Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (29 Ekim 1921 tarihli gizli celsede ordunun durumu, asker firarları ve İngilizlerden silah alımı görüşülüyor:)

    Refet Paşa (İzmir) (Milli Müdafaa Vekili); “.. Sakarya Harbinde de hiç olmazsa otuz bin kişi firar etti ve Refet Paşa otuz bin tüfeği buldu, yerine koydu. Oradan aldı, buradan aldı, İngilizlere başvurdu, casusluk etti ve ordu tekrar savaşa hazır hale geldi. Arkadaşlar bir kaputun üç sene ömrü var biz altı ayda bir kaput veriyoruz yine yetişmiyor. Çünkü alan kaçıyor. Ne istiyorsunuz? Bir milyon asker giydirmek mi? Yarın akşam cevabını vereceğim. Şimdi makine (telgraf makinesi) başında İstanbul’da tam yetkili, haysiyetli, şahsiyeti bilinen kişilere başvurarak bir milyon insanı giydirmeye yetecek kumaşı gönderiniz deriz. Bir hafta sonra bu kumaşlar İnebolu’dadır. .. ülke dâhilinde bulmak mümkündür ama para gerekir. .. Bu namütenahi (sınırsız) cephaneler nereden çıkıyor. Birde onu sormaz mısınız? .. Bir tek top mermisi bugün yirmi liradır. Biz Sakarya Muharebesinde 140.000 mermi harcadık… Sayısız cephane yaktık…”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 397, 398) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKALIN NOTU (1994): Milletvekili 200, memur 100 lira maaş alıyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): Mustafa Kemal İsyanının finansman kaynağı çok önemlidir. Bu konuda çok az bilgi var. Refet Paşa’nın İngilizlerden silah aldım dediği doğrudur. İstanbul’da telgrafla malzeme isterim dediği tam yetkili ve haysiyetli adam veya adamlar kimlerdir? İngilizler olabilir mi? Osmanlı Devleti yöneticileri de olabilir.

  • (16 Ekim 1921 tarihli gizli celsede Fransa ile yapılacak anlaşma görüşülüyor:)

    Ali Şükrü Bey (Trabzon): “…Efendiler, bugün Yemen’de İmam Yahya elan (halen) size olan bağlılığını koruyor. Bizim sancağımız korunuyor bizim ordumuz var yine bizim memurlarımız orada icrayı hükmediyor.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.

  • (5 Ekim 1921 tarihinde Koçgiri ve Ümraniye ile Karadeniz’deki Rum tehciri görüşülüyor:)

    Vehbi Efendi (Konya); “Hükümetçe tedibi (terbiye edilmesi) gereken on dört köy yerine yetmiş-seksen köy mahıv ve perişan olmuş.”

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); (1) “.. Nurettin Paşa Rum tehciri (zorunlu göçürmesi) sırasında Samsun’un içinde bunlar için gayrimesul (sorumsuz) çeteler yapılıyordu. Bunun üzerine Rumlar dağlara çıktılar. .. bu Rumlar Müslüman köylerini bastılar. .. Onun yapabileceği iş tehcir yapmak, namus sahiplerini lekelemek ve Büyük Millet Meclisi’nin tarihi şanını ortadan kaldırmak…. Demek ki bu adam Büyük Millet Meclisinin üstündedir ve kendisi orada bir aile Hükümeti oluşturmuştur. Damadı Erkân-ı Harp Reisi (Kurmay Başkanı), bir kardeşi Tokat Mutasarrıfı. Meclis-i Ali (yüce Meclis) bu adamı derhal görevinden atmalıdır.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 272 ile 287 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1994): Aynı günkü celsede Sakallı Nurettin Paşa’nın Samsun ve civarında yaptıkları eşkıyalık konusunda Lazistan Mebusu Ziya Hurşit ve Osman Bey’in Dâhiliye Vekâletine yönelik soru önergesi görüşülüyor. Osman Bey ve Ziya Hurşit’in anlattıklarına göre Samsun’da Rumların kadın ve çocukları tehcire tabi tutulmuş, bunun üzerine erkeklerin eşkıyalıkları artmış. Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa’nın çok kötü idaresinden keyfi ve despot idaresinden bu Lazistan mebusları da şikâyetçiler.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): Bütün bu şikâyetlerden sonra Dâhiliye Vekili Fethi (Okyar) Bey Nurettin Paşa’nın görevden alınması gerektiğini kabul ediyor. Mustafa Kemal Başkumandan olarak Nurettin Paşa’nın görevden alınmasına gerek olmadığını söylüyor. Sadece Karahisarısahip Mebusu Şükrü Bey Başkumandan’a karşı çıkıyor. Bu Şükrü Bey ve Lazistan Mebusu Ziya Hurşit Bey İzmir suikastı davasında asılıyorlar.

