Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kâzım Karabekir “23 Mart 1919 günü,  Ahmet Rıza Paşa ile görüşerek, onun Başkanlığında bir Hükûmet teşkilini (kurulmasını) ve Mustafa Kemal Paşa’nın Harbiye Nazırlığını, benim de Kabinede (Hükümet’te) bir yer almasını İsmet Paşa vasıtası (aracılığı) ile Mustafa Kemal Paşa bana teklif etti. Bunun bir felaket olacağını söyledim.” … “15 Nisan 1919’da Mustafa Kemal Paşa’yı ziyarete gittim, Paşa Anadolu’ya gitme fikrini pek doğru bulmadı.” diyor. Karabekir 19 Nisan 1919’da Trabzon’a çıktı. 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar V (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) – Feridun Kandemir (Ekicigil Yayınları 1. Baskı1955 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • Serbest Fırkanın kurucusu Ali Fethi Okyar, partisini, Mustafa Kemal’e rakip olmaya başladığı için kapatıyor. 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar V (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) – Feridun Kandemir (Ekicigil Yayınları 1. Baskı1955 – Sf. 3) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mayıs 1933’de Milliyet Gazetesi Kâzım Karabekir Paşa’ya saldırıyor. Paşa’nın tekzip (yalanlama) için yedi mektubu gidiyor. Altı tanesi yayınlanıyor, son mektup yayınlanmıyor, Paşa’nın savunmadan vazgeçtiği imajı verilmek isteniyor. 18 Mayıs 1933’te Nuri Conker (1) saldırıyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar V (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) – Feridun Kandemir (Ekicigil Yayınları 1. Baskı1955 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) 1995; Mustafa Kemal’in Yaveri, Arkadaşı, Selanikli

  • Fesih Kararnamesini okuyan Gazi Paşa, hiç sesini çıkartmadığı halde, ötekiler, önce başlıktaki Büyük Reisimiz, sonra yazıdaki “Gazi’nin ısrar ve teşviki ve tasvibi (onayı) ile kurulmuş olan parti” İbarelerine itiraz ettiler. Fethi Bey, Büyük Reisimiz yerine Reis demeyi ve ısrarı kelimesini de çıkartmayı kabul etti.

    “-Teşvik ve tasvip kelimelerinin çıkartılmasına asla razı olamam!”  Dedi ve çıkarmadı. 

    “-Peki, ikinci bir partiyi yaşatıyor musunuz ki, benden, bunun muhâl (hayal ürünü) olmadığını söylememi istiyorsunuz? Gerçek ortada! Bu, ıstırap vermiyor da, bunun ifadesi mi gücünüze gidiyor? Hayır! Bu cümleyi çıkartmam, çünkü gerçeğin ta kendisidir. Tecrübesini yapan ben ve arkadaşlarım bunu (ikinci bir parti kurmayı)  muhâl addediyoruz. İtiraz edenler, buyursunlar, bir de kendileri denesinler!”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 128) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mustafa Kemal bu partiyi kurdurmakla hem İsmet Paşa’nın burnunu biraz sürtmek hem de muhalefeti bu parti etrafında toparlayıp ortadan kaldırmak gibi iki önemli sonucu hedeflemiş olabilir.

  • 15 Kasım 1930 Ali Fethi Bey BMM’de konuşuyor;

      “- .. bu güne kadar hiçbir seçime kadar, hiçbir seçime katılmamış binlerce vatandaş, bu sefer oy verme hakkını kullanmak için, saatlerce, günlerce sandık başına gelmek için fırsatını beklediler. .   

    Fakat oyların arzu edilen tarafa verilmediği görüldükçe, bazı hükûmet memurlarının ve bazı particilerin sinirliliği arttı. İstediği partiye oy vermek gibi en değerli isabetli görevini yapmak için, en güzide şehir ve kasabalarımızın halkına irtica, komünistlik ve anarşi lekeleri sürülmek istenildi. Eğer en ileri gelen şehir ve kasabalarımızda bu kadar geniş ölçüde irtica hareketleri var idiyse, o yerlerin idare amirleri, belediye seçimlerinden önce böyle bir hareketi neden sezemediler?  O zamanlar, hükümetten memnun olan halk, belediye seçimlerinde neden birden bire mürteci (gerici, irticacı) oluverdi?   Halk laik kanunları istemiyoruz, halifeyi istiyoruz mu? Dedi. Hayır, Efendiler!  Serbest Cumhuriyet Fırkası … Büyük Gazi’nin tasvip ve teşvikiyle, Millet Meclisinde denetleme hayatını uyandırmak için ortaya çıkmıştır.”   

