Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1996): Dürüst, namuslu ve gerçek bir kahraman. Mustafa Kemal döneminin ilk harcadıklarından. Çok silik insanların bakan olduklarını görüyor. Çok mağdur oluyor. Yoksulluk içerisinde yaşıyor. Halil Paşa’nın yaveri iken sayısız altına el sürmeyen adama son günlerinde bu muamele reva görülüyor. Çok acı bir yaşam ve ölüm! Ve Selahattin Bey’e son kötülüğü de İlhan Selçuk yapıyor. Ünlü aydınımız (!) İlhan Selçuk, Selahattin’in oğlunun güvenerek verdiği Hatıralarını sansür ediyor ve tarihi karartıyor, çok yazık çok!

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 350) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüzbaşı Selahattin eşi Nimet’in ölümünden sonra Ankara’ya yerleşti. Bayındırlık bakanlığında, Seferberlik Müdürlüğü ve Malzeme Müdürlüğü görevlerini ömrünün sonuna kadar yürüttü.  Celal Bayar üç arkadaşıyla, meşhur “Dörtlü Takrir” i vererek muhalefetin başına geçmişti. Yüzbaşı Selahattin Yurtoğlu’nun Atatürk Bulvarındaki evinde Dörtlü Takrir sahiplerini sık sık topluyordu.  14 Mayıs 1950’den sonra bir gün evinde otururken telefon çalmış, bir ses;

    “-Cumhurbaşkanlığı köşkünden aranıyorsunuz.”  demişti. Gerçekten telefonun öbür ucunda zamanın Cumhurbaşkanı vardı. 

    “-Selahattin Bey neden beni ziyarete gelmiyorsunuz? Sonuçta her ikimizde de aynı caddenin üzerinde oturuyoruz. Yokuşun başında benim evim var sonunda sizinki.” Yüzbaşı Selahattin;

    “-Sayın Cumhurbaşkanım, mademki yokuşun başında sizinki ve sonunda benimki var; sizin benim evimi ziyarete gelmeniz daha doğru olmaz mı?” diye sordu. Gerçekten de ertesi gün Cumhurbaşkanı Celal Bayar Selahattin Bey’in evine geldi. Son gelişiydi.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 326) kitabından birebir alınmıştır.

  • Salih Hoca 1944’te hastalandı bir bacağını kestiler. 1946’da Fatih’teki evinde fakir bir yaşam sürdürüyordu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2009): Salih Hoca, vatansever, muhalif ve yiğit bir Erzurum mebusuydu.

  • Kurmay sınavlarına girdim. Başarılı olduğumu sanıyordum. Ama sınavlarda kopya çekildiği kuşkusu üzerine topyekûn (hepsi birden) iptal kararı verildi. Bunun üzerine büyük bir öfkeye kapılarak, sonradan pişman olacağım bir karar yöneldim ve askerlikten istifa ettim.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1921 Mart sonlarına doğru Kâzım Karabekir’in yazısı geldi. Bekir Sami Bey’in Kars müstahkem mevkii (güvenli askeri bölge) Kumandanlığına tayinini Ankara’da Milli Müdafaanın kabul etmediği bildiriliyordu. 

    Bunun üzerine Kumandan tedavi için izin istedi. Beni de Daday’a yolladı.  4 Nisan 1921’de Daday’a geldim ve 20 ay Daday’da kaldım. 5 Ekim 1923’te beni Ankara’dan İstanbul’a taşınmış bulunan Harbiye Mektebi 2. Bölük kumandanlığına tayin ettiler.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 264, 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • Padişah namına (adına) İstanbul’dan gelen Reşit Bey’le görüşüldü. Reşit Bey Padişahın bizimle beraber olduğunu, bizim için her şeyi yapacağını, “Kendisini namussuzca aldatmış olan Mustafa Kemal’i tanımamamızı” istiyordu.  Bu şartı kabul edersek, bir hafta içinde Bekir Sami Bey’i Paşa yapacak ve bir hafta sonra Ferikliğe yükseltecek ve bütün Anadolu kuvvetlerinin Başkumandanlığına getirecekti. Bekir Sami Bey’in şahsına yirmi bin İngiliz lirası verecek ve bütün Milli Hareketin masrafını ödeyecekti. 1919’un yazı. Bekir Sami Bey Mustafa Kemal Paşa’ya kalleşlik yapamayacağını söylüyor.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  •   Bağdat, Bakü, Basra

