Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  •  (Aşağıda alıntılar: 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilen belgelerden alınmıştır:)

    “Uzun dönemde Kürtlerle bölge hükümetleri arasında daha ciddi çatışma olasılığı iki etkene bağlıdır; Gelecekteki olaylar hükümetlerin Kürt Bölgesini kontrol etme güçlerini o denli zayıflatabilir ki Kürtler bulundukları bölgelerde kendi kaderlerini belirleme hakkını ele geçirebilmek için daha fazla bastırabilirler ve 1975 Martından önce İran’ın Irak’taki Kürtlere yaptığı türden dış yardımı bölgedeki Kürt topluluklarında herhangi bir daha elde edebilirler.”   

    “Bölgede yaşayan Kürtlerin sayısına ilişkin kestirimler 9,65 milyon ile 12,4 milyon arasında değişmektedir. Bunun 4 ila 6 milyonu Türkiye’de, 2,8 milyonu İran’da, 2,5 milyonu Irak’ta 350 ile 360 bini Suriye’de 400 bini de SSCB’de yaşamaktadır.”  

    “Şah’ın devrilmesinden sonra Kürtler İran’da Kürtçeyi resmi dil ilan ettiler ve gelen haberlere göre Sanandaj ve Kermanşah gibi kentlerde Kürtçe, okullarda öğretilmeye başlamıştır.”   

    “Kürtçe Hint – Avrupa dillerinin İran’ca dalı içinde yer alır ve Farsça, Belucu ve Puştu dilleriyle ilişkilidir.”  

    “İran’da Şah’ın toprak reformu Kürt varlıklı sınıflarının elindeki mülklerin çoğunu dağıtmış ve böylece çoğu İranlı Kürt Reislerinin ve Hanlarının etkisini yıkmıştır.  Irak’taki Kürt İsyanının sona ermesinden sonra Hükûmet Kürtleri dağlık bölgedeki evlerinden alıp elektrik, su, eğitim ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu Model Köylere nakletmiştir.”    

    “İran Hükûmeti tarafından Farsça Kürtlere zorunlu dil olarak kabul ettirilmek istenmiş ve geleneksel giysilerin batı giysileriyle değiştirilmesi zorlanmıştır.” (1)

    “Irak’ta 1919’da Süleymaniye bölgesinde Şeyh Mahmut’un isyanı İngilizler tarafından bastırıldı. İngiliz dış politikası, bağımsız bir Kürdistan fikrine olumsuz olarak bakmakta… Kerkük yakınlarında 1927 yılında Amerikan ve Avrupa şirketleri tarafından petrol bulunması, Batının bağımsız Kürt hareketine karşı duyduğu ilgiyi yitirmesine yetti.” (2)  

    “1923 İsyanında Irak .. kuzey bölgelerde daha sıkı bir denetim sağlayabilmek için yeni eylemlere girişti ve Molla Mustafa Barzani’nin ayaklanmasına neden oldu. 1923’teki Irak’ın bağımsızlığından sonra da Iraktaki varlığını sürdüren İngilizlerin hava hücumları, Molla Mustafa Barzani’yi ve taraftarlarını Türkiye’ye kaçmaya zorladı.”   

    “1941’de İran Sovyetler ve İngilizler tarafından işgal edildi. 1945’te Azeriler İran Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetini ve Kürtler de Mahabad Kürt Cumhuriyetini kurdular. Başkan Kadı Muhammed 1946’da idam edildi. Silahlı Kuvvetlerin başı olan Barzani de Sovyetlere sığındı.” 

