Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Çerkez Ethem’in hatıraları kitabını düzenleyenin önsözü:)

    “Çerkez Ethem, Bandırma’da çiftlik sahibi Ali Bey’in küçük oğludur. Yunan İzmir’e çıkmadan çok önce Anadolu’da direniş kuvvetleri ortaya çıkmıştı. Kuvayı Milliye olarak Çerkez Ethem, Demircili Mehmet Efe ve Topal Osman gibi üç büyük güç vardı. 

    Çerkez Ethem anılarını Atina’da yazmıştır. Bu anıların bir kopyası, sonradan affedilerek yurda dönen bir arkadaşından kalmıştır.   

    Yüzellilikler affedildiği zaman, sadece Ethem Türkiye’ye dönmemişti. Şam Konsolosumuzun kendisine vizesinin hazır olduğunu söylediği zaman, savaş yıllarında kendi ordusuna karşı isyan etmek ve Yunanlılara sığınmak hatırasının etkisi altında kalarak; Memlekette kimin yüzüne bakabilirim! Hayır! Ben kendimi memleket dışında ölmeye mahkûm ettim!” demişti.”

    Alıntı: Çerkez Ethem’in Hatıraları – Çerkez Ethem (Doğan yayıncılık 1995 – Sf. 6, 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mayıs; Cemaziyülevvel, Haziran; Cemaziyülahır”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Alemdar Mustafa Paşa, Sekban-ı Cedit’i kuruyor. 15.11.1808’de tekrar isyan çıkıyor. İkinci Mahmut, Alemdar’ın öldürülmesine adeta seyirci kalıyor. Alemdar cephaneliği ateşe verip 500 yeniçeri ile birlikte ölüyor. Mahmut hemen alternatifi olan Dördüncü Mustafa’yı yok ediyor. Sekban-ı Cedit’i ortadan kaldırdı. Islahat yanlısı birçok kişiyi öldürdü. İsyanı söndürdü.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Osmanlı’da Padişah deviren Paşa’yı öldürme bir gelenektir. Alemdar da bu geleneğin kurbanı oluyor. Bu gelenekten kurtulan sadece Mustafa Kemal olmuştur.

  • “1.Ayanlar, Padişahın bütün emirlerini aynen yerine getirmek suretiyle ona bağlı kalacaklar.    

    2.Padişah aşırı ölçüde vergi koymayıp adil ve eşit vergi alacaktır.     

    3.Padişahın vekili durumunda olan Sadrazamın mevcut yasalar ve bu anlaşmalar uyarınca vereceği emirlere aynen uygulanacak, aksi halde hep birlikte karşı çıkılacak.  

    4.Ayanlar, devletin eyaletlerden asker toplamalarına karşı çıkmayacaklar, çıkanlar hakkında bütün ayanlar davacı olacak.                                                                                        

    5.Bütün ülkede hazine gelirlerinin, devletin yürürlükte olan yasa ve hükümleri doğrultusunda toplanması sağlanacak.

    6.Bütün ayanlar aynen devlet adamları gibi bu anlaşmaya uyacaklar.          

    7.İstanbul’da askeri ocaklarda ayaklanma başladığı takdirde bütün ayanlar, hiçbir emir beklemeksizin derhal İstanbul’a gelip ayaklanma çıkaran ocağı ortadan kaldıracaklardır.   

    Ek bir madde konularak, atanan her yeni sadrazam ve şeyhülislamın bu anlaşma senedini imza etmek zorunluluğu belirtilmiştir.  Bu belge ile Osmanlı Devleti Anadolu ve Rumeli’nde kendi başlarına buyruk durumuna gelmiş olan (muhtar, özerk) ayanların varlıklarını resmen kabul etmiş oldu.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Osmanlıda ilk kez padişahın yetkileri kısıtlanmış ve sınırlanmış oldu. Ancak İkinci Mahmut bu Senedi İttifakı benimsemedi.  

