Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Kâzım Karabekir Paşa İstiklâl Mahkemesinde savunma yapıyor🙂         

    “Parti kurdurmamak Hükûmetin elinde idi; oysaki kurulurken cesaret verenlerin başında hükûmet vardı.” diyor. Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir’in böyle konuşmasına müsaade ettikleri için İstiklâl Mahkemesine çok kızıyor. Çeşme’de bulunan Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşa’nın bu sözlerini duyunca çok sıkıldı ve böyle bir konuşmaya müsaade ettikleri için de Mahkeme kurulunun Çeşme’ye getirilmesini emretti. Mustafa Kemal Paşa onları balo salonunun yanındaki bir odaya aldı ve çok sert bir şekilde azarladı. Mahkeme kurulunun artık baloda duracak hali kalmadı. Mustafa Kemal Paşa’nın önünden geçip gitmeye de cesaret edemedi, pencereden atlamak suretiyle ancak dışarıya çıkabildiler ve kimseye görünmeden İzmir’e gittiler.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 633) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1967 Mart ayında Başbakan Demirel ile Başbakan Kosigin’in Moskova’da imzaladıkları antlaşmayı, 1921 Mart ayında yine Moskova’da imzalanan Türk – Sovyet Rusya Dostluk Antlaşmasından sonraki en önemli belge saymak gerek. 

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 589) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Demirel, 1967 seçiminde yüksek oranda oy alınca halkına güveni gelmiş olmalı ki, Başbakanlığının ikinci ayında ABD’nin Rusya’yı dinlemek ve fotoğraf çekmek için geliştirip ülkemizden havalandırdığı casus uçağı olan U-2’lerin uçuşlarını durdurdu, 2. yılında Rusya ile antlaşma yaptı. Bu yıllarda TİP ve diğer örgütlerin faaliyetleri nedeni ile ülkemizde sosyalizm yatayda çok gelişti, halk arasında yaygınlaştı, bu da iktidar üzerinde bir baskı unsuru oldu. U -2’ler yasaklandıktan bir yıl sonra yani 1966 da ilk kez bir Sovyet Başbakanı Türkiye’ye geldi.

  • “TKP, bu YÖN – TİP kavgasında ortaya çıktı ve YÖN‘ün yanında yer aldı. TKP’liler Kemalizm’in sol kanadı olarak hep MDD (Milli Demokratik Devrim) taraftarı oldular.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 571) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İşçi sınıfının, hiçbir sosyal ittifak yapmadan iktidara gelebileceğini savunmak sol sapma olur.   Ancak, ittifak adına işçi sınıfının iktidarı almasında, işçi sınıfının arka plana atılması sağ sapma olur.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 570) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Horlanma edebiyatı ve bürokrasi düşmanlığı her yerde köylülüğün ideolojisi olmuştur.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 570) kitabından birebir alınmıştır.

  • (TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar;) “kapı kulu” kavramını ve “ceberrut devlet” anlayışını ortaya atıyor. .. Tüm sosyalist mantığı bir kenara atarak, bürokrasiyi tüm kötülüklerin kaynağı yapıyor.  Avcıoğlu ise bürokrasiyi tüm iyiliklerin kaynağı düzeyine çıkarıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 569) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de demokratların çoğu sosyalist olarak mücadele etti. “Sosyalist” olduğunu sanan bir demokrata “demokrat” demek, hakaret sayıldı.  

    Ekim 1965 seçimleri ile TİP 15 milletvekili ile Meclis’e girdi.  Köylülük ön planda gelmeye, Kürt köylüsü üzerinde özenle durulmaya başlandı. Yoğun bir halk edebiyatı ve halkın horlandığı tezi ortaya çıktı. “Türk Sosyalizmi”, TİP için, seçimle iktidara gelme hesaplarından doğdu.  İktidar perspektifi, her politik hareketin “sine qua non” özelliğidir. Olmazsa olmaz özelliğidir.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 567) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Türk-iş Başkanı Nuri Beşer TİP kurulduğu zaman, kendisi Genel Başkan olamayınca, AP’den (Adalet Partisi’nden) Zonguldak Milletvekili oldu. Milletvekili olunca Anadolu Kulüpte silahlı kuvvetlere küfretmiş, orada bulunan Ordudan ayrılma ve İller Bankası Genel Müdürü Selahattin Babüroğlu ile yumruklaşmış. Hemen AP’den kovuluyor, dokunulmazlığı kalkıyor ve hapse tıkılıyor. Selahattin Babüroğlu ise ün kazanıyor, 1971’deki 12 Mart Muhtırasında Süleyman Demirel düşünce Nuri Beşer bakan oluyor. 

