Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Çar İstanbul’a elçi olarak Türklerden nefret eden bir asker olan Prens Alexander Menşikof’u seçti.   Menşikof .. Şubat ayının son gününde gösterişli bir biçimde Galata’ya çıktı Dışişleri Bakanı’nı kovdurmayı kolayca başardı. Çünkü Babıaliye, Mehmet Fuat Paşa görevdeyken hiçbir görüşme yapmayacağını bildirmişti. 

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çar Nikola… 9 Ocak 1853’te bir konserden çıkarken İngiliz Sefiri Hamilton Seymour ile sohbeti sırasında ilk kez ünlü teşbihini yapmış ve Osmanlı İmparatorluğundan “Hasta adam” diye söz etmişti.

    Seymour o gece not defterine Çar’ın “Ülke parçalanıyor, kim bilir ne zaman çöker?” dediğini de kaydetmişti.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahmut’un en radikal reformlarından biri de vakıfları devletleştirmek ve böylelikle dini evkafın (vakıfların) gelirlerini devlet denetimine almak olmuştur.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk Tanzimat’ı, Rusların perestroykasına benzer bir anlam taşımaktadır. İmparatorluğu sürdürebilmek için yetkilerinin merkezileştirilmesi ve devletinin otokratik karakterinin mümkün olduğunca laikleştirilmesi yolunda, bir Osmanlı yöneticisi tarafından tarih boyunca uygulanmış en sürekli girişim budur.  1845’te yedi bilgili kişinin katıldığı bir konsey oluşturuldu. Onlardan yaygın biçimde uygulanacak laik bir eğitim sistemiyle ilgili rapor hazırlamalarını istedi.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Dış işlerinde II. Mahmut pek o kadar ileri görüşlü değildi.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geleneksel yollar onarıldı ve gerçek anlamda yol denilebilecek duruma getirildi. Bir de nüve halinde Osmanlı posta hizmeti kuruldu. 

    8.000 km uzunluğunda bir kıyı çizgisi ve çok sayıda küçük limanları olan İmparatorluk, birinci derecede ulaşım yolu olarak deniz yolunu çoktan kabul etmişti ve bu durum da en çok Fenerli Rumlara yarıyordu.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • İtfaiye bile Yeniçerilerin kontrolü altındaydı. Kentteki yangınların çoğu Yeniçeri kundakçıları tarafından çıkartılıyordu.  Söylentilere göre bunlar yangın söndürmek parası alabilmek için bilerek yangın çıkartıyorlardı.  

    Mahmut’un başarısı .. daha önce yeniçerilerle ulemânın arasını açmaktaki becerisinden kaynaklanmaktaydı.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 147 ile 153 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Silahlı askerler Fener Patrikhanesine daldı, ayin biter bitmez Patriği ve yanındaki piskoposlarla papazları yakaladılar. Adamlar tören cübbeleri içindeydiler. Bir anda kementleri boyunlarına doladılar. Gregoryus’u Fener binasının kapısına sürüklediler, kapının tepesindeki çengele astılar ve yavaş yavaş boğularak ölmesine izin verdiler. Patriğin cesedi tam üç gün orada sallanarak kaldı.  Gregoryus’u Fener binasının kapısına sürüklediler, kapının tepesindeki çengele astılar

    Padişah Gregorius’un cesedinin bir gurup Yahudi’ye teslim edilmesini, cesedin, pazar yerinde Yahudiler tarafından sürüklenmesini ve sonra taş bağlanıp Haliç’in sularına atılmasını emretti. (1)  Patriğin idamından üç gün sonra Stratfort, Dışişleri Bakanı Castlereagh’a; “Artık bu İmparatorluğun Konsilleri, amansız bir fanatizmle yönetiliyor ve bundan da çok korkunç sonuçlar beklenebilir.” II Mahmut kendi tebaasının dörtte birini kendisine düşman etmiş oluyordu.  

    120 yıllık bir süre boyunca, Gregorius’un kemikleri hâlâ Atina’daki Metropol Katedralinin girişine yakın bir türbede ziyaret edilmekte.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 137 ile 140 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): İkinci Mahmut tarihimizin despotlarından biri.

  • İngiliz Büyükelçilerinin en ünlüsü, daha sonra Lord Stratfort de Redcliffe olan Stratfort Canning, Mahmut’u huyuyla ve politikalarıyla bir despot ve bir halife olarak hatırlamakta…. , “Hayata politika ve çıkarlar açısından keyfi biçimde yaklaşmaktan hiç kaçınmazdı.” demektedir. İngiliz deniz subayı Adolphous Blade ise, Konstantinapol’de uzun yıllar geçirmiş biri olarak, Mahmut’un katı inatçılığından yakınmış, reformların, sultanın despotluğu üzerindeki doğal kontrolleri ortadan kaldırdığını ileri sürmüş ve “Halkının tüm özgürlüklerini elinden aldı.” demiştir. Prusya’nın en büyük askerlerinden Helmut Von Moltke ise, dört yıl Osmanlı hizmetinde bulunduktan sonra, Mahmut’un niteliklerini esas olarak sıkıcı bulmuş, “İmparatorluğun herhangi bir yerindeki bir başka otoriteyi yerle bir eder ama yerine kendi binasını dikecek becerisi yoktur.” diye yargılamıştı. .. Moltke; “Çar kendi imparatorluğuna kuzeyde ve güneyde stratejik değer taşıyan topraklar kazandırdı ama Mahmut iki kıtadaki tarihi mülkünden kayba uğradı.”

