Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İdeoloji, basitleştirilmiş, karşı ve düzeltici eğilimlerinden arındırılmış, halklaştırılmış anlamında vulgarize edilmiş, bilim olarak ortaya çıkıyor. Kütlenin, en kestirme ve en bulandırılmamış bir biçimde dünyayı görmesini sağlıyor.

    İnsanoğlu ve halk ideolojiye muhtaçtır.

    İnsanlık var oldukça ideolojilerin var olacağı anlaşılıyor. Zaman, tekelli düzenin eline geçirdiği geniş olanaklar, insanların ideolojiye olan bağlılığını azaltmıyor arttırıyor.

    İdeoloji görmek içindir.

    Her ideoloji bir başka dünyayı ve bir başka gerçekliği gösteriyor.

    İdeoloji görmemek içindir.

    Görmek aynı zamanda görmemektir. Bir bütünü görmek anlamında bile “görmek” aynı zamanda görmemek oluyor. Çünkü bir bütünü görmek, varsa bir başka bütüne kapanmaktır.

    Din, insanoğlunun acı gerçekliğini, vulgar bir mekanizma ile bir çözüme, aslında başka bir dünyada çözüm olduğu için çözümsüzlüğe çevirme girişimidir; ideolojinin görme ve görmeme işlevlerinin tümünü üstleniyor. İdeolojiler, dünyasal gerçekliğin, dinler de gerçek acıların, son derece basit çözümlemelerini ve formüllerini içeriyorlar. Sf. 21

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amerikan emperyalizmi benim düşmanımdır. Ben yaşamımı Amerikan emperyalizmi ile mücadeleye adıyorum.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimsel ideolojiyi yerleştirmek için şiddete gerek olduğunu düşünemiyorum.  Fakat bilimsel olmayan ideolojinin ortadan kaldırılması kendiliğinden olmuyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2019): Katılmıyorum; ideoloji bilimsel olamaz, bir inançtır! Değişmiyor çünkü eleştiriye kapalı!

  • Bu açıdan bakıldığında ideoloji ile din arasında kurulan paralelliği reddetmemek, tam tersine, kabul etmek gerekiyor.  

    İdeolojiler insanoğluna büyük bir kolaylık ve dinler de sonsuza yakın bir rahatlama sağlıyorlar. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf.22) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün sonuçlarına razıyım; bu toplumun sorumluluğu da, onuru ve hapisleri de bizimdir.

    Bu yalnızca bir kişisel ve toplumsal sorumluluk sorunu değildir. Bu sadece bir aydın sorumluluğu olmaktan da uzaktır. Bu bir politik görevdir. Sf. 29

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdeolojiler insanoğluna büyük bir kolaylık ve dinler ise sonsuza yakın bir rahatlama sağlıyorlar.

    Dinler, mücadele etmeyen insanoğlunun ideolojisi oluyor. Sf. 22

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • Din, insanoğlunun kafasının, duyularının prangasıdır. Hem de zincirinden kurtulmuş olanlara saldırtır. En iyi uyuşturucudur, …. İnsanlığın bir şanssızlığıdır.

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 76, 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kur’an’da “kadını dövün” diyor. Nisa Süresinin 34. ayetinden alıyorlar bunu.

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Ben Atatürkçü değilim.. Hiçbir şeyci değilim ben!

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Hıristiyanlık Yahudiliğe karşı bir tepki olarak çıkmış. İsa’nın kendisi de Yahudi’dir.  Esasen İsa yaşamış mı yaşamamış mı belli bile değil.  

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beş vakit namazın, 30 günlük orucun aynısı Sâbiîlikte de vardı.  Oysa Sâbiîler güneşe, yıldızlara, aya tapıyorlardı. Aslında dediğin gibi güneş ve ay değildi onların tanrısı; güneşin, ayın, yıldızların da içinde bulunduğu Yüce Tanrı kavramıydı düşüncelerinde olan.    Boy abdesti Sâbiîlerde de var.

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evet, babam Türk’tü, anam Kürt’tü. Fakat anam babamın yanında Kürt olduğunu pek söyleyemezdi, korkardı.

