Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Londra’da, Kut’ta açlıktan ölmek üzere olan İngiliz garnizonunu kurtarmak için bazı girişimler yapılmaktaydı. Hâriciye Bakanı Lord Kitchener, Türkleri Kut’tan çekilmeye ikna etmek için duyulmamış bir plan önermişti. Öneriyi şerefsizlik addeden üst düzey subayların ve Dışişleri yetkililerinin itirazlarına karşın, Kitchener Türklere, garnizonu bırakmaları karşılığında çok büyük bir rüşvet teklif etti.   Bir Milyon Sterlin.  Bu, böylesine hassas bir karara dâhil olacak Enver Paşa ve diğerleri için yeterliydi. Teklife göre oradan kurtulacak olan İngiliz ve Hintli askerler savaş sonuna kadar Türklere karşı kullanılmayacaktı.   Doğuyu ve Enver Paşanın paraya düşkünlüğünü çok iyi bilen Kitchener bu yolun tutacağına inanıyordu.  Teklif, Enver Paşa’nın yeğeni olan Halil Paşa’ya iletildi. Halil Paşa’nın hemen yanıt vermemesi İngilizleri umutlandırmıştı.  Kurtarma konuşmalarını yürütmek üzere üç İngiliz subayı seçilmişti. Birisi; Yüzbaşı T.E. Lawrence’ti.  Ve üç subay beyaz bayrak eşliğinde Halil Paşa’nın karargâhına götürüldüler.  Türk generali saygılı ve konuksever davrandı. Ancak, para iki katına çıkartılmasına rağmen, reddetti.  Enver Paşa’nın bir zafere ihtiyacı vardı. Towshend 29 Nisanda teslim oldu. .. Kut bir yıl sonra tekrar İngilizlerin eline düştü.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 271, 272) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kut ül Amara İngilizlerden tekrar geri alınınca Paşa kendi kendisine Gazi Unvanını verdi.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rus Orduları 1916 Şubatında Doğu Türkiye’nin içlerine girmişlerdi.   İngiliz casusu T.E. Lawrence, Londra’daki Savaş Bakanlığı aracılığıyla, “Erzurum’daki bazı Arap subayların, Grandük Nikola ile ilişkiye girdiklerini” iddia etmektedir.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Talat Paşa ABD Sefiri Morgenhau’ya

    “- Ermeniler düşmanlarımızı açıkça teşvik etmişlerdir ” dedi. Ne yazık ki bu sözde gerçek payı vardı. Çar’ın Kafkasya ordusunun bazı birlikleri tümüyle Ermeni gönüllülerden oluşmuştu.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı İmparatorluğu’nun tümünde entrika, düzenin doğal bir gereğiydi. Ermeni kıyımının tırmanışa geçtiği 1915 Aralık ayında müttefiklere kıyımı durdurmak ve savaşı sona erdirmek için şaşırtıcı bir öneri sunuldu.  Önerinin sahibi o sırada Şam’da Türkiye’nin güney kanadını savunan Orduların başında olan ve savaşı yürüten üçlüden biri olan Cemal Paşa’ydı. 

    Cemal Paşa Müttefiklerin askeri yardımıyla İstanbul’a yürümeyi, Enver Paşa’yı devirip Alman danışmanlarını tutuklamayı, Ermeni kıyımını durdurup Türkiye’yi savaştan çekmeyi önermiştir.  Buna karşılık yeni Türkiye’nin Sultanı olarak tahta çıkacak ve başkenti de Şam’a taşıyacaktı. İstanbul ile boğazları bırakıyordu. 

    Hem Ermenilere hem de Kürtlere kendi vatanlarında özerklik tanınacaktı.   Cemal Paşa bu gizli önerisini, St Petersburg’da yüksek düzeyde ilişkileri olan bazı ileri gelen Ermenilere yapmış bulunuyordu.  Müttefiklere yaptığı bu önerileri Ermenilerin huzurunda yapıyor.  Öneriyi tek reddeden ülke, Suriye’yi isteyen Fransa oldu. 