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 288) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herkes Ali Fuat Paşa’dan çok çekiniyordu. Çünkü cesur ve atılgan tanınan bu adam, öfkelendi mi ağır ve küfürlü konuşuyordu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bursa’da, şehrin Setbaşı Mahallesinde fırıncılık yapan Erzurumlu Salih Hoca (Erzurum Mebusu) fırının külhanında bildiriler basarak, halkı Milli Mücadeleye çağırıyordu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Haziran 1919, Eşme’den Çine’ye çekilmiş olan 57 Tümen Kumandanından aldığımız raporda şu maddeler vardı;

    1- İzmir’in işgalinin ardından Tümen Birliklerinde bulunan erat (erler), hemen tümüyle firar etmiştir. 

    2- Mahalli Hükûmet çevreleri, Yunanlıları iyi biçimde karşılamak için propaganda yapmışlardır.

    3- Bir komiser, Yunanlıları Aydın’a davet için Yunanlılara gönderilmiş, Aydında bütün evler Yunan bayrakları asmışlardır.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ödemişte halka 1.500 silah dağıtılmış, ancak çarpışmaya 120 kişi katılmıştı. Diğerleri dağılmış. Yunanlılar Ödemişe 1 Haziran 1919’da vukuatsız olarak girmişler.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Albay Bekir Sami; “-İzmir cephesine gideceğim. Yunanlılara harp ilan edeceğim ve hükümete isyan edeceğim. Gider misin? Giderim!”

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anadolu’da şekavet, yani Milli Mücadele yaptığımız için on kişi ile birlikte idama mahkûm oldum. Bu on kişi şunlardır; Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Bekir Sami, Ali Fuat, Refet Bele, Kâzım, Cami, Ethem, Selahattin.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Bu idama mahkûm olan on kişinin kimler olduğu bilgisi pek paylaşılmadı. Selahattin’den öğrendim.

  • Harbin sonlarına doğru, Mehmetçikleri yaşla değil, kiloyla askere alıyorlardı. Kırk beş kilo gelen askerdi. Bu çocukta bu yöntemle on beş yaşında askere alınmıştı.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2009) “Hey on beşli on beşli” türküsüne sebep olan olay. Babam da kilo ile askere gitmiş, 47 okka gelince Dedemin Sarıkamış’ta 1915’de şehit olmasının üzerinden iki sene geçmeden 1917’de ve 17 yaşında iken askere alınmış . İttihatçılar 1917’de ölüme gönderecek insan bulamayınca Askerlik Şubelerine kantarı koyup çocukları tartmışlar, 45 okkanın üstündekileri yaşı kaç olursa olsun asker yapmışlar. O dönemde bu şekilde asker olanlara okka askeri denilirmiş.

  • İngiliz Orduları Kut’ül Amare’de kuşatılmış, 27 Nisan 1916 günü Tausend ve Halil Paşa iki tarafın hatları arasında, Dicle üzerinde buluştular, görüştüler. İngiliz Generali vereceği parayı üç milyona çıkardı. Halil Paşa kayıtsız şartsız teslim teklifinde bulundu.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1998); Bu Halil Paşa Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa olmalı.

  • Pervari’deyken Başkumandanlıktan bir şifre daha geldi;

    “Türk Ordusu Kafkasya’ya girdiği zaman 300.000 silahlı Türk’le orduya katılacağını söylemiş olan Batumlu Aslan Bey’i bulunuz ve behemehâl (her hâlükârda, şartlar ne olursa olsun, mutlaka) Kafkasya’ya girmesini sağlayınız!” 

