Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Prag’a Büyükelçi olan Vasıf, Paris’e gelmişti. .. Vasıf Paris’te şoförü olan çocuğa tasallut (sarkıntılık), o da polise şikâyet etmiş. Rezalet olmuş. Oradan kaldırdılar ama Moskova’ya Büyükelçi yaptılar… Sonra oradan yine Milli Eğitim Bakanı oldu.. Başka bir marifet yapmış, İş Bankası Müdürü Celal (Bayar)’ı dövmüş. Sonra Celal’in adamları da Vasıf’ı dövmüşler… sedye ile kaldırılmış.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1429) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Bir patlak; Bahriye (Denizcilik) Bakanı Topçu İhsan Yavuz’un tamiri ve havuzun (Yavuz gemisinin tamiri için onun çekileceği tamir havuzu) yapımı işinde önemli rüşvet almış. Bu işi Mebus Dr. Fikret ile birlikte yapmış. Bunları Yüce Divan’a veriyorlar. Gerçekten Yavuz çürük yapılmış, çatlamış, hapsettiler. Tuhaf! İrtikâptan (yolsuzluktan) iki yıl sonra hesap soruluyor. İsmet Yüce Divan olayından birkaç gün önce Topçu’yu (Topçu İhsan) kabineden atmış. Güzel hizmetini takdir ettiğine dair yazılı bir belge vermiş. Üç gün sonra tevkif ediyor (tutukluyor). Birisinin yüzüne güldü mü mutlaka ona bir tuzak hazırlamış demektir. Bir gün Mustafa Kemal Savcı ve daha birçok adamları çağırıp “Daha, hala İhsan’a bir kulp bulup hapsetmediniz!” diye bağırmıştır. .. Yüce Divan’da 1- İhsan diyor ki: “Ben bunu bu şirkete verdimse Başbakanlık emriyle verdim. Hatta bakanlar Kurulunda iki talip şirket getirdim. Başbakan diğerini kendi eliyle çizdi ve ötekine “kabul İsmet” yazdı. O halde Başbakan sorumludur !” diyor. .. 2- İsmet’in kambur kardeşi Rıza ile ortağı da sorgulandı. Bunlar, Yavuz-Havuz işinde bir şirketten 6 bin İngiliz lirası istemişler. Hâkim “Niye istediniz?” diye soruyor. Onlar da “Danışma ücreti olarak!” diyorlar. .. İhsan, Cumhurbaşkanı’nın, bazılarına para kazandıracak işler vermesini, Sağlık Bakan’ına tembihlediğini, söylüyor. İsmet savunmasında bunu reddetmiyor, tevil (sözde, kıvırma) ediyor. Bu müthiş suçlama, demek Mustafa Kemal elebaşı…5- İsmet bir şahit sıfatıyla mahkemeye girince, hâkimler ayağa kalkmıştır. Divan-ı Ali denen mahkemenin aşağılığına bakınız…. Kararları da buna göredir. 6- Mustafa Kemal bakanlara, Abdülhamit gibi resmi maaşlarından başka maaş verirmiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım 4, Prof. Dr. Rıza Nur (Altındağ yayınevi,1967- Sf.1424-2425-2426) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Halk yeni kâğıt paralarda Mustafa Kemal’in resminin gözüne iğne batırıp kör ediyorlarmış. Hükûmet bunun üzerine telaşlandı. Bir resmi tebliğ yayınlandı.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1423, 1424) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “.. Bence haberi (Suikastın Mustafa Kemal’e haber verilmesi) Meclis Başkanı Kâzım vermişti. Mustafa Kemal de intikam almak ve yeni bir terör yapmak, bu vesile ile önce yok edemediği diğer bütün ittihatçıları ve muhalifleri imha (yok etme) için bir vesile bulmuştu. .. Suikastçı kaçmayı değil sadece suikastı daha iyi yapabilmeyi düşünmelidir. Böyle olursa başarı % 100 gibidir. Kaçmayı düşününce başarı % 20’ye iner, hem yapamaz hem de yakalanırlar. Böyle oldu. Fakat büyük bir fırsat kaçtı. Çünkü bu adama bir daha suikast yapma imkânı kalmadı. Bu olaydan sonra müthiş koruma tedbirleri aldı. Yanına yaklaşılmıyor. Gece Mustafa Kemal Ziya Hurşit’i (Suikastçı, Lazistan Mebusu, cesur, vatansever, Osmanlının Amerika’da tahsil yapmış ilk Makine Mühendisi.) yanına getirtmiş. Ona küçük bir ceza verdirteceğini vaat etmiş. Galiba bu şekilde ağzından söz aldı. .. Bu Mahkemeler (Haziran 1926 İzmir Suikastı nedeni ile kurulan İstiklâl Mahkemeleri) rezaletti. Türk adliyesine kara lekedir. Ceza Kanununda, Türkiye halkını birbiri aleyhine kaldıran adamlar hakkındaki maddeyi tatbik ettiler ki, hadise ile hiçbir ilgisi yoktur. Sonra bu olay fiile çıkmış bir olay değildi…  Halis Turgut, kendisinden silah istemişler o da söz vermiş iken silahı vermemiş. Bunun için onu da astılar. Zavallı asılırken son söz olarak çocuklarına, siyasete asla karışmamalarını vasiyet etmiştir. …

