Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Çinliler, Batı sınırlarında yaşayan göçebe topluluklar kadar Batılı endüstri ülkelerinin insanlarını da barbar olarak görüyorlardı; aynı anlayışı Japonlar da benimsemişlerdi, Sf. 227

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herhangi bir endüstri öncesi toplumda, büyük çaplı bir bürokrasi kurma girişimi, kısa süre sonra memurların üstlerine bağımlı kalmalarını sağlayacak maaşları ödeyebilmeye yetecek kaynakların halktan toplanması gibi çok büyük bir güçlükle karşılaşır. Yöneticilerin bu güçlüğü aşmak için buldukları yolların tüm toplumsal yapıda son derece büyük etkisi olur. Fransız çözümü, görevlerin satılması; Rus çözümü, Rusya topraklarının uçsuz bucaksız genişliğine uygun olarak, çarlık kamu yönetiminde gördükleri hizmete karşılık memurlara, üzerindeki serfleriyle birlikte malikâneler bağışlamaktı. Çin çözümü ise, görevi yarı gizli yarı açık kötüye kullanmalarına (suiistimallerine) izin vermekti. Sf. 220

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • Totaliter kılıf, Almanya’da olduğu gibi Japonya’da da, birbirleriyle rekabet durumundaki birçok çıkar grubunun itişip kakışmasını gizlemekteydi, iki ülkede de sağ kanat radikalleri, gerçek iktidarı hiçbir zaman ellerine geçiremediler;  Sf. 360

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 360) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yabancı tehdidi genellikle periyodik olarak gündeme gelen barbar fetihleriyle sınırlıydı. Barbarlar yeterince toprak ele geçirip yeni hanedan biçiminde Çin’in başına yerleştikten sonra, kendilerini kurulu toplumsal düzene uyarlıyorlardı. Çin yöneticileri, İmparatorluk çağı boyunca, kendileriyle az çok eşit koşullara sahip başka yöneticilerle sürekli bir askeri rekabet içinde bulunma sorunuyla yüz yüze kalmadılar. Dolayısıyla, toplumun kaynaklarının önemli bir bölümünü yutan düzenli ve sürekli bir ordu bulunmadığı gibi, Sf. 219

    Çin’de iç barışın korunması, daha çok köylülerin, kaçmak zorunda bırakılacak ve böylece haydutluğa başlayacak ya da üst sınıfların durumlarından hoşnut olmayan öğelerince yönetilen bir ayaklanmaya katılmalarına yol açacak kadar sıkılıp sularının çıkarılmamasına bağlıydı. Sf. 219

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toprak zenginliği bürokrasiden kaynaklandı ve varlığını korumak için ona yaslandı. Sf. 218

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toprakbeyi, kiracılarının iyi ürün alabilmelerini sağlayabilmek yolunda sulamanın doğru dürüst yapılmasıyla yakından ilgiliydi. Onun için yerel toprakbeyi aileleri, hükümetin kanallar vb. su denetleme sistemleri kurması için, hükümete sürekli baskı yapıyorlardı; bu yoldaki baskılarının etkili olabilmesiyse, aile üyelerinden hiç değilse birinin akademik bir sıfata sahip olmasını ve bu sıfatın olanak verdiği resmi ilişkileri kurabilmesini gerektiriyordu. Sf. 217

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu dönemde, Çin’de, bir “memurlar ve bilginler” sınıfının var olduğu konusunda da yaygın bir görüş birliği bulunmakta ve akademik mürekkep yalamış olanlarla olmayanları birbirinden ayıracak kesin çizgiler olmakla birlikte, bu gurup içinde memurlarla bilginleri ayıran çizginin çekilmesinde sorunlar çıkacaktır. Sf. 211

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok çok eskilerde Çin’de bir felsefeciler okulu vardı; bu felsefeciler “adların düzeltilmesi” isteğinde bulunmalarını gerektiren bir öğretiye bağlıydılar. Söz konusu filozofların, siyasal ve toplumsal bilgeliğin, şeyleri doğru adlandırmakla başlayacağına inandıkları anlaşılıyor. Sf. 209

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yirminci yüzyılın 1960’lı yıllarından oluşan on yılından bakarak değerlendirecek olursak, demokratik olmayan, hatta antidemokratik olan yollarla da pekâlâ çağdaşlaşabilindiği olgusunun, tarihsel gerçekliğin bir parçasını oluşturduğunu görürüz. Sf. 206