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Mahmut Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldırarak, saltanatın muhalifi sayılabilecek olan bu kurumu yok etmiş oldu. Dolayısı ile pervasızca despotluk yapabildi.

  • 1791 Sonbaharında Selim, hem dinci hem de laik kesimden yirmi iki kişiye İmparatorluğun zayıf noktalarını ve bu konuda neler yapılması gerektiğini belirten bir rapor hazırlanmasını emretmişti. Yönetimdeki değişiklikler arasında Valiliklerin güçlendirilerek yeni yasaların çıkartılması, uzmanlaşmış laik okulların kurulması ve bu okullarda ordu ve donanma mensuplarına savaş ve komuta konularında dersler verilmesi (Fransızca dâhil), tahıl ticaretinin kontrolü, Avrupa güçleriyle sefir düzeyinde diplomatik ilişkilerin oluşturulması, taşra Valiliklerinin topladığı vergilerin yeni kurulacak bir hazineye ulaştırılması yöntemlerinin değiştirilmesi sayılabilirdi. Bu Valiliklere kahve, içki ve tütüne vergi koymak hakkı tanındı. 

    Selim, Paris’te yaşanan devrimi yakından izliyordu. Selim’in ordu ve donanma kütüphanelerine istediği eserler, Marsilya’dan gemilere yüklenirken, bunlar arasında Grande Encyclopedie’nin de bulunması ilginçtir.  Selim … tımar beylerinin topraklarını tahtın toprağı haline çevirmeye çalıştı. Düşündüğü şey gerçekleşirse bu topraklar vergi mükellefi çiftçilere kiralanabilecekti. Bu çiftçilerin eski feodal beyler gibi askeri sorumlulukları yoktu. Ama onlara, kiracı köylüden vergi toplama yöntemlerini seçmede çok büyük özgürlükler tanınmıştı. .. Sonunda köylüler, “Eski sistem yeni düzenden iyidir.” demeye başladılar.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 88 ile 114 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrahim Müteferrika’nın 1745’te ölmesinden sonra 11 yılda yalnızca iki cilt kitap basıldı, ondan sonrada bu iş 1748’de I. Abdülhamit’in Türkiye matbuatının yeniden kurulması yolunda ferman çıkarmasına dek tümüyle kesildi.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Damat İbrahim Paşa .. Büyük Avrupa başkentlerine elçiler yollayan ilk Osmanlı veziridir.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rum Ortodoks Patriğine yüksek bir Osmanlı mevkii verilmiştir. Kendisi üç tuğlu bir Paşa’dır.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birinci Murat Yeniçerileri kölelerden (kapıkullarından) oluşan bir muhafız alayı olarak kurmuştu. Daha sonra Yeniçeriler modern Avrupa’nın ilk sürekli ordusunun çekirdeğini oluşturdular. Elli yıl sonra zorlamalı bir devşirme usulü geliştirilmiş ve Yeniçeri Ocağının insan gücü kaynağı bu yolla garantiye alınmıştı. Hıristiyan babalar beş yılda bir, yerel yönetim yetkililerine ailelerinde kaç erkek evlat olduğunu bildirmek zorundaydılar. Beş erkek evlattan biri genellikle altı-yedi yaşında bir çocukken Sultanın emriyle aileden alınır ve Müslüman olarak yetiştirilirdi. Kurumsal olarak devşirmeler İmparatorluğun, halkı Hıristiyan olan tüm yörelerinden alınıyordu. Gerçekte en büyük ağırlık Bosna, Arnavutluk ve Bulgaristan üzerine binmekteydi. Bu kullardan birkaç zeki çocuk seçilir ve Konstantinapol’deki Sarayın okullarında (Enderun) eğitim almaya gönderilirdi. Bunların ileride yüksek mevkilere gelmesini engelleyecek hiçbir şey yoktu. Birçoğu Sadrazam da olmuştu, ama devşirmeler daha çok asker olurdu.  Ocağa kayıtsız şartsız sadakat göstermeleri için beyinleri yıkanırdı. .. Yeniçerilerin sakal bırakmalarına, evlenmelerine, askerlikten başka bir iş veya meslek edinmelerine izin verilmezdi.  Terfiye esas olan şey, kıdemdi.    Yasal evliliklere ilk kez 1556’da Kanuni Süleyman’ın öldüğü yıl izin verildi. Çok geçmeden yeniçerilerin oğullarının da ocağa girmelerine izin çıktı. … bir çok Müslüman babalar, çocuklarını Hıristiyan ailelere vererek, bu çocukların güçlü bir kuruluş olan Ocağa katılmasını sağlamaya çalışmıştı.  17. yüzyılın başlarında … sefer olmadığı zaman ticaret yapabiliyorlardı.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 40 , 41) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Palmer, çok önemli bilgiler vermiş. Yeniçerilerin üniformalar yoktu, onun içindir ki savaşta firar etmesinler diye hemen arkalarında Azap Askerleri bulunurdu onlar da geriye dönen yeniçerinin kafasını uçururlardı onlar da genellikle Sırplardan seçilirlerdi.