    Ali Çetinkaya (İstiklâl Mahkemesi reisliği ve üyeliği yapmış bir kişi.) köpürüyor;

    “-Hayır! Öyle değildir.  Milleti, memleketi karıştırmak istiyorsunuz! .. Sizi Başvekâlete getireceğiz? Ne kerametiniz var ki?”  

    Fethi Bey; “-Bu şartlar altında, bu memlekette, serbest ve hür bir siyasi hayat kurulamaz!” 

    Ali Çetinkaya; “-Ya! … Anarşi mi olsun?”  

    Fethi Bey; “-Anarşi olmaz efendiler! Anarşi, vatandaşların bir kısmını, diğer bir kısmına faik (çok üstün) surette ayrıcalıklı ve hak sahibi yaptığınız zaman olur.”  

    Antalya Mebusu Rasih Hoca; “-Hepinizi vatan haini olarak derhal mahkemeye vermeliyiz!” 

    Fethi Bey: “-Bu memlekette, bu şartlar altında muhalif bir partinin kuruluşuna imkân yoktur arkadaşlar!”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır. 

  • 1 Kasım 1930 BMM’nin açılış konuşmasında;

    “…yeni seçimlere gireceğiz, gelecek seçimlerde vatandaş oyunun güven ve samimiyetle ortaya çıkmasını temin için kanuni ve idari tedbirlerin geliştirilmesi ve partilerin bizzat ittihaz edecekleri salim ve isabetli hareketleri göstermiş olacaktır.”  

    Gazi Paşa özellikle yeni yapılacak seçimlerde, partilerin durumları hakkında düşündüğü bir formülü şu şekilde ifade ediyor; “-Bir blok yapmak, … her iki partinin (CHP ve Serbest Cumhuriyet Partisinin) başına geçmek, yani seçimlerde de her iki partinin adaylarını bizzat tayin ile (1), seçimleri tamamen serbest ve tek dereceli yaptırmak.”  Fakat iki gün sonra .. blok fikrinden vazgeçtiğini, sebep olarak da kırklar gurubunun bunu kabul etmediğini ifade ediyor; “-Şimdi durum şudur; Siz yine işinize devam edeceksiniz. Ben de seçimde serbest kalarak CHP’nin başında mücadeleye mecburum.” 

    Fethi Bey bir anda beyninden vurulmuşa dönüyor;

      “-Aman Paşa’m! Bu nasıl Şeydir? Amaç bu muydu?”  

      “-A canım … karşı karşıya gelir, mücadele ederiz. Kim bilir belki de siz yenersiniz!”  

      “-Biz? Yani kim Paşa’m? Biz sizinle mücadele için parti kurmadık. Amaç bambaşka idi. Şimdi arzu ediyorsanız partiyi dağıtalım!” 

      “-Hayır dağıtmayacaksın! Devam edeceksin. Mücadele meydanına atılalım. Karşı karşıya gelelim, kim bilir belki de siz başarılı olursunuz!” 

      “-Fakat güçler denk değil Paşa’m!”  

      “-Neden? Halk sizin tarafta! …”   

      “-… karşı tarafta 300 mebus, bir devlet, bir hükûmet ve bunların bütün kuvvetleri var!” Ali Fethi Bey arkadaşlarını topluyor;

      “-Bu durumda dağılmaktan başka çare kalmamıştır. Arkadaşlarımın hepsini serbest bırakıyorum. Fakat kendim, tek başıma muhalefete devam edeceğim!”  diyor. Gözler yaşarıyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 112) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Bunlar İsmet Paşa’nın has adamları, Partiye ait önemli meseleleri halletmekle görevliler.

  • Ahmet Ağaoğlu anılarında;

    “Gazi, sofrasında bana hitaben;

    “-Seçimleri kazanıyorsunuz, değil mi?” 

