Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Kurtuluş Savaşı başında ve içinde Kemalistler, batı ile dost olmak için değil, Sovyet Rusya ile dost olmak için Anadolu’daki komünist hareketi kontrol etmek, bastırmak ve de gerekirse komünistleri öldürmek gereğini düşünüyorlar.  

    İçeride komünist harekete karşı sert tutum ile Sovyet dostluğunu elde etmeye çalışma, Türkiye’de olmasa bile başka ülkelerde, Mustafa Kemal’in önemli bir katkısı sayılıyor. 

    Truman Potsdam Konferansı için Washington’dan ayrılmadan, 27.06.1945 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı, yeni Bakan’a “Uluslararası komünizm” konusunda bir memorandum sunuyor; ‘Bir devletin, komünist olan ve yasaları ihlal eden kendi yurttaşlarına yapacağı muamelenin  (uygulamanın) Sovyetler Birliği ile ilişkileri etkileyeceğine inanmak, işi tersinden almak demektir. Gerçekten de Mussolini ve Kemal Paşa kendi komünist yurttaşlarına son derece haşin bir muamele yaparken bile Sovyetler Birliği, İtalya ve Türkiye ile en samimi ilişkileri sürdürdü. Sovyet Hükûmeti söz konusu olunca, Birleşik Amerika, Amerikan yurttaşı olan komünistlere karşı sert bir tutum alarak, bu ülke ile ilişkilerini güçlendirecektir.’”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 116, 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Komüntern; “Neden İngiliz ve Fransızlar Vrangel’i desteklemekle bu kadar ilgileniyor? Çünkü eğer Kırım Vrangel’in elinde olursa, ihtilalci Türkiye’nin arka cephesi tehdit altında kalır ve Sovyetler Birliği Anadolu ihtilalcilerinin yardımına koşamaz. Vrangel’i destekleyerek ve Kırım’da bir mevzi elde ederek İngiliz ve Fransızlar, Kızıl Anadolu Ordusunu ve Kemal’in kuvvetlerini arkadan vuracak asker çıkartma ve Karadeniz üzerinden Türkiye ile Sovyet Rusya’nın her türlü birleşmesini engelleme olanağına kavuşur. Eğer emperyalist Avrupa, silah ile para ile ve emek ile Menşevik Gürcistan ve Taşnak Ermenistan’ı destekliyorsa, bunu, bu ülkeleri, devrimci Rusya ve Kafkasya ile ihtilalci Türkiye, İran ve Hindistan’ı ayıracak güçlü bir bariyer olarak kullanmak amacıyla yapıyor. Trakya’nın Yunanlılar tarafından işgali, ihtilalci Türkiye ve Sovyet Rusya’yı devrimci balkanlardan ayırmak amacı taşıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Lenin “Kuşkusuz Mustafa Kemal Paşa sosyalist değil. Ama görünüşe göre, iyi bir örgütçü, yetenekli bir komutan, ulusal burjuva devrimini yönetiyor, ilerici tabiatlı bir insan ve akıllı bir devlet adamı.  Bizim Sosyalist devrimimizin önemini anlıyor ve Sovyet Rusya’ya olumlu bir biçimde yaklaşıyor. İstilacılara (işgalcilere) karşı kurtuluş savaşını yönetiyor ve ben, emperyalistlerin burnunu kıracağına, Sultanı da tüm çetesi ile temizleyeceğine inanıyorum. .. Ona yardım etmeliyiz, ona yardım etmek demek Türk halkına yardım etmektir. .. İşlerine müdahale etmeyiniz. Biz de fakir isek de, Türkiye’ye maddi yardım yapabiliriz. Ve yapmalıyız.” diyor.

      TBMM Hükümetinin 2.09.1920 Tarihli Moskova Temsilcimiz olan Ali Fuat Paşa’ya gönderdiği karar;

    Bolşevikler (Sovyet İdarecileri), şimdiye kadar hiçbir fedakârlık karşılığında olmayarak, Türkiye’nin kendi ellerinde bulunduğu propagandasını yapmışlar ve bu propagandayı İngilizlerle pazarlıkta kıymetli bir değişim metaı olarak kullanmışlar, Türkiye’ye bir kuruş vermeyerek onu avutabilmişler, Azerbaycan’ı kolayca işgal ve istismar etmişler, Türkiye’nin Müslümanlarla münasebetini fiilen menetmekle beraber, Ermeni davasını Ermeni lehine halledebilecek bir durumda olduklarını gerek Ermenilere ve gerekse Batı âlemine izhar ve ispat etmişlerdir. .. 

