Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Akdeniz ticaretinin tümden Arapların eline geçmesi ile Avrupa’nın ürünleri, özellikle yünlü dokuma, sadece iç pazara yönelik kaldı. Haçlı seferlerinin sebeplerinden biri de, Suriye ve Antakya gibi yerlerde Hıristiyan devletler kurarak, bu ticareti garanti altına almaktı.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı – Sf. 119, 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeni sorunu ve yeni sorusu olmayan yeni insan olamaz. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye solu güçsüzdür. Çünkü derinliği yoktur. .. Bölünmüşlük görüntüsü fazla tartışmaktan değil az tartışmaktan doğuyor. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marks Kapital’de, görüntü ile öz arasında fark olmasaydı bilim olmazdı, diyor. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yakup Kadri, Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal’in İstanbul’daki adamıdır, haber verenidir. 1927 yılında TKP, Türkiye Komünist Partisinden ayrılan parti yöneticilerinin 1932 yılında çıkarmaya başladıkları Kadro Dergisi’nin sahibi Yakup Kadri’dir. 

    .. Yaban ile Kadro, Türkiye pratiğinden sınıf kavgası kavramını kazımada en etkili iki silahtır. 

    Serbest Fırkanın Kentlerde gördüğü umulmaz destek karşısında, Serbest Fırkanın kuruluşunu fırsat bilip, iki sol parti kurulması karşısında, İzmir işçisinin Serbest Fırka lideri Ali Fethi’yi bir ölü verecek kadar coşkuyla karşılaması karşısında, … Mustafa Kemal bir sığınak arıyor ve buluyor; Köylük kesimde rejimin güvencesini arıyor.  Türkiye Devletinin kapitalist çiftçiyi çok yüksek destekleme alımlıyla destekleme politikası bu dönemde doğuyor.  

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 34, 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyasal iktisadın ilk büyük yazarı sayılan Adam Smith’in babası da Adam Smith. Babası 1723’te ölüyor, babasının ölümünden birkaç ay sonra doğuyor, hastalıklı bir çocuk. Annesine fazlaca düşkün. Zaman zaman bayılıyor. Sürekli olarak başı dönüyor. 

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdeolojisi veya dayandığı teorisi olmayan bir edebiyat ve sanat eseri düşünmek bile mümkün değil. Ama bunun tersi de doğru. İdeolojik veya teorik dozajı fazla yüklü edebiyat eseri düşünmek te mümkün değil.

    Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1933 2,1 Milyon TL,   1934 17,7 Milyon TL (Sovyet kredisi)  1938 28.6 (10 milyon sterlin İngiliz Kredisi)   1939 288.9 Milyon TL (İngilizlerin 29.5 milyonluk silahlanma kredisi) 

    Alıntı: Planlama, Kalkınma ve Türkiye – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 4. Baskı 1985 – Sf. 399) kitabından birebir alınmıştır.

  • İzmir Kongresinde kabul edilen sanayi gurubunun istekleri arasında şunlar da vardı;  

    1-Sanayii Teşvik Kanununu 7. Maddesinin 5. fırkasında sözü geçen hammaddeler listesinin .. Hazırlanmasında sanayicilerin oyunun alınması.    

    2- Kanundaki vergi dışı bırakma işleminin genişletilerek uygulanması.  

    3- Yerli mallarımızın dış piyasayla fiyat farkları % 20 arasında olsa bile tercih edilmesi.   

    4- Hükûmetin parasız olarak ..araziyi sanayiciye bırakması.  

    5- Sanayii Teşvik Kanununa göre tanınan muafiyetlerinin yalnızca Türkiye vatandaşlarına uygulanması, Türk sanayii şirketlerinden sermayesinin % 75’i Türklerin elinde olanlara bağışlanması.     

    8- Kadın erkek bütün halkın, mülki ve askeri memurların yerli malı kullanmasının zorunlu olması.

    Alıntı: Planlama, Kalkınma ve Türkiye – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 4. Baskı 1985 – Sf. 232, 233) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Türkiye’de ilk özel girişimleri teşvik yasası 1913 yılında çıkarıldı ..     1923 yılında Sanayii Teşvik Kanunu’ndan yararlanan işletmelerin sayısı 342  

    17 Şubat ile 4 Mart arasında toplanan İzmir Kongresine 1135 delege katıldı.

    Alıntı: Planlama, Kalkınma ve Türkiye – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 4. Baskı 1985 – Sf.232) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hipokrates insan mizaçlarını dörde ayırmış; sıcakkanlı, öfkeli, hüzünlü ve soğukkanlı.  

    Sıcakkanlı Tip; Hayattan tat aldığını açığa vuran, olayları çok fazla ciddiye almayan tip..   

    Öfkeli Tip; Öfkeli tipten olan bir insanın, güçlü olmak için gösterdiği çaba o kadar kuvvetlidir ki; her zaman gücünü kanıtlamak zorunda bulunduğunu hissettiği için daha sert ve şiddetli hareketlerde bulunmaktadır. .. güçlü olduklarına inanabilmek için hiç durmadan güçlerini kanıtlamaya çalıştıkları ..           

