Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “İlk iş olarak Sıhhiye Bakanlığında ne kadar Arnavut, Arap, Yahudi vs. doktor varsa onları azlettim (görevden aldım). Zaten Maarif bakanlığında da böyle yapmıştım.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 894) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Rauf’un hayatı da Mustafa Kemal’le rekabet ve zıddiyet. Bunu daima yapıyor. Hem de çirkin bir şekilde. İkiyüzlü, Mustafa Kemal’in yüzüne gülüyor ona alet oluyor, diğer taraftan da el altından şunu bunu Mustafa Kemal aleyhinde kışkırtıyor.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.887) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal şimdi döner dönmez Meclis’ten gazilik unvanı ve 4 milyon lira ödül istedi. Mebuslar yine köpürdü. Nihayet gaziliği aldı. Fakat para vermediler. Ne yüz! Kendi kendine istiyor!

    Nutkunda (Mustafa Kemal’in Nutuk kitabı) “Meclis bana gazilik unvanını verdi.” diyor. Müşirliğe (mareşallik unvanını da vermişler.) itiraz etmemişlerdi. Birkaç gün geçince de “Bana Meclis dört milyon lira nakit ödül versin!” dedi. .. Hamdullah Suphi de çok telaş ve itiraz etti. Kendisine gidip; “İsteme! Bütün haysiyetin gidiyor!” dedi. Ben de İsmet’e Adnan’a (Adıvar) söyledim; “Canım, şu adama söyleyin, para filan istemesin. Şeref ve haysiyetinden bir şey kalmaz, ölür.” dedim. Mustafa Kemal bir milyona indi. Yine “olmaz” dediler. Mustafa Kemal bir süre uğraştı, baktı ki olmuyor, vazgeçti.

