Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 3 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 121. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Zaptı Sabık Hulasasına İtirazlar Görüşülüyor, Yani Geçmiş Tutanak Özetlerine İtirazlar Görüşülüyor:

    Selahattin Bey (Mersin); “- (Geçen celsede konuşmama zaman kalmadı diyor ve bir takrir veriyor;)
    Riyaset-i Celile’ye
    … 1.Kânunuevvel (Aralık)1337 perşembe günkü celsede encümenimize hakkı müdafaa (komisyonumuza savunma hakkı) verilmemiştir. ..Riyaset (başkanlık), encümenin mazbata istirdat (komisyonun tasarıyı geri çekme) yolundaki müesses (kurulu) ve mukabil (karşı) hukukunu dahi dinlemeyerek istihsali araya (oy toplamaya) geçmiştir. Encümeniniz aklının erdiği kadar… sâlim ve doğru götürmekten çekinmemiştir.
    (Ya encümenin savunma hakkını yada lâyihanın encümene iadesi haklarından birini verin diyor.)


    Hüseyin Avni; (Mustafa Kemal Paşa’nın daha önceki celselerden birinde Hüseyin Avni Bey’e yönelik hakaret içeren ifadesine cevaben; ) “.. .. şahsıma taalluk eden (şahsımı ilgilendiren) ve şerefimle gayri mütenasip (şerefimle uygun olmayan) bir söz sarf edilmiştir. Onu tashih etmek (düzeltmek) isterim. … bizi kulağımızdan tutup atmış değillerdir. ..bizi tutup atmadılar. Biz kulağımızı vermedik. Tatili müzakerat (görüşmelere son) kararı verdik. .. bir nokta daha var. ..Kanunu Esasî’nin (1876 Anayasasının) Meclisi Âli’ce tebdil ve tağyir edilmeyen (değiştirilmeyen ve ortadan kaldırılmayan) nukatının (noktaların) kâmekân meriyülicra (halen yürürlükte) olması dolayısı ile orada sarf edilen paçavra kelimesini kendi nefsimce red ediyorum.” Sf. 3

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 121, Celse: 1, – Sf. 3 ile 12 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile’nin Vazife ve Mesuliyetine Dair Kanun; Hükümetin Görev ve Sorumluluğuna Ait Kanun;

    Madde 1- Esbabı Mûcibesi (Gerekçesi);

    “Ahvali hâzırada (mevcut durumda) millet, hukuk ve hâkimiyeti asliyesini (asli egemenliğini) bizatihi istimale (bizzat kullanmaya) mecburiyet ve ıstırar (zarar) görmüş ve hukuku âliyei saltanat ve hilafeti (yüce saltanat ve hilâfet hukuku), intihap ettiği (seçtiği) BMM’nin şahsiyeti maneviyesinde (manevi kişiliğinde) istimale (kullanmaya) karar vermiş olduğundan muaddel (değiştirilmiş) 7 Maddede makamı mezkure mufavvaz (söz konusu makama yapılmış) olan hukuk ve vezâif (hak ve görevler) halen Meclisi Milliye ait olarak tayin ve irae olunur (belirlenir ve gösterilir). Bu meyanda (bunun yanında) devairi Hükümetin (hükümet işlerinin) muamelatına (muamelelerine, yazışmalarına) ve kavaninin (kanunların) suveri icraiyesine (yapılması biçimine) müteallik (yönelik) nizamnamelerin tanzimi (yönetmeliklerin düzenlenmesi) ve kavanini mahsusasına tevfikan (özel kanununa dayanarak) rütbe ve nişan ve menasıp (makamların) tevcihi ve itası (yönlendirilmesi ve verilmesi) hususlarında Meclisi Âli’nin tetkikatla iştigaline (araştırmakla meşgul olmasına) vaz’ı hazırla (mevcut durumda) maddeten imkân görülmediğinden bu hususta Heyeti Vekile’ye (hükümete, vekiller topluluğuna) salahiyet itası (yetki verilmesi) ve Meclis namına (adına) Makamı Riyasetin tasdiki ile iktifa olunması (meclis reisinsin onayı ile yetinilmesi) ve tevcih-i mesuliyet (sorumluluğun yönlendirilmesi) ve teşrii maslahat (yasa yapma işleri) noktai nazarından münasip (açısından uygun) mütalaa (düşünülmüş) ve ancak Meclisi Ali’nin fevkalade olarak tevcihat hakkı (olağanüstü yönlendirme hakkı) ayıca kayıt ve ityan edilmiştir (şart olarak getirilmiştir). İcabı hale göre muvakkaten mütareke (duruma göre geçici ateşkes) akdi hususunda (imzalanması konusunda)  Hükümete mezuniyet itası (izin verilmesi) ve maahaza (bununla beraber) Meclis-i Âli’ce tasdik ettirilmesi lüzumunu (Meclise onaylattırılması) kabul ve seferberlik ilanı ve her nevi tekâlifin (verginin) tarh ve tevzi ve ilgası (konulması, düzenlenmesi ve kaldırılması), idarei örfiye (sıkıyönetim) ilanı ve bir nevi kan vergisinden ibaret olan (…) askeriyenin celp ve terhisi hususatının (askere elma ve teskere verme konularının) dahi meclisi millinin kararına iktiranı (dayandırılması) lâzımei maslahattan (gerekli görevlerden) ad ve derç olunmuştur (adlandırılmış ve yazılmıştır). 

    Madde 2- Esbabı mûcibesi (gerekçesi) birinci maddede mezkûrdur (zikredilmiştir).

    Madde 3-  İdam hükümlerinin Meclisi Millice tetkik ve bir karara raptı, (araştırılıp bir karara bağlanması) Meclis vazifesini tavik edeceğinden (oyalayacağından) derecatı mehâkimden (üst mahkemelerden) usulen geçerek (usulüne uygun geçerek) kesbi katiyet eden ahkâmın (kesinlik kazanmış kararların) Heyeti Vekile’nin mesuliyeti dâhilinde (hükümetin sorumluluğu dahilinde) ve Reisi Meclisin tasdiki (meclis başkanının onayı) ile icrası (uygulanması) kâfi görülmüştür.  

    Madde 4-  İdare-i Örfiye (Sıkıyönetim, Meclisin hakkıdır ama olağanüstü durumlarda Hükûmet de sıkıyönetim ilan edebilir. Ancak 48 saat içinde bu kararı Meclis onayına sunulacak. Buralara Divan-ı harp ve İstiklâl Mahkemeleri de gönderilecek.)

    Madde 5- (Meclisin yürütme hakkını kullanan Hükûmet, kararlarını Meclis Reisi’nin tasdikine (onayına) götürecek, iki gün içinde imzalanmazsa kararları uygulayacak.) 

    Madde 6–(Heyeti Vekile (hükümet) kararlarında doğrudan doğruya Meclis’e karşı sorumludur.) 

    Madde 7- (BMM’nin Riyaseti (Meclis Başkanlığı), Meclis-i Millinin doğal reisi ve Heyet-i İcraiyenin zımni (dolaylı) murakıbı, denetleyicisidir.) 

