Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “”Kur’an-ı tuvalet kâğıdı yapacaklar, size şapka giydirecekler.” diyorduk. Bu da pek etkili oluyordu.

    Şimdi tuttuğumuz siyaset, elimizdeki düstur şudur, “padişah, halife, hükmet, İstanbul’da düşmanlar elinde esirdir. Biz vekilleriyiz, onları, dini, milleti devleti kurtaracağız. Savaştan da yorulmuş bitmiş, parasız sefalette bu haldeki bir milleti kolay kolay yeni bir savaşa hazırlamak ta imkânsız. Bunun için, Rumlar ile izzet-i nefsini gıcıklıyoruz (tahrik ediyoruz) “Kur’an-ı tuvalet kâğıdı yapacaklar, size şapka giydirecekler.” diyorduk. Bu da pek etkili oluyordu.

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 623, 624) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bana Maarif (öğretim) Vekilliğini, Yusuf Kemal’e (Tengirşek) İktisat Vekâletini verdiler. Genelkurmay Başkanlığının kabineye dâhil edilmesi gibi bir hata yapıldı. Bu Müthiş bir militarizm (askerin siyasete girmesi) idi. Bunu yapan Mustafa Kemal’dir. İsmet Genelkurmay Başkanı oldu. Fevzi Paşa Milli Savunma Bakanı yapıldı. .. Mustafa Kemal aynı zamanda hem Meclis’i hem de Hükümeti elinde tutmak için İcra Vekilleri Reisi (Başbakan) de oldu. Meclis’e Mustafa Kemal’in teklifi üzerine hem yasama hem de yürütme yetkisi verildi. Bu istibdat (baskı)ve tahakküm (zorbalık)alâmeti idi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.619) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mebuslar, reisler ve vekiller, hepsinin maaşları seyyanen (herkese eşi bir biçimde) 100 lira.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 621) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “.. Çok içince yahut kızınca gözleri müthiş bir surette şaşı oluyor. Bu şaşılık derecesi yaklaşık 160 dır. Ha! Demek ki bu adamda ailevi, irsi bir tereddi (gerilik) vardır. Cevval, işleri takip ediyor, peşini bırakmıyor. En bilmediği şeyde dahi söyleneni derhal anlıyor, sonra da anlatıyor. Ama bütün prensip ve sistemi entrika.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.619) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sürekli içiyor. İsmet Paşa Lozan’da “Gazi’nin başı (kafa yapısı) ne biçimsizdir.” dedi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 619) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal’in belinde sürekli ağrılar var, sürekli bundan şikâyetçi. İkide bir ateşi var. Muayene ettim, idrarı tahlil edildi. Eski bir belsoğukluğu (Cinsel ilişki yoluyla bulaşan bir hastalık) var. İdrarında bol gonokok (belsoğukluğu hastalığının mikrobu) buldum.

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 617) kitabından birebir alınmıştır.

