Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Pakistanlı gazeteci ve İslam ideoloğu Abul Ala Mawdudi’nin belirttiği gibi: “İslam bütün dünyayı istiyor ve kendisini sadece bir kısmıyla sınırlamıyor. Meskûn, dünyanın tamamına göz dikiyor ve gerek duyuyor. Bir toprak parçasıyla yetinmek yerine, bütün kâinatı talep ediyor (ve) hedefine ulaşmak için savaş araçlarından yararlanmakta duraksamıyor.” Sf. 318

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı toplumlar -örneğin aşırı İslami teokrasiler- çok fazla eşitliğin, serbestliğin, özgürlüğün, zenginliğin ve sosyal refahın ahlaksızlığa, hovardalığa, önüne gelenle yatmaya, pornografiye fuhuşa, küçük yaşta gebe kalmaya, intiharlara, kürtajlara, zührevi hastalıklara, uyuşturucu bağımlılığına ve rock n’roll müziğine yol açtığına inanıyor. Ed Husain, Britanya’da İslami aşırılığı ve beyninin yıkanmasıyla Müslüman Kardeşler örgütüne katılışını konu alan İslamcı adlı kitabında, örgütün “Anayasamız Kuran, Yolumuz Cihat, Arzumuz Şehadettir” düsturunu benimsediğini aktarır. Bir hücre üyesi ona şunu anlatır: “Demokrasi haramdır! İslam anlayışında yasaktır. Bunu bilmiyor musun? Demokrasi Yunanca demos ve kratos kelimelerinden türetilmiş bir kavramdır, halkın yönetimi anlamına gelir. İslam’da biz yönetmeyiz; Allah yönetir... Dünya günümüzde habis özgürlük ve demokrasi kanserlerinin pençesinde kıvranıyor.” Sf. 317, 318

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 317, 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1.İnsanlar arasında cüsse, kuvvet, hız, çeviklik, eşgüdüm ve diğer özellikler bakımından açık ve nicel farklılıklar, bazılarının ötekilerden daha başarılı olmasını getirir; bu farklılıkların en az yarısı kalıtımla geçer.

    2.İnsanlar arasında bellek, sorun çözme yetisi, kavrayış hızı, matematiksel yetenek, mekânsal akıl yürütme, sözel beceriler, duygusal zekâ ve diğer özellikler bakımından açık ve nicel düşünsel farklılıklar, bazılarının ötekilerden daha başarılı olmasını getirir; bu farklılıkların en az yarısı kalıtımla geçer.

    3.Davranış genetiğinin ve ikizler üzerine çalışmaların ortaya koyduğu bulgular, insanlar arasında mizaç, kişilik ve birçok siyasal, ekonomik ve sosyal tercih bakımından görülen değişkenliğin yüzde 50 ila yüzde 40 oranında genetiğe bağlı olduğunu gösterir. Sf. 310, 311

    7.Karşılıklı fedakâr olma ilkesi, yani “Sen beni kollarsan, ben de seni kollarım” anlayışı evrenseldir; elde ettikleri şey sadece sosyal statü olsa bile, insanlar doğaları gereği karşılığında bir şey almaksızın cömertçe vermeye yanaşmazlar.

    8.Ahlakçı ceza ilkesi, yani “Ben seni kolladığımda sen beni kollamazsan, sana ceza veririm” anlayışı evrenseldir; insanlar sürekli alan ama neredeyse hiç vermeyen kaytarıcılara uzun süre hoşgörü göstermez.

    9.Hiyerarşik sosyal yapılar neredeyse evrenseldir. Eşitlikçilik sadece kaynakların kıt ve özel mülkiyetin yok denecek kadar sınırlı olduğu bir ortamda yaşayan küçük avcı-toplayıcı toplulukları arasında (zar zor) işler. Sf. 311

    10.Saldırganlık, şiddet ve tahakküm, başta kaynak, kadın ve özellikle statü peşindeki gençler arasında olmak üzere neredeyse evrenseldir. Sf. 312

    11.Grup içinde dostluk ve gruplar arası husumet neredeyse evrenseldir. Sf. 312

    12.İnsanların birbirleriyle ticaret yapma isteği neredeyse evrenseldir – tabii ötekilerin ya da toplumun yararını gözeten özverili yaklaşımla değil, eş dostun yararını gözeten bencil yaklaşımla. Sf. 312

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 310 ile 312 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunun yerine genler mizacı kodlar ve insanlar genelde kişilik tercihleri temelinde kendilerini ahlaki değerlerin sol ve sağ kümelerine göre sınıflandırırlar. Liberaller incinme/gözetme ve hakkaniyet/karşılıklılık değerlerini öne çıkarırken, muhafazakârlar grup kimliği/sadakat, otorite/saygı ve saflık/kutsallık değerlerini vurgularlar. Sf. 306, 307

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 306, 307) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sosyal uyum için toplumun hem cömertliği özendiren, hem de kaytarmayı cezalandıran bir sistemi oturtması gerekir.