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kutsal Kitap içindeki “Zengin olana daha da verilecektir” hükmü. Sf. 195

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devrimin bir anlamı da, siyasal kurumların toplumun yeni bir yön almasına olanak verecek biçimde şiddet yoluyla yıkılmasıdır. Sf. 194, 195

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 194, 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir ülkenin farklı kesimleri arasında bağlar yaratabilecek etmenlerin başında kuşkusuz ticaret gelir. Sf. 184

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Küçük mülk sahipleri, pek çok durumda görünürde başka bir almaşık yoksa ve kendilerinin de büyük mülk sahibi olabilme şansları varsa büyük toprak sahiplerinin önderliğini benimserler. Sf. 158

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2017); Hırsızlık yapma potansiyeline sahip olan küçük insanların da soyguncu yöneticilerin liderliğini benimsemelerini çok güzel izah etmiş.

  • 1860’lara doğru Birleşik Devletler’de, ülkenin farklı bölgelerinde, birbirinden çok farklı üç toplum biçimi gelişmiş bulunuyordu: Bunlar, pamuk üreticisi olan Güney, bir özgür çiftçiler ülkesi olan Batı ve hızla endüstrileşen Kuzeydoğuydu. Sf. 156

    1860 yılı için yapılan bir hesaplamada, beyazların % 7’sinin, Siyah kölelerin dörtte üçüne yakın bir bölümüne sahip oldukları ileri sürülmektedir. Bunlar, ayrıca en iyi toprakların yanı sıra, siyasal denetimin odak noktalarını da ele geçirmiş bulunuyorlardı. Sf. 157

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fransız Devrimi’nin Terör deneyi ve genel olarak Fransız Devrimi, Batı siyasal düşüncesinin siyasal şiddetin her türlüsü karşısında irkilen etkili bir akımına büyük bir hız kazandırdı. Bugün bile pek çok okumuş insan terör’ü, halk sürüsünün kurbanlarını seçerken hiçbir ayrım yapmayan karanlık güçlerden beslenen bir patlaması, sonra kör bir nefretin ve aşırılığın ortaya dökülüşü, daha doğrusu yirminci yüzyılın totaliter akımlarının temelinde yatan özel bir ütopyacı kafa yapısının ortaya çıkış biçimi olarak görüyor olmalı. Şimdi bu yorumun çarpıtılmış bir karikatürden başka bir şey olmadığını göstermeye çalışacağım.

    Her karikatürde olduğu gibi bu anlayışta da doğruya yakın bazı öğeler vardır; zaten bunlar olmasa yaratılan imgenin gerçeklikle bağlantısı kurulamazdı. Sf. 139

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köylüleri asıl rahatsız eden nokta, köy papazından devrim hükümetine bağlılık yemini etmesinin istenmesi ve bunu reddederse, yerine dışarıdan gelme birini atama çabalarıydı. Sf. 137

    Öte yandan yöre halkı, akın akın, bazen kapatılmış ve terkedilmiş kiliselerde, ama çoğu zaman ve giderek daha çok olmak üzere ahırlarda, ambarlarda ve tarlalarda, açıklık yerlerde, yani bölgenin “Yurtsever”lerinin kendilerini bulamayacağı neresi varsa orada yapılan gizli ayinlere katılmaya başladı. Gizli ayinlerin özelliği, bunların çok daha içten ve coşkulu geçmesiydi. Yasal düzenden kopuş da tam burada oldu. O güne kadar olduğu gibi kabul edilegelen bir dünyanın toplumu, tek bir vuruşla karşı devrim dünyasının eline teslim edilivermişti. 1793’te zorunlu askerlik yasasının uygulanmaya çalışılması, Vendee’deki patlamaya hazır durumu tutuşturacak kıvılcımı ateşlemekten başka işe yaramadı. Sf. 137, 138

