Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  •     21 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 163. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    1338 Bütçesi görüşülüyor tartışmalar var.

    2.Celse Hafidir. Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi

    1338 Senesine Ait Bazı Tekâlifin (vergilerin) Bir Taksitte Tahsiline Dair Kanun Kabul edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 163, Celse: 1, Celse 2 Hafidir: (TBMM GCZ II – Sf. 851) kitaplarından birebir alınmıştır.

  •  20 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 162. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.Celse. Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    (Hamdullah Suphi Bey bir gensorudan sonra Bakanlıktan istifa etmişti. Daha sonra Canik Mebusu Nafiz Bey Hamdullah Suphi’nin Bakanlığı döneminin araştırılmasını isteyen bir takrir vermişti. Şube, Hamdullah Suphi dönemini aklayan bir karar verdi. Kendisi de savunma yaptı, bazı kişilere sataştı.) Sf. 72, 78

    4.Celse Hafidir. Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Müdafa-i Milliye Vekâleti Acilen Beş Milyon Avans İstiyor.

    Aşağıdaki Notlar TBMM GCZ II – (Sf. 831 ile 838 arasında) kitabından birebir alınmıştır.

      Hüseyin Avni Bey; (Maliye Vekili ordunun ihtiyacını karşılamak için arazi vergisini iki yıllık peşin alalım teklifi yapıyor. Ve Hüseyin Avni Bey tarihe geçecek konuşmalarından birini daha yapıyor;) “- … mirasyedi çocuklar gibi şunu da yiyelim, bunu da alayım. … Efendiler gayemizden uzaklaşıyoruz, ağlayarak söylüyorum; … ben bu Heyet-i Vekil’e ile bu kumandanlara baştan nihayete kadar, adem-i itimadımı (İtimatsızlığımı, güvensizliğimi) şimdiden beyan ediyorum. Çünki bu kürsüden defaatle iğfal ettiler (defalarca aldattılar).”

    Opr. Emin Bey (Bursa); “-Daha iyi yapabilirseniz siz geçiniz.”

    Hüseyin Avni; “-Efendi, Hüseyin’de o ihtisas yok, seni vicdanımla temin ederim ki öyle bir şey hatırımda yok. Hüseyin bir vatan fedaisidir, takdim ederim!”

    Opr. Emin Bey; “-Ne yapalım, ne çâre var?” 

    Hüseyin Avni; “-Çâre vardır. .. İhtiras zillettir (aşırı hırs alçalmaktır), ben muhteris değilim.    .. bundan bir ay evvel de taarruz (ordunun saldırısı) hazırlığı görülüyordu, şu encümen odasında; Müdafa-i Milliye Vekili Paşa Hazretleri ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Paşa Hazretleri buyurdular, bir ay sonra ikmâl ediyorum, taarruz edeceğiz, inanmıyorum, yapamayacaktı onları. Efendi, beş milyon diyor. Namusumuzdan başka her şeyimizi satarız on milyonu veririz. … bana bunu şu surette ihsas ettirmeli (hissettirmeli); Efendi, altmış milyon veriniz, ama dört ay sonra düşmanı atacağız derlese, ki inanmam, çünkü karşımda İngiltere var.  (ve yapacağız sadaları) .. Paydos yaparız, idareye paydos yaparız, idareyi halkın eline veririz, bunu yıkarız, askeri hükümeti yıkarız. … kuvveti cepheye veririz. .. Efendi gelecek sene açlık ta var. Hükümetin mânâsı bu mu idi? Hakikat karşısında ağlayın, titreyin efendiler! Bunun âtisi (geleceği) vahimdir efendiler. Memleket hallaç pamuğu gibi atılıyor. Ben hakikati görüyorum, ben kör değilim efendiler!”

      Hacı Ahmet Efendi (Muş); “-Vicdanınızdan doğan bu sözleri takdis ederiz. (Ne çare var buna sesleri)

      Hüseyin Avni; “-Çâresini söylüyorum, ben burada on defa söyledim.    .. Debdebe, dârât (şan), harbiye nezâretleri ve saireleri, hepsi buraya aynen geldi. .. İstikrâzın (borçlanmaların) kapıları kapalı, memlekette para yok. Bu hesapları bildiğimiz halde adam kayırdık, akın akın insanlar getirdik. .. Memur kitleleri arz eden başka bir şey değil, bunları kaldır at, hizmet etmiyorlar efendiler. Başından kaldır at, halkın idaresini kendi eline ver, idare etsin, maaş alacağınıza ordunuzu takviye edin. (pek doğru sadaları)   .. irade (emir) ve tahakküm-ü askeriye (askeri baskı) ile ve bin türlü işkencelerle, ahaliye istibdat (baskı) yapmak suretiyle nefret ettirmek …. Bunun arkası kanlıdır.  … mefluç (felç olmuş) bir halde iki yüz elli bin askerimiz vardır. Şark Cephesinde 25 bin asker besliyoruz.  Bu mânâsızdır. … İlk başladığımız zaman ne kadar samimi ve sağlam esaslardan yürüyorduk, bugün ne olduk efendiler! (saltanat sesleri) Çok saltanatlar tesis ettik efendiler. Çingeneler bile bizimle bazı hususatta (konularda) istihza (alay) ediyorlar. … Efendiler Fevzi Paşa el’an (halen) mektepten çıkmış bir mülâzım (teğmen) hayatı yaşıyor. İşte Osmanlı kumandanı böyle olur. Yalnız şunu söyleyebiliriz ki maiyetindekiler (emrinde çalışanlar) kendisinden bin kere iyi yaşıyor.  Bu suretle çok para gidiyor. .. Her şeyi asker ruhu ile görüşürseniz sonunuzu ben vahim bulurum.    … Yunan ileri çıkmış bir kuştur, o ileri sürülmüş bir uçtur. Aldanmayalım.”  (TBMM GCZ II – Sf. 831-834)

    Vasıf Bey (Sivas); “- … ya taarruz edeceğiz ya da iflâs.” 

    Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşa konuşmasında, Yunanın içinde isyanlar çıktı diyor. (TBMM GCZ II – Sf. 838)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 162, Celse: 1, – Sf. 71 ile 78 arası) Celse 4 Hafidir: TBMM GCZ II – Sf. 831 ile 838 arasında) kitabından birebir alınmıştır.

