Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İnsülin, glikozun hücrelere iletilip karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanmasını sağlar. Karaciğer ve kaslarda glikojene yer kalmadığındaysa şeker yağa dönüştürülerek vücutta depolanır. Sf. 101

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Parkinson hastalığı da düşük kolesterol seviyeleriyle doğrudan ilişkilidir. Hollandalı araştırmacıların 2006’da American Journal of Epidemiology’de (Amerikan Epidemiyoloji Bülteni) yayınlanan raporunda; “yüksek kolesterol seviyelerinin Parkinson riskinin azalmasıyla ilişkili olduğu doz-etki ilişkisiyle kanıtlanmıştır.” 2008 yılında Movement Disorders (Hareket Bozuklukları) bülteninde yayınlanan bir araştırma, LDL (sözde kötü kolesterol) düzeyleri düşük olan bireylerde Parkinson görülme riskinin yüzde 350 oranında arttığını göstermektedir! Sf. 88

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan metabolizmasının tercih ettiği yakıt karbonhidrat değil yağdır ve bu, insanlığın başından beri böyle olmuştur. Geçtiğimiz iki milyon yıl boyunca yağ açısından zengin bir diyetle beslendik ve karbonhidratlar hayatımıza bundan sadece on bin yıl önce yerleşik tarımla birlikte girdi. Biz hâlâ avcı ve toplayıcı atalarımızın genomuna sahibiz. Sf.84

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hiçbir diyet sizi vücudunuzdaki yağların hepsinden kurtaramaz çünkü beyin tamamen yağdan oluşur. Beyninizden kurtulduğunuzda belki iyi görünürsünüz ama bunun dışında yapabileceğiniz tek şey, bir sonraki seçimlerde aday olmaktır.” George Bernard Shaw Sf. 81

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer bir simit, çörek, donut ya da kruvasan yedikten sonra kendinizi daha mutlu ve huzurlu hissediyorsanız hayal görmüyorsunuz ve yalnız değilsiniz. Glutenin midede çözülerek kan-beyin bariyerini aşabilen bir polipeptit karışımına dönüştüğünü 1970’lerin sonundan beri biliyoruz. Bu polipeptitler beyine girdikten sonra morfin reseptörlerine bağlanarak algısal bir sarhoşluk yaratırlar. Afyon içeren uyuşturucu maddeler de keyif verici ve bağımlık yaratan etkiyi göstermek için aynı reseptöre bağlanmaktadır. Bu etkiyi keşfeden Doktor Christine Zioudrou. Sf. 72

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Atalarımızın buğday yetiştirmeyi ve öğütmeyi öğrendiği günden bugüne aynı gluten çeşidini yiyerek gelmedik. Bugün yediğimiz tahıllar ile beslenme sistemimize on bin yıl önce giren tahıllar arasında çok az benzerlik var. Sf. 71

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doktor Hadjivassiliou’nun on yılı aşkın bir süre boyunca yürüttüğü çalışmalar, glüten hassasiyeti olan hastalar glutensiz diyet uyguladıklarında baş ağrısı şikâyetlerinin tamamen ortadan kalktığını göstermektedir. Sf. 68

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nedenle bana multipl skleroz tanısıyla başvuran hastalarımdan gluten hassasiyeti testi yaptırmalarını isterim. Beyinlerindeki değişimlerin sebebi multipl skleroz değil, sadece gluten hassasiyeti olan birçok hastayla karşılaştım ve ne mutlu onlara ki glutensiz beslenme, durumlarının düzelmesi için yeterli oldu. Sf. 67

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gluten hassasiyeti özellikle glutenin, gliadin adlı bileşeninin antikor seviyelerindeki yükselmeden kaynaklanır. Bu antikor ve protein birleştiğinde (bir anti-gliadin antikoru oluşur) özel bir tip bağışıklık sistemi hücresinin içindeki belirli genler aktif hale gelir. Bu genler aktif hale geldiğinde enflamatuvar sitokin kimyasalları bir araya gelip beyine saldırabilirler. Sitokinler azılı birer beyin düşmanıdır ve özellikle de bu saldırılar uzun sürdüğünde beyindeki dokuları tahrip ederek onu hastalıklara ve işlev bozukluklarına karşı savunmasınız hale getirirler.