  • “Alemdar Anadolu ve Rumeli’ndeki bütün ayanları görüşmeler yapmak üzere İstanbul’a çağırttı. Ayanlardan başka devlet erkânı ve ulemanın da katıldığı büyük bir toplantı “Meşveret-i Amme” düzenledi 8.09.1808 Alemdar açış konuşmasında; “Yeniçeri subaylarının gediklilerinin kaldırılması, bekâr yeniçerilerin kışlalarında oturmak zorunda bırakılmamaları, askerlik görevi yapan yeniçeriler dışında hiçbir yeniçeriye maaş (ulufe) verilmemesi, kanunnamelerde belirtilen modern eğitimin yeniçerilere de uygulanması, modern teknik ve silahların Osmanlı ordusunda kullanılabilmesi için Şeyhülislamın fetva vermesi” önerdi. Katılanların hepsi bu önerileri benimsedi. Bu toplantıların devamında, devlet ile ayan arasındaki ilişkileri düzenleyen Senedi İttifak kabul edildi.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Üçüncü Selim, şair ve deha derecesinde bir bestekâr, ekol sahibi. Hala kullanılan 14 makamı var. 62 eseri var. Sesi çok güzel ve Tambur ve Ney çaldığı biliniyor.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Atanan bütün devlet görevlileri verdikleri rüşveti görevleri sırasında halkın sırtından çıkarmaya çalışıyorlardı. Görevliler bu nedenle sık sık değiştiriliyorlardı.  Eyalete atanmış Vezirlerin (Paşaların) seçilip atanması, ayanların halk tarafından usulünce seçilmeleri, bu seçime Valilerin asla karışmamaları, kendilerinin görevlerine gitmemeleri ve yapmamaları halinde, yürürlükteki yasalarda belirtilen miktarlardan fazla olarak hiçbir şekilde halktan para almamaları ve tımar ve zeamet işlerinin de bu yeni yasayla yürütülmesi sağlandı.    

      Zahire (erzak) Nazırlığı kuruldu… Zahire depolama, saklama ve dağıtma işleri tüccarlardan alınarak bu bakanlığa bağlandı. Osmanlı ticaret gemilerinin çoğalması için ileri gelen devlet erkânının birer gemi satın alıp işletmeye koymaları kararlaştırılmıştır. Avrupa başkentlerine birer daimi elçi atanması kararlaştırıldı.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 163) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tecdidi Kanuni Tımar ve Zeamet (Yeni Tımar ve Zeamet Kanunu) adıyla düzenlenen bir yasayla, tımar ve zeamet sahibi olduğu halde, savaşlara katılmamış olan kişilerin, tımar hakları geri alınarak, bunlar merkez ve sancaklarda görevlerini tam olarak yapan kimselere verildi. (28.02.1793) Daha sonra Mühendishane-i Berri Hümayun (Devlet Kara Mühendisliği Okulu) açıldı…. Tıp okulu açıldı. Avrupa’dan öğretmenler getirtildi.

