Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Tam bir sağ terör. İlk büyük kitlesel öğrenci eylemi. 1 Aralık 1945 tarihli Cumhuriyet gazetesinin haberi; “İran şahı Amerika’dan yardım talep etti.”   Yine aynı gazeteden başka bir haber; “Zekeriya Sertel’in fikirleri (Tan Gazetesi başyazarı, solcu) Moskova’da takdirle karşılanıyor.” Türkiye ilerici hareketinin en önemli karışıklıklarından birinin kaynağında, Türkiye burjuvazisi ile birlikte demokratlarının da kendilerini komünist sanmaları yatıyor.  

    2 Aralık 1945, Cumhuriyet Gazetesi; “Rusya’nın İran’dan istekleri anlaşıldı. Münasip bir petrol imtiyazı (ayrıcalığı) verilir ve İran Hükûmeti tamamen değiştirilirse, Moskova tatmin edilmiş olacak ve İran’a karşı husumete (düşmanlığa, hasımlığa) nihayet verilecekmiş. 

    4 Aralık 1945 Cumhuriyet gazetesi; “Bizim yoldaşlar nihayet maskelerini attılar, fakat Türk Milletinin sağduyusu bunların yalancı demokratlığına ve sahte hürriyet âşıklığına aldanmayacak kadar güçlüdür.” Aynı gün Basın Yayın Umum Müdürlüğü tarafından çıkartılan aylık “Ayın Tarihi” 4 Aralık olayları ile ilgili şu kayıtları düşüyor; “Bu sabah saat 10’da önlerinde Türk bayrağı, Atatürk ve İnönü’nün resimleri, çelenkler ve Hiçbir demokrat memlekette bizim memleketimiz kadar hürriyet yoktur.” levhaları bulunduğu halde yirmi bine yakın Üniversite, Yüksek Okul ve lise öğrencisi,… Tan Gazetesi önüne gelerek binada tahribat yapmıştır.  

    4. Aralık tam bir Hükûmet tertibidir.   

    Mustafa Kemal komünistlerin tasfiyesinin Sovyetler ile dostluğu kolaylaştıracağına inandı. Komünist yoksa demokrattan komünist imal edip bunlar tasfiye ediliyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU(1995): 4 Aralık 1945 eylemi başlangıcında; demokrat Ahmet Emin Yalman’ın Vatan Gazetesi’ne de gidip tahrip edilmek istenmiş, ancak Muharrem Ergin adında üniversite öğrencisi (Sonradan Profesör ve MHP’li oluyor) “Arkadaşlar Vatan Gazetesi bizim için asıl tehlike değildir, biz Tan Gazetesini protesto etmek için toplandık” diyor. Ayrıca yeni kurulan Demokrat partiye destek veren bu iki gazeteye gözdağı veriliyor. Aynı gün DP genel Başkanı Celal Bayar ile İsmet İnönü görüşme yapıyor.

  • “1945 Yılı sonbaharında Yunanistan’daki gelişmeler, Yunanistan’da bir iç tehlike olduğunu gösteriyordu. İran’da ise 1945 Kasım ayında Cafer Pişaveri ayaklanması başladı. Bu ayaklanma İran Komünist Partisi TUDEH’ten destek aldı ve 12 Aralık’ta Tebriz’de Muhtar Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilanına yol açtı. Bunu kısa bir zaman içerisinde Mahabad Bağımsız Kürt Devleti izledi.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 316) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkiye, kuvvetli değiştikçe, dostluğunu da değiştirmede alışılmamış bir manevra kabiliyeti sergiledi.   

    Mustafa Kemal’de bir yandan, dünya kuvvet dengesinin çözülüp yeniden düğümlendiği bir dönemde Türkiye’nin başında olmasının; diğer yandan da üstün siyasal yeteneklerinin, daima alabileceğinden daha azına razı olmayı ve yapabileceğinden daha çoğunu yapabilecek izlenimi vermeyi bir politika haline getirmesinin avantajlarından yararlanarak bu manevralara daha ritmik bir görünüm verebilirdi.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 314, 315) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Yalçın Hoca bundan sonra “bazı sorumsuz Gürcü Profesörlerinin Kars ve Ardahan ile ilgili gazete yazılarından bahsediyor. Bunları önemsiz buluyor. Ama Türkiye’deki sınıf mücadelesinin 1930’lu yıllarda budanmış olması, “Serbest Fırka” denemesinin burjuvazinin gözünü korkutmuş olması, Türkiye’yi emperyalizmin kucağına atacaktı, bu determinizmin gereğiydi, tehdit masalı da senaryoyu tamamladı diyor. Bence de genel olarak doğru düşünce, ancak, bu resimde eksik kareler, karakterler ve iç ve dış unsurlar da olmalı.

