Bilinen bir görüşü bir tez olarak sunmak istiyorum: Dikta, diktatörü de değiştiren bir süreçtir. Sf. 655
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 655) kitabından birebir alınmıştır.
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Bilinen bir görüşü bir tez olarak sunmak istiyorum: Dikta, diktatörü de değiştiren bir süreçtir. Sf. 655
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 655) kitabından birebir alınmıştır.
Emperyal devlet, emperyalist devlet anlamına gelmiyor. «Emperyal» sözcüğünü, tekeller düzeninden önce bir ulusal-ekonominin diğer halk ve uluslar üzerindeki yönetimi olarak kullanıyorum. «Emperyalist devlet», tekelli düzenin, bir başka görünüşü oluyor; tekelli düzen ile «emperyalizm» nitelemelerinin birbirinin yerine kullanılabileceğini düşünüyorum. Sf. 631
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 631) kitabından birebir alınmıştır.
Zaman ve mekânı minimal boyutta olan yaratık ilkeldir.
Tekelli düzen ilkelleştirme mekanizmasıdır.
İlkel, yaşam ve ölümde cahilleşendir. Cahilleşme ise ayırma yetisini yitirme süreci demektir.
Emperyalist senaryonun realizasyonu, devletin şiddet uygulama ve gösterileriyle özdeşleşiyor. Senaryonun hazırlığı, kütleye, yeniden ve sürekli şiddet enjekte etmekle başlıyor. Sf. 631
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 631) kitabından birebir alınmıştır.
Cumhuriyet düzeninde köylü başkaldırıları Kürt renklidir. Sf. 630
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.
Bin Dokuz Yüz Yirmi Yedide, Türkiye, üzerine her sözün yazılabileceği bir düz tahtadır.
İdeoloji, birikmiş şiddettir.
Egemen ideolojinin eşiğinde şiddet vardır.
Yeni imaj, mutlaka şiddetle kakılıyor. Sf. 630
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.
Ermek, Tanrı’ya yaklaşmaktır.
Tanrı, üşümez. Üzülmez. Korkmaz. Sevmez. Yaşamaz.
Tanrı, ölümü canlandırmaktır.
İlkel için ölüm günlüktür.
Tanrı’yı yaratmak, aynı zamanda ilkeli yaratmaktır.
İlkellik, Tanrısal büyüklüklerin baskısı altında sonsuz küçük zaman ve mekânda sadece canlı olabilmektir.
İlkel için yaşam şiddettir.
Eren için ölüm, en şiddetli teorik çözüm’dür.
Egemen ilkel’dir.
Egemen, yaşamı bilmeyendir.
Tanrı, yaşamı tadamayandır.
Egemenlik her zaman geriletici ve sığlaştırıcıdır.
Egemen varsa, giderek ilkel vardır. Sf. 629
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 629) kitabından birebir alınmıştır.
İpi çeken celladın öldüren sayıldığı görülmemiştir. Sf. 571
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 571) kitabından birebir alınmıştır.
(İsmail Beşikçi anlatıyor;)
Devletin ajanı Kürtler, neler yapmazlar?
“Bugüne kadar dört önemli polis sorgusundan geçtim. Beni yakalayan ve sorgulayan polislerin büyük bir kısmı Kürt kökenli idi. işkence yapanlar da öyle?
Bir ara yine büyük bir öfke ve hışımla şöyle dedi:
-Ben 27 yaşındayım. Kürdüm. Ben bu işlere karışmıyorum. Sen Çorumlusun. Kürtlerle uğraşmak senin neyine gerek. Herkesin Türk olduğunu yazsana!” Sf. 13
Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.
Ölüm, ilkel için çok kolaydır.
Ölmek, eren için sonsuz basit oluyor.
Ölüm, yaşamı bilenler için çok zor görünüyor.
İlkel, yaşamı bilmeyendir. İlkel, öldürmenin seyrine doyamıyor.
Eren, yaşamı aşandır. Düşünün dışında, yaşamayandır. Sf. 628
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 628) kitabından birebir alınmıştır.
Hain, kendisine güvenilen ve kritik bir anda bu güveni haksız çıkaran bir eylem içine giren kimsedir. Kavramsal olarak Ethem böyle bir tanımın çok dışına çıkıyor. Sf. 528
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 528) kitabından birebir alınmıştır.
Mantık, tarihten çıkıyor.
En güçlü ispat, belgelerin değil, mantığın ikna gücüdür. Sf. 524
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 524) kitabından birebir alınmıştır.
Ön yargısız insan olur mu?
Ön yargısı olmayan insanın kafasının içi, her halde, bir curcunadır.
