Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İsmet Paşa Garp Cephesi Kumandanı olarak görevine başlamıştı, 10 Kasım 1920. Ve üç gün sonra Mustafa Kemal’e telgrafla şöyle söylüyordu;

    “-Ethem Bey’in Ali Fuat Paşa Hazretleri ile Rusya’ya gideceği şayiası cephe muhitinde ve geride bulunan halk arasında kötü bir fikre yorulmaktadır. Bu gibi kişilerin çevremizden uzaklaştırılması, zatı devletinizin diktatörlük ilan edeceğiniz zannını uyandırmıştır.”

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeni Tevfik Paşa kabinesi kuruluyor. İstanbul hükümetinin yeni Posta ve Telgraf Umum Müdürü Orhan Şemsettin imzası ile Kastamonu Posta ve Telgraf Müdürlüğüne gelen bir telgrafta; Anadolu ile İstanbul arasında telgraf muhaberelerine bir an önce başlanması emrediliyordu. Mustafa Kemal bu emrin tanınmamasını, İstanbul’la temastan kaçınılmasını ve telgraf telleri tamir etmek bahanesi ile gelen olursa, hemen tevkif olunmasını bir tamim ile bütün ilgililere bildirdi. Sonra da Dâhiliye Nazırı İzzet Paşa’ya şu cevabı gönderdi;

    “-Zatı Devletiniz ve Salih Paşa Hazretleri’nin içinde olması gereken kurul ile en kolay ve en çabuk şekilde birlikte buluşmak mümkündür. Aralık Ayının ikisine kadar Bilecik’te buluşmak üzere … seyahatin mümkün olduğunca gürültüsüzce yapılması, hatıra (hatırlatma) kabilinden arz olunur.” 

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 92, 93) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): 5 Aralık 1920’de ilk görüşme yapıldı ve Mustafa Kemal bu iki Bakan’ı rehin aldı. O sırada Çerkez Ethem ile meşgullerdi ve Yunan birlikleri de ilerliyordu.

  • (Büyük Yunan saldırısının olduğu günler)

    Kılıç Ali Anlatıyor; “Mustafa Kemal ayakta pencerenin kenarında, eliyle işaret ederek, Etlik eteklerinden şehire doğru, aşağıya inen kuvveti gösterdi. Dürbün olmadığı için kuvvetin mahiyeti ve miktarını belirlemek güçtü. Meclis’i heyecana düşürmeden, Genelkurmay’daki müfrezemi alarak asileri daha eteklerden aşağı inmeden önlememi emretti .. .. Kuvvet dediğimiz topluluk meğerse Ankara halkının otlaktan geri gelen sığırları değil miymiş?”

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995): Hüseyin Deveci, bir gün Mustafa Kemal’in sofrasında İsmet Paşa’yı o kadar övüyor ki Ali Fuat Paşa hiddetinden piyanoya yumruk atıp kapağını kırıyor.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 59) kitabından notlar alınmıştır.

  • Düzce, Tokat-Zile, Boğazlayan, Konya Yozgat Çapanoğlu vs. isyanları. Yozgat isyanının bastırılması sırasında 23 – 24 Haziran 1920’de Yozgat halkı top mermileri altında ölüyor. Yozgat’ı kuşatan milli birlikler şehir halkını Çapanoğullarından ayırabilecek durumda değildiler. Asilerin teslim olmadığını gören Milli Kuvvetler nihayet top da kullanmaya başlamışlardı.  Gülleler şehrin üzerinde, her patlayışta büyük yangın çıkıyor, ateşler içinde kalan çoluk çocuğun feryadı göklere yükseliyordu. Güneş doğarken, asi Yozgat artık her tarafından dumanlar tüten kanlı bir harabeden başka bir şey değildi.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 45, 46) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Oysa Çapanoğlu şehirden çıkmış, kaçmış ve Mecitözü’nde 8 saatlik bir çatışmadan sonra bozguna uğramış adamlarının her biri bir tarafa dağılmıştı. Dolayısı ile Yozgat halkı boşu boşuna ölmüştü!  Bu operasyon büyük bir kısmı Çerkez halkından olan isyancılara korku vermek için yapılmıştır.