    Alıntı: Turan Dursun’un Hayatı – Şule Perinçek (Kaynak Yayınları – Sf. 17, 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resmi ideoloji ile halklar arasında, etnik guruplar arasında, mezhep gurupları arasında birlik ve beraberlik kurulamaz. Resmi ideolojiyi uygulamak ancak, devlet terörü aracılığı ile gerçekleştirilebilir.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdeolojiler hep çifte standartlı tavır ve davranışlar üretirler.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kendi ulusu için layık gördüğü hakları, başka bir ulus için layık görmeyen kişiyi “ırkçı” olarak değerlendirmek mümkündür.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cemal Kutay 1840’lı yıllarda Kürdistan için mücadele eden Bedirhan Paşa’nın torunu.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ali Saip Ursavaş’ın da Kürt olduğu bilinmektedir. .. 1919 -1920 yıllarında, Güney Kürdistan’da Kürtlerle birlikte özgürlük ve bağımsızlık için başkaldırıyor, 1925’te de özgürlük ve bağımsızlık isteyen Kürtleri yargılayan İstiklâl Mahkemesinde yer alıyor.

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrahim Arvâsi de 1964 yılında Ankara’da yayınlanan “Tarihi Hakikatler” isimli kitabında, Şeyh Sait Kürt Ayaklanmasıyla ilgili olarak olayın farklı bir yönüne değinmektedir;

    “.. Bu işin neticesi ve kötülüğü safha safha meydana çıkıyordu. Şark Mebuslarından İsmet Paşa’ya itimat edenlerle etmeyenler ve korkudan kaçıp ta reye iştirak etmeyenler ve kaçınıp ta rey vermeyenler dâhil hepsinin bütün akraba ve taallukatını (yakınlarını) kamilen (tamamen) nefiy (sürgün) ve tedip ettiler (cezalandırdılar). .. Hele İstiklâl Mahkemesinde Elaziz’de kelle müzayedesi (açık arttırması) yapılıyordu. Beş yüz altına bir kelle alınıp – satılıyordu!” 

    “Jurnali hazırlayan Komiser ile Ali Saip’in çete arkadaşı Askitanlı Paşo’nun da fazla olarak elli altunu vardı. Bu suretle Şark İstiklâl Mahkemesinden Ankara’ya dönen Ali Saip Bey bin altunla geldi. Ve netice olarak Şark Vilâyetlerinde kulplu ve kulpsuz altının kökü kesildi.” 

    “Şark İstiklâl Mahkemesi Müddeiumumisi Süreyya Örgeevren ise Büyükada’da merhum (rahmetli) bir müşirin (Paşanın) fevkalade ziynetli (olağanüstü süslenmiş) ve muhteşem köşkünü satın aldığında Atatürk kendisini çağırtmış, .. hapsettirmiş tüm maaş ve harcırahlarının toplamı bile bu köşkü almaya yetmiyor.  Ve Atatürk Süreyya’ya hitaben “Siz benim şerefimle oynadınız; çaldınız, çırptınız utanmaz herif!”  diyerek kovmuş ve tokat da aşketmiş.”  “Savcının birkaç cümle ile Şarklılar aleyhine zulmü ile kini ve adaletini gösterir misaller arz edeyim; Ne kadar baba oğul mahkûm varsa, evvela babasının gözünün önünde oğlunu astırır, sonra babayı asardı.”

    Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap yayın 1991 Baskısı – s. 39, 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihe her zaman sınıf mücadeleleri açısından bakmak, etnik gurupların istek ve iradelerini gözden uzak tutmak, olayları her zaman çözümleyici olamıyor.

    Alıntı: Devletlerarası Sömürge Kürdistan – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı- Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Aralık 1978’de Ankara’da Türkiye Yazarlar Sendikasının sohbet toplantısı; Aziz Nesin;

    “Ben senden kuşkulanıyorum arkadaş. Bu sırada herkesten kuşkulanıyorum, senden de kuşkulanıyorum. Hem Türk olalım hem de Kürt meselesinin ısrarla üzerine gidelim.  Kürtlerin kendileri bu kadar ilgilenmiyor. .. Sen ne karışıyorsun? .. Senden ne köy olur ne kasaba…” 

    Beşikçi; “Kürdistan uluslararası bir sömürgedir. Kemalizm’in en önemli iki özelliğinden biri, Kürdistan’ın Ortadoğu’daki bu statüsünün değişmesine engel olmuştur.”  

    Alıntı: Bir Aydın Bir Örgüt ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi (Melsa Yayınları Mart 1990 Baskısı – Sf. 60)