Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Ethem Bey Kütahya’da iken, İsmet Paşa birliklerini öyle yerlere konuşlandırıyor ki, Kütahya’yı kuşatmak üzere. Ethem Bey cepheden Parti Pehlivan ile 100 müfreze getiriyor, İsmet Paşa’nın kuşatma ve imha etme hareketi devam ediyor. Cepheden de Yunan saldırısı haberleri geliyor. Artık sabaha Kütahya’nın sarılması ihtimali var, Ethem Bey Ankara’dan gelen arabulucu heyeti Ankara’ya geri yolluyor, ağabey Reşit Bey’de gitmek istiyor, ama onu yollamıyor. Ve Meclis’e ağır bir telgraf çekiyor;)                                                      

                   “Büyük Millet Meclisi’ne Kütahya, 29.11.1920

                Bu israflar içinde, milletin harbe devamı imkânı kalmıyor. Bir yıldan beri düzenli olarak toplantı halinde bulunduğunuz halde, …en büyük icraatınız kendi maaşlarınızı 3-4 yüz liraya çıkarmak olmuştur. Vatanın yüce yararlarını siyasetle halletmeye yetkili, devletin kurtuluşunu görüşmek için Ankara’ya kadar gelen İstanbul heyetinin tevkif edilmesi (tutuklanması) tarihte görülmemiş bir olaydır. … Herhalde aylardan beri ordu arasına sokulan fitneden haberdar edildiğiniz halde bir gizli celse ile bunları gidermeye ve engel olmaya cüret kabiliyeti gösteremediniz!…   

    Bu telgrafım bir ihanet belgesi kabul edildi.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 151 ile 153 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Ethem, Ankara birlikleri ile çarpışmaya meydan vermemek için Kütahya’yı terk edip Gediz’e gidiyor. Ve Kütahya Yunan birliklerince kuşatılıyor.

  • (Ethem Bey, hasta hasta Ankara’dan cepheye gidiyor. 3-4 Gün sonra Mustafa Kemal’den Ethem’e bir telgraf geliyor, Telgrafta İstanbul’dan gelen bir heyetin Bilecik’te karşılanması için Ankara’dan çıkacak heyete acele olarak Ethem Bey’in katılmasını istiyor. Ethem Bey de ateşler içerisinde Ankara’ya dönüyor. Mustafa Kemal Dr. Adnan (Adıvar) Bey’i getirterek, Ethem Bey’i akşam trene bininceye kadar ateşinin düşürülmesini istiyor. Bu arada Ethem Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın bakışlarından hoşlanmıyor.  Trendeki 50 silahlı muhafızın varlığı ve Eskişehir’de iki subayın Ethem Bey’e verdiği bilgiler, kendisinin Bilecekte kapana sıkıştırılacağı yönündeydi. Ethem Bey de tertibatını alıyor ve;)   

    “Amacım ve kararım kesin olarak şu idi; İstasyona süratle dönmek, Mustafa Kemal Paşa ile gerektiği şekilde görüşmek, kendisini kapana sıkıştırmak idi! (1)

    .. düşman karşısında kuvvetimi çekip düşmana fırsat vermek benim tenezzül edeceğim bir iş değildir. … açık olan şu ki, bundan sonra Mustafa Kemal Paşa ile yakın veya gizli arkadaşlarına… samimi, dost sıfatıyla bakmayacağım. Fakat bilfiil, arkadan ve düşman önünde vurulacağımız anı beklemeye karar verdim dedim.  

    İki üç gün sonra aldığım haberlerde Kâzım Bey gurup Kumandanlığından alınmıştı.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 147, 148) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Mustafa Kemal Paşa bunu hissetmiş olacak ki, heyeti de Eskişehir’de bırakarak treni Bilecik’e hareket ettirmişti.   Ethem Bey Eskişehir’de kendisini güvende bulmayıp sabaha doğru hemen Kütahya’ya geçiyor.  Onun Kütahya’ya geçtiğini duyan Mustafa Kemal, Ethem’in Eskişehir’i ele geçirmesinden korkuyor ve durumu anlamak ve Ethem’i aldatmak için Köprülü’lü Kâzım (Özalp) Bey’i özel bir trenle hemen Eskişehir’den Kütahya’ya gönderiyor.  Kâzım Bey Ethem Bey’e sakın cepheyi boş bırakma, eğer bunlar sana saldırırsa iki kolordumla senin yanındayım, diyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1996): Bu sırada Anadolu’nun durumu iyiydi, Fransızlar Güney’de gerilemişler, Yunanistan, başarısızlığının sonucunda iç karışıklıklarla çalkalanıyordu, İngiltere savaş sonu yaralarını sarıyor, Anadolu’da iç isyanlar şiddet kullanılarak bastırılmış, Mustafa Kemal Paşa Yunan’ı yenme işini çantada keklik görüyor artık.  Ethem ve Ali Fuat Beyleri halletmenin tam zamanı!