  • 1- Allah’ın izniyle Nisan 23’üncü Cuma günü, Cuma namazından sonra, BMM açılacaktır.  

    2- Vatanın istiklâli, hilafet saltanat makamının kurtarılması gibi en önemli ve hayati bir görevi yapacak olan BMM’nin açılış gününü Cuma’ya tesadüf ettirmekle bu günün uğurundan ve bütün mebuslarla birlikte Hacı Bayram Camiinde Cuma namazı da kılınarak Kur’an’ın nurlarından ve namazdan istifade edilecektir. Namazdan sonra Lihyei saadet (Peygamberin sakalı) ve mukaddes sancak alınarak özel daireye gidilecektir. Özel idareye gitmeden önce bir dua okunacak ve kurbanlar kesilecektir.” 

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Haziran 1920’de İstanbul’da Damat Ferit’e suikast tertibi yapıldı. İstanbul gazetelerine verilen bilgiye göre suikastı Ankara’da Mustafa Kemal ve Bursa’da Ali Fuat Paşalar tertip etmişlerdir. Hatta Mustafa Kemal, Dramalı Rıza ve Yüzbaşı Halil’i birlikte yanına kabul ederek;

    “-Bu bir cinayet değil bir vatan görevidir. Bu vatan hizmetine bir nişane olmak üzere, size kendi tabancamı veriyorum!” dedikten sonra, arka cebinden çıkardığı tabancayı kendilerine vermiş.  İddiaya göre; Mustafa Kemal, fedai olarak çete reisi Dramalı Rıza, Deniz Yüzbaşılarından Halil İbrahim’i bu işle görevlendiriyor. Bunlar yanlarına İsmail ve Hasan adında iki yardımcı da alarak, uygulamaya zaman bulamadan … suçüstü yakalanıyorlar ve Nemrut Mustafa’nın Divanı Harbi’ne teslim ediliyorlar.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Recep (Nisan) 1920 Padişah Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya hitaben Hattı Hümayun yayınlıyor;

    “-Ateşkesin imzalanmasından beri, derece derece iyiliğe doğru yaklaşan siyasi durumumuzu milliyet adı altında çıkarılan karışıklıklar çok kötü bir duruma getirmiş ve buna karşı, şimdiye kadar alınmasına çalışılan barışçıl tedbirler faydasız kalmıştır.”  Ali Kemal bu fetva ve fermandan sonra 18 Nisan’da yazdığı yazıda; “.. artık pek çok yerlerde bağrı yanık halkın bu serserileri sopa ile kovalayacağına eminim.”

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bu yazdığına nazire olarak, Sakallı Nurettin Paşa Ali Kemal’i halka sopalarla dövdürerek öldürtüyor. Öldürülmesi, bir insanlık ayıbı oluyor.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mustafa Kemal Olağanüstü yetkiye sahip bir meclis toplamak istiyor. Kanunu Esasi (Anayasa) buna müsaade etmiyor. 19 Mart 1920’de Ankara’da Meclis toplama faaliyeti başladı. Konya, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Dersim, Meclis’in Ankara’da toplanmasını istemediler. Ve Düzce – Hendek – Gerede’de ilk Çerkez isyanı patladı. Nallıhan – Beypazarı çalkalanıyor.  Çerkez Aznavur Bursa’yı aldı. Samsun’da bazı subaylar Padişahtan yana tavır koydular.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (hadise yayınları 1955 – Sf. 22 ile 24 arası) kitabından notlar alınmıştır

  • (Ali Kemal, Kemal Paşa karşıtı, Boris Johnson’un dedesi, Lale Kemal’in babası, 1922’de Sakallı Nurettin Paşa tarafından feci şekilde öldürülen gazeteci. 17 Mart 1920 Peyamı sabah Gazetesinde yazıyor:)

    “Ne oldu ise bize oldu!  Biz aylardan beri bu hazin sonucu şu naçiz (aciz) idrakimizle keşfediyor, bütün vatandaşları seçimlere davet ediyorduk. Düşüncelerimiz kuru bir vehime dayandırılıyordu.” 