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnkılâpçı gençlerden 10 kişilik bir komisyon oluşturuluyor ve başkanlığına da devrin değerli bilim adamı, Esseyit İbrahim İsmet Efendi’yi atadı ve onlara bir ıslahat programı hazırlamalarını emretti. Bizzat Padişah ve komisyon başkanı “Islahat yolunda gerekirse canlarını feda edinceye kadar çalışmalar yapacakları” konusunda ant içtiler.   Komisyon 72 maddeden oluşan ve yönetim, askeri, sivil, siyasi, sosyal, kültürel ve ticari alandaki yenilikleri içeren ayrıntılı bir program hazırladılar.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Başta Vezir-i Azam olmak üzere 22 devlet adamının (20’si Türk, ikisi de Osmanlı hizmetinde bulunan yabancı) özel raporlarını hazırlayıp padişaha sundular. Avrupalı olanlar, Osmanlı Ordusunda görev yapan Fransız kökenli Bertrand ve İsveç ataşeliği mensuplarından D’ohsson idiler.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim (1995- Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Üçüncü Selim 1791’den sonra Viyana’ya elçi atadığı devrin bilim adamı, Ebubekir Ratıp Efendi’ye; “Avusturya’daki tüm devlet kuruluşlarını bizzat incelemesini ve bunların bir rapor halinde kendisine bildirilmesini.” emretti. Sekiz ay Viyana’da kalan Ebubekir Ratıp Efendi yaptığı tüm incelemeleri kaleme aldığı seyahatnamesinde toplayarak İstanbul’a gelince Padişah’a arz etti.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995- Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Bir gurup yenilikçi Üçüncü Selim’i tekrar tahta çıkartmak için Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa’ya sığınıyorlar.  Alemdar başkente girince, Padişah olan Dördüncü Mustafa haber alıyor ve Üçüncü Selim’i tekrar tahta çıkaracaklarını düşünerek alternatifleri ortadan kaldırma emri veriyor. Üçüncü Selim derhal öldürülüyor, 29.07.1807. İkinci Mahmut sarayın damına çıkartılarak kurtarılıyor…. daha sonra İkinci Mahmut tahta çıkınca Alemdar Paşayı sadrazam yapıyor. Mahmut 17 Kasım 1808’de Dördüncü Mustafa’yı öldürtüyor.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995- Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ulemanın büyük bir bölümü ıslahata karşıydı.   Sadrazam İsmail Paşa, yeniçeri ve ulemayı Nizam-ı Cedit’e (yeni Düzen anlamına gelen askeri ve sivil uygulamalara) karşı ayaklandırıyor. Üçüncü Selim Nizam-ı Cedit’i geri çağırıyor isyancılarla savaşmakta geri adım atıyor. Hoşnutsuzluk sürüyor ve Mayıs 1807’de Kabakçı Mustafa İsyanı patlıyor. Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa, Nizam-ı Cedit birliklerini görevlendirmedi, Padişaha da yanlış bilgi verdi ve 500 kişilik bir isyancı ordusu saraya girdi.   

    Üçüncü Selim isyancıların isteği doğrultusunda Nizam-ı Cedit’in kaldırılmasını içeren fermanı imzaladı. On bir devlet adamını asilere teslim etti. Asiler onları parçalayarak öldürdüler. Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa ve yandaşları öldürülenlerin bütün taşınır ve taşınmaz mallarını hazineye vermeyip aralarında paylaştılar. Kısa bir süre sonra İradı Cedit hazinesini (Yeni Gelirler Hazinesini) ortadan kaldıran ferman da çıktı. 

    Ve Köse Musa Paşa ile Şeyhülislam Topal Ataullah Efendi (Sabetayist) anlaşarak bir fetva ile Üçüncü Selim’i tahttan indirip Mustafa’yı getirmeye karar verdiler.  

    Üçüncü Selim “Böyle isyankâr tebaanın hükümdarı ve halifesi olmaktansa olmamak daha iyidir.” diyerek padişahlığı bıraktığını açıkladı. 29.05.1807 ve Dördüncü Mustafa tahta çıkartıldı.  İstanbul’da devlet ile yeniçeri ocağı arasında… Osmanlı tarihinin hiç tanık olmadığı bir anlaşma yapılmıştır.

    31.05.1807’de yapılan bu anlaşmaya göre “Bu isyan hareketinden dolayı, Yeniçeri ocağının kesinlikle sorumluluk altında tutulamayacağı, buna karşılık olarak ta Ocağın devlet yönetimine karışmayacağı”  yazılmıştır.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995- Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kuruluşundan önce ve sonra yoğun propaganda yapıldı. Yeniçerilerin Rus saldırısı karşısında İstanbul’u koruyamayacaklarını yaymaya başladılar. Onların toplanmasının en az iki ay süreceği anlatıldı.”

