Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Joseph C. Grew 1929’da İstanbul’da ABD Büyükelçisi. 1952’de anılarını yayınlıyor, 2. Dünya Savaşı’nda Zaman zaman ABD Dışişleri Bakanı vekilliği de yapıyor. Grew anlatıyor; “Tevfik Rüştü .. yemekte bana, yeter ki biz (ABD) Türkiye’de kalalım, Hükümeti’nin Ankara’da mı yoksa Konstantinapol’de mi oturmamıza, zerre kadar önem vermediğini, Türklerin benim dostluğum ve öğütlerim olmadan muhtemelen (ihtimaldir ki) işleri götüremeyeceğini… söyleyecek kadar cömert davrandı. Bu, öyle sanıyorum bir hükûmet üyesinin, bir diplomatın, başkent dışında oturulması olayına onay damgasını vurmasının ilk örneğiydi.  

    Atatürk’ün Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü, Amerikan Büyükelçisine “Sensiz yaşayamam” diyor. Bunlar 1932 yılında geçiyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkiye, İstanbul’a gelen İngiltere’nin Akdeniz filosunu karşılamanın sevincini yaşıyor. İngilizlerin Filo Komutanı Amiral Field krallar gibi karşılanıyor, Ankara’da Gazi’ye gidiyor, onuruna balo veriliyor ve gazeteler günlerce yazıyor. Hatta 1929’un fakir Türkiye’sinde Akşam Gazetesi; “Her halde bu sene yersizlik yüzünden, bütün baloların tertip heyetleri müşkül vaziyettedir (zor durumdadır) ve İstanbul’da birkaç bin kişi istiap edecek (alacak) geniş salonlu bir yere ihtiyaç olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.” diyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): İngiliz filosunun ayrılmasından kısa süre sonra da Sovyet Dışişleri Bakanı M. Karahan geliyor ve Mustafa Kemal ile karşılıklı nutuklaşıyorlar.

  • “Bilal Şimşir’in “İngiliz Belgeleriyle Türkiye’de Kürt Sorunu-1975” eserinden; Daha 1924 yazında doğudaki Kürtlerin her türlü hazırlığı yapıp harekete geçmeye hazır bir duruma geldikleri, planlarını görüşmek üzere İngiliz elçiliği ile temasa geçmek istedikleri ve bu isteğin Türkiye’deki İngiliz Elçiliği tarafından reddedildiği.” belirtiliyor.   

    Ancak İsyan başlar başlamaz, Türk basınının, ayaklanmada “İngiliz parmağı olduğu yolunda Ankara çevrelerindeki kanıyı” dile getirdiği görülüyor. Türk basını, Şeyh Sait İsyanında İngiliz parmağı olduğunu, ancak hükûmet isterse yazar. Başka türlü yazamaz. Bu, büyük ölçüde bugün de böyledir.   Ömer Kuloğlu’nun “Türk -İngiliz İlişkileri adlı kitabının 312-313 sayfasında “İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivinde yer alan E-1360 /1091 /44.FO 371/ 10867, Form; Foreign Office Memorandum (Mr. Morgan) kodlu belge 4 Mart 1925 tarihini taşıyor. İstihbarat ta dâhil, Dışişleri Bakanlığının elindeki tüm bilgilere dayanarak… Hazırlanan tüm bilgileri içeriyor. Bu rapor, Türkiye’deki Kürt ayaklanmasının “doğrudan doğruya Türkiye tarafından planlanmış olabileceğini iddia ediyor. İngiliz Dışişleri bakanlığı elemanları, Türkiye’nin doğudaki Kürt isyanını çıkarması için üç temel gerekçe ileri sürüyorlar. Bu gerekçelerden ilki; Asilerin elebaşılarının sınırı aşarak “Kardeşlerini kurtarmak üzere Musul’a girmeleri. İngilizler önce Musul’a girileceği ve sonra Kürtlerin bütün bölgeyi Türkiye’ye teslim edeceklerini düşünüyorlar. 

