Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 21 Eylül 1920 tarihinde 69. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    İstiklâl Mahkemeleri Aza (üyelerinin) İntihabı (seçimi) Sonuçları;  Necati Bey (Saruhan): 89 oy, Refik Şevket (Saruhan) 80 oy, Hamdi Bey (Biga) 76 oy, Tevfik Efendi (Kangırı) 73 oy, Hüsrev Sami Bey (Eskişehir) 73 oy, Muhittin Baha Bey (Bursa) 73 oy, Bu altı kişi gerekli oyu almıştır.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 4 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 69, Celse: 1, – Sf. 239 ile 257 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): 73 oyun altında oy alanlar kazanamamış oluyor. Mehmet Şükrü Bey bana oy vermeyiniz ben bu işlerden anlamam diyor yine de 47 oy çıkıyor.

  • (19 Eylül 1920 tarihinde 67. İçtima 3. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    Teşkilâtı Esasiye Kanunu 31 Maddelik bir kanun, tam metni 202-203 sayfalarda.   

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “… Açık görüşelim. Memleketin muhtelif (çeşitli) mahallerinde (yerlerinde) isyanlar çıkıyor. daha açık söylüyorum, memleketin birçok yerlerinde halk bize karşı pek de lâzım geldiği kadar merbut (bağlı) bulunuyor…. Balkan Harbinden kaçan bir askere, hemşerim nereye kaçıyorsun dediğim zaman” Vatanı müdafaa etmeye gidiyorum.” diyordu.  O sırf evinin olduğu yeri vatan biliyordu.  ..  Ben Bolşevizm cereyanı aleyhinde değilim. .. yine taklit ederek yapacak olursak memlekete ikinci bir nifak (fitne) sokacağız.” 

    (Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nda emperyalizm ve antiemperyalizme vurgular yapılmış. Meclis bir hükümet programı gibi olan bu anayasaya çok kızdı. Görüşmeler ertelendi.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 67, Celse: 1, – Sf. 184 ile 209 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Eylül 1920 tarihinde 68. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi  

    (Bu mecliste, encümene giden konular için, uykuya gitti, salamuraya gitti deniliyor.)

    2. Celse: Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    Temettü Kanunu Görüşülüyor;

    Madde 1- 30 Teşrinisani 1330 tarihli Temettü Kanunu mucibince (gereğince) istifade edilmekte (yararlanılmakta) olan temettü (kâr, kazanç) vergisi tahakkuku aslisi (asıl gerçekleşmesi) senei haliye (içinde bulunulan yıl) için beş ve kanunu mezkûra merbut (söz konusu kanuna bağlı) B cetvelinin ikinci kısmındaki mekadir (miktarlar) için on misline (katına) iblağ edilerek (çıkartılarak) tahsil olunur (tahsil edilir, alınır). Sf. 234

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 4 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 68, Celse: 1, 2 – Sf. 216 ile 234 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1995): Temettü Vergisi Kanunu 69. İçtimada kabul ediliyor.

  • 19 Eylül 1920 tarihinde 67. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    Meclis üyelerinden toplanan 2 bin lira ile cephedeki insanlara gocuk vs. alınarak gönderilmesi görüşülüyor. 

    2. Celse Gizlidir:  (Bu Celse ile ilgili tutanaklar yok. Bu gizli celsede asker kaçakları konusu görüşülmüş.)

    (Gizli Celse zabıtlarında bu celsenin tarihi 18 Eylül 1920 İçtima numarası aynı yani 67. İçtima)

    (Mebusan tahsisat ve harcırahlarına dair Divanı Riyaset teklifi.) (Mebuslara zam yapılmış sanırım ama belgesi yok.) TBMM GCZ C: I – Sf.130

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 66, Celse: 1, – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • (16 Eylül 1920 tarihinde 66. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    İhracat Rüsumu (Vergisi) Hakkında Kanun Teklifi;                     

    Besim Atalay Bey (Kütahya); “Bendeniz geçen sene İçel’de bulunuyordum. İçel’de Yunan ordusuna yüzlerce sığır satıldığını biliyorum. … Hükümet bunun muhtelif suretlerde (çeşitli şekillerde) önünü almak istediyse de muvaffak (başarılı) olamadı.” Sf. 173 

    2. Celse; Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    İhracat Rüsumu Kanunu kabul ediliyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 66, Celse: 1, 2 – Sf. 170 ile 184 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Osmanlının ticaret düzeni liberal! Halının ithaline vergi konulması isteniyor. 

