Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Feridun Fikri Bey Dersim Mebusu, demokrat ve düzgün bir insan, hukukçu. Korkudan sapıtıyor:)

    Feridun Bey “-.. Bazı insanlar ulu orta konuşurlar, gevezelik ederler Reis Bey. Bu da bir cürümdür (suçtur)” deyince dinleyiciler gülmeye başlarlar. Feridun Fikri Bey büsbütün heyecanlanarak iyice sapıtıyor;

    “-Sözle de cinayet suçu olur. Örneğin genel bir yerde, bir Mebus kalkar da bu Hükûmeti tepelemek gerekir, memleketi mahvediyor derse “halkı isyana teşvik” mahiyetinde olduğundan hemen yakalanır.” diyor.

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Altmış iki yaşında bir ihtiyarım. Bundan sonra benim için ihtilal yok, itidal(ılımlılık) var. Bugüne kadar vatanıma, milletime namusumla hizmet ettim. Rica ederim, haysiyetim, namusum ve şerefimle oynamayın!” Dinleyiciler bu feryat karşısında sarsılmışlar, gözyaşlarını güç tutmuşlar.

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • Reis “- Terakkiperver Cumhuriyet Partisini kimler kurmuştu, kim istemişti?” diyor.         

    Canpolat; “-Yunus Nadi Bey tarafından istendi. Meclis’te çıkmış, bizim için, “Ben onlarla çalışmam, ayrı oturmalıyız.” demiş. Siz de (Reis’e söylüyor) parti üyesi idiniz, Nadi Bey’in hücumlarına ses çıkarmadınız.”

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savcı; “-Şimdiye kadar süregelen muhakemeler, meselenin iki kısım arz ettiğini gösteriyor; Birisi, Reisicumhur Hazretlerine burada, İzmir’de suikast girişiminde bulunanlar, diğeri de memlekette suikast yapmak ve Hükûmeti devirmek amacı ile bir kara çete vardır ki eski ittihat ve Terakki erkânından oluşmuştur.  … bunların da Ankara’da muhakeme edilmesine .. karar verilmesini talep ve rica ederim.” 

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 82, 83) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Reis, ne alakası varsa, Cavit Bey’e İttihat ve Terakki döneminden sorular soruyor. Sonra soracak bir şey bulamayınca, İttihat ve Terakki dönemini İzmir Suikastı ile birleştirmeyi beceremeyince sözü savcıya bırakıyor. Savcı, Necip de soru soracağına hüküm veriyor! Rezalet diz boyu! Adamı asacaklar bahane arıyorlar 

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Halis Turgut Bey, suikast işinden haberinin olduğunu reddediyor. Ziya Hurşit ile yüzleştiriliyor, Ziya Hurşit’in haberi vardı sözüne karşı yalan söylediğini iddia ediyor.

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 80) kitabından not alınmıştır.

  • “Gazi Paşa’nın en eski ve yakın arkadaşlarından, Kurmay Albay emeklisi, Eskişehir Mebusu Arif Bey getirildi.  Laz İsmail’i bir gece otomobili ile evine alıp yedirip – içirip yatırdığı, Laz İsmail tarafından iddia ediliyor. Arif Bey yalanlıyor. Arif Bey’in şoför ve Aşçısı da Laz İsmail’i doğruluyor.”

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 63, 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şükrü Bey; “… Bir avukat tutacağım!” diyor.   

    Reis: “-İstiklâl Mahkemeleri, dava vekillerinin (Avukatların) cambazlığına gelmez. Mahkememizin derecatı (bir üst mahkemesi) yoktur. .. Avukatlarla falan geçiştirilecek zamanımız yoktur.” diyor.”

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Birinci devrenin Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey hiç kimseye suç isnat etmiyor. Lazistan Mebusu Ziya Hurşit, Şükrü Bey’i suikastın başköşesine oturtuyor. Mahkeme Heyeti bunları yüzleştiriyor. Orada da benzer şeyler oluyor. Ziya Hurşit, Şükrü Bey’i Abdülkadir Bey’in ele verdiğini söylüyor.