    “-Hem yenilmek, hem de alay edilmek çok acı Paşa’m!” dedim. 

    “-Ama bakınız Samsun’da kazandınız!”  

    “-Paşa’m eğer bütün memlekette Samsun valisi gibi bir kanunşinas (Kanuna önem veren) bir idareci de bulunmazsa, artık bizlere ağlamak düşerdi. Eğer her tarafta yöneticiler bunun gibi insanlar olsaydılar, seçimlerin dörtte üçünü biz kazanırdık.”  

    “-Efendi! Her yerde anarşi beliriyor. Antalya’da Kumandanın kafasını iskemle ile kırmışlardır. Bu kumandan çok büyük ve sabırlı adammış. Ben olsaydım sabredemezdim.”  

    “-Paşa’m, Kumandanın seçim yerinde ne işi var?” 

    “-Anarşiye engel olmak için gelmiş” 

    “-Hayır, anarşi tam onun oraya gelmesinden çıkar.”   

    “-Efendi! Anarşi var, anarşi. Sizin haberiniz yok! Gafilsiniz! … Ve bununla beraber de benden tarafsız kalmaklığımı istiyorsunuz.” ….Ağaoğlu;

      “-…siyasi hayattan çekilirim, mebusluktan istifa ederim. Sırf muallimlikle meşgul olurum.”   Gazi;

      “-Anlaşılıyor ki, sen, benim verdiğim sözlerden şüphe ediyorsun! İşte bu oturanlar şahit olsunlar. … Bütün arkadaşlarınıza karşı namus borcum vardır. Dinliyor musunuz? Namus borcum vardır!” dedi.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır. 

  • Serbest Cumhuriyet Fırkası İstanbul İl Başkanı Prof. İsmail Hakkı Baltacıoğlu 12.10.1930 tarihli Yarın gazetesindeki bir yazısında;

    “-…Bizim taptığımız Mustafa Kemal, CHP’nin Genel Başkanı değildir!” diyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır. 

  • 20-21 Eylül günleri Meclis’te bir görüşme yapılıyor, Şükrü (Saracoğlu) Bey;

    “-Ahmet Bey’e soruyorum, kendisi Müllerci midir?” deyince, Ağaoğlu Ahmet Bey;

    “- …Müller’i yirmi bin lira vererek buraya davet eden ben miyim? Onun önüne devletin bütün dairelerini açarak, bütün resmi belgelerini veren ben miyim?”  Ali Fethi Bey de kürsüye gelerek;

    “- … Efendiler! Eğer bir siyasi parti, iktidar mevkiine geçmek istemiyormuş, yalnız uzaktan, eğlence tarzında Hükûmetin icraatını tenkit etmekle kalacağım derse, böylesine, bir siyasi parti denebilir mi?”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 3, 4) kitabından birebir alınmıştır. 

  • “Yakup Kadri’ye (Karaosmanoğlu) verdiğim cevapta; “Aramızdaki fark şudur; Ben inandım, sen inanmadın. Ben inandığımın cezasını çekiyorum, sen de küfürün ödülünü alıyorsun!” demiştim. … 8 Eylül 1930 akşamı Gazi Paşa etrafında toplanan Halkçı Parti (CHP) ileri gelenleri, Halk Partisi’nin çok tehlikeli bir duruma düştüğünü, bunu önlemek için hiç olmazsa kamuoyuna, CHP’ye bağlılıklarını açık bir biçimde ilan etmeleri gerektiğini … anlatarak, Gazi Paşa’yı bu yolda ikna ettiler.

    … 11 Eylül 1930 günkü Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan mektubunda, Gazi Paşa;

    “-..Ben CHP’nin Genel Başkanıyım. .. İzmir’de bir gazete idarehanesine ve CHP merkezine her ne sebep ve suretle olursa olsun, oluşmuş saldırılardan ve hükûmet ileri gelenlerine ve otoritelerine karşı bazı idraksizler tarafından yapılan çirkin saldırılardan çok üzülmüş olduğumu tahmin etmek güç değildir.  ..Bu gibi saldırganlar ve tahrikçiler Cumhuriyet kanunlarının takibinden kurtulamazlar.” diyor.  

