Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Oyunların bütünü de Türkeş’in boyunu aşıyor. Türkeş’in tabanı, kolları ve bütün gücü, böyle bir oyunlar bütününü sahneye koymanın gerektirdiği çaptan çok uzak. Artık hızlanan gelişmelerin açıklığında yaygın yanılgıyı bırakmanın zamanı geldi. Faşist tırmanma zincirinde Türkeş, Demirel’i kullanmıyor. Demirel, Türkeş’i kullanıyor. Türkeş, faşizmi yerleştirmek için Demirel’in kullandığı bir araç işlevini üstleniyor. Türkeş’in ön plana salıverilmesi, demokratik direncin hedefini saptırmaya yarıyor. Faşizmin tırmanma zincirinde en zayıf halkanın gözlerden uzak kalmasına yol açıyor. Sf. 404

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sakıp Sabancı, ücret, kira, fiyat ve kârların birlikte dondurulmasından yana olduklarını açıkladı.

    TL’nin değeri bir kez daha düşürüldü, 1 dolar 15 TL oldu.

    Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nden 60 adet helikopter alacağı haber verildi.

    İran Şahı ve eşi, Korutürk’ün çağrılısı olarak Türkiye’ye geldi. Genelkurmay 2. Başkanı ile Hava Kuvvetleri Komutanı, Sovyetler Birliği’ne davet edildiler. Sf. 386

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 386) kitabından birebir alınmıştır.

  • Romanya’ya yaptığı ziyaretten dönen Demirel, Türkiye’nin Romanya’ya pamuk ve tarımsal ürün satacağım, buna karşılık Romanya’dan lokomotif, termik santral alınacağını belirtti. Sf. 381

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk kurulduğu zaman planlama teşkilâtına karşı çıkıp «bize plan değil, pilâv lâzım» diyen bir partinin Genel Başkanı, Sf. 367

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 367) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye-Irak boru hattının temeli atıldı.

    Başbakan Demirel iktisaden güçlü olmayan milletlerin siyasi ağırlığı ve savunma gücünün olamayacağını belirtti, İncirlik dışındaki tüm ABD üslerine el kondu. Daha sonra yapılan açıklamalarda bazı üslerin NATO’ya devredilerek faaliyetlerini sürdürecekleri belirtildi.

    Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye çok amaçlı helikopter satmayı önerdiği açıklandı. Sf. 366

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 366) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sıralamada Türkiye’nin Pakistan’dan kına alıp, bu ülkeye Kur’an ihraç edebileceği de yer alıyor. Kına alıp Kur’an ihraç edilerek Bağdat Paktından devrik CENTO’nun iki ülkesi arasındaki bağlar güçlendirilecek. Sf. 363

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 363) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toplumlararası şiddet olmadığı zaman, Türk kesimindeki küçük esnaf, Rum kesimindeki üretim birimlerinden doğrudan doğruya meta alıp Türk kesiminde satabiliyor. Ticaretten doğan kârların, Türk kesimindeki bir avuç büyük burjuvanın elinde toplanması, tekelleşmesi için, toplumlar arası şiddet gerekiyor. Sf. 359

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 359) kitabından birebir alınmıştır.

  • MHP Genel Başkanı Türkeş, Diyarbakır’a sokulmadı. Çıkan olaylarda 2 kişi öldü. (1) Sf. 353

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 353) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2016); (O dönemler Diyarbakır’da Kürtçülerden çok, solcuların MHP’ye ciddi alerjisi vardı. Diyarbakır MHP örgütü Türkeş’e mitingi iptal etmesi için adeta yalvarmış olmasına rağmen, Türkeş bu mitingde inat edince Diyarbakır’da Türkçülere inat, Kürt bilinci ve solcu reaksiyon çok güçlendi.

  • Bu seçimlerle Demokrat-Adalet Partisi’nin ezelî rakibi Halk Partisi, tek başına hükümet kurabilecek çoğunlukta oy topladı. Seçim bunu gösterdi. Bununla birlikte bir de şunu gösterdi: Açıkça faşizmin oylandığı bu seçimde halk yığınları açıkça faşizmi reddetti. Bundan sonra faşizm heveslileri heveslerini uygulamaya koyarken çok düşünmek mecburiyetindeler. Sf. 347