  •    20 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 162. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Rusya Mümessil-i Siyasisi (Siyasi Temsilcisi) Mösyo Aralof’un Mektubu Okunuyor:

                “TBMM Reisi Paşa Hazretleri;

    TBMM’ine hitaben yazılmış olan mektubumu huzurunuza takdim ve bu mektubu TBMM’nin bilumum azasının nazar-ı ıttılaına (bütün üyelerinin bilgisine) arz eylemiş…. Ankara 7 Şubat 1922 Rus Sosyalist Şûralar Cumhuriyeti Hükümeti Türkiye Mümessil-i Siyasisi Aralof.  TBMM’nin pek muhterem âzâsı (üyeleri); sizleri bütün Rusya Merkez İcra Komitesi nâmına (adına) ve İşçi Köylü Sovyet Rusya’sı tarafından dostlar ve kardeşler sıfatıyla selamlamaya memur edildim.”  Sf. 55 

    Hüseyin Avni; “-Efendiler Rus milletini yakînen tanırım. Şarklılık ruhu bu milletin ruhunda mevcuttur. Bizimle mizaç, ahlâk, etvar (tavırlar) ve hareket itibarıyla tevemdirler (benzerdirler). (Çok doğru sesleri) .. Ruslar menafi-i siyasiyesinden (siyasi menfaatlerinden de) de fedakârlık ederek bizim mukaddesatımıza (kutsallarımıza) hürmet ettiler.   .. Mukaddesatın en büyüğü ferdin hukukuna hürmettir. Efendiler, Ruslar, ferde hak bahşetmek, yüksek sınıfların tahakkümünden (baskısından), esaretinden halkı kurtarmak istiyorlar. … (alkışlar)” Sf.57

    Salih Efendi (Erzurum); “-Arkadaşlar selamını karşıladığımız Aralof Yoldaş’a bizler kemal-i samimiyetle şükranlarımızı arz ediyoruz. .. Üç yüz seneden beri birbirimizin ceddini, babasını, cibilliyetini mertçe boğazladığımız halde Rus Milleti namusludur. Nâzik ve mert bir millettir, çünkü mükerreren (defalarca) memleketlerimizi işgal ettikleri vakit ırza, dine suret-i katiyede (kesinlikle) tecavüzde bulunmamışlardır.” Sf. 57 

    Hamdullah Suphi Bey de Rusya’yı ve sistemini övüyor. Sf.58

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 162, Celse: 1, – Sf. 55 ile 58 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 18 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 161. Celse:3, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    3.CELSE Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    Karesi Mebusu Hasan Basri Bey’in Verdiği Mebusların Avukatlık Yapmamaları Hakkındaki Kanun;

    Hüseyin Avni Bey; “- .. Esasen dâva vekâleti (avukatlık) için vaktimiz yoktur. .. Hususi işler de takip edemeyiz. Hatta taahhüt (müteahhitlik) de cidden bir meseledir. .. gayet nezih (temiz) olarak çalışalım.”  

    Takrir büyük bir ekseriyetle kabul edildi. Sf. 41

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1958 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 161, Celse: 3, – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 16 Şubat 1338 (1922) tarihinde Hafi (Gizli) İçtima: 160. Celse:3 Gizlidir; Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    3.Celse Hafidir (Gizlidir) Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    1337 Bütçe Görüşmeleri Gizli İçtima, Gizli Celse 3

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II- (Sf. 816 ile 821 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Hasan Bey (Maliye Vekili) (Trabzon); (Tekâlif-i milliye emri gereği her kazada, her mahalde Tekâlif-i Milliye Komisyonları kuruldu diyor.) (Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.)  “… Alabildiğim hesabatın yekûnu (hesapların toplamı) altı milyon küsur bin liraya bâliğ oluyor. Beş yüz kiloya kadar tahılı olan kişiyi Tekâlif-i Milliye’den muaf (hariç) tutmuşlar. Eğer yanlışlıkla alınmışsa bunu mubayaaya (satın almaya) çeviririz. .. İhtimâl ki suiistimalât eden (yolsuzluk yapan) vardır. .. Tekâlif-i Milliye Komisyonları aldıkları mal mukâbilinde (karşılığında) sahibine kuruşlu mazbata (fiyatlandırılmış tutanak) vermemişlerse vazifelerini suiistimal etmişlerdir (görevlerini kötüye kullanmışlardır). … Müdafa-i Milliye Vekâleti (Milli Savunma bakanlığı) aşar mültezimlerinden (mültezimler; aşar vergisini devlet adına toplayan bir çeşit müteahhitler) parası mukâbili (karşılığında) alınan zahireleri (depolanmış erzakları) de Tekâlif-i Milliye’ye dâhil hesap ettikleri için onların hesabı 12,5 milyon çıkmıştır. … henüz ihtiyaç görülmediğinden ve alınacak olursa o eşyayı muhafaza edecek yer bulunmadığından, müşkülattan (zorluklardan) dolayı sahiplerinin elinde ipka edilen (sahiplerinin elinde bekletilen) eşya da vardır.” (Bilhassa küçükbaş hayvan, canlı hayvan hakkında bu uygulanmış. Sahiplerine zimmet kayıt edilmiştir diyor.)

    Hatem Bey (Çorum); “-Memurini askeriye de suiistimal etmiştir. Bunlar nereye sarf edildi?”

    Hasan Bey (Maliye Vekili); (Önemli; Tekâlif-i milliye, tekâlif-i harbiye olarak düşünülmeli diyor. Yasalarda tekâlif-i harbiye var. Ona göre ordunun ihtiyacı olan mal makbuz karşılığı vatandaştan alınır, harbin bittiği yıldan sonraki yıl bu bedeller ödenir. Tekâlif-i harbiye kelimesi kötü bir tesir bırakmıştı. Bu yüzden tekâlif-i milliye oldu diyor.)” ..Zaten Meclis’ten geçmiş bir kanun değildir. Başkumandanlığa vermiş olduğunuz salahiyete istinaden (yetkiye dayanılarak) yapılmış bir şeydir. … suiistimallerinin (yolsuzluklarının) izini bile bulmak imkânı yoktur.... ” (TBMM GCZ II -Sf.816)

    Şükrü Bey (Bolu); “-Yani fıkaray-ı halktan alınan dâhil değil de tüccardan alınan dâhil.”

     … Lütfü Bey (Malatya); “- … Müdafa-i Milliyeye verdiğiniz bu kadar ağnama (koyunlara) karşı halâ Müdafa-i milliye bugün et’i kontratla (ihale ile) idare ediyor.” 

    …. Hüseyin Avni; “-… her halde böyle Başkumandanlık Kanunu gibi .. Tahripkâr (tahrip edici yok edici) bir karara lâkayıt (kayıtsız) kalmışsınız. (Hüseyin Avni Bey Başkumandanlık Kanunu görüşülürken ben yoktum diyor. Ama ..) Hatamı itiraf ediyorum; çırılçıplak milletin malı soyulurken burada lakayt kaldım.  … Her evden bir kat çamaşır aldınız, .. cebren gidip aldınız ve buna teberru (bağış) dediniz. .. Jandarma giriyor zorla yorganı söküp alıyordu. Buna teberru mu (bağış mı) derler?”  (TBMM GCZ – Sf. 821)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Hafi İçtima; 160, Celse: 3 Hafidir (Gizlidir): (TBMM GCZ II- Sf. 816 ile 821 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 16 Şubat 1338 (1922) tarihinde Hafi İçtima: 160. Celse:3 Hafidir (Gizlidir), Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II – (Sf. 809, 810) Kitabından birebir alınmıştır.

    Tekâlif-İ Milliye Görüşmeleri; Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Burada tartışılan Başkumandan’ın bunu uygulama şekli:

    Reşat Bey (Muvazene-İ Maliye Encümeni Reisi)(Saruhan) (Kendisine verilen takriri okuyor:)

    “-13 Kânunuevvel (Aralık) 1337 (1921) Muvazene-i Maliye Encümeni Mazbatasıdır.