    İkinci gerekçe olarak; Irak Kürtlerinin, Türkiye’deki başarılı bir ayaklanmadan sonra kendilerinin de ayaklanmaları, Türkiye Kürtleriyle birleştikten sonra Ankara’ya bağlanmaları gösteriliyor. Üçüncü gerekçe olarak; Türkiye Hükümetinin Kürt ayaklanmasını bahane ederek Irak sınırına asker yığması öne sürülüyor.  

    16 Aralık 1925’de Cemiyet-i Akvam’ın (Birleşmiş Milletlerin) Konseyi, Musul Sorununu İngiltere lehine (yararına) çözen kararını aldı. .. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) Bey, hemen Paris’e geçti. 17 Aralık 1925’de Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması imzalandı.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995) Pek çok tarihçi, Musul davası ile aynı zamana rastlayan Şeyh Sait İsyanı’nı İngiliz parmağı ile izah ediyor. Resmi tarih de bunu söylüyor, Yalçın Hoca’nın tereddüdü var, benim tereddüdüm yok; isyan ile Musul’un hiçbir alakası yok.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): İngiltere’ye kızılıp çok acele bir şekilde Sovyetlerle bu anlaşma imzalanmış, Sovyet tarafı da bu anlaşmanın çok çabuk olduğunu söylüyor. İngiliz belgesi çok ilginç ve önemli. Şeyh Sait İsyanı’nın, İngilizlerin düşündüğü gibi Türkiye’nin bir planı olması ihtimali çok zayıf. Ancak, o dönemde bu, yapılması gereken bir sorundu. İçeride Mustafa Kemal muhalifleri, hatta aklı başında herkes Lozan’da Musul’un verilmiş olmasını hazmedemiyordu, bu hazımsızlık Kemal Paşa üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş olmalı. Bu isyanı İngilizlerin planlamış olması mantıklı değildir, çünkü böyle bir isyanın sonunda, elinde ve kontrolünde bulunan Kuzey Irak’ı kaybetmesi ihtimali yükselecektir. İngiltere zaten Lozan’da Kürt bölgesini dört parçaya bölerek, muhtemel bir Kürt devleti oluşumunu ortadan kaldırmış ve petrolün geleceğini sağlama bağlamıştır, onu riske atamaz. Bu isyan sonucunda bütün Kürtler birleşip Türkiye’ye bağlansa da, kendileri ayrı bir devlet kursa da bu durum İngiltere’ye yaramayacaktır. Ancak, küçük ölçekli bir isyan, Ankara’nın Musul’u verme konusunda iyi bir mazeret olarak düşünülebilirdi. Bunu Ankara da düşünmüş olabilir, İngiltere de çok çok gizli olmak kaydıyla planlamış ve Ankara’ya önermiş olabilir. Benim düşünceme göre, bu isyan Cumhuriyet’in ırkçı bir mecraya girmesi ve Kemal Paşa’nın kabul edilemez derecedeki özel yaşamı ve yaklaşımları nedeni ile biz Türklerden daha mütedeyyin (dindar) olan Şafii Zazaların, bu rahatsızlığının bir dışa vurumudur. Ankara, her zaman olduğu gibi, bu durumdan da vazife çıkarmasını bilmiştir.

  • 15 Aralık 1925’de ABD Büyükelçisi Amiral Bristol ülkesine gizli bir rapor gönderiyor; ‘Hüseyin Cahit Bey’in son zamanlarda 9.000 liraya güzel bir Berlıet otomobil aldığı bana bildirildi. Bunun 6500 lirasını peşin olarak ödedi, geri kalanını gazetelerindeki ve başka yerel gazetelerdeki reklamlarla karşılayacak.’  ‘Suphi Nuri Bey, Celal Nuri (İeri) Bey’in kardeşidir. Babaları Nuri Bey, şimdi biraz yumuşamış olmakla beraber, radikal milliyetçidirler, milliyetçiliği sömürerek servet yapmışlardır. Nuri Bey’ler ana dilleri olan Rumcayı çok iyi bilirler ve evlerinde Rumca konuşurlar.’”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 193) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Bristol raporunda, savaş yıllarında Ahmet Emin Yalman’ın Alman yanlısı tutum izlediğini hatta aktif olduğunu belirtiyor, ama, çok iyi bir gazeteci olduğunu, kazanılması gerektiğini de belirtiyor.