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 140) kitabından not olarak alınmıştır.

  • “20 Kânunuevvel 1920

    İsmet Paşa’ya;

    Gereksiz ve bize haber vermeden Kuvvai Seyyare Cephesi mıntıkasına gönderdiğiniz Kaymakam İbrahim Bey’i… müfrezesi ile beraber size gönderdim.  Buna asıl sebep, Batı Ordusu Kumandanlığı adına birlikte getirdiği ve… bazı yerlere astırdığı beyannameler olmuştur. Bu bildirilerde Kuvvai Seyyareyi idare eden ellerin güvene layık olmadığı bildirilmektedir. Fesat yaratan bu bildirileri toplattım. Kuvayı Seyyareye ve bize şerefsizlik isnat eden sizin gibi bir kumandanı bundan sonra merci (makam) olarak tanımakta mazurum (tanımamam gerekir) ve sizinle ilişkimi kestiğimi bildiririm!   

    Tevfik (Ethem Bey’in kardeşi)  

    (Tevfik Bey aynı gün Ethem Bey’e de bir telgraf çekiyor:)

    … Biz karşımızdaki düşmanla mı yoksa arkamızdaki ve yanlarımızdaki kumanda mevkiine getirilenlerle mi uğraşacağız? … Bundan sonra… ele geçecek olan bu gibi fesatçıları… muhakemesiz ve kayıtsız şartsız idam ettireceğim!” 

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 136, 137) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Demirci Mehmet Efe ile Ethem Bey, Ankara’da telgrafla ve makine başında görüşüyorlar.  Efe, kendisine bir takım komplolar hazırlandığını hatta suikast hazırlandığını hissettiğini söylüyor.  Konya’ya nizami orduya kumanda etmeye çağırıldığını söylüyor ve Ethem Beye akıl danışıyor.  Ethem Bey kendisinin de aynı durumda olduğunu, düşmanı sevindirecek hareketlerden kaçınmak gerektiğini söylüyor.

  • (Ethem Bey, randevu talebi karşılanmayınca ve maiyetinden (emrindekilerden) İsmet’in, Kuvvai Seyyare mensuplarını hakir gördüğü şeklindeki bilgileri alınca, hasta yatağından kalkıp, nöbetçileri enterne ederek ve saygısızca, İsmet’in karargâhına giriyor. Ve diyor ki;)

    “- Samimiyetten eser kalmayan ve sizinle birlikte olan yaşantımıza son vermeye geldim. Maskeli ve maskesiz aleyhtarlıklardan amaç nedir? Eğer bana ve Kuvvai Seyyareye artık gerek kalmamışsa bunu açıkça söyleyiniz. Derhal bu fedakâr kuvveti dağıtmaya hazırım. ... ben sizinle açık ve ciddi görüşüyorum ve öyle cevap istiyorum.   

    İsmet Bey şu cevabı verdi; ‘-Allah şu fesatçıların cezasını versin. Güveniniz, emin olunuz, memleket savunmasında size ve kuvvetlerinize gerek kalmadığı kanaatinde değilim. …. Önce şunu söyleyeyim ki, hizmetinizle mütenasip (uyumlu) bir askeri üniforma içinde sizi görmek isterim. Rütbenin derecesini tayin (belirlemek) size ait, karar ve emri almak benim görevimdir.   Miralay Refet Bey’e gelince, İstiklâl Mahkemesine verdiğiniz evrakı (belgeyi) geri aldırınız. Ve bu mahkemenin iptaline gayret ediniz …. İsterseniz elinizi öptürürüm!’  