    Cemal Paşanın Fransızları sevip Almanları sevmemesini bilmelerine karşın.  1915 Nisanında İstanbul ile Boğazların ve Türkiye’nin doğusunun St Petersburg’a (Rusya’ya) verilmesi gizlice kabul edilmiş bulunuyordu.  Müttefikler haftalarca düşündükten sonra Cemal Paşanın teklifini reddettiler.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2012): Bu Cemal Paşa Hasan Cemal’in dedesidir.

  • Enver Paşa Sarıkamış felaketi sonrasında bir günah keçisi ararken, Ermeni kıyımı başladı. Aralık 1914

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kabil’den dönen bir İngiliz şöyle diyordu; “Afganistan’daki tek dostumuz Kral Habibullah’tır.”  geri kalan herkes İngiliz aleyhtarıydı.  İngiltere’nin ülkelerini 1839 ve 1879 da istila edip başkentlerini işgal etmelerini de unutamıyorlardı.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1998): Habibullah, Allah’ın sevgilisi demek. Fakat halkının düşmanı.

  • Enver başkente döndüğünde, gece, 75.000 yurttaşının kanı hâlâ ellerindeyken, bir konsere bile gitti. Orada bulunan tarafsız bir diplomat  “Çok mutlu görünüyordu.”  diye yazar.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • Enver Paşa Üçüncü Ordu Kumandanlığını üzerine aldı, ordunun adını İslam Ordusu olarak değiştirdi.  Hayatında değil bir Kolordu yada Ordu, bir alay bile yönetmemiş olan Enver Paşa’nın emrinde şimdi 90.000 asker vardı.   Rus komutanın sadece 60.000 askeri vardı.  Rusların durumu o kadar umutsuzdu ki genel çekilme emri verilmek üzere idi … iki metre karla uğraşan Türklerin durumu da iyi değildi. .. bir çam ağacının gövdesine sarılarak öldüler.

    Kimileri de ölmeden önce ıstıraptan ve açlık ve umutsuzluktan akıllarını kaçırdılar. 

    Enver Paşa Sarıkamış yolunun hızla geçilebilmesi için askerin yanına ağırlık almamasını istemişti.  Eğer Rus raporlarına inanılırsa Türk askerlerinin kaputlarını ve torbalarını almaları da yasaklanmıştı.  

    90.000 kişiden sadece 15.000’i sağ kalmıştı. 

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngilizlerin İstanbul sefiri Sir Louis Mallet vedalaşmak için sadrazamın makamına gitmişti… Sadrazam ağlayarak, kendisini ve Enver Paşa’nın planlarına karşı olanları yüzüstü bırakmaması için ona yalvardı. Türkiye ile İngiltere dört gün sonra savaşa başlamıştı.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • Almanya İngiltere ile savaşa girmeden iki gün önce yani 2 Ağustos 1914’te Alman sefiri Wangenhaim ile Türk kabinesinin başındaki Enver Paşa’nın bulunduğu Alman yanlısı klik arasında gizli bir askeri anlaşma imzalanmıştı. Bu Türkiye’nin Almanya yanında savaşa girmesinin garantisi değilse bile ona çok yakındı.  … Enver Paşa tartışmasız diktatördü.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 84, 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28.06.1914 Almanya’da şahinler, ünlü doğu bilimcisi Max Von Oppenhaim ve Alman Genelkurmay başkanı Helmut Von Moltke, Hindistan ve Kafkasya’da şiddetli ayaklanmalar başlatarak, İslam fanatiklerinin İngiliz ve Ruslara yönlendirilesi için ısrar ediyordu.  Şahinler arasında Prusyalı çelik kralı August Thyssen de vardı. Thyssen Kafkasya’nın maden ve petrolleri ile ilgileniyordu.  Cihadın diğer bir savunucusu da Berlin Üniversitesi Türk Tarihi Profesörü olan Jackh ve Dışişleri Müsteşarı Arthur Zimmermann vardı. Proje çok geçmeden Zimmermann Planı olarak geçmeye başladı.  Almanya’nın İstanbul Sefiri Baron Konrad Von Wangenheim’in görev ise Türkiye’nin Almanya’nın müttefiki olarak savaşa girmesini sağlamaktı.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 80, 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Wilhelm ve Enver Hindistan düşleri görüyorlardı.  1909’da Londra’da Hindistan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sir William Curzon bir Hintli, Dhingra tarafından öldürülüyor. Suikastçı mahkemede; “Nasıl Almanların sizin ülkenizi işgal etmeye hakkı yoksa, sizin de benim ülkemi işgale hakkınız yoktur!”  diyordu.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 66) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngiliz sefiri hemen Dışişleri Bakanlığına telgraf çekip darbeyi bildirdi ve cuntanın kesinlikle Alman karakterli olduğu uyarısında bulundu. .. Enver .. Ateşli bir Alman yanlısı olarak tanınırdı. Darbecilerin planlarını on gün önce sefire açtıkları ve onun da onları bundan vazgeçirmek için bir şey yapmadığı ve ilgilileri uyarmadığı sonradan anlaşıldı.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abdülhamit’i, otokratik yetkisini, seçilmiş bir parlamentoya devretmeye zorladı.”

