Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 17 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 95, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Hüseyin Avni Bey’in Bir takriri (önergesi) var; Albayrak Gazetesi sahibi Mithat Bey ile ilgili davanın adalet üzerine hüsnü neticeye iktiran ettiğini (güzel bir sonuca bağlandığını), o takririni geri aldığını belirtiyor.

    2. Celse: İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    Müfettişi Umumilik (Genel Müfettişlik) Kanunu Lâyihası Görüşülüyor: Kanun Türkiye’yi altı bölgeye ayırıyor. Altıncı kısım Güneydoğu, burada Musul ve Süleymaniye’de var.

    Vehbi Bey (Karesi); (Bu kanuna Paşalar teşkilatı diye karşı çıkıyor. Önce Köy, Nevâhi, Vilâyet, kanunları emniyet ve jandarma kanunları yapılacaktı sonra bunu kontrol ettirecektik ben buna karşı çıkacağım diyor.) “- .. Yoksa bugün zaten mahıv (mahvolma) ve harap olmuş bütçeyi böyle vilâyeti selasede (üç vilâyette: Batum, Ardahan, Kars) ecnebilerin (yabancıların) müdahaleleri neticeleriyle meydana getirilmiş olan Paşalar Teşkilatı neticesini meydana getirmek istemiyorum. Bu lâyihadan anlaşılıyor ki; Memleketin muhtelif mıntıkasında yeni yeni Babıâliler (hükümetler) meydana gelecek, yeniden daireler tesis edilecek ve bu suretle yine o zavallı köylüler arzuhallerle (dilekçelerle) yaverden (komutanın özel kaleminden) yavere, kapıdan kapıya dolaşacaktır. Biz bunu istemiyoruz ve benim tarafımdan yerden göğe kadar böyle bir kanuna kıp kırmızı kâğıt. .. (bizden de öyle sesleri.) Bunu hazırlayan arkadaşlara güvenmeseydim, .. bunu, Teşkilatı Esasiye Kanunu’ndan milletin beklediği hürriyet ve serbestii (hürriyet ve özgürlüğü) men’ için (yasaklamak için) teklif etmişler diyecektim. Halkın umutla beklediği Teşkilatı Esasiye Kanunundan da umutlarını kesecekler.”..  Sf.171 

    Sırrı Bey (İzmit); “-Esbabı Mucibe (gerekçe) lâyihası (teklifi) bile hazırlanmamış.”

    Dâhiliye Vekâleti Müsteşarı Hamit Bey; “- ..Bizim memleketimizde idare daima, … el yordamıyla idare olmuştur, Frenklerin Odatordam dedikleri gibi. Sf.174 Bu kanun böyle alelacele olacak şey değildi. Çok acele ettiler bir gecede yazıp gönderdik.” 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 95, Celse: 1, – Sf. 172 ile 191 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 93, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Fransa İle Yapılacak Anlaşma İle İlgili Görüşmeler:

    Ali Şükrü Bey (Trabzon): “-…Efendiler, bugün Yemen’de İmam Yahya elan (halen) size olan bağlılığını koruyor. Bizim sancağımız korunuyor bizim ordumuz var yine bizim memurlarımız orada icrayı hükmediyor (hüküm yürütüyor).”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 93, Celse: 1, – Sf. ? ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 96. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri olayını tahkik ve Memurin Muhâkemat Kanunu Tadili Komisyonu İçin Üye Seçimleri.

    2. Celse: Üyelerin seçimine devam  

    3. Celse: Fransa ile İtilafnâme 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 96, Celse: 1, – Sf. ?  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 16 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 94, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Fransa İle Yalpan İtilafnâme Sf. 358

    2. Celse: Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Fransa İle Yapılan İtilafnâme.

    Mustafa Kemal Paşa’nın uzun bir izahatı var. Sf. 358

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 94, Celse: 1, – Sf. 358) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 13 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 92, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Maliye Bakanı 10 Milyon avans istiyor. Sf. 147 

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir) 

    Fransa İle Yapılan İtilafnâme (anlaşma)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 92, Celse: 1, – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • 12 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 91. Hafidir. Celse:1 hafidir.

    Fransızlarla Yapılan Anlaşma Hakkında Görüşmeler

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 91, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 90. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Dâhiliye Vekâleti Boşalmış Kemal Paşa İki aday gösterdi Fethi Bey ve Mazhar Müfit Bey. Seçim yapılıyor. Sf; 131

    2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Fethi (Okyar) Bey 85 oy alarak Dâhiliye Vekili Seçiliyor.

    Mazhar Müfit Bey 8 oy alıyor 77 oy da çekimser.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 90, Celse: 1, – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 89. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Rusya’dan Gelen Altınların Akıbeti Hakkında Görüşmeler; Yahya Galip Bey’in Rusya’dan gelen altınların iyi değerlendirilmediği ve hazinenin zarara uğratıldığına dair takriri (soru önergesi) var.

    Hasan Bey (Maliye Vekili) (Trabzon); “- …Tedavüle (dolaşıma, piyasaya) çıkarılan para Türkiye’ye üç tarihte gelmiştir. Birisi 10 Ağustos, .. birisi 25 Ağustosta, .. biri de diğeri de 4 Teşrinievvel’de (Ekim’de) gelmiştir.” (Maliye Bakan’ı, altın fiyatları son bir ayda 620 kuruştan 6 Ekim 1337 tarihi itibarı ile 775 kuruşa çıkmış.  Bakan, bunları konuştuk altınları İstanbul’a gönderip sattıralım daha kârlı olur diye Mustafa Kemal Paşa karşı çıktı diyor. Ve ekonomik ambargodan bahsediyor;)

    “Meselâ afyon, tütün yaprağı vs. mevcut olduğu halde bunlar müşteri bulamamaktadırlar. Sebebi bir mukavemeti iktisadiye (ekonomik direniş) karşısındayız. .. Bugün İstanbul’da Amerika hatta diğer memleketler, sureti mütemadiyede (sürekli biçimde) altın mübadelesinde (değişiminde) bizim evrakı nakdiyemizle (nakit paramızla, banknotumuzla) altın almaya sermayelerinin bir kısmını tahsis etmişlerdir (ayırmışlardır).”

