Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Bir gün Necip Asım, Sadri Maksudof ve diğerleri de varmış. Gazi, Necip Asım’a “Ege ne demektir.” diye sormuş. O bir takım malayani (boş, anlamsız) şeyler söylemiş. Gazi uşak azarlar gibi “Çok cahilsin. Bir şey bilmiyorsun. Sus sus!” demiş. .. Ve nihayet dinleyin ben size öğreteyim demiş. “Ege’nin aslı eğe dir.” demiş çünkü bu kelime Türkçedir, ada demektir, demiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1649) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İstanbul’dan yeni gelmiş biri ile görüştüm. Çok şey anlatıyor. Feci şeyler. Kürtleri Ağrı Dağında tamamen imha ettik diye Kumandan Salih Paşa tebliğ yaptı. Meğerse Kürtler karlar içerisinde iki Fırkamızı imha etmişler. Müthiş masraf olmuş. Kürtler dağdan bizim araziye inmişler. Asker silahlı Kürtlere bir şey yapamamış fakat pek çok köy yakmışlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1647) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mustafa Kemalin Yalova’da üç köşkü varmış. Birini İsmet’e hediye etmiş. Bozüyük’te Çolak İbrahim’in kereste fabrikasının yanında Mustafa Kemal’e mükemmel bir köşk yapılmış. Belki oradan geçer de biraz oturur diye imiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1645) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN NOTU (2022); Mustafa Kemal malvarlığının bir kısmını Cumhuriyet Halk Partisine, bir kısmını evlatlık edindiği kişilere ve İsmet İnönü’nün çocuklarına verilmesini vasiyet eder. Malvarlığının çok büyük bölümünü ise devlete bağışlar. Bu bağış işi olmasaydı bile yasal mirasçısı olmadığı için bu mallar zaten devletin mülkiyetine geçecekti. Hayata 28 lira maaşla başlamış ve öldüğü zaman maaşı 5000 liradır. Ayrıca babadan kalma bir malvarlığı da olmadığına göre bu zenginliğin nasıl oluştuğunu düşünmemek mümkün değil. 1938 yılında sağlığı iyice bozulan Atatürk, 5 Eylül’de mutemedi ve Çankaya Köşkü Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ı yanına çağırtarak, mal varlığını tespit etmesini ister. Soyak’ın hazırladığı liste şöyledir: 1) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri, 2) Çeşitlerde 650 bin fidan. 3) 400 dönüm Amerikan Asma Fidanlığı. Burada 560 bin kök bağ çubuğu. 4) 220 dönüm bağ. Burada 88 bin adet bağ çubuğu vardır. 5) 370 dönüm çeşitli sebze yetiştirmeye elverişli bahçe. 6) 220 dönüm 6 bin 600 ağaçlı zeytinlik. 7) 27 dönüm 1.654 (bin altı yüz elli dört) ağaçlı portakallık. 8)15 dönüm kuşkonmazlık. 9) 100 dönüm park ve bahçe. 10) 2 bin 650 dönüm çayır ve yoncalık. 11) 1.450 (bin dört yüz elli) dönüm yeni tesis edilmiş orman. 12) 148 bin dönüm ziraata elverişli arazi ve meralar. 13) 45 adet büyük ve küçük idare binası ve ikametgâh, bütün mefruşat ve demirbaşları ile beraber. 14) 7 adet 15 bin baş koyunluk ağıl. 15) 6 adet Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandıralar. 16) 8 adet at ve sığırlara mahsus ahır. 17) 7 adet umumi ambar. 18) 4 adet hangar ve sundurma. 19) 4 adet lokanta, gazino, ve eğlence yerleri, lunapark. 20) 2 adet çeşitli imalat yapan fırın. 21) 2 adet, çiçek ve süsleme nebatı yetiştirmeğe mahsus yer. (Toplam Bina 51 adet) 22) Bira Fabrikası: (Yılda 7 bin hektolitre üretme kapasitesine sahip.) 23) Malt Fabrikası. 24) Buz Fabrikası; (Günde dört bin ton buz üretme kapasitesine sahip) 25) Soda ve gazoz fabrikası: (Günde 3 bin şişe soda ve gazoz üretebilecek kapasitede.) 26) Deri Fabrikası. 27) Ziraat Aletleri ve Demir Fabrikası. 28) Süt Fabrikaları; Biri Ankara diğeri ise Yalova’da olan bu iki fabrika günde 30 bin litre süt ve bir ton tereyağı üretme kapasitesinde. 29) İki yoğurt İmalathanesi. 30) Şarap imalathanesi: Yılda 80 bin litre şarap üretme kapasitesine sahip. 31) Değirmen. 32) İstanbul’daki bir çelik fabrikasının yüzde kırk hissesi. 34) Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da kurulu iki tavuk çiftliği. 35) Yalova’da ki çiftliklerde iki hususi iskele ve liman tesisatı. 36) Üçü Ankara’da ve İkisi İstanbul’da beş satış mağazasının bütün tesisat ve demirbaşları. 37)Orman çiftliğinde; hususi sulama tesisatı, kanalizasyon, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevziatı şebekesi. 38) Yalova Çiftliğinde; hususi su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. 39) Silifke Tekir Çiftliği’nde; hususi sulama tesisatı, beton köprüler. 40) Orman Çiftliğinde kurulu Çiftlik Müzesi ve ufak mikyasta hayvanat bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları. 41) 13 Bin baş koyun. Kıvırcık, merinos, karagül, karaman ırklarıyla bunların melezleri. 42) 443 Baş sığır, Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep yerli ırklarıyla bunların melezleri, yeni üretilen Orman ve Tekir cinsleri. 43) 69 baş İngiliz, Arap, Macar, yerli ve bunların melezleri koşum ve binek atları. 44) 2 bin 450 baş tavuk, Legorn, Rodayland ve yerli ırklar. 45) 16 adet traktör, 13 adet harman ve biçer döver makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat alet ve edavatının Tamamı. 46) 35 Tonluk bir adet deniz motoru. Yalova çiftliğinde. 47) 5 adet, çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan kamyon ve kamyonet. 48) 2 adet çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan binek otomobili. 49) 19 adet, çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan, binek ve yük arabası.” (Kaynak; İsmail Cem, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi  Sf. 261-264 arası)