    25 Teşrinievvel (Ekim) 1337 (1921) tarihinde, Müdafa-i Milliye ve Maliye Vekillerinin huzuru ile akdolunan (yapılan) içtimada (meclis genel kurulunda), hükümetten hesap talep edilmişti. ..Bu hesap bir hayli tehirlerden (gecikmelerden) sonra bu kere alınabilmiş. ..; bir, başkumandanlığın tekâlif-i milliye emirleri ahkâmına nazaran (vergi emirleri hükümlerine göre) hesabın kâffe-i vukuatı (olayın hesabının tamamı) yani tekâlifin suret-i cibayet ve sarfı (tekalif vergisinin toplanma ve harcanma şekli), Müdafa-i Milliyece tutulacak kuyut (kayıtlar) ve defatirden (defterlerden) anlaşılmak lâzım gelirken, Müdafa-i Milliye Vekili kendi bütçesinde binnetice (sonuç olarak) tahsisat-ı munzama (ek ödeneği) teşkil eden bu hesabı ifadan imtina ile (gerçekleştirmekten çekinerek)  işi Maliye Vekâletine atmıştır.(Maşallah sesleri), iki; maliyenin defterinde bulunan üç milyon lira encümenimizce az görülmüştür ve bu defterlerin sıhhatli olmadığına inandık, üç; gümrüklerden alınan ve miktarları mühim yekunlara baliğ olması (önemli miktarlara ulaşması) tabii bulunan eşyanın bu meyanda dâhil (bunların yanında veya içinde) bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Dört; tekâlif-i milliye suretiyle alınan eşyadan mühim bir kısmı milletçe hükümete teberru edildiği (bağışlandığı) her gün evrak-ı havadisle (haberlerle) bile görüle gelmekte iken bunların ecnasına (cinslerine) ve mecmu kıymetlere (toplam değerlere) dair hiç bir kayıt ve malumata (bilgiye) tesadüf edilmemektedir.”

    Ali Şükrü Bey; “-Yağma Hasanın Böreği!” 

    Hüseyin Avni Bey (Devam Ediyor); “-Titreyin mebuslar! Sizin yüzünüz hürmetine oldu! Millet soyuldu!

      Reşat Bey (Muvazene-i Maliye Encümeni Reisi)(Saruhan) (Mazbatayı Okumaya Devam Ediyor) “- Beş; Tekâlif-i milliye suretiyle alınmış olan eşya bedelinin, istikraz-ı mecburi (zorunlu borçlanma) olarak kabulü ve ona göre vâridat (gelirler) bütçesine ithaliyle (girmesiyle) mukabilinin (karşılığının) Müdafa-i Milliye Vekâleti bütçesindeki tahsisata zamm-ı (ödeneklere eklenmesi) takarrür eylediği (kararlaştırıldığı) halde, tam ve sahih bir hesap bulunamamasından, muhasebe-i umumiye kanununun bu babdaki ahkâmını îfaya (bu bölümdeki hükümlerini gerçekleştirmeye) imkân görülmemektedir. Altı; Tekâlif-i Milliye suretiyle alınmış olan bilcümle eşya ve erzak, cihet-i askeriyeye (askeri birimlere) tevdi (verilmiş) ve teslim edilmiştir….  Buna mukabil (karşılık) Müdafa-i Milliye Vekâletinin bütçesinin neye baliğ olduğu (hangi rakama ulaştığı) hesaplanamamaktadır… Yedi; Maliye Vekâletinden alınan hesaba ve yine taşrada bulunmuş olan rüfekânın meşhûdat (arkadaşların şahitlikleri) ve mütalaatına nazaran (değerlendirmelerine göre) eshabına (sahiplerine) mazbata (zabıt, tutanak) verilmemiş bir hayli emvali (mallar) olduğu ve bundan milletin ehemmiyetli sûrette mutazarrır ve müştekî bulunduğu (önemli biçimde zarara uğramış ve şikâyetçi oldukları) anlaşılmaktadır. Sekiz; Bu nevâkısın (eksikliklerin) icabâtından (gereklerinden) olmak üzere bu sûretle vaz’iyed olunan (bu şekilde el konulan) emvalde (mallarda) vâsi (çok geniş) miktarda isrâfat (israflar) ve suiistimalât vukuuna (kötüye kullanılmaya) katiyen ihtimâl verilmektedir. Hülasa ve netice;  … bu muamelâtın ciddi ve kat’i bir sûrette tetkik ve bu işe doğrudan doğruya vaz’iyed edilmesine (el konulmasına) lüzum görülmüş…. 13 Kânunuevvel (Aralık) 1337 (1921)

      (Encümen bu konuda yapılması gerekenleri maddeler halinde sıralamış;)

      “Tekâlif-i Milliye tâkip (Tekalif işlerini takip etmeye) ve Tasfiye Heyeti Teşkiline (düzeltme heyeti oluşturmaya) ve Bu Heyetin Vazife (görev) ve Salahiyetine (yetkisine) Dair;

      1- (Meclisten beş kişi seçilecektir.) 

      2- Heyet, Tekâlif-i Milliye suretiyle alınmış olan bilcümle emvâlin (bütün malların) hesabını tetkik ile vesikaya raptını (araştırarak belgeye bağlanmasını) temin ve cetvellerini celp (listelerini isteme), ve cem (toplama) ve tevhit ile (birleştirme ile) miktarlarını bârapor (rapor halinde) Meclise arz edilecektir.

      3- ..suiistimalâtı (yolsuzluğu) görülen mülkî (idari) ve askerî bütün makâmat (makamlar), İstiklâl Mahkemeleri misillü (misali) cürümün (suçun) derecesine göre tatbik-i mücazata salahiyettardır (ceza uygulamasına yetkilidir). 

      4- (Bu heyet sivil ve asker istediği kadar memuru emrinde çalıştırabilir.)

      5- (Bu heyet sivil – asker istediği kişiyi teşrik-i mesaiye çağırabilir. (TBMM GCZ II – Sf. 809-810)

    (Mebuslar bu mazbatanın okunmasının neden bu kadar geciktiğini soruyorlar. Kimseden çıt çıkmıyor.)

    Hüseyin Avni Bey; “-Muavenet-i Maliye Encümeni (Bütçe Komisyonu) hayat-ı memleket (memleketin hayatı), hikmeti hükümetle (hükümetin varlık sebebiyle) alâkadar (ilgili) olan bir meseleyi Meclis’e arz ediyor. Burada suiistimal (yolsuzluk) vardır diyor. Gerek Heyet-i Vekile’yi ve gerekse onların adamlarını bir birçok şaibe altında bulunduruyor ve millet hakkında gadirden bahsolunuyor (milletin kötülüğe uğradığından söz ediliyor) Bunu Divan-ı Riyâset Meclis’e (Meclis Başkanlık Divanına) tebliğ etmiyor (duyurmuyor)..  Divân-ı Riyaset nasıl Meclisin kudret (güç) ve hülâsaten, daha doğrusu şerefine taalluk eder (şerefiyle ilgili) bir şeyi sükûnla (sessizlikle) geçmişlerdir? Divan-ı Riyâset kendisini tenzih etmedikçe (temizlemedikçe) bu Meclis o Divân-ı Riyâsetin riyâseti altında inikat edemez (toplanamaz). (doğrudur, bravo sesleri)   

    …. Ali Şükrü Bey; “-Efendiler mesele… Gayet acıklı bir şekil alıyor. … Mecliste ifay-ı vazîfenin (görev yapmanın) imkânı yok!”

