Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “İlerici – tutucu ayrımını yeniden yapmak, ilerlemek için zorunludur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yerel olana tutunmak, bir aşağılık kompleksi belirtisi oluyor.  Yerellik, benliğini, yabancı gözüyle bulmaya çalışmak oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Toygar’ın Tarla adlı şiirinden;

    Emmim kızı Ayşa 

    Tarlada gebe kaldı Ali’den  

    Bizim sarı inek

    tarlada buzağıladı sarı tosunu

    Demem köylü Mehmet 

    Ahmed’i tarlada serdi yere 

    Hamdüsenamız 

    Tarladan yükseldi Mevla’ya 

    Ve tarladan bastık küfürü 

    Kör feleğe”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1940 Yıllarından beri, saz şairi ile halk türküsünü, Türkiye’nin temel kültürü yapmak için çaba vermiş olanlar, bir Abidin Dino, iki  Pertev Naili Boratav, üç İlhan Başgöz, dört Bedri Rahmi Eyüboğlu, beş Sabahattin Eyüboğlu,. Bunların ilk üçü Türkiye’yi terk etti, son ikisi ise eş olarak yabancıları seçti. Yabancı eş ile yaşayanlar da yurtdışında yaşamayı seçmiş sayılabiliyor. 

    Türkiye’de saz şairi, halk türküsü, yazma, ibrik ve kilimi bir tapınma düzeyine çıkaranlar… Tümü de yurt dışında yaşamayı seçmiş oluyorlar.  Bu bir sapmadır.  Bilim sapmalar üzerinde düşünerek gelişiyor.

    Tezi yazıyorum: Yerellik her zaman bir savunmadır.

    Tezin uzantısını yazıyorum: Yerellik Türk gericiliğinin malı değil ne yazık! Türk ilericiliğinin hastalığıdır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Çalışmalarımda ortaya çıkarmaya çabaladığım temel çizgi etrafında kalan Türk aydını, uzun süre ya TKP (Türkiye Komünist Partisi) üyesi ya da sempatizanıdır. Hiç olmazsa karşıtı değil.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şiddet ve ideoloji bir tahterevallidir; İdeolojinin tek başına yükselmekte göründüğü zaman, şiddet aşağıdadır, şiddet ideolojiyi yüksek tutandır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995): Sabiha Sertel Resimli Ay Dergisi’nde bir Amerikan dergisinden alıntı yapıp “Liderin Psikolojisi” adlı yazıyı yayınlıyor. Bu bilimsel yazıyı çevirerek yayınlayan Sabiha Sertel’e 20 yıl hapis cezası isteniyor.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aydın için ahlak eylemdir. 

    Teorik içerik kazanmış aydın için eylem, din’dir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peyami Safa; Septik (Şüpheci) olmayan bir zekâ düşünülemez. Zekâ için, inanmak ölümdür.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 678) kitabından birebir alınmıştır.

  • “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar İddianamesinde yer verilen ve MHP Genel Merkezi’nde ele geçirilen, on sayfalık ve daktilo ile yazılmış «Eğitim Sekreterliğinin Talepleri» başlıklı dokümandan on birinci madde aktarmaya değiyor. Aktarıyorum:

    “11 – Yine aynı gazetelere, meselâ Demokrat’a, ’Faşistler x şehrinde ilericileri sokağa çıkarmıyorlar.’ ‘Faşistler Y mevkiinde ilericilere baskı yapıyorlar”, Aydınlık’a ‘Faşistler Devrimcileri x yerinden göçe zorluyorlar’ başlıklı ve bu mealde haberler göndermeli ve bu gönderilen haberlerin kaynakları da bir kişi (teşkilât başkanı veya görevli kişi) tarafından bilinmeli”. Sf. 503

    Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 503) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dil, büyük bir soyutlamadır; Zengin. Dejenerasyon dili daraltmakla bir arada gidiyor. Bir toplumun bilimsel ve teorik zenginliği, dilinin zenginliği, cümle kuruluşunun gelişmişliği ve sözcüklerinin çok anlamlılığıyla paralel oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 525) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1937 Yılında TKP likidite (sıvılaştırılma) ediliyor. … resmen ilan edilmemiş, harici büromuz kanalıyla Merkez gurubumuza bildirilmiştir.   Nazım, likidite olan ve CHP içinde erime eğiliminde olan TKP’ye rağmen bir gurup komünist buna uymayıp Nazım Hikmet’i Genel Sekreter (Komünist Partilerin en yetkili kişisi) seçiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ve 1938 Harp Okulu Davası’nda Nazım’ın kafası kopartılıyor. Nazım 13.06.1938’de cezaevine konuluyor.

