Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Türkiye’nin tüm ilerici ve gericileri Tanzimat düşmanlığında birleşiyorlar… ..Tanzimat düşmanlığı bir düşünce vektörüdür ve aynı zamanda bir düşünme eylemi olmalıdır. Zamanda ve uzayda nerede durduğu sorusu ortaya çıkıyor; Zamanı uzaysız düşünmek mümkün olmuyor….Tanzimat düşmanlığının bir siyasal ve düşünsel hareket haline getirilmesi de 1930 yılları tarihini gösteriyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 86, 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Zamanda eskiliği, uzayda, uzaklık olarak ele alıyorum. Zamanda yakınlığı uzayda da yakınlık olarak ele alıyorum.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Süavi Efendi, Arap bilginlerinin çoğunu, bu arada; Farabi, İbn-i Sina, Buhari, Maturidi, Merginasi, Cevheri, Gazali, Tusi, Zimahşeri, Teftesani’yi Türk ilan ediyor.   

    Arapçanın da Türkler ile İranlılar tarafından geliştirildiğini… Buyuruveriyor.  

    Hayvan yetiştirmenin dışında, nehir düzenlemede, tarihçilik ve yazıcılıkta Türklerin bütün uluslardan önde geldiğini ve bu alanda diğer ulusların öğretmeni olduğunu dünyaya ilk kez Küçük Hoca Ali Süavi ilan ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 81, 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Yıl 1877, 93 Harbi de denilen Türk-Rus savaşı. Ruslar İstanbul’a kadar dayanmış ve Osmanlı perişan halde:)

    “…..19 Mayıs 1878 tarihli Basiret Gazetesinde küçük bir ilan çıkıyor; “Müşkülatı hâzıra (mevcut güçlükler) büyüktür, lakin çaresi kolaydır.  Yarınki sayımızda, herkesin izniyle bu çareyi kısacık izah ve beyan edeceğim.” diyor.   

    Bir gün sonra Ali Süavi Efendi Çırağan Sarayında öldürülüyor.  Kolay çare gerçekleşmiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kemal Paşa hep bakan olmak istiyor, her kabine değişikliklerinde Osmanlı Sarayına ve saraydaki tanıdıklarına bir bakanlığa getirilmesi için dilekçe veriyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ali Süavi Kemalizm’in 40’lı yıllarda keşfettiği yenilikçisi. Namık Kemal Londra’da Kur’an’ı matbaada bastırmak isteyince Ali Süavi karşı çıkıyor. Gerekçesi ise, taş baskıda kullanılan mürekkepte domuz yağı bulunması.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Falih Rıfkı ‘Baş Veren İnkılâpçı’ adlı kitabında ‘İlk Kuvayı Milliye Meclisi Anadolu’da yüzlerce medrese açmıştır ve resim dersini yasaklamıştır.’”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • “9 Mayıs 1921 tarihli İstiklâl Mahkemesi kararından; “Çerkez Ethem, kardeşleri olan Tevfik ve Saruhan Mebusu Reşit Beyler dâhil 11 kişinin gıyabında idamına.” “Komünist Partisi oluşturarak, yine Hükûmeti değiştirme suçunu işleme teşebbüsünde bulundukları anlaşılan, Tokat Mebusu Nazım Bey’in, müebbeten (ebediyen), Baytar Binbaşı Hacı oğlu Salih’in müebbeten, … diye devam ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Elaziz Mebusu Hüseyin Bey, Nizamettin ile gazeteci Arif Oruç’un cezalarını az buluyor ve karara muhalif kalıyor. İstiklâl Mahkemelerinin en rezil celselerinde görev alıyor. Deli Halit Paşa’nın Meclis’te öldürülmesinde aktif rol oynuyor.

  • “Yüzellilikler 26 Haziran 1938’de 3527 sayılı Yasa ile affedilmişler.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Pasifizm, taşra değerleri ve dinsellik; bunlar cahilleşme sürecinin temel özellikleri oluyorlar.  

    Mücadelecilik, metropolitan değerler ve laik bakış; öğrenmeye sınır tanımamayı anlatıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Marks ve Engels ortaklaşa şu çözümlemeyi yapıyorlar; “Bu nedenle devrim, sadece yönetici sınıf başka bir yolla devrilemeyeceği için değil, fakat aynı zamanda deviren sınıf ancak bir devrim içinde çağların pisliklerinden kurtulabileceği ve toplumu yeniden kurmaya uygun hale geleceği için de gereklidir.    

    Marks ve Engels daha sonra Lenin’in ‘Çocukluk Hastalığı’nda geliştireceği bir düşünceyi, devrimin, devrimci sınıfın oluşmasını tamamlayabilmesi için de gerekli olduğu tezini ortaya atıyorlar.  

    Bilimsel devrimleri (revolüsyonları) herhangi bir restorasyon (eskiye benzetme onarımı) dönemi izlemiyor; çünkü restorasyonu zorunlu kılan dinamikler bulunmuyor.    

    Bilimsel devrimlerde restorasyon sürecinin bulunmaması Marks’ın çok doğru bir biçimde işaret ettiği bir özellikten, bilimsel devrimin önce çatıyı kurmasından kaynaklanıyor, olabilir; siyasal devrimde uzunca bir sürecin sonunda ortaya çıkan durum bilimsel devrimde işin başında gerçekleşiyor. Bilimsel devrimde, işin başında bir eskiden kopuş var; siyasal devrim işin başında yönetici değiştirmekle sınırlı kalıyor. Bilimsel devrimde yeni bakışın aydınlığı, eski aletlere bile bir yeni anlam yüklerken siyasal devrimde yeni bir sınıf iktidara geldikten sonra eski ile yeninin kavgası şiddetleniyor. Restorasyonda, yapılmış olan devrim, bir takım geri adımlar atılmış olmakla birlikte öz olarak kendini sürdürüyor. Karşı devrim ise son derece başkadır. Marks “Karşı devrimci temelde devrimcidir.” diyor.    

