Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 22 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 80, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Karaman Mebusu Murat Bey’in Vefatı Haberi Geldi.

    Muinsiz (Kimsesiz) Ailelere Yardım Kanunu Encümene Gönderildi.

    İdarei Kura (Köyler) ve Nevâhi (Nahiyeler) Kanunu Görüşülüyor:

    (Encümen Reisi Mehmet Şükrü Bey’in Esbabı Mucibeyi yani kanunun gerekçesini, açıklaması.)

    Esbabı Mucibe Layihası (Kanunun Gerekçesi)

    Mehmet Şükrü Bey (1926’da İzmir Suikastı davasında idam edildi.); “… Biz görüyoruz ki köylüler kendi aralarında yapacakları bir iş olduğu zaman köy odasında toplanıp derhal yapıyorlar hem de süratle. … Köylünün memleketi hakkında, idaresi hakkında, kendi işleri hususunda hiçbir salahiyeti (yetkisi) ve fikri yoktur. Hükümeti Merkeziye’lere (merkezi hükümetlere) karşı onun muvazzaf (görevli) olduğu bir vazife vardır. O da; asker vermek, memleketi müdafaa etmek, vergi vermek, Jandarma dayağı yemek ve bir de bizim arzu ettiğimiz adamları Meclise göndermek, arzu edilen şahısa rey (oy) vermek, işte bunlardır efendiler köylünün vazifesi!” Sf. 284

    “Hemen her memlekette devlet makinesinin en mühim kısmını şehir ve karye (köy) idareleri yani komünler teşkil eder (oluşturur).Gerek Hükümete ait hukuk ve vezaîfin (görevlerin, vazifelerin), ve gerek efrada (fertlere) müteallik (yönelik) hukuku siyasiye, medeniye (siyasi ve medeni hukuk) ve sairenin tamamii mahfuziyetine (ve diğerlerinin tamamının korunmasına), ifa ve istifasına hadim (yapmaya ve yararlanmaya yarayan) bilumum (bütün) kuyut ve muamelatın (kayıt ve işlemlerin) esası, kâmilen (tamamen) komünistler tarafından ihzar edildiği (hazırlandığı) gibi memleketin inzibat (düzen) ve asayişini, sıhhati umumiyesini (genel sağlığını), maarifin intişarını (öğretimin yaygınlaşmasını) şehir ve köylerin esbabı refah (refah içinde olma sebeplerini) ve unvanını temin hususunda komünlerin hidematı (yararlılığı), hükümeti merkeziyenin (merkezi hükümetin) ifa edebileceği hidemattan (sağlayacağı yararlılıktan) daha mühim ve vasi’dir (önemli ve geniş kapsamlıdır.)…   Komün teşkilatı hususunda memleketimizde öteden beri cereyan (akım) mevcuttur; bunlardan birisi .. her şehir ve kasabanın ve karyenin (köyün) kendi başına bir komün olarak tanınması ve diğerlerinin de komünlerin müteaddit (çeşitli) köylerden mürekkeben (birleştirilerek) vücuda getirilebilirler.”

    (Bizdeki köyler küçük oldukları için birkaç köyün birleşerek komün olması encümence kabul edildi diyor. İngiltere Fransa ve İtalya’da çok küçük köylerde bile komünlerin kurulduğunu belirtiyor.)

    “… Dünyada en iyi iş; o işte alakası ve menfaati bulunanlar tarafından yapılanlardır… Komün kelimesinin en evvel mukabili (karşılığı) karye’dir. Ve Arapçada karye, içtimai (toplumsal) bir manayı ve en büyük şehirden başlayarak en küçük karyelere varıncaya kadar kâffesini ihtiva (tamamını içeren) eden bir kelimedir. … Karyeler; şahsiyeti maneviyeye haiz (manevi kişiliği olan, tüzel kişiliği olan) bir cüzü tammı idaredir (ülke idaresinin en küçük idari birimdir). Karyelerin (köylerin) vesaiti idariyesi (yönetim aracı) karye meclisleri, idare heyetleri ve müdürleridir. … Karyelerin idaresi hususunda, gayet vasi (geniş) bir âdemi merkeziyet esası (merkezden yönetilmeme, yerinden yönetim esası) kabul ettik. Kalbi millette bir cerihai elem (elemli bir yara, kanayan bir yara) halinde kanayan bu günkü felaketi inhitatımızın (dağılma, yıkılma felaketimizin), pek uzak bir mazinin seyyiatı (uzun bir geçmişin uygulaması) olan merkeziyetçilik ve idaresizlik (idare edememe) gibi bazı esbap (sebepler) ve avamilden (ana sebeplerden) münbais (doğmuş) olduğunu artık bütün vuzuh (açıklık) ve hakikati ile anlamış …. bilumum memaliki mütemeddine ve müterakkiyede (bütün medeni ve gelişmiş memleketlerde) olduğu veçhile (gibi) Tekamülü Tedrici (kabul edilebilir gelişme, sürdürülebilir gelişme) Kanununa tevfikan (dayanarak), ziraat, maarif, nafıa, sıhhiye ve bunlara mümasil (benzer) vezaifi mahalliye (yerel görevler) ve hidematı ümranperveriyi (bayındırlık hizmetlerini) bizzat halkın desti himmet ve kudretine (yardımsever ve kuvvetli eline) vermek suretiyle halka doğru gitmek niyetini, önce kabul ettiğimiz Teşkilatı Esasiye Kanunu ile izhar (açıklamış) ve ilan eylemiştir. ..”   Lâyiha Encümeni Reisi Mehmet Şükrü 

    Dâhiliye Encümeni Reisi Mazhar Müfit Bey,

      Mazbata Muharriri Hamdi,

      Kâtip Kayseri Mebusu Ahmet,

      Yozgat Mebusu Sırrı,

      Karesi Mebusu Hacim Muhittin,

      Karahisarı şarki Mebusu Mustafa,

      Kangırı Mebusu Behçet,

      Mersin Mebusu İsmail Safa,

      Çorum Mebusu Fuat.”

    İdarei Nevâhi Kanunu Layiha Sureti, İdarei Kura (Köyler) ve Nevâhi (Nâhiyeler) Layiha (Kanun Tasarısı) Sureti;

    (HT: Hükûmetin teklifi demektir.)

    Madde 1– Nahiye  (Hükûmet teklifi HT; karye’dir.) bir cüzü tammı idaridir (en küçük idari birimdir). Nahiye  (HT; karye) menfaat ve zararı kendisine ait olan umuru (işleri), işbu kanun ahkâmına (hükümlerine) tevfikan (uyarak) bizzat idare ve temşiyet etmek  (yürütmek) salahiyetini haiz (yetkisine sahip) ve idari umumiyeye (genel idareye) müteallik (ilişkin) kavanin (kanunlar) ve nizamatın (yönetmeliklerin) tevdi eylediği (verdiği) vezaifi (vazifeleri, görevleri) ile mükelleftir (yükümlüdür).  

    Madde 2- Şimdiye kadar heyeti hususiyesini (özel topluluğunu) müstakillen (bağımsız olarak) yaşamış olan her nahiye, münasebeti mecburiye ve iktisadiye (zorunlu ilişkiler ve harcamalar) gözetilmek… bir veya birkaç köyden terekküp eder (oluşur).

    Madde 3– İki veya daha ziyade karyeden mürekkep (köyden oluşmuş) nahiyeler merkez ittihaz olunan (kabul edilen) köyün namıyla yâd olunur (adıyla anılır).

    Madde 4- Bir nahiye merbutatından olan (bir nahiyeye bağlı olan) köyün, nahiye hâline ifrağı (dönüştürülmesi) veya bir köyün bir nahiye den diğer nahiye ye tahvili irtibatı (dönüştürülerek bağlanması) o köy müntahiplerinin (seçmenlerinin) sülüsanının (üçte birinin) talebi ve Nahiye Şurasının (nahiye idare kurulunun, nahiye meclisin, yönetiminin) talebi üzerine Vilâyet Şuralarının kararına tevfikan (uygun olarak) Nizamnâmei Mahsusa (özel düzenleme, yönetmelik, tüzük ile)  yapılır.

    Madde 5- Müstakil (bağımsız) bir Nahiye teşkil etmek (oluşturmak) üzere ayrılan köyün müntahipleri (seçmenleri) Nahiye Şurasını intihâb eder (seçer) ve bu suretle intihap olunan şura müddeti mütebakiyeyi (geriye kalan süreyi) ikmal eder (tamamlar).

    Madde 6- Bir köyün nahiye hâline ifrağı (dönüştürülmesi) veya diğer bir Nahiye ye tahvili irtibatı (bağlanması) hakkındaki kararlar senei atiye (gelecek sene) iptidasında (başlangıcında) mevkii tatbike vaz’ olunur (uygulamaya konulur).

    Madde 7– Müteaddit (birçok) köylerden mürekkep (oluşmuş) Nahiyenin emval (malları) ve emlaki (binaları, emlakleri) nahiyenin malı müştereki (ortak malı) olur. Ancak köylüler köylerine ait mera ve baltalık (köyün ortak ormanı) gibi arazii metrukeden (terk edilmiş araziden) kemâfissâbık (eskiden olduğu gibi) münhasıran (sadece) istifade etmek hakkını muhafaza ederler (korurlar). Bir köy merbut (bağlı) olduğu nahiye den ayrıldıkta mera ve baltalıklar tamamen eskisi gibi kendine ait olur. … ihtilaf zuhurunda (sorun ortaya çıkması halinde) Vilâyet şurasına (vilâyet danışma meclisi) müracaat olunur. Şura sureti katiyede (kesin biçimde) meseleyi halleder.” 