  • (İstiklâl Mahkemesi Heyeti: Müddeiumumî yani Savcı Necip Ali, Mahkeme reisi Ali Çetinkaya, Meclis’te Halit Paşa’yı öldüren, Kel Ali, Üyelerin içinde Kılıç Ali de var:) 

    Reis, Ziya Hurşit’ e soruyor; “-İzmir’e ne amaçla geldiniz?” 

    “-Sarı Efe Edip Bey’le temas için geldik…. Amacımız suikast idi!”  

    “-Açık olarak suikasta (1) niyetle geldiğinizi söylüyorsunuz. İtiraf ediyorsunuz!”  

    “-Evet! Gizleyecek bir şey yok. Dosdoğru, apaçık söylüyorum!”  

    Reis: “-Siyasi amacınız ne idi? Bu kadar büyük bir iş iki kişi ile yapılmaz. Herhalde bir siyasi zümrenin katılması ve fikri alınmak gerekmez mi?”  

    “-Ben onu düşünmedim. Her şeyden önce suikastı en kolay yoldan yapmak düşüncesinde idim.  Esasen suikast işine karar verdikten sonra bütün Terakkiperverlerle teması kesmiştim. Çünkü hepsi cebin (teslimiyetçi, yılgın) ve çekingen adamlardı. İçlerinde suikast yapacak tıynette (kişilikte) insan bulamıyordum.”

    Reis, İzmir Suikastında Ziya Hurşit Bey’e silah ve paraları veren İzmit mebusu Şükrü Bey’e hitaben;

    “-Siz İzmit’ten Trabzon’a gittiniz. Oradan Ankara’ya geçtiniz, seçime karıştınız Trabzon Valisi oldunuz, nihayet Mebus olarak Halk Partisine girdiniz. Ya sonra?”   

    “-Bir parti kurmak için çalıştık.”  

    “-Size yeni bir parti kurmak fikri nereden geldi?”

    “-Bundan tabii ne olabilir? Her Meclis’te olduğu gibi bizde de muhalefet gerekli değil mi? Muhalefetsiz demokrasi ve cumhuriyet olur mu?”    

    “-Parti demek, vatanın yükselmesi, ilerlemesi için çalışmak demektir, onun içinde komitacılık, çetecilik yoktur.”  

    “-Tabii öyledir Efendim!” 

    Reis; “-Halk partisinin programını kabul eden siz değil miydiniz?”      

    Şükrü Bey; “-Halk partisinin programı yoktu ki! Hâlâ da yoktur!”         

    “-İlkeleri var ya!” 

    “-İlkeler siyasi parti programı değil ki! Beni partimden dolayı itham etmek için mi huzurunuza getirdiniz?  ..   Hâkimler tarafsız olur!

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2008): Sui kötü demek kast ise niyet demek. Bu iki kelimenin birleşiminden bir deyim çıkmış.

  • “1308 Rize Hemşin doğumlu, Amerika’da okumuş ilk makine mühendisi, Almanya’da deniz, inşaat ve telsiz – telgraf ihtisası yapmış bir bahriye subayı ve eski Lazistan Mebusu, bekâr.”

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ziya Hurşit, Samsun’daki mahalli seçimde muhalif kişiyi Belediye Reisi yapan kişi. İzmir Suikastı sorumlusu olarak 1926’da asıldı.

  • “Eski Maliye Nazırı Cavit Bey, Sivas Mebusu Halis Turgut, Erzincan Mebusu Sabit, Eski Maarif Bakanlarından Necati, Ergani Mebusu İhsan, Erzurum Mebusu Münir Hüsrev, Ardahan Mebusu Hilmi Beylerle Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Cafer Tayyar, Rüştü ve Refet Bele Paşalar.    Bunlardan önce de Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Ulaş, Trabzon Mebusu ve eski Adalet Bakanı Hafız Mehmet, Ordu Mebusu Faik (Faik Bey, Ziya Hurşit’in kardeşidir.) , Saruhan Mebusu Abidin, Eski Mebus Arif (Albay, ayıcı Arif), İstanbul Mebusu İsmail Canbolat, İstanbul Mebusu Şükrü, Mersin Mebusu Çolak Selahattin, Amasya Mebusu Bekir Sami, Emekli Baytar Rasim, Eski Mersin Mebusu Cemal Paşa, birkaç ta isimleri bilinmeyen meçhul kimseler.    