    “Yüzyıllarca süren doğulu despotizmin yerini bir anda demokrasi almıştı.”

    1908 Temmuzunda Wilhelm’in Osmanlı İmparatorluğunu ele geçirme planlarına göründüğü kadarıyla nihai bir darbe indi.  Kendilerine Jöntürkler adını veren, demokratik görünüşlü bir gurup ihtilalci, ordudan da destek görerek Abdülhamit’i, otokratik yetkisini, seçilmiş bir parlamentoya devretmeye zorladı. Türkler, Araplar ve Ermeniler kucaklaştı. Yüzyıllarca süren doğulu despotizmin yerini bir anda demokrasi almıştı.1909 Ekiminde, Bosna – Hersek eyaletlerini dostu olan Avusturya – Macaristan İmparatorluğunun ilhak etmesine sessiz kalınca Wilhelm, İstanbul’da daha da gözden düştü.  İstanbul’daki diğer Avrupalı sefirler Almanya’nın artık tükendiğini ve yerini Türkiye’nin daha eski dönemden dostu olan İngiltere’nin alacağını görüşüyorlardı. Jöntürklerin çoğu da yeni parlamenter demokrasi ideali olarak İngiltere’yi örnek alıyorlardı.   Ancak İngilizler Almanların yerini alıp .. deneyimsiz yöneticilerin hamisi olmak fırsatını kullanamadılar. Jöntürkleri kuşkuyla karşılıyorlar, onları Yahudi entelektüellerin ve diğer yabancıların emri altındaki ilkesiz demagoglar olarak görüyorlardı.  Almanlar ise öyle davranmadılar Jöntürkleri gerçek idealistler ve iktidar düşkünü acımasız bir klik arasında bölünmüş olduklarını bildiklerinden , … ikinci gurubu desteklediler.   Alman sefirine yakın oldukları bilinen üç kişinin  (Enver, Talat ve Cemal) liderliğindeki silahlı bir gurup 23 Ocak 1913’te ihtilal yaptı.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alman mühendis ve askeri stratejistleri ilk başta şimdiki Ankara üzerinden geçen hattı istemişlerdi. Ancak Ruslar buna şiddetle itiraz etmişler, bunun kendilerinin Kafkasya’daki stratejik ve ticari çıkarlarını doğrudan tehdit edeceğini ileri sürmüşlerdi.  1904 sonbaharında ilk 200 km’lik yol tamamlandı ve Sultan’ın doğum gününde trafiğe açıldı.  Almanların niyeti, demiryolunu Bağdat’tan Basra Körfezinin başına kadar uzatıp oraya yeni bir liman inşa etmekti.  Hindistan Valisi Lord Curzon bunu duyar duymaz engellemeye girişti.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 40, 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kayzer Wilhelm’in Doğu ziyareti 18 Ekim 1898’de İstanbul’da başladı.  Gösterişli bir kabul, .. Halk onu çılgınca alkışladı.  Kayzer’in amacı Berlin’den Basra körfezine ve belki de oradan da doğuya İngiliz Hindistan’ına kadar uzanacak olan, Berlin – Balkanlar – İstanbul hattı ve birisi Ankara diğeri Konya’ya giden iki hat zaten vardı. .. İmparator istediği imtiyazı almıştı. Almanlar Musul’da petrol aramaktaydılar.   Wilhelm, 29 Ekimde Kudüs’te, … on gün sonra Şam’a ayak bastı. Orada büyük İslam kahramanı Selahaddin’i Eyyubi’nin mezarına çelenk koyup, som gümüşten bir kandil astıktan sonra çevresine en iyi mermerden bir mozole yapılmasını emretti.  Kudüs’ü İngilizlere karşı başarıyla korumuş olan bu kutsal savaşçıya derin bir hayranlık duyduğunu söyledi.  Hıristiyan kiliseleri arasındaki çekişmelerden de çok rahatsızlık duyduğunu, eğer bir Hıristiyan hükümdar olarak doğmasaydı Müslüman bir hükümdar olmayı yeğleyeceğini bildirdi.  Bütün bunları dünyanın dört tarafındaki Müslümanların hoşuna gitmesi için söylediyse de, oradakilerin çoğu kulaklarına inanamadı.  8 Kasım 1898 Şam’da; “-Sultan Hazretleri ve dünyada onu Halife olarak gören 300 milyon Müslüman, Alman İmparatorunun kendilerinin dostu olduğuna ve öyle kalacağına inanmalıdır.”     