    Madde 8-Her Osmanlı bir nahiyeye mensup ve o nahiyenin sicilli nüfusunda mukayyet (kayıtlı) olmak (olması) lâzımdır. Herkes mensup olduğu nahiyeye ait rüsum (vergi) ve tekâlif (Osmanlıda bir çeşit vergi) ve vezaifini (görevlerini) ifa etmekle (yerine getirmekle) mükellef (yükümlü) ve nahiye hukukuna maliktir (sahiptir). (HT; Nahiye yerine belediye.)  

    Madde 9- Bir ecnebinin (yabancının) bir nahiye dâhilinde ikâmet edebilmesi için önce cünha (suçlu) ve cinayetle mahkûm olmayıp iyi huylu ve bir sanata sahip olması… Bir ecnebinin Nahiye dâhilinde ikameti, Nahiye meclisinin kaymakam tarafından tasdik edilmiş kararı üzerine mümkündür. 

    Madde 10- Nahiye Meclisi azası (üyesi), müntahipler (seçmenler) tarafından doğrudan doğruya intihap olunur (seçilir).

    Madde 11- Müntehip (seçmen) olabilmek için şeraiti atiye (aşağıdaki şatlar) lâzımdır;

      1-Nâhiye ahalisinden olmak veya altı aydan beri nahiye dâhilinde mukim (oturan) ve karye sicili nüfusunda (köy nüfus sicilinde) mukayyet (kayıtlı) bulunmak. 

      2- Yirmi bir yaşını ikmal etmiş (tamamlamış) bulunmak. 

      3- Cinayetle mahkûm ve mahcur (hacredilmiş kısıtlanmış) olmamak. 

    Madde 12- Nahiye şurası (yönetimi) azalığına (üyeliğine) intihap olunabilmek (seçilebilmek) için;

      1- Yirmi beş yaşını ikmal etmiş (tamamlamış) olmak. Tahsili iptidaiyesini (ilköğretimini) ikmal etmiş olanlardan yirmi bir yaşını ikmal etmiş olanlar azalığa intihap olabilirler (üyeliye seçilebilirler).

      2- Muhilli şeref ve haysiyet bir fiilden (onur kırıcı bir fiilden) dolayı cünha (suçlanmış) ile mahkûm olmamak.

      3- Nahiyenin hayatı umumiyesine (genel yaşamına) fiilen dâhil ve alakadar (ilgili) olmak.

    Madde 13- Dairei memuriyeti dâhilinde (görev yaptığı yerde) hükümet ve vilâyet memurları ve nahiye bütçesinden maaş alan memurin (memurlar) ve müstahdemin (görevliler) nahiye meclisi azalığına (üyeliğine) intihap olunamaz (seçilemez). Kezalik (bununla birlikte) karye mültezim (köyün vergi toplayıcısı) ve müteahhitleri (vergi toplayan müteahhitleri) aynı nahiye dâhilinde azalığa intihap edilir (seçilir).

    İkinci Kısım:

    Madde 14- Mebusluk, meclis azalığı ve memuriyet, Nahiye azalığı (üyeliği) ile kabili telif (uyuşması mümkün) değildir. … (yani mebuslukla meclis üyeliği ile nahiye üyeliği aynı kişide olmaz.)

    Madde 15- Baba ile oğul, damat ve biraderlerinin bir mecliste içtiması (toplanması) caiz değildir (uygun değildir). İntihapları (seçilmeleri) halinde en çok rey alan kişi intihap edilmiş olur. Reylerin eşit olması halinde yaşı büyük olan intihap edilmiş olur.

    Madde 16- (Birkaç köyden birden seçilmiş olan kişi üç gün içinde köylerden birini seçmek zorundadır. Seçimini yapmazsa en çok oy veren köyden seçilmiş kabul edilecektir.)

    Madde 17– Cinayet, muhilli şeref ve haysiyet (onur kırıcı) bir fiilden dolayı cünha (suçlu) tedip cezasına mahkûmiyet, (terbiye etmek için başka yere nakledilmek) ile mahkûmiyet ve diğer bir nahiyeye sureti katiyede nakli mekan azalık (başka bir nahiyeye üyeliğin nakli kesinlikle) ile kabili telif (açıklaması mümkün olmayan) ve içtima olmayan (bunlarla birleşmeyen) ahvalden (hallerden) birinin kabul ve ifası azalıktan sükutu müstelzimdir (üyelikten atılmayı gerektirir). Iskat keyfiyeti (görevden atma işi) Meclisi İdarei Kaza (Kaza meclis idaresinin) kararıyla icra olunur.”

    Üçüncü Kısım;  Muamelatı İçtimaiye (Meclislerin toplanma işlemleri).

    Madde 18- İntihap (seçim) senesi Mayıs’ın birinci günü bilumum nahiyelerde intihap cetvellerinin (seçim listelerinin, seçmen listelerinin) tanzimine mübaşeret olunur (düzenlenmesi işine başlanır). Listeler nahiye müdürü tarafından tanzim edilir (düzenlenir). …

    Madde 19- İntihap cetvellerinin (seçmen listelerinin) ihtiva ettiği (içerdiği) mevat bervechiâtidir (bilgiler aşağıdadır);

      1- Hakkı intihabı haiz olanların (seçmen hakkına sahip olanların) isim ve şöhretleri 

      2- sanatları

      3- Sinleri (yaşları)

      4- (eğitim durumları)

      5- İkametgâhları.  

    Madde 20- (Seçmen listeleri Haziran’ın 15’ine kadar Meclisi İdareye gönderilir ve köylerde seçmenlerin görebilecekleri yerlere asılırlar.)

    Madde 21- (İlk seçimlerde muhtar ve ihtiyar heyeti, sonraki seçimlerde Nahiye müdürü, İdare heyeti, kâtip veya muallimler yani öğretmenler görev yaparlar.)

    Madde 22- (Seçmen listeleri Haziran’ın 25’ine kadar asılı kalır, seçmenler itirazlarını yapabilirler.)

    Madde 23- (Seçim heyeti itirazları beş gün içinde cevaplandırmak zorundadır.)  

    Madde 24- (Seçim heyetinin kararına razı olmayanlar on gün içinde kaza idare meclisine başvurulur. On gün içinde sonuçlandırmak zorundadırlar. Vilâyet Meclisi’nin bu kararı katidir.) 

    Madde 25- Nahiye Şuraları her yirmi hane için birer azadan teşekkül eder (üyeden oluşur). Yirmi haneden dun (az) olan köyler dahi birer aza (üye) bulundurur. Bir nahiyede azanın adedi otuzu tecavüz edemez (geçemez). …

    Madde 26- (Seçime genellikle Ağustos’un birinci günü başvurulur. Valiler, seçimi, zamanında yaptırmak zorundadırlar.) 

    Madde 27- İntihabat (seçim), Nahiye dairesinde (nahiye çevresinde) Heyeti İntihabiye (seçim heyeti) marifetiyle icra olunur (eliyle yürütülür) ve nihayet üç gün devam eder. Müteaddit (birkaç) köylerden mürekkep olan (oluşan) nevâhi de (nahiyeler de) her köy için karye (köy) merkezinde ayrı ayrı intihap (seçim) yapılır ve her köyün intihabat (seçimler) için hangi köyün hangi karye merkezine geleceği heyeti intihabiyece (seçim heyetince) evvelden tayin edilir (belirlenir). 

    Madde 28– Bir köyün ahalisi diğer köyün intihabatına (seçimlerine) iştirak edemez (katılamaz). Ancak nâhiye ahalisinden biri o nâhiye dâhilinde bulunan diğer köylerden de intihap olunabilir (seçilebilir).

    Madde 29- İntihabatta aza adedinin müsavi (seçimlerde üye sayısına eşit sayıda) namzet (yedek, aday) dahi intihâb olunur (da seçilir). Namzetlerin intihap (yedek adayların seçim) sandığı ayrıdır.         

    Madde 30- Müntahipler (seçilenler) arzu ettikleri takdirde intihap esnasında (seçim sırasında) heyeti intihabiye nezdinde (seçim heyetinin huzurunda) iki vekil bulundurabilirler. Şu kadar ki işbu vekillerin lâakal (en az) on müntehip (seçmen) tarafından tevkil edilmiş (vekil seçilmiş) olması lâzımdır. 

    Madde 31- Rey (oy) pusulaları kesbi katiyet eden (kesinleşen) intihap cetveli mucibince (seçim cetveli gereğince) nâhiye dâhilinde ne kadar müntehip (seçmen) varsa o miktarın iki misli olmak üzere heyeti intihabiyede (seçim kurulunda) izhar (hazır edilmiş) ve heyet mühürü ile tahtim olunarak (mühürlenerek) intihabata (seçimlere) başlanacağı sırada müntahiplere (seçmenlere) ikişer ikişer tevzi olunur (dağıtılır). Müntahiplerden  (seçmenlerden) okuyup yazmak bilmeyenler rey pusulalarını istedikleri kimselere yazdırmaya hakları vardır. 

    Madde 32- (Sandığın mühürlenerek ortaya konulması hakkında hüküm.)     

    Madde 33- … muamelâtın hitamında (işlemlerin sonucunda) müntahipler (seçilmişler) intihap sandığının (seçim sandığının) bulunduğu mahalle (yere) kabul edilerek hüviyetleri (kimlikleri) heyeti intihabiye (seçim kurulu) tarafından tetkik edilir (incelenir)  … rey pusulalarını sandıklara atmalarına müsaade olunur (izin verilir). Her müntehip (seçmen) hakkı intihabı (seçme hakkını) bizzat istimale (kullanmaya) mecbur olup, yerine birini tevkil (vekil yapamaz) veya ikame edemez (yerine koyamaz).” 

    Beşinci Kısım Reylerin Tadat ve Tasnifi (Oyların Toplanması ve sınıflandırılması): 

    Madde 34- (Rey verme işleminden sonra sayım ve tasnif yapılır ve kesintisiz yapılır.) 