  • (13 Eylül 1920 tarihinde 64. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi

    Ali Şükrü Bey’in Men’i Müskirat Kanunu Teklifi Görüşülüyor:

    Maliye Vekili Ferit Bey (İstanbul); “-.. Maliye vekili müskirat (alkollü içecek) istimal etmemiş (kullanmamış) bir adamdır. .. Rusya’da men’ine teşebbüs edildiği sırada orada bulunuyordum ve bu, men’ edilmek (yasaklanmak) arzu edildiği halde, yine katiyen men’i imkânı ve ihtimali olmadığını gördüm.” (Amerika’daki içki yasağının da işe yaramayacağını söylüyor. Ve ilginç bir bilgi veriyor;) “Bütün memaliki Osmaniye’de (Osmanlı Memleketlerinde) mevcut polislerin adedi iki bin iki yüzdür. Üç yüz yirmi bin murabbaı (metre kareye) bir sahaya (320.000 m2 ye ) bir polis tesadüf ediyor. … bu teşkilat içinde müskirat istimalini son derece itiyat (alışkanlık) haline getirmiş ademler vardır. .. Eğer Heyeti Mebusan’da bulunan azayı kiram (yüce üyeler) üç ay sigara içmekten vazgeçerlerse bunun kabili tatbik olacağına (uygulanabileceğine) kanaatimi hâsıl ederim.” (Maliye bakanı alkollü içki üretiminden iki milyon gelir bekliyoruz diyor.) “Heyeti Aliye’nizle beraber ne kadar görüşürsek, yine her tarafta rakı içildiğini… yine he tarafta bu seyyiatın (günahların, kötülüklerin) irtikap (suçun işlendiğini) ve tatbik edildiğini göreceğiz. Bununla beraber bütçenin içinde bir milyon liralık açık göreceksiniz. … Bir hayal dolayısıyla bir milyon liralık bir hakikati kurban etmeyelim Efendiler.” (Alkışlar)  

    Ali Şükrü Bey (Takrir Sahibi):  “-…Ruslarda bu inkılap kahramanları müskiratı (alkollü içecekleri) yüzde yirmi men etmişlerse (yasaklamışlarsa) çok iyidir. … kabiliyeti tatbikiyesi (uygulama imkânı) yoktur demek; bir dereceye kadar zuldür (alçalmaktır), tatbik edemeyen (uygulayamayan) çekilir.”  Devamla ” -… Aşı (çiçek aşısı) kanununu mecburi bir şekilde tatbik edildiği zaman, bizim halk itiyatsızlığından (alışmamış olduğundan) dolayı keçi gibi dağlara kaçıyordu. Sf.118 Buna riayet etmeyenleri, hatta bendeniz bile görürsem, derhal polise haber veririm. …Hatta Maliye Vekilini bile! ” 

    Maliye Vekili Ferit Bey; “Siz onu göremezsiniz, ben aksini görürüm.” (handeler) 

    Ali Şükrü Bey (Devamla); (Yirmi Milyonluk bir bütçede bir milyon açık da içki yasağından kaynaklansa ne olur diyor. Cezaevleri içkiden kaynaklanan suçlularla dolu diyor.)  “-… Benim böyle bir kanun lâyihasını takdim etmekten maksadım, sırf neslimizi bu müthiş beladan kurtarmak içindir. .. Her fındık ağacının dibi bir meyhanedir.” Sf. 120, 121

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 64, Celse:1, – Sf. 116 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Eylül 1920 tarihinde 65. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi 

    Men’i Müskirat Kanununun maddeleri görüşülüyor, oylama sonucu 71 kabul 71 red olmasına rağmen Reis kanundan yana olduğu için kabul ediliyor.  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 65, Celse:2, – Sf. 135 ile 143 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Eylül 1920 tarihinde 63. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    Çorum Mebusu Dursun Bey, Rıza Nur’u şikâyet ediyor. Hakkında istizah yaptım diye beni görevden aldı diyor. 