    -Ben rütbe meraklısı değilim… halk haklı olarak diyebilir ki; Ethem şu insafsız ve gaddarca icraatını vatanın kurtuluşundan çok, rütbe ve mevki kapmak için yapmıştır.   Güçlerimin arasında terfiye ve ödüllendirmeye layık birçok subay var. Ben bu lütufları onlara layık görürüm. … Nasıl olur anlayamadım? Mahkemede beraat etmesi olanaksız görünen bir sanık, İçişleri Bakanlığı yeterli bir hata iken, ona bir de Güney Cephesi Kumandanlığı verilmesi!    

    Ertesi günü de Ankara’ya gittim.  Ne gariptir ki Mebuslar dedikodu ile uğraşıyorlardı da bir tanesi olsun müzminleşen bu meseleyi Meclis’e getirmeyi düşünmüyordu?”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 132 ile 134 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Ethem Bey, Ankara’da Mustafa Kemal Paşa ile de görüşüyor, Paşa ona cephede anlaşmazlığın arttığını ve bir an önce kuvvetlerinin başına geçmesini istiyor.

  • “İçişleri Bakanı Refet (Bele) Bey, iki buçuk aydan beri, Konya yöresinde bana karşı kıtalar hazırlıyordu.  Reşit Bey (Ethem’in ağabeyi) Mustafa Kemal Paşa’nın lehinde düşünüyor..”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 127 ile 129 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Ethem Bey, Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın zaman kazanmak için sık sık heyet gönderdiklerini ve kendisinin de saflığı yüzünden bunu anlayamadığını söylüyor. İsmet Paşa’nın sözü ile davranışlarının biri birini tutmadığını da söylüyor.

  • “Birinci günü nizami kıtaların yenilmelerine sebep… Havanın kötülüğü (sis varmış) idi. Ali Fuat Paşa’nın birinci gün hemen geri çekilmesini ben de önce doğru bulmamıştım.  … Sonraları makul düşündüm ve pek te haksız olmadığına karar verdim. Çünkü Ali Fuat Paşa İnönü ve diğer öncelikli noktaları göz önünde tutmaya mecburdu. Çünkü kendisi cephe kumandanı idi. Ben ise yalnız Gediz ve civarını düşmandan geri almayı düşünen bir fırka kumandanı idim.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 121 ile 13 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Gediz’de Ethem birliklerinin elde ettiği galibiyetten sonra, Yunanistan’da Venizelos Hükûmeti düşmüş, Kral Konstantin gelmişti. 

  • BAKKAL’IN NOTU (1996): Ağustos 1920’de Mustafa Kemal Paşa’nın istememesine rağmen, İçişleri Bakanlığı’na Tokat Mebusu Nazım Bey seçilmişti. Ethem Bey de Kütahya’da ülser tedavisi görüp Ankara’ya gelmişti. Mustafa Kemal Paşa, Nazım Bey’in istifa ettirilmesi işini halletmesi için 4 Eylül 1920’de Ethem Bey’in yanına geliyor ve eğer böyle giderse istifa edebileceğini ima ediyor. Ethem Bey, bu komünist denilen Nazım Bey’i tanımıyor bile. Ama baskı yapıp istifasının sağlanmasını istiyor. Demek ki Ethem Bey o dönemde Ankara’da bile çok güçlü durumda. Hacı Şükrü Bey, Nazım Bey’e gidip Ethem Bey’in ricasını söyleyip Nazım Bey’in istifa etmesini sağlıyor. Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta Nazım Bey’in casus olduğundan bahsederek, “Bu zatın ecnebi mahfillerine casusluk ettiğine de şüphe etmiyorum Nitekim sonra İstiklâl Mahkemesi birçok gerçekleri ortaya koymuştu.” diyor. Bu ithamları Meclis kürsüsünden de yapmış ancak sonra Nazım Bey’den özür dilemişti.

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 85) kitabından not olarak alınmıştır.