    Madde 35- Tadat (oyların toplanması) ve tasnif muamelesine (sınıflandırılma işine) vekiller dahi iştirak ederler (katılırlar). Vekil tayin edilmiş ise heyeti intihabiye reisi (seçim kurulu başkanı) tarafından okuyup yazmaya muktedir (okuma yazması olan) müntahiplerden (seçmenlerden) iki kişi bittefrik (ayrılarak, seçilerek) heyetçe kabul olunur. (Sandıklar bunlar huzurunda birer birer açılır ve tutanaklar tutulur.)

    Madde 36- (İptal edilecek oy pusulaları hakkındaki hüküm.) 

    Madde 37- (Sayım ve tasnif sonucunda tutulacak tutanak hakkındaki hüküm.) 

    Madde 38- (Bu tutanak ve belgeler kaymakam tarafından derhal vilâyet şurasına (Meclisine) tevdi olunur (sunulur) 

    Madde 39- Hangi intihabın (seçimin) keenlemyekün olduğu (iptal olduğu) Vilâyet Şurasınca tayin olunur (Vilayet Meclisi tarafından belirlenir).

    Altıncı Kısım Ahkâmı Cezaiye (Cezai Hükümler) 

    Madde 40- Nüfuzu memuriyetlerinden istifade ile (görevinin gücünden yararlanarak) şunun bunun intihabı (seçilmesi) için bizzat veya bilvasıta (aracı ile) müntahipleri (seçmenleri) teşvik veya tehdit eden memurin (memurlar), memuriyetlerinden azlolunmakla beraber üç aydan bir seneye kadar hapsolunur.         

    Madde 41- (Seçme hakkı konusunda çeşitli dolaplar döndürenler en az üç aya mahkûm olur.) 

    Madde 42- (Seçim günü meşru (haklı, geçerli) mazereti olmaksızın göreve gelmeyen veya görevi terk eden sandık görevlileri 5-15 lira para cezasına mahkûm olunur.)     

    Madde 43- (Seçmen kütüklerine adını mükerrer (tekrar tekrar) olarak yazdıranlar 1-6 ay hapis cezasına mahkûm olur.) 

    Madde 44- (Seçmenleri para, hediye ile ikna edip başka adaya oy verdirenler de bu seçmenler de 1-6 ay hapis cezası alırlar.) 

    Madde 45- (Seçim sırasında oy pusulalarına zarar veren veya çalanlar 3 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası verilir.)

    Madde 46- (Bu cezalar seçim onaylanmış olsa da uygulanır, cürümler teşebbüs aşamasında kalmış olursa cezalar yarı yarıya uygulanır.) 

    Madde 47- (Seçim sırasında işlenen diğer suçlar ceza kanununa göre değerlendirilir.)  

    Madde 48- (Seçim suçları davalarına bakılış biçimleri hakkında.) 

    Madde 49- (Seçim suçlarının şikâyet müddeti hakkında.)

    Yedinci Kısım; Mevaddı Muvakkate. (Geçici Maddeler) 

    Madde 50- (İlk seçimlerdeki seçmen kütükleri nüfus idarelerindeki bilgilere göre yazılır.) 

    Madde 51- (İlk seçimde seçim heyeti ve sandık kurulu kaymakam tarafından tayin edilir.)   Sf. 30 

    Üçüncü Fasıl Nahiyenin Vezaifi (Görevleri).

    Madde 52- Nahiyelerin Vezaifi (görevleri) bervechiâtidir (aşağıdaki gibidir);

      1- (Yeni bina gerekirse devletin onaylayacağı resime göre yapılacaktır.) 

      2- (İlköğretim kanununu gereğince yayın ve tamimlerini ve okulları yapar.)  

      3- Nâhiye dâhilinde huzur ve intizamın (düzenin) emniyet ve selametin temini,

      4- (Genel sağlığın korunması, bulaşıcı hastalıklar için gerekli tedbirlerin alınması.) 

      5- Çarşı ve pazar bulunan mahallerde muhilli sıhhat mekulatın (sağlığını bozan şeylerin) ve zayıf ve hasta hayvan tohumunun meni füruhtu (satışının yasaklanması) ekmeğin pişkin ve temiz olmasına ihtimam olunması (özen gösterilmesi).         

      6- Sokaklar ve meydanların veya pazar mahallerinin peyderpey kaldırımla tefrişi (döşenmesi).         

      7- (Düzenlenecek özel kanun mucibince (gereğince) birlikte bedenen çalışmak sureti ile su birikintileri ile bataklıkların kurutulması su mecralarının tathiri (temizlenmesi), setler inşası, içme sularının karyeye (köye) getirilmesi, dere ve yol kenarlarına ağaç dikilmesi, çevre ve kuyuların iyileştirilmesi.)

      8- (Nahiye yollarının ıslahı, nahiyeleri birbirlerine ve ana yollara bağlayan yolların ahaliye yaptırılması.) 

      9 – (İyi cins boğa, aygır, koç, teke, tedariki.) 

      10- (Hayvan hastalıklarına karşı önlem alınması.)

      11- Menkul (nakledilebilir) ve gayrimenkul bilcümle nâhiye emvâlinin (mallarını) hüsnü muhafazası (iyi korunması).

      12- (Bağ bahçe düzenlemesi için ortak çalışma, suların adilane dağıtılması.)  

      13- (Yetim ve kimsesiz çocukların, delilerin toplanarak kaza ve vilâyetlere sevki.)

      14- (Kabristanın iyi korunması ve nakli.)

      15 – (Büyük kuralarda (köylerde) çarşı ve pazar için vilâyetlerdeki yasaların uygulanması) 

      16- (Gerekli memurun istihdamı (çalıştırılması)

      17- Devletçe kavanin (kanunlar) ile nâhiye vezaifi meyanına (nahiye görevleri içerisinde) ithal edilecek hususatı sairenin (diğer konuların) temini icrası. 

      18- Her köy koru ve baltalıklarını (köy ortak ormanını) açmayarak hüsn-ü muhafaza eyleyecektir (iyi korunacaktır). Korusu ve baltalığı olmayan köyler ihtiyaçları nispetinde (oranında) bunları vücuda getirmeye mecburdur.

    Madde 53- (Bu hususların uygulama biçimleri düzenlenecek yönetmeliklerle açıklanacaktır.)

    Madde 54- (Karyede (köyde) bedenen yapılacak işlerde çalışmayanlar Nahiye Şurası’nın (Nahiye Meclisi’nin) belirleyeceği yevmiyeyi (gündeliği) verirler. Bu para hangi mükellefiyet için verilmişse o işte kullanılır.)

    Dördüncü Fasıl. Nahiye Şuraları, Nahiye Müdürleri;

    Madde 55- Nâhiye anasırı idariyesi (idare elemanları); Nâhiye Şurasıyla (meclisiyle) idare heyetinden ve müdüründen mürekkeptir (meydana gelir).

    Madde 56- Nâhiye heyeti idariyesi; müdürü ile muavinlerinden ve Nâhiye şurasınca intihap olunacak (seçilecek) iki aza (üye) ile kâtipten mürekkeptir.

    Madde 57- (Nâhiye Şurası Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere yılda iki kere toplanır. Birinci içtima bir hafta, ikincisi üç hafta sürer. Bu süre % 73 çoğunlukla uzatılabilir. İşi erken biterse erken de bırakır. Meclis Mayıs ayında geçen yılın hesabını görüşür, Kasım ayında ise yeni bütçeyi hazırlar. Başka işleri de yapar.) 

    Madde 58- (Nahiye Şurası üyelerini üç gün önce nahiye müdürü toplantıya çağırır.)

    Madde 59- (Kaymakam veya Nâhiye müdürünün gerekli görmesi veya üyelerin 2/3 ünün talebi üzerine meclis olağanüstü toplanabilir o zaman sadece toplantı sebebi olan konu görüşülür.)

    Madde 60- (Nâhiye müdürü Nahiye Şurası’na başkanlık eder o olmazsa müdür yardımcısı o da olmazsa üyelerden biri seçilir ve o başkanlık eder.)

    Madde 61- Meclis’te azayı müettebenin (?) nısfından (yarısından) ziyadesi (fazlası) hazır bulunmadıkça icrayı müzakere edilmez (görüşmeler yapılamaz). Üyelere bir davet daha yapılır yine gelmezlerse o zaman çalışmaya devam edilir. 

    Madde 62- (Üyelerden birinin şahsı veya yakın akrabasından birisi hakkında yapılan görüşmelerde o üye çalışmalara katılmaz.) 

    Madde 63- (Nâhiye müdürü kendisi ile ilgili hesapların tetkikinde görevini yardımcısına bırakır.)

    Madde 64- (Reis seçimi hakkında hükümler.)

    Madde 65- (Nâhiye Meclisi, müdür veya üyelerinden birinin teklif ettiği ve meclisin de ekseriyetle (çoğunlukla) kabul ettiği konuları görüşür.)

    Madde 66- (İçtima zabıtları (toplantı tutanakları) hakkındaki hükümler.)       

    Madde 67- (Bir sonraki gündemin belirlenmesi hakkındaki hükümler.)         

    Madde 68- (Kaymakam ya da diğer memurlar görüşmeler esnasında mecliste bulunabilir ama oy kullanamazlar.)

    Madde 69- (Kâtipler oy kullanamazlar.)

    Madde 70- (Okullarla ilgili konular görüşülürken gerekli elemanlar davet edilip izahat (açıklamaları)  alınabilir.)

    Madde 71- (Zabıtlar herkese açık olur. Gizli celselerde ise, konu sonuçlanınca o da açık olur.)

    Madde 72- Zabıtların birer hülasası, nâhiye binası kapısına ta’lik olur (asılır).         

    Madde 73- (Nahiye şurasının hizmet süresi iki yıl, bir aza (üye) tekrar aday olabilir.)

    Madde 74- (Nâhiye şurası azası nâhiye bütçesinden hiçbir ödenek almadan fahriyen (ücret almadan) görev yapar.) 