    (Tevfik Rüştü ile Malatya Mebusu Lütfü Bey münakaşa ediyorlar, gürültülü bir ortamda celse kapatılıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Hafi İçtima; 160, Celse: 3 Hafidir, (TBMM GCZ II – Sf. 809, 810)- Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU 1996; Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Başkumandanlık emri ile halktan Tekâlifi Milliye alındı ama iade edilmedi.

  • 16 Şubat 1338 (1922) tarihinde Hafi İçtima: 160. Celse:1,3, 4 Hafidir, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    1. Celse Hafidir (Gizlidir): Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    1337 (1921 geçen yılın bütçesi) Bütçesi: Şiddetli tartışmalar var.

    Aşağıdaki Notlar TBMM GCZ II – (Sf.790) Kitabından birebir alınmıştır.

    Vasıf Bey (Sivas);  (Kara Vasıf eski ittihatçı, emekli miralay.) “- …Müdafa-i Milliye… taa 1297 tarihinden beri hesabını vermemiştir.”  (TBMM GCZ II – Sf;790 – 821)

    (Maliye Vekili Hasan Bey konuşmasında, memleketimizin yıllarca 80-90 milyonluk bütçeyi taşıması imkânsızdır, bizim davamızın süratle neticelenmesi lâzımdır, biran önce barışı yapmalıyız diyor. Hüseyin Avni, gerçekleri böyle pervasızca söylediği için ona teşekkür ediyor.) (TBMM GCZ II – Sf;795-796)

    Tevfik Rüştü Bey (Menteşe); “-Efendiler, hiç kimse harici bir istikrazın (dış borçlanmanın) gayri mümkün olduğunu (mümkün olmadığını) gelip burada iddia edemez. Bunu iddia etmek demek… Devletimizin bir itibarının olmadığını kabul etmek demektir.”

    3.Celse Hafidir:. Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    …  Basri Bey (Karesi); “-Müdafa-i Milliye bütçesini müzakeresiz (görüşülmeden) kabul ettiğiniz zaman bunun usulen yanlış olduğunu söylemek için kürsüye çıktım, patırtılarla beni konuşturmadınız. ..Efendiler, bizi yıkan iki şeydir; gaflet ve gurur. Biz ufak bir muzafferiyet-i askeriye (askeri başarı) gösterir göstermez, bir iki karış yer istirdadına (ele geçirilmesine) muvaffak olur olmaz adeta bir çılgınlık gösteriyoruz (bravo sadaları). Bu çılgınlık bir gurur tevlit ediyor (doğuruyor)“

    Hüseyin Avni; “-Bravo! Anlayan anlasın”.

    Basri Bey (Devamla); “-Bu gurur bizim mesaimizi tatil ediyor… Biz kendi evimizin içinde bulunan hırsızları evimizin içinden dışarıya attıktan sonra bile… fazla çılgınlıklar yapmaktan çekinmeliyiz, ağırbaşlı olmalıyız…”

    Hüseyin Avni Bey; “-Dinlemezler, dinlemezler…Bizde bütçe bozuk değil, teşkilat bozuk değil, hiç bir şey bozuk değil fakat zihniyet bozuk zihniyet bozuk.. Biz bu milleti maalesef mesut edemedik, çünkü zihniyet bozuktur.. herkes maddi düşüncelerle hareket ediyor.. (Zabt’ın bu sayfası yırtık, yani tarihimizin bir kısmını yırtmışlar. Bu kitapta da “zabıt yırtık olduğundan boş bırakıldı” diye yazmışlar.) ..değirmenin gürültüsü, şakırtısı işitiliyor, fakat öğütülen mahsul, un meydanda yok. Bir kuru gürültü kopuyor. (Tekrar “zabıt yırtılmış” notu var.) ..İdareyi sadeleştirin, itimada (güvene), ciddiyete, samimiyete müstenit (dayalı, dayanan) sade bir usûl-ü idare (idare şekli, rejim) planı meydana getirin. …Evvel emirde (öncelikle) usulleri sadeleştirmek, usulleri evvela tanzim ve tensik etmek (düzenlemek), ondan sonra vezaifi (görevleri) taksim etmekle (paylaştırmakla) kadro tenkisatına (kesintisine) başlamak lâzımdı. Devairde (devlet idaresinde) hata bundan neşet etmiştir. (Zabıt yırtılmış notu tekrar var.)

    Hüseyin Avni Bey (Devam Ediyor); “-….Bu zihniyet meselesinin ıslahatı da (iyileştirilmesi de) birinci derecede lâzımdır. Halkı sopa ile değil ruhu ile idare etmek lâzım. (Yüksek sesle) Halkı ruhu ile idare etmek lâzımdır efendiler. Bu halkın nasıl bir halk olduğunu, bu milletin hangi millet olduğunu, hangi muhitte (nerede) olduğunu, ne gibi alaike merbut olduğunu (nelere ilgi duyduğunu)  düşünerek bünye-i içtimaiyesine muvafık (sosyal yapısına uygun) bir tarz-ı siyaset (siyasi tarz) takip etmeniz derece-i vücupdandır (gereklidir). ..Binaenaleyh kafalardan fedakârlık etmeli. Bu millet mutlaka benim kafama göre yürüyecek fikrini kaldırmalı. Bu millet senin kafana göre yürümez, buna imkân yoktur efendiler.”

    Basri Bey (Balıkesir); “-Efendiler, Kâzım Paşa (Kâzım Özalp, Makedonyalı.) Balıkesir’de harekât-ı milliyenin başına geçtiği zaman birçok muvaffakiyetler (başarılar) gösterdi, bunun sırrı neydi? Kâzım Paşa geldiği zaman üstünde kıyafet-i askeriyesi yoktu, sivil idi. ..öyle tahakküm (baskı), darp-durp yapmadı. Yapsaydı biz Kâzım Paşa’yı Balıkesir’den kovardık. Kâzım Paşa işreti men etti (içkili eğlenceleri) ve o vakit sizin men-i müskirat kanununuz yoktu (Bravo sadaları). Kafadan fedakârlık etmeli efendiler, kafadan fedakârlık; fakat bu işimize gelmezse korkarım ki bu millet bizi sopayla kovacaktır. (Gürültüler) .. Bu Anadolu toprağında, Anadolu ruhuna aykırı ruhlar yaşayamaz. (Yine zabıt yırtılmış yazısı var) (TBMM GCZ II – Sf.799)  ..bizim dertlerimizden biri de biz kendi haddimizden hududumuzdan çok fazla kudret-i ilmiye ve fikriye (ilim ve fikir gücüne) sahibi olduğumuz kanaatine düşüyoruz.  …bu kanaat bizi yanıltıyor. (Zabt’ın son satırında yırtılmış notu var)”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Gizli İçtima; 160, Celse: 1, 2, 3, 4, (TBMM GCZ II – Sf;790 – 799) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 159. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.Celse Hafidir: Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II – (Sf. 760) kitabından birebir alınmıştır.