    19 Mart 1920 Peyamı Sabah’ta Ali Kemal’in yazısı;

    “Hâlâ Kuvayı Milliye hesabına bilir bilmez çalışan, hala durumun kötülüğünü takdir edemeyen … bir hükümete yol vermek gerekir… daha dün Kara Vasıflarla, Rauflarla bütün o suçlularla gizli gizli görüşmelerden baş kaldıramayan bir heyet şu dakikalarda nasıl Babı Ali’de olabilir? Anlamayız! (yeni iş başına gelen Salih Paşa Kabinesinden bahsediyor)” 

    “O kutsal seçimlerin yapılış biçiminden, bütün garip görüşmelerden, o gizli toplantılardan, bu işin böyle bir sonla biteceği pek belli idi.” diyor.

    Yine Ali Kemal 13 Nisan 1920’de Peyamı Sabah’ta;

    “Sergerdelerin (başıbozukların, isyancıların) Milliyetleri;  Mustafa Kemal’in hırsından, iştihasından, zevkinden başka düşünce bilmez bir Selanik Yadigârı olduğunu öğrenmeyen kalmadı. Ali Fuat Paşa’nın büyük babası dönme Mehmet Ali Paşa’dır (1) ki aslen Almandır. Ne o dönmelik ne de Almanlık insan için bir kusur sayılmaz. Biliriz… Mehmet Ali Paşa mükemmel bir kişiymiş. Fakat bu kişinin hafiti (torunu) bir Türk kahramanı durumunu takınır neslini gizlerse o zaman hissiyatını (duygularını), hakikati gizlemiş ve günah işlemiş olur.”

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 16 ile 20 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Polonya milliyetçisi, Yahudi Borjenski Paşa. Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım’ın büyük babasıdır.

  • BAKKAL’IN NOTUU (1995): 10 Mart’ta (1920) Rauf Bey, Mustafa Kemal’e bir telgraf çekerek; İngiltere’den bir emir geldi, İstanbul’daki Kuvayı Milliye Reislerinin tevkif edilmeleri emredilmekte imiş, diyordu. Bu emir aynı gün İngiltere’nin İstanbul temsilcileri tarafından Rauf Bey’e bildiriliyor. Hatta Mustafa Kemal’e de bildiriliyor. Rauf ve Kara Vasıf Beyler, İstanbul’un işgalinden sonra rahatlıkla Anadolu’ya kaçabilecekleri halde adeta İngilizlere teslim oluyorlar.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 14, 15) kitabından notlar alınmıştır. 

  • 11 Mart 1920’de Mustafa Kemal, İstanbul’daki Rauf Bey’e telgrafla;

     “-Dün akşam Ankara’da Fransız Mümessili Yzb. Buvaro’nun tercümanı olup, öteden beri bize gizli ihbarlarda bulunan bir zat, Ankara İngiltere Mümessili Vitol’un aldığı bir emir üzere İstanbul’a hareket edeceğini bildirdi.”

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Trakya’da sadece bir Kolordu var ama Yunan Konstantinopolis’i karadan işgal etmeyip de denizden gelerek İzmir’i işgal ediyor. Bu sırada Trakya’daki 1. Kolordunun Kumandanı Cafer Tayyar Paşa İstanbul’a bağlı.) 