    Onların (Karabekir ve diğer Paşaların) mahkemelerinde subaylar salona dolmuşlar, berikiler korkmuşlar. Bu şekilde idam edememişler. Bilmem doğru mudur? Kurtulup Ankara’ya geldikleri zaman Ali Fuat’a “Kıl kaldı, gidiyordun!” dedim. “Evet, Sorma! ” dedi. .. Cavit’leri dokuz madde ile itham ve idam ettiler. Zamanında Cavit’ler İstanbul’da bir parti kurmak için böyle dokuz madde (parti programı) yapmışlar imiş. Suikasttan çok önce. Bu maddelerin ise suikastla bir ilgisi yoktu. Cavit asılırken çok çırpınmış, çok söylenmiş, bir türlü darağacına gitmemiş. .. Hilmi asılırken “benim bir şeyden haberim yok. Yalnız ben, Babıâli’yi bastımdı. Bunda böyle kabiliyet vardır bir gün bizi de basar diye asılıyorum!” demiş. Canpolat (İsmail) bu işler sırasında Mısır’da imiş. Suikast olayından sonra gelmiş. O’nu da astılar. Şükrü’yü asarlarken ip kopmuş. Şişmanca idi. Şükrü “İpiniz bile işiniz gibi çürük!” demiş. Diğer bir iple tekrar asmışlar. O zaman Ankara’da hapishane doktoru olan zat bunları kaydetmiş, saklıyormuş. İzmir’de asılanların da sözlerini zapt eden varmış. .. Kel Ali .. Cavit’in idamına hükmetmemiş “Bir şeyi yok!” demiş. Dr. Reşit Galip, Mustafa Kemal’in emri üzerine şiddetle ısrar etmiş, Kılıç Ali ile çoğunluğu yapıp öyle asmışlar.

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1385 ile1391 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Benim amacım Türkiye’yi terk edinceye kadar Mustafa Kemal ile büsbütün kötü olmamak idi. Bundan çok korkuyor, bu siyaseti güdüyordum. Bana bir şey yapması mümkün. Yapmadan uzaklaşayım.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1382) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mustafa Kemal bir aralık “Hatırat” diye bir şey yayınlamaya başlamıştı. Bunlar Alman generali Ludendrof kendisine Suriye’de rüşvet para vermiş, kabul etmemiş gibi şeylerdi. Bir iki yayınladı. Alman ve İtalyan basını cevap verip, Gazi’mizi paçavra ettiler.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1375) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Deniz Bakanlığına İhsan Bakan oldu. İhsan, on para etmez biridir. Hükûmet Yavuz’u (savaş gemisi) tamir ettirmeye karar vermiş. İsmet’e bu devletin Deniz Bakanlığına gereği olmadığını söyledim. Bizde Yavuz’u kullanacak subay yok dedim. Deniz Bakanı Yavuz’un tamiri işinden, diğerlerini yoksun bırakıp kendileri ziftlendiler.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1371, 1372) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Yolsuzluk işleri ayyuka çıktı ve o kadar ayağa düştü ki, herkesin ağzında ve namuslu insanlar şikâyet içinde. Halit Paşa, cesur hırçın hatta deli idi ama namuslu bir adamdı. Nihayet bir gün Mustafa Kemal’e gider: “Yolsuzluk müthiştir, millet batıyor. Bunun önünü al! Celal (Bayar), Kel Ali, Kılıç Ali vs. muhtekirdirler (vurguncu, yolsuzluk yapan kişi) Ben bunları vurup öldüreceğim!” der. Yapar mı? Yapar! Mustafa Kemal fena telaşlanır, arkadaşlarını haberdar etmiş. Kel Ali (Ali Çetinkaya) o zamanlar pek gözde idi. Bu avane bir gün Meclis’in girişinde Halit Paşa’yı vurdular. Bir gün sonra ben Ankara’ya gitmiştim. Mesele şöyle olmuş: Halit, Kel Ali’ye çatmış, Ayırmışlar. Halit, Kel Ali’yi almış, Rauf (1) sırtından Halit’i vurmuş. Rauf pek adi bir mahlûktur: cahil, tulumbacı, tam Mustafa Kemal’in arayıp ta bulamadığı idi. Daima yanında koruyucu olarak bulunduğu gibi… Biraz geçti bu Rauf, bir gece yarısında yatağında aniden öldü. Salih de (Bozok) yanında imiş. Bu tuhaf bir ölümdü. Sır kaldı. Ortaya atılan dedikodu şuydu; Rauf’ta bir kalp hastalığı varmış. Bir Rus metresi de varmış, sevişirken ölüvermiş. Peki, bu iş sırasında Salih’in orada işi ne?”

      Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1365 ile 1367 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2008): Bu Rauf, Mustafa Kemal’in korumalarından birisidir. Rauf Orbay ile alakası yok.

  • “Kuzu Paşa’nın (1) Mustafa Kemal’e Zafer Bayramı dolayısı ile bir telgrafı. 12 Eylül 1929’da Milliyet’te yayınlandı: “Yüksek dehalarının ve mucizeler yaratan isabetli ve kuvvetli irade ve iradelerinin harikanûma (olağanüstü yapılmış) bir yadigârı olan Zafer Bayramını bütün silah arkadaşlarım adına tebrike müsareat eder (bu hayırlı işi yapmakta acele eder), Cumhuriyet Ordusunun layezâl (sonsuz) bağlılık ve saygılarını arz ederim.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1472) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1994): Kuzu Paşa, Fevzi Paşa’nın lakabı, Öküz Paşa da derlermiş

     

  • “Derken İş Bankası açıldı. Bu banka Mustafa Kemal’indir. Biraz para koydu, fakat Hükümetin bütün parası onun sermayesidir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1365) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mustafa Kemal Zonguldak’taki 63 numaralı kömür ocağını satın aldı.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1363, 1364) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Kitabının 1363 ve 1364’üncü sayfalarında ayrıntılı bilgiler var.