    Firariler görüşülüyor, İstiklâl Mahkemesi Kanun’u sunuluyor:

    Vehbi Efendi (Konya): (1)  “- …efrat (erler) neden firar ediyor? Firar edip eve gelenleri dinlemeli. Anasına, babasına, ırz ve namusuna sövülüyor. Dünyada olmadık hakarete maruz kalıyor…. Mademki ırz ve namusu ayakaltında gezecek, asılırım da gitmem diyor. Yalnız nefere kabahat bulmamalı. Onları idare edecek zabitleri de (subayları da) ıslah (iyileştirme, reform) etmeli. .. her şeyde bir menşe’ (köken, sebep) aranır. Bu firarların menşei çoktur. Bunları düşünmeli…. Böyle kanun yapmakla Meclis iş gördüm zannetmesin. .. Kanun çok bizde… Eski kanunlar bile çok bize…. İş görelim efendiler, bunlar iş değildir..” Sf. 86

    (Görüşmeler devam ediyor, 1 maddeye İstiklâl Mahkemeleri Kanunu da ilave oluyor. Kanun’un 1. Maddesi görüşülüyor:)

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “- … icap ederse, bu memleketi kurtarmak için beş yüz bin kişiyi idam etmeli ve bunda asla tereddüt etmemelidir.” (2)

    Ömer Lütfi Bey (Amasya); “-…. neferlerin maaşı onar kuruştur. Vaktiyle bir mecidiye idi. … muinsiz (desteksiz) nefer ailesinin her nüfusu için muayyen (belirli) miktarda ekme ve dikmeye karşılık olarak un ve buğday verilmesi… Askere giden muinli (yardım edilen) muinsiz (yardım edilemeyen) efradın (erlerin) kendi ziraatlarını mümkün mertebe imece usulüyle köylere yaptıralım. Şu halde cepheye çağrılan ve giden nefer, geride ailesinin taarruzdan (saldırıdan) masun olacağına (korunmuş olacağına), tarlasının sürüleceğine ve çoluk çocuğuna biraz ekmek verileceğine ve kardeşinin cebinde beş on para harçlık göreceğine mutmain olduktan (inandıktan) sonra kaçacak olursa efendiler, ipini ben çekerim ve kurşunu ben atarım.”  

    Tahsin Bey (Aydın); “-… oturduğum bağın civarında zabitandan (subaylardan) birisinin yirmi koyununu otlatmakta olan bir nefer (er) gördüm. .. eğer bostan bekleyecekler, koyun otlatacaklarsa kendi memleketlerindeki bostan ve kavun tarlalarının ne taksiratı var?” Sf.96,97

    (Birinci madde kabul edildi ve İstiklâl Mahkemeleri kuruluyor.) 

    Besim Atalay Bey: “-Fevkalade zamanlar, fevkalade tedbirler ittihazını (alınmasını) icap ettirir (gerektirir). Bendeniz bu kanuna şiddetle taraftarım. Hatta bu kanunun takdir ettiği cezayı az görüyorum.” 

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip): “-… onların nefsinde (İstiklâl Mahkemesi üyelerini kastediyor) icra (yürütme) ile teşri (yasama) kuvvetlerini cem etmesi (toplaması) itibariyle bu muvafık (uygun) değildir gibi bir şey hatıra bile gelemez. .. Heyeti Âliye’nin intihâbiyle (seçilmesi ile), içinden çıkmış, namuslu cezai idamın (idam cezasının) ne demek olduğunu bilir insanlara tevdi etmekten (vermekten) ne için çekiniyoruz? .. eğer bu muazzam işi de beceremezsek millet bilhassa bizleri de asmalıdır.” (3) Sf.86,99

    İstiklâl Mahkemeleri Kanun’u:

    Madde 1- Muvazzaf (görevli, vazifeli) ve gönüllü ile hizmeti askeriyeye dâhil olup ta firar edenler ve her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derdest ve sevkinde (firarilerin tutuklanma ve sevk edilmelerinde) tekâsül (üşengeçlik) gösterenler ve firarileri ihfa (gizleme) ve iaşe (yedirip içirme) ve ilbas edenler (giydirenler) hakkında mülki (sivil) ve askeri kavaninde (kanunlarda) mevcut ahkâm (hükümler) ve indelîcap (gerektiğinde) diğer gûna mukarreratı cezaîyeyi müstakillen (bağımsız olarak) hüküm (karar vermek) ve tenfiz (infaz) etmek üzere BMM azalarından mürekkep (oluşmuş) İstiklâl Mahkemesi teşkil olunmuştur.    

    Madde 2-   Bu mahkemeler azasının adedi üç olup BMM’nin ekseriyeti arâsiyle (sayısal çoğunlukla)  intihap (seçilip) ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis addolunur.

    Madde 3- İş bu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını Heyeti Vekîle’nin teklifi üzerine BMM tayin eder.

    Madde 4- İstiklâl Mahkemelerinin karaları kati (kesin) olup infazına bilumum kuvayı müsellaha (silahlı kuvvetler)  ve gayrimüsellahayı (silahsız) devlet memurdur.        

    Madde 5- İstiklâl Mahkemelerinin evâmir (emirleri) ve mukarreratını (kararlarını) infaz etmeyenler (uygulamayanlar) veya infazda taallül gösterenler (kaçınanlar) mahkemeler tarafından tahtı muhakemeye (muhakeme altına) alınır.

    Madde 6- Her İstiklâl Mahkemesi ketebe (kâtipleri) ve müstahdemi  (hademeleri, görevlileri) maaşatı şehri (aylık maaşları) yüz lirayı geçmeyecektir.

    Madde 7- Her İstiklâl Mahkemesi vazifeye mübadereti (girişmesi) anında firari veya bakaya efradının (erlerinin) bir müddeti muayyene zarfında (belirli bir süre içerisinde) icabetini teminen (uymalarını sağlamak için) her türlü vesaiti tebliğiyeye (bildirim araçlarına)  müracaat eder.

    Madde 8- İşbu kanun tarihi neşrinden (yayın tarihinden) itibaren muteberdir (geçerlidir).

    Madde 9- İşbu kanunun icrasına (yürütülmesinde) BMM memurdur (görevlidir).

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 63, Celse:1, – Sf. 99 ile 101 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Demokrat bir adam.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali, İzmir Suikastı’ndan sonra idama mahkûm oldu.

    BAKKAL’IN YORUMU (3) (1995): (Mehmet Şükrü Bey maalesef mezarını hazırlıyor, İstiklâl Mahkemelerine şiddetle taraftar! 1926’da bu mahkemeler marifeti ile Mehmet Şükrü Bey’i 1926’da asıldı. Rüzgâr eken fırtına biçti.

  • 9 Eylül 1920 tarihinde 62. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey:

    Firarilerle İlgili Kanunun 1. Maddesi Görüşülmeye Başlıyor;

    Hacı Tevfik Efendi (Kangırı): “-Bu maddede ukubatta niyabet usulü (akrabanın Vekâleti, akrabanın sorumlu tutulması usulü) gösterilmiş. Hâlbuki ukubatta niyabet yoktur.”

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-.. Ailenin tebidi (sürgün edilmesi) caiz (uygun) değildir. .“ Sf.46,47 

    Ali Sururi Bey (Karahisarışarki); “-.. idam olunan bir adam hakkında başka bir ceza verilmemek kanun muktezasıdır (gereğidir).” 

