Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İlk genel isyanı, 1964 Temmuzu. Üniversite yönetimi .. Kayıt, kabul, sınav ve ders harçlarının miktarını arttırır. Bunun üzerine öğrenciler  TMTF, MTTB, ve İÜTB .. Protesto hareketine başlar.

    Alıntı: Deniz (Bir İsyancının İzleri) – Turhan Feyzioğlu (Belge Yayınları 6. Baskı – Sf. 60) kitabından birebir alıntıdır.

  • Mihri Belli; “Deniz’in konuşmasına kulak misafiri oldum. Arkadaşlarına; “Onlarla laf yarışmasına girerseniz kaybedersiniz. Tartışmayın ağızlarını açtılar mı yapıştırın tokadı.”  diyordu, Deniz’in sözünü ettiği Türkiye İşçi Partililerdi.”

    Alıntı: Deniz (Bir İsyancının İzleri) – Turhan Feyzioğlu (Belge Yayınları 6. Baskı – Sf. 46) kitabından birebir alıntıdır.

  • Deniz Haydarpaşa Lisesi son sınıfta fizik dersinden kalır, Aksaray’daki Özel Bilir Koleji’nde okulunu tamamlar.

    Alıntı: Deniz (Bir İsyancının İzleri) – Turhan Feyzioğlu (Belge Yayınları 6. Baskı – Sf. 10) kitabından birebir alıntıdır.

  • 1947 doğumlu, Erzurum nüfusuna kayıtlı, dokuz aylık iken yürüyor, ilkokulu birincilikle bitiriyor.  Babası Cemil Gezmiş; “Benim çocuklarım çok dürüst, haddinden fazla yurtsever olarak yetişti!

    Alıntı: Deniz (Bir İsyancının İzleri) – Turhan Feyzioğlu (Belge Yayınları 6. Baskı – Sf. 10) kitabından birebir alıntıdır.

     

  • Kürtler, Türkleri kötülemeden, karalamadan, kendilerini tanımlamaya çalışıyorlar.

    .. Bir Türk olarak bundan büyük keyif alıyorum. 

    Eğer Türk düşmanlığı yolunu seçseler işleri daha kolay olacaktır; bunu yapmıyorlar.  

    Mustafa Kemal Samsun’a … Kürt hareketliliğini bastırmak göreviyle çıkıyor. . Amasya’ya gelince görev kâğıdında olanları bir kenara atıp, bir yandan, Türk mukavemeti ile birleşmeye ve diğer taraftan Kürt liderlerini bir mukavemete karıştırmaya yöneliyor. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 503) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halide Edip Hanım .. Kurtardığı ülkeden sürülür. Ama ilk fırsatta yine döner.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 502) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dönekler Ortodoks’turlar.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 479) kitabından birebir alınmıştır.

  • Orhan Veli’nin, boynu bükük, dejenere insanların şairi olduğunu yazdım; çok küfür aldım.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı döneminde İslamlaştırılan, çok zaman babası öldürülen ve bu nedenle bilinmeyen Hıristiyan çocuklarına, baba adı olarak “Abdullah” veriyorlar.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 464) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2012): Abdullah Allah’ın kulu demek.

  • Benim önyargıma göre “biz” Türklerin müzik değeri olan sesi olamaz.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 462) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Paşa  … Kurtuluşa .. Çok büyük ihtimalle Damat (Damat Ferit) vasıtasıyla İngilizlerin onayı sağlanarak katılıyor.. Bu tarihe kadar Türkiye Ordusunda sıradan subaylardan birisidir; başarısızlıkları, başarılarından çok çok fazladır. Sevgisiz, geçimsiz, hiçbir özgürlük ve ihtilal hareketine girmemiş, kendisine son derece güvensiz, hatta sıkıştırılmışlık kompleksi olan bir kimsedir.  

    Geçmişi politik açıdan boş, ve geçmişinde başarıdan çok başarısızlık olan bir kimse, bir ihtilâle lider olursa ve iktidara kalırsa, tarihi, geçmişini güzelleştirecek biçimde yazmak ve yazdırmak durumundadır.   

    Aylar süren Gelibolu direnişini Anafartalar’daki anlık bir çıkışa bağlamak ancak aptal tarihçilerin işi olabilir. Gelibolu, topografyası gereği, kahramanı olmayan bir direniştir.  

    .. Kapalı olan Çankaya arşivleridir. Bunlar açıldığı takdirde tarihin alt-üst olacağından kuşku duymuyorum.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 458) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hainlik iddiası bir zamanlar Kemal’in Vahdettin’e yakınlığının üstünü örtmek ve Kemal’le Osmanlı yönetimi arasında ayrılık olduğu izlenimini vermek için, tarihte yaratılmış ve sürdürülen bir terördür.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 457) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Sivas Kongresinin oy birliğiyle; Mustafa Kemal’in de oyuyla Amerikan mandasını isteme kararı aldığı da kesindir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 457) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Manda, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş kabul edilen ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir.