     

  • “Falih Rıfkı Atay, Yön dergisinde, yıl 1965, sayı 110; “Ben yere kapanarak Atatürk’ün ayağını öpen tek adam hatırlarım; Yahya Kemal.” diyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 657) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Beyatlı bundan sonra şiir yazamadı, tükendi. Çok yazık!

  • “Bektaşilikte “Ben ve Tanrı’dan başka bir şey yok” düşüncesi hâkim.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 632) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Afet’e (İnan) anlatıyor; Mustafa Kemal Müfit’le (Kırşehir Mebusu Müfit Özdeş) Şam’da çarşıda gezerken, bir tüccar (Çorum Mebusu Dr. Mustafa Cantekin) dükkânında onunla tanışıyor. Ve bu Mustafa evinde Dr. Mahmut ve Lütfü ile birlikte “O gece orada inkılâp yolunda çalışmak üzere bir cemiyet kurulmuş ve buna “Vatan ve Hürriyet” adı verilmişti.” diyor. Yıl Ekim 1906.  Daha sonra Mustafa Kemal Şam’dan firar edip Selanik’e geliyor orada da Hürriyet Fırkasını kuruyor ama sonra bu iki cemiyet İttihat ve Terakki’ye katılıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 623 ile 625 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’nin köprü olduğu tezi yalnızca köy camilerinin avlularında ciddiye alınabilecek bir düşünce olarak kalıyor. .. Köprü en çok köylü için önemlidir.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tanzimat döneminde Başbakanlığa Dışişlerinden gidilmesi Birleşik Krallığı hatırlatıyor. 

    Londra’da Dışişleri Bakanlığı’na Başbakanlığın staj yeri olarak bakmak mümkün.   

    Tanzimat Türkiye’si ile gücünün doruğunda İngiltere birbirinin aynıdır, birisi dişi diğeri erkek.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fetişler, kendilerini yaratan insanları eziyorlar.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 443) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Harp Okulu davasını yazan Abdülkadir; “Tek bir üst’e karşı gelinmemiştir. İki kişi bile bir olup istemezük denmemişti, bir tek el tüfengin kabzasına sarılmamıştı. Ama gene de ayaklanma vardı! Kitaplar okunuyordu okulda …. Günlük gazetenin bile gizli gizli okunduğu, Ulus Gazetesi’nin korka korka sokulduğu bir okuldu burası.”   

    Kemal Tahir Benerci soyadı ile anılıyor.   Kemal Tahir, Kardeşi Deniz Üsteğmen Nuri Tahir, Harp Okulu davasında ceza alıyorlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 683) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yıl 1938, Avrupa kaynıyor, savaş ve Bolşevizm tehlikesi kapıda. Türkiye Cumhuriyeti işi sıkı tutuyor ve Ordu’yu temizliyor. Bu arada işin içine Nazım da katılıyor.”

    (Nazım ve arkadaşlarının yargılandığı Divan-ı Harp’ten bir anekdot;)  

    “Harp Okulu öğrencisi Şadi Alkılıç İstanbul’a bir telgraf çekmiş; “anama nasıl bağlıysam Hikmet’e de öyle bağlıyım.” diye. Şadi tabii ki Divan-ı Harpte. Sonunda hem öğrenci hem de evli olduğunu, eşinin adının Hikmet olduğunu ve annesi ile eşinin geçinemediğini, bu telgrafı da bu anlamda çektiğini itiraf ediyor. Çünkü öğrencinin evlenmesi yasak.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 649 ile 651 arası) kitabından birebir alınmıştır.