  • “Türkiye, sınıfsal yapısıyla, nesnel ve öznel durumuyla, ABD’nin yörüngesine girmek istiyor. Türkiye bunun için bir savaşın çıkmasını da istiyor.    Türkiye burjuvazisinin işine yarıyor. Beraat ediyor. Çünkü tehdit olmasa Amerika’nın kucağına atılmayacak. Sonra İsmet Paşa’ya da yarıyor. Çaresiz kalınca koskoca İsmet Paşa ne yapsın? İsmet Paşa da beraat ediyor. Sonra inanmamış solcularla, inanmış fakat bilgisiz ve beceriksiz solcuların da işine yarıyor.

      … Tembellik ve beceriksizlik beraat ediyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 304) kitabından birebir alınmıştır.

  • (ABD Dışişleri Bakanlığı gizli belgelerinden, ilk belge ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Steinhardt’ın kendi bakanına Mart 1945’de çekilmiş bir telgrafından;)

    “Molotov’un Türk Büyükelçisine Sovyet Hükümeti’nin çok çabuk bir zamanda Montrö Sözleşmesinin gözden geçirilmesini istediği…

    Türk Büyükelçisinin Montrö Sözleşmesinin ‘uluslararası bir sorun’ olduğunu söylediğini…” yazıyor.  Ve ABD’nin Sovyetler Birliğindeki Büyükelçisi Harriman, Türk Büyükelçi Sarper ve Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov görüşmesinin havasını da anlatıyor; “Molotov’un davranışı tutarlı olarak, dostça ve samimi idi ve bu hareketinde bir kötü niyeti, ya da Türkiye üzerinde bir baskı yapma eğilimini yansıtan en küçük bir iz yoktu.    Ertesi gün gecenin geç saatlerinde, Cumhurbaşkanı’nın Özel sekreteri, Sovyet Hükümeti’nden Türkiye’nin bağımsızlığı ile bağdaşmayan “Türk topraklarında üs isteme gibi istekler gelmezse yeni bir anlaşma için görüşmenin, Türk Hükümeti’nin bir engellemesiyle karşılaşmayacağını sızdırdı.   

    Steinhardt, Washington’a 26.03.1945’de şunları yazıyor; “Eğer hipotezim doğru ise, Sovyet politikası, 1929 yılından beri hemen hemen hiç ayrılmadığı modelde devam edecek, yani Türk Hükümetini eleştirme ve Sovyet basını ve radyosunda Türklere karşı ağır yayınlara devam edecekler, Türkleri alarme edecek rivayetler yayacaklar. Bu taktiklerle, Türklerin yumuşaması sağlanınca, Sovyet Hükümeti, onların ikili görüşmelere başlayacağını umuyorlar.” “Saka, Sovyet Hükümeti’nin amacına ulaşmak için adet haline getirdiği, yöntemlere başvuracağını, basın, radyo ve diğer araçlarla Türk Hükümetini çok sert bir biçimde eleştirmesini ve kınanması dâhil her türlü baskıyı denemekte tereddüt göstermeyeceğini, fakat silaha müracaat etmeyeceğini ifade etti.  

    Steinhardt gidiyor henüz yenisi, Wilson gelmemiş, Packer adında birisi, maslahatgüzar olarak iş yapıyor. 28 Nisan 1945 tarihinde Washington’a bir telgraf gönderiyor; “Dün Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Sarper ile yaptığım konuşmamda, Sarper, Sovyetlerin Kars ve Ardahan’da bir toprak isteğini ileri sürmeye niyetleri olduğuna inanmadığını,… Söyledi.     