  • (4 Ekim 1921 tarihli gizli celsede Koçgiri ve Ümraniye olayları görüşüldü:)

    Emin Bey (Erzincan); .. Ümraniye meselesi şu şekilde olmuştur. Karacaören Nahiyesinde eskiden beri bilinen on sekiz ile yirmi kişi, eşkıyalık ettiklerinden birkaç kez mahkûm olmuşlardı. .. Alişir adındaki habis (kötü huylu) adam bu eşkıyalığa bir siyasi renk vererek … bundan yararlanmak için kalemi ile ortaya çıkmıştır. Sivas Vilâyeti Jandarma Taburu komutanı İzzet beyi yeterli kuvvetle göndermiştir. İzzet Bey kurt postuna fevkalade ihtiyacı olduğu için olayı takip etmekten çok kurt postu toplamakla meşgul olmuştur. .. Bu eşkıyalar 3-5 jandarmanın silahını almış…. bu durum eşkıyayı şımartmıştır. Bir takım çapulcu adamların da bunlara katılmasını sağlamıştır. (Şubat 1921 sıraları) Zara Kaymakamı ile Tortum Kaymakamı Şakir Bey, .. Ümraniye Nâhiye Müdürü Haydar Bey’in konağına gitmişler. Akşam keyfi sırasında Şakir Bey elini cebine sokup bir kâğıt çıkarmış ve demiştir ki “Sizin idam fermanınız benim elimdedir!” Bu sırada Konakta misafir olan Dersimliler de bunu duyuyorlar.İşte sizin idam fermanınız, sizi Ermenilere benzetip ve sizi tamamıyla imha ederim. İstemezsem size bir şey olmaz” .. Bunu söylemesiyle Kürtlerin ekserisinde tabii bir galeyan başlamış. Ve Ümraniye’ye bir saat uzaklıktaki Hacer köyünde asker ile Kürtler arasında münazaat (ağız dalaşı) yaparlar. Asker sevk edilir burada genel bir sorun olur. Halis Bey burada şehit olur. Kürtlerden de askerden de ölen olur. Sivas Valisi Cemal Bey Temyiz mahkemesi Üyesi Şefik Bey’i nasihat ve Nurettin Paşa’ya verilen İdam Fermanı meselesini tahkik için gönderiyor. Şefik Bey Hükümetin teklifini söyler; Ümraniye yani Koçgiri aşiretinin silahların ve asker kaçaklarının hükümete teslimini söyler. Peki derler. Parayı makbuz almadan Şefik Bey’e teslim ederler. O sırada Cemal Bey meseleyi Cemal Paşa’ya söylüyor ve diyor ki: “Mesele bitmiştir, bir askerin yapacağı iş kalmamıştır. Nurettin Paşa ise Milli Savunma Bakanlığına yazıyor. Nurettin Paşa, ben bunları çember içine aldıktan sonra Hükümetin teklifini daha şiddetle alacağım diyerek, .. Tuttuğunu öldürmeye, ırzlara geçmeye, namuslara tecavüz etmeye kalkıyor. Bu suretle beş milyon on sekiz liralık servet mahvolmuştur. Ben ispata hazırım. Otuz bin mevaşiyi (davarları) Osman Paşa götürmüştür. Refahiye’de bir arkadaşım vardır Türk,  servetine tamah edilerek, karısı zorla alınmış ve sen Alevisin denilerek herifin malı ve evi yağma edildikten sonra öldürülmüştür. Efendiler, dünyanın neresinde böyle bir hareket görülmüştür ki: babasını bir evladının elinde bir ip diğer evladının elinde bir ip olarak çektirilerek tam altı saat süresince bu şekilde feciane öldürülmüştür. Rica ederim efendi sen bu durum karşısında asi olmaz mısın? Eğer asilik varsa ve bu ise işte Ümraniye olayı… .. Nurettin Paşa’nın emri ile buraya gelen sorumsuz Osman Ağa (Laz Topal Osman) kuvvetleridir. .. Sonra Efendiler diyeceksiniz ki Dersim buna ne şekilde katılmıştır? Bunu da söyleyeyim. Abdülkadir isminde bir Valinin yok yere sorunlar üretmesi.. .. Kürdistan adına gelen gazeteleri doğrudan doğruya Dersim’e dağıttırmış ve o gazetelerde “Kürtleri de Ermenilere benzeteceklerdir” diye yazılmıştır. Maalesef bu adam hala Tortum Kaymakamı olarak terfian gönderilmiştir.” 