    Madde 75- (Meşru gerekçesi olmadan üç gün üst üste gelmeyen üye müstafi (istifa etmiş) sayılır.)

    Madde 76- (Meclis üye sayısı yarıya düşerse Vilâyet, Nahiye Meclisi’ni fesheder.) 

    Madde 77-  Nâhiye şurası görevinde inhiraf eder (yolundan sapar) kötü niyetle menfaatleri ihlal ederse, genel asayişe halel (zarar) verirse, kaymakam valiye, vali de Müfettişi Umumiliğe bilgi verir. Vali acil durumlarda meclisi geçici olarak 1 ay tatil edip Müfettişi Umumi’ye haber verir.

    Madde 78– (Fesihten hemen sonra yeni seçim yapılır.)

    Madde 79- (Seçilen yeni meclis feshedilen meclisin geriye kalan süresini tamamlar.)

    Madde 80- (Boşalma halinde o köyden en çok oy alan seçilmiş olur.)           

    Madde 81- (Meclisin feshi halinde müdür, muavin ve müdür vekilleri vekâleten görevlerine devam ederler.)

    Madde 82- Nahiyenin idaresi, Nahiye müdürü ile Heyeti İdareye muhavveldir. (havale edilmiştir.)

    Madde 83- (Müdür muavininin görev ve yetkileri hakkındaki hükümler.)        

    Madde 84- (Nâhiye kâtibinin görev ve yetkileri hakkındaki hükümler.)          

    Madde 85- Nâhiye şurası, ifası (yapılması) müdüre ait olan umurdan maada (işlerden başka) bilcümle hususatı tetkik ve müzakere eder (bütün konuları araştırır ve görüşür). 

    Madde 86- Meclis zabıtları on gün içinde nâhiye müdürü tarafından kaymakama verilir.

    Madde 87- (Nâhiye meclisinin yetkileri ve kaymakamın feshi hakkındaki hükümler.  88. Madde de aynı konuda.)

    Madde 89– (Kaza meclisinin feshi hakkındaki hükümler.)

    Madde 90- Nâhiye şurasının hususatı atiyeye devir mukarreratı (gelecek ile ilgili kararları) vilâyeti encümence (vilâyet komisyonunca, encümenince) tasvip edildikten (onaylandıktan) sonra meriyülicra olur (uygulamaya konur). (Alt maddeleri var ancak not almadım)

    Madde 91- (Kararlar hakkında.)

    Madde 92- (Tadil (değişiklik) kararına itirazlar hakkındaki hüküm.)

    Madde 93- (90. maddede belirtilen kararlar dışında kalan kararlar onaylanmaya muhtaç değildir.)

    Madde 94- (Nâhiye Meclisinin yetkileri.)

    Madde 95- Nahiye şuraları mahza mesaili mahalliyeye (mahalli işlere) taalluk eden (ilgili olan) işler için devairi devlet nezdinde (merkezi idare huzurunda) temenniyet (istek) ve müstediyatta (ödemelerde ?) bulunabilirler. Siyasiyat (siyasetler) hakkında beyanı efkâr ve mütalaat edemezler (fikir ve görüş açıklayamazlar). 

    Madde 96- (Nâhiye şuraları içinde müdür başkanlığında komisyonlar kurulabilir.)

    Altıncı Fasıl. Mücavir (Civar, Komşu) Nahiyelerin Bazı Hususat (Hususlar, Konular) İçin Tevhidi Masarif ve Mesai Etmeleri (Masraf ve Emeklerini Birleştirmeleri);  

    (Madde 97- 103 arası: Nahiyelerin yol, okul vs. için birlikte hareket etmeleri hakkındaki hükümler.)

    Yedinci Fasıl. Nahiye Müdürünün Vazife ve Selahiyeti (görev ve yetkileri).

    Madde 104- Nâhiye Müdürü nahiyesinin reisi ve mümessili (başkanı ve temsilcisi), vazifei icraiyesi (yürütmede görevli) ve Hükümeti merkeziyenin vekilidir (merkezi idarenin vekilidir).

    (Madde 105-106: Müdürün rutin işleri hakkındaki hükümler.)

    Madde 107- Nâhiye Müdürü zabıtai belediye (belediye zabıtası) ile kır zabıtasına müteallik tedabiri atiyesini (aşağıdaki tedbirleri) alır. (Maddeler halinde sıralanan işler; Sel ve yangın için tedbirler, sağlık sorunlarını çözmek, Zirai hastalıklar, bekçiler vasıtası ile bağ ve bahçelerin korunması, yırtıcı hayvanat için sürek avı, eski ve tehlikeli durumdaki evleri yıktırmak, pazar ve panayır yerlerinin düzeni, sokak ve meydan temizlikleri, dükkân ve esnafların temizliği, ekmeğin temiz ve pişkin olması, etlerin sıhhatli olması, ölçü ve tartı aletlerinin ayarı ve kontrolü, hayvan leşlerinin gömülmesi, Ahlaka muğayyir sinema tiyatro vs. şeyleri men eder, Kıptilerin, falcı ve üfürükçü gibi itikadı batılayı (batıl görüşleri, inanışları) neşreden (yayan) eşhası (şahısları) icrayı sanattan men eder (işlerini yapmaktan alıkoyar.)

    Madde 108– Nâhiye Müdürünün diğer görevleri; (Muamelatla (bürokrasiyle) ilgili olanlar, Bütçe ile ilgili, tımar ve taahhüt ile yapılan inşaatlar, alım-satım değiştirme işleri, ilköğretim ile ilgili işler, yol işleri, tarihi eserlerin restorasyonu, nahiye Şura kararlarının tümünü uygulamak.)

    Madde 109- Nâhiye müdürü mevzuata aykırı hareket edenlere bin küsura kadar ceza verebilir.

    Madde 110- (Nâhiye idare hayatinin para cezalarını onaylamak.)

    Madde 111- (Emirleri halka açık yerlerde ilan etmek.)

    Sekizinci Fasıl. Nahiye Müdürleriyle Muavinlerinin ve Diğer Nahiye Memurininin Sureti İntihabı (Seçim Şekli) ve Tayinleri ve Maaşları ve Haklarında Takip Olunacak Muamelatı İntibakiye (Uyum İşlemleri) ve Cezaiye Hakkında;

    Madde 112- Nâhiye Müdürü ve muavinleri ve heyeti idare azası iki sene müddetle nâhiye şurasında intihap olunurlar (seçilirler). İntihap (seçim) meclis azası meyanından (meclis üyeleri arasından) yapılabileceği gibi hariçten de irca olunabilir. Bu kişilerin memuriyetleri kaymakamlıkça tasdik olunur (onaylanır). 

    Madde 113– Nâhiye varidatı (gelirleri) müsait olan nahiyelerde müdürlere maaş verilebilir. .. en fazla 2000 kuruştur. Muavinler fahriyen ifayı vazife ederler. (maaşsız görev yaparlar)

    Madde 114– (Birkaç köyden meydana gelen nahiyelerin köylerinde birer müdür vekili bulunur.)

    Madde 115-120 (Nahiyenin diğer memurlarının seçim ve maaşları ile ilgili.) 

    Dokuzuncu Fasıl. Bütçe. 

    Madde 121- Nahiyenin varidatı (gelirleri) adi ve fevkalade olmak üzere iki kısımdır.

    Madde 122- Nâhiye varidatı adiyesi (basit gelirleri) şunlardır;

      1- Bilvasıta tekâliften (vasıtasız vergilerden) bazılarına atide muharrer (aşağıda yazılan) nispetler (oranlar) dâhilinde küsuratı diye tarh olunur (vergilendirilir); Arsa, arazi, temettü, koyun deve vs. rüsumuna (vergisine) % 25 ila %50 arası zam.  Aşar %12.5 olacak bunun % 25 i nahiyeye. (Alım – satım ve intikal harçlarına % 25 zam. … Uzunca anlatılmış, defterde var.)  

    Madde123 – Karyenin fevkalade varidatı şunlardır; (Uzun uzun belirtilmiş.) 

    Madde 124– (Uygulanacak zamlar.. )

    Madde 125 – (Bazı sarfiyatlar hakkında.)

    Madde 126- Nahiyenin masarifi (harcamaları) adi ve fevkalade olmak üzere iki kısımdır.

    Madde 127- Maarifi adiye (basit eğitim işleri) nahiyeye ait hidematın (hizmetlerin) istilzam eylediği (gerektirdiği, lüzumlu kıldığı) senevi (yıllık) ve daimi masariften (sürekli harcamalardan) ibarettir.

    Madde 128- Mesarifi fevkalade inşaat ve tesisatı cedide mesarifinden (yeni tesis harcamalarından) ve daimi mesarif haricinde (sürekli harcamalar dışında) vuku bulan arızi ve muvakkat mesariften (ortaya çıkan ani ve geçici harcamalardan) ibarettir.

    Madde 129-  Nâhiye şurasınca her sene bütçeye ithali mecburi olan mesarifler; (Nâhiye imamları, kâtip ve muallimin, bekçi ve korucular maaş harcırah ve yevmiyesi. Kira tefriş ve ısınma masrafları. Borçlar ve faizleri. Nahiyece idare edilen okulların maaş ve her nevi masrafları. Yol ve suyollarının onarımı.)

    Madde 130- (Bunun dışındaki gerekli olan masrafların bütçeye konulması hakkında.) 

    Madde 131-144- (Bütçenin hazırlanması ve kabulü hakkındaki hükümler.)    

    Madde 145-157- (Nahiyenin hesabatı (hesapları) hakkındaki hükümler.)

