağdan bugüne bir konuyu bilen kişiye doktor deniyor. Çünkü bilgi edinmenin en yüksek ve formel bilgi üretmenin ilk ve son mertebesi doktora oluyor. Bu yüzden, üniversiteler, önem verdikleri kişilere, devlet adamlarına, fahri profesörlük değil, fahri doktorluk unvanı veriyorlar. Sf. 460

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 460) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitalizm, devlet müdahalesini ortadan kaldırmıyor; daha da kaçınılmaz yapıyor. Kapitalizmin anarşik yapısı veri alındığında, kapitalist ekonomiyi devlet müdahalesi olmadan işletmek mümkün olmuyor. Sf. 456  

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 456) kitabından birebir alınmıştır.

  • Polonyalı bir Yüzbaşı, Kostantin Borjenski idi. Osmanlı oldu. Adını değiştirdi. Mustafa Celâlettin Paşa oldu. Türkiye tarihinde ilk büyük Türkçülerden birisidir. Oğlu Ferik Enver Paşa’dır. Ferik Enver’in kızı Celile Hanım’dır. Celile Hanım’ın oğlu Nazım Hikmet’tir. Sf. 426, 427

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 426, 427) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ulusal düzeyde evrenseli aşmadan evrensel olmak mümkün değil. Sf. 387

    Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 387) kitabından birebir alınmıştır.