    Emin Bey (Erzincan); “- .. Rus altınını 615’ten 750’ye çıkmazdan iki üç gün evvel, müessesatı ticariyeye (ticari işletmelere) elli bin lira verilmiştir. Bilahare (daha sonra) lira, 750 kuruşa çıkmıştır. Bunun aslı var mıdır?”

    Maliye Vekili Hasan Bey; “-Katiyen yoktur. Reddederim. ..”

    Maliye Bakanı kendisi hakkında güven oylaması istiyor: Güven oyu alıyor.

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maliye Bakanı Hakkında Güven oylaması yapılıyor.

    3. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Bakana güvenoyu veriliyor. Sf. 127

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 89, Celse: 1, – Sf. 110 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 88, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri Hadisesi Görüşülüyor

    Af takriri kabul edildi: Koçgiri Mahkumları için hazırlanan af.

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 7. Madde Görüşülüyor. Kabul edildi.

    Koçgiri’ye Beş Kişilik Tahkik Heyeti gidecek.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 88, Celse: 1, – Sf. 70 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 87, Celse:1 ve 2 hafidir(Gizlidir)

    Koçgiri ve Ümraniye Olayları ile Karadeniz’deki Rum Tehciri Konuları Görüşülüyor;

    (Aşağıdaki bilgiler: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – GCZ II – Sf. 272-2879)

    Vehbi Efendi (Konya): “-Hükümetçe tedibi (terbiye edilmesi) gereken on dört köy yerine yetmiş-seksen köy mahv ve perişan olmuş…. Şimdi efendiler burada bir mesele var. Hükümet ekser zamanda zebunkeşlik eder (zavallıyı, halkı ezer), cezası lâzım gelenleri tutamayınca sen bu köye yakınsın, sen de bu köyden su içmişsin, sen de bu tarladan geçmişsin diyerek eline geçeni tecziye etmek (cezalandırmak) hükümetin tedibi lâzım gelir. Fakat cinayet edenlere karşı cinayet etmeyenleri muhafaza hükümetin vazifesi iken, bilakis önüne geçeni, her kim ise yıkmış, yakmış, mahvetmiştir.

    Mustafa Bey (Dersim); “-Yalnız bize İslâmiyet namına İngiliz parası meselesi sürüyorlar. Bize leke sürüyorlar. Bende kuyruk acısı vardır, sende evlât acısı vardır. Aşiretliktir. Malûmuâliniz aşiretlikte bir usul, oğlunu öldürenin kendisini de mahvetmek isterler. Bu adamlar oraya gidiyorlar, dehalet ediyorlar. Alışan Bey 1293 (1876 Rus Savaşı) muharebesinde bu hükümete bir buçuk milyon liralık zahire (erzak) vermiştir. Yazık değil mi, memleket soyulsun? Koçgiri ahalisi bu ana kadar hükümete burada bulunan o civar mebusu arkadaşlar bilirler, bugün mahiye (aylık) vergisini verir, tekâlifini verdi. Yalnız Koçgiri’li değil, orada daha Türk’ün en iffetli hanedanı diğer hanedanlara da fenalık olmuştur. Kuruçay cihetinde (tarafında) Kürtler de vardır. Müftü efendi de söylesin; bir Türk köyüne nizamiye zabitanı gitmiş, haniya buradaki halı, kilim demişler? İki kişi bulmuşlar vurmuşlardır. Bir kaç kişi çıkmış arkadaşı yatarken görüyorlar. Hani halılar, kilimler diye tazyik ediyor, ahali de aman bizi öldürürsünüz diye “derededir”, derler. İki katır, iki de beygir yüklü halılarla Erzurum’a doğru göndermişlerdir. Bunları kimden soralım.”  “.. jandarma halktan zorla halı kilim alıyor. .. Eğer yağma ise sahanın böreği, hep beraber soyalım. Öyle ya! Yazık değil mi bu millete! .. Bu adamlar diyorlar ki bir heyet gelsin, … Umum milletin kalbinde, müftü efendinin bu yazdıkları gibi, kadınların ırzına geçilmiş, herifin oğlu öldürülmüş, karısının ırzına geçilmiş, beş yaşındaki kızının ırzına geçilmek için kesilmiştir. Söylesin Müftü Efendi, verilen vesaiki (belgeyi) gidiniz görünüz, kulağı kesilip fenalık yapılmıştır. (Bunlar Topal Osman ve adamlarının işleri) Çorum’a gidiyorlar, Belediye Reisini sokak sokak dolaştırıyorlar. Bize ille et bul, bize et bulacaksın! Amasya’dan bir mektup vardır. Diyor ki; Bu Topal Osman’ın yaptığı fenalık ne haldir? .. Dersim’i zaten istemezler ki adam olsun! .. Giden Vâli o sandalyeye yapışmak için, tahakkümatını icra (baskı düzenini devam ettirmek) için Dersim isyan etti diyorlar. Namusumla temin ediyorum; Hepsi isyan etmemiştir. .. Bir aşiret zulüm üzere isyan etmiştir. .. Bu biçareleri af ediniz!” “Bu halılar meyanında Dersim ihvanı (Dersimli kardeşlerim) diyor ki; biz İngilizlerden para almışsak mebuslarımız da almışlardır. Rabıtati İslâm (İslamlar arası bağ) vardır. Ruslar bize milyonlarla para teklif etti, kabul etmedik. Başladıktan sonra Âlemi İslâm üzerine tazyik çökmüştür. Müsveddesi (belgenin örneği) müftü efendinin yanındadır, Yirmi bin kişi ile gelmeğe hazır olduklarını ….Hükümet tarafından gaip olmuştur. Ne yapalım kabil değildir ki… merdiven koyalım Hazreti İsa’nın yanına çıkalım.  …  Eğer biz İngiliz parası aldıksa, biz kendimizi asalım. Memleketlin arzusunu Heyeti Celile’niz kabul ederseniz bunu kabul edelim. Sonra bir heyet, gitsin Dersim’in, keçisi mi noksan, arazisi mi noksan bunları anlayalım. Etrafa ateş gönderelim ..  Dersimi yakalım çıkalım içinden. Bendenizin fikrim evvelâ af ile halletmek, sonra da civara gitmektir. (1)