    Onuncu Fasıl. Nevâhi Heyeti İdaresinin Salahiyeti Kazaiyesi (Yargılama Yetkisi)

    Madde 158- Nevâhi şurasının (Nahiyeler şurasının) salahiyeti kazaiyesi (yargılama yetkisi) nahiyenin heyeti idaresi tarafından ifa olunur (yerine getirilir). Nâhiye Heyeti idaresi reisi ile beraber üyelerinin en az yarısında bir fazlası hazır olunca davayı görüşebilir. Taraflardan birisiyle mahkemesi, akrabalık yada düşmanlığı ve davada maddi menfaati olanlar talep ve iddia halinde heyetten ihraç olunur.

    Madde 159-  (Müdür olmazsa muavin o da olmazsa azalardan biri reis olur.)

    Onbirinci Fasıl.  Heyeti Mezkûrenin (söz konusu heyetin) Salahiyeti Kazaiyesi Beyanınadır (yargılama yetkisi hakkındadır);

    Madde 160- (Nâhiye ahalisi arasında 2.000 kuruşa kadar olan alacak davalarına temyizsiz kati karar verir. İki bin kuruşun üstündeki miktarlar temyize gider. Ceza kanununun 150 kuruş para ve bir haftalık hapis gerektiren kabahatlerini içeren davalar.)

    Madde 161- (Bir takım küçük işlemler, önemsiz davalar, köylü arasında sık cereyan eden meseleler.)

    Onikinci Fasıl. Davaların Görüşülme Usulleri.

    Madde 162-165 (davaların nasıl görüşüleceği hakkında hükümler.)

    On Üçüncü Fasıl. 

    Madde 166- 175 (Davanın şeraiti sıhhati ile husumet hakkındaki hükümler.)

    On dördüncü Fasıl.

    Madde 176-181 (Şahitlere müteallik mesail bayanındadır (şahitlere yönelik iller hakkındadır)

    On Beşinci Fasıl.

    Madde 182-191 (Tezkiyei şuhut hakkında (şahitlerin aklanması hakkında)

    On Altıncı Fasıl.

    Madde 192-200 (Şahitlerin yemini hakkında. /1996)

    On Yedici Fasıl.

    Madde 201-206 Deavii Cezaiyenin (ceza davalarının) Keyfiyeti rüyeti (görüşülme şekli) beyanındadır.

    On Sekizinci Fasıl

    Madde 207-210 (Kararlara itiraz hakkındaki hükümler.)

    On dokuzuncu Fasıl.

    Nahiye Meclislerinin Mercii İstinafile (üst mahkeme) Kararların Sureti İcraiyesi (yerine getirilmesi) Hakkında.

    Madde 211- Nâhiye Heyeti İdaresinin mercii istinafı (bir üst mahkemesi) merbut (bağlı) bulunduğu Vilâyet veya Kaza bidayet (ilk) mahkemesinin, Mercii temyizi de (temyiz mercisi de) merbut (bağlı) bulunduğu ol bidayet mahkemesinin istinaf (bir üst) mahkemesidir.

    Madde 212- (Nâhiye meclisinin kararları içi harç, pul vs. alınmaz.)     

    Madde 213- (Kararları Müfettiş-i Umumilerce teftiş edilir.) 

    Yirminci Fasıl. Mevaddı Müteferrika. (Çeşitli Maddeler)

    Madde 124- (Nâhiye malları devlet malları hükmündedir.)  

    Madde 215- (Cezaların nasıl tahsil edileceği hakkında.)

    Madde 216 (21.Kânunusani.1329 tarihli kanuna tevfikan (uygun olarak) istimlaki de icra eder (kamulaştırmayı da yapar)

    Madde 217- (Nâhiye okulları ve umuma açık yerler bedelsiz olarak nahiyeye terk olunur.)

    Madde 218- (Nâhiye ahalisinin erkekleri on sekiz yaşından altmış yaşına kadar Mükellefiyeti Bedeniyeye tabidir (bedenen çalışma mecburiyetine tabidir.)

    Madde 219- (Her fert kendi kısmındaki kaldırımı inşa ve tamir eder.)  

    Madde 220- (Yeniden inşa olan kaldırım masrafının yarısı nahiyeye yarısı ise sokak sakinlerinindir.)

    Madde 221 (Bazı hususlar.)

    Madde 222- (Vilâyet ve kaza merkezi belediyelerinin görev ve yetkileri aynen Nâhiye idare heyetinde de vardır.)

    Madde 224- Vilâyet ve kaza merkezlerindeki yargılama yetkisi normal mahkemelere intikal eder. 

    Madde 223- (Vilâyet ve kaza merkezlerindeki inzibat eskisi gibidir.)   

    Yirmi Birinci Fasıl. Nahiyelerin Sureti Teşkili (oluşma şekli)

    Madde 225-230 Arası. Sf. 480

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 80, Celse: 1, – Sf. 240 ile 480 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 76, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Sakarya meydan muharebesi zaferle bitti:

    (Sakarya Savaşı, Yunan’ı Polatlı’da tutma, Ankara’ya sokmama savaşıdır. 14.9.1921 tarihinde bitti, 21 gün sürdü.) Sf. 216, 217

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 76, Celse: 1, – Sf. 216, 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 77, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Kurtarılan Yerlerde Terk edilen Mal ve Mülkün Kullanımı Hakkındaki Kanun Encümene Gönderildi. Sf. 231

    2. Celse: İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Cepheden Gelen Yusuf İzzet Paşa’nın Beyanatı:

    Yusuf İzzet Paşa (Bolu); “-….Biz cephede iken aldığımız malumatta (bilgide) Papulas Bey Eylül’de Ankara’da bir ziyafet verecekmiş deniliyordu. Hâlbuki biz 6 Eylülden itibaren düşmanı ric’at etmekte (geriye çekilmekte) gördük.

    (Yusuf Paşanın anlattığına bakılırsa, Mustafa Kemal Paşa orduyu Sakarya gerisine çekmekle çok büyük bir akıllılık etmiş, yoksa mahvolurmuşuz.)

    “13- 14 Eylülde komple firar etmeye başladılar. Sf. 233… Karşımızda ric’at halinde değil, firar halinde bir düşman vardı. … askerimiz ve kıta zabitanımız bir gün bile aç kalmamışlardır. Askerimiz bir gün bile cephanesiz kalmamıştır. … bu zaferi temin eden şeylerden birisi de Müdafai Milliye’nin geri hidematıdır (desteğidir)…. Düşman girebildiği köyleri tamamıyla yakmıştır. Rast geldiği kadınlarımızın ırzına tecavüz etmiştir.”  Sf. 235, 237

    18 Eylül 1921 İçtima: 78, Celse:1 İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Tuz Vergisinin Arttırılması Hakkında kanun Teklifi: (Mebuslar, bu kanun kabul edilirse kaçakçılığa çanak tutulur diyor tartışmalardan sonra reddediliyor.)  Sf. 243, 250

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 77 ve 78 Celse: 1, – Sf. 231 ile 250 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 75, Celse: 2 Hafidir (Gizlidir), Reisi Sâni Dr. Adnan Bey 

    Harici Durum Hakkında Görüşmeler.

    Aşağıdaki notlar: TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 233) alınmıştır.    

    Dr. Rıza Nur Bey (Sinop); “-.. Rusya bizim dostumuzdur. .. Rusya dost, Bolşevik düşman olabilir.”

    Cavit Bey (Kars); “-Biz Ermenilere saldırırken, Kızıl Ordu rahatlıkla Ermenistan’ı aldı. Biz davulu çaldık, Ruslar parsayı topladı. .. Rusya Hükümeti bizimle kuvvetli bir müttefik olmakla beraber, korkulu bir düşman olamaz. .. Bakü’de bir miting olmuştu, o mitingde bir amele yukarı çıktı dedi ki; Vaktiyle bir Çar sınıfı vardı, bir de amele, bir de erazil (reziller) sınıfı vardı, biz inkılâp istiyorduk, fakat darbeyi pek fena vurduk, baş aşağı oldu.”

    (Yani reziller üste çıktı.)  Sf. 233  

    (Bu celsenin sonuna kadar zabıtlar tutulmamış.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 75, Celse: 2 Hafidir. (TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır

  • 13 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 75, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey 

    Mustafa Kemal Paşa’nın Savaşta Yararlılık Gösterenlere Meclis Nişanı Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi Görüşmeleri;

    (Refet Paşa Yunan’ın tırnakları sökülmüştür diyor. Selahattin Bey Meclisin taltifi önemlidir aceleye getirmeyelim diyor. Refet Paşa acele edelim, Mustafa Kemal Paşa’nın eline bu kozu verelim diyor. Hakkı Hami Bey Sivil halkın da bu taltiften nasibini alması gerekir diye diretiyor.) Sf.199

    Müdafai Milliye Vekili Refet Paşa; “-Beyefendiler yeryüzünde bir millet vardır ki, o, esasen tekmil (bütün) unvanı ve nişanları kaldırmıştır, orada herkesin unvanı efendidir. O da Amerikalılardır.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 75, Celse: 1, – Sf. 199, 200) kitabından birebir alınmıştır.

  • 12 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 74, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Mehmet Şükrü Bey ve Arkadaşlarının Meclise İzinsiz Gelmeyen Mebusların Cezalandırılması Hakkındaki Kanun Teklifi;

    (Yunan’ın Polatlı’ya kadar gelmesinden doğan korku ile bazı mebuslar Ankara’yı terk ediyorlar) 

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip);“- …Biz harbin en buhranlı zamanında Meclis’in buradan kımıldamayarak, ordunun arkasında bulunmasına ve hiçbir kimsenin bizden izin almadan gitmemesine karar verdik. Bunun hilafında maalesef bazı zayıf kalpli arkadaşlarımız zuhur etti (ortaya çıktı). Bunlar Divanı Riyasetten (Meclis Başkanlığından) de Meclisten de izin almayarak gittiler. (doğru sesleri) bu takriri vermekten maksadım .. bilâmezuniyet (izinsiz) gaybubet edenlerin (ortadan kaybolanların) .. İsimlerinin belli olması ve zapta (meclis tutanaklarına) geçmesidir. Tarihi bir karar karşısında vazifesini ifa etmeyenlerin zabıtta gösterilmesinden maksadım budur. (Bravo sesleri)  Sf. 184

    Durak Bey; “-…cepheden bir asker kaçmış olsa derakap idam kararı veriyoruz ve kurşuna diziyoruz. Bizim vazifemiz ondan aşağı mıdır?”