    “1960’a kadar tüm Kürt bölgesi sakin.   Bu göreceli sakin dönem 1960 yıllarında Türkiye’de Hükûmetin ordu tarafından devrilmesinden sonra siyasi karışıklıktan yararlanmak isteyen Kürtlerin ayaklanmalarına, baskıcı hükûmet politikalarına dikkat çekmek için ayaklanmalara kadar sürdü. Ordu tereddüt etmeden bu olayı bastırdı.   Aynı zamanda (1979) İran’daki Kürt Muhalefet hareketi Türkiye’de de Kürt milliyetçi duygularının ve eylemlerinin artmasına neden oldu. 1979 ortalarında Irak’ın Kürt bölgelerinde de muhalefet hareketinde artış görüldü.   1940 ve 1978 arasında Şah, Kürt bölgelerinde ekonomik gelişme ve eğitim programlarını arttırarak, görece sakin tutmayı başarmıştır.” (3)

    “Irak’ta 1968’de Saddam iktidar oldu.  Kürt umutlarının gerçekleşmeye en çok yaklaştığı nokta, Saddam Hüseyin’in önderliğindeki Baas’cı Hükümetin, Kürtlerin Ulusal haklarını tanıyan ve Bölgesel özerklik tanıyan antlaşmayı Molla Mustafa Barzani ile 1970 yılında imzalamasıdır. Kürtçe, Kürt Özerk bölgesinde ve Kürt eğitim kurumlarının resmi dili olacaktı ve Süleymaniye’de bir üniversite de dâhil olmak üzere Kürt eğitim kurumları kurulacaktı.  Kürtler genel nüfus içerisindeki ağırlıklarına göre orduda, emniyet güçlerinde ve üniversitelerde istihdam edileceklerdi.   Henüz iki yıldır iktidarda olan Baas Hükûmeti iç güvenliği ve düzeni sağlayamadıkları için Kürtlerin beklentileri yönünde büyük tavizler vermişti.   Kürtçe bir radyo istasyonu ve gazete yayını başlamış,   buna karşın, izleyen dört yıl boyunca Baasçılar iktidara yerleştikçe ve Kürtler de daha fazla toprak ve petrol gelirlerinden pay yönünde taleplerini arttırdıkça .. ilişkiler bozuldu.. Ve 1975 yılında Cezayir’de İran ve Irak arasında imzalanan antlaşma, Kürtlerin direne gücünü yok etti.  Bağdat 11 tümenlik ordusunu beşinci Kuzey Vilâyetlerinde tuttuğu gibi 50 bin polis, sınır devriyeleri ve yedek tümen bulundurmaktadır.   1977 de Kürtlere yönelik bir af ve 1979 da yoğun bir ekonomik kaynak aktarımı …”

    “Türkiye; İşsizlik oranı ülke geneli olan yüzde 20’nin üzerinde, Kürtler arasında Türkçe okur – yazarlık oranı ise yüzde 20’nin altındadır. Eğitimlerinden sonra Türkler, “dost olmayan” kırsal topraklarda görev almaya yanaşmamaktadırlar.”

    “… Ordu çoğu kez Kürtler tarafından bir “sömürge” ordusu olarak algılanmıştır.   1972’de hükûmet kuvvetlerince öldürülen ve Türk solunun başta gelen şehidi Mahir Çayan da bir Kürt’tü.  … Tüm Kürtlerin hemen yarısı Kurmançi lehçesini kullanırken, Türkiye’de Kürtlerin yalnız Hakkâri Vilâyetinde olanları bu lehçeyi kullanır.”   

    “Suriye’de azınlıklar rahat. Esad da alevi azınlıktan. Kürtler Suriye Komünist partisinin potasındalar.   SSCB, üçüncü taraflar yoluyla Kürtlere silah satıyorlar.”  

    “1960’ların başında Moskova Irak’ta bir Kürt özerkliğini hararetle destekledi.  Kürtlerle Baascı rejim arasındaki görüşmelerin 1974 yılında kesilmesi ve çarpışmaların başlaması üzerine Sovyetler tüm desteklerini Baas Hükümetine vermeye başladılar. 1975 Martında Cezayir’de yapılan Kürt – Irak antlaşmasından sonra Irak Sovyetleri bırakıp Batıya yöneldi.  1978 ortalarından beri Iraktaki Kürt unsurlarla Sovyetler arasında bir ilişki olduğuna ilişkin bir bilgi yoktur.  Bu, Kürt hareketi ile Sovyetlerin doğrudan ilgileri Ankara ile iyi ilişkilerini bozmak istememeleri nedeniyle sınırlıdır. Yılın başında Kürt Şii davasının bir temsilcisinin destek arama çabaları Sovyet ve Bulgar elçilikleri tarafından geri çevrilmiştir.”   