  • “.. bir balo ve dans devridir açıldı.. Mustafa Kemal geliyor zil-zurna oluyor, kadınlara tasallut ediyor(sarkıntılık ediyor). Bir keresinde dans ederken Fransız Büyükelçisinin kızının göğsünü sıkmış., kız kaçmış, babasıyla beraber balodan gitmişler. Bir defa Mustafa Kemal kadın yerine tüysüz bir subay ile dans etmiş, çocuğu öpmüş. Kadınlardan bir kaçı Gazi’ye: “Biz burada iken bu olmaz.” demişler. Herif keyiflenmiş. Bir adam karısını yani Mübarek Bey’in kızını onlarla dans ettirmek istemediğinden, Salih (Bozok) ve avanesi (yandaşları) adamcağızı öyle dövmüşler ki, zavallı sedye ile hastaneye götürülmüş. .. Mustafa Kemal bu rezaleti çok ileri götürmüş. Bir baloda, herkesin içinde İsmet Paşa’nın karısını da öpmüş. İsmet de orada imiş. Hiç bir şey dememiş. Namuslu bir erkek olsaydı, derhal Mustafa Kemal’i vururdu. Bunun diğer ayrıntısını Robert Kolejdeki Hüseyin’in karısı Mihre’den dinledik… Mevhibe (İsmet Paşa’nın eşi) namuslu ve dindardır… Derhal ağlaya ağlaya eve gitmiş. Mihre onlarda misafir imiş, ağlayarak ona anlatmış. Arkasından İsmet gelmiş, karısına “Ne ağlıyorsunuz? Bir şey değil ki. Hem o senin kardeşin.” demiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.162, 1363) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Dalkavuk olan mutlaka namussuzdur.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1360) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • Latife İstanbul’a gelince derhal eşimi istedi. O’na boşanma olayını anlatmış. Boşanma olayından 2-3 gün önce Latife, kardeşi İsmail ile eşi olan Süreyya Paşa’nın kızı Makbule Ankara’ya gelmişlerdi. Çankaya’da misafir olmuşlar. O zaman Mustafa Kemal yanında kâtip (yazıcı) sıfatıyla Halit Ziya’nın (Uşaklıgil, Latife’nin akrabası) oğlu Vedat vardı. Güzel, tüysüz (i…) bir çocuk. Bir akşam üzeri karanlık çökerken İsmail ve Melahat balkona çıkmışlar. Bakmışlar Vedat Mustafa Kemal’i ağacın dibinde yapıyor.(!!! Cinsel ilişkideler) Latife’yi çağırmışlar, o da görmüş. Bir kıyamettir kopmuş. .. Mustafa Kemal Latife’nin içki ve fuhuş konusundaki baskısına dayanamıyormuş. .. Yine Latife’nin anlattığına göre, o sıralarda bir gün küçük kız kardeşi yanında misafir imiş. Mustafa kemal Kıza tasallut (sarkıntılık) etmiş. Kız elinden kurtulup kaçmış, ablasının odasına kapağı atmış. Mustafa Kemal elinde Rovalver (tabanca) odaya girmiş. Ablası kızı kucaklayıp siper olmuş. Mustafa Kemal ateş etmiş, bereket versin uşak ve eskiden beri yanında olan ve her işleri bilen Bekir, Mustafa Kemal’in kolunu tutmuş kurşunlar boşa gitmiş.

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1357) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Mustafa Kemal Latife’yi boşamış. Bunu da Bakanlar Kurulu kararı ile yapmış. Bu Medeni Kanun’a ters idi. Boşanmak, her iki tarafın rızası ile ve mahkeme hükmü ile olacaktı.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1356) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): Çok ilginç! Kemal Paşa boşanmak için mahkemeye gitmemiş!

  • “Yunus Nadi İstanbul’da bir Rum’a ait büyük bir bina ve makineleri (matbaa makineleri) ucuza kapattı. İki yüz bin liralık malı, sekiz-on bin liraya aldı. Hatta makinelerin değerini Matbaa-i Amire mürettipleri (harfleri dizenler, editörler) ve makinecilerle birlikte takdir etmişler: “Dört bin yazın!” demişler. Reddetmişler. Sonra zorla baskı yaptırmışlar. Bunu bana Matbaa-i Amire’deki bu adamlar anlattılar. O da Cumhuriyet Gazetesini çıkartıyor.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1278) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Ankara’daki Hâkimiyet-i Milliye’nin başına Falih Rıfkı’yı (Atay) koydu. İstanbul’da Ahmet Emin’in (Yalman, Sabetayist) elinden Sabahçı Mihran’ın matbaasını aldı. Milliyet adında bir gazete çıkardı. Bunun başına da Siirt Mebusu yaptığı Kürt Mahmut’u koydu. Ruşen Eşref (Ünaydın) Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) ve Yahya Kemal de (Beyatlı) yazardı. .. Yahya Kemal’i severdim, kendisine nasihat ettim, “yapma ileri atılma, çirkin şey, sonra pişman olursun.” dedim. Sözümü dinledi ve bir daha yazmadı.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1355) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Heykel modası çıktı… Avrupa’ya milyonlar gitti. Çünkü heykeller Avrupa’da yapılırdı.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1348) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Bu sırada bir adet de çıktı. Her yerde belediyeler, özel idareler, Mustafa Kemal’e ev, bina, çiftlik bağışlıyorlar. Tabii bunu da kendi adamları, dalkavuk valiler yapıyorlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1347) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

