Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 9 Ağustos 1920 tarihinde 45. İçtima 2. Celse gizli celsedir:

    Ordunun durumu görüşülüyor:

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); (Paşa cepheden gelmiş bilgi veriyor.)

    Fevzi Paşa (Kozan); “Cephaneler İtalya’dan veyahut Avrupa’dan geliyor. Bu da tanzim olunan ordumuz ve bilhassa topçu vesaire kuvvetlerimizin tekâsüfünü (yoğunlaşmasını) görerek bunun mutlaka Avrupa’dan ve İtalya’dan geldiğine kani olmuştur.”  Sf.124  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 45, Gizli Celse: 2 – Sf. 146, 147) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Yedi düvelden (devletten) silah ve cephane gelmiş ve o yedi düvelle savaşmışız?!

  • 9 Ağustos 1920 tarihinde 45. İçtima 1. Celse:

    Ali Şükrü Bey bir kanun teklifi veriyor; Suiistimalâtı (yolsuzluğu) Men (engelleme) ve İdrar Edilen (yolsuzlukla elde edilen) Servetin İstirdadı (devlet tarafından el konulması). Lâyiha Encümenine verildi. Sf.138

    Ahzı Asker (asker alma) Şubelerinin Lağvı hakkında kanun teklifi. Teklif Müdafai Milliye Vekâletine gönderiliyor. Sf.146,147

    Mehmet Şükrü Bey; “-.. orada ifayı vazife edenler (görev yapanlar), memlekette askere gitmeyen eşraf (şerefliler, ileri gelenler) ve ayanın çocuklarıdır.  .. Bir nüfus dairesi bunlardan daha yüksek yapabilir.” 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 45, Celse:1 – Sf. 146, 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Ağustos 1920 tarihinde 44. İçtima 1. Celse:

    Dâhiliye Vekili Hakkı Behiç Bey’in istifası reddediliyor. 114 imzalı önerge var, bu konuyu görüşelim diye. Celse bitiyor. Sf.112,113      

    2- Celse:

    (Mustafa Kemal Paşa 4.8.1920 tarihli telgrafla Dâhiliye Vekâletinin işini benim gelişime bırakın diyor.) Aşarın Üç Taksitle Alınması Hakkında Kanun Tasarısı Üzerine Görüşme;

    Ferit Bey (Çorum); (Aşar (eski gelir vergisi) taksitlerinin; maliyeye göre iki, Kavanini Maliye Encümenine (Mali Kanunlar Komisyonuna) göre beş, Muvazenei Milliye Encümenine (Bütçe Komisyonuna) göre üç taksitte toplanmasını istiyor. Aşar köylünün elde ettiği mahsulün % 12’sidir.) Sf.124

      Ali Şükrü Bey (Trabzon); ” … parayı köylüden ziyade hiç almayalım demiyorum.. biraz da para kazananlardan, zenginlerden ve saireden alalım. Meselâ İngiltere’de bir kanun var; irat (gelir) vergisi diyorlar.. senede meselâ 200 lira kazanandan on para almıyorlar.” Sf.126 

    Aşar Kanunu;

    Madde 1- Ahvali hazıra (mevcut durum) dolayısıyla Maliye Vekâleti ihalesi takarrür eden (kararlaştırılan) mahallerde aynen ve diğer yerlerde nakden ihale olunamayan senei haliye (bu senenin) aşar bedelâtı (bedelleri) kefaleti müteselsile (silsile halinde kefil kabul edilerek) ile ahaliye nakden zimmet kaydedilecektir (halktan parasal olarak alınacaktır).” 