      Genel olarak siyasi çözümleme yeteneği yüksek kurtuluş savaşı yönetici kadrolarının, Bolşevik iktidarı ve sorunlarını hiç te anlamadıkları ortaya çıkıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 106 ile 110 arası) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Yalçın Küçük Hoca burada, Sovyetler Birliği’nin İngiltere ile sorunu olan her ülkeye dost olabileceğini düşünüyor. Oysa, Mustafa Kemal ve ilk Meclis’in değerlendirmesi doğrudur. Sovyetler Türkiye’deki oluşumu İngiltere’ye karşı kullanıyor. Lenin bu konuda çok yönlü oynuyor; Sovyetlerdeki Müslüman halklar üzerinde etkili olabilecek bir Osmanlı Devletinin ya da Hilafetin ortadan kalkmasını istiyor. Ama Ankara’daki oluşumun İngiltere etkisinde olmasını da istemiyor. Kendi içindeki sorunlar nedeni ile pasif bir dış politika izlemek zorunda kalıyor. İngiltere’ye karşı, Hindistan, İran ve Türkiye’ye ideoloji transferi kartını da iyi kullanıyor.

  • “Mustafa Kemal 1934 yılı pokerde İngiliz Büyükelçisi Percy Loraine’i yeniyor, parasını almıyor. Büyükelçi İngiltere’ye mektup yazarak, Atatürk’e ünlü bir İngiliz üniversitelerinden unvan verilmesini istiyor.  Percy Loraine’in Mustafa Kemal’in İngiliz nişanlarına önem verdiğini bildiği anlaşılıyor. (Yakup Kadri’nin Anılarından;) Mustafa Kemal 30’lu yıllarda İsmet Paşa’dan çekiniyor. Bu sırada İktisat Vekili Mustafa Şeref’e müthiş bir fırça atıyor. Çok müthiş haşlıyor. Sebep; Bir ahtapot gibi genişleyen, yatırımlara yönelen İş bankasının genişlemesine engel olması.

      Ve İsmet Paşa çok kızıyor. Bakanına fırça atılması gücüne gidiyor, küsüyor ve Yalova’daki yemeğe çok geç geliyor. Bu yemekte Mustafa Kemal İngiliz hayranlığını dile getiriyor. Mustafa Kemal İsmet’e dönerek; “İngiliz Kralı bana dizbağı nişanı verecekmiş.” İsmet Paşa; “İyi ama bunu size ne münasebetle verecekmiş?” diyor. Mustafa Kemal “Bunu herkesten çok sizin bilmeniz lâzım gelir, İngiliz milleti beni sever de ondan, evet İngiliz milleti beni sever ve sevgisini Lloyd George’u düşürmek suretiyle ispat etmiştir.” diyor.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 101 ile 104 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995) Ama İngiltere Mustafa Kemal’e nişan vermiyor.

  • “Mussolini 19.03.1934’de 2. Beş Yıllık Faşist Kongresi’nde yaptığı bir konuşmada, İtalya’nın tarihi emellerinin Asya ve Afrika’da olduğunu açıkça söylemişti. Bu konuşma Türk resmi makamlarının ve basınının şiddetli tepkilerine sebep olmuştur. (A. Suat Bilge – A. Şükrü Esmer – M. Gönlübol – O. Sander – C. Sar – D. Sezer – H. Ülman, “Olaylarla Türk Dış Politikası 1919-1965, Sf. 120)