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 137, 138) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk radikal saldırı, az önce 10 Ağustos 1792 ayaklanmasına yol açan nedenlerden biri olduğunu söylediğimiz tahıl dışsatımı iddiaları yüzünden ortaya çıkan kargaşayla bağlantılı bir hareket olarak doğdu. Söz konusu kargaşalar ortamında, Beauce yöresinden Etampesli bir zengin derici (dabağ) çevredeki köylerin köylülerince öldürüldü. Haber bir anda Fransa’nın her yanında duyuldu ve tüm ülkeyi sarstı; gömülmesi ulusal bir törene dönüştürüldü. Ne var ki aynı yörede Jakoben bir köy papazı (cure) olan Pierre Dolivier, bu duygusallık gösterilerine karşı çıkma yürekliliğini göstererek, 1792 Mayısında Yasama Meclisi’ne verdiği dilekçede, öldürülen kişinin zengin ve açgözlü biri olduğunu ileri sürüyor, tahıl spekülasyonuna karıştığını ima ediyor ve öldürülmeyi hak ettiğini söylüyordu. Dolivier bu yolda, yalnız yoksullar ve açlar düşünülerek fiyatların denetlenmesini istemekle kalmıyor, aynı zamanda doğrudan doğruya mülkiyet hakkına da saldırıyordu: Sf. 117, 118

    Çileden çıkmış köylülerin şiddet eylemini savunarak ve mülkiyete saldırarak Dolivier, mecliste bir şok yarattı. Sf. 118

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 117, 118) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devlet memurluklarının satılması, uzunca bir süre için siyasal yönden akıllıca bir yöntem oldu. Bu yöntem, burjuvaziye, krallık bürokrasisine girme yolunu açtığı ölçüde, krallığın bu sınıftan müttefikler edinmesini sağlıyordu. Sf. 91

    Aynı zamanda bu yöntemin yapısında saklı bulunan, zamanın ilerlemesiyle önemi de artan bazı özürleri vardı. Bir devlet memurluğunun satılması, uygulamada, o mevkiin babadan oğula geçen bir özel mülk durumuna gelmesi demekti. Böyle olunca da kral, giderek kendine bağımlı olan görevliler üzerindeki denetimini yitirmeye başladı. IV. Henry’nin yönetimi sırasında, ünlü 1604 toprak sahibi sayılma hakkı memurluk sahiplerine bir vergi ödeme karşılığında eksiksiz bir mülkiyet hakkını verdi ve böylece bürokratik mevkilerin bir mülke dönüşmesi onaylanmış oldu. Bu durumun yarattığı sorunlara bir çözüm getirmek üzere kralların başvurdukları tipik yöntem, bazı memurların yaptıklarını gözetim altıda tutmak üzere yeni memurluklar, müfettişlikler yaratmaktı. Ancak bu mevkiler bile zamanla dolaylı yollardan satılır duruma geldi. Sf. 91

    Memurlukların satılması, aynı zamanda kralın bağımsızlığının temellerini de oydu. Gerçekten, kendisine toplum içinde kimsenin karşı koyamadığı, böyle bir şeyin düşünülmesinin bile söz konusu olmadığı Avrupa’nın en güçlü kralının, tarihçilere, buyruklarına hiç de uyulmayan, bu yüzden boyun eğmemezliği (itaatsizliği) son derece normal bir şeymiş gibi karşılamak zorunda kalan bir kral olarak görünüşü gibi garip bir paradoksun temelinde bu durum yatmaktadır. Sf. 92

    Memurlukları ellerinde tutanlar, kendilerini kralın baskılarından korumak için omuz omuza verdiler; yerel çıkarların, kazanılmış ayrıcalıkların inatçı savunucuları durumuna geldiler. Sf. 93

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 91 ile 93 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Oldukça yakın zamanlara dek tarihçilerin anlatageldikleri, Paris’te parlak ama asalak bir yaşam süren aristokrasiyle, genellikle durağan bir tarımın egemen olduğu kırsal bölgelerdeki gururlu soyluların öyküsü, Devrim’i ve soyluluğun devrimci şiddet yoluyla ortadan kaldırılmasını hazırlayan koşulları açıklayan ipuçlarından bazılarını veriyordu. Sf. 76

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çağın bu değişiklikleri yaşayan insanları, bunların sağladığı üstünlüklerin bilincindeydiler; hatta belki gereğinden fazla bilincindeydiler. Kırsal bölgenin kapitalisti, kentteki kapitalist gibi, kendisinin neden olduğu acıları, elde ettiği çok büyük kişisel kazancın bütün toplum için yarattığı yararlardan dem vurarak haklı göstermeye çalışmaktaydı. Bu toplumsal yarar düşüncesi ve içindeki oldukça büyük gerçek payı olmaksızın, çitlemelerin (1) nasıl bu kadar acımasız olabildiğini anlamanın olanağı yoktur. Sf. 52

    Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2017); Çitleme; kamuya ya da köy ortak mülkiyetine ait arazilerin feodaller tarafından ele geçirilmesi.