    (Aşar bedelini satamayan köylü zorunlu olarak bu malı satın alacaktır denilmektedir. Mehmet Şükrü Bey bu hürriyeti tahdittir (sınırlamaktır) diyor. Köylü getirsin malını devlete versin, bundan bir bedel alınmasın diyor.) Sf.130,131

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 44, Celse:1, 2 – Sf. 10,131) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Ağustos 1920 tarihinde 44. İçtima 1. Celse,

    Rawlinson Karabekir ile birlikte bir oyun oynuyor, kendi isteği ile hükümetine başvurmuş. Bizim rehinelerle takas olmak istiyormuş bu konu görüşülüyor:

    (Rawlinson’un teklifi görüşülüyor. Hâriciye Vekâleti vekili Ahmet Muhtar Bey’in bir tezkeresi okunuyor. Rawlinson’un İngiliz hükümetine yapacağı teklifi kabul etmeyelim diyor. Ali Şükrü ve Mehmet Şükrü Beyler tüm esir arkadaşlarımıza karşılık bu adamı bırakalım diyorlar, Meclis Ahmet Muhtarın teklifini kabul ediyor.) Sf. 110, 130

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 44, Celse:1 – Sf. 75 ile 131 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Ağustos 1920 tarihinde 44. İçtima 1. Celse,

    Kemal Paşa Konya’dan Meclis’e telgraf çekerek Konya İsyancılarını affedin diyor

    (Mustafa Kemal Paşa 4.8.1920’de Konya’dan bir telgraf çekiyor, ben Konya’dan çıkmadan Meclis’e gelmiş olan Konya isyanına dair cezaların affını rica ederim diyor. Paşa Meclis’i af çıkartmaya zorluyor. Hem de kendisi Konya’dan hareket etmeden tebliğ edilsin diyor.) Sf.104

      Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-..Af salahiyeti (yetkisi) yalnız bu meclise aittir. .. Bir şahısta değildir.. Eğer hüküm gelmiş ise, tetkik edilmiş ise, dairei aidiyesi (ait olduğu birim) tarafından Meclisi Aliye affı lüzumu sevk edilmiş ise o vakit böyle bir karar verebiliriz. Elde böyle bir şey yok iken ezbere karar vermek zannederim doğru bir şey değildir.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 44, Celse:1 – Sf. 104) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Ağustos 1920 tarihinde 43. İçtima 1. Celse,

    Sepa Konferansı Reisi Fransız Başbakanı Mösyö Milran’ın Osmanlı Delegelerine Verdiği Tehcir İle İlgili Nota Hakkında Görüşme:)

    Muhtar Bey (Hariciye Vekâleti Vekili) (İstanbul); “-… bu nota bizim kendi itirafımızla bizim kendimizi ilzam ediyor (ağzımızı bağlıyor). .. Cemal Bey’in (Hayır Cemal değil Artin Cemal sadaları) yahut Artin Cemal Bey’in Dâhiliye Nezaretinde bulunduğu zaman vaki olan itirafatını (itiraflarını) esas ittihaz ederek (esas kabul ederek) bununla ilzam ediyor (ağzımızı bağlıyor). Meselâ; sekiz yüz bin ermeni katlettiniz diyorlar. Rumlardan da iki yüz bin kişiyi tehcir ettiniz diyorlar. İstanbul’un ekseriyeti İslamiyesi mesküktür (asimile edilmiştir) diyorlar.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 43, Celse:1 – Sf. 70 ile 75 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Sepa Konferansı Reisi Fransız Başbakanı Mösyö Milran’ın Osmanlı delegelerine verdiği nota hakkında görüşme var. Hâriciye Vekili Bekir Sami Bey Moskova’da olduğu için yerine bakan Vekili Muhtar Bey cevapladı. Tehcir ile ilgili önemli bir belge! Sf. 74

  • 2 Ağustos 1920 tarihinde 42. İçtima 1.Celse:

    Dâhiliye Vekili Hakkı Behiç Bey’in istifası okunuyor. İstifasında sağlık sorunları belirtiliyor, Ali Şükrü bey iyileşsin gelsin sorularımıza cevap versin diyor.

    Adliye Vekili Celalettin Arif Bey 169 oyun 166’sını alarak güven alıyor.

