Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Akdeniz’in güvenliğini birlikte sağlamak maksadıyla Nyon’da toplanan Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, Yunanistan ve Mısır devletleri bir Antlaşma imzalamışlardı. Atatürk’ün memleket menfaatlerine aykırı olduğunu ileri sürdüğü nokta; Antlaşmayı imzalamış olan büyük devletlerin, gerek gördükleri takdirde, bizi silah kuvvetiyle müdahaleye sevk edeceklerine ve böylece durup dururken başımıza bir iş açma hakkını onlara bağışlar gibi olan kayıttı. Nyon’da bulunan Dışişleri Bakanımızdan alınan cevap; Atatürk’ün haklı ve bu kusuru fark edemeyen İsmet Paşa’nın haksız olduğunu ve paktın da (antlaşmanın da) bu şekilde İsmet Paşa’nın direktiflerine uyularak alelacele imzalanmış bitmiş olduğu sonucunu belirtti… Telaşa düşen İsmet Paşa, Dışişleri Bakanına hemen bir telgraf çekerek, paktı imzalayan devletler delegeleri olan Hâriciye Bakanlarından, gerek gördükleri takdirde dahi, bize silahla müdahale mecburiyeti yüklemeyeceklerini taahhüt eden bir mektup almasını istedi.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Atatürk – İnönü, İnönü – Mareşal Dargınlığı) VI – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): 18 Eylül 1937’de Meclis’te bu Nyon Paktı görüşülürken 17 Eylül 1937’de İsmet Paşa Mustafa Kemal’e kafa tutuyor.

  • (24 Kasım 1934’de Mustafa Kemal’e Atatürk soyadını veren kanunu İnönü teklif etmiş, Mustafa Kemal de İsmet Paşa’ya İnönü soyadını vermiş. Zamanın dalkavukları İsmet Paşa hakkında neler söylüyorlar;)

    “Büyük Baş’ın (Mustafa Kemal’in) başarıcı kolu olmakla talihin en parlak lütfuna nail olan İnönü.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Atatürk – İnönü, İnönü – Mareşal Dargınlığı) VI – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Cafer Tayyar Paşa anlatıyor;)

    “1916 Eylülünde ben Diyarbakır’da 2. Kolordu Kumandanı bulunuyordum, Mustafa Kemal Paşa da 2. Ordu Kumandanlığına Vekâleten gelmişti.

    (Cafer Tayyar Paşa Mustafa Kemal’e kendisinden önceki komutanın eksikliklerini söylüyor:)

    “-İzzet Paşa’nın kararsızlığı vardı. Fakat bu kararsızlıkta Erkânı Harbi (Kurmay Subayı) İsmet Bey’in de etkisi olmuştur, deyişim üzerine, Mustafa Kemal Paşa aynen; “-Haydi Allah aşkına, sen de ne diyorsun? İsmet’in ne etkisi olabilir?  Ona dikte edersin, aldığı emri yapar. Başka bir kabiliyet gösteremez.”  

    “Mareşal Fevzi Çakmak merhum emekliye ayrılıp İstanbul’a geldiği zaman Erenköy’deki köşkünde ziyaretine gitmiştim. Mareşal dedi ki; “Dumlupınar taarruzuna karar verdiğimiz zaman Mustafa Kemal Paşa ile cepheye gittik. Mustafa Kemal Paşa Yunan Ordusuna saldırı konusunda İsmet Paşa’nın görüşünü sordu. O da Ordumuzun henüz saldırı yeteneğinde olmadığını ileri sürerek, yapılacak saldırının başarılı olamayacağını ifade etti. Şaşırmıştık. Mustafa Kemal Paşa hayretle bana baktı. Ben de

    “-Paşa’m dedim biz buraya gelmeden önce Ankara’da uzun boylu görüşmeler sonunda saldırının yüzde yetmiş başarılı olacağına kanaat getirmiş ve bu kanaatimizi birçok yakınlarımıza da telkin etmiştik. Şimdi Gurup Kumandanının bu görüşü karşısında bana bu görevden çekilmek düşüyor. Derhal istifa ediyorum.”