  • “Seçimde Valiler, jandarmalar, tehdit ile halkı Serbest Cumhuriyet Fırkasına oy vermekten men ediyorlarmış. .. Son gelen gazetelerdeki bilgiye göre her yerde belediye seçimleri oluyor. Her tarafta kahır çoğunlukla Halk Partisi kazanıyor. Halk, seçimde yolsuzluk yapılıyor diye bar bar bağırıyor. Valiler, kaymakamlar her türlü hile cebir ve fesadı yapıyorlar… Ödemişte muhalifleri tevkif etmişler. Bir başka yerde idari olarak muhalefet partisini kapatmışlar. Önceki günkü Temps Gazetesi’nde Antalya seçimlerinde otuz yaralı olduğu yazılı. Sebebi hükümet birinci seçimde kazanamamış, seçimi iptal etmiş, bundan dolayı çatışma çıkmış. İzmir’de halk meğerse “Kahrolsun Mustafa Kemal!” diye bağırmışlar. Bu haberi alan Mustafa Kemal köpürmüş:” Bunlar on bin kişidir gidip hepsini keseyim.” diye bağırmış.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1641 ile 1645 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İzmir Valisi Arnavut Kâzım Paşadır. Mürtekip (Zimmetine para geçiren kişi), namussuz biridir. Mustafa Kemal’in göz bebeğidir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1636) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İttihatçılarda tek adam değil, bir heyet diktatördü.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1635) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Şeyh Sait’in vakasından sonra, Kürdistan daima isyan içinde idi. Hükûmet bunu halktan gizliyor, gazetelere de yazdırmazdı. Meğerse olaydan bir yıl sonra, büyük çapta bir tarama hareketi de yapmışlarmış. .. Fakat bu tarama çok başarılı olamamış. Kürtlerin sadece hayvanlarını almışlar, köylerini yakmışlar. Bu ne vahşi tedbirlerdir? Bu bir tedbir değil, eşkıyalıktan ibarettir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1630) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Memur sürü sürü, gereksiz yere o kadar çoğaltmışlardı ki, Abdülhamit zamanında devlet İşkodra’dan Basra’ya, Trabzon’dan Yemen’e kadar iken 80 bin memur vardı, Bunlar bu orduyu (memur ordusunu) iki üç yıl içinde iki misline çıkarmışlardı. Fakat bu sefer devlet Edirne’den başlıyor, Musul’a bile varmıyordu. Fantezi ve nafile israf o kadar çoktu ki bu vergilerle bütçeyi 200 milyona çıkardıkları halde yine yılda bir kaç maaşı veremiyorlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV, Rıza Nur (Altındağ yayınevi,1967- Sf.1380) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