    Osman Bey (Lazistân); “..  Trabzon’da Atina vardır ve Rumlarla meskûndur (Rumların yaşadığı bir semttir). Buradaki hali öteden beri silâhşor ve bir çete vardı. Bunların reisi Eflidis namında bir Rum’dur…   Şüphesiz orada bulunan Rum müsellâh eşhasın (silahlı kişileri) bu suretle tutulmaları ve bu suretle dâhile (iç kısımlara) sevk edilmeleri karargir olmuştu (kararlaştırılmıştı). Bunun için Fırka (askeri birlik) bu işe memur ediliyor. Fırka bir memur gönderiyor. Papazlar geliyor ve birtakım ara yere vasıtalar geliyor.   Burada birtakım gayrı mesul çeteler birtakım eşhas işe girişiyor. Irza geçmek, (katil vak’aları oluyor. Hatta) bir iki çocuğun lâşesi (öldürülmüş halde bedeni) meydanda bulunuyor. Derken bu teslim kararından (vazgeçiyorlar). Bu adamlar teslim olmayız deyip çoluk çocuk, kadınları terk ederek dağa rücu hâsıl (geriye dönüş) oluyor çıkıyorlar, Şimdi bakınız Hükümetin kararı gayet güzel, Fırka gayet güzel işe başlamış, Fakat birtakım gayri mesul adamlar işe karışmış (Bunlar Topal Osman ve adamları) ve bunlar işin içerisine girerek -hiç arzu edilmeyen hadisata (olaylara) sebep oluyorlar ve neticede, itiraz kabul etmeyecek surette o memlekette temizlenmesi muvafık (uygun) bulunan ve Yunan amaline (gayesine) hizmet eden adamların dağa çıkmalarına ve Müslümanlara tecavüze başlamalarına sebebiyet veriyorlar.”  

    “Samsun mıntıkasına gelince; Samsun mıntıkasında bu tehcir vaki olduktan sonra, orada da gayri mesul (sorumsuz) ellerin (2) işe karışması yüzünden birçok fenalıklar vukua gelmiştir. Kadınların tehciri (zorla göçürülmesi), çocukların tehciri meselesi. Merkez ordusu kumandanlığı tarafından bütün mıntıkalara emir veriliyor. O da diyor ki şimdi kadınlarla çocukların hepsini teb’it (tebit, sürgün) edeceksiniz. Bunu haber alan Samsunlular, Samsun münevveranı (aydınları) ve Müdafaai Hukuk, belediyesi… yani hepsi dahil olduğu halde diyorlar ki, zaten bunların erkeklerinin tehcirinde suiistimal (kötü uygulama) olmuştur.    Heyeti Vekile bir karar verdi. Diyor ki, tehir ediniz (erteleyiniz) meseleyi. Fakat merkez ordusunda kumandan bulunan Paşa Hazretleri bu bapta (bir telgraf çekiyor, diyor ki, siz şehirbentsiniz (şehir dışına çıkamama cezası). Yani bu 56 kişiye, Reisi Hükümet Paşa Hazretlerine müracaat eden zatlara; siz şehirbentsiniz, hiçbir yere gidemezsiz, yani Samsun’dan bir mahalle gidemezsiniz diyor. (Gürültüler)  Rica ederim zihniyete bakınız, sizbeni çiğneyerek Reisi Hükümet Paşa Haznelerine müracaat ettiniz, bana sormadan bunu yaptınız, ben de sizi böyle yaptım diyor ve bu, aynendir efendiler.  Buradan Samsun’a geliyor. Halkın kalbini rencide etmek için ne lâzımsa yapıyor.”

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan): “.. Samsun, Ordu ve o havalide Pontosculardan mürekkep (oluşmuş) birçok Rumlar vardır. Hepimizin bildiği gibi, bunlar birer istiklâl peşinde koşuyorlar ve bir Pontus cumhuriyeti tesisi (kurmanın) arzusundadırlar. Sahile doğru bu cumhuriyeti teşmile (oluşturmaya, şekillendirmeye) kalkıştılar. Benim anladığıma göre tarzı tatbik fenadır. (uygulama biçimi kötüdür) Nurettin Paşa Samsun’da 15 yaşından 50 yaşına kadar olanları tehcire tabi tuttu.”  “-… Nurettin Paşa, Rum tehciri (zorunlu göçürmesi) sırasında Samsun’un içinde, bunlar için gayrimesul (sorumsuz) çeteler yapılıyordu. Bunun üzerine Rumlar dağlara çıktılar. .. bu Rumlar Müslüman köylerini bastılar. .. Onun yapabileceği iş tehcir yapmak, namus sahiplerini lekelemek ve Büyük Millet Meclisi’nin tarihi şanını ortadan kaldırmak değil. …. Demek ki bu adam Büyük Millet Meclisi’nin üstündedir ve kendisi orada bir aile Hükümeti oluşturmuştur. Damadı, Erkânı Harp Reisi (Kurmay Başkanı), bir kardeşi Tokat Mutasarrıfı. Meclisi Ali (yüce Meclis) bu adamı derhal görevinden atmalıdır.  .. biz yarın tarih huzurunda hesap vereceğiz.” (3)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 87, Celse: 1 ve 2 Hafidir. (GCZ II – Sf.278, 279), diğer notlar internetteki Meclis Arşivlerinden birebir alınmıştır, sayfa numarası yok.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Aynı günkü celsede, Samsun ve civarında yapılan eşkıyalık konusunda, Lazistan Mebusu Ziya Hurşit ve Osman Bey’in Dâhiliye Vekâleti’ne soru önergesi görüşülüyor. Laz Topal Osman ve Ziya Hurşit’in anlattıklarına göre Samsun’da Rumların kadın ve çocukları tehcire tabi tutulmuş, bunun üzerine erkeklerin eşkıyalıkları artmış. Merkez Ordusu Komutanı Sakallı Nurettin Paşa’nın çok kötü idaresinden keyfi ve despot idaresinden bu Lazistan mebusları da şikâyetçiler.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1996): Burada kastedilen sorumsuz eller Laz Topal Osman ve muhafız birliğidir.

