Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Memelilerde leptinin temel görevi metabolizmayı kontrol etmektir. Çoğumuz bu görevin tiroide ait olduğunu sanırız fakat işin aslı şu ki metabolizma hızını ayarlayan tiroidi de leptin hormonu kontrol etmektedir. Leptin bütün enerji kaynaklarına hâkimdir. Acıkıp acıkmayacağımıza, yağ yakılması veya yağ depolanması gerektiğine leptin karar verir. Leptin enflamasyonun yanı sıra sinir sistemimizdeki sempatik ve parasempatik uyarılma arasındaki dengeyi de idare eder. Adrenaller ve cinsiyet hormonları da buna dâhil olmak üzere hormonal sisteminizde herhangi bir aksaklık varsa, bu aksaklığı leptin seviyenizi normal düzeye getirmeden düzeltmenizin imkânı yoktur.” Sf. 236

    2004 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre leptin seviyesi yüzde 20 oranında düşen bir insan, açlık hissinde ve iştahında yüzde 24’lük bir artış hissediyor. Bu da söz konusu kişilerin özellikle şeker, tuzlu atıştırmalık ve nişasta içerikli yiyecekler gibi yüksek kalorili, yüksek karbonhidratlı gıdalara yönelmelerine neden oluyor. Peki, leptin seviyesini düşüren şey nedir? Uyku eksikliği… Sadece uyku üzerine yapılan araştırmalar bile bize leptine dair çok şey anlattı. Böylece hormonlarımızın düzenlenmesinde uykunun önemini de görmüş olduk. Sf. 237

    Gezegendeki hiçbir gıda takviyesi leptin seviyenizi dengeleyemez. Dengeyi sağlamanın tek yolu, doğru beslenmeye ek olarak bir uyku düzeni oluşturmaktır. Sf. 238

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 236 ile 238 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Egzersizin beyinde yeni nöronların üretilmesini sağladığı kanıtlanmıştır. Fakat esas mucize, egzersizin beyinde yeni ağların oluşmasına da katkıda bulunduğu gerçeğidir. Beyin hücreleri üretebiliyor olmak önemlidir ama onları ahenk içinde işleyecekleri bir sistem haline getirebilmek çok daha önemlidir. Sadece yeni beyin hücreleri üreterek “daha zeki” olamayız. Bu hücreleri mevcut sinir ağının içinde kullanıma sokmamız gerekir yoksa boşlukta amaçsızca dolaşır ve sonunda ölürler. Bunu yapmanın yollarından biri de yeni bir şeyler öğrenmektir. 2007 yılında fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, hayvanlar bir su labirentini çözmeyi öğrendikçe yeni nöronların aktif hale geldiği gözlenmiştir. Sf. 223,224

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 223, 224) kitabından birebir alınmıştır.

  • En son araştırmalara göre beynimizin kocaman oluşunu düşünme ve koşma ihtiyacımıza borçluyuz. Sf. 220

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sadece hareket etmek beyniniz için herhangi bir bulmacadan, matematik denkleminden, macera kitabından; hatta düşünmekten daha yararlıdır.

    Egzersiz yapmak bütün vücuda, özellikle de beyne pek çok fayda sağlar. Epigenetik dünyasında egzersiz çok önemli bir yere sahiptir. Basitçe açıklamak gerekirse, egzersiz yaptığınız zaman kelimenin tam anlamıyla “bütün” genetik yapınıza egzersiz yaptırmış olursunuz. Aerobik egzersizler sadece ömrü uzatmakla kalmaz, beynin “büyüme hormonu” olan BDNF’yi kodlayan genleri de harekete geçirir. Aerobik egzersizlerin yaşlılarda hafıza gerilemesini tersine çevirdiği ve beynin hafıza merkezinde yeni beyin hücrelerinin oluşumunu artırdığı gözlenmiştir. Sf. 217

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • Merkezî sinir sistemimizin her noktasında D vitamini reseptörleri bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca D vitamini hem beyindeki nörotransmiter üretmeye ve sinirlerin büyümesini sağlamaya yarayan enzimleri hem de beyin-omurilik sıvısını dengelemektedir. Sf. 214

    Birçok araştırmada D vitamini eksikliğiyle Parkinson hastalığı riski ve multipl sklerozun (MS hastalığı) nüksetmesi arasında bir bağlantı olduğu kanısına varılmıştır (ayrıca kanda bulunan D vitamini miktarındaki her 5 ng/mL artışa karşılık MS hastalığının nüksetme ihtimali yüzde 16 oranında azalmaktadır).  Sf. 215

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 214, 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Günlük kalori alımını azaltma fikri birçok insanın hoşuna gitmez ama bu beyin sağlığı ve genel sağlık açısından son derece olumlu bir adımdır. Oruç yoluyla bunu gerçekleştirebilmek daha kolaydır. Burada yirmi dört veya yetmiş iki saatlik sürelerle tutularak belirli aralıklarla bozulan ve yıl boyunca tekrarlanan bir oruçtan bahsediyorum. Sf. 205, 206

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 205, 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aynı şekilde bir grup İtalyan araştırmacı tarafından yapılan çalışmada da çölyak hastalığının majör depresyon riskini yüzde 270 gibi şok edici bir oranda artırdığı tespit edilmiştir.