    Madde 8- (BMM Reisi’nin yokluğunda ikinci Reis devrededir.)

    Heyeti Vekile Kanunu’nun Maddeleri Görüşülüyor;

    Madde 1- Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun (1921 Anayasasının) yedinci maddesindeki hukuk ve vezaiften (hak ve görevlerden) başka olarak, ahkâmı kanuniyenin muhafaza (kanun hükümlerin korunması) ve icrası (yerine getirilmesi) bilumum kavaninin tefsiri (bütün kanunların açıklanması), istikraz (borçlanma) ve imtiyaz (ayrıcalık) mukavelelerinin tasdiki (antlaşmalarının onaylanması), fevkalade rütbe (olağanüstü rütbe), nişan ve menasıp (makamlar) tevcihi (verilmesi), Heyeti vekile teşkili (bakanlar kurulu oluşturulması), münferiden (tek tek) veya müçtemian (topluca) ıskatı (ortadan kaldırılması) ve tayini (belirlenmesi), mesuliyeti (sorumluluğu), kuvayı berriye (kara kuvvetleri) ve bahriyenin (deniz kuvvetlerinin) kumandası, umumi veya hususi seferberlik (genel ve özel asker toplama) ilanı, hükümetçe akdolunacak (yapılacak) mütarekenin tasdiki (ateşkesin onaylanması), müracaatı kanuniyenin (kanuna başvurmanın) tahfif veya af veya tecili (hafifletilmesi, af edilmesi veya ileriye atılması), affı umuminin (genel affın) ilanı, esnanı askeriyenin celp ve terhisi (askerlerin silâh altına alınması veya terhis edilmeleri), her nevi tekâlifin (verginin) tarh veya tevzii (miktar belirlenmesi veya dağıtılması) veya ilgası (ortadan kaldırılması), idarei örfiye (sıkıyönetim) ilanı, meclisin mebde (başlangıç) ve zamanı inikadının (toplanma süresinin) tayin (belirlenmesi) ve tebdili (değiştirilmesi) ve indellüzûm feshi (gerektiğinde fesh edilmesi) dahi BMM’nin doğrudan doğruya cümlei vazaifindendir (görevlerindendir) .

    (Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.) 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 440) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanunu Görüşülüyor:

    Gazi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); (Hazırlanmış olan tasarıya şiddetle muhalefet ediyor. Çok uzun bir konuşma. Beş saatlik bir nutuk. Mazbata Muharriri Selahattin Bey hükümet üyelerinin gelip bu görüşmeleri izlemediğini söylüyor. Mustafa Kemal ise bu kanun beni çok alakadar ediyor diyor. Hükümete bu kadar yetki verilmesinden ciddi rahatsız. Kimse alınmasın kırılmasın deyip Selahattin Bey’e saldırıyor.) “-.. kanunun 1 maddesi üç noktai nazardan (üç bakış açısından) Teşkilatı Esasiye’mizin (anayasamızın) mevaddı asliyesini (esas maddelerini) ve ruhunu tahrip eden bir maddedir…. bu maddeyi vaz etmek (koymak), bunun vazifesini tahdit etmek (görevini sınırlamak), bunun kuvvet ve kudretini temsil etmektir. .. bu encümene heyeti celileniz (yüce heyetiniz) böyle bir vazife vermemiştir. .. Millet bizi buraya gönderdi fakat ilaahirilömür (ömür boyu) biz burada ve bu milletin iradesini ve hâkimiyetini malı mevrus (mal mirasçısı gibi) gibi temsil etmek için toplanmış değiliz ve sizi toplamak ve dağıtmak kudretini hiç kimse haiz değildir. … Efendiler, insanlar kuvvet istimaline (kullanmaya) ve bahusus başkalarının kuvvetini istimale (kullanmaya) fıtraten (yaratılış olarak) mütemayil (meyilli) oldukça bu kaideyi çok kıskanç olarak muhafaza etmekte (korumakta) musır (ısrarcı) olmalıydınız. ….  Padişahlar işte bu noktaya istinaden (dayanarak) milletimizin meclislerini tahkir ede ede (horlayarak, aşağılayarak) kovmuşlardır. … dokuzuncu maddede Reis’in salahiyeti (Meclis Başkanının yetkisi) ifade olunmuştur. “Meclis namına vazı imza eder (imza koyar). Heyeti Vekile (hükümet) mukarreratını tasdik eder (kararlarını onaylar).”  .. Reis ister tasdik etsin, isterse etmesin heyeti vekile derhal mukarreratını yapar. Efendiler bu madde ile emin olunuz ki bindiğiniz dalı baltalamaktasınız. … Bir heyeti vekile ki iradei milliyenin mümessili (temsilcisi) olacaktır, ispat edeceğim, onun eline salahiyet (yetki) verdiğiniz zaman o istediğini yapacaktır ve haberiniz olmayacaktır. Sorarım size; “Heyeti Vekile sizin buradan dağıtılmanıza karar verirse ne yapacaksınız?”

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Güleriz!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Gülemezsiniz. İstanbul Meclisi Mebusan’ına giden zatı âliniz o zaman da güleriz demediniz ama o zaman bunu yapamadınız. Kulaklarınızdan tutup kapıdan dışarı atmışlardı.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Yapanlar saray kumandanları idi. Hâlbuki bizi tutanlar milli kuvvet ve milli kumandanlardır. Binaenaleyh (bundan dolayı) kimse atamaz!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “.. eğer bu maddeyi koymaktan maksat Reis’e karşı bir vesvese (şüphe) beslemek ise, bu katiyen varid (söz konusu) olamaz. Böyle bir vesvese hâsıl olduğu gün imha edilmeye (ortadan kaldırılmaya) mahkûm olmalıdır, yoksa felakettir.”

    Hüseyin Avni Bey; “-İmha etmeye kudretimiz olmadığını beyan etmekle beraber, itimadımız da(güvenimiz de) vardır.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Hele yalnız senin yoktur. Sf;426 (birbirlerini iyi tanıyorlar) ondan sonraki maddenin yalnız son cümlesi zaittir (gereksizdir). “Reis’in reyi ancak istişâri (danışma gibi) olur.” Bu zaittir (gereksizdir). Bu, makamı riyasetimize (meclis başkanlığı makamına) intihap edeceğiniz (seçeceğiniz) zatın şeref ve haysiyeti zatiyesini (kişisel onurunu), tenkisten (azaltmaktan) başka bir faydayı temin edemez. Bundan sonraki maddeye bakacak olursak, efendiler, bu madde TBMM reisini posta müvezzii (dağıtıcısı) mevkiine indirmek demektir. (hâşâ sesleri) “Reis gerek Meclis’in gerek Heyeti Vekile’nin (hükümetin) kararlarını makamatı aidesine (ilgili makamına) tebliğ (bildirmek) ile mükelleftir (görevlidir).” diyor. ” .. Hakikatten bizim aradığımız kanun değildir. (Paşa, kanunun esbabı mucibesini (gerekçesini) eleştirmeye başlıyor. Encümenin de bir karara varamadığı, saltanat ve hilafetle ilgili ilk altı madde için bunları neden muallâkta (boşlukta) bıraktılar diyor.) Efendiler mevcudiyetiniz muallâk (boşlukta) ve müphem (belirsiz) midir? (hayır, sadaları) Hâşâ! Şeklinizin kanuniyeti ve meşruiyeti (haklılığı) muzlim midir (karanlık mıdır)? Bunu söylemek için cesaret lâzımdır efendiler. . bunu nasıl söyler, nasıl söyler bir arkadaş?”