    Cafer Tayyar Bey, 1920 yılı Nisan ayı ortalarında İstanbul’a gelerek Damat Ferit Paşa’nın İçişleri bakanı Reşit Bey’den talimat alıyor. 23 Nisan 1920 tarihli Peyamı Sabah Gazetesi’nde yayınlanan demecinde; “-Edirne’de hiçbir vukuat yoktur. Herkes geleceği bekliyor. Ben askerim siyasetten anlamam. Buraya gelmem de bazı dedikodulara sebep olmuş. Hâlbuki ben kumandanım hükümetten emir alır ve izinle gelirim.”

    (Mustafa Kemal, Trakya’da Silahlı Seyyar Müfrezeler kurması için 3 Ocak 1920’de Cafer Tayyar Paşa’ya yazıyor. Paşa bunu önemsemiyor. Kara Vasıf Bey, Mustafa Kemal’e Cafer Tayyar Paşa’nın Trakya’daki tutumundan çok şikâyet ediyor. Şöyle diyor;)

    “-…Kendisinden ihtilal ve savaş ile vatan savunması amacını beklediğimiz Trakya bir şey yapamadı. Kör olası Cafer Tayyar yalnız bunları serbest bıraksın, gölge etmesin başka ihsan istemeyiz.”

    Kara Vasıf Mart 1920’de Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı mektupta Paşa’ya biraz da gönül koyuyor.

    “-Sert ve tekdir ile karışık sözlerden son derece rahatsız olurum. Fakat bu beni çalışmaktan alıkoymaz ve beni muhalefete yöneltmez. Ama arada şahsiyat meselesi elbette doğurabilir. Buna dikkatinizi çeker ve bir gerçek meydana çıkmadan ve benim neler çektiğimi takdir etmeden, girişimlerde bulunmanızı pozisyonunuzdan umulan ve hiç ihmal edilmeyecek olan, nezaket ve itidalin icabı olduğunu …” Vasıf.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Kara Vasıf, Kemal Paşa’ya yazdığı yazıda, Topçu İhsan ve Baytar Rasim’i ihtilalci örgütlenme için Trakya’ya göndereceğiz diyor. Bari bunlara karışmasa diyor. Kara Vasıf ve Baytar Rasim İzmir suikastı davasında idam edildiler. Topçu İhsan ise yolsuzluktan 15 yıl hapis yedi. Cafer Tayyar eceliyle öldü.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995): Çok ilginç bir durum; Kemal Paşa son Osmanlı Meclisi Mebusan’ı seçimlerinde Erzurum Mebusu olmuş.  Osmanlı Devleti seçim yapıyor, asi olarak ilan ettiği, hakkında yakalanma fermanı yayınladığı kişi, Erzurum tarafından mebus seçiliyor, bunu engellemiyor. Hatta Mustafa Kemal Paşa o Meclis’e Başkan olmak istiyor.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Saray’da Mustafa Kemal’in güvendiği bir kişi, kendisini ziyaret eden Rauf Bey’e, yeni Hükümeti kimin kurmasının uygun olacağını sormuş. Rauf Bey de; durumu hem saltanat hem de devlet ve millet lehine çevirebilecek kişinin ancak Mustafa Kemal’den ibaret olduğunu söylemekle beraber, şu sırada İstanbul’a gelmesi mümkün olamayacağından, İzzet Paşa’nın iktidara gelmesi uygun olacaktır diyor.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ferit Paşa’nın Baltalimanı’ndaki yalısında Sabah Gazetesinden Ali Kemal ve Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ali Paşa’nın katılımı ile gizli toplantılar yapılmaktadır Mehmet Ali Paşa, Mustafa Kemal’in Anadolu görevini ayarlayan ve finansman sorununu çözen bir Paşa. İngiliz Paşası Frewe ile Ali Kemal’in evinde, Ali Kemal ile baş başa konuşmalar olmaktadır..  

  • 10 Mart 1920 işgale 6 gün var ve Mustafa Kemal İstanbul’daki millicilere telgraf çekiyor; “İngiliz mümessili (temsilcisi) olarak Ankara’da bulunan Vitol, dün buradan ağır eşyasını da alarak, trene binip gitmiştir. Hükmetmek lâzımdır ki olağanüstü olayların öncesindeyiz. … icabında sürat ve emniyetle Anadolu ya geçmek için şimdiden tertibat almış olmaları gerekir.” diyor.