  • “Gerçekten, Mustafa Kemal Paşa bir iyi niyetle de olsa, Yozgat ve Havalisi İsyanının büyümesine sebep olmuş, bunun yaratıcısı kendisi bulunmuş! Yahya Galip için doktor raporu düzenlettirmesi de telaş ve heyecanından idi, bunda da pek haksız değildi.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Yozgat’ta isyan baş gösterince halk, bu işin, Mutasarrıfın başının altından çıktığını iddia ediyor ve Ankara Valisi Yahya Galip ile Mustafa Kemal Paşa’ya bildiriyor. Yahya Galip Yozgat Mutasarrıfını almak istiyorsa da Mustafa Kemal Mutasarrıfı koruyor. İsyan bastırılınca da Ethem Bey’in kurduğu Divanı Harp işin ucunu Mustafa Kemal’e dayandırıyor ve Ankara Valisi Yahya Galip Bey’i sorgulanmak üzere çağırıyor. Mustafa Kemal Paşa, Yahya Galip’i Divanı Harbe vermek istemiyor. Ağabeyi Reşit Bey, Ethem Bey’den rica ediyor, Ethem Bey de bu işten vazgeçiyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1996): Cepheden Ankara’ya dönen Fevzi Paşa, 29 Haziran 1920’de Ethem Bey’e telgraf çekiyor. “Yunanlıların yakında saldırma ihtimali yoktur!” diyor. Oysa 3 Temmuz’da Yunan bütün cephelerde saldırıya geçiyor.

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 68) kitabından not olarak alınmıştır.

  • (Boğazlayan’da küçük bir isyancı gurubuna yenilen Kılıç Ali Bey, telgrafla Ethem Bey ile görüşüyor:)

    “Kılıç Ali Bey; ‘Efendim müfrezenin ihanet etmesi sonucu Boğazlayan’daki çatışma sırasında bozuldum. .. Birkaç arkadaşımla Kayseri’ye geldim. Gerek Süvari Müfrezem ve gerek bundan başka piyade Taburum tamamen bozuldu. , …’

    Ben; Şayanı teessüf bir hezimet! Fakat ben bu gibi rezaletlerden bıktım. Elinizdeki top ve tüfeklerle eli sopalı asileri silahlandırıyorsunuz şımartıyorsunuz. Size ne gibi bir emir vereyim…. Doğruca Ankara’ya git!”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Kılıç Ali, Ayvalık’ta küçük bir Yunan birliğine karşı başarılı olmuştu, öyle anlaşılıyor ki bu seferki büyük bir başarısızlık. Daha sonra da bu adam İstiklâl Mahkemelerinde görev alıp tarihin lanetli sayfalarına yerleşiyor. Gündüz Kılıç ve Altemur Kılıç’ın da babalarıdır.

  • (Ethem Bey’in Erkânıharbi (kurmayı) Halil Bey’in verdiği rapora göre Gediz’deki Yunan Fırkası imha edilebilir. Ali Fuat Paşa da bu konuda Genelkurmayı zorlukla ikna etmiş. Ethem, Ali Fuat Paşa’ya  kendi birliklerinin de düzenli orduya alışması için teklifte bulunuyor.)

    “Ordu emrinde ve yedeğimde, kuruluşu tamamlanmış olan düzenli fırkalar da bu şekilde savaşa alıştırılmış, denenmiş olur.” dedim. 

    (Yunan’a yapılacak bu saldırıdan hemen önce, Alayunt’ta savaş meclisi toplanıyor. Tam saldırı görüşülecek iken, toplantıdan önce Ali Fuat Paşa’dan bir telgraf geliyor:)

    “Konya’da bir isyanın ortaya çıktığı, bunu bastırmak üzere benim acele Konya’ya hareketimin gerektiği.. Bana dönerek fikrimi sordu. Benim cevabım ise şu oldu; “Konya’da önemli bir ayaklanmanın olmadığına kaniim (inanıyorum). Basit bir ayaklanma için düşman karşısında bulunan ne Kuvayı Seyyare ve nede cephe yedek güçlerinin küçük bir parçasının Konya’ya gönderilmesi düşmana fırsat vereceği için, doğru değildir. … Miralay Refet Bey’i tercihan Dâhiliye Bakanlığına getirmemiz, bu gibi iç işlerde fiilen bir hizmetinin geçmesi değil mi idi? (1)

    … bizzat Ali Fuat Paşa’nın kumandasında olarak 23 Teşrinievvel (Eylül) 1920’de Gediz’deki Yunan fırkasına karşı şiddetli bir saldırıya geçtik.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 117 ile 119 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Gerçekten de Konya’da çıkan Delibaş İsyanı basit bir isyandı. Refet Konya önüne geldiğinde isyan çözülüyor. Ethem’in cepheden alınması taktik gereğiydi. sanırım, Ethem, Yunan’a darbe vurursa tamamen güçleneceğinden mi korkuluyordu?..