    Mussolini’nin bu sözlerini Türkiye üzerine alıyor. Türkiye’de İtalyan korkusu başlıyor.   Fakat Mussolini de Türkiye’nin korkmamasını istiyor. Mussolini, 30 Mart 1934 tarihinde Türkiye’nin Roma Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede şunları söylüyor. “Sizi samimiyetimle ve katiyetle temin ederim ki nutkumda Türkiye’yi hiç kastetmedim ve bunu bir an bile düşünmedim.”  Türkiye ise katiyetle ve samimiyetle tehdit edildiğine inanıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dr. Haluk Ülman “1934 Yıllarından sonra, Türkiye’nin 1930’lara kadar batılı devletlerin hepsinden duyduğu korkunun yerini, özellikle İtalya’dan duyulan korku almıştır. Türkiye’yi o zamana kadar birlikte yürüdüğü Sovyetler Birliğinin dostluğuyla yetinmeyerek, İngiltere ve Fransa’ya bağlanmaya iten, bu korkudur.”  Türkiye batıdan korkunca Sovyetler Birliği ile dost oluyor, ancak, Batı ülkelerinden birisinden çok korkunca batı ile kucaklaşıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • “17.06.1934, İngiltere Büyükelçisi Percy Loraine’i, Mustafa Kemal Ankara Palas’ta poker oynamaya davet ediyor. Akşamdan ertesi gün saat 9’a kadar süren poker Türkiye – İngiltere yakınlaşmasının temel taşlarını oluşturuyorlar. Ve bu pokerde Mustafa Kemal, Londra’ya büyükelçi olarak atanan Fethi (Okyar) Bey’i çok övüyor.  Ertesi gece, Gazi, İran Şahı, Başbakan İsmet, Adalet Bakanı ve İngiltere Büyükelçisi sabaha kadar poker oynuyorlar.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1927 nüfus sayımı sonuçları; 4 milyondan fazla insan tarımsal işlerle uğraşıyor, fakat sadece 300 bini her türden sanayi işletmelerinde ve takriben 257 bin kişi ticarette çalışıyordu. Yedi yaşından büyük nüfus 10.483.529 idi ancak bunun yalnızca % 10’u okuma yazma biliyordu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 77, 78) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1926 yılında muhalefeti temizleyen Mustafa Kemal, 1927’de ilk kez İstanbul’a ayak basıyor. Mustafa Kemal 15-20 Ekim 1927’de Nutuk’u okuyor ve 28 Ekim 1927’de Belçikalı bir uzmanın yönetiminde ilk düzenli nüfus sayımını yapıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Vedat Nedim inançlı olmadığı için korktu. 

    TKP’sinin kuruluşuna katılanların çok büyük bir çoğunluğu, komünist ideolojiyi benimsedikleri için değil, Türkiye’yi içine düştüğü onur kırıcı durumdan kurtarmak .. İçin TKP’nin kuruluşuna katıldılar.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  •   “1926 yılında Komintern’den Türkiye Komünist Partisine gelen bu yazı, Amerikan ajanları tarafından elde edilerek Washington’a gönderiliyor.  

      Bu belge “Komünist Enternasyonal Yürütme Kurulu Doğu Bölümü Sekreterliği” başlığını taşıyor. 1 Temmuz 1926 tarihini ve 0/8/465.b sayısını, Moskova çıkışını taşıyor. TKP merkez Komitesine gönderiliyor: 

      ‘Türkiye’deki komünist örgütlerinin bir süredir yaşadığı baskı ve boğulma durumundan kurtulmaya başladıkları yolundaki haberlerinizi mutlulukla aldık.”  “Bugün için İngiliz emperyalizminin baskısı altında, İngiltere’ce desteklenen Türk gericilerinin gizli çalışmaları karşısında Türk Hükûmeti belki de Komünist Partiye karşı aşırı baskı yapmak ve Komsomol örgütlerini boğmak gibi taktikleri uygulayamayacaktır. Hiç olmazsa bu yönde Kemalist hükûmet tarafından SSCB’nin Ankara’daki temsilciliğine bir takım güvenceler verilmiştir.