    Karadeniz Sahilinde Mısır ve Buğday İthalatına Vergi Alınmaması Konusu: Tekrar uzun uzun tartışıldı. Karadenizli mebuslar, sahildeki halkın açlık noktasına geldiğinden bahsediyorlar. Görüşmeler devam edecek. (TBMM GCZ II – Sf. 760)   

    3.Celse Hafidir (Gizlidir):

    4.Celse Hafidi (Gizlidir): İkinci Reis Vekili Dr. Adnan Beyefendi

    1337 (1921) Bütçesinin Görüşülmesine Devam Edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 159, Celse: 2, 2, ve 4. Celseler Hafidir: (TBMM GCZ II – Sf. 760) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 158. Celse: 3 Hafidir, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.  

    2.Celse Hafidir. İkinci Reis vekili Faik Beyefendi

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II – (Sf. 731) kitabından birebir alınmıştır.

    Konya Mebusu Abdülhalim Efendi Hazretleri Hakkında 5. Şube Mazbatası. Suçsuz bulunuyor.

    Bu mazbataya göre suçu sabit görülmemiştir. Mehmet Şükrü Bey Bu adam casus saklamıştır, suçludur diyor. Fakir fukaradan biri bu suçu işlese ne yapacak isek onu yapalım diyor. (TBMM GCZ – Sf. 731) Hakkı Hami Bey de casus sakladığına dair bende kanaat uyanmıştır diyor ama Şube Mazbatası kabul ediliyor ve suçsuz bulunuyor.  (TBMM GCZ II – Sf. 731 – 744)

    3.Celse Hafidir: Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    1337 (1921) Bütçe Görüşmeleri

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Önemli değerlendirmeler yapıyor) “- .. .Meclis-i Milli bütçesini .. Milletin hukukuna hürmetsizlik ettiniz ve bilâmünakaşa (tartışmasız) kabul ettiniz.   .. Misak-ı Milliden çok uzaklaşmışızdır. Kuvay-ı milliye ve maneviyenin (milli ve manevi kuvvetlerin) ikisini de israf ettik. .. İthalata değil ihracata bakmalı idi. .. İhracatımız ithalatımızın sülüsü (üçte biri) nispetindedir (oranındadır). … Fevkalâde mahkemelerle cihanın yüzünü bizden çevirttik. Yani memleket sermayeye muhtaç, hariçten sermayedar gelmek değil, bilakis dâhildeki sermayedarlar birer birer sermayelerini çekip götürüyorlar. Hükümet ve siyasetin mânâsı (anlamı) bunlardır. Efendiler uyuyan aslanları uyandırdınız, biliyorsunuz ki Pontus mefkûresi (Karadeniz’deki Rumların bağımsız devlet kurma ideali) henüz Kuvay-i Milliye Hükümeti (Ankara’daki BMM Hükümeti) teşekkül etmediği (oluşmadığı) zamanda bile Müdafa-i Hukuklara karşı bile şımarıklıklarını izhar (açık) edemiyorlardı. Çünkü % 2 mevcudiyete mâlik olanlar (%2 nüfus yoğunluğuna sahip olanlar) tabii kımıldanamazlar. Bunlar şimdi büyük meseleler çıkartarak harice karşı bizim mevkiimizi (itibarımızı) küçültüyorlar.   .. BMM şerefi nâmına vahşet hâlinde icraat yapılmıştır ki; Efendiler biz sükût ediyoruz (tükeniyoruz, bitiyoruz).   .. Sonra birtakım hâfiyeler (gizli polisler), bir takım casuslar memleketin içerisine çıkarmışlar. Bilmem Kürt meselesi  (burası sansürlü) .. hepsi yalan, yalan efendiler! Hükûmet mesele icat etti… Asayişi tanzim ederken (düzenlerken) asayişsizlik çıkardılar!  .. Yüz milyonu veren milletin zavallı askeri çıplak oldukları halde cepheye sevk ediliyor. … Firar etti diyerekten karılarını livadan livaya (şehirden şehire) sefil-i sergerdan (sefil ve başıboş) bir surette sürüyoruz. Bu vahşeti beşeriyet kaydetmemiştir! Efendiler İşte bu da BMM nâmına (adına) yapılıyor. Sonra memur istihdam ediyoruz (çalıştırıyoruz). Bunlara esir güruhu (kalabalığı) gibi sekiz aydan beri maaş vermiyoruz.    .. Mirasyedi gibi buraya akın akın adamlar geliyor, insan geliyor.   .. Anadolu, hükümetsiz kaldığı devirler vardır ki Efendiler, üç, dört, beş ay asayiş mükemmeldi. Mütareke akabinde (1918 Ateşkes sonrasında) ne Pontus, ne Rus, ne Ermeni hiç kimse kımıldamıyordu. Biz gelir gelmez bir takım avamfiribâne (halk dalkavuğu gibi) yaşayan ve kendisine memur süsü veren câhil insanlar tüfengine sarıldı. … Anadolu’nun asayişini bozanları, Anadolulular artık tanıyor efendiler!” (Konuşmasına Devam Ediyor.); “- .. Bize en yakın muavenet (yardım) ve müzaheret eden (arka çıkan) Rus Hükümeti oldu; Fakat koskoca Azerbaycan idaresini kendimize peşkeş yaptık efendiler! Ermenistan’la harbi biz yaptık, parsayı Ruslara toplattık. Gürcistan’ı arkadan vurduk, parsayı Ruslar topladı….. Bize altı milyon lira verirse onun başka emeli vardır. Bize para verenler; âmâl-i hasisesine (hasislik ameline) bizi alet yapmak için verir. Biz bu köhne siyasetten ne zaman döneceğiz? Fransız para verse Rus’a ilân-ı harp der. Beşeriyet bizi kör bir âlet görür. (Sansür var!)   .. her şey senin nâmına (Meclisin adına) yapılıyor, bize, nâmımıza Koçgiri’de iki yüz adam öldürüldü, yüz seksen köy yandı. Yalan icat edildi Efendiler; Kürt ve Kürdistan meselesi yoktur… Onlar her vakit devlete merbuttur efendiler. Türklerden daha sadık olduklarına ben şahidim Efendiler. … Memleketi birbirine sokup ta ondan istifade eden avantüreleri (maceracıları) içimizden çıkartmak lâzım. (sansür var!) .. Benim son istirhamım budur efendiler; … Teşkilâtınızı ihtiyâcatınıza göre yapın, icap ediyorsa bir kısmını paydos edin. .. Bizim memleketimiz asayişsizdir demeyin. Fevkâlâde mahkemelerden fevkalâde teşkilattan tevakki edin (sakının)  .. sonra memleketin madenlerini kıskanmayın, memlekete para sokun, sermaye sokun.”  (TBMM GCZ II – Sf.735-739)

      Ali Şükrü Bey (Trabzon); “- .. Bu para nereye veriliyor, bendeniz bilmiyorum? .. ben, kadınların sırtına cephane sandığı yüklenmiş olarak Göle Boğazını ve yokuşunu çıktığını gördüm. Bunu Erzurum Mebusu Durak Bey de gördü. .. Nasıl olur da bu kadın evinden alınır, sen Tekâlif-i Milliye vermedin diye cephane sandığı sırtına yükleniyor?”