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 557) kitabından notlar alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Sovyetlerin Küba’ya füze yerleştirmeleri sorun oluyor, bunalım büyüyor. Sovyetler Birliği, ABD’den Türkiye’deki Jüpiter füzelerinin sökülmesini istiyor. Türkiye krizin tam göbeğinde, Milli Şef İsmet’te tık yok. Türkiye nerede ise harap olacak halkın haberi yok. Küba Krizi soğuk savaşın doruk noktası oluyor, soğuk savaş dünyada inişe geçiyor ama Türkiye’de antikomünist propaganda şiddetle sürdürülüyor, hızlanıyor, genişliyor. İlginçtir ilk komünizmle mücadele derneği 1963’de kuruluyor.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 549, 550) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Başkan Eisenhower 5 Ocak 1957 tarihinde, Kongreye bir mesaj göndererek, Ortadoğu’da Büyük Britanya ve Fransa’dan boşalan yeri doldurmak gerektiğini ileri sürdü. Hemen sonra 1957 Şubat ayından önce Ürdün karıştı, sonra 1957 Ağustos ayında Suriye karıştı. Türkiye Suriye’ye saldırmaya hazırlandı. (1)

    Hruşov (SSCB, Komünist partisi Genel sekreteri, yani ülkenin lideri), New York Times Gazetesi Muhabiri James Reston’u 9.10.1957’de Moskova’da kabul ediyor ve şunları söylüyor; “Askerlerini Suriye sınırına çekmekle Türkiye, bizimle olan sınırında boşluklar açıyor. Bunu yapmaması gerekir. Çünkü çok zayıftır. Silahlar patlayınca, roketler uçmaya başlayabilir, o zaman da düşünmek için vakit artık çok geç demektir.” (2)

    Bundan çok kısa bir zaman sonra Menderes, Sovyetler Birliğini ziyaret etmeye karar veriyor. Türkiye de bir sosyalist parti kuruluyor. Planlama deneyimine ihtiyaç duyuluyor. Bu dönemde yani 1957 Ekiminde Sovyetler Birliği Sputnik’i, yani ilk yapma uydusunu uzaya fırlatıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 510, 511) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Türkiye paralı askerliği hatta ABD taşeronluğunu çok seviyor, çok onursuzca bir durum. 

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Korkak yöneticiler gereken mesajı alıyorlar ve dönüyorlar. Zaten 1957’de Türkiye burjuvazisi en zor ekonomik dönemini yaşıyor, 1958 yazında bir dizi ekonomik tedbir alıyor, devalüasyon yapıyor, ABD’den 300 milyon dolar yardım alıyor.     

  • “.. saldırı, Sovyet ültimatomu ile durduruldu ve Nasır (Mısır’ın Sosyalist Devlet başkanı Abdülcemal (Nasır) dokunulmazlık kazandı.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 505, 506) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ekim 1956’da İngiltere, İsrail ile Fransa’da yaptığı görüşmelerde, İsrail’in Mısır’a 29 Ekim’de saldırması kararlaştırıldı. 6 Kasım’da da İngiltere ve Fransa Mısır’a asker çıkartacaktı. İsrail’in Mısır’a saldırısını kınamayan tek yakın doğu ülkesi Türkiye oldu, hatta İngiltere yanlısı politika izledi. Türk – İslam sentezi ve Arap düşmanlığı, İsrail yandaşı politika izlemesi kararlaştırılmış bir Türkiye için ideal bir ideolojidir. Bunun içindir ki Yalçın Küçük Hoca Türk – İslam Sentezi bir İsrail projesidir diyor, MHP’de mi bir İsrail projesidir?