    Bu mektup Fethi Bey ve arkadaşlarını çok etkiledi. Hemen Gazi’ye gidip durumu anlamaya çalıştılar. Gazi; “-Görüyorum ki, siz benim yardımıma muhtaç değilsiniz. Halk hep size doğru akıyor. Bu durumda desteğe ihtiyacı olan öbür partidir.”  diyor.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 98, 99) kitabından birebir alınmıştır. 

  • Ağaoğlu Ahmet Bey Hatıralarında, İstanbul CHP İl Başkanı, Cevdet Kerim İncedayı, Serbest Partiyi irtica ile ihanetle itham ediyordu.  Necmettin Sadak Bey ise gazetesinde, Fethi Bey’e hitaben;

    “-Muhalefet yapmak için kaç para aldın?” diye yazıyordu. Bakanlıklar ve resmi daireler; onlar artık kelimenin tam anlamıyla, seferber hale getirilmiş ve yapılan seçimlerde her türlü ölçü ve kanun sınırını aşarak halkı ve kamuoyunu zorluyorlardı.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır. 

  • İzmir olayları üzerine Başbakan İsmet Paşa Gazi Paşa’ya gitmiş; “-Aziz Paşa’m! Şeref ve haysiyetim söz konusudur. İzmir’de fotoğraflarıma tabanca atıyorlar. Fethi Bey’i tutuklamaya mecbur kalacağım!” diye dert yanmıştı.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır. 

  • Hatta bizzat Adliye Bakanı Mahmut Esat (Bozkurt) Bey bile, Ali Fethi Bey’e karşı alınan cepheyi idare etmek amacıyla İzmir’e gitmişti.  Veda etmeye gittiği zaman Gazi Paşa kendisini (Fethi Bey’i) bir kenara çekerek;

    “-İzmir’den, Mahmut Esat Bey’den bir telgraf aldım. Telgrafta deniliyor ki; Fethi Bey’in İzmir’e geleceği söyleniyor. Hâlbuki halk Fethi Bey’in aleyhinde çok müteheyyiçtir (heyecanlıdır) Gelirse belki hakarete uğrar, gelmemesi uygundur. Bu telgraftan anlıyorum ki, senin oraya gitmene karşı çıkmak istiyorlar. Fakat sen gideceksin! Ama ihtiyatlı davranmanı tavsiye ederim.”    Ali Fethi Bey, 4 Eylülde İzmir’e vardı.

    (İzmir Valisi Kâzım Dirik Paşa, Ali Fethi Bey’in ziyareti sırasında makamından ayrılarak, onu hakaretle karşılıyor:) 

    Vali, Fethi Bey’e gönderdiği bir yazı ile şehrin asayişini bozacağı endişesi ile yarınki nutkundan vazgeçmesini, aksi takdirde oluşacak olayların sorumluluğunu kabul etmeyeceğini bildiriyordu. 

    (Fethi Bey Vali’nin direncini kırmak için Gazi Paşa ile telgrafla görüşmek istiyor, Vali telgrafını çekmesine izin vermiyor. Fethi Bey bu telgrafı başka bir merkezden çekeceğini söyleyince Vali kabul etmek zorunda kalıyor. Gazi, Başbakan ve İçişleri Bakanı’na da giden telgrafını Fethi Bey’e gönderiyor;)

    “-Anlıyorum ki, sana nutkunu söylettirmek istemiyorlar. Fakat sen behemehâl (her durumda) nutkunu söyleyeceksin ve tesadüf edeceğin (karşılaşacağın) herhangi bir engeli derhal bana bildireceksin. Asayişin temini için Başbakan, İçişleri bakanı ve İzmir Valisi gereken tedbirleri almakla mükelleftirler.”