    (Hüseyin Avni ve Selahattin Beyler Heyet-i Vekile’den kimse yok, bu nasıl bütçe görüşmesidir diyorlar.)

      Ali Şükrü Bey; “-O halde Efendiler, bendeniz şunu söyleyebilirim ki, Meclisin vazife-i murakabesine (denetim görevine) Hükümetin verdiği ehemmiyet (önem) bu günkü hareketle sabittir. (Bravo Sesleri)”  

    ….  Selahattin Bey (Mersin); “-Bu Meclis ve hükümet şekli ile işleri yürütemeyiz. Üç yüz kişi mes’ul (sorumlu) olmaz. .. Dünyada olan şeyler bizim için kâfi misaldir. Biz dünyanın tecrübe etmediği şeyleri nefsimizde tecrübe edecek zamanda değiliz. … Mütehassıs (Uzman) adam arayalım, ayıp değildir, ilmi bir devlet gibi yaşayalım. … Memleketimizi harap eden bizim kararsızlığımızdır. Ne olacağımızı bilmiyoruz, söylemiyoruz, düşünmüyoruz. Efendiler şekli hükümette tebeddül (değişiklik) yapmamak ve bu istikrara kemal-i sükûnet ve ciddiyetle yapışmak sureti ile kanaatinizi izhar ederseniz (açığa çıkartırsanız) kanunlarınızla bu memlekette para emniyeti ortaya çıkacaktır. Gerçi ben biraz hülya gibi sözler söylüyorum…. böyle idare-i örfiye (sıkıyönetim), tekâlif-i milliye fevkalade kanun gibi şeyler devam ederse hiçbir vakit emniyeti mâliye olmaz. Sermayedarı kaçırırız, sonra emniyet-i adliye meselesiyle mehâkim (hâkimler) meselesini birleştirmeliyiz. Artık bir tek mahkeme lâzımdır… böyle sulha gidilmez.” (TBMM GCZ – Sf. 744)

    Hakkı Hami Bey; “-…bugün, millete karşı ne mal olduğumuzu anlatmak için bendeniz mebdeinden (başlangıcından) müntehasına (sonuna) kadar celse-i aleniyede olmasını isterdim fakat mateessüf millet bizi, biz de milleti pekâlâ biliyoruz, yalnız düşman bizi bilmesin, maksat budur.” (TBMM GCZ II – Sf.744)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 158, Celse: 2 v3 Hafidir: (TBMM GCZ II – Sf. 731 – 744) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU 1996; Bu BMM uyguladığı milli vergi diye tercümesini bulan ama gerçekte zoraki vergi uygulaması.

  •  9 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 157. Celse: 2 Hafidir: Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    1337 (1921) Bütçesi Görüşmeleri:

    Aşağıdaki Notlar TBMM GCZ II (Sf. 717 – 726) kitabından birebir alınmıştır.

    Selahattin Bey (Mersin); “- .. Bizim meclisimizin bütün mesaisi celse-i hafiyede (gizli celsede) geçiyor. Bundan bir şey anlamıyorum. Parasızlığımız her hesap bilenin bileceği bir iştir. .. Eğer para meselesini de konuşamazsak bilmem serbest ne konuşacağız?” 

     … Hüseyin Avni Bey; “- .. Efendiler, tesamüh ettiniz (göremediniz), Efendiler Hüsn-ü idare (iyi idare) edemediniz, BMM murakabe (denetleme) vazifesini yapamadı ve en nihayet bugün bu acı şeyleri işitiyorum. .. Hasan Bey bu bütçeyi de 1336 bütçesi gibi senesinin bitimine 20 gün kala huzurunuza getirmiştir.” (TBMM GCZ II – Sf. 717)

    Hasan Bey (Maliye Vekili)(Trabzon); “-.. Rusya’dan alınan 616 bin altındır. Bunun 116 bini buraya gelmemiştir. .. Moskova sefaretimiz vasıtasıyla Ruslardan alınmış ve ordunun teçhizatına sarf edilmek üzere Nuri Bey ve Safvet bey isminde .. adamlara tevdian mubayaatta (verilerek alım satımda) bulunmak üzere Almanya’ya sevk edilmiş.” (Sekiz on ay oldu bu adamlardan ses yok diyor!) “.. Kanaatimce bu 116 bin lira heder olmuştur. (vah vah sesleri) Bu para aşağı yukarı bir milyon ederdi.”       

    “Salih Efendi (Erzurum); “-… Kâzım Karabekir Paşa’dan paranın geleceği zaman bu paradan bir hisse de o götürdü. Bunun miktarı ne kadardır? Nuri Bey ve sair ellerde dolandırıcılık vardır, biz biliyoruz.” 

    … Hasan Bey (Maliye Vekili); “-400 bin altın getirmişti. Bu şark cephesinde kalmıştır. Ahiren o zamanlardaki teşebbüsüm üzerine 165 bin lirasını çektik, mütebakisi (geriye kalanı) orada sarf edilmek üzere kalmıştır.”  (TBMM GCZ II – Sf. 723)

    Bu konudaki görüşmeler devam edecek. (TBMM GCZ II – Sf.726)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 157, Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ II Sf. 717 – 726) kitabından birebir alınmıştır.

  •  9 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 157. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Darülmuallimlerin (Öğretmen Okullarının) Askeriye Tarafından Boşaltılması Hakkında Takrir

    (İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey bir takrirle Maarif Vekilinden, Darülmuallimlerimizden kapalı diye soruyor. Cevapta buranın hastane olarak kullanıldığı, boşaltmadıklarını belirtiliyor.)

    Hamdi Namık Bey; “-.. Rumların mektepleri var, Ermenilerin mektepleri var, Türklerin mektebi yok. .. Bu mektebin tahliye edilmemesinin asıl sebep ve hikmeti, eğer bu hastaneler tevhit edilecek olursa açıkta kalacak olan doktorların cepheye gitmeleri icap ediyor (Bravo sesleri)”

    Takrir Heyet-i Vekile’ye (hükümete) gitti. Sf. 262

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 157, Celse: 1, – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 7 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 156. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    3. Celse Hafidir: Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    Karadeniz’de Tahıl İthâline Gümrük Muafiyeti Tanınmasına Dair Trabzon Mebusu ve Maliye Bakanı Hasan Saka’nın Bir Tezkeresi: Uzun tartışmalardan sonra Encümene havale edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 156, Celse: 3 Hafidir: TBMM GCZ II – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  •  6 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 155. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Kütahya Mebusu Cemil Bey’in Ağaç Kesilmesini Önlemek İçin Verdiği Temenni Takriri.

    (Cemil Bey bu takririnde; askeriye rastgele fidanlar da dâhil şahıs mallarını kesip vatandaşa çok az miktarda para veriyor, odunun bir kısmını da belli kişilere veriyor diyor.)