    (Karesi Mebusu Vehbi Bey Bu konunun burada görüşülmesi onlar için en büyük cezadır. Başka şeye gerek yoktur diyor.)

    Tahsin Bey (Aydın); “-..tarih ve millet muvacehesinde (açısından) ve böyle kanlı zamanlarda, tehlikeli günlerde Meclisi terk edip bilâmezuniyet kaybolan arkadaşlar teşhir edilmeli, gazetelerde ilan edilmelidir.”

    Cepheden başarı haberleri geldi. Sf. 186 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 74, Celse: 1, – Sf. 184 ile 186 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 71. İçtima 5 Eylül 1921 hiçbir not almamışım

    72. İçtima 8 Eylül 1921 1.Celse. İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Orduya Gazete Gönderilmesi Hakkındaki takrir kabul edildi:  Sf. 165  

    73. İçtima 10 Eylül 1921 İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Cepheden İyi haberler geliyor. Sf. 179 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 71, 72, 73 , Celse: ?- Sf. 165 ile 179 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 70, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Çorum Mebusu Fuat Bey’in Yozgat’ta Vefatı Haberi

    Mustafa Kemal Paşadan, Cephede İşlerin İyi Olduğuna Dair Bir Telgrafı Okundu: Sf. 135

    2. Celse. İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Mehmet Şükrü Bey’in Zinanın Men’i Hakkındaki Kanunu Encümene Gitti: Sf. 139  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 70, Celse: 1, – Sf. 135 ile 139 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 69, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Kumarın Men’i Hakkında Kanun Teklifi:

    (Mebusların da kumar oynamamalarını, halka kötü örnek olunmaması gerektiğini söylüyorlar.) Sf. 122, 125 

    2. Celse: İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Kumar ile ilgili kanun görüşülüp kabul ediliyor hata iziniz piyango oynatılması da yasaklanıyor. Sf. 128, 130

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 69, Celse: 1, 2- Sf. 122 ile 130 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 68. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Hıyaneti Vataniye Kanununun 8. Maddesi’nin Tadili Hakkındaki Kanun Teklifi:

    (Bu teklifle Hıyaneti Vataniye ile suçlananların kararlarının Melis’te değil de Temyiz Mahkemesi’nde görülmesi isteniyor, reddedildi.)

    2. Celse: İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Kumarın Men’i Hakkındaki Kanunun Görüşülmesi Sonraya Kaldı

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 68, Celse: 1, – Sf. 106 ile 110 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 67. İçtima 2. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Hıyaneti Vataniye Kanununun 8. Maddesinin Tadili Hakkındaki Kanun Teklifi:

    Mehmet Şükrü Bey; “-…siyasetin mahkemeye girdiği gün, adliyenin öldüğü gündür!” Sf. 98

    Görüşmeler devam edecek.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 67, Celse: 1, – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 66. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Tekâlifi Milliye Emirleri; (1)

    Başkumandan Mustafa Kemal Tarafından Çıkartılmış Olan Tekâlifi Milliye Emirleri; 7 Ağustos 1921’de yayınlanmış olup toplamı on maddedir;

    1.Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.

    2.Halk, elindeki silah ve cephaneyi 3 gün içinde orduya teslim edecek.

    3.Her aile bir askeri giydirecek.

    4.Yiyecek ve giyecek maddelerinin %40’ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.

    5.Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının %40’ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.

    6.Her türlü makineli aracın %40’ına el konacak.

    7.Halkın elindeki binek hayvanlarının ve taşıt araçlarının %20’sine el konacak.

    8.Sahipsiz bütün mallara el konacak.

    9.Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak.

    10.Halkın elindeki araçlar aylık 100 km. askeri ulaşım yapacaklar.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 66, Celse: 1, – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve işin bitiminde de vatandaşa iade edilme şartı var.

  • 22 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 65. İçtima 2. Celse Hafidir (Gizlidir) , Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Uzun Bir Bayram Tatilinden Dönüldü.

    Meclis’in Kayseri’ye Nakli Konusu Görüşülüyor.

    (Aşağıdaki notlar; TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 220, 224)

    (Kemal Paşa Sakarya’yı kazandık dedi ama durum hâlâ kötü demek ki, Melis’in nakli için karar verilmiş bile) 

    Fevzi Paşa Hazretleri; “-Demin verdiğimiz karar mucibince (gereğince) Meclisi Ali Kayseri’ye naklolacaktır. .. bir hafta içinde ağırlıklar naklolunmalı. … bir kısmı kalmak lâzımdır.” (GCZ II Sf. 221)

    Kayseri’ye nakli için komisyon kuruluyor. (GCZ II Sf. 224)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 65, Celse: 2 Hafidir) (TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 220 -224) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 64. İçtima 3. Celse Hafidir (Gizlidir): , Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Jandarma Teşkilatı’nın Durumu Hakkında Görüşmeler:

    Mustafa Durak ve 107 Arkadaşının İmzaladığı Cepheye Yeniden Heyet Gönderilmesi Hakkındaki Takrir Görüşülüyor:

    (Aşağıdaki notlar, TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 203, 213)

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-.. . ikinci maddesi Başkumandanlığa aittir. Böyle bir takrir verebilmek için… evvela Başkumandanlık Kanunu’nun lağvedilmesi (ortadan kaldırılması) lâzım gelir. Bu kanun mevcut iken böyle bir madde okunamaz, böyle bir madde müzakere edilemez. …bu takrir mucibince (gereğince) ordunun sağ cenahına, sol cenahına merkezine, karargâhına üçer kişilik bir heyet, bir teftiş heyeti göndermek lâzımdır. .. Bu ise benim vazifemdir. Bunun manası ben bu vazifemi yapamıyorum veyahut yapamamaktayım.  Evvela benim bu kanunun 3. Maddesinde olan hak ve salahiyetimi nez’ edersiniz (söküp atarsınız) ondan sonra heyeti teftişiye intihap eder (seçer) ve gönderirsiniz. .. Böyle hariçten komiserler sevki doğru değildir. Sovyet ordusu bu suretle inhilal etmiştir (batmıştır). (GCZ II – Sf. 207)

    Mustafa Durak Bey (Erzurum); “-..Paşa Hazretlerinin salahiyetlerini tahdit etmek (sınırlamak) fikrinde değiliz. … Vazifeye tecavüz değil, bilakis vazifeye yardım etmekten ibarettir.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-Verilen takrirde benim de imzam vardır. Başkumandanlığa Meclisi Âli salahiyet vermiştir, yoksa hakk’ını vermiş değildir. … Hayır! Paşa Hazretleri’nin buyurduklarına göre BMM Başkumandan demek değildir!

    (Pek çok şey kesilmiş, sansür edilmiş.)  (GCZ II -Sf. 208) 

      Mustafa Kemal Paşa; “-Asıl takrir sahibi Durak Bey. .. Ben mevcut iken, Meclisi Âli’nin Reisi mevcut iken, bana emniyet etmeyerek ordunun teftişine emniyet edemem. … Siz bu kanun mucibince bana bu salahiyeti (yetkiyi) verdiniz, ben istimal ederim (kullanırım), siz istimal edemezsiniz! Yalnız sizin üzerimde mahfuz (saklı) olan salahiyetinizi suiistimal ediyorsam, istirdat edebilirsiniz (geri alabilirsiniz). (hâşâ sesleri)  Yoksa ben ifayı vazife ederken (görevimi yaparken) şöyle – böyle heyetlerle vazifeme müdahale ettirmem. Efendiler! Bunda ordu için, memleket için fenalıktan başka bir şey yoktur.” Sf; 208         

      İsmail Şükrü Efendi (Karahisarışarki): “-Efendim jandarmalardan ahali (halk kelimesinin çoğulu) nefret etmiştir. … Çünkü jandarmalar şimdiye kadar köylerde birer irtişa (rüşvet) aleti, hırsız ocağı olmaktan başka bir şey değildir. … bir taraftan bir tarafa bir kumandan naklederken yirmi bin lirayla oynuyor… Jandarma hırsız ocağıdır…”

      …..Mustafa Durak Bey (Erzurum); “-….Efendiler hükümet adeta bir hırsız çetesi gibi halkın boğazına sarılmış, her şeyini yağma ediyor, götürüyor, vuruyor, öldürüyor. Soran yok. Rica ederim, bir buçuk yıl içerisinde halkın başına bu kadar kötülük yapılmıştır. .. Acaba kabahatli bir memur yok mudur?  Efendiler memlekete yapılan kötülükler Büyük Millet Meclis’i adına yapılıyor. … Koçgiri olayını, Konya olayını bu ve bunun gibi olayları, bütün bunları doğuran gerçek sebep nedir Efendiler? Hepsine İngiliz parası mı gidiyor? Hayır!  Vallahi hepsi idaresizlik (kötü idare) yüzünden oluyor! …… Tekâlifi Milliye’de (1) birçok yolsuzluklar oluyor. … memleketimizin her tarafında birer prenslikler kuruluyor. Bu milletin prensliklere ihtiyacı yoktur. Cephelerde kendi kendilerine vergi tarh ediyorlar, bizim haberimiz yok. .. Ne hakla, ne salahiyetle yapıyorlar?   Efendiler diyorsunuz ki Heyeti tahkikiye (araştırma heyeti) gönderelim; Koçgiri Hadisesi için… Nurettin Paşa’yı tanımam, Nurettin Paşa orada iken kime gönderiyorsunuz? Nereye gönderiyorsunuz? Kaç para eder sizin Heyeti Tahkikiyeniz?”       