      Yani Terakkiperver (yenilik ve gelişme yanlısı) Fırkanın büyüklerinin hemen hemen hepsi yakalanmış, tevkif edilmişlerdi.    

      Yalnız, Dr. Adnan Adıvar ile Rauf Orbay Bey’ler o sırada Avrupa’da bulunduklarından ele geçirilememişlerdir. Bir de Yunan Ordusu Başkumandanı Trikopis’i esir eden 5. Kafkas Fırkası Kumandanı Halid Bey yanlışlıkla yakayı kurtarabilmişti.”

    (Kastamonu Mebusu Halid Bey tutuklanmaktan nasıl kurtulduğunu Feridun Kandemir’e anlatmış;)

    “Sonradan öğrendim ki Mahkeme Başkanı Kel Ali, Terakkiperver Fırkası mensubudur diye, zavallı arkadaşım Erzurum Mebusu Cazım Duray’ı tevkif ettirmiş. Hâlbuki Cazım Bey hiçbir partiye mensup değildi, bağımsızdı. Kel Ali ise beni bağımsız sanmış, ilişmemiş. Neden sonra anlamışlar. … Böylece vartayı atlatan tek Terakkiperverci ben olmuşum.”  

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 21 ile 23 arası) kitabından birebir alınmıştır.  

  • Gazi Paşa; “Getirin göreyim …” demiş.  Yukarı çıkarıyorlar. Ziya Hurşit Bey Gazi ile göz göze gelince bir an duraklıyor;

    “-Ziya Hurşit Bey! Uzun bir zaman teşriki mesai (birlikte çalışma) etmiş değil miydik? Bir gaye uğrunda çalışmadık mı?” 

    “-Evet Paşam!” 

    “-Nedir bu suikast? Hem de şebekenin elebaşısı, ruhu imişsiniz, öyle mi?”

    “-Öyle doğrudur! Suikast yapmaya geldim. Amma düşüncede kaldı. Fiile çıkamadı.”  

    “-Sizden bunu beklemezdim.”  

    “-Dünya beklenmedik şeylerle doludur Paşa’m. Ne yapayım ki karşınızda bu durumda, suçlu olarak bulunuyorum. Ne diyebilirim ki?”

    On dakika kadar böyle konuşuluyor.  Sabahleyin; “Beni tekrar Gazi’ye götürün, görüp söyleyeceklerim var!” diyor.

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 12, 13) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Ziya Hurşit ikinci görüşmede, Mustafa Kemal Paşa için bir suikast teşkilatının var olduğunu ve kendisinin görevlendirildiğini söylüyor. Biraz daha geniş bilgi veriyor. Hatta Kandemir’e göre önceki görüşmesine nazaran Ziya Hurşit tavrını değiştiriyor.

  • Kanun numarası; 5816

    Kabul Tarihi; 25.7.1951 

    Madde 1; Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini… eden kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl suçlu gibi cezalandırılır.

    Madde 2; Birinci Maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasıyla işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde arttırılır.  Birinci maddenin ikinci fırkasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli arttırılır.

    Madde 3; Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet Savcılılarınca adli takibat yapılır.

    Madde 4. Bu kanun yayını tarihinde yürürlüğe girer.

    Madde 5; Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.

    Alıntı; Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar hakkında Kanun – İnternet, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 1) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İstiklâl Mahkemesi heyetinin üç günlük araştırma sonucunda vardığı sonucu, bizzat İstiklâl Mahkeme Başkanının ağzından dinleyelim; “… Suikastı fiilen yapmakla görevli olanların başında, eski Lazistan Mebusu Ziya Hurşit vardır. Bunun yanında birkaç şerir (şirret adam) ile Sarı Efe denilen Jandarmadan emekli Edip ve buna ait birkaç kişi bulunmaktadır.”

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 12 ile 13 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Ayrıca, İzmit Mebusu, Terakkiperver Fırka’nın önemli ismi Mehmet Şükrü Bey’in sevk edildiğini yazıyor, başka sanık yok. Muhalifler sonradan toplanacak.