    Restorasyonda devrimi yapmış olan sınıf, zorlanmış olduğu ileri adımlardan geri dönüyor ve eski düzenin kurumlarından bir bölümünü yeni düzenin içine serpiştiriyor.  … Roma tarihçisi Mommsen “Restorasyon her zaman devrimdir, bu durumda eski yönetimden daha çok eski yönetici restore edildi.” diyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 39 ile 49 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2010): Hoca, komünizmi bilimsel devrim olarak adlandırıyor ve bilimsel devrimlerde restorasyon yolunun kapalı olduğunu yazıyor, eğer bilimsel ise eleştiriye açık olması ve değişebilir olması gerekiyor. Oysa, Sosyalizm veya komünizm değişime ve eleştiriye kapalı bir din gibidir.

  • “Kopernik, Kral’ın Worms Fermanı ile “Kitaplarının insanın belleğinden kazınması” kararı açıklanınca, müthiş korkuyor ve kuşkuya düşüyor.  “Yerleşik bir inancın otoritesini kırmak akıllıca bir iş midir?” diye soruyor. Kopernik tehlike geçtikten sonra ise; “Witternberg’te yellenirsem, Roma’da kokusu duyulur” diyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kemalist restorasyon, Kemalist devrimin yarattığı zenginlere, arazi kanunun ilgasından (kaldırılmasından) sonra, yeni Medeni Kanun ile büyük toprak sahipliklerinin tesciline, bu yolla yaratılan büyük toprak sahiplerine, ordu müteahhitlerine, savaş zenginlerine dayandı.  

    Yunus Emre ile açılan kapıdan Mevlana edebiyatı ile mistisizm ile dinsellik koyulaştırıldı.    

    Büyük Fransız Devrim’i feodaliteyi kaldırdı; köylüler feodal boyunduruktan kurtarıldı. Ancak Napolyon’dan başlayarak tekrar büyük toprak sahipleri yaratmaya başladı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 56, 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Heyecan, eğer korku yüklü sevinç değilse, nedir?”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Köycülük, kapitalizmin fideliğidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tasavvuf, esnafın İslamik ideolojisidir.  

    Esnaf, tasavvufun doğuş zamanlarında okuyan ve kültürlü bir katmandır; tüccar ile birlikte toplumdaki kültür birikiminin taşıyıcıları arasında yer alıyor.   Yunus ise tüm cehaleti ile bir kültürsüzlüğü ve cahilleşme sürecini temsil ediyor. Buna köylüleşme demek daha uygun. Ümmi (okur-yazar olmayan) Yunus, (Kemalizm’in) ihtiyaç duyduğu cahilleşme ve köylüleşmeye cevap veriyor.   

      Kemalizm ..köycülükle .. Türkiye komünizmini asimile ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kemalizm, İslamcılığı içinde barındırıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basım – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Devrim, aynı zamanda olumlu bir bilgi felsefesi yaratma işidir; restorasyon tam bunun tersine düşüyor.   

    Tüm restorasyon dönemlerinde, din’e ve daha da önemlisi obsküriteye, bilinmezliğe, agnostisizme bir net dönüş var.   

    Cumhuriyet, İslamcı şair Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı ile yürüyor ve kendi restorasyonunun doruk zamanında bir başka İslamcı Şemsettin Günaltay, Başbakanlık koltuğuna oturuyor. (CHP döneminin son başbakanıdır) Şemsettin Günaltay, Meşrutiyet ve ateşkes döneminin ünlü İslamcılarından birisi.    

    Bu kadar yalın bir tarih çizgisinin, 1950 yılını “karşı devrim” olarak niteleyenleri çok zor duruma sokacağından kuşku duymuyorum.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basım – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kemalizm, dinci ve tekkecidir; daha önceleri kapatmayı düşündüğü yönünde hiçbir işaret ve belgeye rastlanmıyor.   

    Kemalizm’in tekke düşmanlığı, Şeyh Sait’in rejimi tehdit etmesinden sonrasına rastlıyor.   

    Kemalizm, ilk fırsatta kapattığı tekkelerle bir sevgi bağı kurmaya başlıyor.    

    Yunus’u (Yunus Emre) politika sahnesine çıkarıyor.     

    Yunus, Cengiz istilasının yıkımında yeşermiş bir renksiz ve cansız çiçektir.” Tüm Yunus mensupları hedonist (sadece tüketen, beyinsizce tüketen, gövdeci), umutsuz ve yapışkandır.  Sadece tüketmeyi, beyinsiz tüketmeyi ve özellikle beyinlerini tüketmeyi tercih ediyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basım – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1961 Yılının başında TİP doğdu. 1961 Yılının sonunda YÖN (Doğan Avcıoğlu’nun Milli Demokratik Devrim ideolojisini yayan dergisi) doğdu. YÖN’ün çıkması TİP kurucusu ve yöneticisi sendikacıların aydınlara karşı duydukları tepkiyi yumuşattı.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 554, 555) kitabından birebir alınmıştır.