    “Bununla birlikte Türk Hükûmeti memurları Sovyetlerin Kürt muhaliflere silah, askeri eğitim ve mali yardım sağladığına inanmaktadır.    SSCB de Kürt köylerindeki okullarda Kürtçe öğretilmektedir.  Ermenistan’ın başkenti Erivan’da yayınlanan Re’ya Taz adında Kürtçe bir gazete ve Kürtçe bazı radyo programları vardır. Erivan’daki Kürt Araştırma Merkezi SSCB de tektir.   Ermeniler Kürtlerin de rol oynadıkları Türk Katliamını unutacağa benzemiyorlar.”   

    “Olası Gelişmeler;”

    “Şah rejiminin çöküşü ve Kürtlerin İran’da çoğunlukta oldukları bölgelerin büyük bir bölümünde yönetimi fiilen ele geçirmiş olmaları sadece İran’daki değil, aynı zamanda Türkiye ve Irak’taki Kürtler arasında da daha geniş özerklik yönündeki beklentileri yükselmiştir.   ..yakın gelecekte İran Devrim Hükûmeti ile Kürtler arasında topyekûn bir savaş olasılığı yüksek değildir.”     

    “Türkiye’de Hükûmet Kürt azınlığın daha geniş özerk kazanımları elde etme çabalarına sert biçimde karşı koyacaktır ama isteksizce de olsa Kürtlere kültürel miraslarını değerlendirme ödününü verebilir.    Ankara, Kürtleri Türk toplumu içerisinde eritemezse ayrılıkçı ve pankürt eğilimler varlıklarını sürdürecektir. İran’daki Kürtler daha geniş bir özerkliğe kavuşurlarsa ya da Ankara, Türkiye’nin aksayan ve sorunları artan ekonomi ve siyasetini toparlamakta başarısız kalırsa Türkiye’deki Kürtler Ankara’yı tanımamaya teşvik edilebilir.  Sovyetler Birliği;  İran, Türkiye ve Irak’a olan ilgilerini zedelemek istemediği için Kürt azınlıkları doğrudan desteklemekten kaçınacaktır.”

    “Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Dairesi Gizli Mayıs 1979” 

    (Aşağıdaki bilgiler aynı kaynaktan özet olarak alındı)

    “Sovyetlerin eskiden Kürtlere bazı zamanlarda yardım verdikleri bilinmektedir ama şu anda o yönde bir faaliyet içinde olduklarının bir işareti görülmemektedir. Hatta Moskova şu sıralarda görülmekte olan Kürt kıpırdanmalarından uzak durmak için elinden geleni yapmaktadır.  Zaten Sovyetlerin 1970’ten beri politikaları bölge ülkeleri ile olan ilişkilerini her zaman Kürtlerin istek ve çıkarlarının üstünde tutmak yönünde olmuştur.    İran’daki son karışıklıklar dikkatleri yeniden Kürtlere çevirmiş.    Yıkıcı biçimde bağımsız ruhlu bu aşiret insanlarının çoğunluğu küçük köylerde yaşarlar.   1930’larda ve 1940’larda etkili Barzani Aşireti Irak Hükümetine karşı ayaklandı, Bağdat, İngiliz desteği ile bunu bastırdı.”   