  • Meclis Başkanı Kâzım Özalp Paşa gazetecilere, durumu şöyle izah etmişti; “Evet mebusların yasama dokunulmazlıkları vardır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun (Anayasa’nın) 17. Maddesine göre, kendisine suç isnat edilen bir mebus, sanık olarak sorgulanamaz, mahkeme ve tevkif edilemezse de, cinai cürümü meşhut (cinayet suçüstüsü) müstesnadır.  Anlaşıldığına göre suikastçılar görüşmüşler, düşünmüşler, düzen kurmuşlar, her türlü araçları hazırlayarak eyleme geçmişlerdir. “

     Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Meclis Başkanı söylediklerinin yalan olduğunu muhtemelen kendisi de biliyor.

  • “Mustafa Kemal 7 Mayıs 1926 Cuma günü uzun bir yolculuğa çıkıyor. Silifke’ye varıyor. Kurmakta olduğu çiftliğini ziyaret ile birkaç gün kalıyor.”

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 3) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2011): İkinci miras:1938 yılında sağlığı iyice bozulan Atatürk, 5 Eylül’de mutemedi ve Çankaya Köşkü Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ı yanına çağırtarak, mal varlığını tespit etmesini ister. Soyak’ın hazırladığı liste şöyledir:1) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri, 2) Çeşitli yerlerde 650 bin fidan.3) 400 dönüm Amerikan Asma Fidanlığı. Burada 560 bin kök bağ çubuğu. 4) 220 dönüm bağ. Burada 88 bin adet bağ çubuğu vardır.5) 370 dönüm çeşitli sebze yetiştirmeye elverişli bahçe.6) 220 dönüm 6 bin 600 ağaçlı zeytinlik. 7) 27 dönüm 1.654(bin altı yüz elli dört) ağaçlı portakallık.8)15 dönüm kuşkonmazlık. 9) 100 dönüm park ve bahçe. 10) 2 bin 650 dönüm çayır ve yoncalık. 11) 1.450 (bin dört yüz elli) dönüm yeni tesis edilmiş orman.12) 148 bin dönüm ziraata elverişli arazi ve meralar.13) 45 adet büyük ve küçük idare binası ve ikametgâh, bütün mefruşat ve demirbaşları ile beraber.14) 7 adet 15 bin baş koyunluk ağıl.15) 6 adet Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandıralar.16) 8 adet at ve sığırlara mahsus ahır.17) 7 adet umumi ambar. 18) 4 adet hangar ve sundurma. 19) 4 adet lokanta, gazino, ve eğlence yerleri, lunapark.20) 2 adet çeşitli imalat yapan fırın.21) 2 adet, çiçek ve süsleme nebatı yetiştirmeğe mahsus yer. (Toplam Bina 51 adet). 22) Bira Fabrikası: (Yılda 7 bin hektolitre üretme kapasitesine sahip.)23) Malt Fabrikası. 24) Buz Fabrikası; (Günde dört bin ton buz üretme kapasitesine sahip)25) Soda Ve Gazoz Fabrikası: (Günde 3 bin şişe soda ve gazoz üretebilecek kapasitede.)26) Deri Fabrikası. 27) Ziraat Aletleri Ve Demir Fabrikası. 28) Süt Fabrikaları; Biri Ankara diğeri ise Yalova’da olan bu iki fabrika günde 30 bin litre süt ve bir ton tereyağı üretme kapasitesinde.29) İki Yoğurt İmalathanesi. 30) Şarap İmalathanesi: Yılda 80 bin litre şarap üretme kapasitesine sahip.31) Değirmen. 32) İstanbul’daki bir çelik fabrikasının yüzde kırk hissesi.34) Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da kurulu iki tavuk çiftliği. 35) Yalova’da ki Çiftliklerde İki Hususi İskele ve Liman Tesisatı. 36) Üçü Ankara’da Ve İkisi İstanbul’da ‚’Beş Satış Mağazası’nın bütün tesisat ve demirbaşları.37)Orman Çiftliğinde; Hususi sulama tesisatı, kanalizasyon, Telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevziatı şebekesi.38)Yalova Çiftliğinde; Hususi Su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar.39) Silifke Tekir Çifliği’nde; hususi sulama tesisatı, beton köprüler.40)Orman Çiftliğinde kurulu Çiftlik Müzesi ve ufak mikyasta Hayvanat Bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları.41) 13 Bin Baş Koyun. Kıvırcık, Merinos, Karagül, Karaman ırklarıyla bunların melezleri.42) 443 Baş Sığır, Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep yerli ırklarıyla bunların melezleri, yeni üretilen Orman ve Tekir cinsleri.43) 69 baş İngiliz, Arap, Macar, yerli ve bunların melezleri Koşum Ve Binek Atları. 44) 2 bin 450 baş Tavuk, Legorn, Rodayland ve yerli ırklar.45) 16 adet traktör, 13 adet harman ve Biçer Döver Makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan Ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat alet ve edavatının Tamamı.46) 35 Tonluk bir adet Deniz Motoru. Yalova çiftliğinde.47) 5 adet, Çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan Kamyon ve Kamyonet.48) 2 adet Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan Binek Otomobili.49) 19 adet, Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan, binek ve Yük Arabası.(Kaynakça; İsmail Cem, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi, Sf. 261-264 arası)