    Hüzünlü Tip; Hüzünlü Tip ise, güçlükleri yenebileceğine ve ilerleyebileceğine hiçbir zaman inanmayan .. kararsızlığı açıkça belli olan nevrotik bir kişi.   Her şeye aşırı bir tedbirsizlikle başlar. Şüphe onun hayatında büyük bir rol oynar.  Başkalarından çok kendini düşünür.  Kendisi ile o kadar çok ilgilenmektedir ki, gözlerini yalnızca geçmişe çevirebilmekte yada zamanını yararsız iç gözlemlerle geçirmektedir. 

    Soğukkanlı; Soğukkanlı tipten olan bir insan ise, genellikle hayata yabancıdırlar.  

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 315 ile 317 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Kötümserler ise büsbütün farklı bir tiptirler.  Bunlar çocukluk yaşantılarının ve izlenimlerinin sonucu olarak bir “aşağılık kompleksi” edinmiş olan kimselerdir.   Çocuklar sürekli annelerinin peşindedirler ve annelerinden ayrılır ayrılmaz ağlamaya başlarlar.  Hiç şüphesiz bu tür insanlar iyi uyuyamazlar  .. Uyku bozuklukları, bir güvensizlik duygusu karşısında büyük bir tedbirliliğin belirtisidirler.  Bu guruptan olan insanlar çoğu zaman oldukları yerde büzülerek ya da yorganlarını başlarına çekerek uyurlar.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 308, 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsani varlıklar her çeşit aşağılık kompleksinin gelişmesi için çok elverişli bir ortam oluştururlar.   Ana- babalar bir çocuğun gelişmesinin dayandığı ilkeleri kavrayabilirlerse eğer, dümdüz bir çizginin üzerinde gelinen karakter özelliklerinin aşırı şekillere dönüşmesini, söz gelişi, cesaretin küstahlığa, bağımsızlığın kaba bir tembellik bencillik halini alacak şekilde bozulmasını önleyebilirler. Aynı şekilde zora bürünen bir dış otoritenin kölece bir itaat yaratmasına da engel olabilirler. Aksi takdirde bu çeşit bir zararlı eğitim,  çocuğun kendisine kapanmasına, gerçek’ten korkmasına ve açık sözlülüğünün sonuçlarından ürkmesine yol açabilir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 304, 305) kitabından birebir alınmıştır.

               

  • Cimrilik üzerine yalnızca para biriktirme şeklinde ortaya çıkan bir aç gözlülüğü değil, genellikle bir insanın başkasına zevk vermemesi, topluma ve başka insanlara karşı takındığı tavırda cimri davranması gibi …

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 371) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Bir insanın değeri, başka insanlara karşı takınmış olduğu tavırlar ve topluluk hayatının gerektirdiği iş bölümüne yaptığı katkı derecesi ile belirlenmiştir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

                      

  •   1-İlk Çocukluk Yılları; Eğitilebilir olma, iki etkenden dolayı zararlı bir şekilde etkilenebilir. Bu etkenlerden biri aşırı, şiddetli ve çözümlenmemiş bir aşağılık duygusudur; öbürü ise kendi gücünü çevreye kabul ettirme çabasını ve başka insanlardan üstün olma isteğini de gerektiren bir gayenin benimsenmiş olmasıdır.   Çocukların çoğu, başkaları onunla alay edebilir diye sürekli bir korku duyarak büyür. 

      2- Aşağılık duygusunun giderilmesi; Bir insanın hayatının gayesini belirleyen şey, aşağılık, yetersizlik ve güvensizlik duygusudur.  Patolojik bir güçlü olma eğilimi gördüğümüz her yerde hayattaki yerlerini sağlamlaştırmak için olağanüstü çabalar harcayan, bu konuda büyük bir telaş ve sabırsızlık gösteren, daha şiddetli iç tepkilerle hareket eden ve başka hiçbir kimseyi hesaba katmayan insanlarla karşılaşırız.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 180 ile 187 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  C.1: Neşeli olmak: Dostoyevski şöyle der; “Bir insanın karakterini uzun süren psikolojik araştırmalardan çok, gülüşünden anlamak mümkündür.” Alaylı bir gülüş ya da başkalarının acılarına gülmek düşmanca bir duyguyu gösterir.

    C.2: Düşünce ve konuşma tarzı: Basmakalıp düşünce ve konuşma tarzı olanlar ucuz ve basit konuşanlar ilgi çekici olamazlar.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (1977 – Sf. 209, 210) kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • Bir kimse ile özdeşleşmemiz mümkün olmazsa, o kimseyi anlamamız imkânsızlaşır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hayal gücü denince bir algının, o algıyı yaşatan obje olmaksızın yeniden yaratılmış olmasını anlıyoruz.  

    Hayal, yeniden yaratılmış bir algıdır; ruhun yaratıcı yeteneğinin bir kanıtıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • … insanların çoğu görme algısına dayanan bir ruh taşırlar. Bazıları da kendileri için yaratmış oldukları parçalı bir dünya görüşünü, daha çok işitme ile ilgili algılarla tamamlarlar.  Bir insanın bireyselliği ve tekliği neyi nasıl algılamış olduğuna bağlıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.