Bilim adamı, ön yargılıdır. Sf. 494
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 494) kitabından birebir alınmıştır.
Rusya Ermenistan’ının başkenti Erivan’dır; Erivan’da Ermeniler değil Müslümanlar çoğunluğu meydana getiriyor. E. H. Carr, incelediğim bu zamanda, Gürcülerin, Tiflis’te, başka her kentten daha çok, Ermeni yaşadığını ve Ermeni nüfusunun Gürcülerden fazla olduğunu kaydediyor. Ermeniler, kendi başkentinde azınlık ve kendilerini hiç sevmeyen bir başka milletin başkentinde ise çoğunluktadırlar; sevilmemeleri, bölgenin tüccar «sınıfını» oluşturmalarından kaynaklanıyor.. Bölgede parayı temsil ediyorlar; Gürcistan’da pek çok asilin, mülklerini satın alarak mülksüzleştirdikleri biliniyor. Sf. 447
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.
(Harbord Misyonu yazıyor;)
Yakın Doğu’da bu deyişin yaygın olduğu yazılıyor; “Bir Ermeni hiç bir zaman hukuken yanlış olmaz ve hiç bir zaman da ahlaken haklı olmaz”; Türkiye ve Rusya Ermenistanlarında Ermeniler böyle anlatılıyor. Sf. 436
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.
Harbord Misyonu, bu kurtarmaya gittiği kurban millet hakkında oldukça olumsuz bilgiler ve değerlendirmeler de veriyor. Raporu, dikkat çekici yapan özelliklerden birisi budur ve bu raporda şu yargı da yer alıyor: «Pek çok saygıya değer nitelikleri, kültürü ile ırk ve din açısından dayanıklılığı bir kenarda, Ermeniler de, temas haline geldikleri diğer ırklara kendilerini sevdiremiyorlar.» Rapor, Kafkas Berisi’nde ve Türkiye’de Ermenileri, Rusya ve Polonya’daki Yahudilere ve Yahudi sevimsizliğine benzetiyor. Sf. 436
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.
Abdülhamit zamanından beri aranan ve yaşanan bir türkifikasyon sürecidir. Türklük düzeninin çöküşe geçtiği bir zamanda, türkifikasyon, ortadan kaldırma ve deportasyonu da içine almak durumunda kalıyor. Sf. 436
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.
İki: Harbord Raporu, beklenebileceği gibi, Ermeni kıyımlarından söz ediyor. Bunlara, «örgütlü resmi katliamlar», organized official massacres, adını veriyor. Sultan Hamid’in tahta çıkışından sonra her birkaç yılda bir tekrarlandığını ileri sürüyor; 1895, 1908 Van ve Adana, 1909 Kilikya, tarihlerinden sonra 1915 «trajedisini» dile getiriyor. 1914 yılında, Türkiye Ermenistan’ında Ermeni nüfusunun 1,5 milyon olarak tahmin edildiğini bildirdikten sonra 1915 trajedisi hakkında bilgi vermeye çalışıyor. Sf. 435
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.
Türkiye’de Amerikan misyonerlerinin en önemli merkezinin Harput olduğunu saptıyor. Amerikan misyonerleri, Van, Bitlis, Erzurum ve Mardin’i de eylem alanı seçiyorlar. Sf. 432
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.
Misyoner tarihine göre bu da bir yaşamdır; fakat daha kötüsü geliyor. 1843-1844 yıllarında Kürtler, «Türk otoritelerin onayı» ile Nestoryanlar üzerine iki cepheden saldırıya geçiyorlar. Böylece, Kürdistan Nestoryanları’nın Timur Lenk’ten bu yana yaşadıkları en çirkin ve en kanlı katliam, the bloody massacre, «the ugluest which the Nestorians o Kurdistan had experienced since the ravages of Timur Lang», gerçekleşiyor. Çok sayıda Nestoryan’ın öldürüldüğünü başka kaynaklar da kabul ediyor. Sf. 431, 432
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 431, 432) kitabından birebir alınmıştır.
1914 yılında, Türkiye’de 627 Amerikan okulu ve bunlarda da 34 bin öğrenci olduğunu saptıyor, Sf. 430
Osmanlı döneminde Amerikalıların, İstanbul ve Beyrut’tan başka, Tarsus, Maraş, Antep, Harput, Merzifon ve Kayseri’de kolejleri bulunuyor. Saydığım bu yerler, Ermeniler’in yoğun olarak yaşadıkları yerleşim birimleridir ve bu kolejlerin hepsi de misyonerler tarafından kurulup yaşatılıyor. Sf. 430
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.