Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Adler’e göre insan, içerisinde, yeterli olma, başarılı olma veya üstün olma gibi bir duyguyla dünyaya gelmiştir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler, (Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sokrates “Erdem bilgidir, hiç kimse bilerek kötülük işlemez.” 

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (İş Bankası Yayınları – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kendini tanıma, mutluluğun, ilk yasasıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler, (Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anne görevini benimsemiştir ama bu görevi öyle abartılmış ve aşırı bir şekilde yerine getirilmiş ki, sosyal duygunun anneden başka birine aktarılması imkânsız hale gelir. 

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anne ile olan ilişkiler çocuğun daha sonraki bütün faaliyetlerini belirlemektedir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 439) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanları birbirlerine en çok yaklaştıran duygu sevinçtir. Sevinç yalnızlığa katlanamaz.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karakterleri genellikle dümdüz bir çizgi üzerinde gelişmiş olan insanlardan oluşan iyimserler.  İyimserleri hemen tanımak mümkündür. Ürkek değildirler; açık ve serbest bir şekilde konuşurlar; ne çok alçak gönüllüdürler ne de kendilerini az gelişmiş ve tutuk hissederler. Başkaları ile ilişki ve dostluk kurmada hiçbir zorluk çekmezler çünkü güvensiz değildirler. Konuşmaları tutuk değildir; tavırları, hareketleri, yürüyüşleri tabii ve rahattır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 306, 307) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öfke, insanları birbirlerinden en fazla uzaklaştıran duygudur.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 390) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1-Oyun; Bir çocuğu oynarken gözlemekle, hayat karşısındaki bütün tavrını görebiliriz. Pedagoji Profesörü olan Gross, hayvanların oyunlarında da aynı eğilimin var olduğunu ortaya çıkartmıştır. Sf.208  

    2- Unutkanlık; Unutkan insanlar, çoğunlukla, açıkça isyan etmeyi tercih etmemekle birlikte, unutkanlıkları, bir dereceye kadar işlerine ilgi duymamış olmalarından ileri gelmektedir. Sf.214   

    3- Bilinçdışı Alan; Bir insanın davranış kalıbını o insanın bilinçdışı alanında arayabiliriz ve bulabiliriz.  İnsanlar ikiye ayrılabilirler; Bilinçdışı hayatları hakkında ortalama bir insandan daha çok şey bilenler ve daha az şey bilenler.   Birçok durumda, ikinci tipten olan bir insanın küçük bir faaliyet sahası üzerinde dikkatini toplamasına rağmen, birinci tipten olanlar çok yönlü alanlarla ilgilenirler ve insanlara, nesnelere, olaylara ve fikirlere büyük ilgi duyarlar.     Yine iki tip insanla karşı karşıyayız. Birinci gurupta daha bilinçli bir hayat yaşayanlar, hayatın problemlerine gözlerini yummaksızın objektif bir şekilde yaklaşanlar vardır.  İkinci guruptaki bireyler ise hayata her zaman duygularıyla yaklaşırlar ve yalnızca bir bölümünü görürler. Bu tip insanların davranışları ve konuşmaları hep bilinçdışı bir şekilde yönetilmektedir. Sf.237  

    Tırnaklarını yeme yada burnunu karıştırma gibi hoşa gitmeyen bir takım alışkanlıkları olan kimseler, bu şekilde hareket etmekle, inatçı insanlar oldukları gerçeğini açığa vurduklarının farkında değildirler. Sf.218   

    4- Rüyalar; Goethe’nin çağdaşı olan Lichtenberg, bir insanın karakterinin ve özel niteliğinin, sözlerinden ve hareketlerinden çok rüyalarından anlaşılabileceğini söylemiştir.   Bütün rüyaların temelinde hayata karşı takınılmış olan genel tavrın bulunduğunu söyleyebiliriz.   

    Rüya bir insanın hayat problemlerinden birine çözüm yolu aradığını göstermekle kalmaz, aynı zamanda, bu problemleri ne şekilde ele aldığını da gösterir.  

