Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Son günlerde bilinçsizce ” aman dil, dil efendim”, “Çok şey, çok şey” ve “Saat Kaç?”   “Vealeykümselam” diyerek gözlerini kapattılar.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 78, 79) kitabından birebir alınmıştı.

  • Atatürk ölünce, Saray ani bir biçimde boşalıverdi. 

    … Atatürk ölmüş, Saray’a feryadı figan içinde, ona karşı son sadakati hayatı bahasına gösteren aziz arkadaşımız Salih kanlar içinde bitap yatarken, Saray ani surette boşalmış, birkaç arkadaş dertlerimizle, teessürümüzle baş başa kalıvermiştik. Tıpkı tarihlerde gördüğümüz gibi bir tarafta Padişahın hasıra sarılmış cenazesi, diğer tarafta Kılıç Alayı (Merasim kıtası) merasimi hazırlıkları gibi bir havanın estiği hissediliyor.  

    Ankara’da Reisicumhur seçimi, Bakanlar Kurulu seçimi var. Bütün reisicumhur memurları hemen Ankara’ya çağrılmışlar, zavallı Hasan Rıza yapayalnız iş başında kalmış, Sarayı ne arayan ne soran kalmış!   

    Bu elim manzaraya isyan etmemek kabil olmadı. Ankara telefonla bulundu, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Baki Bey telefon başına çağırıldı. Bu acı hal ve manzara Celal Bayar’a intikal ettirildi….. aradan bir saat kadar bir zaman geçmişti ki Saray’da bir faaliyet başladı. Ordu Müfettişinin cenaze törenine ve hazırlıklara memur edildiği bildirildi. Resmi üniformalı subaylar tarafından Atatürk’e resmi saygı nöbetleri tutulmaya başlandı.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Beni bir an önce Ankara’ya götürün, yapılacak önemli işler var!

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştı.

  • “19.05.1932’de Resmi Gazete ile ilan edilen Özel Kanun şudur;

    1- Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin, Kanunu Medeninin 452 nci maddesi dairesindeki, tasarrufları mahfuz hisseler hakkındaki hükümden müstesna olup, bütün mallarında muteberdir.

    (Vasiyet ile görevli kişi Hasan Rıza Bey.)

    “Mal olarak nemiz varsa bir listesini yap bana getir!”  Listeyi incelemeye aldı. “-Bunları ikiye ayıracağız. Bir kısmı hayatta bulunduğumuz sürece üzerimizde kalması gerekendir. Nakitler, hisse senetleri, Çankaya’daki Köşk’le eşyası gibi… Yapacağımız belgeye işte bunları koyacağız. Diğerleri yani, başka yerlerdeki evleri ve emlaki, Ankara’ya döner dönmez yerel belediyelere veya diğer kurumlara verir, işlemlerini yaptırırız.” buyurdu.   Vasiyeti; “Maliki olduğum bütün nukut (nakitler) ve hisse senetleri ile Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul mallarımı CHP’sine gelecekteki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum;

    1-Nakitler ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.   

    2- Her yılki nemadan bana hâsıl olan nispetleri (oranları) şerefi mahfuz (saklı) kaldıkça, yaşadıkları müddetçe Makbule’ye ayda bin, Afet’e sekiz yüz, Sabiha Gökçen’e altı yüz, Ülkü’ye iki yüz lira ve Rukiye ile Nebile’ye şimdiki gibi yüzer lira verilecektir. 

    3- Sabiha Gökçen’e bir mesken tedariki için ayrıca para verilecektir.  

    4-Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev emrinde bulunacaktır.  

    5- İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal (tamamlamak) için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır. 

    6- Her sene nemadan geriye kalan miktarı yarı yarıya Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 60 ile 63 arası) kitabından birebir alınmıştı.