    BAKKAL’IN NOTU (3) (1996): Bütün bu şikâyetlerden sonra Dâhiliye Vekili Fethi (Orbay) Bey, Nurettin Paşa’nın görevden alınması gerektiğini kabul ediyor. Mustafa Kemal Başkumandan olarak Nurettin Paşa’nın görevden alınmasına gerek olmadığını söylüyor. Sadece Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey Başkumandana bu kararından dolayı karşı çıkıyor. Bu Şükrü Bey, 1926’da İzmir suikastı davasında asılıyor.

  • 4 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 86, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Hasan Fehmi Bey’in İstifasını Geri Alması Hakkında Görüşmeler: (Hakkı Hami Bey; istifa zapta (tutanağa) geçmemişken Meclis İkinci Başkan Vekili Hasan Bey istifasını geri alsın diyor. Hüseyin Avni Bey ise Hasan Fehmi Bey’e hürmetimiz vardır ama konu kapanmıştır. Tekrar aday olunsun arkadaşlar tekrar seçsin diyor. Mehmet Şükrü istifasını geri alsa ne olur diyor. Hasan Fehmi Bey ise ben Mehmet Şükrü Bey’in ağır laflarına üzüldüm ve istifamda ısrarcıyım diyor. Mehmet Şükrü Bey’in ısrarları sonucunda Hasan Bey istifasını geri alıyor.) Sf.90

    Piyer Loti’ye geçmiş olsun telgrafı çekiliyor. Sf. 90

    1. Celsenin Devamı Hafidir(Gizlidir)

    Koçgiri ve Umraniye Olayları İle İlgili Gizli Celse:   

    Aşağıdaki notlar TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 266-270)    

    Emin Bey (Erzincan): (Olağanüstü şeyler anlatıyor.) “-.. Umraniye meselesi şu şekilde olmuştur; Karacaören Nâhiyesinde eskiden beri bilinen on sekiz ile yirmi kişi, eşkıyalık ettiklerinden birkaç kez mahkûm olmuşlardı. .. Alişir adındaki habis (kötü huylu) adam bu eşkıyalığa bir siyasi renk vererek… bundan yararlanmak için kalemi ile ortaya çıkmıştır. Sivas Vilâyeti, Jandarma Taburu Komutanı İzzet Bey’i yeterli kuvvetle göndermiştir. İzzet Bey kurt postuna fevkalâde ihtiyacı olduğu için olayı takip etmekten çok kurt postu toplamakla meşgul olmuştur. .. Bu eşkıyalar 3-5 jandarmanın silahını almış…. bu durum eşkıyayı şımartmıştır. Bir takım çapulcu adamların da bunlara katılmasını sağlamıştır. (Şubat 1921 sıraları) Zara Kaymakamı ile Tortum Kaymakamı Şakir Bey, .. Umraniye Nahiye Müdürü Haydar Beyin konağına gitmişler. Akşam keyfi sırasında Şakir Bey elini cebine sokup bir kâğıt çıkarmış ve demiştir ki; “-Sizin idam fermanınız benim elimdedir!” Bu sırada Konakta misafir olan Dersimliler de bunu duyuyorlar. “-İşte sizin idam fermanınız, sizi Ermenilere benzetip ve sizi tamamıyla imha ederim. İstemezsem size bir şey olmaz” .. Bunu söylemesiyle Kürtlerin ekserisinde (çoğunda) tabii bir galeyan başlamış. Ve Umraniye’ye bir saat uzaklıktaki Hacer köyünde asker ile Kürtler arasında münazaat (ağız dalaşı) yaparlar….. Asker sevk edilir, burada genel bir sorun olur. Halis Bey burada şehit olur. Kürtlerden de askerden de ölen olur. Sivas Valisi Cemal Bey Temyiz Mahkemesi Üyesi Şefik Bey’i nasihat ve Nurettin Paşa’ya verilen ‘idam fermanı’ meselesini tahkik (araştırmak) için gönderiyor. Şefik Bey Hükümetin teklifini söyler; Umraniye yani Koçgiri aşiretinin silahlarının ve asker kaçaklarının hükümete teslimini söyler. Peki derler. Parayı makbuz almadan Şefik Bey’e teslim ederler. O sırada Cemal Bey meseleyi Cemal Paşa’ya söylüyor ve diyor ki: “-Mesele bitmiştir, bir askerin yapacağı iş kalmamıştır. Nurettin Paşa (Sakallı Nurettin Paşa) ise Milli Savunma Bakanlığına yazıyor. Nurettin Paşa, ben bunları çember içine aldıktan sonra Hükümetin teklifini daha şiddetle alacağım diyerek, tuttuğunu öldürmeye, ırzlara geçmeye, namuslara tecavüz etmeye kalkıyor. Bu suretle beş milyon on sekiz liralık servet mahvolmuştur. Ben ispata hazırım. Otuz bin mevaşiyi (davarları) Osman Paşa (Topal Osman) götürmüştür. Refahiye’de bir arkadaşım vardır, Türk,  servetine tamah edilerek, karısı zorla alınmış ve sen Alevisin denilerek herifin malı ve evi yağma edildikten sonra öldürülmüştür. Efendiler, dünyanın neresinde böyle bir hareket görülmüştür ki: babasını bir evladının elinde bir ip diğer evladının elinde bir ip olarak çektirilerek tam altı saat süresince bu şekilde feciane öldürülmüştür. Rica ederim efendi sen bu durum karşısında asi olmaz mısın? Eğer asilik varsa ve bu ise işte Umraniye olayı… .. Nurettin Paşa’nın emri ile buraya gelen sorumsuz Osman Ağa (Laz Topal Osman) kuvvetleridir. .. Sonra Efendiler diyeceksiniz ki Dersim buna ne şekilde katılmıştır? Bunu da söyliyeyim. Abdülkadir isminde bir Valinin yok yere sorunlar üretmesi.. .. Kürdistan adına gelen gazeteleri doğrudan doğruya Dersim’e dağıttırmış ve o gazetelerde “Kürtleri de Ermenilere benzeteceklerdir.” diye yazılmıştır. Maalesef bu adam hala Tortum Kaymakamı olarak terfian gönderilmiştir.” 