    BAKKAL’IN NOTU (2011): İkinci miras: Mustafa Kemal Atatürk: 1938 yılında sağlığı iyice bozulan Atatürk, 5 Eylül’de mutemedi ve Çankaya Köşkü Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ı yanına çağırtarak, mal varlığını tespit etmesini ister. Soyak’ın hazırladığı liste şöyledir: 1) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri, 2) Çeşitli yerlerde 650 bin fidan. 3) 400 dönüm Amerikan Asma Fidanlığı. Burada 560 bin kök bağ çubuğu. 4) 220 dönüm bağ. Burada 88 bin adet bağ çubuğu vardır. 5) 370 dönüm çeşitli sebze yetiştirmeye elverişli bahçe. 6) 220 dönüm 6 bin 600 ağaçlı zeytinlik. 7) 27 dönüm 1.654 (bin altı yüz elli dört) ağaçlı portakallık. 8)15 dönüm kuşkonmazlık. 9) 100 dönüm park ve bahçe. 10) 2 bin 650 dönüm çayır ve yoncalık. 11) 1.450 (bin dört yüz elli) dönüm yeni tesis edilmiş orman. 12) 148 bin dönüm ziraata elverişli arazi ve meralar. 13) 45 adet büyük ve küçük idare binası ve ikametgâh, bütün mefruşat ve demirbaşları ile beraber. 14) 7 adet 15 bin baş koyunluk ağıl.15) 6 adet Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandıralar. 16) 8 adet at ve sığırlara mahsus ahır. 17) 7 adet umumi ambar. 18) 4 adet hangar ve sundurma. 19) 4 adet lokanta, gazino, ve eğlence yerleri, lunapark. 20) 2 adet çeşitli imalat yapan fırın. 21) 2 adet, çiçek ve süsleme nebatı yetiştirmeğe mahsus yer. (Toplam Bina 51 adet). 22) Bira Fabrikası: (Yılda 7 bin hektolitre üretme kapasitesine sahip.) 23) Malt Fabrikası. 24) Buz Fabrikası; (Günde dört bin ton buz üretme kapasitesine sahip) 25) Soda Ve Gazoz Fabrikası: (Günde 3 bin şişe soda ve gazoz üretebilecek kapasitede.) 26) Deri Fabrikası. 27) Ziraat Aletleri Ve Demir Fabrikası. 28) Süt Fabrikaları; Biri Ankara diğeri ise Yalova’da olan bu iki fabrika günde 30 bin litre süt ve bir ton tereyağı üretme kapasitesinde. 29) İki Yoğurt İmalathanesi. 30) Şarap İmalathanesi: Yılda 80 bin litre şarap üretme kapasitesine sahip. 31) Değirmen. 32) İstanbul’daki bir çelik fabrikasının yüzde kırk hissesi. 34) Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da kurulu iki tavuk çiftliği. 35) Yalova’da ki Çiftliklerde İki Hususi İskele ve Liman Tesisatı. 36) Üçü Ankara’da Ve İkisi İstanbul’da ‚’Beş Satış Mağazası’nın bütün tesisat ve demirbaşları. 37)Orman Çiftliğinde; Hususi sulama tesisatı, kanalizasyon, Telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevziatı şebekesi. 38)Yalova Çiftliğinde; Hususi Su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. 39) Silifke Tekir Çifliği’nde; hususi sulama tesisatı, beton köprüler. 40)Orman Çiftliğinde kurulu Çiftlik Müzesi ve ufak mikyasta Hayvanat Bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları. 41) 13 Bin Baş Koyun. Kıvırcık, Merinos, Karagül, Karaman ırklarıyla bunların melezleri. 42) 443 Baş Sığır, Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep yerli ırklarıyla bunların melezleri, yeni üretilen Orman ve Tekir cinsleri. 43) 69 baş İngiliz, Arap, Macar, yerli ve bunların melezleri Koşum Ve Binek Atları. 44) 2 bin 450 baş Tavuk, Legorn, Rodayland ve yerli ırklar. 45) 16 adet traktör, 13 adet harman ve Biçer Döver Makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan Ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat alet ve edavatının Tamamı. 46) 35 Tonluk bir adet Deniz Motoru. Yalova çiftliğinde. 47) 5 adet, Çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan Kamyon ve Kamyonet. 48) 2 adet Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan Binek Otomobili. 49) 19 adet, Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan, binek ve Yük Arabası. (Kaynakça; İsmail Cem, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi, Sf. 261-264 arası)

  • “Mustafa Kemal İstanbul’a uğrayamıyor. Orada kendisini öldürecekler diye ödü kopuyor. Nitekim birçok zaman (uzun zaman) ve Kara Kemal’leri mahvedinceye kadar İstanbul’a gidememiştir.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1347) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.