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 347) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünya küçüldü. Küçüldükçe olaylar, çok daha aydınlatıcı olmaya başladı. Son günlerin önemli olaylarından birisi İspanya’da. İspanya’da faşistler, Vedat Dalokay‘ın deyişi ile “beş fidanı” kestiler. Dalokay da Ankara’daki İspanyol Büyükelçiliğinin suyunu kesmeyi kararlaştırdı, bundan sonra işe ince diplomasi karıştı. İspanyol Büyükelçisi, faşizmde idam etme özgürlüğü olduğunu ve faşist ülkelerin birbirinin idam etme özgürlüğüne müdahale etmemeleri gerektiğini hatırlatarak “Biz sizin idamlarınıza karıştık mı?” dedi. Milliyetçi Cephe Hükümeti, İspanyol’un sözünü dinledi. Amerika Birleşik Devletlerinin İspanya’daki faşizmin idam etme özgürlüğü karşısında takındığı saygılı tavrı gördü. Bunun üzerine Ankara Belediye Başkanı hakkında “devletin haysiyetini” düşürdüğü gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Bu arada Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’deki üslerini korumak için silâh ambargosunda çok küçük bir gedik açtı. Aynı zamanda İspanya faşizmi ile çok masraflı yeni bir üs anlaşılası imzaladı. Gençlerinin bağrına kurşun dolduran İspanyol faşizmi, ülkesinin bağrını yeniden Amerikan silâhlarına açtı. Kurşunsuz kalmamak için. Sf. 342

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 342) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhuriyet döneminin üç büyük devalüasyon örneği var. Üçünde de ortak özellikler var. Üçü de seçimlerden hemen sonra yapılmış. Eylül 46 devalüasyonu, 46 seçimlerinden sonra; ağustos 58 devalüasyonu, 57 seçimlerinden sonra; ağustos 70 devalüasyonu, 69 seçimlerinden sonra yapıldı. Sf. 333

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 333) kitabından birebir alınmıştır.

  • İktisat tarihi okuyanlar Lancaster’i hatırlar. İngiltere’de bir kent. Ama bütün dünya halkları için özelliği olan bir yer. Bir bakıma endüstri devrimi burada filizlendi. Tekstil sanayii, Lancaster’de doğdu. Bir süre dünyanın tarımcıları Lancaster’e pamuk yetiştirmek için çalıştı. Türkiye’ye pamukçuluk Lancaster’in fabrikalarını çalıştırmak için girdi, dışarıdan sokuldu.

    İş burada kalmadı. Lancaster’in dokumalarına pazar bulmak gerekti. Pazar, mevcut sanayileri öldürerek gelişti. İngiltere ile ticaret anlaşmalarından sonra Lancaster’in dokumaları Osmanlı’ya girmeye başladı. On dokuzuncu yüzyılın başlarında. Bursa’daki dokuma tezgâhlan bir bir düştü. Lancaster’in pazar sorununu çözebilmek için Bursa’nın binlerce dokuma zanaatkârı işsizliği kader olarak bildi. On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısından itibaren.

    Lancaster’e tarihsel görevlerini Bursalılar, Hintlilere göre, daha insancıl koşullar içinde gerçekleştirdiler. İşsiz insan olarak yaşadılar. Eğer bu yaşamaya insancıl denilebilirse. Hintlilerin kaderi ise daha zorlu çıktı. Hindistan’a, Lancaster’in dokumalarıyla aynı zamanlarda İngiliz askerleri girdi. Bunlar, yakaladıkları bütün dokuma zanaatkârlarının ellerini kestiler. Fiilen kestiler. Sözle değil. Lancaster’in dokumalarının ucuz olmasına karşın, Hintlilerin dokumaları çok daha güzel olduğu için. Bu güzel dokumaları bir daha hiç üretemesinler diye. Sf. 310

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 310) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kıbrıs, küçük bir yer. Burjuvazisi de küçük. Türkiye ölçülerine göre. Ancak Kıbrıs’a göre etkili. Ve her yerde olduğu gibi becerikli. Becerikliliği şurada: Kıbrıs’ta bağımsız Kıbrıs devleti kurulunca ilk anayasal anlaşmazlığın konusu gelir vergisi ile ilgili. Türk kesimi usulüne uygun olarak çıkarılan yeni gelir vergisi yasasını 1961 yılında onaylamadı.

    Makarios, bu yasayı yürürlüğe koydu. Anlaşmazlıklar böylece başladı.

    Kendi sanayii çok sınırlı Kıbrıs Türk burjuvazisi için, ayrılık her zaman ekonomik kazançlar getirdi. Kıbrıs’ın Türk ekonomisi Rum tarafından yapılan ithalâta, daha doğrusu alışa dayanıyor. Eğer iki toplum arasında şiddet yoksa herkes gidip Rum kesiminde alış verişini yapabiliyor. Eğer sınırlar gerginse, ancak belirli kişiler bu alışları yapıp Türk kesiminde dağıtabiliyor. Böylece önemli aracı kârları elde ediliyor. Ya da besin ve içki kollarındaki cılız işletmeler Rum rekabetinden korunuyor. Sf. 304

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 304) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuşku duyulmasını gerekli kılan bir de bölük pörçük tarih araştırmaları var. Türkiye’deki memurların geleneksel olarak, hep gösterilmek istendiğinin tersine, ticarete düşkün olduğunu ortaya koyan çalışmalar var. Tarihçi Halil İnalcık, on dokuzuncu yüzyıldaki büyük Osmanlı tüccarlarının bir bölümünün büyük memur olduğunu su yüzüne çıkardı. Mehmet Zeki Pakalın’ın basılmamış, çok ağır bir dille yazılmış fakat çok değerli yapıtı, bu eğilimin çok daha gerilere gittiğini gösteriyor. Pakalın, daktilo ile yazılmış yapıtında, tarihî belgelere dayanarak Osmanlı defterdarlarının kökenini inceliyor. Sf. 298, 299