  • “17 Aralık 1925’de Sovyetler Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti arasında dostluk ve tarafsızlık antlaşması imzalandı.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.

  • “16 Nisan 1922’de Sovyet Rusya ile Almanya, Rapollo Antlaşmasını imzalayarak tam demokratik ilişki kurmayı kararlaştırdılar. İtilaf devletleri çok şaşırdı, Avrupa’da büyük bir gedik açıldı, açan da Sovyet Dışişleri bakanı Çiçerin.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Daha sonra 1923 yılının sonunda Almanya’da bizimle eş zamanlı olarak Rusya’dan uzaklaştı.

  • “1922 Eylül ayında, Ankara Hükümet’i Türkiye Halk İştirakiyyun Fırkası eylemlerinin yasaklandığını ilan etti. Eylül ve Ekim aylarında tüm Anadolu’yu bir baskı dalgası kapladı. Üç yüzden fazla komünist ve sendika yöneticisi tutuklandı. 30. Ağustos meydan savaşından sonra Türkiye burjuvazisi Batılı Devletlerle anlaşma ve uzlaşmaya böyle hazırlandı.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Araloff’un anılarında ise… Mustafa Kemal’in Araloff’u yanında ve çok önemli bir konuk olarak cepheye götürdüğünü ve sık sık Ankara’daki Sovyet Elçiliğini ziyaret ettiğini gösteriyor.  

    Araloff anılarında 1922 yılı 1 Mayıs’ın Sovyet Elçiliğinde kutlandığını yazıyor. Fotoğrafı da var. Ankara’nın çeşitli fabrikalarında çalışan işçi ve ustalardan oluşan bir heyet Ankara’daki Sovyet Büyükelçiliğindeki 1 Mayıs kutlamalarına katılıyor.  Bir Sovyet kaynağı; “Hükümet, 15 Ağustos 1922 tarihinde yapılması kararlaştırılan Türkiye Halk İştirakiyyun Fırkasının birinci büyük kongresinin yapılmasına izin veriyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 180 ile 182 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ahmet Emin Yalman, Terakkiperver Fırkaya girmediği halde Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay ile dost oluşu onu Elazığ İstiklâl Mahkemesine yolluyor. Mahkeme Başkanı Mazhar Müfit Kansu’ya bir daha gazetecilik yapmayacağı sözünü vererek serbest bırakılıyor.  

