Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Talat Paşa, İçişleri Bakanı olur olmaz, Hamid’in adamı Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Abdülkadir, derhal Kürt bölgelerine giderek Rusya’ya karşı isyana hazırlanmalarını öneriyor. Ancak daha önce değindim; Kürtler, artık Türklere karşı başkaldırmayı tercih ediyorlar. Sf. 71 

    Hamid’i, aynı ideolojinin daha soğukkanlı ve temkinli, ittihatçıları da daha hızlı ve cüretkârı olarak düşünmek gerekiyor. İttihatçılar, Kürtlerin, eskiden olduğu gibi kendi istedikleri isyanları ve hareketleri yapmadıklarını ve buna karşın kendilerine karşı isyan ettiklerini görünce, derhal Kürt politikasında yeni bir dönemeci uygulamaya koyuyorlar. 1915-1916 yılında art arda hükümet kararnameleri çıkararak Kürtleri sınır bölgelerinden alıp Batı Anadolu’ya yerleştirmeye başlıyorlar. Kürtlerin sınır koruma görevleri sona eriyor; yüz Türk’e on Kürt hesabıyla, Kürtlerin zorunlu İskânı politikası uygulamaya konuyor. Sf. 71, 72

    Osmanlı gecikmiş bir feodal yapıda gecikmiş bir biçimde merkezi otoriteyi ve devleti kurmak istiyor. Kürt isyanlarının başlangıcında iki temel hedef var: Birincisi, Osmanlı merkezi otoritesinin vergi salması ve ikincisi iskân politikası uygulamaya konuyor. Sf. 72

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dımbıllı Zaza, Dersimli ya da “Kızılbaş” kendi tarihlerinin de etkisiyle daha çok dik başlı oluyor. Osmanlı, burada, bir itibari egemenlik ile yetinmek zorunda kalıyor. Modern Türkiye Cumhuriyetini en çok uğraştıran işlerden birisi de Tunceli’ye otoritesini götürmek oluyor; bu da biliniyor.

    Bu tür tarihin somutundan gelen zikzaklar bir yana Osmanlı yöneticilerinde Kürtleri, sınır koruma kuvveti ve bir tür paralı asker olarak kullanma eğilimi hep var oluyor. Karşılık, Kürt egemenlerine Kürt köylüleri üzerinde mutlak bir zor tanıyarak ve daha da önemlisi bu bölgedeki Ermeni ve Asuri türünden eski Hristiyanları, tümüyle Kürt egemenlerinin acımasızlığına terk etmek suretiyle ödeniyor. Sf. 67

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kütükoğlu, bunları Mühimme Defterlerinde okuyor ve yazmamak edemiyor;

    “Umumiyetle İran’la münasebeti sabit olan Kızılbaşlar ya aileleriyle Kıbrıs’a sürülüp tecrit edilmişler veya hırsızlık, şakilik (eşkıyalık) ve sair töhmetler isnadı ile idam edilmişlerdir. Akıbetlerini öğrenmemekle beraber İran’la münasebeti olduğu itham altında kalıp teftiş edilmeleri istenilen kimselerin bir hayli yekûna baliğ olduğunu görüyoruz.” Osmanlı, dinsel hoşgörülü bir devlet imajına dokunmamak için, Kızılbaşları, hırsız ya da şaki diye idam ediyor. Sf. 66

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 66) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtlerde Sünniler çoğunluktur ve Osmanlı yanlısı bir tutum içinde yaşıyorlar. Şiiler ise daha çok Iran içinde yaşıyorlar ve genellikle Iran Devleti yanlısı bir politika izliyorlar.

    Bir de bunların arasında ve Anadolu’nun ortalarına yakın bir yerde yaşayan, etnik kökenleri tartışmalı Zazalar var. Bunlar Dımbıllı Kürtleri olarak da biliniyorlar; “Kızılbaş” sayılıyorlar. Ancak Kürtlükleri çok tartışmalıdır; Kürtler bile kendilerini “Mervan” ve “Nemervan” olarak ikiye ayırırken, “insan” ve “insan olmayan”, Zazaları “Nemervan” olarak niteliyorlar.