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 869) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Çal Dağı’nın düşmesi bütün ümitleri yitirdi. Bunun üzerine Mustafa Kemal umumi ricat (genel geri çekilme) emri vermiş. Bu haber de geldi. Mustafa Kemal ata binmiş, sarhoşmuş, düşmüş, kaburga kemiği de kırılmış. … meğerse on gündür söktüremediğini gören Yunan ordusu ümitsizliğe düşüp ricat emri vermiş. Bunu Fevzi (Çakmak) sezmiş ve Mustafa Kemal’e demiş; “Aman ricat etme! Çünkü düşman ricat ediyor. Ricat emrini geri al!” .. Yunan askerlerinde salgın halinde ishal çıkmış. Malarya da bunları perişan etmiş. Nihayet 5-6 gün sonra Mustafa Kemal de anlamış ki bunlar ricat ediyorlar. Fevzi’nin dediği saldırıyı bu sefer yaptı. Bu saldırıdan bir fayda çıkmadı. Salimen kurtuldular. ve 13 Eylül 1921’de savaş bitti.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 863, 865) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Derken Mustafa Kemal Başkumandanlığı kabul etmem dedi ve bunda temerrüt etti Bütün Meclis de buna kızıyor. Meclis pek sinirlendi. O, kabul etmem diyor. Kızmışım. Bir aralık; “Peki senin vücudun âleme rahmet mi? Ne güne duruyorsun? Hangi işe yarayacaksın?” diye bağırdım. Kızılca kıyamet koptu. Mustafa Kemal bana kürsüden küfürler ve tehdit yağdırdı. Ve bu arada yine dedi ki; “Yenilgi muhakkak. Sen, ben rezil olsun, şerefim gitsin diye başkumandan yapmak istiyorsun!” dedi. Her söyleyen ile dalaşıyor. Galiba niyeti bozuk. Topal Osman’ın korumalarını Meclis’e getirmiş. Onlara güveniyor. İmalı bir surette onlarla Meclis’i tehdit ediyor. Bunlardan birçok herif Meclis koridorunda. . Üç gündür uğraşıyoruz kabul ettiremiyoruz. Resmen celsede (meclis gizli oturumu) şu teklifi yaptı. “Eğer meclis bütün teşrii (yasama) ve icrai (yürütme) yetkilerini bana verirse Başkumandanlığı kabul ederim.” dedi. Ve Meclis’e “zararı yok, bunları mı istiyor? Onları da verelim de gitsin düşmanı def etsin. Bu yeterlidir.” teklifini yaptım.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 851, 852) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İttihatçılar Fevzi’yi yakalayıp tevkif etmişler. Fevzi; “Ben size de hizmet ederim.” demiş, serbest bırakmışlar. Fevzi Paşa pek az konuşur hiç dostu yoktur, düşmanı da yok galiba. Üstüne başına hiç bakmaz, ay olur tıraş olmaz, Tırnakları uzun ve içi simsiyah pislik. Beş vakit namazındadır.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.847) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eskişehir – Afyon cephesinde müthiş yenildik. Bu öyle bir hezimetti ki (ağır yenilgiydi ki), öyle bir kaçış kaçtılar ki, şimendifer (tren) köprülerini, raylarını bile atmaya (bozmaya) zaman bulamadılar veya akıl edemediler. ..İsmet resmi kumandan ama Mustafa Kemal’in rey (oyu) ve emri olmadan, ondan emir almadıkça hiçbir şey yapmaz. Afyondaki saldırının şiddetine rağmen bizim kumanda, harp yine İnönü’de olacak, bu bir gösteridir diye bütün kuvvetleri İnönü’ne toplamış. .. Ankara mahşer yeri, bir ana-baba günü oldu. Kayseri’ye ilk kaçanlar, Maarif Vekili Hamdullah Suphi ve Yunus Nadi…120 bin kişilik bir ordu dağılmış, Sakarya arkasına sadece 20 bin kişi gelebilmiştir. Malzemenin çoğu düşman eline geçmiştir. Bizim asker bozgunlukta fena kaçıyor, zaten savaştan önce bir düziye kaçıyorlardı. .. Mustafa Kemal eşyasını denk-denk toplatmış Kayseri’ye yolluyor. .. Mebus soruşturma heyetine beni de seçtiler. On dört kişi idik. İçimizde Çolak Selahattin, Konyalı Vehbi Hoca, Abdullah Azmi, Erzurumlu Durak da vardı. ..İsmet “Asker işine mebus, sivil karışamaz, bu anarşidir, disipline aykırıdır.” diyordu. Ordunun durumu şöyle idi; 120 bin kişilik ordu dağılmış, 20-25 bin kişi kalmış. Öyle kaçmışlar ki 24 saatte 80 kilometre yapan er vardır. Bu eri gösterdiler, subaylar söylüyor bunu; Harp tarihinde bu hız nadirdir diyorlar. Halid’in (Deli Halit Paşa’nın) karargâhında subaylar gizli gizli, bana Deli Halid’in zulüm ve cinayetlerini anlattılar. Pek zâlim ve merhametsiz kâtil imiş. .. Biz cephede dolaşırken, Ankara’da mebuslar bu hezimetin faili (yapıcısı) olan İsmet’in Divan-ı Harbe (savaş suçlarını yargılayan yüksek askeri mahkeme) verilmesini istemişlermiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 823, 845 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu komisyonun Raporunu Rıza Nur hazırlayıp Meclis’in gizli celsesinde okuyor. Alınacak tedbirler kısmında “Mustafa Kemal bilfiil Başkumandan olsun.” deniliyor. Bu yenilgi tarih kitaplarında yok. Zaten Yunan’ın İnönü’nde iki defa yenilmesinden sonra ta Polatlı’ya kadar nasıl geldiğini izah etmek mümkün değil. Bu arada ciddi bir savaşın olması gerekir. Ayrıca bu yenilginin Çerkez Ethem’in ortadan kaldırılması ile mümkün olacağı da bir gerçektir.