    (Aynı günlerde Yunanlılar Ege’de hatta Trakya’da hareketleniyor.)

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar II – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Kemal Paşa, yakında Ali Rıza Paşa kabinesinin değişeceği haberini alır ve tepkisi serttir.) 

    Mustafa Kemal aldığı bu haberler üzerine Harbiye Bakanı Cemal Paşa’ya. Sadrazamın hiçbir sebep ve bahane ile makamını terk etmemesini tavsiye ediyor, aksi halde bütün memleketin İstanbul’la ilişiğini yeniden keseceğini bildiriyor.

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar I – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngilizler önce Merzifon’u daha sonra Samsun’u boşaltıp gitmişlerdi. Sivas halkı bu nedenle şehirde fener alayları düzenleyerek sevinç gösterilerinde bulunmuşlardı. 

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar I – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 74, 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • (12 Eylül 1919’dan ihtilal eylemi olan İstanbul ile telgraf haberleşmesini kesme işinden sonra Ali Rıza Paşa kabinesi iş başına geliyor. Kemal Paşa bu sefer de Ali Rıza Paşa’ya muhtıra veriyor;)

    “1- Memlekette asayiş bulunduğunun ve milli emellerin haklı ve meşru olduğunun resmi bir bildiri ile ilanı.   

    2- Ferit Paşa Hükümetinin haince hareketlerine alet olan yüksek memurlarının mahkemeye verilmesi ,…. bazı eski valilerin memleket hizmetinde kullanılmaması.   

    3- Haksız yere emekliye ayrılmış olan memurların eski görevlerine alınması, önemli askeri makamların ehliyetli ellere verilmesi.    

    4- Eski bakanlardan Ali Kemalî ve Adil Beylerle Süleyman Şefik Paşa’nın Millet Meclisi açıldıktan sonra Yüce Divana verilmek üzere hiçbir tarafa kaçmalarına meydan verilmemesi. Posta Ve Telgraf Umum Müdürü Refik Halit (Karay) Bey’in derhal tevkifi ile ilgili mahkemeye yollanması.   

    5- Milli Harekete katılanlar aleyhinde yapılan takibat ve baskılara son verilmesi.  

    6- Gazetelerin yabancı sansürden kurtarılması.”

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar I – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mustafa Kemal İzmit Mutasarrıfı Suat Bey’i makine başına çağırıp sorguluyor. Verdiğimiz emirleri uyguluyor musun? Diyor. Cevap ilginç;) 

    “-Tebligatı aldım. Memlekette bir karışıklık çıkmaması için, elimden geleni yapıyorum. Ancak, halkı da serbest olarak dinlemeye karar verdim. Temsil Heyetinden açıklama istiyorlar ve “Acaba İttihat ve Terakki hükümetini eski şekli ile diriltmek söz konusu mudur?” diye soruyorlar.   Ben ise tarafsız bir adamım. Her şeyden önce, asayişin korunması ile görevliyim. Bundan dolayı, sonucu, şekli belli olmayan bir maceraya başkalarını yöneltmeyi doğru bulmuyorum…”   

    Mustafa Kemal; “-İzmit’in muhterem halkını, milletin meşru (haklı) hareketinde serbest bırakmak üzere derhal mevkiinizi terk ile İstanbul’a hareket ediniz.”

    İzmit Mutasarrıfı; “-Efendim! Fikirlerimi iyice ifade edemedim, kulunuzu lütfen itidal (soğukkanlılıkla, ılımlılıkla) ile dinleyiniz!” 

    Alıntı: Atatürk’e Kafa Tutanlar I – Selahattin Güngör (Hadise Yayınları 1955 – Sf. 59, 60) kitabından birebir alınmıştır.