    Sovyetler Birliğinin Türkiye’den toprak ve üs istediği masalı ile ilgili olarak, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın kendi mensupları arasındaki yazışmalar veya raporlarda dâhil, yayınlanmış bir tek doküman, belge veya benzeri yok.  Olayın kahramanlarından Feridun Cemal’in anıları var.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 289, 299) kitabından birebir alınmıştır.

  • (II. Dünya savaşı sırasında ve sonunda Amerikan yönetimi ve halkı, Sovyetler Birliği, Lideri olan Stalin ve Dışişleri Bakanı Molotov hakkında çok sıcak duygular besliyorlar. Ortam çok yumuşak. Bu ortamı Churchill sertleştiriyor:)

    “1946 ilkbaharında Churchill Birleşik Devletleri ziyarete gidiyor. Fakat artık Başbakan değil. Missouri eyaletinde, Fulton kasabasında Westminister Collage de bir konferans veriyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 284, 285) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Başkan Truman’ın da izlediği bu konferansta Churchill, Rus yayılmacı tehdidini gündeme getiriyor ve ilk kez o, “Demir Perde” ifadesini kullanıyor.  Ve Rusya’nın yayılmacı emellerine karşılık, Avrupa’da bir askeri güç oluşturulmasından dem vuruyor. ABD yönetimini etkiliyor, ama kamuoyu soğuk savaşa henüz hazır değil.

  • “4 Şubatta (1944) yani Türk – İngiliz görüşmelerinin kesilmesinden bir gün sonra, İngiltere Dışişleri Bakanı’nın ABD Dış İşleri Bakanı’na gönderdiği bir telgrafta, görüşmelerin kesildiğini bildirdi…

    Türk – İngiliz ilişkilerinin dondurulduğunu ve Amerika’nın da aynı hareketi yapması isteniyordu.. İngiltere 2 Mart’ta Türkiye’ye yapmakta olduğu silah ve malzeme yardımını durdurdu. ABD ise 1 Nisan’da Türkiye’ye yapılan Lend and Lease (Ödünç verme ve kiralama) yardımına son verdi…. Bundan sonrası biraz daha onur kırıcı geçti, (1) Büyük Britanya’nın yeni Ankara Büyükelçisi Sir Maurice Peterson, Dışişleri Bakanı Hasan Saka’ya Yalta Konferansı kararlarını anlattı; Türkiye 1 Mart 1945 tarihinden önce Almanya’ya savaş ilan etmezse, Birleşmiş Milletlerin kuruluş toplantısına, San Francisco Konferansına katılamayacaktı. Hasan Saka anlatılanları anladı. Türkiye, nihayet, 23 Şubat 1945 tarihinde Almanya’ya savaş ilan etti. Savaş bitince Türkiye savaş ilan etti. 

    Sözüne güven olmayan ve yalnız bir ülke oldu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 276, 277) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): 1944 Tahran’da üç büyükler ABD, SSCB, İngiltere artık savaşa nokta koymak için toplanmışlar. Türkiye’yi savaşa sokmak için sıkıştırıyorlar. İnönü, tamam deyip de yapmayınca, gelişmeler bizim için çok utanç verici oluyor.  

  • (Tarih 9 Şubat 1947 Moskova’da düzenlenen Konferans’ta, Türkiye uzmanı, Prof. A.F. Miller, “Türkiye ve Boğazlar Sorunu” adlı konuşmasında, Sovyetlerin, Alman Dışişleri Bakanlığı’nın gizli belgeleri açıklamasıyla ilgili olarak şunları söylüyor:)     

    “Bazı Türk devlet adamlarının gerçek çehresini gösterdi” diyor ve devam ediyor; “Türkiye Başbakanı Şükrü Saraçoğlu da daha ileri gidiyor, Von Papen (Alman Dışişleri Bakanı) ile sohbetinde, ‘Bir Türk olarak Rusya’nın yok olmasını hararetle istediğini’ ve ‘Rusya’nın yıkılmasının, Führer (Hitler) için, yüzyılda bir rastlanan türden bir kahramanlık olacağını… Rusya probleminin ancak Rusya’da yaşayan Rusların en az yarısının öldürülmeleriyle çözüleceğini’ söyleyerek küstahça bir eşek şakası yapma cesaretini kendisinde buluyor.” diyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 270) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dış faktörle aşırı yüklü, pratik birikimi ile teorik geleneği zayıf olan Türkiye entelijansiyası, tüm kötülüklerle birlikte tüm iyilikleri de dışarıdan bekliyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 263) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Marks tüm yapıtlarında, mantığın söylediği ile tarihin söylediklerinin bir ve aynı olduğunu ortaya koyuyor… Mantık tarihin özü oluyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi Percy Loraine, Dışişleri Bakanına, Mustafa Kemal’in Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın görüşlerini şöyle aktarıyor:)