    (1) Bu sırada on dört yaşlarındaki bir öğrenci vuruluyor. Çığlıklar kopuyor, feryatlar yükseliyor.  Vurulan çocuğunu kucaklayan baba, kucağındaki, kanlar içinde can çekişen evladını Fethi Bey’in önüne bırakarak; “-İşte size bir kurban! Başkalarını da veririz.  Yalnız sen bu memleketi kurtar!”  diye ellerine sarılıyor. Fethi Bey’de arkadaşları da kendilerini tutamayarak ağlıyorlar.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 89, 90) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Fethi Bey’i dinlemek için heyecanla bekleyen halk, iyice çileden çıkıyor. Ve CHP’nin önünden geçerken bazıları; “-Kahrolsun mutemetler! (emanetçiler)” diyorlar. CHP’yi asıl temsilci değil de emanetçi, olarak değerlendiriyorlar. Partiden cevap verilince binayı taşlıyorlar. Daha sonra, bir gün önce Fethi Bey’in karşılanması olayı için para ile tutulmuş sarhoşlar diye yayın yapan Anadolu Gazetesini de taşlıyorlar. Burayı savunmak için önceden içeriye alınmış bulunan polisler tabancalarını çekip rastgele ateş ediyorlar.

  • Bu sırada belediye seçimleri de yaklaşmıştı… İsmet Paşa da Sivas’a kadar ulaşan demiryolunun açılış törenini yapmak için Sivas’a gitmişti. İsmet Paşa;

    “-Uzun vadeli ve uygun şartlarla borçlanma talebi geldi de ben kabul etmemezlik mi ettim? Lozan’dan sonra Avrupa Türkiye’yi tekrar ekonomik olarak mahkûm etmek istiyordu.  Yabancı sermaye yedi yıldır gelecek uygun şartlar bulamadı. Gelmek isteyenler milli istiklâli yıkacak kadar zararlı idi.”  

    Ali Fethi (Okyar) Bey’in İzmir’e, hem örgütlenme hem de İsmet Paşa’nın (Sivas) nutkuna cevap vermek üzere gideceğini anlayan Halkçılar (CHP’liler) ne pahasına olursa olsun bu seyahati yaptırmamak için, öteden beri bilinen susturma ve kıpırdatmama usullerine başvurarak derhal harekete geçtiler.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 80 ile 83 arası) kitabından birebir alınmıştır. 

  • Madde1- Serbest Cumhuriyet Fırkası; Cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve laiklik esaslarına bağlıdır.

    Madde 2- Vergiler millet fertlerinin girişim yeteneğini sarsmayacak…..         

    Madde 4- … Yabancı sermayeye yol açmak azmindedir.

    Madde 5- Parti … vatandaşların mali ve ekonomik her türlü girişimlerine engel olan hükûmet müdahalelerini kabul etmez. …  

      Madde 11- parti; … siyasi hakların Türk kadınlarına da teşmilini savunacaktır.   Parti tüzüğünün genel hükmü;  Vicdan hürriyeti, çalışma özgürlüğü, fikir, kalem ve toplanma hürriyetleri, yürütme gücünü kontrol ve denetleme yetkileri, halk kütlelerinin belediye ve vilâyet idarelerinde kendi işlerini kendileri görme esası partinin özellikle benimsediği ilkelerdir.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 72 ile 75 arası) kitabından birebir alınmıştır. 

     

  • Ağaoğlu Ahmet Bey “Halk Partisi o ana kadar liberalin liberali iken, birden bire devletçi oldu.” 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV -Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Çok ilginç bir tespit. O dönemin ve Ağaoğlu’nun anlayışına göre, baskıcı ve nerede ise tüm ekonomik faaliyetleri elinde tutan CHP liberal oluyor. Tabii ki Serbest Fırka olayından sonra daha devletçi olmuş olabilir.

  • Basına, dışarıda saygınlığımız kalmadı, diyor. 

    “- Uzman Müller’in verdiği rapor bile, Milli Savunma işleri ile demiryollarına fazla para harcandığını ve bilhassa demiryolları inşaatının külfetinin bir nesle yükletilmesinin doğru olmadığını açıklıkla söylüyor.”

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka Nasıl Kuruldu, Nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır. 