    Anti-gliadin antikorları beyinde mevcut olan ve gluten içeren yiyeceklerde bulunan gliadin proteini gibi görünen herhangi bir proteinle birleşebilir. Bunlar aslında beyinde bulunan bazı özel proteinlerdir ancak anti-gliadin antikorlarının bu farkı ayırt etmeleri mümkün değildir. Uzun yıllardır bilinen bu durum da yine enflamatuvar sitokinlerin oluşmasına neden olur.

    Bu bilgiler göz önünde bulundurulduğunda Alzheimer, Parkinson, multipl skleroz ve hatta otizm vakalarında yüksek sitokin seviyeleri görülmesi hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. (Araştırmalar, ALS hastalığı tanısı konan bazı hastaların aslında sadece gluten hassasiyetinin olduğunu ve gluteni hayatlarından çıkardıklarında bu belirtilerin ortadan kaybolduğunu ortaya koymaktadır.) Gluten hassasiyeti ve beyin alanında dünyanın en saygın araştırmacılarından biri olan ve Sheffield’da bulunan Royal Hallamshire Hastanesi’nde görev yapan Profesör Marios Hadjivassiliou, 1996 yılında Lancet’ta yayınlanan makalesinde şöyle demiştir: “Elimizdeki veriler gluten hassasiyetinin, nedeni bilinmeyen nörolojik hastalıkları olan kişilerde yaygın olarak görüldüğünü göstermektedir. Bunun altında yatan nedenlerin araştırılması faydalı olabilir.” Sf. 60, 61

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 60, 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir birleşik protein olan gluten, krakerlerin, pastane ürünlerinin ve pizza hamuru gibi hamur işlerinin yapılabilmesi için unu bir arada tutan bir yapıştırıcı görevi görür. Sf. 57

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyin ayakta kalabilmek için kolesterole ihtiyaç duyar. Kolesterol, nöronların işlevselliğini devam ettirebilmesi için hayati değer taşır ve beyin için çok önemli bir besin maddesidir. Sf. 48

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, en yüksek kolesterol değerlerine sahip olan kişilerin bilişsel testlerde düşük kolesterol değerlerine sahip olan kişilerden daha başarılı oldukları görülmüştür. Bu da kolesterolün beyni koruyan faktörlerden biri olduğunu kanıtlamaktadır. Sf. 41

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlerleyen bölümlerde kolesterolün, beyin sağlığının ve işlevselliğinin korunmasında ne kadar önemli bir rol oynadığını göreceksiniz. Yüksek kolesterolün beyin hastalıklarına yakalanma riskini azalttığını ve ömrü uzattığını ortaya koyan çalışmaların sayısı her geçen gün artıyor ve besinlerden alınan yağların da (burada trans yağlardan değil, iyi yağlardan bahsediyoruz) sağlıklı bir yaşamın ve işlevsel bir beynin anahtarı olduğu kanıtlandı. Sf. 40

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeker hastası olmasalar da hayatları boyunca kronik yüksek kan şekeri değerlerine sahip olmak,

    Hayatları boyunca fazla miktarda karbonhidrat tüketmiş olmak,

    Kolesterolü asgari seviyeye indiren, yağsız bir beslenme programı uygulamak,

    Buğday, çavdar ve arpada bulunan gluten isimli proteine karşı, teşhis edilmemiş bir intoleransın (hassasiyetin) söz konusu olması. Sf.38

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsülin direncinin Alzheimer hastalarının beyninde görülen meşum plakların oluşumunu harekete geçirdiğini yeni öğrendik. Tuhaf bir proteinin birikmesiyle oluşan bu plaklar, beyne saldırarak normal beyin hücrelerinin yerini alıyor. Düşük insülin seviyeleriyle beyin hastalıklarının ilişkilendirilmesi sonucunda da bilim insanları “Tip-3 diyabet”ten bahsetmeye başladılar. Obez bireylerin beyin fonksiyonlarıyla ilgili sorun yaşama riskinin diğer bireylere oranla çok daha yüksek olması ve şeker hastalarında Alzheimer hastalığının sağlıklı bireylere oranla iki kat daha fazla görülmesi de bu konuda çok şey anlatıyor. Sf. 36