      “Kasım’ın (O zamanın Irak Kralı) Kürtlerle baş edememesi 1963’teki devrilişinin nedenleri arasındadır. Yeni Baas Hükûmeti Kürtlere, daha geniş otonomi vaat etti ve Kürtlerin, Kürt Devlet başkanı yardımcısı, Kürt genelkurmay Başkanı Yardımcısı ve bakanlardan üçte birinin Kürt olmasının anayasanın hükmü olması yönündeki taleplerini kabul edebileceğinin işaretlerini bile verdi.  1968 de Arif devrildi ve Baasçılar yeniden iktidara geldiler. Celal Talabani’ye hoş görünerek Kürtleri bölmeyi denediler.   1975’te merkezi hükûmet 15 maddelik bir plan öne sürdü..   Irak’ın kuzeyinde aşiretlere otonomi teklif etti.   Bağdat bu planı inkâr etti. Irak İran ile anlaştı, yardımı kesti ve Kürtleri bastırdı. 1979 başında 30 yıldır Kürtler için umut kaynağı olan Molla Mustafa Barzani, Washington’da sürgünde öldü.    Türkiye’nin, İran Kürtlerine havadan Sovyet silah yardımı yapıldığına ilişkin basınında çıkan iddialara karşın, şu anda Sovyetlerin herhangi bir yerde bir Kürt hareketine yardım etmekte olduklarının kanıtı yoktur.    Moskova kendisini Kürt ayrılıkçı hareketinden uzak tutmaya özen göstermektedir.     Sovyetlerin SSCB dışındaki Kürtlere ilişkin dikkatinin altında, kaçınılmaz olarak Orta Asya’daki kendi azınlıklarının oluşturduğu potansiyel sorun yatmaktadır.” 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 332 ile 338 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): İlginç, bizim Kılık Kıyafet Devrimimizin de Kürtlere yönelik olması ihtimali çok yüksek. bu işin İran’daki uygulamadan sonra olması da ilginç.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): 1920’de Sevr ile bağımsız bir Kürdistan dayatan İngilizler bir yıl önce Şeyh Mahmut’un isyanını bastırıyor.  Şeyh Mahmut 1923’te tekrar isyan ediyor ve Musul görüşmelerinde Cemiyeti Akvam tarafından, biraz da bu isyan sonucu, kütçe eğitim hakkı tanınıyor. 1923 İsyanında Şeyh Mahmut kendisini Güney Kürdistan Kralı ilan etmişti.

    BAKKAL’IN NOTU (3) 1996): İran Şahı Toprak reformu ile gelişmişlik farkını azaltmış.

  • Sıkıyönetim olmadığı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun hiç işlemediği, normal sivil yönetim zamanlarında da, Genelkurmay, Türkiye yönetiminde en etkin organların başında yer alıyor. Bu, ayrıca, fark edilmeyen pratik bir durum olmaktan da uzaktır; bilinçli ve planlı bir nitelik taşıyor. Sf. 284

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşünmek, aklın sürekli gelişmesinin sonucu olduğu kadar başlangıcıdır. Sf. 281

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • İç savaş, devletin, en demokratik göründüğü zamanlardır.

    Demokrasi bir devlet durumudur. Artık yalnızca iç savaş dönemlerinde görünüyor.

    Eylülizm, iç savaş koşullarını ortadan kaldırma operasyonudur. Tekelsi düzeni kuruyor. Eylülizm, üniversite özerkliğini, basın özgürlüğünü iç savaş ilanı olarak görüyor. Eylülizm, kişilikleri iç savaş ilanı sayıyor. Sf. 278

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Hoca. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı’nın 1924 – 1938 Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar simli kitaptan alıntı yapmış)

    Mustafa Kemal 26 Şubat 1925 te Malatya Valisi aracılığı ile İzolu’da bulunan 17. Tugay Komutanı Albay Osman’a bir telgraf gönderiyor;

    “….Asiler, ciddi muharebe ve çarpışma sonucunda değil, mensuplarının ve müritlerinin çağrısına uymak suretiyle ve bunların kendilerine katılması ile Elazığ’a kadar gelebilmişlerdir. Silahlı kuvvetlerimiz arasında, sizin yerli dediğiniz ülküsüz erlerin bulunuşu sizi şimdi bulunduğunuz yer ve duruma gelmeye zorlamıştır.” (1)