    Hacı Ahmed Efendi (Muş): “-Hakikaten buraya gelirken uğradığım bazı yerlerde bizi de Ermeniler gibi kesecekler diyerek dalgalanan bu havadis Dersim’e kadar gitmiştir.”

    Emin Bey (Erzincan) (devamla): “-Ve Umraniye’de olan ve terbiye etme tedibat denilen bu şeyin Afrika barbarlarının bile kabul edemeyeceği derecede olduğunu görünce Dersimliler korkmuşlardır. İşte örneği budur demişlerdir. Bu facia Ermenilere bile yapılmamıştır.”

    ..Hayri Bey (Dersim): “-Gerçekten bu fecâyi (facialar, kötülükler) Ermenilere bile yapılmamıştır.

    (Bu görüşmelerin devamı zabıtlar da yok.) (GCZ II Cilt Sonu)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 86, Celse: 1: (Sf. 9) 1. Celsenin devamı Hafidir: (GCZ II – Sf. 266-270) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 3 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 85, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Yunan Uşak’ı da Almış

    Meclis Gündemi Hakkında Görüşmeler ve Meclis İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey’in Bu Görevinden İstifası

    Koçgiri Hadisesi Görüşülüyor

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Koçgiri hadisesi hakkındaki evrakın ikinci celsede okunmasına Meclisi Âli’niz karar vermiştir. Meclisi Âli’nin bu kararı icra edilmemiştir. .. ve bugün de ruznamei muallakatta (meclis gündeminin belirsiz yerinde) 7 maddede gösterilmiştir. .. Efendiler, saydiye nizamnamesinden (avcılık yönetmeliğinden) daha mı ehemmiyetsizdir Koçgiri Hadisesi?  … Riyasetin (meclis başkanlığının) bunu ifa etmemesi (yerine getirmemesi) bütün âzâyı kiramın haysiyet ve hukuku şahsiyesine tecavüzdür ve bu tecavüz de izzeti nefsimizi kırmaktadır. .. yeter artık bugün buna nihayet verilsin. .. makamı riyaset buna müdrik değildir (Koçgiri olayını idrak etmemiştir).”

    Reis; “-O halde bendeniz de istifamı Meclisi Âlinize takdim ediyorum.”        

    Mehmet Şükrü; “- Meclisin haysiyeti içtimaiyesi (toplu onuru) her şeyden yüksektir. (pek muvafık sesleri)

    Hüseyin Avni Bey; “-Meclis kendi şerefi uğrunda daha çok reis feda eder!”  

    Reis istifa ediyor yerine Dr. Adnan Bey geçiyor ve Koçgiri hadisesi görüşülüyor:

    2. Celsenin devam hafidir (gizlidir)

    Aşağıdaki notlar TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 248-251) alınmıştır.

    Koçgiri Hadisesi, İsyanı:

    Emin Bey (Erzincan); “- .. Ben Koçgiri hadiselerini tamamen takip etmiş bir arkadaşınızım .. Orada öyle bir mezalim (zulümler) icra edilmiştir (yapılmıştır) ki tüyler ürpertir. .. memlekette yapılan bütün mezalim BMM namına yapılmıştır.” (GCZ II Sf. 248)

    Hüseyin Avni; “-BMM kendisini tenzih (temizlemek) için çalışmalı. Bu gibi mühim mesaili (önemli işleri) saklamağa lüzum görmüyorum. Bütün dünya bilmelidir ki biz memleketimize sahibiz. .. bilelim ki verdiğimiz salahiyeti suiistimal edenler vardır. .. bu celsenin aleni (açık) olmasına taraftarım.”

    Hakkı Hami Bey (Sinop); (Koçgiri hadisesi hakkındaki görüşmeleri aleni yani açık celsede yapılım diyor ve çok önemli bir şey söylüyor;) “-Burada ne kadar celsei hafiye yapılmış ise hepsi atılmıştır. Hiçbirisi toplanmamış ve hiçbir kayda geçmemiştir.” (GCZ II Sf.249)

    Mustafa Durak Bey: “-Memleketimizde yapılan mezalimi âleme karşı ilan etmeliyiz. Herkes duymalı .. Çünkü efendiler, memlekette yapılan bütün felaket, bütün mezalim bütün seyyiat, bunların milletten saklanmasından doğmaktadır.”

    Hüseyin Avni Bey: “- Bu zulüm her tarafta işitilmiştir. Avrupa da işitmiştir. .. Bütün kudretimizi göstermek üzere aleni celse yapalım. Meclis vardır. Bir adam vazifesini suiistimal etmiş, cezasını görsün. Burada bir millet olduğunu gösterelim. Burada diktatörlük yoktur.”

    Dâhiliye Vekili Refet Paşa; “- Hüseyin Avni Bey’in söyledikleri doğrudur. .. Memleket üç-beş adamın elinde taksim edilmiştir.”