    Mustafa Kemal Paşa başını önüne eğdi, düşünmeye başladı. Biraz sonra da İsmet Paşa’ya hitaben; “-Ben de istifa ediyorum!” dedi.  İsmet Paşa hemen ayağa kalktı, hiç unutamam. Son derece mutavaatkâr (itaatkâr, bağlı) bir tavırla; “-Ne emrederseniz öyle olsun!” dedi.  O gün gördüm ki, Mustafa Kemal Paşa öteden beri tanıdığı İsmet Paşa’ya emir vermesini biliyor. Mustafa Kemal Paşa bu karakterinden dolayı İsmet’i yanından ayırmamıştı.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Atatürk – İnönü, İnönü – Mareşal Dargınlığı) VI – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 10, 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Atatürk; “-İsmet … benim bildiğim İsmet olmaktan çıkıyor.”  diyordu.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Atatürk – İnönü, İnönü – Mareşal Dargınlığı) VI – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 9, 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • (İsmet Paşa Başbakanlığının 10. yılının kutlanması bayram havasında geçiyor. İsmet, Kemal Paşa’ya rakip olma havalarında. Çok güçleniyor. 10. Yılında yazar İbrahim Alaaddin Gövsa onun hakkında şunları yazıyor;) 

    “İsmet İnönü bugün, Avrupa’nın Mussolini ve Hitler gibi en ünlü ve en genç başbakanları ile aşağı yukarı bir çağdadır.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Atatürk – İnönü, İnönü – Mareşal Dargınlığı) VI – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Karabekir’in yakılan kitabında, Mustafa Kemal ile konuşmasından bir bölüm;)

    “İngilizlerin Doğudan Ordu Kumandanı Şevki Paşa’nın kaldırılmasını istemeleri bu fırsatı verdi.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 107, 108) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995). Karabekir bu sırada Kolordu komutanlığı rütbesinde, Ordu Kumandanı Şevki Bey buradan aldırılınca bu Ordu da Kolordu’ya döndürüldü ve Kâzım Paşa da onun kumandanı oldu. Sanki İngilizler onun da önünü açmışlar. Daha sonra Karabekir’in İstiklâl Harbimiz adlı kitabında yazdığı çok ilginç bir görüşme var. “27.12.1919 Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Çok Mahrem. Rawlinson geldi görüştük. Görünürde 15. ve 13. Kolordularda Ateşkes şartları oluşturulmuş mu araştırması. Fakat asıl görevi, gayri resmi olarak haricin ve dâhilin, hatta hükümetimizin dikkatini çekmeksizin benimle görüştükten sonra sizinle görüşmektir….”  diye devam eden ve ayrıntısı bu notlarda bulunan görüşme beni, Karabekir Paşa’nın da İngiltere ile yakın temasta olduğu hakkında şüphelendirmişti.

  • İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ, emekli olduktan sonra Kandemir ile röportaj yapıyor ve şunları söylüyor; “Başbakan İsmet Paşa’dan senin yüzünden mükemmel bir zılgıt yemiştim. Bana, muharrir Kandemir Bey’i, Karabekir Paşa’nın kitabı meselesinden dolayı takip ettiriyormuşsunuz. Paşa da bundan fena halde şikâyetçi. Katiyen böyle bir şeye izin vermem. Kendisini de derhal davet ederek özür dileyip teminat vereceksiniz, demişti.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1933 Haziranının 4’ünü 5’ine bağlayan gece, sabaha doğru, polis müdürü Fehmi Bey’in kumandasında seferber olmuş, yüz kadar polis Kâzım Karabekir Paşa’nın Erenköy’de istasyon yakınındaki köşkünü sarıyordu.   

    Köşkte Kâzım Karabekir Paşa, eşi, iki kızı, iki evlatlığı ve misafir Cafer Tayyar Paşa vardı.  Arama emri yoktu. Aynı anda, Cafer Tayyar Paşa’nın Üsküdar’daki evi ile Kardeşi olan Hamdi Bey’in evi ve eski kumandanlardan Halit Bey’in evi de tıpkı böyle basılarak aranmakta idi.  Kâzım Karabekir Paşa savcılığa başvuruyor.    Kitabın beş nüshası bulunamayınca, Cumhuriyet ayağa kalkıyor. Emniyet Genel Müdürü Tevfik Hadi Bey İstanbul’a bu kitapları bulmak için gidiyor.  Ve İstanbul’da Feridun Kandemir Bey’i sorguluyor. Bu beş kitabı bulup ortaya çıkartamadığı takdirde mevkiinden olacağını hissettiren bir hali vardı.