  • 28 Ocak 1595’te III. Mehmet’in on sekiz kardeşi (Bu rekor sayıdır) aynı kaderi paylaştı,

    …. Dini liderler bu kitle idamlarının doğru olup olmadığını tartışmaya başlamışlardı. Bundan sonra Padişahların yakın erkek akrabalarının bir kafese kapatılmalarına karar verildi.. 

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

    (BAKKAL’IN YORUMU (1996): Bu karar şehzade katliamlarına engel oldu ama, bu sefer de padişahların korku ve izolasyon içerisinde yaşayarak ülke ve dünyadan bihaber yetişmeleri sonucunu getirdi. Belki de Osmanlıda kaliteli yönetici sultanların sonunun gelmesinin bir sebebi budur. Başka bir çözüm bulunmalıydı. Osmanlı devletinin itici güçlerinden birisi, Şehzadelerin sürekli olarak yönetime ortak ve potansiyel sultan olmalarıdır. Bu durum hem bir çeşit seçim ortamını yaratmakta hem de Sultan’ın ülkeyi daha iyi idare etmesini zorlayan rekabet ortamını yaratmaktaydı.

  • 1612 ile 1922 yılları arasında hükümdarlığı sona eren yirmi bir Padişahlardan on üçü … şeyhülislamın verdiği fetvalarla tahtlarından oldular.

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Süleyman (Kanuni) laik bir yönetimden öte güce sahipti.  .. Hiçbir Osmanlı Padişahı, İmparatorluğun yıkılma dönemleri gelip çatıncaya kadar, Halifelik iddiasında bulunmuş değildir. Ama Süleyman ve onu izleyen varislerinin, Müslüman dünyasında büyük bir güce ve yetkiye sahip oldukları kesindir.  Padişahların dinsel yetkisi, İran ve Mezopotamya’daki Şiiler tarafından hiçbir zaman kabul edilmiş değildir. 

    Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 12, 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dört yıl süren savaş 13 milyon insanın hayatına mal oldu. Müttefikler zafere rağmen kayıpları 1 milyon daha fazlaydı. Savaştan hemen sonra gelen grip salgını da 20 milyon insanı öldürdü. Kayzer Wilhelm Hollanda’ya kaçtı. Almanya’daki büyük malikânelerinden gelen paralarla krallar gibi yaşadı ve 1941’de 82 yaşında öldü. 1940’da Hitler Hollanda’yı işgal ettiğinde, İngilizler krala sığınma teklif etti. Wilhelm reddetti. Hitler onu ülkesine döndürmek istedi onu da istemedi. Hitler başarılı olunca ona çok coşkulu bir kutlama telgrafı gönderdi. Hitler de onun ölümünde devlet töreni yaptı.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun, – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 472) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkler 30 Ekim 1918’de Agamemnon Zırhlısında ateşkes imzaladılar. Şimdi sadece Almanya savaşıyordu.   Almanya karışıyordu. Havada ihtilal vardı ve 4 Kasım 1918’de Kaiser Zırhlısına isyancılar tarafında kızıl bayrak çekildi. Ve 6 Kasım’da Almanlar da ateşkes istediler.   Berlin, Köln ve Hannover sokaklarına ihtilalciler hâkim olmuştu. Reischstag merkezinde gayrıresmi bir cumhuriyet ilan edildi.

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 466 ile 468 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2012): Hitler’in Kavgam kitabında bu Alman ihtilâlinin ayrıntıları var. Başında Yahudi komünistlerin bulunduğu sendikalar 1. Dünya sırasında, aylarca süren genel grevlerle ülkeyi ekonomik çöküntünün ve ihtilalin eşiğine getirmişler. Hitler, bundan dolayı Yahudilerden nefret etti ve vahşice intikam aldı.

  • Bakü, geçen yüzyılın sonunda dünyanın en zengin kentlerinden biriydi. .. Toprak petrole öylesine doymuştu ki, Bakü açıklarında Hazar Denizine bir yanar kibrit atmak, denizin tutuşup dakikalarca yanması için yeterliydi. 

    Bakü kuyularında bir ara, Birleşik Devletlerin tüm kuyularından daha çok petrol üretilmekteydi. 

    Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun – Peter Hopkirk (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 412) kitabından birebir alınmıştır.