    Celsenin hafi olması görüşülüp onaylandı: (GCZ II – Sf;251)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 85, Celse: 1, 2. Celse Hafidir (TBMM Gizli Celse Zabıtları GCZ II 248 ile 251 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU:(1996): Takrir sahiplerinden Erzincan Mebusu Fevzi Efendi, kendisi Erzincan’da iken bazı eşkıyalıklar olunca uzlaşma sağlamak için Dersim Ağalarını çağırdığını söylüyor. Bunlarla buluşup anlaşıyor. Ancak Dersimlilerin ve Alevi Kürtlerin de Ermeniler gibi tehcir edilecekleri haberi yayılınca bu haber mezalimin artmasına sebep oldu diyor.  Dersim Mebusu Hasan Hayri Bey Dersim ve Alevi Kürtler hakkında bilgi veriyor. Celalettin’i Harzemi’nin Cengiz’in önünden kaçması sonucu Dersim’e sığındığını söylüyor. Sonra Yavuz’un kılıcından kurtulan Alevi Türklerin de Dersim’e gelerek Kürtleştiklerini söylüyor. Ve “-Bana Nikola’nın tercümanı Çerkez Hasan’dan mektup geldi, Rusya’ya bağlanırsam bana Milyonla para vereceklerini yazıyordu. Bu mektubu Dersim ileri gelenlerine okudum, kabul etmediler ve beni mebus seçtiler.” diyor. Tutanaklar çok düzensiz ve yetersiz. Bu görüşmeler sırasında Yunan’ın Uşak’ı aldığından söz ediliyor.

  • 1 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 84, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 3. Maddesi Görüşülüyor.

    (Erzurum Mebusu Necati Bey nâhiye adlarının Türkçe olmasını teklif ediyor kabul ediliyor.)

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri İsyanı Hakkında Görüşmeler: Adliye, Dâhiliye ve Müdafai Milliye Encümenlerinin Müşterek Mazbatası;

    “Koçgiri hadisei isyaniyesi (isyan olayı) münasebetiyle (dolayısı ile), hükümetçe takip edilen harekâtı tenkiliyeden mütevellit (cezalandırma hareketinden dolayı) teessüratı mahalliyeyi (mahalli üzüntüyü) izale (gidermek) için asilerden Alişir’den maadasının (başkalarının) affı hakkındaki teklifi incelendi, o yöre mebuslarının ve Dâhiliye Vekili Refet Paşa ile görüşerek, af ile birlikte bir meclis heyetinin konuyu tetkik etmesi de (araştırması da) gerekir… “

    Bu konu bir sonraki celseye kaldı.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 84, Celse: 1, – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 84, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 3. Madde Görüşülmeye Devam Edildi:

    (3. Madde kabul edildi. Yer isimlerin Türkçe olması konusu 25. maddeye bırakıldı.  4. Madde encümene geri gitti.) Sf. 72 

    Madde 5- Müstakil (bağımsız) bir nahiye teşkil etmek (oluşturmak) üzere ayrılan köyün müntahipleri (seçmenleri), nahiye şurasını intihap ederler (seçerler) ve bu suretle intihap olunan şura (seçilen danışma meclisi) müddeti mütebakiyeyi ikmal eder (geriye kalan süreyi tamamlar).

    Madde 5 Kabul edildi. Sf. 77

    Madde 6 Kabul edildi. Sf. 78

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 84, Celse: 1, – Sf. 72 ile 78 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:2 Hafidir (Gizlidir), İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İngilizlerle savaş esirlerini bırakma konusunda anlaşıyoruz. Kemal Paşa Sakarya Savaşından sonra İngilizlerin bu konuya yaklaştıklarını söylüyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 2 Hafidir (TBMM Gizli Celse Zabıtları GCZ II Sf;218) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 1. Madde; (Nahiyelere nizamname yani yönetmelik yapma hakkının verilmesi tartışılıyor.)         

    Şeref Bey (Edirne); “-.. biz metnî (yazıya itibar eden) bir milletiz .. Örfi (göreneksel) bir millet değiliz. Onun için metnî milletlerde her şey sarih (açık) olur.” 

    Dr. Mazhar Bey (Aydın); “-… nizamname yapmak kadar bir salahiyeti haiz değilse sıfıra müncer olmuştur (indirgenmiştir).” 

    Madde 1- Nahiye bir cüzzü tamdır (en küçük birimdir). Nâhiye menfaat ve zararı kendisine ait olan işleri iş bu kanun ahkâmına tevfikan (hükümlerine uyarak) bizzat idare etmek salahiyetini haiz (yetkisine sahip) ve idarei umumiyeye müteallik (genel idare ile ilgili) kavanin (kanunlar) ve kanuna müstenit olan nizamat (kanuna dayalı olan yönetmeliklerle) ile mevdu vezaifi (verilmiş görevleri) ifa ile mükelleftir (yapmakla sorumludur).”

    Nevahi Kanunu’nun 1. ve 2. Maddeleri Kabul Edildi. Sf. 62

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Müdafai Milliye Vekâleti İmzalı ve 234 Kişiye İstiklal Madalyası Verilmesine Dair Tezkere Görüşülüyor.

    (Mustafa Kemal Paşa’nın koruması Binbaşı Topal Osman Ağa ve Maçkalı Binbaşı Mustafa Sabri de bu madalya verilecekler listesinde) Sf. 53, 54

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf. 53, 54) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Ali İhsan Sabis Paşa 25 Eylül 1337 tarihinde Malta’dan kurtulduğunu Söke’ye geldiğini bildiren mektup gönderiyor.

    Hüseyin Avni Bey tekrar Meclis’te.

    Garp Cephesinde muharebede başarılı olanlara madalya verilmesi konusu konuşuluyor. Sf. 49-51

    Komünistlere Af Çıkartılması Konusunda Hükûmet Tezkeresi Görüşülüyor. Nazım Bey Olayı: Tokat Mebusu Nazım Bey ve gazeteciler af oluyor.