    (Tevfik Hamdi Bey, Feridun Bey’e bu kitabı bulmanın vatanseverlik olacağına dair sözler söylüyor.) 

    Ben; “-Bana herkes vatanseverlik dersi verebilir, yalnız, Milli Mücadelede ben Konya’da Kurtuluş davası uğrunda kellemi koltuğumun altına alarak canla başla çalışırken, düşman güçleriyle gelip matbaamı basan bu polis müdürü asla!” diye bağırdım. 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 66 ile 83 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü İsmet Paşa’dan zılgıt yiyor. Karabekir ve Feridun Kandemir’in sıkıştırılmalarını İsmet Paşa engelliyor. İlginçtir, Karabekir’i anılarını yazmak için tahrik edenler de İsmet Paşa’nın adamlarıydı. İsmet Paşa, Mustafa Kemal’e karşı Kâzım Paşa’yı kullanmak istemiş olmalı. Mustafa Kemal’in adamları da Karabekir’in kitabını yakarak onu susturmuşlar.

  • Siirt Mebusu Mahmut Beyle (1) partili arkadaşları, basılmakta olan kitabın formalarını peyderpey matbaadan aldırarak kitabın baskısını adım adı takip etmiş ve tam baskı sona erince de imha kararını vererek, bu girişimi başlatmışlardı. Sinan Bey’den (matbaanın sahibinden) “Bastığım Kâzım Karabekir Paşa’nın İstiklâl Harbimizin Esasları adlı eserin üç bin suretini zararlı bulduğum için imha ettim.” yazılı bir belgeyi imza ettirip elinden alıyorlar.   

    Gece yarısına doğru, peşine taktığı CHP İstanbul Merkezi memurlarından Kâzım ve Şaban ismindeki kişilerle Sinan matbaasına giden Sinop Mebusu Recep Zühtü Bey (Recep Zühtü, Gazi’nin yakını)  “-Kitaplar nerede?” diyor.   Kitaplar torbalar ve çuvallarla doldurulup, İstanbul itfaiyesi tarafından yükleniyor.  Recep Zühtü, kitapların hepsi bu mu diye soruyor ve Sinan Bey her formadan beş nüshanın Kâzım Karabekir Paşa’ya Feridun Bey tarafından iletildiğini söylüyor. İtfaiye arabaları Cağaloğlu Hamamı’nın önünde duruyorlar. Hamam sahibi Ahmet Bey’i bir türlü bulamıyorlar… Hoca Paşa Hamamına gidiyorlar, hamam sahibi, ızgaralar tıkanır ve bozulur diye yalvara yakara özür dileyince, bu sefer Topkapı’daki tuğla fabrikalarına gidiliyor. Kitaplar cayır cayır yakılıyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 66 ile 70 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Mahmut Esat Karakurt: Irkçı bir insan, Milli Eğitim Bakanlığı yapmış birisi.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Ve kitap yakan devlet olarak tarihteki yerimizi alıyoruz.  

  • (Kitabı basan Sinan Bey’i yolda yakalayıp kaçırır gibi Ali Çetinkaya’nın evine götürüyorlar Karabekir’in evini basan ekip orada ama Kılıç Ali Sinan Bey ile teke tek konuşuyor:)

    Kılıç Ali sözü döndürüp dolaştırıp basılmakta olan kitaba getiriyor. Ve henüz satışa çıkartılmamış yani mahiyeti (içeriği) hiç kimsece bilinmeyen bu kitabın muzır (zararlı) olduğunu ileri sürerek bazı mütalaalarda (görüşlerde) bulunuyor. .. Sinan Bey; “Bu kitap belgelere dayanan bir hatırattan ibarettir. Esasen Kâzım Karabekir Paşa bu hatıratını, Halk Partisi organlarının “Yayınlasanıza, söyleyecek sözleriniz varsa ne bekliyorsunuz?” diye teşvik etmeleri üzerine yayınlamaya karar vermiştir. Şu halde Parti tarafından da isteniyor demektir.” Kılıç Ali Bey;

    “-Hayır! Bu kitap muzırdır (zararlıdır)! Karabekir Paşa bunu Gazi Paşa’ya karşı yazmıştır. Sen bilmezsin. Biz İstiklâl Mahkemesinde bu adamı asacaktık ama yine Gazi izin vermedi. … Bizce bu kitap zararlıdır fakat savcılık böyle anlamayabilir ve kitabı serbest bırakabilir.” 

