Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Aydın, bir toplumun belleğidir.   

    Günlük yazı yazan gazeteci ise kıt bir mizahla günlük olgulara mantık içermeye çalışan eksik bir aklı temsil ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 520) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Soğuk savaş, korku ile sürdürülen, sıcak savaştır.  

    Korkanların korkularını çoğaltmalarına ve yaymalarına dayanıyor.”  İstanbul basını, dün ve bugün hep Dışişleri bakanlığının bir uzantısı olarak çalıştı.  

    Soğuk savaşla birlikte önce ABD de entelektüel yaşam, önemli ölçüde, sona eriyor.   George Kennaan, ABD’li çok önemli bir diplomat ve doktrin adamı, ABD yönetimini, Sovyetlerin sarılmasına ikna etti. ABD Dışişleri Soğuk Savaşa yönelince çok şaşırdı. Kennaan, Truman doktrininin içine Türkiye’nin de alınmasına şiddetle karşı çıkıyor. “Türkiye de ciddi bir komünist sızması yoktur” diyor. “Türklerin korkularından başka korkacakları bir şey bulunmuyor.” diyor Kennaan.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 560) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Soğuk savaş yılları 1950 ile 1990 arası, ABD’nin komünist yayılma tehlikesini öne çıkarıp, bir yandan Sovyetlerin ekonomisini silahlanma yarışı ile çökertmek diğer yandan Türkiye gibi ülkelerin yönetimini kontrol altında tutarak sömürü düzenini kalıcı kılmak için yararlandığı çok başarılı bir siyasettir.

  • “Dr, Mustafa Kemal’in her adımında bir hikmet buluyor ve her ürkekliği ya da zigzagını bir planlı hareket olarak göstermeye çalışıyor. Kemal Paşa övgüsünde Dr. Hikmet, Doğan Avcıoğlu’nu çok gerilerde bırakıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 509) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Üstelik Dr. Hikmet Kıvılcımlı 1937 Donanmayı İsyana Teşvik Davasından Nazım Hikmet, Kemal ve Nuri Tahir kardeşler gibi yıllarca hapis yatıyor.

  • Dr. Hikmet Kıvılcımlı; ” … Demokrasi ilk Osmanlılarda süslü bir söz değil, basitçe yaşanan bir hayattı.” 

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 507) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Emek, insanın uyguladığı bir enerjidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Marks’a göre bütün yaratıcılığın temeli, somutun zenginliğinde soyutlamadır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 503) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Çok sayıda ağacı, çok yönlü inceleyerek orman hakkında genel düşünceler ya da tasarımlar ortaya koymak gibi. Ve en basit sınıflama için de soyutlamak gerek; birbirinden çok farklı ağaçların bir orman olduğunu düşünebilmek gibi.

  • “Af ile hapisten çıkıyor, ancak, memuriyet hakkını kaybediyor.  Bu kez Mustafa Kemal’in meddahlığını yapıyor ve… “Ben Aşkım” manzumesini yazarak yayınlıyor ve kamu görevine dönüyor.”

    (Sabahattin Ali’nin şiirden bir kıta;)

    “Seni çıkarsam ömrüm başlamadan bitiyor

    Kısacası gönlümü verdim ulu Gazi’ye. 

    Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.”  

    Sabahattin Ali’nin hapis olmasına sebep olan da yine bir şiiri;

    “İsmet girmedi mi hâlâ hapise,

    Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Nazım hapiste iken dokuma tezgâhları kuruyor ve piyasaya iş yapıyor. Geçimini kazanıyor. Dava arkadaşlarına ve evine sürekli para gönderiyor. …. Semiha Berksoy… Bursa’ya giderek Nazım ile seviştiklerini anlatıyor. Nazım Semiha Berksoy ile otelde bir araya geliyor, iki jandarma otelin kapısında bekliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Nazım’ın davası Mustafa Kemal Paşa’nın ordu içinde şiddet ve korku saçma amacına yöneliktir. Nazım hapiste iken bütün burjuvayı sevindiren “Memleketimden İnsan Manzaraları”nı yazıyor. Bu bir Kuvayı Milliye Destanıdır.

  • “Kendi içlerinde ve çevreleriyle mücadeleyi kaldıramayan birimler, karşısındakilerle mücadele edemiyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 439) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yıl 1952 Ekim, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bir öğrenci hakkında verdiği berat kararını yolsuz buluyor, Yargıtay Ceza Daireleri genel kurulunda bozuyor.  “Sanık, okulun umumi helâsı duvarına kurşun kalemle yazdığı ‘Ey kominizim senden güzel bir şey var mı? Yaşa! Varol!’ yazılarının içerik ve delilleri itibarıyla komünistlik lehinde propaganda mahiyetinde bulunduğu aşikâr iken, beraat kararında ısrar edilmesinin yolsuzluğu bakımından hüküm bozulmuştur.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – s. 574) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1930 Yıllarının ortalarında, TKP artık Kemalist iktidar partisi içinde erimeyi serbest uygulamaya koyuyor.  1937 yılında TKP resmen sona eriyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir; tarihin karanlıkları kendiliğinden olmuyor. Hepsinde bir yapaylık var.          