    Selahattin Bey; “-Bunu söylemekle müftehirim (iftihar ediyorum) ve sebebini arz ederim.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Keza (böylece).”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-İftiharınızın mahiyetini (içeriğini) tarih ve zaman gösterecektir. Sf;426… Efendiler, bizim hükümetimiz demokratik bir hükümet değildir, sosyalist bir hükümet değildir ve hakikaten kitaplarda mevcut olan Hükümetin mahiyeti ilmiyesi itibariyle hiç birine benzemeyen bir hükümettir. .. ilmi, içtimai noktasından bizim hükümetimizi ifade etmek lâzım gelirse; “halk hükümeti” deriz! …Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücahedeyi (savaşmayı) caiz (uygun) gören bir mesleki (ideolojiyi) takip eden insanlarız. .. Biz bize benziyoruz, Efendiler! (alkışlar) .. Her şey eskisi gibi devam edecektir,.. bundan istifadeyi katiyen düşünmesinler. .. garip tesadüfler, fena tesadüfler düşmanlarımızı aynı nokta üzerinde münakaşata (tartışmalara) sevk etmiştir. (Damat Ferit Paşanın evindeki bir toplantıda Ankara Hükümeti nasıl işliyor diye meraklandıklarını anlatıyor.)     

    Hüseyin Avni; “-Ankara hükümetini dünya tanımıştır.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “- (Selahattin Bey’e yükleniyor.)  ..mazbata muharriri beyefendi, bu eserin, bir takım hissiyatın tahtı tesirinde (bir takım duyguların etkisi altında) yapılmış olduğunu beyan buyurdular. .. vaz’ı kanun (kanun koyucu) olanlar bir takım evsafı mümtazeye (seçkin özelliklere) malik olmak mecburiyetindedirler. .. hissiyata ibtina edilen (duygulara bina ettirilen, dayandırılan) bu eserin Meclisi Alinizce nazarı dikkate (göz önüne) alınmaması ve mevzuu bahis (söz konusu) olmaması lâzım gelse yeri vardır. (Selahattin Beyi Panislâmcılık (İslam birlikçiliği ideolojisi), pantürkistlikle (Türk birlikçiliği ideolojisi) suçluyor ve iyice yükleniyor.) … Efendiler; … büyük hayaller peşinde koşan yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen sahtekâr insanlardan değiliz. Efendiler büyük ve hayali şeyleri yapmadan yapmış gibi görünmek yüzünden, bütün dünyanın husumetini (düşmanlığını), garazını, kinini bu memleketin ve bu milletin üzerine celp ettik (çektik, yönlendirdik). Biz Panislamizm yapmadık, belki; yapıyoruz, yapacağız dedik. Düşmanlar da bir an evvel öldürelim dediler. Panturanizm yapmadık, yaparız yapıyoruz dedik ve yine öldürelim dediler. Bütün cihana havf (korku) ve telaş veren mefhum (kavram) bundan ibarettir. .. Haddi tabiiye (doğal sınırlarımıza), haddi meşruya (yasal sınırlarımıza) rücu edelim (geri dönelim), haddimizi bilelim. (Saltanat ve hilafetin haklarını sonraya bırakalım diyen Selahattin Bey’e iyice kızıyor.) ..milletiniz hiç kimsenin muvaffakiyetine lüzum görmeden, muvafakat etmeyenlere (uygun görmeyenlere) karşı isyan ederek hakimiyeti milliyesini almış ve öylece istimal etmekte (kullanmakta) bulunmuştur. (şiddetli alkışlar) .. millet hakimiyetini almıştır ve isyan ederek almıştır. . Bu hâkimiyeti tekrar geri alabilmek için, istimal edilmiş (kullanılmış) olan vesaiti (araçları) kullanmak lâzımdır. (alkışlar) (Paşa tekrar, kimse alınmasın, kırılmasın deyip saldırıya geçti.) “..Kanunu Esasî (Esas Kanun, 1876 yılında kabul edilen Türkiye’nin ilk anayasası.)  denilen bu kitabın iadei mer’iyetine (yürürlüğünü geri getirmeye) doğru bir hatve (adım) atılmış oluyor. Bittabi atılan bu hatve aynı zamanda Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun iptalini müstelzimdir (gerektirir). (Paşa, Kanunu Esasî kitabını göstererek tarihini anlatıyor.) Sultan Mahmud’u Sani (İkinci Mahmut) memleketin idaresini ıslah etmek mazharı terakkiyat etmek (geliştirmek) için teşebbüslerde (girişimlerde) bulunmak istedi. Fakat vuku bulan teşebbüsatı (girişimleri) Avrupa’yı taklit etmek oldu… Avrupa kanunlarını almak, Avrupa nizamlarını almak ve Avrupa’nın elbisesini giymek gibi bir takım teşebbüsatı islahiyelerde (iyileştirme girişimlerinde) bulundu. Fakat bu, hakiki bir netice vermedi, veremezdi. Çünkü Islahat için mukallitliğe (taklitçiliğe) tevessül edilmişti (girişilmişti, el atılmıştı). .. bu noktada rüfekayı kiramdan (kerem sahibi arkadaşlardan) Hüseyin Avni Bey biraderimize bir cevap vermek isterim. .. buyurmuşlardı ki; “..cihan hükümetlerinden birine benzemeyiz.” ..bu bir hatadır. .. Meselâ kıyafete bakınız; Avrupa kıyafetini aldık. ..evet; Avrupa’dan elbise alındı. Faraza bakınız altında pantolon üstünde cepken… üstünde ceket altında şalvar. Bir türlü bu hazım edilemedi (sindirilemedi)… Deli Petro dahi taklit ile milletini ıslah etmek istedi. … Hâlbuki bir Rus’un Alman olması mümkün olamadığından, hem kendi benliğini kayıp etmiş ve hem de olmak istediği şeyi olamamış ve ortaya böyle müşevveş (karmakarışık) bir mahlûkiyetten (yaratıklardan) başka bir şey çıkmamıştır. Sf.433… Bir Paşa’nın tahtı riyasetinde (başkanlığı altında) (Bu Mithat Paşa olmalı.) üçü Hıristiyan olmak üzere on altı memur, on ulema ve iki askerden mürekkep bir heyet Babıâli’de toplandı ve bu kitabı yazdı. … Bu kitap düşmanlarımızı muvakkaten (geçici olarak) memnun etmek gayesini gözetmiş bir kitaptır. (Paşa bir anekdot anlatıyor.) .. Filibeli Halil isminde bir zat varmış, sormuş bu heyete ki; bu kitabı ne için yapıyorsunuz? Ve bu kitaptaki hukuka istinaden gelecek olan mebuslar ne yapacaklar? Niçin onları topluyorsunuz? Vükeladan (Vekillerden) hazır olan birisi demiş ki; Biz Padişaha meram anlatamıyoruz, .. Milletvekilleri gelsin belki onlar anlatırlar. Halil Efendi cevaben; Siz ki bu kadar mizacı hümayuna (padişahın huyuna) vakıfsınız, böyle olduğu halde ona meram (derdinizi) anlatamıyorsunuz, hariçten bu gelen çıtaklar mı meram anlatacaklar. .. .. Bu zat bu kitaba istinaden gelecek millet vekillerinin hiçbir kıymeti bulunmayacağını .. yazıldığı gün ifade etmiştir. ..  Ben, 31 Mart vakasında İstanbul’a giden Harekât Ordusunun yanında ve belki başında bulunanlardan biriyim. .. bir çok kanlar akıttık bir çok insanlar astık; illa dedik ki bu kitabı tatbik edeceksiniz. Sf. 434 .. (Paşa Anayasayı kastederek) Bu kitap paçavradır efendiler! (alkışlar) ..Cenabı Hak, gönderdiği kitaba riayetkâr kılmaya mecbur tuttuğu insanların esasen kalp ve vicdanlarına ki ihtiyacatı hakikiyelerini (gerçek ihtiyaçlarını) tamamen bilir. Binaenaleyh gönderdiği kitap, tamamen o ihtiyacata mutabık ahkâmı ihtiva eden (o ihtiyaca uyan hükümleri içeren) kitaptır. (1) (alkışlar) .. Taklit ile tebdil ile (taklit etmekle, değişiklik yapmakla) kanun olmaz, kanun, kanunu hakiki olmak lâzımdır, kanunu tabii olmak lâzımdır. Yani kanunu İlahi olmak lâzımdır. (alkışlar) Teşkilâtı Esasiye böyle bir kanunu hakikidir. Çünkü milletin vicdanından, kanaatinden çıkmıştır. .. Hiçbir ferdiniz bu kara kitabın (176 Kanunuesasi’nin), bu harabenin, baykuş mesnedi olabilecek bu nesnenin iadei mer’iyeti taraftarlığını (yürürlüğünü geri getirme taraftarı olmayı) vicdanında bulamaz. (Bravo sesleri, medit (sürekli) alkışlar) (Kuvvetler ayrılığı ve meşrutiyet ile ilgili olarak Selahattin Bey’in sözlerini tenkit ediyor.) Ve hakikatte, efendiler tabiatta, efendiler âlemde taksimi kuvva (kuvvetler ayrılığı) yoktur. ..mateessüf bendenizce eski devirlerde lâzım gelen kitaplarda bu tefriki kuvva (kuvvetler ayrılığı) vardır. Bu tefriki kuvvanın (kuvvetler ayrılığını) validi (doğuranı, ortaya çıkartanı) olan bir nazariyei meşrutiyet (meşrutiyet görüşü, padişah ve meclisin birlikte idare etme görüşü) vardır. Efendiler ben şimdi size ispat edeceğim ki meşrutiyet (padişahın yönetim yetkilerini seçilmiş parlamento ile paylaşması, günümüzde İngiltere’deki sistem); gayritabiî (doğal olmayan), gayrikanunî ve gayrimeşrudur (yasal olmayan ve haklı olmayandır). … Hükûmet için şartı esas (esas şart), şartı evvel 8önde gelen şart) yalnız ve yalnız meşverettir (danışma) (sürekli alkışlar) (Paşa, Meşrutiyetin önünü kesmeye çalışıyor. Oldukça başarılı, en önemli kuvvet icradır diyor, siyasete askeri yorum getiriyor.) … Dünyada hakikati tarihiye, hakikati keremiye (cömertlik, iyilik) olarak söylüyorum hakikati ilmiye (gerçek ilim) olmak üzere söylüyorum. Tatbik eden (uygulayan), icra eden, karar verenden daha kuvvetlidir.   ..ben eminim ki arkadaşlar; cihanda mevcut olan tarzı hükümetlerden (hükümet biçimlerinden, siyasi rejimlerden) bir hatve (adım) daha ileriye çıkmak bu beşeriyet (insanlık) için nasip olursa, emin olunuz ki bulacakları şekil TBMM Hükümetinin şekli olacaktır. (alışlar).. Roma’da, Atina’da, Isparta’da Kartaca’da mevcut olmuş olan meclisi umumiye hakikat halde bizim yaptığımız şeyleri yapıyordu. … Jean Jacques Rousseau’yu okuyorum… Anladım ki bu adam hakikaten mecnundur (delidir) ve hali cinnette (cinnet hâlinde iken) bu eseri yazmıştır. Nihayet çok ve çok istinat ettiğimiz bu nazariye böyle bir dimağın (beyinin) mahsulüdür (ürünüdür). Sf. 440  En güzel şey mevcut bulunan usuldür….”