    Sinan Bey; “-Aman efendim! Öyle şey olur mu? Zatı Alinizin zararlı telakki buyurdukları bir kitabı kim serbest bırakırsa bıraksın, satışa çıkartmak benim haddime mi düşmüş?” 

    “-Neden?”  

    “-Hıyaneti Vataniye ile mahkûm olduğum gündür! Kime meramımı (sorunumu) anlatabilirim ki?”  

    “-Ne münasebet! Nasıl olur? ”   

    “-Şöyle olur Beyefendi! Bu kitaptan birkaç tanesini bir baldırı çıplağın eline verirler, Köprübaşında “Ermenistan fatihi Kâzım Karabekir Paşa’nın kitabı! … Neler yazıyor!” falan diye bağırtarak sattırmaya kalkarlar. Halk ta toplanır. Bunun üzerine, vay efendim memlekette karışıklık çıkarmak istiyorlar diye bir gürültü ile hava bulandırılarak, beni tutup doğru İstiklâl Mahkemesine verirler ve yapıştırırlar alnıma Hıyaneti Vataniye suçunu. Bugün bundan kolay ne var?” 

    “-Sen hangi okulda okudun Sinan Bey?”

    “Hayat mektebinde okudum Beyefendi!” 

    “-O halde kısa keselim! Bu kitap ….”  

    “-Siz ne istiyorsunuz Beyefendi?”  

    “-Bu kitabı bize veriri misiniz?”  

    “-Verir misiniz ne kelime? Siz ver dedikten sonra, ben vermemezlik edebilir miyim? Ne isterseniz onu yaparsınız!” 

    “-O halde bu kitapları olduğu gibi bize teslim et!“

    “-Emredersiniz! Ancak bunun kâğıt vs. gibi birçok masrafları oldu.” 

    “-Ben sana onları veririm, hallederiz.” 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Ama Sinan Bey dolandırılıyor, Kılıç Ali 3000 kitap için önce 500 lira veriyorlar, kitapları aldıktan sonra hiçbir şey vermiyorlar.

  • Haziran 1933 İstanbul’a gelen BMM Başkanı Kâzım Özalp, Afyon Mebusu Ali Çetinkaya, Sinop Mebusu Recep Zühtü, Gaziantep Mebusu Ali Kılıç beyler hemen burada bulunan Cevdet Kerim İncedayı (CHP İstanbul yetkilisi) ile buluşup, bir meclis kurarak Kâzım Karabekir Paşa’nın, basılıp ta ertesi günü kitapçılara dağıtılmak üzere ciltlenmekte olan … İstiklâl Harbimizin Esasları adlı kitabını imhaya (yok etmeye) karar veriyorlar ve bu önemli görevi içlerinde en becerikli saydıkları Recep Zühtü Bey’e havale ediyorlar.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Paşa’nın Erenköy’deki köşkü gözetim altında idi. Kundura boyacısı, seyyar satıcı, köylü, dilenci kılığına sokulmuş bir sürü memur köşkün dört bir tarafını sarmışlar … köşkten çıkanları takip ediyorlar.    İstiklâl Harbimizin Esasları eseri, forma forma basılmaya başlandığı sırada .. 7. mektup gazetelerde yayınlanmadı.  

    Ve 18 Mayıs 1933’de Nuri Conker Milliyet Gazetesinde Paşa’nın kendiliğinden sustuğunu yazıyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sizin istiklâl harbimizdeki kıymetinizi ancak askerlerimiz bilir….  Sizin Mustafa Kemal’den tarihini kıskanacağınızı da aklımızdan geçirmezdik.  Karabekir Paşa! Size samimiyetimle söylemek isterim ki, eğer bir cumhuriyet lisesinde, yeni Türk devletinin kuruluş tarihini böyle anlatmaya kalkışırsanız, sınıfta dönersiniz.  Sizin, Anadolu’nun kurtarıcıları değil, fakat kurtarmışları arasında olduğunuzu da Ankara’ya geldiğim zaman Erzurumlulardan öğrendim.” 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 52 ile 54 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Falih Rıfkı, Mustafa Kemal’in tarihini yazıyor.  Karabekir bütün bunlara cevap olarak 7. mektubunu gönderiyor ancak bunu yayınlatmıyorlar ve Falih Rıfkı’yı Karabekir Paşa’ya saldırtıyorlar. Kâzım Paşa nihayet, Feridun Kandemir ile birlikte hatıralarını yazmaya karar veriyor.