    Hacı Ahmed Efendi (Muş); “Hakikaten buraya gelirken uğradığım bazı yerlerde bizi de Ermeniler gibi kesecekler diyerek dalgalanan bu havadis Dersim’e kadar gitmiştir.”

    Emin Bey (Erzincan) (Devamla): “Ve Ümraniye’de olan ve terbiye etme (Tedibat) denilen bu şeyin Afrika barbarlarının bile kabul edemeyeceği derecede olduğunu görünce Dersimliler korkmuşlardır. İşte örneği budur demişlerdir. Bu facia Ermenilere bile yapılmamıştır.” ..

    Hayri Bey (Dersim); “Gerçekten bu fecâyi Ermenilere bile yapılmamıştır.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 266 ile 270 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU(1994): Bu görüşmelerin devamı yok. Zabıtlar yok!

  • (3 Ekim 1921 tarihli gizli celsede jandarma, Koçgiri ve Ümraniye olayları görüşüldü:)

    Emin Bey (Erzincan); “.. Ben Koçgiri olaylarını tamamıyla takip etmiş bir arkadaşınızım. Orada öyle bir mezalim icra edilmiştir ki tüyleri ürpertir. “.

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “…Böyle mezalim (zulümler) kalmamalı her şey bilinmelidir. .. Aleni (celsenin açık olması) olmasına taraftarım...” (gürültüler).

    Mustafa Durak (Erzurum); ” ..Gizli celse bir memlekette yabancıya karşı siyasette yapılır. Memleketimizde yapılan mezalimi âleme karşı ilan etmeliyiz…. Çünkü efendiler, memlekette yapılan bütün felaket, bütün mezalim, bütün seyyiat bunların milletten saklanmasından doğmaktadır. …”         

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); ” .. Bu zulüm her tarafta işitilmiştir. Avrupa da işitmiş, bütün safahatına (evrelerine) vakıftır. Bütün kudretimizi göstermek üzere aleni yapalım. Meclis vardır…. Burada bir millet olduğunu gösterelim. Burada diktatörlük yoktur.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 248 ile 251 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (11 Ağustos 1921 tarihli gizli celsede Jandarmanın durumu görüşülüyor:)

    İsmail Şükrü Efendi (Karahisar-ı Şarki); “Efendim jandarmalardan ahali (halk kelimesinin çoğulu) nefret etmiştir. … Çünkü jandarmalar şimdiye kadar köylerde birer irtişa (rüşvet) aleti, hırsız ocağı olmaktan başka bir şey değildir. … Bir taraftan bir tarafa bir tarafa bir kumandan naklederken yirmi bin lirayla oynuyor… Jandarma hırsız ocağıdır… ” …

    Mustafa Durak Bey  (Erzurum); ” …. Efendiler hükümet adeta bir hırsız çetesi gibi halkın boğazına sarılmış, her şeyini yağma ediyor, götürüyor, vuruyor, öldürüyor. Soran yok. Rica ederim, bir buçuk yıl içerisinde halkın başına bu kadar kötülük yapılmıştır. .. Acaba kabahatli bir memur yok mudur? Efendiler memlekete yapılan kötülükler Büyük Millet Meclis’i adına yapılıyor. … Koçgiri olayını, Konya olayını bu ve bunun gibi olayları, bütün bunları doğuran gerçek sebep nedir Efendiler? Hepsine İngiliz parası mı gidiyor? Hayır!  Vallahi hepsi idaresizlik (kötü idare) yüzünden oluyor! … Efendiler, zulümle memleket ayakta duramaz. Adaletle memleket kurtulur…. “

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 203 ile 211 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Mustafa Durak Bey de cesur ve vatansever insan.