     

  • “Türklerden birini gördüm. Memleketin feci halini anlattı. Tayyare Reisi Fuat’ın hırsızlıklarını söyledi. Bu meyanda onun, “Gazi’nin kayın biraderiyim.” dediğini söyledi. Hayret ettim. Gazi’nin metresi olup ve O’nun tarafından öldürülmüş Fikriye bu Fuat’ın kız kardeşidir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1629) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Bu çiftlikte Marmara Havuzu adıyla ve o şekilde bir havuz yapmış, boyu 280 metredir. Suyunu uzak bir gölden getirtti. Müthiş masraf oldu

    Ankara’daki çiftliği, zorla halkın elinden arazisini alarak yaptı. İki yerli aileden Alişanzadeler bizzat bana anlattılar. Bozok Salih gelip, çiftliklerinin Gazi’ye satılmasını söylemiş. Onlar razı olmamışlar. Bir gün Salih tapu memuru ile gelmiş “Çiftliğiniz 2 bin lira değerinde imiş. Parayı alın, takriri (yazılı karar) verin.!” demiş. Razı olmamışlar. “Sonra mahvolursunuz!” demiş. İmzayı basmışlar. Bu çiftlikte Marmara Havuzu adıyla ve o şekilde bir havuz yapmış, boyu 280 metredir. Suyunu uzak bir gölden getirtti. Müthiş masraf oldu. Sonra da Karadeniz şeklinde ve daha büyük bir havuz yaptırdı. Zavallı Abdülhamit, padişahtı, 34 yılda ancak Yıldız’a bir havuz yaptırdı ki yuvarlak ve iki oda büyüklüğündedir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ yayınevi,1967- Sf.1283) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fethi’nin partisine Kütahya mebusu Nuri kâtip olmuş. Sade bu, partinin mahiyeti (içeriği) ve Mustafa Kemal’in malı ve oyuncağı olduğunu göstermeye yeterlidir. Nuri (Conker) Selaniklidir, Mustafa Kemal’in en sadık bir kölesi, aletidir. Ona kadın bulur, irtikâbına (yolsuzluğuna) aracılık eder.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1628) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “İsmet; câhil, namussuz, rezil, içi dışına asla uyumaz, şeytana iblislik eder, mürai (riyakâr, ikiyüzlü), hilekâr biridir. Entrikada eşsizdir. Varlığı şüphe ve evhamdan ibarettir. Bu nedenle daima uyanıktır.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1619) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

     

  • “Temmuz başlangıcından beri doğuda İran hududunda Kürt İsyanı olmuş. Ağrı Dağı hareket mevkileri imiş. .. Asilerin üç bin ölüleri varmış. Bizim askerden zayiat yokmuş. .. Bu isyan Şeyh Sait olayında yapılan kanlı bastırmanın meyvesidir…. hiç yoktan Kürdistan’ın istiklâli fikri genelleşti ve bütün Kürtlere yayıldı. Kürdistan bir Makedonya oldu. Bu sefer de iki yüz köyü yaktırmış. Bu ne hunharlık. İnsan bir evi bile yakamaz. Bu adam zannediyor ki kan ve ateşle her şeyin önü alınır.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1604) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Kadın bana birkaç ay önce de “Randevu evlerinin çok para kazandığını, Madam (Fransız komşuları) söylüyor. Onunla beraber bir genelevi açalım.” demişti.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1555) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): Rıza Nur’un hatıratı diğer insanların hatıratlarına benzemiyor. Nur, kendisi hakkında da objektif olabilmiş. Bu tarzı onun, kitabında verdiği birçok bilginin doğru olabileceğini düşündürüyor.