    Hükûmet kapatılan gazetesini açmıyor. Ahmet Emin de başka gazete çıkarmıyor, bir ara sıkıntı ile Yabancı gazetelere yazı yazmamı, gazetecilik yapmamak yolundaki taahhüdüme aykırı buluyor musunuz?”  diye Başbakan İsmet Paşa’ya mektup yazıyor, ama cevap alamıyor. Çok rahat etmesin diye arada sırada sanık mı tanık mı olduğu belli edilmeden İstiklâl Mahkemesine çağırılıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 164, 165) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ahmet Emin Yalman: “Yakın Tarihte Gördüklerim, Geçirdiklerim” adlı eserinde anlatıyor; “1923 başları, Lozan’a ara verilmiş, seçime gidiliyor, muhalefet Meclis’ten çıkartılacak, keyifsiz bir hava ülkeye hâkim, tam da bu sırada Amiral Colby M. Chester adında bir Amerikalı ortaya çıktı, kötümser bulutların dağılmasını sağladı. … daha 1908 yılında ortaya atılan projeye göre, Amerikalılar, Merkezi ve Doğu Anadolu’da 4300 km’lik demiryolu hattı yapacaklardı, memleketi baştan başa imar edeceklerdi. Ankara civarında yepyeni ve modern bir kent kuracaklardı. Bir zamanlar yapıldığı gibi devletten kilometre garantisi filan diye bir şey de istemiyorlardı. Hattın iki tarafında yirmişer kilometrelik sahalarda bulunan maden imtiyazını yeterli buluyorlardı. “Bu projeyi Kurtuluş Savaşının Büyük Millet Meclisi kabul etti. …    29.Ağustos 1923’de Chester gurubu elindeki imtiyazı üç yüz bin dolar ücretle .. bir Kanada gurubuna satmıştır. … 17 Aralık 1923’de Nafıa Vekili (Bayındırlık Bakanı) Muhtar Bey , Chester imtiyazının iptal edildiğini..”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 162) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Julian E. Gıllespıe, 2 Şubat 1922’de Washington’a, ondan önce de 10.01.1922’de İstanbul’daki Amerikan temsilciliği yapan Amiral Bristol’e mektuplar yazıyor. Bakanlığa yazdığı mektup resmi, Bristol’e yazdığı mektup çok çıplak. “Sansürsüz bir mektup yazıyorum” diyor, Bristol’e; “Yusuf Kemal (Tengirşek) Bey, Rauf (Orbay) Bey, Fethi (Okyar) Bey, Dr. Adnan (Adıvar) ve Celal (Bayar) Beylerle tatmin edici birçok görüşmeler yaptım. Rauf Bey çok açık konuşuyor.” diyor.  Gıllespıe Resmi raporunda ise; “Ben işlerimin çoğunu Bayındırlık Bakanı Rauf Bey aracılığı ile yapmayı uygun buldum. .. Birkaç görüşmeden sonra benim bazı sorular vermem ve bu soruların yanıtlanması konusunda anlaştık. Otuz gün beklemek zorunda kaldım.”

    Ve Bristol’e sansürsüz olarak; “.. Kendisine yanıtlamak isterse diye 40 soru verdim.  İşleri bilmece haline sokmak için 7 Ocak Cumartesi günü Rauf Bey Meclis’te istifasını verdi. İstifasının, Amerika’yla ilişkiler konusunda izlenecek politika ve bana verilecek yanıtlarda, gerçeklerin açıkça yansıtılıp yansıtılmaması konusunda çıkan bir uyuşmazlık nedeniyle olduğu bana ima edildi.”  Resmi raporda; “Milliyetçi Türk Hükûmeti gerçekten Birleşik Devletlerle yakın ticari ilişkiler kurmak istiyor;

     1-Milli Hükûmet hemen mali yardım istemektedir. Bu verilecek bir imtiyaz (ayrıcalık) karşılığı avans, kredi ya da özel bir borç biçiminde olabilir.  

    2-Hükûmet yetkilileri Amerikalıların Misak-ı Milli’de yazılı amaçlara müdahalede bulunmayacağına inanmaktadır.   

    3-… Yapılacak bir barış konferansında ticari ve iktisadi haklar konusunda sorun çıkabileceğinden çekinmektedirler.

    Bu durumda “Şu imtiyaz ya da bu ekonomik hak başkasına verilmiştir”  diyebilmek istemektedirler.” 