    Lütfi Bey (Malatya); “… Osmanlı milliyetperverleri namıyla (adıyla) yâd olunuyoruz (hatırlanıyoruz). … Demek oluyor ki, milletle aramızda bir ihtilaf (uyuşmazlık) vardır. Evet ittihat (İttihat ve Terakki) Hükümeti bir aralık aileleri tağrip etti (uzaklaştırdı). Fakat bu tağrip edilen ailelerin başına neler geldi biliyor musunuz? Jandarma karakollarında ırzlarına kadar tecavüz edildi. (gürültüler) .. Ben milletin bir mümessiliyim (temsilcisiyim), söyleyeceğim efendiler. Adalete makrun olmayan (yakın olmayan) cezalar aksülamel (ters tepki) husule (meydana) getirir. Bu, zulmü cabbarânedir (zorlu bir zulümdür). Bu zulmü, engizisyon mezaliminden (zulümlerinden) daha şen’i (alçakça) görürüm. … Bu hükümete hizmet değildir. Billâhilkerim bu vatana ihanettir. Fakat bilmeyerek yapıyoruz... hiç bir mal müsadere edilemez (devlet el koyamaz).” 

    (Bu arada Bütçe Kanunu da görüşülüyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 62, Celse:1, – Sf. 46 ile 61 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Eylül 1920 tarihinde 61. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey:

    Firariler Hakkındaki Kanun İle İlgili Müdafai Umumiye Encümeni Mazbatası; Hükümetin hazırladığı kanundan çok daha acımasız:

    (Şiddetini tezyit etmek (arttırmak) için; Birinci madde… hane, emlak, akar (gelirleri), emval ve mevaişi müsadere ile birlikte ikamet eden aileyi efradı tebid (aile fertleri sürgün) olunur. 3. Maddeyi de idam olunur diye değiştiriyorlar. Daha da rezil bir fikir var: mahalleyi ve köyü de cezalandırmak. Firari askerlerin götürdükleri silah ve cephane nasıl geri alınacak diye çözüm bulunuyor;)

      .. Bu eşyanın esmanını (bedelini) firarinin mensup olduğu mahalle veya karye (köy) ahalisine tahmil eylemeyi (yüklemeyi) muvafık (uygun) görerek..

    (Encümen ayrıca İstiklâl mahkemesini de öneriyor..) 

    Hamdullah Suphi Bey (Antalya); Arkadaşlar; İlahi ve arzî (dünyevi) hiçbir kanun tahattur edemiyorum ki bir mücrimi değil mücrimi (cürüm işlemiş olanı, suçluyu) yakalayamadık diye evlatlarını, çocuklarını, karısını öldürsün, kurban etsin. … acaba muhacerata sevk ettiğimiz, tarlasından, ineğinden koyunundan uzaklaştırdığımız kadınlar ve çocuklar gittikleri yerde yaşayabilecekler mi?    … Bir adam ki, izzeti nefsi yoktur… düşmanın elinden kaçıyor, kendi canını kurtarmak istiyor, o evini karısını, çocuğunu ihmal edebilir.  Bu itibarla ne olacak? Köyünde yakalanmak ihtimaline karşı doğruca dağa çıkacak ve bu suretle Anadolu’nun her tarafını eşkıya ile dolduracağız. Esasen biraz havada muallâk (havada, boşlukta) bir vaziyette bulunuyoruz ve esasen halk bizden bir şey anlamamıştır. (Şiirle memleket idare edilir mi sesleri) ve bu suretle büsbütün içinde bulunduğumuz çukuru kazacağız.  (şiddetli Alkışlar) Sf.28

    2.Celse İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    Firariler Hakkındaki Kanunun görüşülmesine devam ediliyor.

    Dr. Tevfik Rüştü Bey (Menteşe): (Mazbata encümeninin insanlık dışı kararlarına katılıyor. Hamdullah Suphi’nin söylediklerine güzel bir şiir diyor. Firarların üç nedenini açıklıyor, doğru bir analiz yapıyor. Amacımızı iyi anlatamadık diyor. Askerlik şubelerine parayı bastıran askerlikten yırtıyor bu da fakir köylü çocuklarını isyan ettiriyor diyor. Üçüncüsü de askerin geride bıraktığı ailesinin durumu diyor. Doktor, encümene, müsadere (devlet adına vatandaşın malına el koyma) fikrinden dolayı teşekkür ediyor.) Sf.29

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); (1) “-… cezanın şiddeti hiçbir zaman hadisenin önüne geçemez…. ..Öyle mecnunane (delice) bir hareket yapıldı ki; askerden firar etmiş eşkıyalar affedildi. 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 61, Celse:2, – Sf. 28 ile 30 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Mehmet Şükrü Bey: Kanunun lehinde ancak ailece cezalandırmaya karşı bunu söylemek üzere iken susturuluyor. Aleyhte kimseyi konuşturmadılar ve kanun kabul edildi maddelere geçildi.