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Nizami Ordunun başarılı olamadığı bu Gediz Savaşı, Yunan’ın moralini bozuyor. Ethem Bey, Yunan’ın geri çekilmesine savaş talihi diyor. Ethem Bey’in anlatımı abartısız ve olabildiği kadar objektif.

  • “Bu arada Mustafa Kemal Paşa’nın bana tarihsiz olarak gönderdiği mektubundan bahsedeceğim.  Mustafa Kemal Paşa bu mektubunda “Muhterem Ethem Beyefendi!” diye başlıyor, sonunu “Muhterem Yoldaş!” diye bitiriyordu.  Paşa’nın mektubu şöyle idi;

    “… Yalnız şurasını bildirmek gerekir ki, Üçüncü Enternasyonale bağlı Ankara’da bir genel merkez kuruldu. Bu Cemiyeti Merkeziye’ye ben, sen ve Refet Bey dahi alındık. Yeni Dünya Gazetesi işte bu cemiyetin fikirlerini yayacaktır…. Derhal gereken merkez ve mevkide şubeler açılmasına lütfen himmet ve delalet buyurursunuz. Matbaanın hemen Ankara’ya nakline izin verin. Hakkı Behiç Bey biraderimizin hamiyet (yardımseverlik) ve liyakatinin derecesine benim kadar siz de emin bulunduğunuza kaniim (inanıyorum).

    Sıhhat ve afiyet Muhterem Yoldaş!  Mustafa Kemal” 

    Yeni Dünya  Gazetesi’nin imtiyaz sahibi ve başmuharriri (başyazarı) olan Arif Oruç Bey …. çok vatansever ve hamiyetli idi. Matbaayı arzusu üzerine ben satın almıştım. Gazetenin mesleği (ideolojisi) sosyal demokrattı. Görevi, vatandaşları Kuvayı Milliye ve BMM etrafında toplamaya çalışmak… ve ihtilalci hükümete de adalet ve hürriyet esasları dâhilinde hareket etme gereğini ihtar etmekti (uyarmaktı).

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf.110) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Refet (Bele) Bey de üç yüz kişilik milli ve zeybek müfrezesiyle Çorum’un içinde gizlenmiş bulunuyordu ve zerre kadar bu havalideki bastırmalarımızda bize yardımda bulunmamıştı.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İsmet Paşa, Ethem Bey’i Yozgat İsyanını bastırmaya yönlendiriyor. Ethem Bey birliklerini Eskişehir’de bırakıp kendisi Ankara’ya geliyor ve krallar gibi karşılanıyor. Ethem Bey Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben;)

    “Hayret ediyorum ki, Sivas’ta Heyeti Temsiliye ve Ankara’da Millet Meclis’i sıfatıyla toplanıp, teşekkül olunalı bir seneyi geçtiği halde, bu zaman içerisinde koca Anadolu’da Milli Hareketimiz adına neden esaslı bir hareket görülmedi?  Niçin mevkiinizi güçlendirmediniz?  Anladığım şudur ki; başından beri hala durumu kavrayamadınız veyahut kişisel ve daha önemsiz şeylerle meşgul oluyorsunuz. …. Tebliğlerle, konferanslarla her şey olup bitiverecek sandınız ve aldandınız. Ben bu kalan isyan meselesini de emriniz üzerine uhdeme (kendi sorumluluğuma) alıyorum. Ama ben bu görevi yapıp dönünceye kadar Yunan cephesinin sorumluluğunu üçünüzden biriniz kabul buyurmalısınız.”  dedim.

    “Mustafa Kemal Nutuk’unda o zamanlardan bahsederken şöyle diyor; “İsyanların boğucu dalgaları, Ankara’daki karargâhımızın duvarlarına çarpıyordu. Bu ihtilal hareketlerini söndürebilmek için, dört aydan fazla kan ve ateş içinde çırpındık. İhanet-i Vataniye Kanununu ortaya koyduk. Sonunda İstiklâl Mahkemeleri isyanların bastırılmasında büyük hizmetler görmüştü.” Buna cevabım, İstiklâl Mahkemeleri kuruluş tarihi ve oluşturulmasının, ihtilallerden sonra olduğudur.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 55 ile 57 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1996): İsmet Paşa, 19 Nisan 1920’de Ethem Bey’i arayarak, Aznavur isyanından dolayı tebrik ediyor, 22. Kolordu Komutanı Ali Fuat Cebesoy’un Geyve’de çok zor durumda olduğunu, ona yardıma gitmesini söyledi. Ethem Bey Geyve’ye hareket edip, İstanbul yanlısı isyancıları da bastırıyor. Dönüşte Düzce’deki Çerkez İsyanını da bastırıyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Çerkezler, Balıkesir, Yozgat ve Düzce gibi yörelerde devlet kurmak istiyorlar, Ethem ve kardeşleri ise daha büyük düşünüyorlar, Kemal Paşa’yı yenip Türkiye’yi ele geçirmek!