    Modern dünyada bu türden iki sistem (din ve devlet) vardır. Her ikisi de yaklaşık beş bin ila yedi bin yıl önce, sosyal kontrol ve siyasal uyum ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya çıktı. Sf. 304

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 304) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1-İncinme / gözetme: bağlanma sistemlerine sahip memeliler olarak geçirdiğimiz uzun evrimle ilişkilidir ve başkalarının acısını hissetmeyi (ve bundan hoşlanmamayı) sağlayan bir yetidir. İyilik, yufka yüreklilik ve duygusal destek gibi ahlaki erdemlerin temelinde yatan şey budur. Sf. 301

    2.Hakkaniyet / karşılıklılık: “Sen beni kollarsan, ben de seni kollarım,” anlayışıyla karşılıklı fedakâr olmayı getiren evrim süreciyle ilişkilidir. Bunun zamanla haklı ve haksız alışverişlere ilişkin içtenlikli doğru ve yanlış duyularına dönüşmesi, adalet, hak ve bireysel özerklik gibi siyasal ideallere varmayı getiren bir temeldir. Sf. 301

    3.Grup kimliği / sadakat: değişen koalisyonlar oluşturma yeteneğine sahip bir kabile türü olarak yaşadığımız uzun tarihle ilişkilidir. Aynı kabileden olduğumuz kişilerle grup kimliğine dayalı dostluk kurmamız, başka bir kabileden olan kişilere karşı gruplar arası husumet beslememiz evrimle kazanılan bir yatkınlıktır. Bu temel bir kabile içinde “kardeşçe birlik” etkisini doğurur ve gruba yönelik yurtseverlik ve özveri gibi erdemlere dayanak oluşturur. Sf. 301

    4.Otorite / saygı: hiyerarşik sosyal etkileşimlere dayanan uzun süreli primat tarihimizle şekillenmiştir. Otoriteye boyun eğmemiz, liderlere ve uzmanlara saygı göstermemiz, sosyal konumu bizden yüksek kişilerin kurallarına ve buyruklarına uymamız evrimle kazanılan doğal bir eğilimdir. Bu temel meşru otoriteye ve geleneklere saygıyı da kapsamak üzere önderlik ve takipçilik gibi erdemlere dayanak oluşturur. Sf. 301, 302

    5.Saflık / kutsallık: tiksinti ve kirlilik psikolojisiyle şekillenmiştir. Temiz şeylere yönelmemiz ve kirli şeylerden uzak durmamız evrimle kazanılan duygulardır. Bu temel şehvetten daha uzak, daha yüce ve soylu yaşama çabasına dönük dinsel anlayışlara dayanak oluşturur ve bedenin ahlaka aykırı uğraşlarla ve kirletici şeylerle kutsallığı bozulabilecek bir tapınak olduğu inancını öne çıkarır. Sf. 302

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 301, 302) kitabından birebir alınmıştır.

  • Darwin ve Wallace yeni türleri yaratmada (doğaüstü bir yaratıcı dışında) bir doğal gücün rol oynadığına inanıyorlardı ve bunun doğal seçilim olduğunu buldular. Einstein ve Hubble evrenin büyük ölçekli yapısının doğaüstü müdahaleler yerine doğa yasalarının işleyişiyle anlaşılabileceğine inanıyorlardı; sonunda bunu görelilik ve yerçekimi ilkelerinde buldular. Böyle nihai açıklamalar aramamızın sebebi kalıp arayan ve özne varsayan primatlar olmamızdır; çünkü beynimiz kalıplar ve özneler bulacak şekilde döşenmiştir, bu kalıplar tamamen doğal ve özneler düpedüz doğa yasaları ya da diğer cismani varlıklar olsa bile. Sf. 265

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinsel itikadın ve Tanrı’ya inancın aynı ölçüde uyarlanmaya bağlı evrim açıklamaları vardır. Din, topluluk kenetlenmesini ve ahlaki davranışı pekiştirmek üzere evrimle ortaya çıkmış bir sosyal kurumdur. İnsan kültürünün fedakârca, karşılıklı fedakârlık ve dolaylı fedakâr olmayı özendirmeye ve bir sosyal topluluğun üyeleri arasında işbirliğine ve yardımlaşmaya bağlılık düzeyini açığa çıkarmaya yönelik ayrılmaz bir mekanizmasıdır. Sf. 241

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’ya inanırken ya da âşık olurken yaşadığımız duyguları açıklamak için bilimin sunduğu şeyler çatışmalı değil, tamamlayıcıdır; küçültücü değil, katkı sağlayıcıdır. Birine âşık olduğumda ilk baştaki şehevi duygularımın testosteron salgılamayı tetikleyen hipotalamusun ürettiği bir sinir hormonu olan dopaminle, yani cinsel arzuya yön veren hormonla arttığını ve daha köklü bağlanma duygularımın ise hipotalamusta sentezlenen ve hipofiz tarafından kana salgılanan oksitosin adlı bir hormonla pekiştiğini bilmek bana son derece ilginç geliyor. Dahası, hormon kaynaklı bu tür sinir yollarının, aciz bebeklere uzun süreli bakma açısından bir evrim uyarlanması olarak, yakın ilişkiye yatkın tek eşli canlı türüne özgü olduğunu bilmek, öğreticidir. Çocuklar bize ihtiyaç duyduğu için âşık oluruz! Sf. 240

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim doğaüstü alanda değil, doğal alanda iş görür. Aslında, doğaüstü ya da normal-ötesi diye bir şey yoktur. Sadece doğal şeyler, normal şeyler ve henüz doğal sebeplerle açıklanamayan gizemler vardır. Doğaüstü ve normal-ötesi gibi kelimelere başvurmak, sadece doğal ve normal sebepleri bulmamıza ya da bunları bulamayınca ilgisizlikten dolayı aramayı bırakmamıza kadar bir dilbilimsel yer tutucu sağlar. Sf. 238

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 238) kitabından birebir alınmıştır.