      Türk Hükümeti, Türkiye Komünist Partisine yasal örgütlenme olanağı verilirse, devrimci yöntemlerle aşırı bir kampanyaya gireceğinden korkmuştur. Ve bugün de korkmaktadır. Bugünlerde ise, bir ölçüde Komünist Enternasyonalin sömürge sorunu konusundaki programını ve komünist partisinin ulusal-devrimci akım içindeki rolünü tanıdıktan sonra, Türkiye Komünist partisinin çalışmalarını daha çok takdir eder bir eğilime girmiştir.”   “Türkiye Komünist partisine .. Türk Hükümetine, dış politikasını tüm olarak desteklediği ve onun İngiliz ve başka emperyalizmlere karşı uğraşında yanında olacağı konusunda güven vermesini öğütler.  

      “Programını değiştirmeden, Türkiye Komünist Partisi bugünkü Türk Hükümetinin getirdiği, iç reformlara karşı çıkanları reddederek ve onlarla mücadele ederek Türkiye’nin en güçlü siyasal topluluklarından biri durumuna gelebilir. Ki bu reformlar Marksist görüş açısından bile kabul edilebilir niteliktedir.’” 

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 59 ile 61 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Uluslararası işçi hareketinin bir yöneticisi olan Mc Donald İngiltere Başbakanı olunca Türkiye’de umut estiriyor. Ama olmuyor 1925’te Musul’u kaybediyoruz.  1926’da İngiltere’de sendikal eylemler politik eylemlere dönüşüyor. Tam da bu sırada Türkiye ile Sovyetler Birliğinin ilişkileri çok iyi ve İngiltere Sovyet ilişkileri soğuk.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Bu belge Kemal Paşa ile komünistler arasında bir ihtilaf olmadığını gösteriyor. Sovyetlerle uzlaşma söz konusudur.

  • “Şefik Hüsnü (1925 ile 1946 yılları arasında TKP’nin Genel sekreteri) TKP içerisinde iki eğilim olduğunu söylüyor. Eğilimlerden birisi için şunları söylüyor; “Bu eğilimin etkisinde kalan yoldaşları, en çok milliyetçilerce düzenlenen devlet ekonomisi yanıltmıştı. Nitekim bunlar, aslında dıştan borç almadan işleri yürütmek zorunda olduklarından, tekellerden devlet için gelir kaynakları yarattılar, devletin kapitalist işletmeleri için para yardımı sağladılar, gemiler satın aldılar, demiryolları, dokuma ve şeker fabrikaları kurdular, belediyelere haller, fırınlar değirmenler vs. kurdurdular.  

    Şefik Hüsnü diğer gurubu anlatıyor; “Buna karşılık başka yoldaşlar için, milliyetçilerin ekonomik ve sosyal programı apaçıktı. Bu programın yalnızca Anadolu’nun orta burjuvazisinin çıkarlarına hizmet ettiğini …”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Şefik Hüsnü, Kemalizm’in kapitülasyonlara direndiğini ama kapitülasyonlu günlerin tekrar geleceğini düşündüklerini söylüyor. Bu alıntı Mete Tuncay’ın “Türkiye’de Sol Akımlar 1908-1925” adlı kitabının 351 sayfasından alınmıştır.

  • “30 Haziran 1924’de Komintern’in 5. Kongresinin 25. oturumunda, TKP (Türkiye Komünist Partisi) bir komünist partisi için çok ağır sayılabilecek bir kusurla, burjuvazi ile işbirliği yapmak ve sosyal patriyotik (vatansever) olmakla suçlanıyor.  TKP Kemalizm’in sol kanadıdır deniyor. TKP, “Kemalizm’in sol kanadı” olma işlevini ve Kemalizm’e akıl vererek sola çekme alışkanlığını hiçbir zaman terk etmedi.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Londra’da İngiliz polisi Sovyet Ticaret Delegasyonu ile Arcos şirketine baskın yaptı ve Türkiye’de 1927 komünist tevkifatı başladı… .. Daha açıkçası, TKP yönetiminin kadrosu ve ideolojisi Kemalizm’in sol kanadı kadrosu ve ideolojisinden bir adım ileri değildi.  O dönemin TKP’lileri muhbir (ihbarcı) Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir Komintern’in (Sovyetlerin Dünya Komünistleri Yönetimi Merkezi’nin) Türkiye şartlarına uymayan emirleri dolayısı ile huzursuzluğun başladığını ve çözülmenin ortaya çıktığını söylüyorlar. 1923 yılında Sovyetler Birliği yöneticileri “Tek ülkede Sosyalizm” düşüncesine yöneldiler. 1924 yılında Trotskiy (Troçki)tasfiye ediliyor (dışarı atılıyor).  Avrupa’da devrimin gecikeceği düşüncesi hâkim oluyor. Yani Sovyetler kendi içine dönüyorlar, dünya çapında devrim yapmak ve sosyalizmi gerçekleştirmek şeklindeki ideolojilerinden vazgeçiyorlar. 1927’de Türkiye’deki Kemalizm, halkçı figürleri ile TKP’lileri cezp ediyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dış faktörü abartmak kolaycılıktır.  