    Osmanlılar ise bunları, Selim’in bu toprakları zaptından beri hem “sapkın” hem de İran casusu olarak gördüler; bunlara uygulanan vahşetin engizisyon ya da Yahudilere uygulananları aratacağını sanmıyorum. Sf. 65

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Garo Sasuni’nin “Kürt-Ermeni İlişkileri” başlıklı çalışmasından aktarma yapmak istiyorum;

    “Uzak mesafeli bir amacı güdüyordu. Şöyle ki, Kürtleri ulusal bilinçlilikten yoksun bırakıp, onları ulusal bağımsızlık savaşından uzaklaştırmak ve onları yalnız bir dini toplum haline getirerek yavaş yavaş Türkleştirmekti,”

    Taşnaktsiyun Partisi’nin merkez yayın organı Troşak’ta 1901 yılında yayımlanan bir başyazıdan aktarma yapmak durumundayım, başyazıda bu paragraf da yer alıyor;

    “Gerçekten de bize sorarsanız, Ermeni ulusuna hiç olmazsa 19. yüzyıldan itibaren, sürekli olarak hangi halk daha çok zarar vermiştir diye sorarsanız, o zaman ‘Kürtlerdir’ cevabını vermeyecek olan hiçbir Ermeni bulamazsınız. İşte bizi daimi olarak harap eden, kesen, ırzımıza geçen, işkenceye tabi tutan ve bizi vatanımızdan göç ettiren, kanımızı emen, yani tek bir deyişle, “Ermenileri asan ip’ Kürtlerdir” ve biz işte böyle bir ipten bahsedeceğiz. Durum çok fecidir.” Gerçekten de Hamid, izlediği politika ile kardeş olmaları gereken Kürtler ile Ermenileri birbirinin boğazına sarılan iki halk durumuna getiriyor.” Sf. 60

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.

  • Taşnak, Ermenice “federasyon” anlamına geliyor. Çeşitli Ermeni örgütlerini bir araya getiriyor. Garo Sasuni’nin bir ara Taşnak’ın üst kurullarında görev yapmış olduğunu incelediğim bazı kaynaklarda rastladığımı ifade etmiştim. Şimdi yine Garo Sasuni’nin “Kürt-Ermeni İlişkileri” başlıklı çalışmasından aktarma yapmak istiyorum;

    “Sultan, Kürt beyleri hesabına şeyhleri güçlendirerek bir dini İslam devleti yaratmak ve gayretkeşliğinde İslam dini sayesinde bütün Kürtler Halife Sultan’a bağlanacaklardı.” Sf. 59

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir: Osmanlı’nın son dönemindeki Hamidiye Alayları ile Adalet Partisinin ikinci dönemindeki Milliyetçi Hareket Partisi birlikleri ve Ülkü Ocakları, nitelik olarak bir ve aynıdır. Birincisinin beyni ve ruhu Sultan Hamid’dir. İkincisinin beyni ve otorite kaynağı Süleyman Demirel oluyor.

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hamidiye, Ermeni köylerine saldırırken hiçbir sınır tanımıyordu, köyleri basıyor ve ürünleri imha ediyordu; kuşkusuz Ermenileri kıyıyordu, Burada kalmıyor ve hızını alamayarak Türk, Arap ve Kürt köylerine de baskınlar düzenliyordu. Sf. 58

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Misakı Milli Damat Ferit Paşa tarafından, Anadolu’ya görevle gönderilmiş bulunan Kemal Paşa’nın İstanbul Hükûmeti ile bağlarını gevşeterek kendi adına hareket etmeye başlaması üzerine, Kemal Paşa hareketinin etkisini kırmak için İstanbul’daki yöneticilerin almış oldukları bir karardır.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf.139) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal’in Çanakkale’den sonra bir yıl görevlendirilmemesini Enver’in rekabeti şeklinde düşünmek yanlıştır. … Hiçbir Orduda Başkomutan ile bir yarbay arasında rekabet söz konusu olamıyor.  Kemal, sınıflarında da parlak bir öğrenci sayılmıyor. Kâzım, Ali Fuat, Kemal’den çok daha parlaktırlar. Ayrıca Osmanlı düzeninde Harbiye’yi parlak bir biçimde bitiren kurmaylar, Makedonya Ordularına atanıyorlar; Kemal Bey Suriye’de göreve gönderildi.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Kemal Paşa, Suriye’den Makedonya’ya gitmek için çok uğraştı ama başaramadı. Hatta Şam’ı izinsiz terk etti.