    BAKKAL’IN NOTU (2008): Cem İpekçi’nin Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi kitabından alındı: İkinci miras: Mustafa Kemal Atatürk: 1938 yılında sağlığı iyice bozulan Atatürk, 5 Eylül’de mutemedi ve Çankaya Köşkü Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ı yanına çağırtarak, mal varlığını tespit etmesini ister. Soyak’ın hazırladığı liste şöyledir: 1) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri, 2) Çeşitli yerlerde 650 bin fidan.3) 400 dönüm Amerikan Asma Fidanlığı. Burada 560 bin kök bağ çubuğu. 4) 220 dönüm bağ. Burada 88 bin adet bağ çubuğu vardır. 5) 370 dönüm çeşitli sebze yetiştirmeye elverişli bahçe. 6) 220 dönüm 6 bin 600 ağaçlı zeytinlik. 7) 27 dönüm 1.654(bin altı yüz elli dört) ağaçlı portakallık. 8)15 dönüm kuşkonmazlık. 9) 100 dönüm park ve bahçe. 10) 2 bin 650 dönüm çayır ve yoncalık. 11) 1.450 (bin dört yüz elli) dönüm yeni tesis edilmiş orman. 12) 148 bin dönüm ziraata elverişli arazi ve meralar. 13) 45 adet büyük ve küçük idare binası ve ikametgâh, bütün mefruşat ve demirbaşları ile beraber. 14) 7 adet 15 bin baş koyunluk ağıl.15) 6 adet Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandıralar. 16) 8 adet at ve sığırlara mahsus ahır. 17) 7 adet umumi ambar. 18) 4 adet hangar ve sundurma. 19) 4 adet lokanta, gazino, ve eğlence yerleri, lunapark. 20) 2 adet çeşitli imalat yapan fırın. 21) 2 adet, çiçek ve süsleme nebatı yetiştirmeğe mahsus yer. (Toplam Bina 51 adet). 22) Bira Fabrikası: (Yılda 7 bin hektolitre üretme kapasitesine sahip.) 23) Malt Fabrikası. 24) Buz Fabrikası; (Günde dört bin ton buz üretme kapasitesine sahip) 25) Soda Ve Gazoz Fabrikası: (Günde 3 bin şişe soda ve gazoz üretebilecek kapasitede.) 26) Deri Fabrikası. 27) Ziraat Aletleri Ve Demir Fabrikası. 28) Süt Fabrikaları; Biri Ankara diğeri ise Yalova’da olan bu iki fabrika günde 30 bin litre süt ve bir ton tereyağı üretme kapasitesinde. 29) İki Yoğurt İmalathanesi. 30) Şarap İmalathanesi: Yılda 80 bin litre şarap üretme kapasitesine sahip. 31) Değirmen. 32) İstanbul’daki bir çelik fabrikasının yüzde kırk hissesi. 34) Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da kurulu iki tavuk çiftliği. 35) Yalova’da ki Çiftliklerde İki Hususi İskele ve Liman Tesisatı. 36) Üçü Ankara’da Ve İkisi İstanbul’da ‚’Beş Satış Mağazası’nın bütün tesisat ve demirbaşları. 37)Orman Çiftliğinde; Hususi sulama tesisatı, kanalizasyon, Telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevziatı şebekesi. 38)Yalova Çiftliğinde; Hususi Su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. 39) Silifke Tekir Çifliği’nde; hususi sulama tesisatı, beton köprüler. 40)Orman Çiftliğinde kurulu Çiftlik Müzesi ve ufak mikyasta Hayvanat Bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları. 41) 13 Bin Baş Koyun. Kıvırcık, Merinos, Karagül, Karaman ırklarıyla bunların melezleri. 42) 443 Baş Sığır, Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep yerli ırklarıyla bunların melezleri, yeni üretilen Orman ve Tekir cinsleri. 43) 69 baş İngiliz, Arap, Macar, yerli ve bunların melezleri Koşum Ve Binek Atları. 44) 2 bin 450 baş Tavuk, Legorn, Rodayland ve yerli ırklar. 45) 16 adet traktör, 13 adet harman ve Biçer Döver Makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan Ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat alet ve edavatının Tamamı. 46) 35 Tonluk bir adet Deniz Motoru. Yalova çiftliğinde. 47) 5 adet, Çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan Kamyon ve Kamyonet. 48) 2 adet Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan Binek Otomobili. 49) 19 adet, Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan, binek ve Yük Arabası. (Kaynak; İsmail Cem, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi, Sf. 261-264 arası)