    İsmail Şükrü Efendi (Karahisarı Sahip); “- .. Şu anda Ayvalı denilen yerde ne enbiya (binalar) kalmıştır ne ağaç kalmıştır. Bu da Meclis Muhafız Taburu (1) tarafından yapılmakta ve berbat edilmektedir. Sf. 233 

    Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-.. bir kısım zabit (subay) evlatlarımız doğrudan doğruya bütün Müslüman bağ evlerini işgal ederek ne ağacı varsa tamamıyla kesiyorlar, yakıyorlar, evleri yıkıyorlar, yakıyorlar… “

    (Aydın Mebusu Tahsin Bey de şahit olduğu bir olayı anlatıyor. Bir ev ve bahçe yağmasını polise şikâyet ettiğini bu yağmayı yapanın Müdafa-i Milliye (Milli Savunma Bakanlığ’nın) müteahhidi olduğunu söylüyor. Basri Bey’in bir takriri kabul edildi buna göre Hükümete daha dikkatli olması söyleniyor. Sf. 236)

    6.2.1922’de Bazı mebuslar Ankara’dan payitaht (başkent) olarak bahsediyorlar:

    Vekil (Bakan) Seçimi; İktisat Vekâleti için Mustafa Kemal namzet (aday) göstermemişti, şimdi Hâriciye Vekâletine vekil seçilecek Selahattin Bey ve Hakkı Hami bey Vekilleri biz aday gösterelim Mustafa Kemal bu hakkından vaz geçmiştir diyorlar. Karşı çıkanlar var. 

    Mahmut Celal Bey Hâriciye Vekâleti vekili seçildi. Sf.238

    2.Celsenin Mabadı Hafidir (celsenin sonu gizlidir): Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II – (Sf. 698) kitabından birebir alınmıştır.

    Karadeniz’de Tahıl İthâline Gümrük Muafiyeti Tanınmasına Dair Trabzon Mebusu Ve Maliye Bakanı Hasan Saka’nın Bir Tezkeresi: Maliye bakanı iyi hazırlanmamış, havanda su dövülüyor. Sonraya bırakıldı. (TBMM GCZ II – Sf. 698) 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 155, Celse: 1, – Sf. 233 ile 28 arası) 2. Celsenin Sonu Gizlidir: TBMM GCZ II – Sf. 698) kitaplarından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) 1996; Bu tabur Topal Osman’ın Taburu.

  •  4 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 154. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Başkumandanlık Kanununun Temdidi Görüşülüyor.

    Kabul Ettiriliyor: (Kırşehir Mebusu Mustafa Bey’in bir teklifi var, başkumandanın sadece orduya kumanda etmesi şeklinde bir düzenleme öneriyor ama Reis bu kanunu değil de, temdit kanununu oylamaya koyuyor. İtirazlar var.) Sf.203

    Nafiz Bey (Canik); “-Cebren kabul edilmiştir.”

    Lütfi Bey (Siverek); “-Riyasetin (başkanlığın) istibdadı (baskısı)…”

    Başkumandanlığın Süresini Uzatan Kanun kabul edildi. Sf. 204

    2.Celsenin Mabadı Hafidir (Celsenin sonu gizlidir)

    Aşağıdaki Notlar TBMM Gizli Celse Zabıtlarından birebir alınmıştır.

    Karadeniz’de Tahıl İthaline Gümrük Muafiyeti Tanınmasına Dair Trabzon Mebusu ve Maliye Bakanı Hasan Saka’nın Bir Tezkeresi. (İktisat Vekili Sırrı Bey, memurlar korktukları için ekin miktarını geçen yılın %20 fazlası olarak gösterdiler oysa ancak geçen yılın % 20 si kadardı diyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 154, Celse: 1 – Sf. 03,204) (2. Celsenin Mabadı Hafidir (sonu gizlidir): TBMM GCZ II – Sf. ?) kitaplarından birebir alınmıştır.

  •  2 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 153. Celse:1, İkinci Reis Vekili Faik Beyefendi.  

    Amasya Mebusu Bekir Sami Bey İtalya’ya Gitmek İçin 6 Ay İzin İstiyor. Sf;192

    2.Celse Hafidir: İkinci Reis Vekili Faik Beyefendi.  

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II – (Sf.676, 677) kitabından birebir alınmıştır.

    Başkumandanlık Kanunu’nun Temdidi (Süresinin Uzatılması)

    Çorum Mebusu Ferit Bey ve 43 arkadaşı mevcut kanunun aynen uzatılmasını isteyen bir takrir veriyorlar. (TBMM GCZ II – Sf.676)

      Hüseyin Avni; “-…Zaman zaman harekât-ı milliyeyi (milli hareketi) kıymetinden düşürmek için bu harekâtı yalnız Paşa Hazretlerinin şahsına atfetmek (şahsına mal etmek) suretiyle onu kıymetten düşürmek istediler… Yalnız demesinler ki memlekette Mustafa Kemal Paşa’nın şahsi arzusu hükümrandır (egemendir). Hayır, milletin arzusu hükümrandır, istediği zaman yükseltir, istediği zaman yere vurur… Paşa’nın arkasından sürüklenmiyoruz, onu yürütüyoruz.”

    (Aşırı derecede sansür var, söyledikleri pek anlaşılmıyor. Hüseyin Avni, Paşa’ya sadece askeri alana hitabeden bir yetki vermek istiyor, reddediliyor.) Sf.677

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 153, Celse: 1, – Sf. 192) (2. Celse hafidir: (TBMM GCZ II – Sf.676, 677) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 30 Kanunusani (Ocak) 1337 (1922) tarihinde İçtima: 152. Celse:2, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.Celse: Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi

    Men-i Müskirat Kanununda Tadilat Yapılması Hakkında Hükümet Takriri. Reddedildi. Sf.184

    2.Celsenin Mabadı hafidir (Sonu Gizli Celsedir):

    Başkumandanlık Kanunu’nun Süresinin Uzatılması:

    Aşağıdaki notlar TBMM GCZ II Sf. 578, 579) kitabından birebir alınmıştır. (Bu tarihler Zabıtlarda karıştırılmış olmalı)

    Hüseyin Avni (Ulaş) Bey (Erzurum); “-Osmanlı İmparatorluğu’nun kuralları, kanunları, idaresi bizim için yeterli görülmemiş, bir inkılâp meclisi ile millet kendi hakkını bizzat idare edecek… (eksik) .. Ne bahtiyarlık!… Tarih bunu kaydediyor, o istibdat (baskı dönemi) aranacak ve millet (eksik) o kralların yapmış olduğu haksızlıklardan daha büyüğünü görecek… bu diktatörlüktür efendiler, başka bir şey değildir. … Bütün milletler gibi biz de medeni bir hükmet kurmaya çalışalım.

    (Bu celse hakkında başka hiçbir bilgi yok. Başkumandanlık Kanunu’nun süresinin uzatılmasının görüşüldüğü tahmin edilmektedir.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 152, Celse: 2, – Sf. 184) (Celse 2’nin Mabadı Hafidir: TBBMM GCZ II Sf. 578, 579) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 28 Kanunusani (Ocak) 1337 (1922) tarihinde İçtima: 151. Celse:3 Hafidir, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    3.Celse Hafidir (Gizlidir): Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II – (Sf. 669) kitabından birebir alınmıştır.