    (Şiddetli alkışlarla bitiyor. Reis kimseyi konuşturmamak için kifayeti müzakere (görüşmeler yeterlidir) takriri var diyor. Mazbata Muharriri Selahattin Bey’e zorlukla söz hakkı tanıyor.)

    Selahattin Bey; (Beş saatlik güzel bir nutuk dinledik diyor ve efendilik yaparak şahsı ile ilgili saldırılara değinmiyor.) “- ..şahsi kısımlarını şimdilik bertaraf ediyorum. Encümen bu hususta ilmi olarak cevap vermek mecburiyetindedir. .. Bu mesele sekiz aydır encümende duruyor, sekiz gün daha bu mesele için encümenin son sözünü dinlemek lütfunu diriğ buyurmayınız (esirgemeyiniz) Bundan tenevvür edecek (aydınlanacak) heyeti umumiyei millettir (milletin tamamıdır) Tekrar arz ve rica ediyorum encümen son sözünü söylemeli. Hakikat hususunda, efkârı muhalife (karşıt görüşler, muhalif fikirler) ve mütekabile yekdiğeri (karşı fikirlerle) ile anlaşmadan meseleyi örtmek doğru değildir.”

    (Pazartesi izahat vereceğim diyor, muvafık (uygun), muvafık sesleri çıkıyor ama Kılıç Ali karşı çıkıyor, Hüseyin Avni Bey kanun reddedilmesin diye Encümen geri çekiyor diye bağırıp duruyor ama Reis duymuyor. Reis alelacele oylamaya sunuyor ama oturum yeter sayısı yok sonraya kalıyor.) Sf. 440  

      Hüseyin Avni; “-Kanunu Esasî (burada mevcut anayasayı kastediyor) paçavra oldu, onun encümeni (komisyonu) yoktur.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 421 ile 440 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): (Mustafa Kemal Paşa, Kur’an varken anayasaya gerek yok diyor. Tabii ki buna inanmıyor. Bu bir taktik, Meclis’in demokratlarını softalarla karşı karşıya getirmek, hocaları kullanarak Anayasayı rafa kaldırtmak için bu taktiği yapıyor.