    5-Yetenek; Bir insanın hakkında doğru bir yargıya varmak istersek, düşünce ve konuşmasını incelemek gerekir. 

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 208 ile 238 arası) kitabından birebir alınmıştır.

                        

  • İnsanın topluluk hayatı, bireysel hayatından önce gelmektedir.  İnsan uygarlık tarihinde, temelleri, toplulukla hayatının içerisinde bulunmayan hiçbir hayat şekline rastlamak mümkün değildir.  Darvin uzun zaman önce, zayıf hayvanların hiçbir zaman yalnız başlarına yaşayamadıkları gerçeğine dikkati çekmişti; insanı bu zayıf hayvanlar arasında saymak zorundayız. …insanın aşağı dereceden bir organizma olduğu sonucunu çıkartıyoruz. Bu aşağılık ve güvensizlik duygusu insanın bilincinde sürekli olarak yer almaktadır. .. insanı bütün öteki hayvanlardan ayıran mucizede, yani sözlü dilde aranmalıdır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kıskançlık, ihmal edilmiş olma duygusundan ya da başkalarından faklı tutulduğunu hissetmekten ileri gelmektedir.  

    Kıskançlık, başkalarına güvenmeme ve onlara pusu kurma, başkalarını eleştiren bir tavır takınma ve sürekli bir ihmal edilmiş olma korkusu duyma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir.  Kıskançlığın bir şekli, kendi kendini yiyip bitirme, başka bir şekli ise şiddetli bir inatçılık olarak görünmektedir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 364 ile 371 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan ancak içerisinde bulunduğu hayat şartlarını kabul ettiği zaman mutluluğa ulaşacaktır.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 350) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çocuğun itaatsizliği… bu gibi çocukların çevrelerinde bulunan kimselerden daha üstün olmaya çalıştıklarını göstermektedir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı çocukların yalnızca başkalarının sözünden çıkmamaları yüzünden suç işlemeye kadar varan davranışlarda bulundukları ..

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ruhsal hayat; saldırgan etkinliklerle, güvenliğe ulaşmak için yapılan etkinliklerden oluşan karmaşık bir bütündür.  İnsanın ruhsal hayatı, gayesi ile belirlenmiştir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 118) kitabından birebir alınmıştır.

  • Boş gururlu insanın, hayatta erişmesine imkân olmayan bir gaye edinmiş olduğu gözüküyor. 

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 334) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir dehâ eseri, ancak sosyal anlamı bakımından bir değer taşır. Bir eserin yaratılmasında herhangi bir boş gurur bulunsa da, bu eserin değerini küçültmekten ve yaradılışını bozmaktan başka bir işe yaramaz. 

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. ) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mizaçlar iç salgı bezlerinin yaptığı salgılara bağlı şeylerdir.  Tiroit bezinin yetersiz bir şekilde çalıştığı eblehlik gibi bir hastalıkla karşılaştığımız zaman …            Tiroit bezinin salgısının çok arttığı insanlar vardır. Bu hastalar aşırı derecede duyarlıdırlar; kolayca öfkelenirler ve çoğu zaman çok belirli endişe halleri ile birlikte giden telaşlı, gergin ve sarsak, faaliyetlerle belirlenmişlerdir. Guatr olmuş bir hastanın görüntüsü, aşırı derecede endişeli bir insanın görünüşüne tıpa tıp benzemektedir.   

    Gonadlar, yani cinsel salgı bezleri ile ilgili bir takım anormallikler olmaksızın iç salgı bezlerindeki anormalliklere rastlamak mümkün değildir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 318 ile 322 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zarar verilen bir insan üzerinde devamlı bir etkide bulunmak imkânsızdır. Bir insan ancak kendi haklarının gösterildiğini hissettiği zaman en iyi şekilde etkilenir.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatırlanması belli bir ruhsal eğilim için önemli olan olayları hatırlarız.

    Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.