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hücreler glikozu emerek dolaşım sistemine gönderemezler. Bu hayati şeker molekülünün hücreye girişi pankreas tarafından salgılanan insülin hormonu aracılığıyla gerçekleşir. Daha önceden de biliyor olabileceğiniz gibi, görevi glikozu daha sonra yakıt olarak kullanılacağı kas, yağ ve karaciğer hücrelerine iletmek olan insülin, hücresel metabolizmanın en önemli bileşenlerinden biridir. Normal, sağlıklı hücrelerin insülin hassasiyeti yüksektir. Ancak ısrarlı glikoz alımı sonucunda sürekli yüksek insülin seviyelerine maruz kalan hücreler yüzeylerindeki insülin reseptörlerinin miktarını azaltarak bu duruma uyum sağlarlar (bunun sebebi çoğunlukla insülin seviyelerinin tavan yapmasına sebep olan rafine şekerlerle dolu, aşırı işlenmiş gıdaların fazla miktarlarda tüketilmesidir). Başka bir deyişle, hücrelerimiz insüline karşı duyarsızlaşır ve bu durum da hücrelerin insülini umursamayarak kandaki glikozu bünyelerine almakta başarısız olmalarına neden olan insülin direncine sebep olur. Pankreas da bu duruma daha çok insülin salgılayarak tepki verir. Böylece şekerin hücrelere girebilmesi için daha yüksek insülin seviyelerine ihtiyaç duyulur. Bu durum, sonu Tip-2 diyabete varacak olan klinik bir sorun oluşturur. Şeker hastalarının kanlarındaki şeker oranı yüksektir, zira vücutları şekeri enerji olarak depolanacakları hücrelere ulaştıramaz ve yüksek kan şekeri de saymakla bitmeyecek bir sürü soruna sebep olur. Toksik şeker de tıpkı bir cam kırığı gibi birçok hasara yol açabilir: körlük, enfeksiyonlar, sinir harabiyeti, kalp hastalıkları ve evet, Alzheimer. Bu zincirleme olaylar gerçekleşirken vücuttaki enflamasyon da tavan yapar. Sf. 34, 35

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 34, 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alzheimer hastalığını üçüncü bir tür diyabet olarak tanımlayan çalışmalar ilk olarak 2005 yılında yapıldı. Fakat yanlış beslenme ve Alzheimer hastalığı arasındaki ilişkiden ancak bunun nasıl olabileceğini ortaya koyan yakın tarihli araştırmalar ışığında bahsedebiliyoruz. Bu araştırmaların sonuçları hem çok korkunç hem de çok ikna edici. Alzheimer’ı sadece tükettiğimiz besinleri değiştirerek önleyebileceğimiz düşüncesi bile şok edici. Üstelik ilerleyen bölümlerde göreceğiniz gibi, bu yolla aslında sadece Alzheimer’ı değil beyinle ilgili diğer tüm sorunları da önleyebilmek mümkün. Sf. 33, 34

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 33, 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekrar avcı ve toplayıcılara dönelim. Onların beyinleri sizinkilerden çok da farklı değildi. Yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler bulmaya programlanmışlardı. Zira bu her şeyden önce bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Ancak siz bolluk çağında yaşadığınız için avlanma çabanız çok çabuk sonuç veriyor ve işlenmiş yağ ve şekerlere de kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. İşte sorun da burada başlıyor. Mağara adamı dostlarımızın arayışı çok daha uzun sürüyordu ve bunun sonucunda da ya hayvansal yağlara ya da bitkilerden ve meyvelerden elde edilen doğal şekerlere ulaşıyorlardı. Sf. 33

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. hastaların tahılları terk edip yerine daha fazla protein ve yağ tüketmeye başladıkları anda nöbet geçirmekten kurtulduğu sayısız epilepsi vakasıyla karşılaştım. Sf. 19, 20

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 19, 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeker hastası olmak, Alzheimer’a yakalanma riskinizi ikiye katlar. Bu kitap tüm beyin hastalıklarının ortak paydalarının olduğunu net bir biçimde kanıtlıyor. Sf. 15

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.