Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Hipokrates insan mizaçlarını dörde ayırmış; sıcakkanlı, öfkeli, hüzünlü ve soğukkanlı.  

    Sıcakkanlı Tip; Hayattan tat aldığını açığa vuran, olayları çok fazla ciddiye almayan tip..   

    Öfkeli Tip; Öfkeli tipten olan bir insanın, güçlü olmak için gösterdiği çaba o kadar kuvvetlidir ki; her zaman gücünü kanıtlamak zorunda bulunduğunu hissettiği için daha sert ve şiddetli hareketlerde bulunmaktadır. .. güçlü olduklarına inanabilmek için hiç durmadan güçlerini kanıtlamaya çalıştıkları ..           

    Hüzünlü Tip; Hüzünlü Tip ise, güçlükleri yenebileceğine ve ilerleyebileceğine hiçbir zaman inanmayan .. kararsızlığı açıkça belli olan nevrotik bir kişi.   Her şeye aşırı bir tedbirsizlikle başlar. Şüphe onun hayatında büyük bir rol oynar.  Başkalarından çok kendini düşünür.  Kendisi ile o kadar çok ilgilenmektedir ki, gözlerini yalnızca geçmişe çevirebilmekte yada zamanını yararsız iç gözlemlerle geçirmektedir. 

    Soğukkanlı; Soğukkanlı tipten olan bir insan ise, genellikle hayata yabancıdırlar.  

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 315 ile 317 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Kötümserler ise büsbütün farklı bir tiptirler.  Bunlar çocukluk yaşantılarının ve izlenimlerinin sonucu olarak bir “aşağılık kompleksi” edinmiş olan kimselerdir.   Çocuklar sürekli annelerinin peşindedirler ve annelerinden ayrılır ayrılmaz ağlamaya başlarlar.  Hiç şüphesiz bu tür insanlar iyi uyuyamazlar  .. Uyku bozuklukları, bir güvensizlik duygusu karşısında büyük bir tedbirliliğin belirtisidirler.  Bu guruptan olan insanlar çoğu zaman oldukları yerde büzülerek ya da yorganlarını başlarına çekerek uyurlar.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 308, 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsani varlıklar her çeşit aşağılık kompleksinin gelişmesi için çok elverişli bir ortam oluştururlar.   Ana- babalar bir çocuğun gelişmesinin dayandığı ilkeleri kavrayabilirlerse eğer, dümdüz bir çizginin üzerinde gelinen karakter özelliklerinin aşırı şekillere dönüşmesini, söz gelişi, cesaretin küstahlığa, bağımsızlığın kaba bir tembellik bencillik halini alacak şekilde bozulmasını önleyebilirler. Aynı şekilde zora bürünen bir dış otoritenin kölece bir itaat yaratmasına da engel olabilirler. Aksi takdirde bu çeşit bir zararlı eğitim,  çocuğun kendisine kapanmasına, gerçek’ten korkmasına ve açık sözlülüğünün sonuçlarından ürkmesine yol açabilir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 304, 305) kitabından birebir alınmıştır.

               

  • Cimrilik üzerine yalnızca para biriktirme şeklinde ortaya çıkan bir aç gözlülüğü değil, genellikle bir insanın başkasına zevk vermemesi, topluma ve başka insanlara karşı takındığı tavırda cimri davranması gibi …

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 371) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Bir insanın değeri, başka insanlara karşı takınmış olduğu tavırlar ve topluluk hayatının gerektirdiği iş bölümüne yaptığı katkı derecesi ile belirlenmiştir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

                      

  •   1-İlk Çocukluk Yılları; Eğitilebilir olma, iki etkenden dolayı zararlı bir şekilde etkilenebilir. Bu etkenlerden biri aşırı, şiddetli ve çözümlenmemiş bir aşağılık duygusudur; öbürü ise kendi gücünü çevreye kabul ettirme çabasını ve başka insanlardan üstün olma isteğini de gerektiren bir gayenin benimsenmiş olmasıdır.   Çocukların çoğu, başkaları onunla alay edebilir diye sürekli bir korku duyarak büyür. 