  • “Birisine rast geldim. (Rıza Nur Paris’te) Raşit Safvet’den bahsetti ve onun geçen sene Paris’e geldiğini, Topkapı Sarayındaki mücevherleri satmak için çalıştığını söyledi. .. Yahudi Menaşe onun veli-i nimetidir. Onun başkanlığında mücevheratçı diğer Yahudiler ile bu mücevheratı satmak için görüşmelere girişmiş bu da derhal Paris piyasasına yayılmıştır. Bir Yahudi’yi de bu iş için İstanbul’a yollamışlardı. Bu Yahudi, vaktiyle İstanbul’da Yüksek Kaldırımda on beş yıl genelevi işleten bir Leh (Polonyalı) Yahudi’si imiş. Mustafa Kemal ve İsmet hazinedeki mücevheratı satmak peşindeler. Güya bununla devlet bankası yapacaklarmış. Bereket versin Abdülmecit “Bunlar ailemizindir.” diye Avrupa’da protesto yapmış, bu sayede satamamışlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1550) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Kadın, nazarımda erkekten aşağı bir mahlûktur. Sinirli, mantıksızdır. Harekâtı akıl ve mantığa değil, sinir ve hisse bağlıdır. … gençliğimde bir aralık hadım olmak fikrine düşmüştüm. Ne hayvan ne de insan sevmem. Hele insanlar iğrendiğim şeylerdir. Fakat manevi bir insaniyete meftunum. İnsana güvenim yoktur. .. Çok ciddi adamımdır. Güldüğüm azdır. Septik (şüpheci) adamım. Alıngan adamımdır. Küçük şeyden alınırım. … bazıları bana kendini beğenmiş, diyorlar. Zannediyorum ki bu doğrudur.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1529, 1535) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Süreyya, kızı Melahat’ı Latife’nin kardeşi İsmail’e verdi. Kız çok açık bir kız idi. İsmail deli ve edepsiz biri. Zamanla Gazi Latifeyi boşadı, Süreyya da kızını İsmail’den boşattı. Sonra Melahat’ı Dr. İhsan’a verdi…. Mustafa Kemal Süreyya’yı Mebus yaptı. .. bir gece Gazi’de imişler. Tertip üzerine Dr. İhsan’ı bir hastaya çağırmışlar. Rivayete göre çağırtan da kaynanası imiş.  İhsan Mustafa Kemal’in otomobili ile gitmiş. Yarım saat sonra aynı otomobil ile dönmüş. Nöbetçi erler “Yasak!” demişler. İhsan: “Ayol ben buradan gittim. İşte otomobil de Gazi’nin. Beni tanıyorsunuz.” demiş. Erler “Öyle fakat sizi buraya koymamak için emir var.” demişler. İhsan fenalaşmış. Bakmış ki çare yok, evine dönmüş. O geceyi İhsan evinde, Melahat’ta Gazi’de geçirmiş. İçilmiş, Melahat’a çırılçıplak dans ettirilmiş, her şey olmuş!!!! Zavallı İhsan deli birisi oldu, İntihara kalkıştı. Süreyya rezil olduğunu anlamış… İhsan karısının olayını bir mektup ile Mustafa Kemal’den sormuş. O da kızmış, polis marifeti ile hepsini toplatıp trene bindirip İstanbul’a defetmiş… Mükemmel Cumhuriyet, Mebusunu bile polisle tutup sürüyor….. geçende Dr. Fikret’e rast geldim. Fikret: “İhsan büyük bir mevkie geçmek peşinde idi. Gazi’den mebusluk, Cumhurbaşkanlığı kâtipliğini istiyordu. Bir gün Gazi’deydim. İhsan ve Melahat’ta oradaydı. Gazi Melahat’ı öptü, Melahat’a sen de beni öp dedi. Melahat’ta öptü. Sonra Gazi kocasına, “İhsan! Karının dudaklarında çok boya varmış. Mendilinle yanağımı sil dedi. O da gitti sildi. Bunu gözümle gördüm.” dedi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1477, 1478) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

     

  • “Mustafa Kemal bir Fransız yazarına açıklamada bulunmuş, demiş ki; “Benim şakam yoktur. Şimdi beraber yemek yediğim en iyi arkadaşımı, sofradan darağacına yollarım.” Fransız bunu burada yayınladı.””

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1472) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mahmut Siirt Paris’te Mustafa Kemal lehinde biz yazı yazmıştı. La Presse gazetesi 09.09.1928 sayısında bir makale ile cevap vermiş. “Biz senin Mustafa Kemal’ini biliriz. Doğuda onun gibi acımasız firavun nadir hüküm sürmüştür. Cumhuriyet bizdedir, sizdeki değil. Teessüf olunan budur ki, bu zulümde milletinizde yükselen bir tek ses yok. .. Bir memlekette ki başına Hükümetin istediğini giymeyeni asarlar, orada cumhuriyet olur mu? Siz de Millet Meclisi mi var?” diyor.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1475) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

     

  • “Mustafa Kemal “En nihayet bir veya iki sene içinde bütün Türkler yeni harfleri öğrenecektir.” demiş. Dört yıl geçti hala bir milyon kişi öğrenemedi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1455) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.