    İki; tarihin karanlıklarını yırtmak ta bir sınıfsal mücadeledir.  Bu nedenle de hiçbir zaman devletin akademik kurumlarına bırakılamıyor. 

    Üç; tarihi yeniden yazmak, geleceğe bir yeni yol açmak oluyor. 

       Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 391) kitabından birebir alınmıştır.     

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Karanlıkların yırtılmasında, sınıfsal mücadele esas alınırsa ve bu görev de işçi sınıfına düşerse bu yaklaşım eksik olur. O zaman, Sovyetler Birliğinin tarihinde karanlıklar yok mu, onu kim aydınlatacak? Ama yöneten ya da egemen sınıfla yönetilen ya da ezilen sınıf şeklindeki bir mücadele düşünülürse daha tamamlayıcı olur. Ayrıca, tarihin aydınlatılmasında, bireysel gücü de ihmal etmemeliyiz.

  • “27 Mayıs 1960 ihtilalinde Vatan Partisi Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı’nın zamanın Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’e mektubu; “Tarihimizde daima kuvvetle çarpan kalbimizin, yiğit ordumuzun kötülüğe baş eğdirişini huşu ile selamlarım. İkinci Kuvayı Milliye gazanız kutlu olsun.  Gerçek demokraside Allah yanıltmasın.” diyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 410) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Osmanlı Sultanlarının tepeden inmeci devrimcilikleri, burjuva ve aydınları düşünme ve eylem tembeli yapıyor. Hep yönetenden bir şey bekliyorlar. Bu durum halkçılığı, dalkavukluğa götürürken bence onun yapışık kardeşi olan jakobenizmi, yani tepeden inmeciliği yanına taşıyor. Ve aydınımız iktidar kuyrukçusu olmaktan kurtulamıyor. Kıvılcımlı da yazısında bu durumdan şikâyetçi.

  • BAKKAL’IN NOTU (1996): Çok ilginç; Nazım, askeri, üstlerine karşı kışkırtmaktan yargılanıp mahkûm oluyor.  Hâlbuki komünistlikten mahkûm olsa daha az ceza alacaktır. Bu nedenle kendisini şahit göstererek, Nazım Hikmet’in komünist olduğunu söylüyor. Yargıç ise; “Eserlerinde komünistlik yok, şimdi seni yalancı şahitlikten tutuklarım” diyor. 

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 390) kitabından not alınmıştır.

  • “Uç’larda insan uzmanlaşmamıştır; uç’ta insan, bilimin, sanatın ve tarihin sınırlarında yaşıyor. Sol, her zaman tarihin uç’udur. Tersinden de söylenebilir; tarihin ucunda yaşamayan sol olamıyor.   Ayrıca bilimsel serüven de hayal gücünü gerektiriyor; bilim, bütün kuruluşların aksine, önce çatının kurulmasıyla gelişiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 680) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tez; Yurtseverlik yüce bir duygudur ve daha da yüceltilmesi gerekiyor. Ancak insanların toprağa bağlılıkları bir tutkudur; Bir insanlık zafiyetini gösteriyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 388) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tarih, zor ve karışık olduğu için, kendiliğinden karanlık kalmıyor.  

    Tarih, zorla, karanlık bırakılıyor.” 

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 385) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Batı, henüz 30 Ağustos saldırısından çok önce de, Ankara’nın yalnızca Batı’ya karşı fiyatını yükseltebilmek için Sosyalist Devlet ile flört ettiğini biliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 365) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Batı derken öncelikle İngiltere ve diğerleri demek lâzım. Mustafa Kemal Paşa İngilizlere yeteri kadar güvenmediği dönemde Ruslara yaklaşmıştır.

  • “İştirakiyyun Fırkasının yöneticilerinin Çerkez Ethem ve kardeşleri ile birlikte, onları mahkûm eden İstiklâl mahkemesinin üç üyesinden ikisi Kılıç Ali ile Topçu İhsan, Kemal Paşa’nın kurdurduğu danışıklı komünist partisinin önde gelen üyeleri oluyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 360) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Çerkez Ethem ve Halk İştirakiyyun Fırkası ortadan kaldırılmadan hemen önce, batılı devletler Ankara’yı Londra’ya barış görüşmeleri için davet ediyorlar. Sovyet kaynakları bu ortadan kaldırmaların sebebinin bu davet olduğunu söylüyorlar.

  • “Ünlü Türkiye uzmanı Noviçev’in 1951 yılında Voprası İstorli dergisinde çıkan “1919-1922 yıllarında Kemalistlerin anti-köylü politikası” adlı incelemesinde; “Köylü hareketine karşı silahlı mücadele, bir bütün olarak demokratik-halk hareketini ortadan kaldırmaya yönelik Kemalist bir planın bir parçası idi…. 1921 yılı ocak ayında Kemalistler Köylü Partizan birliklerini (Çerkez Ethem’in Kuvayı seyyaresini kastediyor.) çökerttikleri zamanda, yine onlar tarafından, hunhar bir biçimde Türkiye Komünist Partisinin örgütleyicisi ve yöneticisi Mustafa Suphi on dört yoldaşıyla birlikte ortadan kaldırıldı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 358) kitabından birebir alınmıştır.