  • 11 Ağustos 1930 tarihli gazeteler Ali Fethi Bey’in Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben yazılmış olan şu mektubunu yayınlar;

    “… Parti (CHP) üyelerinin kendi hükümetlerini tenkit etmekten çekinmeleri sebebiyle Millet Meclisi’nde serbest tartışma azalmış ve hükûmet gayri mesul (sorumsuz) denecek bir halde kalmıştır. … Zatı Devletleri Reisicumhur olduktan başka, şimdiye kadar mensup bulunduğum CHP’nin de genel başkanı olmalarından dolayı işbu arzum, nazarı devletlerinde, ne yolda anlayışa mazhar buyrulacağını bilmek gereğini hissediyorum. Cevabı Devletlerini bekler ve en derin kalbi muhabbetimle beraber hürmet ve tazimlerimi sunarım, Efendim!   Fethi” 

    12 Ağustos 1930’da Gazi’nin mektubu;

    “- … Laik cumhuriyet esası dâhilinde partinizin her cins siyasi faaliyet ve cereyanlarının bir engele uğramayacağına emniyet edebilirsiniz, efendim!   Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal” 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka nasıl Kuruldu, nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 67 ile 70 arası) kitabından birebir alınmıştır. 

  • Gazi, Ağaoğlu Ahmet Bey’e hitaben;

    “-Profesör bey, sen ne dersin?” 

    “-Bu biraz fazla yapaydır!” 

    “-Ne demek istiyorsun?”

    “-Arz etmek istiyorum ki, Zatı Devletinizin durumu açık değildir. Eski parti olduğu gibi kalıyor, onun başında İsmet Paşa, devletin bütün güçlerine, cihazlarına, araçlarına hâkim kalıyor, bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Zatı Devletleri de uluslararası şöhret ve prestijinizle yine o partinin başında kalıyorsunuz. Buna karşılık her türlü araçtan mahrum Fethi Bey çıkıyor, kim gider onun yanına?”  

    “-Sen gidersin!” 

    “-Ben gitmem! Sizden ayrılmam!”  

    “-Neden ayrılamazsın? Bana bitişik misin?”

    “-Etinize kemiğinize bitişik değilim fakat ifade ettiğiniz manaya bitişiğim!”     

    “-Bana senin, kışkırtıcı adam olduğunu söylerlerdi, ben inanmazdım. Gerçekten sen kışkırtıcısın!” …

    “-Paşa’m amacım size karşı daima düşündüklerimi olduğu gibi söylemektir. Fakat bu da sizi sinirlendiriyor. Şimdi ben ne yapayım?”   

      “-Sinirlenmeyeceğim düşündüklerini söyle!”  

      “-.. Parti ve Meclis’te bunlara serbest düşünmek, serbest söylenmek ve serbest hareket etmek imkânı verilirse, parti kendi kendine iki kola ayrılır ve bunlar git gide iki parti halini alırdı.”  

    Gazi kahkaha ile gülüyor; “-Bu fikir, Profesör Bey’in başına gelmiş te, kimsenin aklına gelmemişmiş. İsmet Paşa mı bırakmadı?” 

    Ağaoğlu Ahmet Bey İsmet Paşa’ya soruyor; “-Paşa neden bırakmadınız?” 

    “-Ben isterim ki, benim adamlarım belli olsun. On kişi olsun, arkamdan bir tabur gibi gelsin! Siz ne zaman söz istediniz de verilmedi yahut söylemekten men edildiniz?”  

    “-Paşa’m, serbesti (hürriyet) öyle bir şeydir ki sizi kuşatan havadır. O hava kurutulursa, elbette ki kimsede ne söz istemek ne de söylemek hevesi kalır… Biz mebuslar 400 lira aylık alıyorduk ve gayet memnunduk. Neden 500 liraya çıkarılma gereği ortaya çıktı? Neden ömrü boyunca on dakika bakanlık yapan kimseler, velev arkasında on dakika bir devlet hizmeti bulunan, ayda 150 liraya kadar bir emekli maaşı alsınlar?” 

    (Cumhuriyet’in kıyak emekliliği:) 

    Başbakan İsmet Paşa sinirlenerek; 

    “-Ahmet Bey! Siz hülyaperver (hayalperest) bir idealistsiniz! Hayattan haberiniz yoktur. İnsanlar para istiyorlar! Para!”  

    “-İşte bu hak mefhumu, soluduğumuz havadan kovulmuş ve onun için herkes söz almak ve söz söylemek hakkına sahip ise de, bu hakkı kullanmak cüreti kimsede kalmamıştır.” 

