Bu sayın kelimesi 1960 yıllarından sonra İsmet Paşa’nın Türkçeye soktuğu bir ikiyüzlü kelimedir. Sf. 174
Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.
Bu sayın kelimesi 1960 yıllarından sonra İsmet Paşa’nın Türkçeye soktuğu bir ikiyüzlü kelimedir. Sf. 174
Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.
Ebu Cehil Kemal Tahir aslında, Türkiye’nin tüm cahillerinin babasıdır. Kemal Tahir ise bir gericidir; Bir Osmanlı sevdalısıdır. .. Aynı zamanda bir Mustafa Kemal Paşa hayranıdır.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.
Marks ve Engels, günlük yazılarında Türkofil olarak görünüyorlar. Hep Osmanlı devletinden yana bir tutum alıyorlar. Şu nedenle; Marks ve Engels Rus Çarlarının despotluğundan tiksiniyorlar.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 203) kitabından birebir alınmıştır.
Kültür Devrimi kültürsüzlük demek oluyor. Kültürsüzlük ise insanı hayvana yaklaştırıyor. Böyle durumda kokuşma kaçınılmaz, rezillik açınılmaz. Sf. 43
Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
Amatör, Latince amare kökünden geliyor; seven demek.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.
Pamuk ipliği ve pamuklu dokumada devrim yapan İngiltere, pamuk ipliğini ilk önce 17. yüzyıl ortaları, Osmanlıdan öğreniyor.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.
Osmanlı’nın Avrupa’yı, Batılı tarihçilerin deyimiyle “kemirmesi”, Türk tarihçilerinin deyimi ile Avrupa’nın “Kucak açması” çok büyük ölçüde, Osmanlı askerlerinden önce Osmanlı elçilerinin fethedilecek ülkenin tüccarları ile anlaşması ile gerçekleşiyor. Bu sırada dünyanın en kalabalık kenti İstanbul ve geniş çevresinde hep tüccar devletler yer alıyor. Osmanlı, tıpkı Bizans’ın yaptığı gibi iki tüccar devleti, Venedik ve Ceneviz, birbirine karşı oynuyor. “İki düşmanı” birbirine karşı oynamak, Osmanlı’nın geleneğine burdan giriyor.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1998): Çağdaş iktisatçılar, merkantilist iktisadı, metale düşkünlük olarak yorumluyorlar. Merkantilist dönem sanayi devriminin habercisidir. Merchan, tüccar demek.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1998): Yalçın Küçük: “Çeşitli Avrupa kaynaklarına dayanarak 12. 13. 14. 15 yüzyıllarda, yünlü dokuma Fransa’da çok ilerlemiş, Flander yünlü dokuma çok ünlü, Yün üretiminde ise İngiltere çok iyi olduğunu yine yünde ve özellikle boyada Türk kırmızısı, Şap denilen boya katkı maddesi ve koyu kırmızının katkı maddesi olan Kirmiz ya da kermes Anadolu’nun çok önemli bir yün üretim ve boya hammaddesi merkezi olduğunu, dokuma çok iyi değil ama ticaretin çok iyi olduğunu” söylüyor.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 125, 126) kitabından birebir alınmıştır.
Mustafa Kemal arıyor. Köylük kesimde rejimin güvencesini arıyor. İşte Türkiye ekonomisinin başına bugün de büyük bir belâ olan taban fiyatları uygulaması bu arayışla birlikte ortaya çıkıyor. Türkiye devletinin kapitalist çiftçiyi çok yüksek destekleme alımlarıyla destekleme politikası bu dönemde doğuyor. Sf. 35
Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.
Serbest Fırka kapatılıyor. Tam bu sırada o zamanki ABD Büyükelçisinin ülkesine gönderdiği gizli raporda, “Altın Fırsat” olarak nitelendirdiği Kubilay Olayı oluyor. Sf. 27
Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.
Akdeniz ticaretinin tümden Arapların eline geçmesi ile Avrupa’nın ürünleri, özellikle yünlü dokuma, sadece iç pazara yönelik kaldı. Haçlı seferlerinin sebeplerinden biri de, Suriye ve Antakya gibi yerlerde Hıristiyan devletler kurarak, bu ticareti garanti altına almaktı.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı – Sf. 119, 120) kitabından birebir alınmıştır.
Yeni sorunu ve yeni sorusu olmayan yeni insan olamaz.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.
Türkiye solu güçsüzdür. Çünkü derinliği yoktur. .. Bölünmüşlük görüntüsü fazla tartışmaktan değil az tartışmaktan doğuyor.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.
Marks Kapital’de, görüntü ile öz arasında fark olmasaydı bilim olmazdı, diyor.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.
Yakup Kadri, Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal’in İstanbul’daki adamıdır, haber verenidir. 1927 yılında TKP, Türkiye Komünist Partisinden ayrılan parti yöneticilerinin 1932 yılında çıkarmaya başladıkları Kadro Dergisi’nin sahibi Yakup Kadri’dir.
.. Yaban ile Kadro, Türkiye pratiğinden sınıf kavgası kavramını kazımada en etkili iki silahtır.
Serbest Fırkanın Kentlerde gördüğü umulmaz destek karşısında, Serbest Fırkanın kuruluşunu fırsat bilip, iki sol parti kurulması karşısında, İzmir işçisinin Serbest Fırka lideri Ali Fethi’yi bir ölü verecek kadar coşkuyla karşılaması karşısında, … Mustafa Kemal bir sığınak arıyor ve buluyor; Köylük kesimde rejimin güvencesini arıyor. Türkiye Devletinin kapitalist çiftçiyi çok yüksek destekleme alımlıyla destekleme politikası bu dönemde doğuyor.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 34, 35) kitabından birebir alınmıştır.
Siyasal iktisadın ilk büyük yazarı sayılan Adam Smith’in babası da Adam Smith. Babası 1723’te ölüyor, babasının ölümünden birkaç ay sonra doğuyor, hastalıklı bir çocuk. Annesine fazlaca düşkün. Zaman zaman bayılıyor. Sürekli olarak başı dönüyor.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.
İdeolojisi veya dayandığı teorisi olmayan bir edebiyat ve sanat eseri düşünmek bile mümkün değil. Ama bunun tersi de doğru. İdeolojik veya teorik dozajı fazla yüklü edebiyat eseri düşünmek te mümkün değil.
Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.