Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 1921 Eylül ayının birinci günü Padişahın bir kez daha evlendiğini .. Bu yeni eşi, onu o denli mutlu ediyordu ki, Sultan hiçbir ziyaretçiyi kabul etmez olmuştu. Altmış yaşındaydı. Yeni eşi Nevzad ise on dokuzunda. 

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 403) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1920 Haziranda ilerlemeye başlayan Yunan birlikleri tek tük direnişle karşılaşmıştı. İki buçuk hafta içerisinde Kemalist milliyetçileri dağlara kadar sürmüş ve Güney Batı Anadolu’nun tümünü boşaltmışlardı. Antlaşmanın değiştirilmesini başaramadıklarını gören Sultan’ın temsilcileri bir ay sonra Paris’in banliyösü Sevres de imzayı attılar. … yedi hafta sonra milliyetçi kuvvetler söz konusu Ermeni Vilâyetlerine doğru ilerledi ve Kars’ı aldı.  

    Sultan, giderek daha fazla İngiliz kuklası olarak görünmeye zorlanıyordu.   Sir Horace Rumbold .. Curzon’a çektiği telgrafta; “Ona kesin ve içten yardım ederek, yönetimi mali açıdan sağlam bir şekilde yeniden yapılandırmasını sağlamak gerek.” diyordu.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 402) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Çok ilginç, Yunan saldırısı ve Afyon yenilgisi stratejik bir gelişme. Kemal Paşa’nın yerini sağlamlaştırıyor.

  • Barış Antlaşmasının (Sevr) şartları Sultan’ın delegelerine 1920 Haziranı’nın ikinci haftasında sunuldu. .. Antlaşma, Türklerin beklediğinden çok daha sertti. .. Yunan sınırı Doğuya doğru sokuluyor, Edirne ve Trakya’nın tümünü içine aldıktan sonra, … İzmir Yunan kontrolüne verilmekle birlikte beş yıl boyunca İzmir Osmanlı toprağı olarak kalacaktı. Bu sürenin sonunda plebisit yapılacak ve bölgenin Yunan ya da Türk toprağı olduğuna karar verilecekti.  Karadeniz’e kıyısı olan bağımsız bir Ermenistan devleti kurulacak ve bu devlet sorunlu altı Vilâyetin çoğuyla Rusya’nın Ermeni Vilâyetlerini de içine alacaktı.   Erzurum Kalesiyle, Trabzon Limanını da Ermenilere vererek Türk düşmanı Lloyd George’u bile şaşırttılar.   

    Antlaşma aynı zamanda Fırat’ın doğusunda özerk bir Kürdistan kurulmasını da öngörüyor, Kürtlerin 12 aylık bir süreden sonra bağımsızlığı seçme hakkına da sahip olacağını belirtiyordu.  

    Türkiye’ye bu şartları kabul ettirebilmek için müttefiklerin yaklaşık olarak 325.000 askerinin olması gerektiğini belirtti. .. Savaş yorgunu ülkelerin, hiçbiri böyle bir kuvveti tahsis etmeyi aklından bile geçirmezdi.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birkaç hafta önce İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon kabinedeki arkadaşlarını, Konstantinapol’de Osmanlı yönetimine son vererek “500 yıldır Avrupa’da halkın yaşamını her şeyden çok bozan sebebi ortadan kaldırmaya” zorlamıştı. 

    Curzon; “Benim görüşüme göre eğer biz İzmirli Türkleri yağmalarsak, Türkiye’nin Asya tarafında ırksal, dinsel Alevileri körükleme yönünde o kadar büyük etkiler yaratırız ki, Konstantinapol’de yapacağımız hiçbir şey bununla ölçülemez.”

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mayıs 1919’da Başkan Wilson tüm Amerikan diploması geleneklerini çiğneyerek, Ermenistan’ın hatta Konstantinapol’ün Amerikan mandasına girmesi için Kongre onayı istedi.  .. Wilson’un ağır hastalığı tüm cumhuriyetçilerin yanı sıra çoğu demokratlarında Milletler Cemiyetine karşı olması bir ara önerilmiş olan Amerikan mandalarının tarihi bir yanlışlık olarak kenara itilmesine neden oldu.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 390 ile 395 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Manda, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş kabul edilen ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir.