    “… İngiltere’nin her yerde hazır ve nazır olduğunu, .. Türkiye’nin çıkarlarının temelde Birleşik Krallığınkilerle çakıştığının artık tespit edildiğini, … Türkiye artık, Britanya çıkarları ile işbirliği yaparak, bu bağımlılıklardan çok büyük ölçüde kurtulabileceği gerçeğini görmeye başlamıştır. … Eğer Tanrı korusun, bir yeni savaş olacak olursa, Türkiye İngiltere’nin yanında savaşacaktır.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 256, 257) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1936 Yılında İngiltere Kralı Edward Türkiye’yi ziyaret ediyor. Yine 1936 yılında İngiliz Brassert firması, Alman Krupp firmasının daha elverişli tekliflerine rağmen, Karabük Demir Çelik Tesisleri inşaatı işini alıyor. Bunu İngiliz Aleksander Gibb Bratners firmasının İstanbul Limanı da dâhil bir dizi ihaleye imza atmasını izliyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Emperyalist İngiltere ile ilişkilerimiz. 

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): 1920 -30 yılları arasında Rusya ile ekonomik ve siyasi ilişkiler iyi. 1930 ve 35 yılları arasında ekonomik ilişkiler iyi siyasi ilişkiler kötü, 1935 ve 55 yılları arasında ilişkiler çok zayıf, 1956’dan sonra Menderes döneminde siyasi ve ticari ilişkiler canlanıyor, 1966’dan sonra çok iyi noktalara geliyor.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 250, 251) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Milli Birlik Hükümetleri ile İsmet Paşa başkanlığındaki hükümetlerde Dışişleri Bakanlığına Selim Sarper ile Feridun Cemal Erkin getirildiler. İlki (yani Selim Sarper) Moskova Büyükelçisi, ikincisi Dışişleri bakanlığı Genel Sekreteri olarak, İkinci Dünya Savaşı sonunda, Sovyetler Birliğinin bizden üs ve toprak istediği masalının yaratıcısı idiler.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Menderes, 27 Mayıs’ta (1960) iktidardan düşürülmesinden hemen önce, Sovyetler Birliğini ziyaret edeceğini açıkladı.

    … 27 Mayıs’tan önce Türkiye’de bir Sosyalist Parti kuruldu. 27 Mayıs’tan hemen önce bir planlama örgütünün nüvesi (çekirdeği) kuruldu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • “2. Savaştan önce Cemiyet-i Akvam (Birleşmiş Milletler) Avrupa’da idi, ABD’ye taşındı, Uluslararası Para Fonu IMF ve Dünya bankası da yine Washington’da ABD başkanının ikametgâhı olan Beyaz Saray ile aynı cadde üzerinde ve yürüyüş mesafesinde bir yerde kondu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • (ABD’nin) “Casus uçuşları Demirel Başbakan olunca durduruldu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Bir toplum için tarihsizlik, talihsizliktir. Çünkü tarih, gelişme yasalarını araştırır.. Gelişme yasaları ise kaldıraç gibidir.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 224) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mücadele etmeyen bir sınıfın varlığını görmek ve göstermek çok zor. Tabii, bir şeyin var olması için, o şeyin varlığını görmek ya da göstermek zorunlu değil. Bir şey kendi halinde, kendiliğinde var olabilir. Ancak kendisi için var olabilmesi mücadele etmesine bağlı. Varlığını duyurabilmesi için de, kendisi için var olması, mücadele içinde bulunması gerekli.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkiye, iki kez Sovyetler Birliği ile dostluk açılımı yaptı. Birisi Kurtuluş Savaşının başı, diğeri de 1966 veya 1967 yılı.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.