                          “TBMM Riyaseti Celile’sine; 28.9.1337.

    Taklibi hükümet (hükümeti değiştirmek) maddesinden dolayı Ankara İstiklâl Mahkemesince 1. Ramazan. 1336 (1920) ve 9. Mayıs. 1337 (1921) tarihinde… mahkeme edilen… ..aflarını tazammum eden (içinde bulunduran) teklifi kanuninin (kanun teklifinin) Meclise arzını (sunulmasını), İcra Vekilleri Heyeti’nin (hükümetin) 28.9.1337 tarihli içtimaında (Genel kurulunda) tensip edilmesi (uygun görülmesi).. 

                İcra Vekilleri Heyeti Reisi Vekili ve Müdafai Milliye Vekili

                                                                   Fevzi Paşa.” 

    “Taklibi Hükümet (Hükümeti değiştirme) Maddesinden Ankara İstiklâl Mahkemesince 9 Mayıs 1337 (1921) Tarihinde Mahkûm Edilenlerin Bakiyei Müddeti Cezaiyelerinin (geriye kalan ceza sürelerinin) Affına Dair Kanun;

    Madde 1- Taklibi Hükûmet maddesinden dolayı Ankara İstiklâl Mahkemesince 15 sene kürek cezasına mahkûm edilen Tokat Mebusu Sabıkı (düşürülmüş, eski Tokat Mebusu) Nazım ve Baytar Binbaşı Sabıkı Salih ve Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Memurini sabıkasından (basın ve haberleşme müdüriyetinin eski memurlarından) Ziynetullah Nuşirevan ve üçer seneye mahkûm Emek Gazetesi Müdürü Abdülkadir ve tüccardan Hilmi ve Bakkal Ahmet ve Sivrihisar İdadi Müdürü sabıkı (eski ilkokul müdürü) Behram Lütfü ve Gazete muharrirlerinden (yazarlarından) Nizamettin bey ve efendilerin bakiyei müddeti cezaiyeleri (geriye kalan cezaları) affedilmiştir.” 

    Vehbi Bey (Konya); “-Bu defterde isimleri okunan efendiler, hepsi memurdur. Şimdiye kadar ahaliyi affetmek zamanı gelmedi mi? Konya ahalisi hâlâ asılacak mı?” 

    Gazi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Konya ahalisinin affı zamanı da gelecektir, zannederim.”

    Kanun tartışmasız kabul edildi. Sf. 52

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf. 49 ile 52 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 82, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    İdarei Kura ve Nevâhi (Köy ve Nahiye İdaresi) Kanunu Görüşmelerine Devam…

    (2. Madde tartışılıyor.)  

    2.Celse. İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu Görüşmelerine Devam

    Hasan Basri Bey (Karesi); “- ..Livamız dâhilinde .. Kansız Köyü vardır…. bu köyde Kör Ümmühan isminde bir muhtâre (bayan muhtar) vardır. O, Köyün zimamı idaresi (yuları veya namus ve şerefinin idaresi) o muhtârenin elindedir.”

    Mustafa Kemal Bey (Ertuğrul); “-Hiç erkek yok mu?” 

    Hasan Basri Bey (Karesi); “-Efendiler! Türklerin kadınları bile idarede haizi kudret (güç sahibi) ve fevkalade müdrik (olağanüstü idrak yani akıl sahibi) oldukları içindir ki; o kadın orada idareyi eline almış, idare etmektedir.

    2. Madde de Encümene geri gitti. Sf. 40 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 82, Celse: 1, – Sf. 13 ile 43 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 81, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura (Köy İdaresi) ve Nevâhi (Nahiyeler) Kanunu Layihası ve Dâhiliye Encümeni Mazbatası Görüşülüyor:

    Dâhiliye Vekâleti Müsteşarı Hamit Bey; (1) “-…ilk yapılan lâyiha  (kanun tasarısı) İstanbul Meclisi Mebusan’ında müzakere edilmişti (görüşülmüştü). Dâhiliye Encümeninde müzakere edildiği halde Heyeti Umumiye’de (meclis genel kurulunda) kaldı. Az çok onun tadili (değiştirilmesi) demek olan bu ikinci lâyihayı da burada görüyorum. … Hükümet bu teşkilatın tedrici (yavaş yavaş) tatbikini talep ediyor (uygulanmasını istiyor). Encümen ise bunun memleketin her tarafında aynı zamanda tatbiki mümkündür diyor. .. Nüfus ve tapu muamelatının  da (işlemlerinin de) nahiyelerde yapılması lâzımdır….”

    Dâhiliye Encümeni Reisi Haydar Bey (Van); “-Efendiler bizde şimdiye kadar iki Nahiye Kanunu yapılmıştır. Birisi 1286 (1870) yılında birisi de 1293 (1877) kanunlarıdır. 1286 kanununda müdür, tarafı hükümetten (hükümet tarafından) nasıp ve tayin (seçilecek ve tayin) olunacaktır. Ve nahiye, şahsiyeti maneviyesine (tüzel kişiliğine) haiz (sahip) değildir. 1293 Kanunu Fransız kanunundan hemen aynen tercüme edilmiş hatta bazı mevaddı (maddeleri) aynen yazılmıştır. … Ne 1286 kanunu ne de 1293 kanunu tamamıyla tatbik olundu. Memleket ikiye ayrıldı. Memleket idaresiz kaldı.  .. Millet Hükümeti bir cebbar (zor kullanan) suretiyle telakki ediyor (algılıyor). … Meselâ orduda firar etmek keyfiyeti ve Harbi Umumi’de (Birinci Dünya Savaşında) Vilayatı Selasiyede (üç vilâyette yani Batum, Ardahan, Kars’ta) devam eden muhaberata (haberleşmelere, propagandaya) karşı halkın lakayt (kayıtsız) kalması .. bunların hepsinin sebebi halk ile devlet arasındaki uçurumdur.… Bilahare (daha sonra) Avrupa’ya heyetler gönderildi (2) .. İdarei mahalliyeyi (yerel yönetimleri) en kuvvetli bir murakabe (denetim) haline koyalım, .. Roma Hükümeti teftişi (denetimi) terk ettiği günden beri inhitata (çökmeye) başlamıştır.”