  • İngilizlerin kendilerine karşı direnen 6. Ordu Kumandanı Ali İhsan Sabis’i görevden alarak yerine Mustafa Kemal’i atamak istedikleri belgelerle kesindir.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal Vahdettin’in “fahri”, bugünkü dille “onursal” yaveridir.          

    Kemal daha sonraki tarihçilerin yazdıklarının aksine bir mücadeleci değil, bürokratik manevralarla yükselmeyi seven, sayısız Osmanlı subayından birisidir.  

    Hep şikayetçi, hep hırçın ve son derece kıskançtır; Jön Türk döneminde sivil aydınlar İngiliz yanlısı ve subaylar ise çok büyük ölçüde Alman taraftarı olarak görünüyorlar. Kemal çok küçük istisnadan birisidir ve ordu içinde İngiliz politikasını temsil ediyor. Bu o kadar öyle ki, Yakup Cemil, idamından önce eğer 2. Babıali baskınını başarabilseydi Harbiye Nazırlığına Mustafa Kemal’i getireceklerini açıklıyor.  

    Yakup Cemil’inki İngilizci bir darbe girişimidir.  

    Kemal’e Vahdettin’in başvurusuyla, daha sonra hain sayılan Başbakan Damat Ferit’in zamanında madalya gönderilmiştir. 

      Vahdettin’in Meclis’i fesih etmeden önce de Kemal ile görüştüğü biliniyor; Halide Edip, Vahdettin’in Meclis’i feshederken Kemal’den destek aldığını yazıyor. Vahdettin’in Kemal’i bir kaç kez bakan yapmak istediği ancak Sadrazamların Kemal’i geçimsiz buldukları için kabul ettiremediği kesin’e yakındır.   

      Teşkilatı Mahsusa’nın son başkanı Hüsamettin Ertürk, Kemal’in Samsun’a Vahdettin’den para alarak gittiğini kaydediyor.  

      Kemal’in doğu görevlendirmesinde üç unsur bulunuyor. Birincisi; Doğu’da şura hükümetleri kurulduğu haberleri geliyor ve bastırması isteniyor. İkincisi Enver ve diğer ittihatçıların doğudan ülkeye girmesinin önlenmesi isteniyor. Üçüncüsü; başta Kürtler olmak üzere Çerkezlerin Ermeni köylerine saldırdıkları haber veriliyor ve düzen altına alınması isteniyor. Vahdettin, bunların sağlanmasıyla, Osmanlı hükümetinin en azından doğuda duruma hâkim olabileceğini Londra’ya kanıtlayabileceğine inanıyor. Dolayısıyla bunlar Vahdettin ve Damat Ferit’in politikasıdır. 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalan, benim dünyamın dışındadır.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aziz Nesin, her zamanki halindeydi. Hem korkak ve hem mütecaviz olmak artık kimliğidir.  

    Aziz, İsmail’in (Beşikçi)  “İngiliz ajanı”  olduğunu ilan etti.  

    Aziz, Ahmet Arif’in “deli”  olduğu üzerine kitap yazdı. 

    Benim “Hırsız” olduğum konusunda bir kampanya başlattı.

    Aziz Bey’in olduğu yerde terbiyesizliğin olacağını deneyimlerimle öğrendim.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 443, 444) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 12 Mart darbesi Dışişleri Bakanı’nı doğrudan doğruya NATO karargâhından getiriyor; Osman Olcay, NATO Genel Sekreter asistanlarından birisi iken Dışişleri Bakanı yapılıyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 427) kitabından birebir alınmıştır.

  • Podgorni tarafından kabul edilişlerini anlatıyor. Türkmen de diplomat olarak oradadır; Podgorni hiç saklamıyor ve Türk parlamento Heyetine; “Bu Amerikan casusunun burada ne işi var?” diye bağırıyor.

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 427) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Yalçın Küçük’ten Yaşar Kemal’e mektup:)

    Ne yazık, senin anadilin Kürtçedir ve senin, anadili Kürtçe olanların kendi dillerinde okuyamamaları büyük bir talihsizliktir. 

    Dili seviyorum ve dili sevmenin yeni sözcükler uydurmaktan daha çok dilin yapısını geliştirmek, kuruluşunu zenginleştirip esnetmek olduğuna inanıyorum. Bu, bir. İkincisi, Türk diline en büyük zararın Türk Dil Kurumu tarafından verildiğini düşünüyor ve hep yazıyorum.

    … Sevgili Yaşar Kemal, insan dilini sevmelidir. Sevmek zenginleştirmektir. Sevdiklerini yoksullaştıran insanlardan tiksiniyorum.” 

    Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 420 ile 422 arası) kitabından birebir alınmıştır.