      2- Aşağılık duygusunun giderilmesi; Bir insanın hayatının gayesini belirleyen şey, aşağılık, yetersizlik ve güvensizlik duygusudur.  Patolojik bir güçlü olma eğilimi gördüğümüz her yerde hayattaki yerlerini sağlamlaştırmak için olağanüstü çabalar harcayan, bu konuda büyük bir telaş ve sabırsızlık gösteren, daha şiddetli iç tepkilerle hareket eden ve başka hiçbir kimseyi hesaba katmayan insanlarla karşılaşırız.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 180 ile 187 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  C.1: Neşeli olmak: Dostoyevski şöyle der; “Bir insanın karakterini uzun süren psikolojik araştırmalardan çok, gülüşünden anlamak mümkündür.” Alaylı bir gülüş ya da başkalarının acılarına gülmek düşmanca bir duyguyu gösterir.

    C.2: Düşünce ve konuşma tarzı: Basmakalıp düşünce ve konuşma tarzı olanlar ucuz ve basit konuşanlar ilgi çekici olamazlar.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (1977 – Sf. 209, 210) kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • Bir kimse ile özdeşleşmemiz mümkün olmazsa, o kimseyi anlamamız imkânsızlaşır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hayal gücü denince bir algının, o algıyı yaşatan obje olmaksızın yeniden yaratılmış olmasını anlıyoruz.  

    Hayal, yeniden yaratılmış bir algıdır; ruhun yaratıcı yeteneğinin bir kanıtıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • … insanların çoğu görme algısına dayanan bir ruh taşırlar. Bazıları da kendileri için yaratmış oldukları parçalı bir dünya görüşünü, daha çok işitme ile ilgili algılarla tamamlarlar.  Bir insanın bireyselliği ve tekliği neyi nasıl algılamış olduğuna bağlıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çocuğu şımartma nerede bir kural haline getirilmişse, orada hiçbir sınır tanımayan bir sevilme isteği ortaya çıkmaktadır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı çocuklar gittikçe daha güçlü olacak şekilde gelişirler ve kendilerini başkalarına kabul ettirecek cesur bir yol seçerler.    Bazıları ise kendi zayıflıkları üzerinde işlerler ve bu zayıflıklarını çok çeşitli şekillerde göstermeye çalışırlar.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir insan, kendi etkinliğinin kaynaklarını ve ruhunun dinamiğini belirleyebildiği zaman, kendini tanıma yeteneği daha da artmış demektir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı- Alfred Adler, (Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitapta insan ruhunun, kalıtımla geçen ve hem fizik hem de ruhsal fonksiyonlarında bulunan bir öz’den gelmiş olduğunu göstermeye çalıştık.  İnsan ruhunun gelişmesi ise tümüyle sosyal etkilerle şartlandırılmıştır. 

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 444) kitabından birebir alınmıştır.

  • Otorite kuvvete dayanmamalıdır; otoritenin yalnızca duyguya dayanması gerekir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • Saldırgan insanlar .. Gurur, küstahlık ve kendi değerine inanmaktan ileri gelen bir duygu ile şişinip dururlar.  

    Savunmacı insanlar; bu tipten olan kimselerin en belirgin ve en çok rastlanan özelliklerinden biri, başkalarına karşı takınmış oldukları eleştirici tavırdır. Sf.311 

    Kendine güvenmeyen kimselerin başkalarına da güvenmedikleri çok iyi bilinmektedir.  Böyle bir tavrın kaçınılmaz sonucu, haset ve cimrilik gibi karakter özelliklerinin ortaya çıkmasıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 311, 312) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bulunduğu yere kuvvetle kök salmış organizmaların bir ruhu olması gerekmez.  Hareketle ruhsal hayat arasında sıkı bir bağlılık vardır.  Bitki ile hayvan arasındaki fark da buradan ileri gelir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adler’e göre insan, içerisinde, yeterli olma, başarılı olma veya üstün olma gibi bir duyguyla dünyaya gelmiştir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler, (Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sokrates “Erdem bilgidir, hiç kimse bilerek kötülük işlemez.” 

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (İş Bankası Yayınları – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kendini tanıma, mutluluğun, ilk yasasıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler, (Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.