    Gıllespıe, Musul petrollerinden, Adana ovasını sulama işinden, Seyhan – Ceyhan nehirlerinden Adana ve Mersin’in elektriklendirme projesinden bahsediyor.  Alman mühendislerinin hazırladığı özel bir raporu ele geçirmekten söz ediyor.    Ankara’da Fethi Bey’le görüşüyor. Tarım araçlarının getirilmesi için kolaylık istiyor. Fethi Bey hükümete ait topraklardan bedava olarak birkaç yıllığına verilebilmesi için çaba harcayacağına söz veriyor. Gıllespıe, Rauf Bey aracılığı ile BMM Hükümetine soru soruyor, cevaplarını alıyor; “Hükûmet tarafından şimdi ne gibi yatırım ve yapım projeleri üzerinde durulmaktadır. Bunların hangileri Amerikan sermayesinin incelemesine açıktır?” Hükûmet adına Rauf Bey cevap veriyor; “… Projeler şunlardır; Mersin Limanı, Adana Ovası sulama projesi, Zonguldak ve Bayburt’un elektrik projesi. Şu projelerde hemen incelenecektir; Bütün Karadeniz limanları, bu limanları iç bölgelere bağlayacak demiryolları, bu bölgelerdeki madenler, Ankara – Sivas ve Sivas – Erzurum, Doğubayazıt- Erzurum, Doğubayazıt – Erzurum – Trabzon, Trabzon – Rize demiryolları, Harput- Ergani – Maden – Diyarbakır demiryolları. Bu sayılan işlerin incelenmesi Amerikan sermayedarlarına açıktır.” Gıllespıe soruyor; “Hükûmetin yabancı sermayeye uygulayacağı kıstas nedir?” Cevap yine Rauf Bey’den; “..Türkiye’nin ekonomik ve siyasal bağımsızlığına zarar getirmemelidir.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 154 ile 157 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “20 Mart 1921’de (Sovyetler – İngiltere Ticaret antlaşmasından 4 gün sonra) Sovyet Dışişleri Komitesi yardımcısı Litvinov, ABD’nin yeni başkanına (Harding), Kongreye Merkez Komitesinin kutlama telgrafını ve iki ülke arasında ticaret ilişkilerinin başlatılması isteğini gönderdi. .. İlk Sosyalist devletin, büyük bir yatırım programı uygulamak zorunda olduğunu ve bu yüzden de sermaye mallarına önemli bir talep yaratacağını vurguladı. .. ABD, Sovyet açılımını reddetti.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1920 Eylül ayında Bakü’de toplanan “Birinci Doğu Halkları Kongresi”ni bir ikinci kongre izlemiyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Rusya, Ticaret antlaşmasında ideolojik yayılma konusunda İngiltere’ye teminat veriyor. Bu maddenin ayrıntısı var. Ekim 1920’deki ticaret anlaşması görüşmeleri başladıktan sonra İngiliz Arcos kuruluyor. Tüm Rusya Kooperatifler Topluluğu, All-Russian Cooperative Society. Kasım 1920’de Lenin, Emperyalistler arasındaki durumdan yararlanma teorisini geliştiriyor. Kapitalist ülke ile ticaret antlaşmasını ideolojiye enjekte ediyor. Emperyalist ülke ekonomilerinin durgun ve ilişkilerinin dengede olduğu zaman, dışarıdan bir müdahale ile birisi kullanılabilir. İçlerinden biri çok güçlü ise, o güçlü dengeyi kuracağından anlaşma olmaz.  Arcos şirketi, İngiliz işadamlarının, Rus pazarına yönelik iştahını kabarttı. Bu durum İngiltere ile ticaret antlaşmasının imzalanmasını kolaylaştırdı

  • (Çiçerin;) “…Varlığınızı, coğrafi konumunuz ve size saldıran haydutların kendi aralarındaki kavga sayesinde korudunuz… Ölüm fermanınızın ilanı hep daha elverişli zamanlara ertelendi. Şimdi o zaman geldi.” 

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Çok doğru, ancak, eksik bir tespit; O haydutlar arasında Rusya da vardı.