    Sansür hakkında görüşmeler: 

    Nafiz Bey (Canik); “-…hesabını her vakit Meclisi Aliye gelip vermeye mecburdurlar. Efendiler bu memleketin idaresi mahdut (sınırlı) ellere münhasır (yönelik) kalmamıştır… Mektuplarımız hep yırtılmış, okunmuştur. .. Meclisi Ali mektuplarının sansür edilmemesi için bir karar ittihaz etmiştir (oluşturmuştur); bu kararı İcra Vekilleri behemehal icra edeceklerdir (yerine getireceklerdir)…. etmezlerse mesul (sorumlu) olurlar…. Buradan mühürleyerek gönderdiğim mektup mahallinde (yerinde, gittiği yerde) açılmıştır. Hatta üzerine bir ihtar yazmıştım ve demiştim ki, bu mektup başka sansür tarafından açılamaz, bunu Ilgın’da sansür memuru okumuş ve “ben açayım da gör” demiş ve açmıştır.”          

    Reisi Sani (ikinci Başkan); (Kifayeti Müzakere (görüşmeler yeter) diyor.)    

    Sırrı Bey (İzmit); (Bir önceki Dâhiliye Vekili Cami Bey istifa ederken, benden sonra gelen de dayanamayarak gider diye ima etmişti. Nitekim Hakkı Behiç Bey de bir haftada istifa etti. Bunun sebeplerini öğrenelim diyor ve ısrar ediyor.) 

    4. Celse;

    Bir kısım mebus, istifa etmiş bir bakan soruya muhatap olamaz diyor. Konu açıklığa kavuşamıyor. Sonraki içtimalara kalıyor. Sf. 70

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 42, Celse:2,3,4 – Sf. 52 ile 70 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Ağustos 1920 tarihinde 42. İçtima 2. Celse,:

    Abdülkadir Kemali Bey Hakkındaki Soru Önergesi Görüşmeleri:)

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-…. Zemm et (karala) mutlaka bir tesir bırakırsın kaidesine tevfikan (uyarak) beni buraya getirdiler. Dr. Nizamettin Bey bana 30 Mayıs 1920’de vekâlet verdi. Ertesi gün Celalettin Arif Bey ile görüştüm, yapmasan iyi olur dedi. Ertesi gün bu davayı alamayacağımı söyledim. Sf. 54.. …  çocuk 18 yaşında imiş, aldım ama Maliye Vekâleti uygun görmedi çıkardım. .. benim gibi aczi mutlak (mutlak zavallılık) içinde bulunan bir adama müsteşarlık vazifesini hemen vermek doğru değildir.   Fakat efendiler biz buraya geldiğimiz zaman maalesef en büyük Adliye memuru bendeniz idim, arz ve iddia ederim ki adliye umurunda (hususunda) ehliyetim vardır, Adliye Vekâletini de bizzat (kendim) idare edebilirim.” (doğrudur sesleri.)   

    Refik Şevket Bey (Saruhan); “-.. hayatımda bir dakika memuriyette yaşamamış ve inşallah da bundan sonra da yaşamam .. Ve inşallah Cenabı Hak beni o mesleğe girmekten muhafaza eder.   Bendeniz Celalettin Arif Beyin yanına gittiğim zaman bir arkadaş gibi çalıştım.. O zamana kadar resmi bir sıfatım yoktu, Vakta ki (ne zaman ki) bayram tatili oldu,  bendeniz avdette (geri dönmekte) biraz geç geldim, dediler ki; sen Umuru Cezaiye (Ceza İşleri) müdürüsün, bendeniz umuru cezaiye nedir bilmiyorum, .. elimden geldiği kadar çalışıyordum. Bu meyanda vukua gelen İntihabı Memurini Adliye Encümenine (Adliye memurlarını seçim ve tayin komisyonuna) dâhil oldum. .. Bir vekâlet aldım .. kanuna itaat etmeyi pek iyi biliriz.”  Sf.56, 57  