  • (Karabekir Paşa bu yazdığı mektuplar kamuoyunun bilgilendirilmesi için birer basın açıklaması gibi:)

    “-Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, Erzurum’a 3 Temmuz 1919’da teşrif ettiler (şereflendirdiler). Yani 1,5 ay sonra Mustafa Kemal Paşa’nın 25.05.1919 tarihli şifresinde;

    “…Samsun ve Trabzon gibi Karadeniz merkezlerimizin de aynı akıbete (İzmir’in işgali akıbetine) uğratılması hazırlıklarına başladıkları anlaşılıyor.  Ermenistan hayalinin gerçekleştirilme sahasına dökülmesi de uzak değildir.  Doğu Vilâyetlerinin yabancı işgalini iki şekilde düşünmekteyim; ya Karadeniz sahilindeki Rum ahali isyan ederek, Cumhuriyet ilan edecek, bir taraftan da güçlü çeteleri illerimizi taraç edecektir. (Düşman işgaline açık hâle getirecek) Buna karşı koymak, Jandarma ve asker müfrezeleri ile ve kemali şiddetle takibat yapacağız. .. sahile küçük veya büyük yabancı güçleri çıkarken .. ve belki de içeriye sarkacaktır. … Bittabi halk ve asker tek vücut olarak fiilen savunmayla uğraşacaktır.    Bu ihtilalle (Sovyet ihtilali) beraber, doğu da Ermenistan ve Gürcistan yönlerinden gelecek saldırıların da göz önüne alınarak, başlıca yönlerin gerilla biçiminde savunulması konularının şimdiden hazırlanması ..  Yalnız gizli olarak, Üçüncü, On beşinci ve Yirminci Kolordular kumandanlıklarına yazılmıştır..” (1) 

    ..”Ben itilaf Devletlerinin, aleyhimizde bu şekilde harekete geçmeyeceğini tahmin ediyordum. Aslı esası olmayan bu gibi haberler üzerine, orduyu çeteler halinde dağıtmak doğru olmazdı.   .. şark saldırısı hazırlığında bulunduğum için, bu emri uygulamaya koymadım.”  diyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): İlginçtir, çete harbini ve şark cephesinden çok, Karadeniz’den gelebilecek bir işgali öne alıyor. Ancak bu konuda Kâzım Paşa’nın tahmini daha akıllıca. 

  • “4 Haziran 1933 gecesi, ..100 polis, Kâzım Karabekir’in Erenköy’deki köşkünü basıyor. .. Ellerinde hiçbir emir ya da belge yok. ..90 klasör yazı ve evrak alıyorlar. ..Paşa’nın kitabının beş nüshasını soruyorlar, Paşa da Eşinin onları ocakta yaktığını söylüyor. .. Ertesi gün Paşa, Savcılığa dilekçe vererek alınan evraklarının geri verilmesini istedi. Feridun Kandemir de Emniyet’e alındı ve Kâzım Karabekir’in kitabının beş nüshasını bulmasını istiyor.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar V (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) – Feridun Kandemir (Ekicigil Yayınları 1. Baskı1955 – Sf. 73 ile 75 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Bu kitabın bir baskısını 1963 veya 64 yılında, arkadaşım Cihan Baykara babasının kitaplığından gizlice alıp getirdi ve okudum. Yıllar sonra Karabekir Paşa’nın İstiklal harbimiz kitabını okuduğum zaman bazı bilgilerin bu yeni kitapta bulunmadığını gördüm. Bulunmayan bilgilerin çoğu Kemal Paşa’nın özel hayatındaki aşırılıklarıyla ilgili olduğunu hatırlıyorum.  O zaman Cihan bu kitabın yasak kitap olduğunu söylemişti. Babası Hüseyin Baykara çok önemli bir avukattı ve çok büyük bir kitaplığı vardı.