  • “Moskova dönüşü Ankara’ya gelişimin ikinci günü Darülmuallimat Müdiresi Şahende Hanım geldi bir olay anlattı; “Bir gece yarısı bir otomobille Mustafa Kemal ve yaveri Salih (Bozok) okulun kapısına geldiler. Öğrencilerden bir kızı alıp götürdüler. Ertesi günü Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’e gidip şikâyet ettim. Ama ne yapalım olur ya kızı sevmiş almış, dedi.” Bu iş Meclis’te gürültüye sebep olmuş. İstizah (gensoru) yapmak istemişler. Mustafa Kemal korkup, kızı birkaç gün istimal ettikten (kullandıktan) sonra yaverlerinden bir Subay’a nikâhla vermiş. O da almış. Sonra bu subayı terfi ettirmiş.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 821) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bu işi o savaşta bulunan subaylardan öğrendim. Sürekli mağlup olan İsmet, son gün büsbütün yenileceğini zannederek, genel geri çekilme emri vermiş. Oysa düşman da yorulmuş, bıkmış geri çekilmeye başlamış. O sırada bizim ilk hattan bir subay Yunanlıların geri çekildiğini görüyormuş. ..Cephenin güney kısmını Refet (Bele) idare ediyormuş. Dumlupınar’da galip gelmiş, Mustafa Kemal de onu alkışlamış, sonra ,”hayır, yenildin!” demişler kumandanlıktan azletmişler.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.802) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Topal Osman’a; “Ağa Pontus’u iyi temizle!” dedim. “Temizliyorum!” dedi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 792) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal ordu komutanlarını isyana teşvik eder, Enver çağırır kızar, “.. Namusu üzerine söz verdi, ayağıma kapandı, affettim.” diyor. Ankara’ya dönüşümde Enver’in bu sözlerini Mustafa Kemal’e .. Söyledim. Dikkatle dinledi, yüzü kızardı, bozardı, gözünün biri sağa biri sola kaydı. Sonra hep önüne baktı. Ret de edemedi. Sözüm bitince kalktı savuştu.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.789) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tevfik Rüştü üç-beş yıldır da Mustafa Kemal’in gönlünü yapıyor. Ankara’daki evini ona kerhane gibi yaptı. Dışişleri Bakanı oldu.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.763) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Tevfik Rüştü İzmir Yahudilerinden.

  • “Rusya’da içki ve fuhuş yasaklanmış.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.762) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sovyetlerde kurulan bir çeşit mahkeme. Hem polis, hem jandarma, hem savcı, hem hâkim, hem cellât. Hepsi birden.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.761) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Halil (Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa) hanımını telgrafla İstanbul’dan getirtip, kendi eliyle Çankaya’da O’na (Mustafa Kemal’e) teslim etti. Teslim ederken hanımına “Paşa seni kardeşi gibi öpsün!” demiş. Mustafa Kemal; “Ne kardeş gibi, bayağı öpsün!” demiş. Bunu bana burada hazır olan birisi anlattı. Mükâfat olarak Mustafa Kemal Halil’e birkaç bin lira ihsan-ı şahane (padişah ödülü) verdi ve Balya Karaaydın’da iyi bir maaşla üye yaptı. Paris’te Ali Sultanof’tan dinledim, o zaman Halil ile beraber petrol teşviki almak için uğraşıyorlarmış. Diyor ki; “Ne pezevenkmiş! Karısını telgrafla getirdi, aldı Çankaya’ya götürdü, Hanımı üç gün üç gece orada, Halil de bende misafir kaldı!”  