  • “Atatürk, İskenderun – Antakya ve havalisi Türklerinin Hatay ülkesi Türklerinden olduğunu… İlmi bir şekilde ortaya çıkartmıştı.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Atatürk Salih’e; “-İsmet Paşa’ya benden niçin bahsediyorsun, neden telefon ediyorsun? Bunun anlamı nedir? Bu hareketinizi hiç beğenmedim!” diyerek muaheze ediyor.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştı.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Kemal’in siroz olduğu anlaşılınca, Salih Bozok hemen Celal Bayar ve İsmet İnönü’ye durumu bildiren mektuplar yazıyor. Celal Bayar Başbakan ve sık sık gelip ziyaret ediyor. İsmet Paşa’da ise en küçük bir ilgi yok.

  • “Bu adam ölürse ben yaşayamam!” diyor.

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştı.

    BAKKAL’IN NOTU (2022); Nitekim Paşa vefat edince Bozok intihar etmiş ancak ölmemiş.

  • “Bütün dünyanın bir deha olduğunda ittifak ettikleri (birleştikleri) Atatürk…”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştı.

  • “1938 yılı Şubatında Yalova’ya gitmiştik, o zaman kaplıcalar müdürü olan Prof. Nihat Reşat Bey’e kendilerini muayene ettirmişlerdi… 

    Atatürk’ün karaciğerinin büyümüş olduğunu tespit etti.

    Bacak ve karnında bazı kaşıntılar başladı. Bilhassa bacakları daha çok kaşınıyordu.  Burun kanaması da sık sık tekerrür ediyordu. Bacaklarında da biraz şişkinlik peyda olmuştu.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 25 ile 30 arası) kitabından birebir alınmıştı.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Profesörden kaplıca müdürü olmuş, bu Profesör daha sonra Sağlık Bakanı da olacak.

  • “Atatürk’ün en küçük bir şeyden hiddetlendiği görülüyordu. … Bazı tıynetsiz heriflerin, Atatürk’ün son zamanlarda iki kadeh rakı ile zıvanadan çıkmış olduğunu söylemeleri tamamen yalandır. .. Adice, alçakça propagandadan ibarettir.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Soğuğa karşı direnci azalmış, halsizlik başlamış, benzi solmuştu. .. Sarayının birinci katından ikinci katına asansör yapılmak zarureti ortaya çıkmıştı. .. Sarayın bir salonundan diğerine giderken sık sık mola vermekten, hatta otomobiline binerken bağdaş kurup oturmaktan rahatsızlık duyuyorlardı. 1937 yazında, Florya’da… idrarla birlikte kan gelmişti. İçinde pıhtı halinde görülen bu kan bizi korkutmuştu. Genel muayene ve tahliller ne kalbinde ne de ciğerlerinde hiçbir şey olmadığı beyanıyla ..

    Sık sık burun kanaması ve iştahsızlık var.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 11, 12) kitabından birebir alınmıştı.

  • Atatürk şu hikâyeyi anlatıyor; “Bismarck çok şampanya içermiş. Doktorları artık alkolü kesme zamanının geldiğini kendisine ima etmişler. Bismarck doktorlarına; “Söyledikleriniz doğru olabilir, fakat ben doktorumu terk ederim şampanyamı terk etmem!” demiş.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştı.

  • Mussolini; “-Atatürk’ün ölümünü beklemeli!” demişti.   Atatürk, Tahsin Uzer’in yalısının balkonundan halka; “-Mussolini iyi bilmelidir ki, ben ölmeyeceğim!