  • BAKKAL’IN NOTU (1996): 1919 Ocak yılında Paris’te Barış Konferansı toplandı. 17 Haziranda bitti. Bu konferansta önce Almanya sonra da Avusturya – Macaristan ile görüşüldü. Osmanlı heyeti kabul edilmedi. Osmanlı sorunları da konuşulmadı, bu antlaşmanın maddeleri Osmanlı Hükümetine 11 ay sonra ulaştı. Belki de Ankara İsyanı’nın sonuç alması yani Osmanlının zayıflatılması beklendi.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 389) kitabından notlar alınmıştır.

  • 21 Aralık 1919 günü Vahdettin Parlamentoyu dağıtarak daha geleneksel yönetim biçimlerine döndüğünde, yüksek komiserlerden herhangi bir itiraz gelmedi. Şeyhülislamın yetkileri kendisine geri verildi. Eğitim alanında ve aile kanunu yorumlanmasında söz sahibi olması sağlandı.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 378 ile 388 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • İttihatçıların üçlüsünün sürgüne gitmesiyle, Osmanlı Liberal Birliği’nde çabucak bir dirilme olmuştu. Bu gurubun başında Sultan’ın eniştesi ve yakın dostu Damat Ferit Paşa bulunuyordu.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 380) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Barış görüşmeleri 26 Ekim 1918’de Mondros’ta denizde Agamemnon gemisinde başladı ve beş gün sürdü. Müttefik gurubun baş temsilcisi Amiral Calthrope … Osmanlı Heyeti müttefiklere “düzensizlik çıkması halinde”  stratejik noktaları işgal etme hakkı veren maddenin taşıdığı tehlikeleri gözden kaçırdı. (Bu tehlikeyi gözden kaçıran Rauf Paşa)

    .. antlaşmanın gerçekte Türklerin korktuğu kadar kötü olmadığı görüldü.  Konstantinapol işgal edilmeyecekti. .. Müttefik birlikleri İstanbul ve Çanakkale Boğazlarındaki kaleleri işgal edeceklerdi.   Mondros Ateşkesi bir iş anlaşmasına benziyor ve Sultanın egemenliğine resmi kısıtlamalar getirmiyordu.  Ama bu yetkiler bile Kayzer William’ın, İmparator Kral Charles’ın yada Bulgar Kralı Ferdinand’ın elinde kalanlardan fazlaydı. Dört yenik devlet başkanı arasında, hâlâ tahtında olan bir tek Sultan kalmıştı. 

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 382) kitabından birebir alınmıştır.

  • Falkenhayn, Türklerden nefret eder ve onlara hiç güvenmezdi. En tanınmış kurmayı Franz Von Papen onu sonradan “inatçı ve bencil bir damarı vardı” diye tarif etmişti.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 376) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suriye’deki Osmanlı Komutanı Ahmet Cemal Paşa … müttefiklerin çok geçmeden İskenderun’la Hayfa arasında bir yere çıkarma yaparak bir Arap ihtilâlini desteklemeye çalışacaklarına inanıyordu. Bu nedenle aşırı sert tedbirlere yöneldi. 

    Lawrence’in birkaç yıl sonra yazdığı gibi; “Cemal Paşa Suriye’deki tüm sınıfları koşulları ve inançları birleştirerek ortak bir sefaletin ve korkunun baskısı altına almıştı. Böylelikle de planlı bir isyanı mümkün hale getirmişti.” 

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 370) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1915 Mayısında Osmanlı yetkilileri tüm Doğu Vilâyetlerindeki Ermenilerin bölgeden çıkartılması ve kuzey Mezopotamya’daki kontrollü yerleşim yerlerine gitmeleri yönünde bir karar aldılar. Bu arada her halde 500.000 kadar Ermeni açlıktan, Kürt topraklarında yaptıkları uzun yürüyüşlerin cefasından ve Kürtlerin, yerel yöneticilerin göz yummasından yararlanarak uyguladığı kıyımdan ölmüş olabilir. ..Türk resmi tahminleri bu sayıyı 300.000 civarında gösterirken, en aşırı Ermeni radikalleri iki milyondan söz etmekte ve sistematik bir soykırım uygulandığını ileri sürmektedir. Ne yazık ki 1.300.000 Ermeni’nin ölmüş olması mümkün görünüyor.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 369, 370) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Bazı bakımlardan inanılmaz gibi görünse de, Jöntürkler savaşın ilk üç yılı boyunca, inkılap girişimlerini sürdürmeye çalıştılar. 1913 Nisanında çıkarılan bir kanunla, dinsel kurallara göre çalışan Şeriye mahkemelerinden alınan kararların Mahkemei Temyiz adı verilen laik bir itiraz mahkemesine götürülebilmesi ve böylece laik hukukun ulemaya önceliği sağlanmıştı. Müslüman hiyerarşik otoritesinin adım adım kırılması, Sait Halim Paşa’nın Sadrazamlık dönemi sonunda doruk noktasına varmıştı. Nisan 1916’dan itibaren Şeyhülislamlık artık otomatik olarak kabine üyesi olmaktan çıkarılmıştı. Birkaç ay sonra da yönetimle ilgili tüm konulardaki yetkileri alınmış ve örneğin vakıflara ve eğitime karışamaz duruma gelmişti. Vahdettin’in tahta çıktığı günlerde Şeyhülislam artık yalnızca dinsel konularda ve İslam öğretilerini yorumlamada başvurulacak ve saygı görecek bir kişi olarak kabul ediliyordu.