    Alıntı: Türkiye Tarihi IV – Yaşar Yücel ve Ali Sevim, (1995 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Doğan Avcıoğlu’ndan alıntı:)

    “Fakir ve mütevazı ailelerden gelen ordu, Türkiye’mizin ileri hamlelerinde dayanılacak en sağlam güçlerden biridir. Memleketimizin batılılaşma hareketlerinde, ordu, daima ilericilerin safında yer almıştır. Bugün de, ilerici kuvvetlerin anayasadan da güçlü teminatı ordudur.    .. Batı’da ordu, burjuvazinin tam bir aleti olmuştur. Batıda ordu, daima gerici kuvvetlerin safında yer almış, haklarını arayan işçilere kurşun yağdırmıştı.”  YÖN 12 Eylül 1962

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 678) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Doğan Avcıoğlu, demokrasiyi kurmak için, geri ve kokuşmuş kurumları yıkmak ve bunun için de her zaman jakoben önlemlere başvurmak gerektiğini biliyor.  Tarih, jakobenleri olmayan demokratik devrim kaydetmiyor. Doğan Avcıoğlu bunu biliyor, yazıyor ve bu tür’e devrimci demokrat adı veriliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 632, 633)

  • “Eylem, duymak demektir.   

    Duymak, eylemle mümkün oluyor.   

    Toplumsal duyarlılık, durmayı affetmiyor. Kütlelerde sürekli hareket var; ancak zaman zaman kütle içindeki sonsuz hareketlilik birbirini yok ederek atalet doğurabiliyor. Bunun için, kütle içindeki sonsuz hareketliliği bir vektöre çevirebilmek için, teori ve örgütlülük gerekiyor; teori bütün hareketlilikleri toplayarak değiştiriyor ve örgüt, değiştirerek işlevsel yapıyor.  Fakat kütledeki hareketlilik kütlesinin de zaman zaman yükseldiği oluyor; bireysel ve kütlesel yiğitlenmeler, kütlenin hareketlilik düzeyini çoğaltıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 614) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Türkiye’nin Truman Doktrinini Uygulama Anlaşması 12 Temmuz 1947 günü imzalanıyor ve aynı gün İsmet, Celal Bayar’ı (CHP’nin muhalifi Demokrat Partinin Başkanı) çağırıyor ve Recep Peker, iddiaların aksine DP’nin vatanperver olduğunu ilan ediyor. Yeni gündem yaratıyor ve halk gündemi fark edemiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 561) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1876 Yılı darbesini Mithat Paşa ..  Üniversite öğrencilerine dayanarak yaptı.    

    1908 yılındaki doğal çıkışı İttihat ve Terakki Cemiyeti örgütledi bir sivil – subay küçük burjuva örgütüydü. 1909 Hamit’in tahttan indirilmesini, çoğunluğu sivil gönüllülerden oluşan Hareket Ordusunun Yeşilköy’de topladığı Kurucu Meclis ile gerçekleşti.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 514) kitabından birebir alınmıştır.

  •              “Ser Yaveri Hazreti Şehriyâri Naci Beyefendi’ye  (Gayet mahremdir)

    …   Tevfik Paşa Hazretleri eğer zorlukla karşılaşmışlarsa Sadaretin derhal İzzet Paşa Hazretlerine verilmesi ve müşarünileyhin de (Söz konusu kişinin de), esası Fethi, Tahsin, Rauf, Canbulat, Azmi, Şeyhülislam Hayri ve acizlerinden (Kemal Paşa kendisini söylüyor) kurulu bir kabine oluşturulması zaruridir.  … Uygun ise bu kişilerin Şevketmeap efendimize (padişahımıza) arzını rica ederim. Teşrinievvel 1918

                                                                     Fahri Yaver-i Hazreti Şehriyâri

                                                                             Mustafa Kemal”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 520) kitabından birebir alınmıştır.