Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Alman sanayii 1880’lerden sonra tanınmayacak kadar değişmişti. Ülke 15 yıl içinde bir tarım devletinden, modern bir sanayi devletine dönüşmüştü.  1907 de Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi Britanya’nın önüne geçmişti.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  •   .. Sol kolu gelişmedi, diğerinden birkaç santim kısa.. Ana-babasının kendisini sevmediklerinin farkına varması, onu aşırı derecede hırslı, hayranlık peşinde koşan ve tiyatral tavırlar takınmaya eğilimli bir kişi yaptı. .. karakterindeki bu bozukluklar kendisinin bir dahi lider olduğu inancıyla da birleşince, tüm dünya için çok trajik sonuçlar yarattı. .. Bismarck, sonunda, dengesiz kabul ettiği kişi tarafından yerinden edildi. 

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 30, 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bismarck Almanya’nın dış politikasının başında olduğu sürece bu durum böyle kalacak ve yayılmacıları düş kırıklığına uğratacaktı. Ancak 1858 yazında II Wilhelm babasının yerine Alman İmparatoru oldu. Kısa zamanda ateşli bir yayılmacı olduğunu gösterdi.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır

    .

  • Sultan gibi İran Şahı da .. Almanların ülkesiyle ilgilenmesini özendirmeye hevesliydi. Bismarck’a, askeri ve sivil danışman istediğini bildirdi.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Askeri Heyet resmiyette Osmanlı yetkililerinin hizmetindeyse de Berlin Goltz’un İstanbul’daki varlığından yararlanacaktı. 

    General sadece İmparatorluğun dört bir yanında istihbarat toplamakla kalmıyor, Alman üreticileri için çok değerli silah anlaşmaları da yapıyordu. Böylece Essen’li Krupp Sultan’a ağır toplar, Berlinli Loewe tüfek ve makineli tüfek sağlıyordu. .. Bu arada, başlarında büyük Deutsche Bank’ın bulunduğu Alman bankaları da İngiliz ve diğer Avrupalı rakiplerinden daha düşük faizli borç önererek, yüksek makamlardaki kişilere yanaşmaktaydılar.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1839’da Sultan’ın hizmetinden Berlin’e dönüşünde amirlerine Türkiye’yi daha dikkatle izlemelerini rapor etti. Ülkenin Alman nüfûzuna hazır bir duruma geldiğini iddia ediyordu. İmparatorluk Balkanlardan geçecek bir demiryoluyla, hem ekonomik hem de askeri açıdan Berlin’e bağlanabilirdi.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğu’nun cami ve Pazar yerlerinde Alman İmparatorluğunun gizlice İslam dinini seçtiği söylentileri yayılmaya başlamıştı. Hatta kendisine verdiği adla Hacı Wilhelm Muhammed, kılık değiştirerek Mekke’ye hacca bile gitmişti. Davaya yakın olan Müslüman bilginleri, Kur’an’da Wilhelm’in müminleri kâfir boyunduruğundan kurtarmak için Allah tarafından görevlendirildiğini gösteren esrarengiz ayetler bile bulmaktaydılar.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1998): Utanç verici bir durum, Hacı Wilhelm!

  • Alman Kayzer’i Wilhelm, 1914 yazında … İngiltere’ye karşı onun Doğu’daki gücünü sonuna kadar yok edecek bir cihat başlatmaya yemin etti; “Konsoloslarımız ve temsilcilerimiz tüm İslam dünyasını bu yalancı ve vicdansız millete karşı ayaklandırmalıdır.” emrini verdi.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA 1947’de kurulmuştur.

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 327) kitabından birebir alınmıştır.

  • Stalin’in gerçek ilgi duyduğu şey ihtilal değil, güvenlikti, ideoloji değil topraktı. Bu despot, ülke dışında komünistlere metelik vermezdi. 

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rahip Franz Jagerstatter Hitler’e direnen adam. Askere gitmeyip idam ediliyor. Mahkemede; “Bir tek insanın vicdanını bastırma gücü, bu dünyanın güçlerine verilmiş değildir.” 

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hitlerin devleti III. Reich … bir halk devleti, bir bürokratik devlet ve bir parti devletiydi.

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 305) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1998): Bizim Cumhuriyetimize çok benziyor.

  • Zaman ilerledikçe Mussolini de Stalin de bilinçli ya da bilinçsiz olarak Hitler’den bir şeyler almışlardı. 

    Bunlar giderek daha çok nasyonal sosyalist olmuşlardı.

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 257) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1900 yıllarında Almanya’da … yeni halk partileri çoğunlukla sağcı, Yahudi düşmanı ve milletçiydiler.   Volk; Halk.  

    Hitler’in gazetesinin adı; Völkischer Beobachter.  

    İtalya’da Mussolini 1914’te İtalyan Sosyalist Partisi’nden ayrıldığında Gazetesinin adı Popolo (Halk) d’İtalia idi.

    1930’larda ve 1940’ların başında Avrupa’daki nasyonal sosyalist hareketinin parti ve gazetelerinin adlarında çoğunlukla halk sözcüğü bulunuyordu.

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir yurtsever ille de muhafazakâr değildir; hatta soyut değilse de bir tür liberal bile olabilir.  

    Yirminci yüzyılda bir milliyetçi pek liberal olamaz. 

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 253) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğanın merhameti yoktur ve merhamet göstermez.

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Milliyetçilik hem bencil hem benlikçidir. Çünkü insanî sevgi, insanın kendisini değil, başkasını sevmesidir. 

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrasiye yönelen tehlike politik ayrılıkçılık değildir. Kırgınlık ve açgözlülükle beslenen hırstır ve açgözlülükte bir nedenden çok bir sonuçtur, bir korku duygusunun sonucudur.  Bu korku gerçekte mali güvensizlik korkusu değildir. Kişisel yetersizlik korkusudur. 

      Açgözlülüğün babası, kendini beğenmişliktir.

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • ..babaları onları döverdi; onlar da annelerini severlerdi. Her ikisinin babası da meyhanede ölmüştür. 

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kalıtımsal ve meşruti monarşi, belki özellikle demokrasinin ortaya çıktığı zamanlarda halkları bir arada tutabilir. Özellikle çok milletli devletler için geçerlidir. 

    Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.