    Aynı kaynaktan; “Kürt Teali Cemiyeti, Damat Ferit Kabinesinin “Büyük Ermenistan” projesine şiddetle muhalefet ederken İtilaf ve Hürriyet Partisiyle özerk bir Kürdistan kurulması konusunda, sözleşme yapmaktan geri durmuyordu. Bu Cemiyet Cumhuriyetin ilanından az önce kapatılmıştı. Fakat buna karşılık 1923’te Cumhuriyetin ilanı senesinde Seyit Abdülkadir, Hasenanlı Halit, Hacı Musa, eski milletvekillerinden Yusuf Ziya ve ailelerinden müteşekkil olmak üzere gizli bir komite teşkil edildi. Bu komitenin gayesi Kürdistan’ın bağımsızlığını sağlamaktır. Komiteye Yusuf Ziya’nın aracılığıyla Hınıs’ta oturan Şeyh Sait ve ailesi alınmıştı.” (2)

    Aynı kaynaktan; “Üçüncü Ordu Müfettişliğinin ayaklanmanın niteliği hakkındaki düşüncesine göre, olay, padişahlık, hilafet, şeriat ve Abdülhamit Oğullarından birisinin saltanatını temin gibi irticakâr bir propaganda maskesi altında tamamen Kürtçülük’tü.” 

    Aynı Kaynaktan, Elazığ’ın 24 Şubatta işgali; “Bir yandan Elazığ’ı işgal eden asilere karşı askeri tedbirler alınırken diğer yandan asilerin yağmaladığı ve çapulculuklarına karşı cephe alan halk silaha sarılmış ve giriştiği savaşın sonunda 26 Şubatta asileri şehri boşaltmaya mecbur etmişlerdir.” (3)

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990- Sf. 288 ile 295 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Bu yazıda Mustafa Kemal Paşa, Şeyh Sait İsyanının şeriatçı bir ayaklanma olduğunu ve Kürt halkına güvenmediğini belirtiyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): Musul hakkındaki resmi tarih tezi; Musul’da Kürt çok ve Kürtler Türklerin yönetimini isterler şeklinde. O zaman Mustafa Kemal ve arkadaşları Kürtlere daha çok güveniyorlar. Şeyh Sait Ayaklanması onlar için bir sürpriz oluyor. Yusuf Ziya gibi Kürt Milletvekillerinin 1923 seçimlerinde Meclise alınmaması Mustafa Kemal’in bu konuda yaptığı önemli bir hatadır.

    BAKKAL’IN NOTU (3) (1996): İsyancılar kuşatılıyor ve 8 Mart 1925’te yeniliyor ve kaçmaya başlıyorlar.

  • Hücreden uzaya çıkmanın yolunu buldum: Açlık. Teorik aklı işletmenin tek yolu, aklı, duyuların bozucu etkisinden özgürleştirmektir. Dervişlerin, inzivada, yemeği ve içmeyi kesmeleri, felsefi bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Sf. 273

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zamanın ölçüsünü ise dünyanın güneş etrafındaki hareketine göre ayarlamayı da bir türlü kabul edemiyorum. Bu nedenle bir yerde, güneş ışınlarının dünyaya gelişinin engellendiği zamanda, bir yapay uydu ile bu ışınları dünyaya yansıtmayı hayal ettiğimi yazdığımı hatırlıyorum. Böylece insanlığı çok basit ve kaba bir zaman ölçüsünden kurtarmış olabileceğimizi düşünüyorum. Sf. 273

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1979’daki Tahran ABD Büyükelçiliği baskını sonucu, Tahran Büyükelçiliğinde bulunan belgeler, Moskova’nın aksine Washington’ın Kürt sorununa çok yakın ilgi duyduğunu gösteriyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sözlük anlamı ölümle yüz yüze.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 305) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ekonomiyi piyasa mekanizmalarına bırakmaya doktriner nedenlerle karşı çıkmıyorum. Bu, var. Ancak bundan daha önemlisi, kontrol etmemeyi, insanlığa bir hakaret sayıyorum. Ekonomik yaşamı, insanoğlunun iradesi dışında düzenlemeyi, insanlığın yüz karası sayıyorum.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğru, insanı en çok kendisi için üzülenler üzüyor.