  • 7 Eylül 1920 tarihinde 61. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    (Bir Mebus istifa ediyor. Eski Washington Büyükelçisi Ahmet Rüstem Bey, İtalya’da Türkiye lehine bir kitap yazmak, ABD ve Avrupa gazetelerine yazı yazmak için gideceğini söylüyor.) Sf. 4 

    Anadolu Kadınları Sivas Müdafai Vatan Cemiyeti Reisi Ûlâsı Melek Reşit bir destek telgrafı göndermiş, okundu. Sf.5

    (Sahibini bulamadığım bir önerge: Karahisarışarkî Mebusu Memduh Bey’in Merzifon Jandarma Müfreze Kumandanı iken yaptıklarından dolayı dokunulmazlığının kaldırılması isteniyor, Adliye Encümeninin bu kararı Genel Kurul’da reddediliyor. Adam, Çorumlu Ahmetoğlu Necip’in evine giriyor, iki bin kuruşluk evrakı nakdiye (nakit belgeler) ve eşyayı sairesini (diğer eşyasını) ahzu gasp (gasp etmiş, zorla ele geçirmiş) ve müfreze efradına (birliğinin askerlerine) köy ahalisinden cebren (zorla) erzak (yiyecek) almak.. cümlesiyle… ) Sf.7, 8

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (07.09.1920 / 06.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 61, Celse:1, – Sf. 4 ile 8 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Eylül 1920 tarihinde 61. İçtima 2. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    Hükümetin Hazırladığı, Firariler Hakkında Kanun Teklifi: Esbabı Mûcibesi (Gerekçesi):

    Orduda firar vukuatının (olaylarının) kesreti (yoğunluğu) vatanın selamet ve istiklâlini tehlikeye düşürecek bir şekil almıştır. Sf. 23

    1- Hükümetçe tayin olunan (belirtilen) müddet (zaman) zarfında (içerisinde) dehalet etmeyen (askere katılmayan) firari ve bakaya (geç kalmış) efradın (erlerin, fertlerin) haneleri (evleri) tahrip ve emval (malları) ve mevaişi (hayvanları)  müsadere olunur (el konulur).

    2. Maddede (Silah ve cephanesi ile firar edenler idam olunur.) 

    3. Madde; (Firarilere Yardımcı olan veya haber vermeyenler de Hıyaneti Vataniye ile suçlanır diyor. Altında Mustafa Kemal’in de imzası var.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 04 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 61, Celse: 2 – Sf. 23 ile 28 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Gediz- Afyon yenilgisinde askerlerimiz firar rekoru kırıyorlar. 24 saatte 80 kilometre kaçan askerimiz var.)

  • 13 Ekim 1920 tarihinde 82. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    (Dersim ve Erzincan Mebuslarının Sivas Ve Erzincan’da Eşkıyalar Tarafından Soyulmaları. Bu vesile ile Jandarmanın durumu görüşülüyor.)

    Hacı Tevfik Efendi (Kangırı); “-Mebuslar, nezdinde (yanında) kuvvai zabıta (güvenli görevlisi güçleri) bulunduğu halde, eşkıyanın taarruzuna (saldırısına) maruz (karşı karşıya) kalırlar, demek ki bir köye bir kasabaya gitmek, diğer efradı ahali (halktan kişiler) için imkân haricinde kalıyor. Şeyh Sadi’nin dediği gibi “Harp etmek istersen, dâhilde (içeride) sulh (barış) temin et (sağla).”  (Sf; 35)  

    Dr. Mazhar Bey (Aydın): “24 bin jandarma var. Bu 24 bin jandarma görevini yapsa asayişsizlik (huzursuzluk, güvenlik zafiyeti) olmaz. .. Jandarma adedinin nısfının (yarısının), yalnız müddeiumumîlerin (savcıların), mutasarrıfların (sancak beylerinin),kaymakamların, emirberleri (emir erleri) olarak zayi olduğunu (boşa çıktıklarını) Jandarma Umum (genel) Kumandanlığından öğrendim.