    Punch Dergisi “Deutschland über Allah!”  “Allahtan büyük Almanya” diye alay ediyordu.   

    Chamberlaine; “Almanya dünyaya egemen olmazsa haritadan silinecektir.”  diyordu.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 38 ile 41 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayaklanma (Zeytun İsyanı, Yeni ismi Süleymanlı, Maraş) 1894 yazında ve ondan sonraki yıl 50.000 Ermeni’nin öldürülmesiyle bastırıldı.

    .. Ermeni milliyetçileri 1896 yılı Ağustosunda İstanbul’daki Osmanlı Bankasını bastılar. Ancak bunun sonucunda, başkent sokaklarında 5.000 Ermeni daha öldürüldü. Kıyımı, ancak yabancı sefirlerin yüklü protestoları durdurdu ve Sultan (İkinci Abdülhamit) Avrupa’da “Lanetli Abdül”  olarak anıldı.   Kayzer Wilhelm, sultanın gözden düşüşünü .. nimet olarak görüyordu. Dostluğunu göstermek için Abdülhamid’in doğum gününde, kendisinin ve ailesinin imzalı bir fotoğrafını gönderdi.  Sultan’da Alman İmparatoru’nu hemen özel konuğu olarak İstanbul’a davet etti.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 33, 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan’ın onayıyla iç bölgeleri araştırmak ve kaynakların bir envanterini çıkarmak ülkeye Alman uzmanlar gönderildi.  Max Von Oppenhaim,… Irak ve Suriye’de çok dolaştı, haritalar çıkardı, her kişi ve aşiretin sahip olduğu ev ve çadıra kadar her şeyi not etti.  Oppenhaim bir süre sonra İngiliz casusu olarak anılmaya başladı. 

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Britanya Hükûmeti 1895’te, yıkılması durumunda Osmanlı İmparatorluğunun bölüşülmesi için bir teklif hazırladı ve Almanya’ya cömert bir parça sundu. 

    Berlin buna şaşırtıcı bir ilgisizlik gösterdi. Gerçekte Wilhelm parçayı değil bütünü istiyordu.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.