    Halil Bey yanıt verdi; “Batumlu Aslan Bey 10 kişilik maiyetiyle (adamlarıyla, yanındakilerle) karargâhımızda misafirdir.”

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 163) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKA’IN YORUMU (1997): Enver Paşa’nın ne kadar hayalperest ve muhteris bir kişi olduğunu gösteriyor. Binlerce insanın canını almış ve ülkeyi on yıl yönetmiş üç diktatör paşadan en ileride olanı.

  • Halil Paşa’nın bana anlattığına göre; 4 Ağustos 1914 tarihinde, Osmanlı İmparatorluğu Büyük Seferberlik ilan edince o tarihte Meclisi Mebusan Reisi Menteşe Mebusu Halil Bey’in başkanlığında İstanbul Merkez Komutanı Binbaşı Halil’in (Halil Paşa) bulunduğu bir kurul, Hükûmet adına Ermeni Patrikliğine giderek şunu söylemişlerdir; “Osmanlı İmparatorluğu bir Cihan Savaşına girmek üzeredir. Bu devletimiz için olmak ya da olmamak sorunudur. Bunun içindir ki İmparatorluk her tedbire başvuracaktır. Ermenilerin yüzyıldan beri bir hükûmet kurmak için çalıştıkları ve bu yolda Rus ve İngilizlerce desteklendiklerini biliyoruz.

    Bu durum karşısında teklifimiz;

    1- Biz savaşta ya galip geleceğiz veya yenileceğiz. Eğer bu dönemde galip gelirsek, merkezi Erivan olmak üzere Türk, İran, Rus topraklarında, bir Ermenistan kurulmasını kabul ederiz. Yok yenilirsek zaten galip devletler bunu yapacaklardır. 

    2- Ermeniler düşmanlarımıza yardım ederlerse o vakit Türkiye’deki bütün Ermenileri mahvederiz. Galip gelir ve Kafkasya’ya geçersek orada aynı davranışı devam ettiririz. Yenilirsek dahi Ermeniler için kazanç yoktur.”  

    Patrik uslu duracaklarına dair söz veriyor.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tabur Kumandanı Cemil Batumlu vatanperver bir ittihatçıydı. Bir gün beni çağırdı; “Yarın seninle beraber Meclis’e gideceğiz, sivil elbiseni giy, cebine birkaç bomba koy, yanında iki tabanca olacak. Ertesi gün öğlen üstü Meclis binasına geldik. Enver Paşa bizim binbaşıyı görünce yanımıza geldi… dedi ki; Cemil Bey, bugün Meclis’ten güvenoyu isteyeceğiz, oysa çeşitli gürültüler çıkacaktır. Biz güven istiyoruz. İşi edepsizliğe vurularsa, tanıdığınız malum mebuslar bir anda yok edilmelidir. (1)

    … Koridorda üç Ermeni mebusu gizli gizli konuşuyorlardı. Dâhiliye Nazırı Talat Bey bunların yanına sokuldu, birinin cebine elini soktu, bir bomba çıkardı, mebusun eline bombayı verdi, yürüdü.  

    … Binbaşı oturan Mebuslardan birini gösterdi; Git yavaşça kulağına söyle; Kalkmazsan vuracağım de. Kalkmazsa vur! Kalkarsa dışarı çıkar, Beyoğlu Birahanesine götür, gün batıncaya kadar salıverme. Yaptım. Galiba adamın adı Urfanidis idi. 

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(1998); 1913 Yılı olmalı.

  • Enver Bey iki derece terfi ederek Enver Paşa oldu ve Harbiye Nazırı oldu. O tarihte 35 yaşındaydı. Makama geçer geçmez ne kadar ihtiyar Paşa ve yaşlı subay varsa emekliye sevk etti.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben mektepte Türkçülük akımının başıydım.

    Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk, (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.