    Bugün gluten hassasiyeti olan bireylerin yüzde 52’sinde depresyon görülmektedir. Gluten hassasiyeti olan ergenlerde de depresyon görülme oranı yüksektir. Özellikle de çölyak hastası olan ergenlerin depresyona girme riski yüzde 31 oranında daha yüksektir (sağlıklı ergenlerin yalnızca yüzde 7’si bu riskle karşı karşıyadır) Sf. 185

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben de muayenehanemde bu duruma bizzat tanık oldum. Depresyonun bu ilaçların kullanımına bağlı olarak mı, yoksa düşük kolesterol seviyelerinin bir sonucu olarak mı geliştiği henüz netlik kazanmadı. Ancak ben ikinci sebebin daha olası olduğunu düşünüyorum. Sf. 183

    2008 yılında Journal of Clinical Psychiatry dergisinde “düşük kolesterol ve intihar eğilimi arasında bir ilişkinin olabileceği” bilgisine yer verilmiştir. Sf. 183

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • Araştırmacılar haftada en az iki kez balık tüketmenin Alzheimer hastalığıyla karşılaşma riskini yarı yarıya azalttığını da tespit ettiler. Sf. 158

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zerdeçal baharatının ana etken maddesi olan kurkumin, günümüzde çok sayıda bilimsel araştırmaya konu olmakta ve beyinle ilişkisi özellikle dikkat çekmektedir. Sf. 157

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kalori kısıtlaması, çeşitli metabolik yolları aktif hale getirerek sadece beynin korunmasını değil, yeni nöron ağlarının oluşturulmasını da sağlar. Aynı metabolik yollar, keton adı verilen özel yağların tüketilmesiyle de aktif hale getirilebilir. Beyinde enerji kullanımı için açık ara en önemli yağ, beta-hidroksi bütirattır (bu benzersiz yağdan bir sonraki bölümde detaylı olarak bahsedeceğim). Bu nedenle ketojenik beslenme 1920’lerden beri epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Parkinson hastalığı, Alzheimer, ALS ve hatta otizm tedavisinde de güçlü bir seçenek olarak görülmektedir. 2005 yılında yapılan bir çalışmada sadece 28 günlük bir ketojenik diyet uygulamasının sonucunda Parkinson hastalarının semptomlarında ilaçlarla ve hatta beyin ameliyatıyla boy ölçüşebilecek iyileşmeler tespit edilmiştir. Ketojenik yağ tüketiminin (örneğin orta zincirli trigliseritler, diğer adıyla MCT yağı) Alzheimer hastalarının bilişsel fonksiyonlarında gözle görülür bir düzelme sağladığı tespit edilmiştir. Orta zincirli trigliseritlerin elde edildiği Hindistan cevizi yağı, beta-hidroksi bütirat için önem taşıyan bir öncül molekül açısından zengin bir kaynaktır ve Alzheimer hastalığının tedavisine yardımcı olur. Sf. 154, 155

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 154,155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Günlük kalori tüketimi en düşük olan bireylerin Alzheimer ve Parkinson hastalığı risklerinin de en düşük seviyede olduğunu göstermektedir. Sf. 151

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha açık bir şekilde ifade edecek olursam, aerobik egzersiz yapmak BDNF üretimini artırır, yaşlılarda görülen hafıza çöküşünü önler ve beynin hafıza merkezindeki yeni beyin hücrelerinin üretimini tetikler. Sf.150

    Bundan milyonlarca yıl önce pek çok hayvandan daha hızlı koşmayı başararak onlardan kaçtık ve hayatta kaldık. Şu anda zeki insanlar oluşumuzu da büyük ölçüde buna borçluyuz. Beynimizin, işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi, zamana ve yaşlanmanın yıpratıcı etkilerine karşı korunabilmesi için hâlâ düzenli fiziksel aktiviteye ihtiyacı vardır. Sf. 150