  • İstanbul’da TBMM Başkanı Kâzım Özalp, Afyon Mebusu Ali Çetinkaya (İstiklâl Mahkemesi Eski Başkanı), Sinop Mebusu Recep Zühtü (Mustafa Kemal’in Yaveri, Tetikçi), Antep Mebusu Ali Kılıç (İstiklâl Mahkemesi Eski Üyesi), toplanarak, Kâzım Karabekir Paşa’nın “istiklâl Harbimizin Esasları”  adlı kitabı dağıtılmadan bir gün önce imhaya (yok etmeye)karar veriyorlar. Önce CHP İstanbul Merkezi memurlarından iki kişi matbaa sahibi Sinan Bey’e, basılan kitap hakkında birisinin görüşmek istediğini söylüyorlar. Sinan Bey… kitabı bastığını kötü bir şey yapmadığını söylüyor. adamlar ertesi günü Sinan Bey’i .. adeta zorla otomobile atıp, Ali Çetinkaya’nın evine götürüyorlar. Salonda Kılıç Ali Bey ile karşılaşıyorlar, Kılıç Ali henüz muhtevası (içeriği) bilinmeyen bu kitap için muzır (zararlı) diyor. Ve ekliyor; “..bu kitabı Gazi Paşa’ya karşı yazmıştır. Biz istiklâl mahkemesinde bu adamı asacaktık, amma yine Gazi Paşa müsaade etmedi….Kılıç Ali Sinan Bey’den bu kitabı satın alıyor. 3.500 TL hemen veriyor, gerisini ödemek üzere Cevdet Kerim Bey’e yüklüyor, o da Sinan Bey’in parasını vermiyor. Heyet Sinan Bey’den bir imzalı kâğıt alıyor, “Tab ettiğim Kâzım Karabekir Paşa’nın istiklâl Harbimizin Esasları adlı eserin 3.000 nüshasını zararlı bulduğum için imha ettim.” .. Kitabın beş tanesi Kâzım Karabekir’e kalıyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar II (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) – Feridun Kandemir (Ekicigil Yayınları 1. Baskı1955 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kâzım Karabekir, 6 Aralık 1918 günü Padişah Vahdettin’in huzuruna kabul edilmiş. “Ordu’nun zayıflatılmaması, genç Kurmay Subayların Anadolu’ya gönderilmesini söyledim.” diyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar V (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) – Feridun Kandemir (Ekicigil Yayınları 1. Baskı1955 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk Partisi’nin bir numaralı gazetesi durumundaki Siirt Mebusu Mahmut Bey’in Milliyet Gazetesinde 14 Mart 1933 Salı günü, Ankaralının Defteri isimli bir yazı dizisi başladı;

    “-…İstiklâl Harbi’ne ait olayların halâ gerçeğini bilmemekliğin iki önemli sebebi vardır. Biri; yapanların şimdiye kadar bir şey yazmamış olması, ikincisi; yazıcılarımızın da yapanlardan gerçeği öğrenmek için bir şey sormamalarıdır.”          

    Kâzım Karabekir; “-Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’in tevkifleri (tutuklanmaları) için ısrar eden ve yerel yöneticilere bu konuda emirler veren hükümete yazdığım şifre (gizli yazı) şudur; …mevcut Kuvayı Milliye’yi daha sakin ve müdebbirane (zorlayıcı) bir şekle irca (dönüştürme) ile iyi idare ettikleri açıkça görülmektedir.” 

    Kâzım Karabekir Paşa’dan 3. mektup;

    “6 Aralık 1918’de… Padişah’a … özellikle genç kumandanları iş başından ayırmamasını, … benim tekrar doğuya ve İstanbul’da toplanan genç kumandanların da Anadolu ordularının başına iadeleri (geri verilmeleri),..   Bu konuşma benim ve genç kumandanların iş başına gelmelerini temin eden amillerden (sebeplerden) biri olmuştur.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsmet Paşa dış siyaseti güçlendirmek için Moskovalara Romalara giderek Türk Milletinden dost Rus Milletine ve Kemalist Türkiye’den Faşist İtalya’ya selamlar götürüyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 8, 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk Partisi, mebuslarını sağ sol ve merkez olmak üzere üç guruba ayırıp, her gurubun başına da İsmet ve Kâzım Paşalarla, Recep Bey gibi kimseleri getirmek ve bu suretle, prensiplerde birlik olmak şartıyla bu gurupların … kontrol ve denetleme yapmasını sağlamak istediler. Danışıklı dövüş.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) V – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Sayısı 1955 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.