    Müdafa-İ Milliye Vekâleti 2 Milyon Avans İstiyor: (Karesi Mebusu ve Müdafai Milliye Vekili Kâzım Paşa çok acele para lâzım diyor. Ziya Hurşit hep böyle dar zamana sıkıştırılıyor diyor.)

    Hüseyin Avni; “-…Müdafa-i Milliye bütçesini bilâmünakaşa (tartışmasız) 45 milyon kabul ettik… daha 4 aylık zabitanın, askerin maaşı verilmemiştir… Ben meclis-i âliye ihtar ediyorum… Verdiğiniz paranın hesabını bilmezseniz, verdiğiniz heder olur… Neyi kabul ediyorsunuz? Bu mesail-i müstacele (acil işler) nedir?  Bunu anlamak lâzım… Bizim için bir senelik bütçe kabul ettiniz, bütçenin iki misli tekâlif-i milliye (1) alındı ve haberiniz yok.”

    Avans isteği kabul edildi. Sf. 669

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 151, Celse: 3. Hafidir (TBMM GCZ II – Sf. 669) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Başkumandanlık emri ile halktan Tekâlifi Milliye alındı ama iade edilmedi.

  • 28 Kanunusani (Ocak) 1337 (1922) tarihinde İçtima: 151. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.Celse Hafidir:

    Aşağıdaki Notlar: TBMM GCZ II (Sf. 663 ile 667 arası) Kitabından birebir alınmıştır.

    Lazistan Mebusu Osman Bey’in Rusya’dan Alınan Silah ve Cephaneyi Usülsüz Kullanması Hakkında İstizah (soru önergesi): (Osman Bey yüksek mühendis, Fransızca ve Rumca bilir.)

    4. Şube Mazbatası (tutanağı):

    Osman Bey’in Ruslardan hükümet-i milliye namına 4.150 tüfenk, 4.518 sandık fişenk ve 20 makineli tüfenk ile 60.000 kilo benzin, 40.000 kilo gaz yağı, 32.000 kilo dakik ve 650 fıçı çimento ve 5 makineli, 1 fabrika ve 90 tahta fıçı ve 20 demir fıçı aldığı sabit olmakta ise de, 272 tüfenk ve 145 sandık fişenk noksan teslim edilmiştir. Sadece 12 ton benzin teslim edilmiş, 5 makineli fabrika benim idi demiştir.”

    Osman Bey (Lazistan); “-… Hükümet muntazaman (düzenli olarak) teşkil edilmediği zaman, hatta Ethem İsyanı’ndan mukaddem (önce) Rusya’ya gittim. Gitmeden önce Mustafa Kemal beni İsmet Bey’e yolladı. İsmet Bey’e… dedim ki; ben bir yere gidemem… silah bize biran önce lâzımdır, acele git dedi… diğer kısmı da söylenilen çimento ve âlât (aletler, fabrika aletleri) ve hususi alınmış fakat hükümet nâmına denilmiş olan hususi aksamdır. Malzemeler vagonlarla Taupse’ye geldi. Getiren kolordu elemanı bunları al da git, beni bu işten kurtar dedi; zaten tek tek bu sandıktaki malları sayacak imkânım da yoktu. Kâtibim ve ambarım yoktu… Motor Giresun’dan geçerken Osman Ağa (Topal Osman) 96 tüfenk ve 47 sandık cephaneyi almış ama hiç bir kayıt yok... Çimentoyu Rus Hükümetinden sanki Türk Hükümeti için alıyormuş gibi…1 torna, 2 diş kazıcı, 2 planya vardır… Ben o çimentoyu sırf bir Müslüman kardeşiniz namına nüfus-i mebusiyetimden (mebusluk nüfuzumdan) bilistifade (yararlanarak) getirtmiş olursam acaba cinayet mi işlemiş olurum? O halde mebuslar nüfus-i mebusiyetini istimal ederek (milletvekilliği nüfuzunu kullanarak) müteahhitlik de yapmasınlar… Eğer o Müslüman kardeşiniz bir kaç kuruş kazanacak diye ve Türk toprağına çimento sokacak diye vekiliniz ona kefil oldu ise ve bu bir cinayet (burada cinayet diye adlandırılan kötülük, büyük kötülük) ise, bu cinayeti kabul ediyorum… Diyeceksiniz ki efendiler; bu hesap biraz karanlıktır… Bundan bir buçuk sene evvelki vakitte vaziyet ve ahval-i umumiye (genel şartlar) esasen pek karanlık idi. Bu hizmetime mükâfaten (yaptığı işin karşılığı olarak aldığı ödül) 6.500 lira almışımdır.” Sf.663

    Salih Efendi; “-Böyle bir arkadaşımızı mahkeme sandalyesinde oturtmak günahtır.”     

    .. Vehbi Efendi (Konya); “-Bu iş midemi bulandırdı…Gelir gelmez bunun hesabını verdin mi?…Efendiler, defter olmaksızın, santimi santimine hesap olmaksızın şöyle geldi böyle gitti demekle… Hükümet de eğer bunu bir hesap olarak kabul ettiyse yuf o Hükümetin ervahına (ruhlarına) …Mahkemeye gitsin ve temizlesin.

    Ziya Hurşit Bey(Lazistan); “-Ruslar bize İngiliz tüfekleri vermişler. O dönemde izinli olarak Trabzon’daydım, sokaklarda İngiliz tüfenkleri satılıyordu ve suiistimalden söz ediliyordu. Osman Bey mahkemeye çıksın, beraat edileceğine inanıyorum.”  Sf. 667

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 151, Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ II Sf. 663 ile 667 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Kanunusani (Ocak) 1337 (1922) tarihinde İçtima: 150. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Dr. Rıza Nur’un Yerine Bir Vekil Seçilmesi: Dr. Rıza Nur, Sinop’tan geç dönebileceği için yerine bir sıhhiye vekilinin seçilmesini istiyor, Mahmut Celal Bey seçiliyor. Sf.142       

    Vefat; Kırşehir Mebusu Celalettin Çelebi Efendi ve Urfa Mebusu Hacı Hayali Efendi vefat etmiştir. Sf.143

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 150, Celse: 1, – Sf. 142, 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • 23 Kanunusani (Ocak) 1337 (1922) tarihinde İçtima: 149. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Posta Ücretlerine Zam Yapıldı. Sf. 130

    2. Celse: Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    3. Celse Hafidir.

    Aşağıdaki Notlar, TBMM GCZ II – (Sf.648) kitabından birebir alınmıştır.

    Samsun İstiklal Mahkemesi Heyeti Hakkında Bir Takrir:

    (Sinop Mebusu Şevket, Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı, Bursa Mebusu Hüseyin Necati Beylerin, Canik Mebusu Emin Bey’in kendilerine hakaret ettiği ve cezalandırılmasını istediklerine dair takrirleri görüşüldü. Bursa Mebusu Necati Bey “Suçsuzluğumu ispatlayan belgelerim var, bırakın konuşayım.” dedi. Konunun tetkik edilmesi kabul edildi.) (TBMM GCZ II – Sf.648)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 149, Celse: 1 ve 2 Aleni: Sf. 130 – Celse 3 Hafidir: (TBMM GCZ II – Sf.648) kitabından birebir alınmıştır.