    Nerede kolay bir çözüm varsa, mutlaka arkasında sınıf mücadelesinin inkârı yatıyor.

    Abdülhamit de dış faktörü abartıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 31 ile 33 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Eğer bütün iyilikler dışarıdan gelecekse, içeride mücadeleye gerek yoktur, eğer bütün kötülükler dışarıdan gelecekse yine içeride bir mücadeleye gerek kalmıyor. Üstelik içerideki mücadele zararlı da olur. Ülkemizde 60’lı ve 70’li yılların ilericileri “geri kalmışlık” tanımını değiştirdiler ve “geri bıraktırılmışlık” yaptılar.  

  • “1876 Yılının başında Osmanlı, Bulgaristan’daki ayaklanmayı bastırıyor. Sert bir biçimde bastırıyor. … İngiltere ve Rusya tepki gösteriyor. … Düvel-i Muazzama 23.12.1876’da İstanbul konferansını topluyor. Osmanlı’ya ders vermek için, Osmanlı da acele olarak Kanun-i Esasiyi ilan ediyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Londra’da Lord Palmerston, Babıali’deki (Hükûmet merkezindeki) Büyükelçisi Ponsonby’ye Mustafa Reşit Paşa Gülhane Hattı Hümayunu’nu okuduktan sonra , “Senin Hattı Şerif büyük bir politik başarı oldu” diye yazmış.

    Mehmet Ali Nizip’te durduruldu ama ıslahatçılığı, Tanzimat süreci ile resmi politika haline geldi. Yenen düzen yayılır. 

    Tanzimat diktatoryası 23.12.1876 yılı Kanuni Esasiye kadar devam etti.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): İngilizler, kuzeyden Rusya, güneyden Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’ı tarafından sıkıştırılan ve dağılma noktasına gelen Osmanlı Devletini, bu ülkelere yem etmemek ve kendisine saklamak için Osmanlının toparlanmasını istiyor. 23 Haziran 1839’da II. Mahmut Nizip’te Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya yenildi ve 29 Haziranda öldü. Mehmet Ali ve Mısır ordularına İstanbul yolu açılınca İngiltere, Mehmet Ali Paşa’nın  Mısır’ını durdurdu. Ve 3 Kasım 1939 da Tanzimat Fermanı ya da başka bir deyişle Gülhane Hattı Hümayunu okundu. Halk İngiltere’nin gücünün buna da yettiğini gördü ve İngiltere halkın gözünde iyice büyüdü.  

  • “Soğuk savaş Türkiye’nin iç sorunudur.   2.Dünya Savaşı bitince, resmi tarihin söylediğinin tam aksine, Türkiye, dünya topluluğunun yalnız ve itibarsız bir ülkesi oluveriyor. Bu yüzden Türkiye, ikinci savaş biter bitmez yeni bir dünya savaşı özlüyor. Bunun kışkırtıcılığını yapıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Araştırıcı, yüklü bir dal gibidir Doğuma hazırdır. Doğumun sıkıntıları içindedir.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Korkunun bilmekle çok yakın bir ilgisi var. Ateşi bilmeyen veya kafasında ateş kavramı olmayan kimse ateşten korkmaz.  

    Korku ile inanç arasında da çok yakın bir ilişki var. İnançlı olanlar ateşi ne kadar iyi bilirlerse bilsinler, ateşten korkmazlar.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.