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 753, 754) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ruslar Azerbaycan hududuna dayanmışlar. Enver’in amcası Halil Paşa’yı Bakü’ye yollamışlar. Azeriler savunma tertibi almışlar. Meclisleri olağanüstü toplanmış. Halil Paşa Meclis’e gelmiş; “Savunma yapmayınız, Ruslar buraya yerleşmek için gelmiyorlar. Türkiye’deki kardeşlerinize bir yardım ordusu gönderecekler. Bu ordu buradan geçecek. Bunu bana Mustafa Kemal Paşa yazdı. Savunma yapmasınlar diyor.” demiş. Uzun tartışmalar olmuş, sonuçta Meclisleri “geçsinler”  demiş. Bu olayı bana Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa da anlatmıştı. Nuri Paşa; “O benim amcam olan herif (Halil Paşa), öyle namussuz ve alçaktır ki, bilemezsiniz. Azerileri aldatıp, ellerini ayaklarını bağlayıp, Ruslara teslim etti..” dedi. .. Lozan’dan sonraydı İstanbul’a tren ile geliyorum, Halil de geldi benim kompartımanımda kaldı. Bu meseleyi açtım; “Ooo bunu kendim yapmadım. Mustafa Kemal bana emretti ben de yaptım.” “Ne ile ispat edersin?” dedim. “Telgrafları bende saklıdır.” dedi. Bu olay, Mustafa Kemal’in Türkiye’nin Bolşevikliğini ilan etmek istediği zamana rastlıyor.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 686, 687) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Neriman’a sordum; “Rus Casusudur!” dedi. İşte bu adam İbrahim Abilof dur. Ankara dönüşümüzde onu Azerbaycan Büyükelçisi, Mustafa Kemal’in en baş ve gizli dostu olarak buldum. Herifin yanında birkaç tane de güzel Rus karısı var. Mustafa Kemal her gece Azerbaycan Büyükelçiliğinde sabahlıyor.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 745) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Dr. Neriman Nerimanof, Azerbaycan komünist hükümetinin Baş komiseri. Rıza Nur’a “Bolşeviklik ne? Bu rezalet bize gelmez. Biz Türk’üz milliyet ile yaşarız.” diyor.

  • “Kâhya, Enver (Paşa) lehinde Trabzon’da tertibat yaptırmış (hazırlık yaptırmış) “Enver Paşa Yaşa” diye bağırtmış, bunun şerefine fener alayı bile düzenlettirmiş. Kâhya’yı vurduran Trabzon Askeri Kumandanıdır. Mustafa Kemal’in emri tertibi ile yapılmıştır.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.731) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2015): Yahya Kâhya; Trabzonludur. Trabzon kayıkçılar kethüdası yani kâhyasıdır. Denizle olan bağı nedeniyle hem Yahya Kaptan hem de Yahya Kâhya olarak bilinmektedir, bunun içindir ki Yahya Kaptan ile karıştırılmaktadır. İttihat ve Terakki yanlısı olan Yahya Kâhya, Enver Paşa taraftarlığıyla bilinirdi. İttihat ve Terakki yönetimine karşı olmasıyla tanınan ve Komünist Parti taraftarı Mustafa Suphi’nin ölümünden de sorumlu olduğu söylenmektedir. Yahya Kâhya Çetesi Trabzon’da konuşlanmış ve yaklaşık 3.000 silahlı milisten oluşmaktadır. Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme girişimlerinde baş aktör Yahya Kâhya ve çetesidir. Yahya Kâhya düzenli orduya katılmak istememiştir. Yahya Kâhya Mustafa Suphi hadisesi nedeniyle Karabekir’in emriyle 1921’de tutuklanıp, Sivas’ta yargılanır ve beraat eder. Daha sonra Yahya Kâhya ‘Sanki ben bu işi tek başıma mı yaptım, çok üstüme varırlarsa her şeyi açıklarım’ demeye başlar… Yahya Kâhya bir yıl kadar sonra 3 Temmuz 1922’de faili meçhul bir cinayete kurban gider. Cinayeti Topal Osman’ın işlediği şayiası yayılır. Zira olay yerinde iki sabıkalı adamı görüldüğünden bu iş Osman Ağa’ya nispet edilmiştir. Laz Topal Osman ile Karadeniz’de Rumlara karşı çok katliamlar yapmış biridir.

  • “Mustafa Suphi ve arkadaşları, Erzurum’dan itibaren Trabzon’a kadar kademe kademe halk toplanıp bunların yüzüne tükürmüş. Türlü sözler ile bunlara hakaret edilmiş. Bunları yaptıran kısmen hükümet idi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.730) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kâzım, İttihatçıların, Şükrü’nün (Serezli Şükrü) başkanlığı altında bir zamanlar birçok katiller (cinayetler) yapmış olan Serez Komitesinin üyelerinden biridir. Bu cahil, çok beyinsiz, cani ve ahlaksız adamın TBMM’nin yıllardan beri başkanı olması kara bir talihtir.” (Kâzım Özalp)

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.702) kitabından birebir alınmıştır.