  • “Türkiye NATO’ya ilk başvurusunu 11 Mayıs 1951 tarihinde yaptı. 14 Mayıs 1950’de seçim oldu ve DP kazandı. 26 Ekim 1951 tarihinde, komünist tevkifatı başladı. Tutuklamalar, Birleşik Devletler ve Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanlarının Türkiye’nin NATO’ya alınmasına karar verdikleri bir zamana denk getiriliyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1949 yılında Sovyetler Birliği ilk atom bombasını başarı ile patlatıyor, Çin’de Komünist Parti iç savaşı kazanıyor, NATO kuruluyor ve Kore savaşı başlıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 487) kitabından birebir alınmıştır.

  • “12 Temmuz 1947 Türk – ABD yardım Antlaşması imzalanıyor.

    Antlaşma; “Türk Hükümeti, Türkiye’nin hürriyetini ve bağımsızlığını korumak için, ihtiyacı olan güvenlik kuvvetlerinin takviyesini temin ve aynı zamanda ekonomisinin istikrarını muhafazada devam maksadıyla Birleşik Devletler Hükümeti’nin yardımını istediğinden”  diyerek başlıyor.   

    Bir de Misyon Şefi geliyor, emperyalizmden kurtarılmış olan Gazi’nin Ülkesine ABD’nin Ankara Büyükelçisi Edwin Wilson oluyor. 

    Türk Hükûmeti Misyon Şefine yapılan yardımın kullanılışı ve ilerleyişi hakkında rapor, bilgi ve gözlem türünden istenilen her kolaylığı sağlamayı taahhüt ediyor. Gözlem yapacaklar arasında Amerikan basın ve radyo mensupları da var.

    Türk Hükûmeti bu yardımın amacı, kaynağı, mahiyeti, genişliği, miktarı ve ilerleyişi hakkında Türkiye’de tam ve devamlı yayın yapacaktır.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 458, 459) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bu da bir basın kapitülasyonudur.

  • “Ortadoğu’yu Amerikan bölgesi olarak ilan etmek oluyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 441) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Soğuk Savaş en çok Küba Bunalımında kızıştı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Birinci sekreteri ve Başbakanı Hruşov (Kuruşçev de denildi), ABD Başkanı Kennedy’ye mektup yazarak Küba’ya hücum etmeleri halinde Türkiye’yi yerle bir edeceklerini duyurdu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 440) kitabından birebir alınmıştır.

  •   “Türkiye’deki durumun Yunanistan’daki durumdan farklı olduğuna işaret ettim. Türkiye’de ciddi bir komünist sızma yoktu, mukayese edilebilir bir gerilla eylemi yoktu. Türkiye’nin, korkmak için, korkudan başka bir nedeni yoktu.”  Truman Doktrinine ABD Senatosunda muhalefet edildi ilk muhalefet “Yunanistan’ın antidemokratik, Türkiye’nin yolsuzluklarla yüklü ve gerici bir demokrasi ülkesi olmayan ülke oluşları. İkinci önemli itiraz, bunun açıkça Sovyetler Birliğini savaşa kışkırtmak olduğu idi.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 396, 397) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Şubat 1947 Truman Doktrininin ortaya çıkışı, Yunanistan ve Türkiye’ye askeri yardımı içeriyor. Bu soğuk savaşa yol açan doktrinin raporunu yazan George Kennaan, 6 Mart 1947’de ABD Dışişleri Bakanlığı’nda Truman raporu görüşülüyor ve Türkiye’ye yardım kısmına şiddetle karşı çıkıyor.

  • “ABD Filosu İstanbul’da ve Cumhuriyet Gazetesi başyazarı Nadir Nadi; “Türk topraklarının ve istikbalinin garantisi” diyor.  Ne büyük bir utanç!”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1946 Yılı 14 Mayısında Esat Adil Müstecabi tarafından Türkiye Sosyalist Partisi kurulmuştur. CHP iktidarı aynı sene içinde bütün sendikaları kapatmış, İdare-i Örfiye (Sıkıyönetim) Komutanlığı da Partiyi faaliyetten men etmiştir. 

    .. Ve birden 7 adet sol parti kuruluyor. Birisinin adı çok ilginç “Liberal Sosyalist Partisi” Bunların çoğu devletin kurdurduğu partiler.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 368) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dünya sosyalist sistemine dostça bakmadan demokrat olmanın imkânsızlığı…”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Doğru ama eksiktir. Her düşünceye dostça bakmak diye genişletilmeli.