  • Kürtlerde dağ insanının kahramanlığı kadar, çöl insanının ihaneti iç içe gidiyor. Kürtler kahramanı kadar haini de çok bir halktır.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öğrenmenin yaşamının sevinci olduğunu ve artık kalmadığını yazarak intihar eden Stefan Zweig’i hep büyük bir hüzün ile hatırlıyorum. Türkiye’nin düzeninin intihar aşamasında olduğunu bir de buradan çıkarıyorum.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herhangi bir kimsenin veya herkesin bir fiili, bir sözü suç sayılmıyorsa, demek ki suç yoktur.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • İçtihat, doktrin anlamına da gelebiliyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üniversitenin çürümesi genel çürümenin parçasıdır. Sanıldığının aksine tekelsi aşama, bir toplumun her cephesinde çürümedir; çünkü tekelsi düzen parazitler fabrikasıdır. Parazitler için ise bilmek gerekmiyor; tekelsi düzende çok sınırlı alanda dar bir uzmanlığın dışında genel bilgi düzeyinin düşmesi zorunlu oluyor. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Prof. Hasretyan, Şeyh Sait İsyanının; ” …ölçek ve örgütlülük açısından Kürt halkının tarihinde en büyük başkaldırı olduğu” nu ileri sürüyor ve şunları ekliyor “İsyan Şeyhler tarafından değil, esas olarak, başında, Türk Ordusunda Albay Cibranlı Halil Bey, gazeteci Kemal – Fevzi, Dr. Fuat gibi tanınmış aydınların bulunduğu Azadi Kürdistan Komitesi tarafından hazırlandı.”

    Hasretyan dinsel hedefi 2. plana itiyor, ilk planda bağımsızlık diyor. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1925 yılında patlak veren bu Kürt ayaklanmasında en önemli etkenlerden birisinin, Türklerin hareketlerinin başarıya ulaşmasının ve Türklerin 38 yaşına kadar Osmanlı ordusunda görev yapmış, Kemal Paşa’nın liderliğinde, umulmadık koşullardan, bir devlet kurarak çıkmalarının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Paşaların Osmanlı Devletini yıkmış olmaları, Kürtleri de Türkiye’den ayrılma düşüncesine sevk etmiş olabilir.  Ve Türkiye’nin başarısının Türklere mal edilmiş olması, Kürtlerin de kendilerini kanıtlaması isteği uyandırmış olabilir. Yine 24 Ocak kararlarından sonra ekonomik ve siyasi açıdan atak yapan Türkiye’de, kendi durumlarında hiçbir değişiklik göremeyen Kürtlerin PKK hareketine dört elle sarılmış olmaları da söz konusu olabilir. 1925 Şeyh Sait İsyanı’nın etnik motifinde bu durum bulunmaktadır ama Cumhuriyet’in Türkçü ve baskıcı bir yapıya bürünmesi, Kürtleri hem Cumhuriyet fikrinin dışına düşürmüş hem de gelecek endişesine sevk etmiş olabilir. Ayrıca özellikle Mustafa Kemal Paşa ve biraz da arkadaşlarının yaşam tarzları Türklerden daha muhafazakâr olan Zazalar ve Kürtler üzerinde çok olumsuz etkiler yaratmış olabilir.

  • Öcalan’ın Bekaa Vadisi’nde gördüğüm ve sözünü ettiğim ders notlarından aktarma yapmak istiyorum,

    “Türk burjuvazisi, 1925-1940 yılları arasında Kürdistan’da uluslaşmayı önlemek için burada kapitalizmin gelişmesine izin vermemiştir. Burada kapitalist gelişmeyi mahkûm etmiş, kapitalist gelişmeyi Türk uluslaşmasının maddi bir alanı haline getirmiştir.” Sf. 54

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vahdettin ve Ferit’i “hain” ilan ediyoruz pek güzel, ancak bir soru kalıyor: Kemal Paşayı görevlendirmekle Vahdettin ve Ferit mi yanılıyor, yoksa Kemal Paşa mı bunlara verdiği sözden dönüyor? Sf. 51

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erzurum, daha sonraki yıllarda da, Kürt ve Ermenilerin bir kurtuluş savaşı örgütlemeleri için yapmış oldukları toplantı ve kongrelere ev sahipliği yapıyor; Bunlardan bir diğeri, 1919 Haziran ayına rastlıyor. Bu tarihte Erzurum’da bir “Kürt Kongresi” toplanıyor. Kemal Paşanın katıldığı kongre Temmuz ayındadır. Sf. 50

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.