  • Einstein’ın Tanrı üzerine en ünlü görüş beyanı, soruya en fazla elli kelimeyle cevap vermesinin istendiği bir telgrafta karşımıza çıkar. Cevap istenenden de kısaydı: “Spinoza’nın var olan her şeyin geçerli uyumunda kendisini açığa vuran Tanrı’sına inanıyorum; ama insanların yazgılarıyla ve davranışlarıyla uğraşan bir Tanrı’ya inanmıyorum.” Sf. 236

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 236) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı kozmologların öngördüğü gibi, evrenler göçen karadeliklerden ortaya çıkmışsa, yeterince ileri bir DDZ’nin bir yıldızın bir karadeliğin içine göçüşünü tetikleme yoluyla bir evren bile yaratması akla sığmayacak bir iş değildir.

    Canlıları, gezegenleri, yıldızları ve hatta evrenleri düzenleyebilen bir zeki varlığa ne ad verirdik? Bu mühendisliğin temelinde yatan bilim ve teknolojiyi bilmemiz halinde, ona dünya dışı zekâ derdik; temelde yatan bilim ve teknolojiyi bilmememiz halinde ise, ona Tanrı derdik. Sf.233

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arthur C. Clarke’ın üçüncü yasası: “Yeterince ileri her teknoloji büyüden ayırt edilemez.” Clarke’ın birinci yasası: “Seçkin ama yaşlı bir bilimci bir şeyin mümkün olduğunu belirtirse, neredeyse kesinlikle doğruyu söylüyordur. Bir şeyin mümkün olmadığını belirtiyorsa, çok büyük olasılıkla yanılıyordur” Clarke’ın ikinci yasası: “Mümkün olanın sınırlarını keşfetmenin tek yolu biraz öteye geçerek mümkün olmayanın alanına girmektir.” Sf. 231

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeterince ileri bir dünya dışı zekâ, Tanrı’dan ayırt edilemez. Sf. 231

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’nın varlığını kanıtlama yükümlülüğü inançlılara düşer; inançsızlar için Tanrı’nın varlığını çürütme yükümlülüğü yoktur. Sf. 230

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’nın varlığı konusunda kişisel vahiy gibi yan savlara yönelirler; oysa vahiy, tanım gereği kişiseldir ve vahiy deneyimini paylaşmamış olan ötekiler açısından kanıt yerine geçmez. Sf. 230

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Agnostik daha fazla bulgu toplanana kadar karar vermekten kaçınan biri demek değil midir? Sf. 227

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bakireden doğma efsaneleri aynı şekilde bütün zamanlarda ve coğrafyalarda karşımıza çıkar. Bir erkeğin bildik yardımı olmaksızın anne rahmine düştüğü ileri sürülenler arasında Dionysos, Perseus, Buda, Attis, Krişna, Horus, Mercury, Romulus ve haliyle İsa sayılabilir. Antik Yunan Şarap Tanrısı Dionysos ile Nasıra’lı İsa arasındaki paralelliklere bir bakalım. Her ikisinin de bakire bir fani kadından doğduğu söylenir, ama göklerin efendisine baba konumu yakıştırılır; her ikisinin de öldükten sonra dirildiği, suyu şaraba dönüştürdüğü, yaratıcının etini yeme ve kanını içme fikrini ortaya attığı ve insanlığın kurtarıcısı olduğu ileri sürülür. Sf. 224

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 224) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bununla birlikte, dopaminin birçok inançta olduğu gibi dinsel inançta da rol oynaması, bu kitabın beyinde çok çeşitli bağlamlarda inançları yaratan ve değerlendiren belirli alanlarla bağlantılı bir inanç motorunun bulunduğu yolundaki tezini desteklemektedir. Bu motorun oynadığı rollerden biri, en başta Tanrı’ya inancı da kapsamak üzere, varsayıma dayalı bütün savlara inancı ödüllendirmektir. Bir başka deyişle, Tanrı’ya inanmak rahatlatıcı ve ödüllendiricidir. Sf. 222

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir fareyi ya da bir insanı dopaminden yoksun bırakırsanız, katatonik (1) hale gelirler. Dopamin salgılamasını uyardığınızda ise, farelerde çılgınca davranışlar ve insanlarda şizofrenik davranışlar ortaya çıkar. Sf. 220

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2018); Katatoniklik; kaslarda balmumuna benzeyen katılık