    Gazi Paşa Hazretleri; “-Ben yeni partiye 50-60 ve daha çok mebus temin edeceğim. Şimdiden bile işte size Kütahya Mebusu Nuri’yi (Conker) Genel sekreter olmak üzere veriyorum. Nuri! Kabul ediyorsun değil mi?”  Nuri Bey; “-Emredersiniz!”  diyor.

    Ağaoğlu Ahmet Bey soruyor;

    “-.. Fethi Bey, halen Paris Büyükelçisi bulunuyor.. Yeni partinin liderliğini nasıl yapacak?”

    “-Mebus olacak!”  

    “-Paşa’m nasıl Mebus olacak? Orasını aklım almıyor!”  

    “-Canım nasıl aklın almıyor? Başkası nasıl Mebus oluyorlarsa o da öyle olacak..”  

    “-Paşa’m! Af buyurun, başkalarını siz tavsiye ediyorsunuz, çünkü onlar sizin partinizdendir ve yine sizin partinize ait delegeler onları seçiyorlar.  Şimdi bu delegeler, başka bir parti kurmak için birisini nasıl seçerler?” 

    “-Canım, ne karıştırıyorsun? Seçilecektir diyorum!” 

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka nasıl Kuruldu, nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 58 ile 61 arası) kitabından birebir alınmıştır. 

  • 31 Temmuz 1930 akşamı, Gazi, Ali Fethi (Okyar) Bey ile görüşüyor. Ali Fethi Bey bunu şöyle açıklıyor;

     “-Görüştük, bana, ille ikinci bir parti kurup başına geçeceksin diye ısrar etti. Ben de kabul ettim. Anlaşmamıza göre, kuracağım partinin, Cumhuriyet Halk Partisinden esaslı bir farkı olmayacaktır. Zaten iki partinin de yüksek idare ve gözetimi, kendi elinde olacaktır.  Hulâsa, benim partim, CHP’nin bir cenahı (kanadı) olacaktır. Sağ mı, sol mu onu artık olaylar gösterecektir. Mektuplarla, Gazi, ikinci bir partinin kurulmasını arzu ettiğini ve bu partinin kurulması ve yaşaması için elinden geleni yapacağını alenen açıklayacaktır. Ayrıca, fırkayı kurmak için gereken parayı da veriyor. Hatta daha şimdiden bize, 70-80 mebus ta ayıracaktı.” 8 Ağustos 1930’da Gazi bir gazeteye demeç veriyor; “-Paşa’m size muarızlar (karşıtlar) çıkıyormuş, yeni parti yapılıyormuş, doğru mu?”  “-Tabii doğru!  Yeni partiyi çok doğal kabul ediyorum. Tartışmanın başarılarımızı daha ortaya çıkaracağına eminim.”   “-Peki ama Paşa’m, CHP’nin lideri Gazi Hazretleri’nin durumu ne olacaktır?” “-Ben, yani Gazi, memleketin Reisicumhuruyum! Tabii eski durumum devam edecektir.”   Aynı gün Ali Fethi Bey’in demeci; “-En başta kalem ve fikir hürriyeti programımızda yer alacaktır.”  diyor.  8 Ağustos 1930 akşamı Yalova’daki konutlarında İsmet Paşa’yı da yanına alarak baş başa veren Gazi Paşa ile Ali fethi Bey, birbirlerine yazmayı kararlaştırdıkları mektupları hazırladıktan sonra …   Yeni partinin ismi aslında birkaç gün önce bizzat Gazi Paşa tarafından, Halk Partisine göre liberal olması düşüncesi ile Serbest diye tespit edilmiş bulunuyordu.    Gazi Paşa ilk hamlede Ali Fethi Bey’e en güçlü yardımcı olarak Kars Mebusu Ağaoğlu Ahmet Beyi ve partiye ayrı bir güç vermesi için de en yakın arkadaşı Nuri Conker (Mustafa Kemal’in en yakını, Kütahya Mebusu) ile kız kardeşi Makbule Hanım’ı seçmişti.

    Alıntı: Siyasi Dargınlıklar (Serbest Fırka nasıl Kuruldu, nasıl Kapatıldı?) IV – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 52 ile 56 arası) kitabından birebir alınmıştır.