    (Dr. Tevfik Rüştü ve Hamdullah Suphi Beyler işi şahsiyata dökmeyelim (kişiselleştirmeyelim) diyorlar. Bir Mebus Abdülkadir Kemali Bey İle Mehmet Şükrü Bey arasındaki mevzuyu bir komisyonun araştırmasını söylüyor.  Adliye Vekiline güvenoyu konuşulurken Dâhiliye Vekilinin cevaplaması gereken sorular ortaya çıkıyor ve celseye ara veriliyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 42, Celse:2 – Sf. 56, 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Ağustos 1920 tarihinde 42. İçtima 1. Celse:

    Mehmet Şükrü Bey’in Abdülkadir Kemali Bey Hakkındaki İstizahı (Soru Önergesi) Görüşülüyor:

    (Abdülkadir Kemali Bey’in 14 yaşındaki çocuğu kâtip olarak işe aldırdığından, hem müsteşar hem de avukatlık yaptığından, Dr. Nizamettin adında birisinin icra davasını üstlendiğinden, nüfuzunu kullanarak bu davayı kazandığından bahsediliyor. Bir memurun yerine dilekçe yazıp imzalayıp göreve atamak istiyor, tayin komisyonu engel oluyor. Eniştesini yüksek maaşlı göreve getiriyor. Abdülkadir Kemali Bey ilk Meclisin ilk yolsuzluk önergesinin kahramanı oluyor. Adliye Vekili Celalettin Arif elimizde yeterli delil yoktu, Hakkı Hami bey de vardı diyor.) Sf.51

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 42, Celse:2 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Abdülkadir Kemali Öğütçü Bey Orhan Kemal’in babası, 1923 Kasımında İstiklal mahkemesi başkanı olmuş daha sonra da İstiklal mahkemesinde yargılanmış, Kemal Paşa’ya muhalif, 1930’da Ahali Fırkasını kurmuş ilginç bir adam.

  • 2 Ağustos 1920 tarihinde 42. İçtima 2. Celse,

    Önce Çerkez Ethem Bey’in bir telgrafı okunuyor, Yunanı Demircide hezimete uğrattığını yazıyor. Ve Abdülkadir Kemali Bey’in görüşmelerine devam ediliyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 42, Celse:2 – Sf. 52 ile 70 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Ağustos 1920 tarihinde 42. İçtima 1. Celse:

    Garp Cephesi Kumandanı Ali Fuat Paşa’nın Yunan’a karşı taarruzun başladığını ve ilk harekâtın başarı ile sonuçlandığını bildiren telgrafı okunuyor. Çerkez Ethem’in yararlılıklarından bahsediliyor. Sf. 40

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 42, Celse:2 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Ağustos 1920 tarihinde 42. İçtima 1. Celse:

    Mebus harcırahlarının %45 artırılmasına dair kanun teklifi kabul edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 42, Celse:1 – Sf. 52 ile 70 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 31 Temmuz 1920 tarihinde 41. İçtima 2.

    Müdafai Hukuk Cemiyetlerinin Geleceği Hakkında Mustafa Kemal Paşa’nın Tezkeresi (hükümet adına verilen kanun teklifi:

    “Madde 1- Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetlerinin merkez üyeleri ve idarecileri, mahallin en büyük mülkiye memurlarının tahtı emrindedir (emri altındadır).  

    Madde 2- .. . Müdafai Hukuk Cemiyetlerinin himmet (destek) ve muavenetiyle (yardımları ile) vücuda getirilmiş ve getirilmekte olan Kuvayı Milliye namı tahtındaki (adı altındaki) Kuvvai musellaha (silahlı kuvvetler) mutlaka mahalli jandarma kumandanının bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) emrine tevdi olunacaktır (verilecektir). ……

    Madde 4- Müdafai Hukuk heyetleri, idarei hükümete müdahale etmekten ve kendi emirlerinde kuvvai musellaha bulundurmaktan katiyen memnudur (yasaklıdırlar). …… 1 Temmuz 1336 (1920)

                                                                   BMM Reisi Mustafa Kemal.” 