    Mustafa Kemal Paşa; “-Heyeti Âliye’nin gönderdiği Heyeti Teftişiye’ye (denetleme heyeti) herkes boyun eğmeye mecburdur.”

    Mustafa Durak Bey (Devamla);“-Kabine zayıftır! .. Göstersinler Dâhiliye Vekili var mıdır? Yok mudur? Hiç birisi ile şahsi bir işim yoktur. Fakat vatani meselelerde herkese hücum edeceğim! Efendiler, zulümle memleket ayakta duramaz. Adaletle memleket kurtulur….” (2)

    Mustafa Kemal Paşa; “-… memleketin şurasında burasında prenslikler olamaz.”

    Mustafa Bey (Tokat); “-Hırsızlık yapıyor Paşa’m!”

    Mustafa Lütfi Bey (Siverek); “-İşte Nihat Paşa!”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Nihat Paşa prenslik mi yapıyor? Efendiler fiil ve vaka söyleyin!”

    Mustafa Lütfi Bey (Siverek); “-Söyleyebiliriz!”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Söyleyiniz bir vaka bana. Şimdiye kadar söyleyemedin. Vazifei vataniyeni ifa etmedin (vatani görevini yerine getirmedin).” 

    Mustafa Durak Bey “-Bendeniz söyleyeyim!” 

    Mustafa Kemal Paşa; (Hemen konuyu değiştiriyor ve isyanlarda İngiliz parmağı vardır diyor.) “-Ne yapalım? Bu, milletin taksiratıdır (elinde olmayan bir kusurudur). Saf millet, hakikati güç görür bir millettir. İğfal ve izlâl olunuyor (aldatılıyor ve alçaltılıyor, ayağı kaydırılıyor). (Aleni celse istiyorlar, Paşa çok kızıyor.) Sen israf ediyorsun Mustafa Efendi!” 

    Mustafa Efendi (Tokat); “-Ben israf etmiyorum!”

    Mustafa Kemal Paşa Sakarya’yı kazandık İngiliz, Fransız ve İtalyanlarla görüşmeler yapıyoruz, durum iyidir diyor. (TBMM GC II cilt Sf. 213)

    Vehbi Bey (Karesi); “-.. Güya icrai salahiyetimiz de vardır!  Bendenizce İcrai salahiyetimiz yoktur!”  

    Dâhiliye Vekili Refet Paşa Sorgulanıyor ve İstifa Ediyor. Fakat tekrar göreve devam etti. (TBMM GC II cilt Sf. 218)  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 64, Sadece Gizli Celse notları var.) (TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 203 -213) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): Mustafa Durak Bey de cesur ve vatansever insan.

  • 11 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 64. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Topal Osman Ağa’nın Alayı Ankara’ya Çağırıldı ve Karşılanıyor. (1)

      Ali Şükrü Bey (Trabzon), “-.. Dün kıtaata (askeri kıtalara) gittik. Taburlara yegân yegân (tek tek) Meclisi Millinin selamını tebliğ ettik. .. Kıtaat hakikaten birçok meşru şey yapmış olmasına rağmen pek zinde ve kalpleri imanla meşhun (dolu) bir haldedir. Hatta Kırkıncı Alay Kumandanı Binbaşı Osman Ağa’nın bize bir münasebetle söylediği sözler; Ben sağ ayağımı harpte sakat ettim. Bu sefer de her iki ayağımı tamamıyla kesip ve mahvetsem bile sedye üzerinde çalışarak düşmanı denize dökünceye kadar bu arkadaşlarımla beraber çalışmaya ahdettim.” (Allah razı olsun sadaları) Sf. 35 

    Cepheye Yeni Bir Heyet Gönderilmesi Konusu Görüşülüyor:

    Daha önce cepheye giden heyetin gidemedikleri yerleri görmeleri isteniyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 64, Celse: 1, – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Topal Osman Ağa Karadeniz’den Ankara’ya getirildi. Meclis, Polatlı’ya dayanan Yunan’ın korkusundan dolayı çağırdı. Laz Topal Osman Ağa hakkında çok bilgi var. Meclisten bir heyet seçilerek Osman Ağa’nın Laz Alayı karşılandı, karşılayanlardan biri de Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey idi. Topal Osman birçok masum insan gibi Ali Şükrü Bey’i de iki sene sonra katletti. 

  • 8 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 63. İçtima 3. Celse Hafidi (Gizlidir) İkinci Reis Vekili Faik Beyefendi

    Vaziyeti Askeriye Ve Tekâlifi Milliye Hakkında Görüşmeler.

    Aşağıdaki notlar; TBMM Gizli Celse Zabıtları ll (GCZ II- Sf. 197) alındı.

    Hüsrev Bey (Trabzon); (Başkumandan’ın faaliyetleri hakkında Meclis’e bilgi veriyor. Tekâlifi Milliye için komisyon kurulmuş. 301- 302-303-304 tevellütlüler, yani 1885 – 1886- 1887- 1888 doğumlular askere alınıyor. İstanbul’dan getirtilmiş 10 kadar subay İnebolu’dan acilen cepheye getiriliyor. Mersin Mebusu Selahattin Bey, Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey ve Hulusi Bey tekâlifi Milliye komisyonunu teftiş edecekler.) (Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.) “-… sonra Efendim, Başkumandanlıkla Müdafai Milliye Encümeni arasındaki irtibatı tesis (bağlantıyı kurmak) için her gün buraya gelip azayı kiramla (siz büyük  üyelerle) temasta bulunacağım…. Bundan başka Paşa Hazretleri rica ediyorlar, hatırlarına gelen tedbirler ve tasavvur bulunan kusurlar bildirilmelidir.”

    (Daha sonra Mustafa Kemal Paşa konuşuyor ama zabıtlar çok kötü, anlaşılmıyor.) (GCZ II Sf. 197)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (23.6.1921 / 3.08.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 63, Celse: Gizlidir. (GCZ II- Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 62. İçtima 3. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Mustafa Kemal Paşa Başkumandanlık Kanununun Kabulü İle İlgili Bir Teşekkür Konuşması Yapıyor: (1)

    Muhittin Baha Bey (Bursa); “-…ümidimiz sizin mazide parlayan yüksek dehanıza merbuttur (bağlanmıştır, raptedilmiştir).”  Sf.20  

    İsmet Paşa, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisliği Yani Genelkurmay Başkanlığı Görevinden İstifa Etti.

    (Mustafa Kemal Paşa İsmet Paşa’nın yerine iki aday gösterdi Fevzi Paşa ve Yusuf İzzet Paşa. Seçime katılan 184 kişiden 183’ü Fevzi Paşa’ya oy verdi. Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi olan Fevzi Paşa’nın Başbakanlık da uhdesinde (üzerinde) kaldı ama Müdafai Milliye Vekâleti için, bu sefer Kemal Paşa iki isim daha önerdi; Refet Paşa ve Miralay Fahrettin Paşa. Refet Paşa 175 oyun 167 sini alarak seçildi. Refet Paşa Dâhiliye Vekâletini de idare edecek.) Sf. 21

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 62, Celse: 1, – Sf. 18 ile 21 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Bu kanunun oylamasına katılmayanlar var. Demokrat ve solcu Mebusların çoğu Meclis’te yok. Erzurum Mebusları Salih Efendi, Durak Bey Hüseyin Avni Bey, Aydın Mebusu Tahsin Bey, Mehmet Akif, Canik Mebusu Nafiz Bey, Sinop Mebusu Hakkı Hami Bey, Karesi Mebusu Vehbi Bey ve Hasan Basri Bey, Mehmet Şükrü ve Ali Şükrü Beyler. Bunlar oylamaya katılmamışlar.

  • 5 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 62. İçtima 2. Celse Hafidir (Gizlidir) Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Başkumandanlık Kanununun Görüşülmesine Devam Ediliyor.

    Mustafa Kemal Paşa ben bir kanun hazırladım diyor ve sunuyor:

    (Aşağıdaki notlar: TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II Sf. 164-172)   

    “Madde 1- Millet ve memleketin mukadderatına bilfiil vazıulyedi yegâne kuvveti âliye (bilfiil el koyan tek yüce kuvvet) olan ve azasından (üyelerinden) her birinin Kanunu Esasî ve Teşkilatı Esasiye Kanunu ile hukuk ve masuniyeti teşriiyei tabiatıyla (doğal yasama dokunulmazlığına) mahfuz (hıfzedilmiş, korunmuş, saklanmış) ve şahsiyeti maneviyesi Başkumandanlığı haiz bulunan TBMM kuyudu atiye (aşağıda gelecek olan şartlar) ile Başkumandanlık vazifei fiiliyesine kendi Reisi Mustafa Kemal Paşa’yı memur eylemiştir.”

    Emin Bey (Eskişehir); “Memleketi Yunandan, düşmandan kurtarıp da böyle bir müddet için kendisi diktatör olarak iş yaparsa ben bunda memleket için fayda görürüm. Hatta bendeniz, padişahlıktan yüksek bir makam olsa dahi veririm.”

    … Mustafa Bey (Tokat); “- Aldandın!”

    ….Rıza Nur Bey (Sinop); “-… Biz adeta bir padişah seçiyoruz. … Hâlbuki efendiler, tarihi meşruiyetimizi (haklılığımızı) düşünürsek, bu millet kan dökerek, inkılâp yaparak, isyan çıkararak, hukukunu bir padişahın elinden almıştır ve bu kadar kıymetlidir ve o takrirdeki (önergedeki) şey genel takrirler (kararlar) ile takdir edilmiştir. .. Bendeniz Paşa Hazretlerinin bu salahiyeti (yetkiyi) istemesindeki hikmeti bir türlü derk (idrak) ve izah (açıklama) edemiyorum. .. teşrii salahiyete (yasama, kanun yapma yetkisine) dokunmak doğru değildir. Bendeniz arzu ederdim ki salahiyet ve hukuku teşriiyeden (yasama hakkından) hiçbir şey talep edilmesin.”