    … 1917 de çıkarılan aile Hukuku Kanunu, evliliğin laik bir anlaşma olduğunu ve kadının zina işlediği kanıtlanan kocasını boşama hakkını kabul ediyordu.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 368) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha güçlü bir Sultan olsa Başkentten sessizce kaçar ve Anadolu’daki milliyetçilerin başına geçerdi. Kurnaz bir Sultan pasif direniş politikalarını benimserdi.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. ) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2009): Sultan, pasif direniş yolunu seçiyor, en azından hanedandan birini Anadolu hareketinin başına geçirmeliydi. Vahdettin, tahtından korktuğu için Anadolu’ya Şehzade göndermedi, şehzade başarılı olursa tahtını ele geçirir diye korkmuş olması mümkün.

  • Almanya müttefiklerini 250 Milyon İngiliz Lirası karşılığı fon aktararak destekledi ve böylelikle Osmanlı Ordularını dört yıl boyunca cephelerde tutmayı başardı.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 352) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kayzer II Wilhelm … Aralık 1913’te General Liman Von Sanders’in yeni askeri heyetindeki 40 subaya:

    Türk Ordusunun Almanlaştırılması konusunda engel tanımadan düzenli ve uyumlu bir biçimde çalışılmasını söylemiş, gerçekçi ve pratik bir yaklaşımla; “Goltz her ne kadar yılda 30.000 marklık bahşişle durumu idare edebildiyse de, giderek, rekabete ve enflasyona açık hale gelen bu pazarda Liman’ın uygun göreceği harcama fonlarının yılda bir milyon Marka kadar yükselebileceğine” işaret etmişti.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultanın erkek tebaası 1913 – 1914 kışında oy verme hakkını kullanmakla birlikte askeri baskılar İttihat ve Terakkiyi seçimlerde tek parti haline getirmişti.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 346) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı aydın kentlerde kadınların mesleki statüsü oldukça ilerlemişti ve ilk kez onlara doktor, avukat ve memur olma hakkı tanınmıştı.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 345) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Haziranda Mahmut Şevket Paşa Beyazıt’taki Harbiye Nezaretinden Babıali’ye gitmek üzereyken, arabasında vurularak öldürüldü. .. Cinayet siyasi muhaliflerin, Liberal Birlik Partisinin omuzlarına yüklendi ve bu partinin bazı üyeleri hakkında idam kararı alındı. Bu kararlar Prens Sabahattin için olduğu gibi, söz konusu kişilerin gıyabında alınıyordu. Bu gelişmelerden sonra İttihat ve Terakkililer nihayet iktidarı ellerine aldılar. Mahmut Sait Halim Paşa sadrazam oldu. Bu görevi üç buçuk yıl yürüttü, İçişleri Bakanı Talat Paşa, Başkent Askeri Valisi Cemal Paşa ve Enver Bey ise ülkeyi esas yönetenlerdi.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 345) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Kamil Paşa’nın Edirne’yi Bulgarlara vereceği söylentileri ittihatçıların haftalardır planladıkları darbeyi yapmalarında teşvik edici oldu. Albay Enver, bir gurup subayla Babıali binasının ana toplantı salonuna girdi ve Kamil Paşa’yı silah çekerek istifaya zorladı. Yanındaki arkadaşlardan biri de Nazım Paşa’yı vurup öldürdü.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 343) kitabından birebir alınmıştır.