      (Bu takririn tamamı 6 madde.) Sf.30, 31

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 41, Celse:2 – Sf. 30,31) kitabından birebir alınmıştır.

  • 31 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse,

    Meclisi Mebusan’da mebus olup da İngilizlerin Malta’ya sürgüne gönderdikleri kişiler yeni mecliste mebus oldular:

    (Meclisi Mebusan kapatıldıktan sonra Malta’ya gönderilenlerden 9 Mebus, BMM azası sayılıp tahsisat bağlandı. Bunlar: Sivas Mebusları Rauf Paşa ve Kara Vasıf Beyler, Edirne Mebusları Şeref Bey ve Faik Beyler, İstanbul Mebusu Numan Efendi, Mersin Mebusu Cemal Paşa, İzmir Mebusu Tahsin Bey, Diyarbakır Mebusları Fevzi ve Zülfü Beyler.) Sf.16, 17

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 41, Celse: 2 – Sf. 16, 17) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 31 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse:

    Maarif Yani Öğretim Vekâleti Vekili Dr. Rıza Nur Hakkında İstizah (Gensoru):

    Çorum Mebusu Muallim memur Dursun Bey Dr. Rıza Nur’a soru yöneltiyor. Çorum’daki bir okula kaymakamlıktan azledilmiş birini, Maarif Vekâleti Müsteşarlığına da Subaşılıktan emekli bir zatı getirdi diyor:   

      Maarif Vekili (Öğretim Bakanı) Dr. Rıza Nur Bey (Sinop); (Çorumdaki Hasan Bey’in çok iyi bir öğretmen olduğunu, mülkiye mezunu olduğunu söylüyor. Müsteşar Kâzım Nami için, benim müsteşarım yok o bir tedrisatı taliye müdürüdür diyor.) “- … Kendisini (Önerge sahibi Dursun Bey’i) Ankara Maarif Müdüriyeti vekâletine tayin etmiştim. Aynı zamanda Ankara Sultanisi’nde de muallimdir. .. Bu bir meseleî hukukiyedir. Bir amir memuru tarafından suale maruz kalıyor.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 41, Celse:1 – Sf. 10 ile 12 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 31 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse,:

    Mehmet Şükrü Bey’in verdiği, Kastamonu Mebusu e Adalet Bakanı Abdülkadir Kemali Bey’in Yolsuzluğu Hakkında Gensoru Önergesi Görüşülüyor:

                                                “BMM Riyaseti Celile’sine

      ….Abdülkadir Bey’in haksız ve usulsüz terfileri (görevde yükselmesi), vezaifi memuriyetinde (memuriyet görevlerinde) suiistimal eylemesi (yetkisini kötüye kullanması) ve nüfuzu memuriyetini (memuriyet etkinliğini) menafii hususiyesi (özel menfaatleri) uğrunda sarf eylemesi gibi … halkın, meclisine karşı olan emanet ve itimadını (güvenini) kesretmektedir (azaltmaktadır) .. alakadarâne (ilgililerine) bildirildiği ve icabı icra edileceği (gereğinin yapılacağı) vait (vaat) edildiği halde mumaileyh (adı geçen) Abdülkadir Bey’in mesuliyetinin (sorumluluğunun) birinci sınıf mutasarrıflığa (sancak beyliğine) tayin edilerek bin sekiz yüz lira harcırah verilmek sureti ile Siirt’e gönderilmesiyle tecelli etmesi (ortaya çıkması) cidden pek elimdir. Adliye ve Dâhiliye Vekilinin istizahını (Gensoruya tabi olmalarını) teklif eylerim. 27 Temmuz 1336  (1920)                                                                              Mehmet Şükrü”

      Refik Şevket Bey (Saruhan) (Reddedelim diyor, insafsızcadır diyor.)       