  • Devlet, baskı durumudur.

    Devletin büyümesi veya küçülmesini, devlet bütçesinden yapılan finansmanın boyutuyla ya da bir kurumda kırtasiyeciliğin olup olmamasıyla ölçmek, bilim dışı oluyor. Eğer baskı imkânları artıyorsa, devlet büyüyor demektir. Sf. 788

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 788) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşletmeler büyüdükçe insanlar küçülüyor.

    Tekelli düzende sonsuz kavramı ortadan kalkıyor.

    Zaman ve mekân son derece dar ve kesikli bir nitelik kazanıyor.

    Son derece bürokratik, insanlığın tüm değerlerinden soyutlanmış, fırsatçı, çok sınırlı maddi kazanımlardan büyük hazlar çıkarabilen, edilgen, beyni medüzleşen bir yaratık çıkarıyor. Bu yaratık insan’dan hızla uzaklaşıyor. Sf. 777

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 777) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anadolu Direnişi’nde ilk kurşun, 19 Aralık 1918 tarihinde, Dörtyol’da atılıyor. Sf. 753

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 753) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Cafer Tayyar, Refet Bele, Paşaları da palas pandıras yakalatıp tevkif ettirişleri karşısında İsmet Paşa pürtelâş İzmir’e koşmuş.   Esasen hepsi Mebus olan bu Paşaları, yasama dokunulmazlıkları Meclisi tarafından kaldırılmadan, tutuklanmalarına Yasaya da uygun değildi.”

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • “14 Haziran’da Bursa’dan hareketle İzmir’e yollanıyor. Balıkesir’den çıkmak üzere iken İzmir Valisi Kâzım Dirik’ten; “şahsı devletlerine karşı düzenlendiği anlaşılan mel’unane (lanetli bir şekilde) bir suikast girişimi meydana çıkartılmış olduğundan, lütfen hareketlerinin tehirini” rica eden yıldırım telgrafı alıyor. 

    İsmet Paşa Başvekil sıfatıyla… Anadolu Ajansına şu açıklamayı yapıyor; “… Hükümete karşı muhalefet sıfatını seçmiş olan bazı mebus efendilerin, bazı vatandaşların arasında suikast girişimi ile iktidarı değiştirmek düşüncesinin öteden beri söz konusu edilmekte olduğu anlaşılıyor. ..” 

    Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 4 ile 9 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995) : Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları durumdan vazife çıkarıyorlar. Kâzım Karabekir ve arkadaşlarının kurduğu ve ayrıntılı bilgilerin bu çalışmada mevcut olduğu, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticilerinin, tüm Mustafa Kemal rejimi muhaliflerinin temizlenmesi veya sindirilmesi için bu İzmir Suikastını bahane ediyorlar. Bu dava ile hiçbir alakası olmayan insanlar İstiklâl Mahkemesinde yargılanıyor hatta idam ediliyorlar.