  • 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Muş Mebusu İlyas Sami Bey’in Takdimi yapıldı.

    Sinema Makinesi Alımı İçin Takrir:

    (Karesi Mebusu Hasan Basri Bey Hükümete defalarca bir sinema makinesi alıp Yunan zulmünü çekin dedim dinlemediler diyor.) Sf. 421

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 421) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 119. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanunu Görüşmeleri

    Rauf Ziya Bey (Bitlis); “-..Osmanlı tahtı saltanatını bir hırsı piri ile bugün işgal eden; … ihânet değil efendiler, bilakaydüşart (kayıtsız şartsız) hıyanet işleyen o haris (aşırı hırslı) ihtiyarın (yani Vahdettin’in) bugün milletle alakası, hesap ve kitabı kalmamıştır. .. bugün onun hukukundan bahsetmek pek zaittir (gereksiz, yersizdir). .. Yalnız makamı hilafete karşı kalbimde pek derin bir aşk ve alaka mevuttur (aşk ve ilgi vadetmişimdir) Sf. 397 .. onun şerefli bekçisi biz olacağız. O (hilafet) bizimdir. .. Efendiler eşkâli idaremiz (idari şeklimiz) cihanın eşkâli idaresine uymuyor. Cihana uymak, ilme mantıka uymak bir ihtiyaçtır. Bugün uymazsak yarın uyacağız. .. taklidin bir lüzum olduğuna kaniim (inanıyorum).” Sf. 403     

    2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Selahattin Bey (Mersin); (Kibar bir insan, her konuşmasına eleştirilerinizi bekliyoruz diyerek başlıyor. Muhalif.) “- ..biz 1300 sene evvel dünyada müsavat (eşitlik) akidesini (inancını) ilan edenlerin evlatlarıyız .. Meclisi Âli bir ihtilal meclisi değildir.”   Sf. 414

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 119, Celse: 1, – Sf. 397 ile 414 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 119. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Bolşeviklik

    Opr. Emin Bey; “-..dün birinci celsede Canik Mebusu Nazif Bey tarafından şahsıma bir hakaret vaki oldu. … Bana Bolşeviklik isnat etti.”

    Hüseyin Avni; “-Geçen sene hepiniz Bolşeviklik ile iftihar ediyordunuz. Şimdi ne oldu?”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 119, Celse: 1, – Sf. 402) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 28 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 118. Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanununun Görüşülmesine Devam:

    Hüseyin Avni; “-.. Bugün millet, hayır ve şer bana aittir diyor. .. bir takım dalavereci adamların bin türlü yalanlarıyla iğfal edildim (aldatıldım), bu hale düştüm. … (Meclisin ilk günlerinden bahsederek:)  .. dendi ki; İcra için vekil (bakan) olacaktır. Fakat mensup olduğu encümenle (bakanlığının encümeni ile) istişare edecektir (danışacaktır). Çünkü Meclisi Âlinin murakabeye (denetlemeye) daima hakkı vardır. Vekil arkadaşlarımız buradan kalkar kalkmaz Babıâli taklidi olarak, bir heyeti vekile teşkil ettiler.  .. Biz burada padişah saltanatı görmüyoruz. Şimdi size söylüyorum ki; kağnı arabaları ile giden millet saltanat istemiyor.”

    Mustafa Bey (Gümüşhane); “-Ne istiyorsun?”

    Hüseyin Avni; “-Milletin refahını istiyorum. Onun şeklini de icabında tayin ederiz. .. Yalnız mukaddes (kutsal) tanıdığımız bir makamı hilafet vardır. Ve o makamı kurtarmak için burada yemin etmişiz. Bu adam bu makamın ehli değildir.” Sf. 372        

    Mahmut Esat Bey (İzmir); (Kuvvetler ayrılığı dolayısıyla Amerika’da yaşanan olumsuzlukları anlatıyor.) “-.. biz parlamentonun şiddetli murakabesine (denetlemesine) göre memleketimizi sabık (eski) Kanuni Esasi (1876 Anayasası) ile darbei hükümetten (hükümet darbesinden) kurtaramadık. … bilgi seviyesi çok yüksek olmayan bu memlekette Heyeti İcraiye istibdadı (Hükümetin baskısı), heyeti teşriiye istibdadından (meclisin baskısından) daha çok tehlikeler tevlit edebilir (doğurabilir). (şüphesiz sedaları)  Efendiler Heyeti Vekile (hükümet), en nihayet (sonuçta) millet istibdadı demektir. İngiltere’de uzun parlamento denilen parlamento bir takım istibdadı (baskıyı) yaptı. Fakat bütün tarihte parlamento istibdadı bundan ibarettir. Ve bütün ihtilaller hep Heyeti İcraiye’nin istibdadından (hükümetlerin baskısından) neşet etmiştir (ortaya çıkmıştır). .. bize lâyihanın teklif ettiği sistem şöyle böyle parlamento sistemidir. Bu aslını parti esasına göre tesis eden bir kudret demektir. Ve mehazını (kaynağını) İngiliz hukuku esasiyesinden (anayasasından) alıyor ve ekseriyet fırkasına (çoğunluk partisine) istinat ediyor (dayanıyor). .. Parlamento esasını kabul etmek için ya bir reisicumhur olması lâzımdır yahut ta icrayı temsil eden bir padişah bulunması iktiza eder (gerekir). … İngiltere bundan müştekidir, çünkü ekalliyete (azınlıkta) kalan partiler zayıf düşüyor. .. bu insanlardan, ekseriyet partisinin istibdadı yüzünden istifade etmek (yararlanmak) mümkün olmuyor.”

      Opr. Emin Bey (Bursa); “- … bu inkılaba birçok müşkülat (güçlükler) ile, biz, çok kan dökerek nail olduk. Sonra padişaha gel otur diyemeyiz. Gerçi ilk gün saltanat ve hilafeti kurtarmaya söz verdik ama İnkılâbı ancak inkılâp hal’ edebilir (indirebilir).” Sf. 385

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 118, Celse: 1, – Sf. 372 ile 385 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 118. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Operatör Emin Beyin Altın Ziynet Eşyası Olandan Vergi Alınsın Diye Bir Takriri Var Reddedildi. Sf.366

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Muafiyeti Askeriye (askerlik yapmama) Vergisi:

    (Operatör Emin Bey’in serveti beş bin liradan fazla olanlardan âledderecât (kademeli) vergi alınmasına dair takriri.)

    Opr. Emin Bey; “-.. bildiğim birkaç tüccar var. Her birinin kırk ellişer bin lira serveti var.”

    Musa Kâzım Efendi (Konya); “-Burada sınıf düşmanlığı yoktur.”

    Op. Emin Bey; “-  ..bütün gadriniz, bütün zulmünüz o çıplak, zavallı köylüye mi?” 