  • (5 Ağustos 1921 tarihli gizli celse:)

    Emin Bey (Eskişehir); “Memleketi Yunandan, düşmandan kurtarıp ta böyle bir müddet için kendisi diktatör olarak iş yaparsa ben bunda memleket için fayda görürüm. Hatta bendeniz, padişahlıktan yüksek bir makam olsa dahi veririm.” (1)

    Mustafa Bey (Tokat); “Aldandın!”…. 

    Rıza Nur Bey (Sinop); ” …Biz adeta bir padişah seçiyoruz. … Hâlbuki efendiler, tarihi meşruiyetimizi (haklılığımızı) düşünürsek, bu millet kan dökerek, inkılâp yaparak, isyan çıkararak, hukukunu bir padişahın elinden almıştır ve bu kadar kıymetlidir ve o takrirdeki (önergedeki) şey genel takrirler (kararlar) ile takdir edilmiştir. .. Bendeniz Paşa Hazretlerinin bu salahiyeti (yetkiyi) istemesindeki hikmeti bir türlü derk (idrak) ve izah (açıklama) edemiyorum. .. teşrii (yasama, kanun yapma) salahiyete dokunmak doğru değildir. Bendeniz arzu ederdim ki salahiyet ve hukuk-u teşriiyeden (yasama hakkından) hiçbir şey talep edilmesin.”   

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1994): Bu Emin Bey, Eskişehirli toprak ağası, Gün Sazak’ın babasıdır. BAKKAL’IN YORUMU (1994): Rıza Nur’un son konuşmalarının anlaşılamadığı notu var. Tarihi karartmışlar. Başkumandanlık Kanunu 13 red ve 1 çekimsere karşılık 169 kabul oyu ile kabul edilmiş.

  • (4 Ağustos 1921 tarihli gizli celse:)

    Selahattin Bey (Çolak Selahattin) (Mersin); (Mustafa Kemal’in başkumandan değil de başkumandan vekili olmasını uygun buluyor.) “Yani milletin hâkimiyetini, milletin kudretini, milletin kendisinde saklamak istiyorum. O’nun başkumandanlığı altında milletin işini gördürmek istiyorum.

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “ … Ben Başkumandan Vekili Mustafa Kemal Paşa diye bir imza atarsam zannediyorum ki çok kötü bir etki hâsıl edecektir. … Onun için bendeniz vekil sıfatını uygun görmüyorum.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994). Büyük gürültüler çıkıyor. Albay Çolak Selahattin Bey demokrat ve vatansever bir insan. Bu celse tutanaklarının da eksik olduğuna dair Sf. 141’de notlar var. 

  • Hüseyin Avni Bey (Erzurum); Efendiler Paşa hazretlerini (Mustafa Kemal’i) severiz, fakat emrimize uyduğu için severiz, aksi halde parçalarız. (bravo sedaları) O da iftihar etsin.” ..

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara)(Başkumandan); “…Evet, bağlıyız çünkü Hilafet Makamı ve Saltanat herhangi bir şahsın değildir. Doğrudan doğruya bütün İslam âleminin müzaheretiyle beraber Türkiye halkında olan o makam bizimdir. Koruduk ve sonuna kadar koruyacağız.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Kemal Paşa’nın hilafete ve saltanata bağlılığı sorgulanıyor.

  • (31.10.1921 tarihli gizli celsede Başkumandanlık Kanununun süresinin uzatılması görüşüldü:)

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “.. fedakârlığını yaptı ve gösterdi. Bu silahı saklamağa mecburuz. .. Maddi ve manevi gücün bir kişiye verilmesi bir millet için zaaftır.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 423) kitabından birebir alınmıştır.

  • (2 Ağustos 1921 tarihli gizli celsede Gediz-Afyon yenilgisi görüşülüyor:)

    Rıza Nur (Sinop): “… Cephane ve silah temininde bir aciz (çaresizlik) düşünülemez. .. Diğer taraftan da satın almak için kaynak ta vardır. İngiliz karargâhının kumandanının yaverleri, bilmem neleri, bol bol silah satıyorlar .. İşittim ki yüzlerce mitralyöz, binlerce silah satıyorlar.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf.134) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Bir inceleme heyeti Eskişehir’e inceleme için gitmiş, sonuçlar görüşülüyor, Rıza Nur da bu heyette.