      Mehmet Şükrü Bey; “-Evet efendim çok insafsızcadır. Çünkü dava vekili (avukat) olmak, bir dairei resmiyede (resmi dairede) bir vazife deruhte etmek (üstlenmek), sonra kendilerine mensup olan zatı on beş yirmi gün zarfında sekiz derece terfi ettirmek (alkışlar) insafsızlık olmuyor da, biz bu vazifei teşriiyemizi (yasama görevimizi) yaptığımız için insafsız oluyoruz….”    

      Mustafa Bey (Karahisarışarki) “- İşte mebusların hem memur ve ham de mebus olması bu gibi mehaziri daidir (sakıncaya sebeptir).”

    (Önerge kabul ediliyor, görüşülecek) Sf.11

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 41, Celse:1 – Sf. 10 ile 12 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mehmet Şükrü Bey, çok akıllı, Demokrat ve üretken bir adam. 1926’da İzmir Suikastı davasında idam edildi.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Abdülkadir Kemali Öğütçü Bey Orhan Kemal’in babası, 1923 Kasım’ında İstiklal Mahkemesi başkanı olmuş daha sonra da İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmış, Kemal Paşa’ya muhalif, 1930’da Ahali Fırkasını kurmuş ilginç bir adam.

  • 31 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse:

    Görevini Yapmayan Sivil Ve Askeri Bürokratlar Hakkında Görüşme;

    (Mehmet Şükrü bir istizah takriri (gensoru) veriyor, Reis Celalettin Arif es geçmek istiyor:)

                         “BMM Riyaseti Celilesine (Başkanlık Yüce Makamına)

    Taksirat ve idaresizlikleri (kusurları ve kötü yönetimleri) nedeni ile hepimizin yüreklerini yakan Bursa ve Alaşehir’in sükutuna (düşmesine) .. bais (sebep) oldukları katiyetle (kesinlikle) söylenen Bursa Kumandanı Bekir Sami ve Valisi Hacim Muhittin Beylerle, Alaşehir Cephesi Kumandanı Aşir Beylerin bugün infisallerini (işten el çektirilmelerini) öğrenmekle… haklarında söylenen sözler resmen teyit (onay) olunuyor demektir. Bunların taksirat ve idaresizlikleri nedir ve ne için şimdiye kadar bir divanı harbe (harp mahkemesine) tevdi edilmedi (verilmedi)?  Esbabını (sebeplerini) Dâhiliye ve Erkânı Harbiyei Umumiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı) Vekâletlerinden istizah ederim (gensoru veriyorum). 27 Temmuz 1336 (1920)                                                                                                                                                      Karahisarısahip Mehmet Şükrü “

    Hakkı Hami Bey Sinop); “-Efendim, Osmanlı Hükümetinin şimdiye kadar vezaifini (görevlerini) deruhte etmiş (üstlenmiş) olan vükelayı devletin (devlet vekillerinin, bakanların) harekâtını (hareketlerini) şöyle takip edecek olursak, şimdiye kadar hiçbir şeyden mesul edildiğini göremeyeceğiz kanaatindeyim. … fenalık yapmış bir ferdin hiçbir suretle mesuliyet gördüğünü görmedim.  Bunun esbabına (sebeplerine) gelince .. vaziyet (durum) müsait (uygun) değildir, hele duralım ,… Osmanlı tarihini açınız bu millet yedi yüz senedir hangi gün sükûnetle vakit geçirmiştir.  Bu zaman müsait değildir dememelidir. Yarın daha gayri müsait zamana düşmeyeceğimiz ne malum ?” 