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Ben yirmi küsur yıl kendilerinden bir an ayrılmamak mutluluğunda bulundum ve bu zaman içinde nezleden bile esaslı yattıklarını hatırlamıyorum.”

    Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 5 ile 7 arası) kitabından birebir alınmıştı.     

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Birinci Dünya savaşı yıllarında bir böbrek rahatsızlığı yaşadığını işittim diyor. 1924 yılında, yaya olarak gezerken, birden bire rengi sararıyor ve ter geliyor; “- Çocuklar bana bir fenalık geldi!” deyip yere oturuyor. Dr. Neş’et Ömer Bey bakıyor ‘yorgunluktan’ diyor. Hükûmet Avrupa’dan iki doktor getiriyor, teşhis aynı. Fakat yediklerine de sınırlama getiriyorlar. Raporlarını Türk doktor yayınlıyor, “elemi asabi” yani stresten kaynaklanan kalp krizi diyor.

  • “Atatürk çok sıkılgan bir insandı. Profesör Neşet Ömer Bey; “-Kılıç Ali Bey, tarihteki dâhileri inceleyecek olursak hepsinin sıkılgan ve uykusuz olduğunu görürsünüz.” dedi.”

    Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Ara sıra biraz da hasisliği vardır…. Bazen meselâ vermeyi, hediye etmeyi kararlaştırdığı bir şeyi son dakikada vermeye kıyamaması gibi geçici haleti ruhiyesinden (ruh halinden) ileri gelmekteydi.   Salih Bozok ile beraber yanında oturuyorduk; “Çocuklar! Size bugün birer hediye vermek istiyorum!”   Gardırop odasına çıktım. Atatürk; “-Size birer kalpak vereceğim!” diyerek emir verdiler ve kalpak dolabını açtırdılar. Dolapta on beş yirmi kadar kalpak vardı. Bu yirmi kalpağı yine ayrı ayrı bana ve Salih’e giydirdiler. Nihayet bütün kalpaklar, ikimizin başında denendikten sonra; “-Bakınız çocuklar! Bunların hepsinin ayrı bir zevki var. Affedersiniz, sizlere veremeyeceğim!” Diyerek Salih’e burnu örülmüş bir çorap, bana da bir kravat vermişlerdi!”

    Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 114, 115) kitabından birebir alınmıştı.

    BAKKAL’I NOTU (1995): Kılıç Ali bu kitapta Kemal Paşa’nın cömert olduğunu da yazmıştı.

  • “Atatürk’ün sofrada birden bire; “-Bugün bana bir rüşvet verdiler!” ve “-Bekir!  Bugün bana gönderilen şu pırlanta tabakayı getir!” emrini verdi.    Biraz sonra bu altın tabaka geldi.    Paşa, bunun, Milli Savunma Bakanlığında taahhüt işlerine girişen bir arkadaşından geldiğini söyleyerek; “-Bana bunu verirlerse, Milli Savunmada filan efendiye veyahut hatta Milli Savunma Bakanına acaba ne verirler?”  Recep Peker (Milli Savunma Bakanı) .. bu sorudan müteessir oldu (olumsuz yönde etkilendi)  Belliydi ki bu bir ihtardı.”

    Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Atatürk omleti çok severdi.”

    Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştı.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Siroz olan bir insan yumurta yememeli. Ya Paşa yumurtayı sevmiyor veya Paşa Siroz değilmiş.

  • “Atatürk’ün kendilerine has telaffuz ettiği bezi kelimeler vardır. Meselâ; tabanca’ya tapança, kırbaç’a kırpaç, henüz’e henüs, muhakkak’a muhakkaka, yoğurt’a yuğurt, sarhoş’a sarfoş derlerdi.”

    Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Mustafa Kemal Park Otel’inde halk ile bir arada oluyordu.”

    Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştı.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Halk Park Oteli’ne geliyormuş.