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); (Köylüye yüklenen görevleri sayarak.. ) “-.. Hükümete ne kaldığına aklım ermedi. .. Encümeni Âliniz (yüce komisyonunuz) köylüye 29 vazife tahmil ederek (yükleyerek) Hükümeti Merkeziye’ye hiçbir vazife bırakmıyor. .. tatbik edilemeyecek bir kanundur.” Sf. 8 

    Haydar Bey (Van): (Jandarmanın görevleri kısmında hayvan hırsızlığı ile ilgili bir yer yanlış yazılmış, bunu da Ali Kemali Bey söyledi. Diyor ve espriyi patlatıyor: ) “-..demek ki okuma yazma bilmeyen bir ayıya tesadüf etmiş.”  Sf. 9

    Lütfü Bey (Malatya); “- ..Bugün silah altına davet edilen efradın (fertlerin, erlerin) % 95’i okuyup yazma bilmiyor. … köylüler ekseri muhitte bir çok mütegallibenin (zorbanın) nüfuzu altında bulunuyor… o nahiyede müdür olacak o mütegallibeden (zorbadan) başka kimse yoktur. .. artık nahiye  müdürü değil derebeyi olacak..          

    Dâhiliye Vekili Müsteşarı Hamit Bey; “-.. Abdülkadir Kemali Bey ile Lütfü Bey’in sözlerini birleştirdiğimizde, bu milletin henüz nâhiye idare edecek bir seviyeye vasıl olmamış (ulaşmadığı) neticesini istihraç ediyorum (çıkartıyorum). Hâlbuki bu, adeta yüzmek bildikten sonra denize gireceğiz demekten ibarettir. Eğer halkı kırk sene evvel intihabata (seçime) alıştırmış olsaydık, bugün gerek heyeti idare azalarını ve gerekse mebuslarını, fevkalade müntehap zanaattan (seçilmiş sanat sahibi kişilerden) intihap ve tefrik edebilirlerdi (seçebilir ve ayırt edebilirlerdi). … Efendiler; Bulgaristan’daki Nahiye teşkilatını Rus Kumandanı Garçakof 1293 (1887) de tatbik etmiştir. O vakit Bulgarlar bizden çok aşağı idiler ve bugün bizden daha mükemmel Nahiye teşkilâtına malik bulunuyorlar. ..”

    Haydar Bey (Van); “-.. muhtarların… mührü kabul etmemelerinin sebebi, vasi zulümle (geniş zulümle) dayak yemelerinden, duçarı tecavüz (tecavüze maruz kalıyor) olmalarındandır.… Her tarafta aynı zamanda başlamamasına taraftarım…”  Sf. 13  

    Mahmut Esat Bey (İzmir); “- … Prusya Kralı Kiom Frederik memleketini Fransa istilasına karşı müdafaa (savunmak) için silaha sarılmazdan evvel Alman halkını kuvvetlendirmeyi düşünmüş ve ilk iş olarak köylüye doğru koşmuştur. … Efendiler bütün ıslahat tarihimizde göze ilişen mühim bir nokta vardır. O, her türlü teşebbüsün, teceddüdün (yenileşmenin), ıslahatın akim (sonuçsuz) kalmasına sebep ve saik (yönlendiren) olmuştur. O da ihtilalcilerimizin (devrimcilerimizin) ve ıslahatçılarımızın (yenilikçilerimizin) dâhilden ziyade harici memnun etmek için çalışmalarından neşet etmiştir (ortaya çıkmıştır). … Garbi (Batı’yı yani Avrupa’yı) kabataslak taklit etmekten ibaret olmuştur. Hâlbuki biz onun yalnız prensiplerini alacaktık. … Bazı arkadaşlarımızın; köylü henüz o seviyede değildir demelerini çok tehlikeli buluyorum. .. Tarihin hiçbir safhasına halk bizzat idareyi kendim ele alacağım dememiştir. .. Halkın hakkını mutlaka münevver (aydın) tabaka bayrak açarak isterler. Bu nazariye (görüş) Abdülhamit’in otuz üç senelik istibdadına (baskıcı yönetimine) esbabı mucibe lâyihası (sebep tasarısı) teşkil etti (oluşturdu). Ne zaman hürriyetten bahsetseler, halk o seviyeye gelmemiştir cevabıyla mukabele ediyordu (karşılık veriyordu). Ve otuz üç sene bu tarihi halk eden (yaratan) köylülerimize hürriyeti layık görmedi. Onları esir sürüleri gibi yaşatmak istedi. .. bu nazariye, insanlığı devrei iptidaiyeye (ilkel devirlere) kadar götürür.”  Sf. 16

      Besim Atalay Bey (Kütahya); “- ..bir çocuk farz ediniz ki, bu çocuğun daima elinden yedelim (tutalım), ve kafasına vuralım, o, izzeti nefsinden (kişiliğinden, şahsiyetinden), idarei şahsiyeden mahrumdur (kendisini idare etmekten yoksun olur), bugün bu on birinci madde ile kendi haline bırakıyoruz. Ahali (halk) ispatı rüşt etmiş (rüştünü yani yetişkinliğini ispatlamış), memleket kendi kendini idare etmiş demektir.”  Sf. 17

    (Birinci madde bir değişiklik teklifi ile beraber encümene gitti)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 81, Celse: 1, – Sf. 8 ile 17 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) 1996; Teşkilâtı Esasiye Kanunu dediğimiz 1921 Anayasası’nın devamında hazırlanan bu kanun bir medeni kanun sayılabilir, bunun tarihçesini anlatıyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2) 1996; Müsteşar Hamit Bey de bu heyette.