    3.Celse. İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Başkumandanlık Kanunu Kabul Ediliyor.

    Rıza Nur’un son konuşmalarının anlaşılamadığı notu var. Başkumandanlık Kanunu 13 red ve 1 çekimsere karşılık 169 kabul oyu ile kabul edilmiş.

    Meclis’in Kayseri’ye Nakli Konusu Görüşüldü

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 62, (Celse: 3 (Sf. 18 ile 21 arası) ve (TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II Sf. 164-172)  kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 5 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 62. İçtima 1. Celse Hafidir (Gizlidir), Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Başkumandanlık Görüşmeleri:

    (Aşağıdaki notlar (TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (GCZ II Sf. 164-172)

    Mustafa Kemal Paşa; “-Bir teklifte bulunacağım;

                             TBMM Riyaseti Celile’sine

    Meclis Azayı kiramının umumi suretle tezahür eden (genel olarak ortaya çıkan) arzu ve talebi üzerine Başkumandanlığı kabul ediyorum. … Ordunun maddi ve manevi kudretini azami suretle tezyit (arttırılması) ve ikmal ve sevkü idaresini bir kat daha tarsin (güçlendirmek) için TBMM’nin haiz (sahip) olduğu salahiyeti meşruayı (yasal yetkiyi) fiilen istimal etmek (kullanmak) şartiyle bu vazifeyi deruhte ediyorum (üstleniyorum). Müddeti ömrümde Hâkimiyeti milliyenin ve meşrutiyetin en sadık bir hizmetkârı olduğumu nazarı millette (milletin gözünde) bir defa daha teyit (pekiştirmek) için bu salahiyetin üç ay gibi kısa bir müddetle takyit edilmesini (sınırlandırılmasını) talep ederim.  4.8.1337 (1921)

                                           TBMM Reisi Mustafa Kemal”  (teşekkür ederiz sadaları) (GCZ II Sf. 164)   

    Selahattin Bey; “-… Başkumandan Vekilliği olsun.”

    Hakkı Hami Bey (Sinop); “- .. Meclisin bütün salahiyetinden maksat nedir? … bendeniz ondan bunu anlıyorum ki bu üç ay zarfında Meclis yoktur!”

    Mustafa Kemal Paşa; “- Salahiyeti ordu için istiyorum. … Yoksa Meclisin vaz’ı kanunisini (kanun koyma yetkisini), salahiyeti umumiyesini (genel yetkisini), mevcudiyetini zerre kadar atalete duçar edecek (yavaşlatmaya uğratacak) taraf hayalime gelmemiştir.”  (GCZ II Sf. 176) 

    (Edirne Mebusu Şeref Bey Paşa’yı övücü bir konuşma yapıyor.) (GCZ II Sf.166-167)

    Mustafa Kemal Paşa; “- .. Reisinize emnü itimadınız (güveniniz) yoksa hakikaten böyle bir salahiyet muzırdır (zararlıdır). Ordunun sevkü idaresine şamil olmak (kapsamında olmak) üzere istiyorum. Fakat vasi (geniş) ve şamildir (kapsamlıdır). İstiklâl Mahkemesi azalığı için, icap ederse, karara mahal bırakmadan, ben lüzum görürsem derhal üç arkadaşı göndereceğim. … Mesele düşünmeye değer, çok düşününüz!”

    (Tunalı Hilmi Bey de konuşuyor.)  (GCZ II Sf. 168) 

    Veliddin Bey (Burdur); “-..Paşa Hazretleri bizim tabiaten (doğal olarak) Başkumandanımızdır. … Başkumandan İmparator manasını ifade eder.”

    Hasan Basri Bey (Karesi): “- .. biz ne Reisin ne de Hükümetin işini zorlaştırmıyorduk zaten.”

    Selahattin Bey (Mersin): (Zabıtlardaki yazılım, Selahattin Bey’in söylediklerini anlaşılmaz kılıyor. Selahattin Bey, açıkça Başkumandanlığa karşı çıkıyor. Bu zabıtları düzenleyenler, hakikatlerin üzerini örtmek için çok çaba sarf etmişler) “- .. Kendim, hakkım olmak üzere bir kısmını vermiyorum! (anlaşılmayan bir bölüm) .. iki şık kalıyor; Birisi bunu kafi görmesi, ikincisi; nakâfi (yetersiz) görürse, ad buyurursa o vakit Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Vekili bulunan Paşa Hazretleri; Erkânı Harbiyei Umumiye Vekili (…. ….)  (Bu boşlukta Fevzi Çakmak yazılı olmalı) ve ahval de (şartlar da) daha müsaittir (uygundur). Onun için bu iki şıkkı Heyeti Aliyenize arz ediyorum. Ve dünkü meşrudatım da (söylediklerim de) daha iyi daha kuvvetli cereyan eder. Bu babda yazılan bir takriri da takdim ediyorum. Hatta Başkumandanlık tabirini de yazmakta mazurum. … Başkumandan, dün de arz etmiştim; Meclisin şahsiyeti maneviyesidir. Bu namı bir arkadaşımıza bizzat vermek istiyorum. Ne için ben bütün hukukumu feda edeyim?” 

    Sırrı Bey; “-Başkumandan demekte ne mahzur görürsünüz?”

    Selahattin Bey (Devamla); “-.. Hâkimiyeti milliyeyi, kudreti milliyeyi, efradı millette (milletin fertlerinde) saklamak istiyorum. O’nun Başkumandanlığı altında millet işini gördürmek istiyorum.”  (gürültüler) (silintiler var) 

    Mustafa Kemal Paşa; “-.. Ben Başkumandan Vekili Mustafa Kemal Paşa diye bir imza atarsam, zannediyorum ki pek fena tesir hâsıl edecektir.” (GCZ II Sf. 171-172)   

    “TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Başkumandanlık Tevcihi Hakkındaki Kanun;

    Madde 1- Millete ve memleketin mukadderatına bilfiil vazıulyedi yegâne kuvveti âliye (bilfiil el koyan tek yüce kuvvet) olan ve azasından her birinin Kanunu Esasî ve Teşkilâtıesasiye Kanunu ile hukuk ve masuniyeti teşriiyei tabiatıyla (doğal yasama dokunulmazlığına) haiz bulunan TBMM, kuyutu atiye (aşağıda gelecek olan şartlar) ile Başkumandanlık vazifei fiiliyesine (fiili görevine) kendi Reisi Mustafa Kemal Paşa’yı memur eylemiştir.

    Madde 2- Başkumandan ordunun maddi ve manevi kuvvetini azami suretle tensid (tensik: düzenleme olmalı) ve sevk ve idaresini bir kat daha tarsin (güçlendirme) hususunda TBMM buna müteallik (yönelik, taalluk eden) salahiyetini Meclis namına bilfiil istimale mezundur (kullanmaya yetkilidir). 

    Madde 3- Müşarünileyhe (adı geçene) baladaki (aşağıdaki) mevad (maddeler) ile mevdu (emanet edilmiş) sıfat ve salahiyet üç ay müddetle muteberdir (geçerlidir). Meclis lüzum gördüğü takdirde bu müddetin inkırazından (sona ermesinden) evvel dahi bu sıfat ve salahiyeti refedebilir (ortadan kaldırabilir). 

    Madde 4-  İşbu kanunun,… 

    Madde 5- İşbu kanunun icrasına TBMM memurdur.”    

    Bu kanun lâyihasına İmza atanlar; Rıza Nur, Ankara Mebusu Şemsettin, Ankara Mebusu Hilmi, Yozgat Mebusu Ahmet, Eskişehir Mebusu Hüsrev Sami, Biga Mebusu Hamdi, Diyarbakır Mebusu Hacı Şükrü, Bursa Mebusu Muhittin, Trabzon Mebusu Hamdi. (GCZ II Sf. 174,175)

    (Bu içtimada Hüseyin Avni Bey ve Ali Şükrü Bey yok. Birçok takrir verildi, bu takrirler okunmadan okundu denilip geçildi. Erzurum Mebusu Salih Efendi, takririm hakkında bilgi vereceğim deyince Mecliste kıyamet koptu. Ve bu arada ne olduğu anlaşılamayan bir takrir kabul edildi.) (GCZ II Sf.176)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 62, Sadece Gizli Celse Notları var.) (TBMM Gizli Celse Zabıtları II – Sf. 164-172) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Ağustos 1921 (1337) tarihinde 61. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    2. Celse Hafidir (Gizlidir) Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    İstiklal Mahkemesi Üyelerinin Tahsisatı Görüşülüyor.

    Daha Sonra da Ordunun Durumu ve İhtiyaçları Görüşülüyor.

    3. Celse Hafidir: İkinci Reis vekili Dr. Adnan Beyefendi

    İstiklal Mahkemelerinin Tahsisatı (Ödenekleri) Hakkında ve Başkumandanlık Hakkında Görüşmeler

    (Aşağıdaki notlar, TBMM Gizli Celse Zabıtları II 3. Celse: Sf. 141- 171 )

    Selahattin Bey (Çolak Selahattin) (Mersin): (Mustafa Kemal’in, başkumandan değil de başkumandan vekili olmasını uygun buluyor.) “- .. bir Başkumandan Vekili istiyoruz ve bu olmalıdır. Yani milletin hâkimiyetini, milletin kudretini, milletin kendisinde saklamak istiyorum. O’nun başkumandanlığı altında milletin işini gördürmek istiyorum. (Büyük gürültüler çıkıyor.)

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara): “-… Ben Başkumandan Vekili Mustafa Kemal Paşa diye bir imza atarsam zannediyorum ki çok kötü bir etki hâsıl edecektir. … Onun için bendeniz vekil sıfatını uygun görmüyorum.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 60, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) ve (TBMM Gizli Celse Zabıtları II 3. Celse: Sf. 141, 171 ) kitabından birebir alınmıştır.