    (Encümen namına konuşan Süleyman Sırrı Bey, zenginler zaten tekâlifi milliye veriyorlar buna gerek görmedik, reddettik diyor.) Sf. 368

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 118, Celse: 1, – Sf. 355 ile 368 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 26 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 117. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile’nin Salahiyeti Vazifesine (yetki ve görevine) Dair Kanun;

    Müfit Efendi (Kırşehir); “-Selahattin Bey, bu hükümet şekli hangi ülkenin hükümet şekline benziyor ve diğer kurallar hangi ülkenin kurallarına benziyor?”

    Encümen Namına Selahattin Bey; “-… Efendi Hazretleri! Müslüman Hükümeti esasatına benziyor. Zatı âlileri sarıklıdırlar. Sormuş olduğu hükümet mevcut Müslüman hükümet. .. ne soruyorsunuz?”

    Müfit Efendi (Kırşehir); “-.. önce Meclis’in kendisine bir vazife kanunu yapması lâzım.”

    Hasan Hayri Bey (Dersim); “-.. Enver Paşa’yı Balkan Harbinden Harbi Umumiye kadar nasıl biliyordunuz? (İyi biliyorduk sesleri) Evet, iyi idi. . bütün umuru (devlet işlerini) onun eline verdik. Haddinden ziyade iş verdik. O da nihayet bu vatanı tepe takla döndürdü. De buyur! Bunu biz mi yaptık, Enver mi yaptı? Bunu biz yaptık onu ortaya biz attık, çünkü ona o salahiyeti biz verdik. Şimdi bu zatı muhteremi de Enver Paşa’nın akıbetine uğratmak istiyorsak bunu verelim.

    Gazi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Reisi Enver’in akıbetine uğratmak senin elinde değil, reisin elindedir. O salahiyeti Enver Paşa’nın eline sen mi verdin?”

    Hasan Hayri Bey (Dersim); “-Çünkü milleti idare edemedi.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Beni onunla mukayese etmeyiniz.”

    Hasan Hayri Bey (Dersim); “-Yanlış Paşa Hazretleri!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Yanlış değil, yanlış değil. Ben çok iyi anlarım.”

    Hasan Hayri Bey; “-Yok yok Paşam!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Devam ediniz!”

    Şeref Bey (Edirne); “- .. ta 1255 tarihinden beri Tanzimat namıyla Garptan akan çirkin, mülevves (pislik) bir ruhun memleketimizde, dinimize, ruhumuza, itikadımıza uymayarak kurduğu esaslar çürüktür, berbattır. TBMM bir daha o çukura düşmeyecektir. Binaenaleyh (buna dayanarak) halkın hakkını halka verecektir. .. halk Hükümeti demek tamamıyla ademi merkeziyet (yerinden yönetim) demek değildir. .. Kominizim bile âdemi merkeziyet değildir. .. Meclisin Reisine hakkı hükümdâriyi (Padişahın haklarını) vermiş oluyorsunuz. Verdiğiniz takdirde sizin kararlarınızı kim tasdik edecek (onaylayacak)?”

    (Adana Mebusu Zekai Bey güçlerin ayrılığı ilkesi halkın iradesinin ortaya çıkmasına manidir. diyor.)

    2. Celse;

    Zekai Bey (Adana); “- .. parlamenterizm çürük bir nazariyedir.” Sf. 359        

    (Görüşmeler sonraya kaldı.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 117, Celse: 1, – Sf. 355 ile 359 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 117. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İstanbul’da İtilaf Devletlerinin Kurduğu Askeri Mahkemelerin Protesto Edilmesi

    Birinci Dünya Savaşı Sırasında Ülkelerin Asker Sayıları;

    (İtilâf Devletleri; İlk başta; Fransa, Britanya, Rusya var. Sonra genişliyor)

    Rus Çarlığı:                             13.000.000 asker

    Britanya İmparatorluğu:           9.904.500 asker

    Avustralya:                                300,000 asker

    Kanada:                                      19,636 asker

    Hindistan:                                   161,000 asker

    Yeni Zelanda:                             100,000 asker

    Fransa:                                    8.410.000 asker

    İtalya:                                     5.615.000 asker

    ABD:                                      4.355.000 asker

    Romanya:                                  750,000 asker

    Sırbistan:                                   707,300asker

    Belçika:                                      267,000 asker

    Yunanistan:                               300,000 asker

    Portekiz:                                    100,000 asker

    Karadağ:                                     50,000 asker

    (İttifak Devletleri;

    1)Almanya:                              79.000.000

    2) Avusturya – Macaristan:       55.000.000

    3)Türkiye Osmanlı Devleti:       29.000.000

    4)Bulgaristan :                           5.300.000

    Toplam (İttifak Devletleri):      168.300.000

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 117, Celse: 1, – Sf. 338) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 117. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Mebuslar;

    Celal Nuri Bey (Gelibolu) (Sosyalist); “-…Pek derin fikirlerim vardır… gayei zaferin istihsalinden sonra (zafer amacımızı elde ettikten sonra) o fikirleri tatbik edeceğim. Şimdilik beslediğim fikirlerin hiç birisinin tatbiki (uygulanması) mümkün değildir.”

    Numan Efendi (İstanbul); “-…fikrim, zaten bir amelelikten yetiştiğim için sosyalisttir. Fakat vatanı kurtarmak hakkında hâlihazırdaki (burada hazır olan) Mebustan fazla muhafazakârane harekette bulunacağım.” (alkışlar)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 117, Celse: 1, – Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 116. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri Tahkik Heyeti Tutukluları Bırakmaya Başlamış.

    Cafer Tayyar Paşa’nın Esaretten Kurulması İçin Avrupalı Devletlere Ültimatom Verilmiş. Sf. 312

    2.Celse: Heyeti Vekile’nin (Hükümetin) Salahiyeti Vazifesine (Görev Sorumluluğuna) Dair Kanun Teklifi; Sf. 321

    Encümen Namına Selahattin Bey (Mersin); “-Meclisi Âli’nin Reisi, Heyeti İcraiye’nin de Reisi tabiisi (Hükümetinde doğal reisi olması) bulunması demek, mesul (sorumlu) icra amiri olması demek değildir. Murakıp (denetleyici)  olması demektir. .. tevhidi kuvvanın (kuvvetler birliğinin) bugünkü misali, mutlakıyet (her türlü denetimden uzak idare şekli) ve istibdattır (baskı rejimidir). .. Meşrutiyet, tefriki kuvvadır (Meşrutiyet, kuvvetler ayrılığıdır).

    (Mustafa Kemal Paşa da meclise geliyor. Bu konunun acele görüşülmesini istiyor, Hüseyin Avni de aynı görüşte. Kanuni Esasi’nin ilk yedi maddesi, Saltanat ve Hilafetin hakları ile ilgili, Selahattin Bey bu maddeler baki kalsın diyor, Ama Encümenden Ragıp Bey bu 7 maddeyi daha sonra değiştiririz diyor, Kemal Paşa da buna katılıyor.) Sf. 330, 331

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 116, Celse: 1, – Sf. 312 ile 331 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 115. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura Ve Nevâhi Kanunu: 40 veya 41 maddeler kabul edildi.