  • “Sovyet Rusya ilk büyük barış antlaşmasını 3 Mart 1918’de imzalıyor. Almanya ile yapılan bu antlaşmada Osmanlı Devleti de taraf, imzası var. Hatta Osmanlı devleti delegeleri gecikince antlaşmanın imzalanması da gecikiyor. 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsky Antlaşmasının 4. Maddesi; ..”Rusya, Doğu Anadolu Vilâyetlerinin derhal boşaltılmasını ve yasalara uygun bir biçimde Türkiye’ye iade edilmesini garanti etmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Ardahan, Kars ve Batum bölgeleri hiç gecikmeksizin Rus birliklerinden temizlenecektir.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 128, 129) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ali Fuat Paşa anlatıyor; “Diğer taraftan Sivas Kongresi’nden (4 Eylül 1919) bir iki ay sonra, Sovyet Rusya Hükümeti’nin Kafkas Bolşevik Orduları Başkomutanı Yoldaş Chalva Eliava’yı Osmanlı İmparatorluğunun son durumunu incelemek üzere gizlice İstanbul’a göndermişti. Eliava İstanbul’daki gizli örgütümüz aracılığı ile bizimle temasa geçmiş, Emperyalizmin cephesi karşısında Türk milli haklarını tamamıyla tanıyacaklarını, takviye edeceklerini ve süratle başlayacaklarını bildirmişti.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sovyet belgelerine göre, bu antlaşmadan sonra Sovyet yardımları birden bire artıyor. 1920 Yazında 6.000 tüfek, 5 milyon mermi, 17600 top mermisi, 200,6 kg külçe altın.   1921 de 4000 el bombası, 4000 şarapnel mermisi, 33.275 tüfek, 57 milyon tüfek mermisi, 327 makineli tüfek, 54 top, 129 bin top mermisi, 1500 kılıç ve 3 Ekim 1921 de iki destroyer (savaş gemisi) . Bu kadar değil devam ediyor.” 

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  •   “31 Mayıs 1920’de başlıyorlar. Krasin Başkanlığındaki Sovyet delegasyonu nihayet Londra’ya geldi. Lord Curzon, Ticaret Antlaşmasına bir başlangıç olarak, Sovyetlerin Yakın Doğu, İran, Afganistan ve Hindistan da anti-İngiliz propagandasını durdurmayı garanti etmelerinde ısrar etti.   9 Haziran 1920 tarihinde Krasin, Sovyet Hükümetinin dış politikasını değiştirmeyi ve Britanya’ya düşman her türlü propaganda ve eyleme son vermeyi istediği cevabını verdi.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): İngilizler Sovyet yayılmasını ve etkisini bu antlaşma ile durduruyorlar.

  • “Ali Fuat Paşa; “Aynı gün, (16 Mart 1921) Londra’da Rusya ile İngiltere arasında bir ticaret antlaşması yapılmıştı. Çiçerin’in özel ricası üzerine Moskova Muahedesinin (Antlaşmasının)  imza tarihi değiştirilmemek şartıyla iki gün sonra, yani 18 Mart’ta neşir ve ilanına müsaade etmiştik.  

    Türkiye Komünist partisi liderleri (Mustafa Suphi ve 14 arkadaşı) 28 Ocak 1921 tarihinde öldürüldüler. Fakat haberin yayınlanması için iki aydan daha uzun bir süre geçti.   Ancak 2. Nisan’da Tevada’nın mektubu Pavloviç’e gönderildi ve mektubun yayınlanmasının, anlaşmanın etkisini bozmamak ve Rusya’da olumsuz bir kamuoyu yaratmamak için bilerek geciktirildiğini…”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • “TBMM Hükümetinin 2.09.1920 Tarihli Moskova Temsilcimiz olan Ali Fuat Paşa’ya gönderdiği karar; ‘Resmi olmayan ve açıklamalarımızdan istidlal ederek (yorumlayarak) bütün şark milletleri bizim Bolşeviklerle müttefik (Birlikte) olduğumuzu zannetmekte ve Bolşevik Rusya’dan ümit ve necat  (Kurtuluş) beklemektedir. Hakikate tevafuk etmeyen (gerçeğe uygun olmayan) bu vaziyetin devamına imkân yoktur.  Arzu ettiğimiz veçhile (üzere) müttefik olabilecek isek bunu derhal sonuçlandırıp ilan etmek lâzımdır. Eğer ittifak akdi (İmzalanması) mümkün değilse bunu da serian (hızla) bilmek ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz. … Harp araçları yeterli olmasa bile verecek altınları bulunduğuna şüphe yoktur.’”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.