    Nezaretçi polisleri de düşünüyorum. Benim için çok üzülüyorlar. Beni en çok benim için üzülenler üzüyor. Dayanamıyorum. Üzülmemeleri için ikna etmeye çalışıyorum. Nasıl? “Dervişler var, bilir misin?” Gerçekten de biz Doğulu insanların derviş geleneği var. Biz Doğu insanlarının derviş geleneği bilincine en çok Einstein’in varmış olması bir rastlantı mı, hiç sanmıyorum. Einstein, mektup arkadaşı Belçika kraliçesine yazdığı bir mektupta, inzivanın kişiliğin öğretmeni olduğunu anlatıyor. Bunun Doğu insanında bulunduğunu, bir tür gıpta ile kaydediyor. Her ay birkaç gün, taş bir hücrede münzevi yaşamak; bunu, içten içe bir şans saydığımı kaç kişi biliyor! Sf. 272

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf.272) kitabından birebir alınmıştır.

  • En çok, yapılan işin insanı değiştirdiği ve insanın yüzüne yansıdığı yolundaki düşüncemin doğrulanmasına seviniyordum. Çünkü benim gördüklerim diğerlerine benzemiyordu. Yoksul köylü genci, karşılaşabileceğini rüyasında bile görmediği soru ve sorunlarla boğuşuyordu. Apo, onlara, kendisinin de bilmediklerini öğretiyordu. Galiba en çok da öğrettiğini sandığı bir zamanda öğreniyordu.

    En çok eylemli öğrenmenin insanı değiştirmesini gördüm. Sf. 262

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arabesk, yüzeysel izlenimlerin inatçı tekrarı anlamına geliyor. Estetiğin çölün tekdüzeliğini tekrarından kaynaklanan bir yanı var. Bir yanı ise İslam’ın süsleme sanatında motifleri son derece sınırlamış olmasıdır. Arabesk, estetik, çok az motifi inatla ve bıktıran ölçüde tekrarlamaya dayanıyor. Bugünkü “arabesk müzik” de, derine inemeyen acıların yüksek haykırışlarla tekrarlanması demek oluyor.

    Geriye iki nokta var. Bir; bu tekelsi düzenin iltihaplaştıran süresi içinde, geniş yığınları kendinden uzaklaştırmak için uygun düşen bir etkiye sahiptir. İkincisi: Tutarlı olmak gerekiyor. Caz, Amerika’nın arabeskidir. Caz, zencinin, derinine alamadığı, kavramlaştıramadığı acılarını, üfleme sazlar ve davulla tekrarlayarak, dışarıya vurmasıdır. Üniversite yıllarında cazı sevemediğim için biraz, sıkılıyordum. Çünkü o sıralarda cazı sevmek ilericilik savılıyordu; bana denk düşmüyordu. Sf.261

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 261) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün dillerdeki “salari” sözcüğü, maaş, “salt” ve tuz sözcüğünden çıkıyor. İnanılır gelmeyebilir; bir zamanlar insan bütçesinde tuz o kadar önemliydi ki, Avrupa’ya yine Suriye üzerinden gönderiliyordu, insanlara maaş değil “tuzluk” ödeniyordu. Özellikle kamu görevlilerine, belli bir günde, tuz almaları için bir ödeme yapılıyordu; buna “tuzluk” ya da maaş deniliyor. Sf. 258, 259

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 258, 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Eylül 1989’da Sokak Dergisindeki röportaj.. 

    Soru; “Abdullah Öcalan’ın sizce niyeti ne?” 