    (Bir takım eşraf (şerefliler, varlıklılar) çocukları da cepheye gitmemek için adamını bulup jandarma yazılmışlardır diyor. Bir seyyar jandarma kuruluşu vardı bu da eşraf çocuklarına yaradı diyor.) Sf.37

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 82, Celse: 1, – Sf. 30 ile 44 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Ekim 1920 tarihinde 81. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    Baltalık Kanunu’nun ikinci kez görüşülmesi bitti. Dokuz maddelik kanun kabul edildi. Sf.26,29

    3. Celse Gizli Celse; Dış Siyaset Hakkında Bakanın Beyanatı

    Hariciye Vekili Ahmet Muhtar Beyin vaziyeti siyasiye hakkında beyanatı. Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin; Rusya ya gidecek heyeti ilmiyeye katılacak aza ve bunların vazifeleri devamınca izinli sayılmalarına dair takriri.

    4. Celse hafidir yani gizlidir. İkinci Reis vekili Vehbi Efendi.

    Bazı mebusların, dairei intihabiyelerine (seçim bölgelerine) giderken bazı mahallerden usulsüz harcırah aldıklarına dair.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 81, Celse: 1,2, 3 ve 4 Gizli Celseler – Sf. 26 ile 9 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 11 Ekim 1920 tarihinde 81. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi. (Bolşevik Sefaret Heyeti hakkında:)

    Operatör Emin Bey (Bursa); “…Malûmu âliniz (yüce bilgilerinize) Bolşevik Heyeti Sefareti şehrimize gelmiştir. Heyeti Vekîle’ce (hükümetçe) resmikabulün icrasını (yapılmasını) beklemiştir o da yapıldı, resmen kabul edildiler. Meclisimizce bunlara bir beyânı hoşâmidi icra edilmek (güzel karşılama göstermek) icap eder (gerekir). Çünkü bazı parlamenterler bunlarla temasa başladı, bu temaslar resmi olsun…”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 05 (9.10.1920 / 18.11.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 81, Celse: 1, – Sf. 26 ile 29 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Eylül 1920 tarihinde 60. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    Üçüncü Cildin İcmali: kararlaştırılan yasalar.

    3. No.lu Kanun; Ardiye Resminin On Misline İblağına (çıkartılmasına) Dair Kanun.(22.7.920)

    4. No.lu Kanun; Aşarın Teslise Raptı hakkında kanun. (22.7.920)    

    5. No.lu Kanun; Ereğli ve Zonguldak Havzalarından İhraç Olunacak Maden Kömürlerinden Alınacak İhracat Resmi (Gümrük Vergisi) Hakkında Kanun. (14.8.1336)    

    6 No.lu Kanun; Anadolu Hattı Memurlarının Mütedâhil (biriken) Maaşlarının Tasfiyesi Hakkında Kanun. 11.8.1920   

    7. No.lu Kanun; Bağdat Demiryolu Hattının Maaşat (maaşlar) ve Masarifâtı (masraflar, harcamalar) İçin 96 Bin Liranın Sarfı (harcanması) Hakkında Kanun.  11.8.1920. 