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 298, 299) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son olarak bir nokta daha; özgürlük getirme iddiası var. Tarih çok öğretici. Birisi size özgürlük vaat ederse, ekonomik programını sorun. Çünkü ancak büyük kitlelerin ekonomik çıkarlarını, özlemlerini geliştirmeyi amaçlayanlar gerçek özgürlükçü olur. Özgürlük lüks değil. Özgürlük, ekonomik politikadan ayrılmaz. Eğer Adalet ile Hareket ve de Selâmet özgürlükçü değilse, ekonomik programları büyük kitlelerin çıkarlarına ters düştüğü için. Yoksa neden onlar da özgürlükçü olmasın? Sf. 271

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 271) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mecellenin bir ilkesi var. Bir kez daha hatırlatılması yararlı; “Sıkışırsa, genişler”  anlamına geliyor Bu sözde büyük bir bilgelik saklı. Sf. 266

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sözün kökeni Hegel’e kadar gider. Tarihte her olay iki kez olurmuş. Her tip, iki kez tarih sahnesine çıkarmış. Birinci çıkış, trajedi ile bitermiş. İkincisi de komedi ile. Tarihçiler, Napolyon Bonapart’ın tarih sahnesine çıkışını, serüvenini, trajedi olarak niteliyor. Kendisinden elli yıl sonra Fransa imparatoru olarak Napolyon’a özenen Lui Bonapart’ın serüveni ise komedi olarak değerlendiriliyor. Sf. 259

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • Keynes iktisadı, 1930’ların büyük ekonomik bunalımının çocuğu. Bu bunalımdan nasıl kurtulacağını gösterdi. Gittikçe zenginleşen kapitalist ekonomilerde yatırımların, herkese iş yaratacak düzeyde gelişemeyeceğini ileri sürdü. Bunalımlardan çıkmak için toplam harcamaların arttırılması gerektiği açıklandı. Düşük kâr oranlarında gerekli yatırımları yapmayan özel girişimcilerin yarattığı eksik harcama düzeyini aşmak için, devletin ister savaşları, isterse verimli olmayan bayındırlık hizmetleriyle ekonomiyi canlandırması, Keynes iktisadının temel tezi olarak ortaya çıktı. Sf. 240, 241 

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 240, 241) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yardımlar Sedat’ın Mısır’ı Amerikan etki alanına sokmasını da engelleyemedi. Mısır başarısından sonra Amerika, bir taşla iki kuş vurmak için Kıbrıs darbesini planladı. Böylece Kıbrıs’ta Amerika’ya üs vermeyen Makarios ve Batı dünyasında onurlu bir lider olarak ortaya çıkan Ecevit’ten kurtulmak istedi. Eğer Kıbrıs’taki oyun bozulmamış olsaydı Ecevit’in Türkiye ile birlikte büyük bir darbe yiyeceğinden kimsenin kuşkusu olmamalı.

    Türkiye’nin Kıbrıs çıkarmasını Mısır desteklemedi. Yenilgiyi gören Amerika, Türkiye’nin başarısını sınırlandırmak için hemen bir ateşkes çağrısı düzenlendi. Sovyetler Birliği’ni, Güvenlik Kurulunda, ateşkes çağrısını sekiz saat geciktirmekle suçladı. Doğu Akdeniz’de barışçı bir hükümete sahip olan Türkiye’nin ağırlığı arttı. Bundan dünya barışının kazançlı çıktığında hiç kimsenin kuşkusu olmamalı. Sf. 235

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 235) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kıbrıs’ta durumun gergin olduğu belirtildi. Makarios, Yunan cuntasının Kıbrıs’ta dikta rejimi kurmak istediğini açıkladı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Tetenes istifa etti.

    Kıbrıs’ta darbe yapıldı. Yunan cuntasına bağlı faşist güçler, Kıbrıs Yunan Cumhuriyetini kurduklarını açıkladılar.

    Darbenin başlarında Makarios’un öldürüldüğünün açıklanmasına karşın, daha sonra Makarios’un kurtulduğu anlaşıldı. Ecevit, Türk yönetiminin Kıbrıs’ı temsil eden tek meşru yönetim olarak tanınması gerektiğini açıkladı. Türkiye garantörlük hakkını kullanmak üzere girişimlere başladı. Ecevit, İngiliz Başbakanı Wilson ile görüşmek üzere Londra’ya gitti. Millet Meclisi olağanüstü toplantıya çağırıldı, ABD ve İngiltere, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmemesini istedi. Sovyetler Birliği ise Sampson darbesini «faşist» olarak niteledi. Sf. 247, 248

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 247, 248) kitabından birebir alınmıştır.