    Yalçın Küçük; “Kampa gidip bu mülakatı yapıncaya kadar, ayrı bir devlet kurmak istediğinden hiç kuşkum yoktu. Ancak şu anda en çok istediği, kendisini kanıtlamak ve Kürtlerin ayrı olduğunu kabul ettirmek.”

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalçın Küçük;

    “-1. Mayıs 1987 yılında yapılan 1 Mayıs toplantısının açılış konuşmasında  amacımızın  “Doğu Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği olduğunu açıkladım, yayımlandı. Bunu duydunuz mu?”    

    Abdullah Öcalan; “-Duymadım. Terim yerindedir. Biz ülkemizde demokratik başlangıçlı, kısa sürede sosyalizme ulaşan bir halk cumhuriyetinden yanayız.  Mücadelemiz Türk halkının da bu mücadelenin çok iyi bir yerinde yer almasını sağlayacaktır. Gerçekten halkların aleyhine olabilecek çabalara ve politikalara asla yer vermeyeceğiz. TC bunu istese de, biz buna karşı duracağız. Bizim enternasyonalizmimizin Sovyetlerin enternasyonalizminden ileri düzeyde olduğunu belirteyim.  Türkiye halkı da çok emin olmak durumundadır ve öncelikle şunu çok iyi bilmelidir ki, bizim yaptığımız ayrılık yaratmak değildir.”

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • “ABD’nin söylediği “Kürt meselesine evet, PKK’ya hayır” PKK içinde “PKK’ya evet Apo’ya hayır” biçiminde bir yüklenmeyle bu yılı kendisi için zafer yılı haline getirmek istiyordu. Kısaca izah edilecek olunursa özel savaş yönteminin planı buydu.” Sf. 233

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA ve Washington’un .. Dar bir sahada gelişen bir Filistin devriminden duyduğu korkuyu, gördüğü zararları göz önüne getirdiğimizde Kürt devrimi, onun başına dünyayı yıkabilecek, bölgeyi alt-üst edebilecektir. Evet, bunları çok iyi gördüğü için PKK önderliğinde çok sınırlı da olsa ortaya çıkan Kürt devrim gerçeğinden ürktüğü için, bütünüyle bir Kürt politikası oluşturma gereği duydu.

    Son CIA raporuna ilişkin bir bölüm Hürriyet gazetesinde 28 Haziran tarihinde yayımlanmıştır. CIA bu raporunda “PKK” diyor, “dünyanın en tehlikeli terör örgütüdür”. Siz bunu “PKK şu anda dünyanın en tehlikeli devrim örgütüdür” diye anlayınız. Sf. 237

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • Televizyona gelince, uzun yıllardan sonra, sadece haber için siyah-beyaz eski bir televizyonu eve sokmaya razı oldum. Şimdi bozuldu. Tamir ettirmeyerek, aklımın sağlığına özen gösteriyorum. Sf.219

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uzmanları ilgilendirmekle birlikte medyanın insan aklı üzerindeki iki benzer etkisinden söz etmeden geçmek istemiyorum.

    Bir: İnsanoğlu artık öğrenme tutkusunu yitirmiştir. Öğrenmek insanoğlunun içgüdülerinden ve sevinçlerinden birisi olmaktan çıkıyor. Tekelsi düzenin de etkisiyle, medyanın bu hale gelmesi bu düzenin hem sonucu ve hem de dayanaklarından birisi oluyor, insanoğlu öğrenme eğilimini yitiriyor.

    İki: Newton ile en mükemmel örneklerinden birisini veren insan aklı, karşılaştırmaya, tartmaya ve tutarlılığını sağlayarak bütünselleştirmeye dayanıyor. Akıl demek, tartmak ve bütünselleştirmek demektir; akıllı ile şizofren arasındaki fark burada ortaya çıkıyor. Medya aklın, karşılaştırma, tartma ve tutarlılık sağlama özelliklerinin tümünü eritiyor. Daha kısa bir söyleyişle, medya, aklı ortadan kaldırıyor. Sf. 219

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.