    2. Celse Hafidir (Gizlidir).

    Aşağıdaki notlar (TBMM Gizli Celse Zabıtları C:II (GCZ II – Sf. 441- 439) kitabından birebir alınmıştır.

    (Nihat Paşa Başkumandanlık makamına istifasını, 8.11.1921 tarihli yazı ile de Meclis’e savunmasını gönderiyor. Hüseyin Avni Bey, bu konunun tahkiki için bir heyet görevlendirilmişti, o heyetin hazırladığı rapor burada okunmadan bu konuyu görüşmek doğru olmaz diyor. Adliye Vekili ve Trabzon Mebusu olan Hafız Mehmet Bey tahkik heyetinin Koçgiri olayları için gittiğini Samsun olayları ilgili değiller diyor, Hüseyin Avni hayır onlar seçilirken Samsun meselesi de mevzuu bahis olmuştu diyor ve Meclis’te gürültü kopuyor:)

    Osman Bey (Lazistan); “-..Yalnız kumandanların mı bu memlekette haysiyeti vardır?” Sf. 439

    Mustafa Bey (Dersim): “-İstiklâl Mahkemesinde bulunuyordum, izahat vereceğim. Ateşkesten sonra İngilizler Samsun’a çıkarken, Aleksandr ve oğlu o gün hükümet konağına gidiyor ve oradakilere diyor ki “Sizin burada yeriniz yoktur, Hükûmet kurdum, bu Belediye dairesi de Pontus Hükümetinindir.” diyor. İstiklâl Mahkemesine de şehadet etmiştir (mahkemeye de bunları itiraf etmiştir). Yüz on iki kişi aynı amaçla Merzifon’da 1317 (1901) senesinden beri örgütlenmişler. Bu evrakların tamamını Nurettin Paşa’ya verdik. Sonra Aleksandır’ı beraat ettiriyor, bırakıyor. Eline de belge (beraat ettiğine dair) veriyor. .. Sonra Mahkeme gidiyor Aleksandır’ı yakalıyor. Açık celsede mahkeme ederken Aleksandır diyor ki: “Bu belge bana 30.000 liraya mal olmuştur. İkinci günü 23 kişiyi idam ediyorlar. Nedir bu?” (GCZ II – Sf. 441, 439)

    (Meclis Tahkik Heyeti’nin Koçgiri ve Samsun hadiselerini birlikte incelemesi için karar alıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 115, Celse: 2 Hafidir: (TBMM Gizli Celse Zabıtları Cilt II – Sf. 441- 439) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 21 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 114. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu Görüşülüyor. 

    38 ve 39 maddeler encümene gitti 32-33- 36-37 maddeler kabul edildi. Sf. 278 

    Tunalı Hilmi Bey; “- .. intihabatta (seçimlerde) mutlak surette salahiyettar (yetkili) olan makam bir mahkeme olmalıdır.”  Sf. 286  

    2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Rauf Bey Nafıa Vekâletine seçilirken verilen oyu az bulup istifa etti yeniden yüksek oy oranı ile seçildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 114, Celse: 1, – Sf. 278 ile 286 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 113. Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Karesi (Balıkesir) Mebusu Vehbi Bey Maarif Vekili Seçildi

    Askeriyedeki Sivil Doktorların Rütbeleri Hakkında Görüşme:

    (Bir askeri tabibin en fazla binbaşı olabileceğine dair karar alınmıştı, o konu tartışılıyor.)

    Hüseyin Avni Bey; “-…on sene sonra neden kolorduda hizmet edip kaymakam (binbaşı) olmasın? Olamaz, saltanatı askeriyeye (askerlerin saltanatına) dokunur. Bunun başka bir manası yoktur. .. meslek tağyir (başkalaştırma) kabul etmez, meslekler böyle terakki etmez (gelişmez). .. Böyle ilim ve irfana takyit (kayıt, sınırlama) koymayınız. Bu doğru bir şey değildir.” 

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “- .. Rica ederim! Saltanatı askeriye sayesinde biz burada duruyoruz. .. saltanatı askeriye kıymetlidir.”

    Hüseyin Avni Bey’in takriri encümene gitti.  Sf. 273

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 113, Celse: 1, – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 112. Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maarif ve Nafıa Vekâletleri İntihapları:

    (Güvensizlik oyu alıp istifa eden Eğitim ve Bayındırlık Bakanlarının yerine seçim var.)

    (Nafıa Vekâleti için aday gösterilen Mersin Mebusu Selahattin Bey ben bu işin erbabı değilim beni silin diyor ve istifa eden Ömer Lütfi Bey’in neden istifa ettiği de bilinsin diyor. Adana Mebusu Zekai Bey ve Van Mebusu Haydar Bey de bana oy vermeyin diyor çok alkış alıyorlar. Bu celsenin devamı ve 3. Celse gizli celseler. Bu celseler hakkında hiçbir doküman yok. Tamamı sansürlü. Sanırım Nafıa Vekilinin istifası ile ilgili olmalı.) 

    4. Celse: İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maarif Vekâleti için yeterli oyu alan yok. Rauf Bey, Nafıa Vekili seçiliyor. Sf. 254

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 112, Celse: 1, – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 15 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 111. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunun Kadına Seçilme Hakkı İle İlgili 25. Maddesi Hakkında Görüşmeler;

    Hüseyin Avni Bey; “- .. Köylerimize gidildiği zaman yirmi evli bir köyde üç erkek zor buluyoruz, mütebakisi (geriye kalanı) kadındır. Hayatı umumiyeye iştirak eder (bütün sosyal hayata katılır), vergi verir o zavallılar bir takım adamların elinde esirdirler. Meclisi Ali bunlara bir hak vermelidir. Şura’ya (Nahiye ve Vilâyet Şuralarına, danışma Meclislerine) kadınlarımız da aza (üye) olarak girmelidirler.”

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “-Yaşa, yaşa.”

    Hüseyin Avni; “-Çünkü köy kadınlarının erkekten farkı yoktur. .. Kadınlardan aşar (vergi) alındığı gibi hukukunu da vermek lâzımdır, köyde erkek kalmamıştır. Erkekten daha faziletli kadınlar vardır. Onların faziletine hürmet etmeye mecbursunuz. BMM aile reisi olan kadının intihap (seçilme) hakkını teslim etsin.”

    Müfit Efendi (Kırşehir); “-Kaç karın var?”

    Hüseyin Avni; “-Pek çok anam var!”

    Hasan Basri Bey (Karesi); “-Hüseyin Avni Bey’in feministliğini tebrik ederim.” 

    Hüseyin Avni; “İnsanlığımı tebrik ediniz !” 

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “-…Şu dakikada Meclis kürsüsünden bütün Türklük ve Müslümanlık âlemine, doğru bir ses aksetmiş bulunuyor ki, bu sesi bu Meclis’te ilk çıkartan Hüseyin Avni Bey’dir. .. Henüz yeni doğmuş koca Azerbaycan’ın kadınları intihabata iştirak ettirmesi (seçime katılmasını sağlaması) bize en büyük bir ders olmalıdır.