  • (23 Temmuz 1921 tarihli gizli celse, Gediz-Afyon yenilgisi ve Meclis’in Kayseri’ye nakli görüşüldü, tutanakların çoğu kayıp olanlar da sansürlenmiş;) (1)

    Fevzi Paşa Bakanlar Kurulu Başkanı; “.. biz Ankara’da bulundukça, ordu daima Ankara’yı göz önüne almak zorundadır. Ordu Ankara’yı göz önüne aldıkça, düşman da manevrasını ona göre yapacaktır. .. Herhalde hükümet merkezinin değiştirilmesi zorundayız. Bunun için Bakanlar Kurulu yaptığı görüşmede Kayseri’yi uygun görmüştür.” …

    Mustafa Durak Bey (Erzurum); “.. diyorum ki ordu kendisine serbest bir program çizsin, biz müdahale etmeyelim. Ordu şehir bekçisi değil, ordu istiklâl (bağımsızlık) bekçisidir. Nerede canı isterse orada harp eder.”  ..   

    Hakkı Hami Bey (Sinop); “.. Hâlâ Hükümet, memurlarımızı emekliye ayırarak onların yerine kendi yâran ve ahbaplarını kayırmakla meşguldür.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 102 ile 116 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1994): Gizli celse tutanaklarını derleyen Mustafa Nuri Ünver’in notu; “1. , 2.  ve 3. celselerden oluşan, 23 Temmuz 1921 tarihli bu toplantının tutanakları o tarihteki tutanak memurları tarafından da belirtildiği üzere, maalesef tam toplanamamış ve kalanlar da bu zamana intikal etmemiş (naklolmamış, ulaşmamış) bulunduğundan, tutanaklar, kısım kısım ve her kısmın baş tarafları çizgilerle ayrılmak suretiyle hepsi bir araya konmuş ve celselerini ayırmak mümkün olamamıştır.” diyor.  Mustafa Kemal Paşa da konuşmasında bazı sahifeler eksik diyor. 

  • “1337 Bütçesi Görüşmeleri. Maliye Bakanı Ahmet Ferit Bey’in izahatı; Gelirler 108 milyon bunun 67,5 milyonu Milli Savunmaya.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 80 ile 85 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994) Hüseyin Avni Bey bu celse aleni olsun diyor, “halktan neyi gizliyoruz?” Diyor.

  • (12 Mayıs 1337 (1921) tarihli gizli celse: Fransa İle Anlaşma. Bekir Sami Bey’in İstifası)

    BAKKAL’IN NOTU (1995): İlk sözü Mustafa Kemal Paşa alıyor; Denebilir ki siyasetimiz müstakil yani bağımsız olmakla birlikte şark siyasetine yani Rusya’ya meyilli bir siyasettir. Bekir Sami Bey’i muhalefetin ağzına atıyor ve Meclis’te tutmayıp yurtdışına gönderelim diyor. Amasya Mebusu ve Çerkez milliyetçisi Bekir Sami Bey konuşmasında; savaş esnasındayız fazla detaya inmeyeceğim diyor. İstifa ediyorum diyor ve eğer sorumluluğumu gerektiren bir şey varsa istiklâl mahkemesine veya nereye isteseniz varım diyor. Vehbi Efendi Bekir Sami Beyi destekler konuşuyor. Sf.76 Celse sonunda Diyarbakır Mebusu Hacı Şükrü Bey’in Ethem Bey meselesinde kusuru olmadığı kararı verildi. Mustafa Kemal adamı töhmet altında bulundurmuştu. Sf. 76

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 73 ile 77 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Nisan 1921 gizli celse, Komünist Partisi üyesi Tokat Mebusu Nazım Bey’in dokunulmazlığının kaldırılması meselesi görüşülüyor:)