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 150) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim insanları nörogenesisi, çeşitli hayvan türlerinde uzun yıllar önce kanıtladı. Fakat insanlarda nörogenesisin varlığını ortaya koymak için yapılan çalışmalar ancak 1990’lı yıllarda başladı. 1998 yılında Nature Medicine dergisinde yayınlanan, İsveçli Nörolog Peter Eriksson imzalı raporda, beynimizde kendini sürekli yenileme özelliğiyle nöronlardan ayrılan kök hücrelerin bulunduğu iddia ediliyordu. Eriksson kesinlikle haklıydı: Hepimiz beyin “kök hücre terapisinden” hayatımızın her saniyesinde faydalanıyoruz. Sf.148

    Bu süreç pek çoğunuzun tahmin edebileceği gibi DNA tarafından kontrol edilir. “Beyin kökenli nörotrofik faktör” ya da BDNF (brain- derived neurotrophic factor) adı verilen proteinin üretim kodunu taşıyan gen, on birinci kromozomda bulunmaktadır. BDNF yeni nöronların üretilmesinde kilit rol oynamaktadır. Nörogenesisteki rolünün dışında mevcut nöronları koruma rolünü de üstlenmektedir. Sf. 149

    Artık DNA’mızın BDNF üretimini etkileyen etkenlerin neler olduğunu gayet iyi biliyoruz ve ne şanslıyız ki bu etkenlerin çoğu doğrudan bizim kontrolümüzde. BDNF üretimini başlatan gen, yaşam tarzında yapılacak çeşitli değişikliklerle aktif hale getirilebilir. Bunlar arasında egzersiz, kalori kısıtlaması, ketojenik diyet uygulamaları ve zerdeçal ve omega-3 yağ asidi (DHA) takviyelerinin alınması sayılabilir. Sf. 149

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kişi hem şeker hastası hem de hareketsizse sadece beyninde değil, diğer doku ve organlarında da tahribat meydana gelmesi kaçınılmazdır. Dahası beyin dejenerasyonu başladığında ve beyin fiziksel olarak da küçüldüğünde normal fonksiyonlarını yerine getiremez hale gelir. Bu da beynin iştah ve kilo kontrol merkezlerinin görevlerini yapamayarak ya da yanlış yaparak bu kısır döngüyü daha da kuvvetlendirmesine neden olacaktır. Sf. 137

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birçok şeker hastasının beyni besleyen damarlarında ciddi hasarlar oluşur ve bu kişiler Alzheimer hastası olmasalar da beyindeki beslenme eksikliğinden dolayı bunama sorunuyla karşılaşabilirler. Sf. 129

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nedenle kan şekerini en hızlı yükselten karbonhidratlar, en şişmanlatıcı olanlardır. Aralarında rafine unla yapılan her türlü hamur işinin (ekmekler, tahıl gevrekleri, makarnalar); pirinç, patates ve mısır gibi nişastalı besinlerin; meşrubat, bira ve meyve suyu gibi sıvı karbonhidratların da bulunduğu bu ürünler çok hızlı sindirilir. Kanı âdeta şeker yağmuruna tutarak insülin salgılanmasına neden olurlar, sonrasında da fazla kaloriler vücutta yağ olarak depolanır. Sf. 120, 121

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 120, 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fruktoz karaciğerin sorumluluğundadır, karbonhidratlarda ve nişastalı ürünlerde bulunan glikozsa vücuttaki bütün hücreler tarafından işlenir. Yani aynı anda hem glikoz hem de fruktoz tükettiğinizde karaciğeriniz aynı miktarda kaloriyi glikozdan aldığı zamankinden daha fazla çalışacaktır. Sf. 118

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 118) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrim boyunca, atalarımız şekere sadece iki yoldan ulaşabiliyordu: yılın sadece birkaç ayı bulabildikleri meyvelerden ve arıların koruması altındaki baldan. Ama son yıllarda şeker neredeyse tüm işlenmiş gıdalara ekleniyor ve tüketicinin seçenekleri sınırlı. Doğada şekere erişmek çok zordur ama insanoğlu bunu kolaylaştırdı. Sf. 117

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer sağlıklı bir testosteron düzeyine sahip değilseniz (bu hem kadınlar hem de erkekler için geçerli) renkli ve hareketli bir seks hayatınızın olması imkânsızdır. Testosteronu üreten kim? Kolesterol. Peki, milyonlarca Amerikalı bugün ne yapıyor? Statin içeren ilaçlar ve yağsız diyetle kolesterol düzeylerini düşürüyor. Bu sırada libidoları ve cinsel güçleri de düşüyor. Günümüzde bir cinsel işlev bozukluğu salgınının olması ve cinsel gücü artıran ilaçlara olan talebin artması hiç de şaşırtıcı değil. Bu durumun testosteron takviyesiyle tedavi edilmesi de tam bir ironidir. Sf. 115

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.