      Mehmet Şükrü Bey; ” ..geçenki celsei hafiyelerde (gizli celselerde) vuku bulan istizahlarda (gensorularda, soru önergelerinde) Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi İsmet bey bu kürsüden pek haşinâne (kaba) bir surette Erkânı Harbiye vazifesini yapmıştır dedi. (gürültüler, devam sesleri) Vazifelerini yapmayanların mesul edilmek (sorumlu tutulmasının) zamanının geldiğini söylüyorum, şimdi tam zamanıdır.”

    (Bu takrir kabul edildi bir hafta sonra görüşülecek)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 40, Celse:1 – Sf. 8 ile 10 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse,

    13 Temmuz 1913 Milli Bayram Olarak Kutlanıyor;  

    Tunalı Hilmi Bey’in Saygı kelimelerinin yazılardan uzaklaştırılması ile ilgili takriri gürültülerle reddediliyor.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt; 2 – (22.05.1920 / 28.07.1920 – Sf.378) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): 13 Temmuz 1913’te, İttihat ve Terakkinin silah zoru ile iktidara geldiği gün milli bayram olarak kutlanıyor. Bu tarih aynı zamanda Osmanlı idaresinin yıkılıp, kişi diktatoryasının başladığı gündür.

  • 21 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse:

    Gümrük vergisinin arttırılması hakkında teklif var:

    (Soysallıoğlu İsmail Suphi Bey bir kanun taslağı hazırlıyor. Buna göre gümrük vergisini beş katına çıkartalım diyor. Çoğunluk buna taraftar:)          

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Bir de halkı düşünelim… Bir kere gümrük tezyidinden (artırımından) maksat emtiai dâhiliyeyi (yerli mallarını) himaye etmektir (korumaktır). Memleketimizde küp-güveçten başka bir şey çıkmıyor. Gümrük resmini tezyit etmek (arttırmak) halktan yeni bir para çekmekten maada (başka) bir mahiyeti haiz değildir. .. her şey pahalılaşacak.” Sf.393 

    Soysallı İsmail Suphi Bey (Burdur); “.. Duyunu Umumiye’nin (Genel Borçlar İdaresi) yaptığı istatistiğe nazaran (göre) geçen sene Eyyam Farkı Fiyatı (enflasyon) yüzde iki bin beş yüz idi, şimdi yüzde bin sekiz yüz kadara inmiştir.” Sf. 394

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 40, Celse:1  – Sf. 370 ile 394 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Enflasyon; % 1.800

  • 12 Temmuz 1920 tarihinde 32. İçtima 1. Celse:

    Büyük Bozgun Soruşturmasına Devam:

    Refik Bey (Konya); ”-…bir takım kazalardan, livalardan, vilâyetlerden, haklısı haksızı, memurlar azledilmiş ve buraya getirilmiş ve bunların yerine haklı haksız memurlar gönderilmiştir. Sf. 296 … şekil üzerinde oynarlar ve kendisinden yukarıda bulunan amirlerini ikna etmek için var kuvvetiyle çalışırlar. Tomtoraklı (tumturaklı) yazılarla lâyihalarla (tasarı, öneri raporu) kendilerini iş yapmış gibi gösterirler.” Sf. 297          

    Mehmet Şükrü Bey; “-…. Konya’da bulunan Konya Valisi Suphi Bey ile Kolordu Kumandanı Fahrettin Bey hakikatten Konya efkârının (kamuoyunun) ihtilâline (karşı çıkışına, isyanına) sebep olmuştur.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 32, Celse:2  – Sf. 287 ile 303 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Maarif vekili Dr. Rıza Nur Bey elde vasıflı memur yok diyor. Reis Paşa ise olayın hükümete gensoru şeklini almasından korkuyor ve telaşlanıyor. “Memurları Dâhiliye Vekâleti teklif eder kabine sadece onaylar” diyor. Dâhiliye Vekilini kurtların önüne atıyor. Hamdullah Suphi Bey çok süslü ve heyecanlı bir konuşma ile ortalığı yatıştırıyor. Sf. 300,303