    8- No.lu kanun Aşar Mültezimlerinden (aşar vergisini ücret karşılığı toplayanlarda) Edayı Deyin Edenlerin (borçlarını ödeyenlerin) Emlaki Meskûne (oturdukları evlerinin) ve Müteffer Vizalarının (vizelerinin) İadesine (kendilerine geri verilmesine) Dair Kanun.  11.8.1920. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 60, Celse:1, – Sf. 564 ile 591 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Eylül 1920 tarihinde 60. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    Dâhiliye Vekili Nazım Bey İstifa Ediyor: Nazım Bey sağlık durumunu öne sürerek 15.09.1920 tarihli yazısı ile istifa ediyor. Ve Refet Bey Dâhiliye Vekili oluyor. Sf. 591

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 60, Celse:1, – Sf. 564 ile 591 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Eylül 1920 tarihinde 60. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    Askerlik Şubelerinin ortadan kaldırılması hakkında kanun teklifi görüşülüyor:

    Hamdi Namık Bey (İzmit); (Bu Kanun teklifini hazırlayan Mebus) “-.. şubelerin suiistimalâtı (askerlik şubelerinin, görevi kötüye kullanma işleri) adeta destan olmuştur ve şubelerin suiistimalâtı neden menedilemiyor (engellenemiyor) onu da izah edeyim (açıklayayım);  Firariyi tutar şubeye (askerlik şubesine) teslim edersiniz, firar ederler haberdar olursunuz, şube reisine soramazsınız, o ahzı asker (askere alma, asker tutma) şube reisidir. .. Öyle neferler tanırım ki efendiler, beş defa ahzı asker şubesine teslim edilmiş ve beş defa firar etmiş veya ettirilmiştir. .. diyor ki Müdafai Milliye Encümeni (Milli Savunma Komisyonu), bir şube reisi, üç zabit (subay) ve altı yazıcı vardır. Masarifi on bin kuruştan ibarettir. Bu yanlıştır. .. bir reis, dört yüzbaşı, dört mülâzım (teğmen), sekiz yazıcı ve onaltı emirber neferi vardır, ayda elli bin kuruş tutuyor. Sf587 Ahzı asker şubeleri için ihtiyar edilen (belirlenen) masraf 2 milyon liradır ve bendenizin teklif ettiğim şekli kabul ettiğiniz takdirde 2 milyon kuruşla bunu idare edeceğiz. ” 

    (Nüfus dairelerine bir iki kişi ilavesiyle bu iş oraya devrolsun diyor. Reddediliyor.) Sf.588

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 60, Celse:1, – Sf. 564 ile 591 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Eylül 1920 tarihinde 59. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey

    Kastamonu Mebusu Dr. Suat Bey’in Askeri Ve Sivil Sağlık Kuruluşlarının Birleştirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifi, görüşüldü reddedildi:

    Dr. Suat Bey (Kastamonu); “…  farz edelim 100 bin askerimiz var .. bin tane askeri doktorumuz var ona mukabil (karşın) meselâ bin tane mülki (sivil) doktorumuz var. Şu halde bir kısım evladı vatan (vatan evlâdı) için yüzde bir doktor isabet ettiği halde diğer bir kısmında 15.000 nüfusa ancak bir doktor isabet ediyor. .. en canlı en ziyade (fazla) hizmet edebilen müesseselerimiz (kurumlarımız) askeri idare altındadır. .. Hepimiz biliyoruz ki memleketimizin bünyesini kemiren frengidir… bundan seksen – yüz sene evvelisine gelinceye kadar frengi memleketimizde bilinmemiş bir hastalık iken bugün… hududu millimiz dâhilinde bu hastalığın dehşeti altında kalmayan hiçbir memleket yoktur. Alman Doktoru Gilder Paşa 1315 (1899) yılında Almanya’ya bir rapor yazmış; ‘şark meselesi için çok uğraşmayın, kendi kendine hallolacak çünkü Türkiye şarktaki vaziyetini muhafaza edemeyecek muhakkak hastalıktan inkıraz bulup (çöküp) gidecektir.”   Sf.559,560

    (Dr. Suat Beyin kanun teklifi reddolundu.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 59, Celse:1, – Sf. 528 ile 564 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Eylül 1920 tarihinde 75. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi.

    (İtalya’da meydana gelen deprem ile ilgili bir taziye telgrafı gönderiyor. Tamamı sosyalist olan meclislerine telgraf çekeceğiz diyorlar.) Sf. 435 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 4 (7.09.1920 / 6.10.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 75, Celse: 1, – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.