    Nazım Bey (Tokat); “Paşa Hazretlerinin bu teşkilattan haberi vardır. .. Yeşil Ordu hepsi mebus olmak üzere 14 kişiden ibarettir. Bir Genel Meclis’e sahiptir, ben de oraya dâhilim. … Hakkı Behiç Bey, Muhittin Baha Bey, Bendeniz, Sırrı Bey, Yunus Nadi Bey, Eyüp Sabri Bey (Eyüp Sabri Kolonyalarının sahibi), İbrahim Süreyya Bey, Raşit Bey (Çerkez Ethem’in ağabeyi), Şeyh Servet Efendi, Hacı Şükrü Bey, … Şimdi bu meselede Hükümetin bilgisinin olmadığına hanginiz kanaat getirirsiniz… Paşa’nın bilgisinin olmadığı nasıl mümkündür ki, ikisi hükümette olan kişiler bu işin içindedirler. Sonra, Paşa’nın (Mustafa Kemal) işi bırakın demesi Paşa’nın bu işe vakıf olduğunun delilidir. … Şimdi ben, İngiliz hayranı olduğum iddiasını göz önüne alırsak, Paşa ile en çok temasta bulunan adamlar, bu on dört kişi, beni aralarına aldılar. Yine Paşa’nın bilgisi ile beni kâtip yaptılar... Burada Yeşilordu teşkilatı olsun da ihtilâl Hükümeti reisi Paşa’nın bilgisi olmasın?”  

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 7 ile 9 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (17 Mart 1921 tarihli celse, Sevr görüşmeleri:)

    BAKKAL’IN NOTU (1994): 17 Mart 1921 tarihli görüşmelerden anlaşılan o ki; Sevr Antlaşmasını Ankara Meclisi’nin gönderdiği heyet de imzalamış veya kabullenmiş. Bu antlaşmayı vahdettin imzalamamış yani onaylanmamış. Bir diplomatik sorun olarak kalmış. 

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 7 ile 9 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (14 Mart 1921 tarihli gizli celse:)

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): Antepliler, Şahin Bey dedikleri sonradan kahraman olarak anılacak olan toprak ağasının öncülüğünde önce Fransızları Antep’e davet etmişler, sonra Fransız ordusundaki Ermeni lejyonerlerden cesaret alan tehcire uğramış olan bazı Ermenilerin Antep’e geri dönüp mallarını sahiplenmelerinden rahatsızlık duyulunca yine Şahin Bey öncülüğünde Antep’i Fransız lejyonerlerinden kurtarmış, geri almışlar, şimdi 14 Mart 1921’de Antep’in tekrar Fransızların eline geçmesi konusu görüşülüyor, Mebuslar, Ankara’nın söz verdiği halde Antep’e gerekli yardımı yapmadığını iddia ediyorlar.

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları I – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.

  • (22.1.1921 tarihli gizli celse:)

    Fevzi Paşa Müdafai Milliye Vekili (Milli Savunma Bakanı) (Kozan): “ .. Halen yedi sekiz yüz bin kadar Hıristiyan vardır… Meşrutiyetten sonra (1908) askerlik seyyanen (tamamen) bütün halka bir yükümlülük olarak vazedilmişti (emredilmişti, yasalaşmıştı) ve Hıristiyanlar da askere alınmıştı. Balkan Savaşlarında bunlar silahlı olarak askere alınmışlardı. Mahzur (sakınca) görüldüğü için Harbi Umumi’de (Genel savaşta, 1. Dünya Savaşında) hemen silahsız hidematta (görevde) kullanıldılar.”

     Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları I – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 320, 321) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Hıristiyanlardan, askerlik hizmeti yerine, Bedel-i Nakdi, yani Kan Parası alınması 22.01.1921 günü kararlaştırıldı.

  • (8 Ocak 1921 tarihli gizli celse:)

    Hasan Fehmi Bey (Gümüşhane); “..426.225 lira Büyük Millet Meclisi üyeliği sıfatını kazanmış olan kişilerin tahsisatı (ödeneği). Sekiz İstiklâl Mahkemesine 84.000 lira konulmuştur.”

    Sırrı Bey (İzmit); ” .. Padişah bile o yetkiye sahip değil ve biz Padişahın bile sahip olmadığı yetkiyi bir millet adına kendisini yetkili kıldığımız bir heyete verdik.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları I – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 312) kitabından birebir alınmıştır.

                                                                       

  • (18 Nisan 1921 günü Erzurum’da çıkan Albayrak gazetesindeki yayınlar hakkında gizli celse görüşmeleri:)

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum);“… Bence özgür yayınlardan değerli yazı yoktur. . Şahıslar, fertler kesinlikle hâkim (egemen) olamaz. Kanun hâkimdir.”

    Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 38, 39) kitabından birebir alınmıştır.