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 38 ile 45 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • “1920 yılının eylül ayında Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, benimle görüşmek için Kütahya’ya geldi. Konuşurken.. Yunan fırkasına elbirliği ile kesin bir darbe indirmek ve oradan da defetmek teklifinde bulundum. Ali Fuat Paşa, Genelkurmay ile görüştükten sonra bana sonucu bildireceğini söyledi.   Ali Fuat Paşa’nın, bu seyahatten amacı, yeniden kurulan ordunun içine, Kuvayı Seyyarenin, dolgun bir süvari fırkası şekil ve itibarında alınmasının şeklini belirlemek işini görüşmekti. Ben buna tamamıyla muvafakat ettim, mutabık kaldık.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Ethem Bey anılarında Yeşil Ordu diye bir şeyin varlığını bile kabul etmiyor, yoktur diyor, Gökbayrak Taburu dediği birliğe Mustafa Kemal Nutkunda Yeşil Ordu diyor, Hakkı Behiç Bey’e bu teşkilatı kapatın dedim, kapatamayız dedi, her ne kadar kapatıldıysa da yine de kötülükleri devam etti diyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1996): Ethem Bey isyancı Çerkez Ahmet Anzavur’u 9-10 saatlik bir muharebeden sonra yeniyor. Kardeşi Tevfik Bey Kirmasti’ye dönüşte üç adet idam sehpası görüyor. Meğerse Aznavur’un harp divanı tarafından üç kişi idama mahkûm edilmişmiş. Tevfik Bey tam asılacaklar iken bunları kurtarıyor. Yaptığı araştırma sonucunda bu harp divanının başkanı Tatar Hasan Paşa, kendisinin 1. Dünya savaşında irtikâp (yolsuzluk) nedeniyle ordudan attığı adam. Tevfik Bey o sehpada Tatar Hasan Paşa’yı asıyor, ipini de kurtardığı adamlara çektiriyor.

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 30 ile 31 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kuvayı Milliye’de Gökbayrak taburu çok önemli işler yapmış.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Bu tabur, Bursa’da Dağıstanlı Cemal Bey’in kumandasında teşekkül etmiş, Kuvayı İnzibatiye İstanbul’un padişah karşıtları için Anadolu’da oluşturduğu zabıta birliği ile çarpışmış. Karamürsel’i Kuvayı İnzibatiye’den temizlemiş. 1920 yılı Kurban Bayramı’nda İzmit’e yürüyerek İngilizlerle ateşkes antlaşması yapmış. Cemal Bey daha sonra birlikleri ile Ethem Bey’in nizami birliklerine katılmış. (Kitabın dipnotunda var.)

  • “Ben Kimim?  Subay veya kurmay değilim. On dokuz yaşımda babamın “Bedeli Nakdi” (Askerlik yapmamak için onun yerine verilen para) vermesine meydan vermeden İstanbul’a kaçmış, süvariliğe girmiş, okur-yazar olduğumdan talimhanelerde staj görmüştüm. … terhis teskeresini başçavuş olarak aldım. .. Balkan Harbi sırasında Süvari Zabitan Mektebine gidip, Süvari Zabit (subay) vekili olarak birkaç ay sonra Bandırma’ya ailemin yanına geldim.  İki büyük kardeşim Harbiye Mektebi’nden her sene izinli geldiklerinde,… Onların askerlik kitaplarını okurdum.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Çok istemesine rağmen babası onu askeri bir okula vermiyor. Ethem Bey ve kardeşleri Ege bölgesinin en büyük toprak sahiplerinden, Ethem bey zorba bir kişi.

    BAKKAL’IN NOTU (1996) Ethem Bey’in Reşit ve Tevfik Beyler, kurtuluş savaşı yıllarında Mebuslar.