    Vehbi Efendi (Konya); “-Bizim memleketimize Bolşeviklik girmedi Hilmi Bey!”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Katiyen Bolşeviklik değildir. .. kadınlar aza intihap edilmesin (üye seçilmesin), anladım. Fakat ne için rey (oy) vermesinler? .. Bu teklif zaten kabul edilmeyecektir. Fakat Hüseyin Avni Bey’i tekrar tekrar tebrik ederim!”

    Musa Kâzım Efendi (Konya); “-…Erkeklerin hakkı intihabını (seçilme hakkını) temin (elde) edemediğimiz bir zamanda, kadınların intihabından bahsetmek kadar cinnet mutasavver (delilik hayal edilebilir) değildir.”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Reis Bey burası tımarhane değildir!”

    Musa Kâzım Efendi; “-Tımarhaneye seni gönderiyorum!”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Hissiyatı (duyguları) galip geldi Hoca’nın!”

    Musa Kâzım Bey; “- ..Kadınlar …hakkı intihabı (seçilme hakkını) zaten kendisi istemez!”

    Lütfü Bey (Malatya); “- ..bugün burada şeraiti garranın (parlayan şeriatın) ahkâmına (hükümlerine) muhalif söz söylemek şayanı teessüftür (üzüntü vericidir).”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Reis Bey sözünü geri alsın!”

    Hüseyin Avni; “-Sözünü geri al!.. Benim kanaatime hürmet etmeye borçlusun!  Şeriatta kadınların intihabını (seçilmelerini) men eden (yasaklayan) bir şey yoktur!”

    Mehmet Şükrü; “-Kadınların hakkı intihabı yoktur diye bir hüküm biliyor musunuz? … şeriat başka intihap (seçim) başka!”

    Tunalı Hilmi; “- .. İslam kadınları kadı olabilirler, camilerde vaaz edebilirler. (gürültüler)

    25 Madde Encümenden Geldiği Gibi Kabul Ediliyor Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmiyor. Sf. 225

    Madde 25- Nahiye Şuraları (Nahiye Danışma Meclisleri) her yüz nüfus için ve nahiye dâhilindeki rençper (köy işçisi), amele (beden işçisi) ve büyük ziraat ve emlak ashabıyla (sahipleri ile) sanayii muhtelife mensubini (çeşitli sanayi sahipleri) arasındaki nispet (oran) gözetilerek intihap edilecek (seçilecek) birer azadan (üyeden) teşekkül eyler (oluşur). Yüz nüfustan dun (az) olan köyler dahi (bile) birer aza (üye) bulundurur. Bir nahiyede azanın adedi otuzu tecavüz edemez (geçemez) ….. ”  Sf. 225, 230  

    2. Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    27 madde kabul edildi, 28 madde encümene gitti. 30 Madde de kabul edildi. Sf. 238 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 111, Celse: 1, – Sf. 225 ile 238 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 111. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Mebusların Takdimi (Meclis’e sunulması);

    Rauf Bey (Rauf Orbay Paşa)(Sivas); (Bu Meclisteki ilk konuşması) “- … düşman bize ne esir ne de mevkuf  (tutuklanmış) sıfatıyla muameleye cesaret edemedi. (1) “Bizi rehin aldılar ..” (2) Sf. 220

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 111, Celse: 1, – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Bu kadar yalan da fazla! Düşman yani İngilizler neden korkmuşlar? Üstelik Ankara’daki oluşuma destek olmaları için onların kaçmasına göz yummuşlar?

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1996): Rauf Bey de sadece Meclis’e teşekkür ediyor. Diyarbakır Mebusu Zülfi Bey de Meclis’e teşekkür ediyor. Hüseyin Avni Bey, Rauf Bey için Erzurum Kongresi’nin esas programı onun kaleminden çıkmıştır diyor.

  • 14 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 110. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Mebuslar Meclis’te. 

    (Antep Mebusu Ali Cenani Bey Meclis’e teşekkür ediyor. Karahisarısahip Mebusu Ali Bey de öyle yapıyor.)

    Nafıa Vekili Ömer Lütfü Bey İstifa Ediyor:

    (Hiçbir mazeret belirtmeden istifa dilekçesi veriyor.)

    İdarei Kura ve Nevâhi (Köyler ve Nahiyelerin İdaresi) Kanunu Görüşülüyor:

    (Kanunun 19 – 20 – 21- 22 – 23- 24 –  26 Maddeleri kabul ediliyor, 25 ve 27 madde encümene geri gönderiliyor.) Sf. 212

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 110, Celse: 1, – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • 12 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 109. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey Hakkındaki İstizaha (gensoruya) Devam Ediliyor;

    Takrir Sahibi Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Biz bu vekile daha önce Bitlis’te sultani bile vardır dediği için güvenoyu verdik Şimdi ben yanılmışım diyor. O halde bu vekil bizi iğfal etmiştir (aldatmıştır). ..(şiddetli gürültüler)”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Makamı Riyaseti İşgal Buyurdular (Meclis Başkanlığı koltuğuna oturdu). (Yusuf Ziya Bey delilleri ile tekrar Maarif Vekiline yükleniyor.)

    Hasan Basri Bey (Karesi); ” … maarif bir inkılabı içtima (sosyal devrim, toplum mühendisliği de denilebilir) derdine düştü. İnkılâbı içtimai tabir ettiği ve daima bu terkibe (bu isim tamlamasına) sığınarak takip ettiği meslek (yol, siyasi yol) yüzünden milletin ahlak ve maneviyatı üzerinde pek büyük tahribat husule (meydana) getirdi. Halk, mekteplerinden soğudu ve memlekette cehalet te arttı. .. mescit diye tahsis edilen yerleri biliyorsunuz. Birçok yerlerde dans salonlarına tahvil ettiler (dönüştürdüler). .. mektepler tiyatro sahnelerine çevrildi. .. Dünkü maarif (eğitim bakanlığı) bu vaziyette olduğu gibi bugünkü maarif de maalesef bu işin arkasından gitmekten kendini alamadı. Sf. 191… iradei devlet (devlet iradesi, buyruğu) ve millet başkadır, iradei şahsiye (kişisel buyruk) başkadır. Herkes temsil ettikleri bir heyetin murahhaslarına (delegelerine) muğayir (aykırı) yollarda yürümek hürriyetine malik (sahip) değildir. (yaşa sesleri) Bu mütalaa (değerlendirme) … bütün ricali hükümet (hükümet ileri gelenleri) hakkında da varittir (geçerlidir). (Bravo alkışlar) Sf.196… müstemlekeler hariç (sömürülen ülkeler hariç), hangi milletin mekteplerinde Fransızca vardır?” Sf. 199

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Tayini Esami İle (İsim Okunarak) Maarif Vekili Hakkında İstizah (Gensoru Oylaması) Yapılıyor.

    Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey Güvensizlik Oyu Aldı ve İstifa Etti:

    (148 kişi katılmış 75 oyla Hamdullah Suphi Bey güvensizlik oyu aldı. İstifa etti.) Sf. 202 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 109, Celse: 1, – Sf. 191 ile 202 arası) kitabından birebir alınmıştır.