  • “23 Nisan 1920 sonrası kurulan hükümette Şeyhülislam’a Umur-u Şer’iyye Vekili (Şer’i işler bakanı) denmesini teklif ettiler. Ben şu teklifte bulundum; Hepsi iyi ancak, şu vesile (sebep) ile dini devletten ayıralım, laik bir hükümet yapalım, dedim. .. Hakikatten benim dinim yok. Fakat ben din aleyhinde değilim. .. Mustafa Kemal laik tabirinden bir şey anlamıyordu. Bu görüşmelerde bu adamın pek cahil olduğunu görmüştük. Şer’iyye Vekâleti de kurulmuş oldu.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.614) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “İstanbul Meclisinden Ankara Meclisine gelen mebusların adedi 40’ı geçmemiştir. İstanbul’da işgalden önce, 40.000 Fransız, 35.000 İngiliz, 4.000 İtalyan, 2.000 Yunan olmak üzere 81.000 kişilik bir işgal kuvveti vardı. Rumlar ve Ermeniler İngiliz ve Fransızların hizmetinde Türkleri ateş içinde yakıyorlardı. İstanbul Hükümeti kımıldayamaz halde idi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur, (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 608) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bütün olaylar olup bittikten sonra, olayların sonraki bazı kısımlarına dayanarak mütalaa (görüş) yürütmek ve onları lehine (yararına) kullanmak çok kolaydır. Mustafa Kemal’in de yaptığı budur.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 606) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bizler ile bir sorunu özel görüşür, kapıp toparladığı şeyleri (düşünce ve fikirleri) âleme hatta bizlere de satardı. Bu işleri, nutukları bile böyledir. Söyleyeceği bir nutku yazmak için bir iki ay uğraşır, 20-30 kişiye, bir şey sezdirmeksizin mübahaseler (bahisler, konular) açar, onların fikirlerini toplar, yazardı.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.603) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İşgal kuvvetlerinin ve komiserlerinin hükümete verdikleri ortak önerge gösteriyor ki, İstanbul Hükümeti pençe altında ve kötü sıkıştırılmaktadır. Mustafa Kemal bunlara yardım edeceğine o da sıkıştırıyor. .. Hükümet… Mustafa Kemal’in bu hallerine bakıp kızmayarak, Anadolu’ya harıl harıl cephane göndermişlerdir.

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 602, 603) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İleride hiçbir memuriyet kabul ettirilemeyeceğine dair yemin ettiriliyor.    

    Karabekir’e başbakanlık değil hiçbir şey vereceği yoktu. Ta başından beri her gün Kâzım Karabekir’in aleyhinde “aptal, softa, eşek,… vs.” diye bize ve herkese propaganda yapardı. Mesele, sırf Karabekir’i de başbakanlık kabulüne tamah ettirip kendisini, yeminini bozarak Meclis’i, Cumhurreisliği almak için mazur (haklı) göstermek için düzenlediği bir desisedir (tezgâhtır).

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 584) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sivas Kongresinde manda konusu uzun tartışmalara sebep oluyor. Çoğunluk mandacılarda. Mustafa Kemal kendi rivayetine göre bunu istemiyor. Derhal istirahat nedeniyle görüşmeye ara veriyor. Bu, toplantılarda onun yöntemidir. .. Ara verilince üyeleri özel olarak görür, yalan, dolan, tehdit, tezvir (karalama), karşı entrikalarla kendi istediğini terviç ettirmeye (geçerli kılmaya) çalışır.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 583) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İsmet’in Anadolu’ya geç gelmesinin sebebi yeni evli oluşuydu.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 578) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ferit Paşa (Sadrazam Damat Ferit) işgal kuvvetlerine karşı bir kuvvet elde etmek ihtiyacını hissetmiş. Bir rivayete göre de bu ihtiyacı hisseden Vahdettin’miş. Bu kuvvet Anadolu’da, Ordular ve halktan askeri bir kuvvet yapıp bunu işgal kuvvetlerine ve Padişah’a muarız (arızalı, karşıt) gösterip bunlara istiklâl (bağımsızlık) talep ettirmekmiş (istetmekmiş). Bu projeyi fiile (uygulamaya) çıkartmak için Mustafa Kemal’i uygun görmüşler. Padişah Mustafa Kemal’e para vermiş. Keza Hükûmet bütçesinden de ona birkaç bin lira vermişler ki bunun ilmühaberini (yazısını) Paris’te Republique, Enchance gazeteleri yayınladı. Padişah ve Ferit Mustafa Kemal’i çağırmışlar, işi söylemişler. Kendisini memur edip, eline de bir ferman vermişler. Aynı zamanda bu işi yapacağına ve kendisine verilen emirleri dinleyeceğine, bir gün emir verilince vazgeçeceğine dair namusu üzerine de yemin ettirmişler.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.565-566) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Alıntı: “Mütareke, Mondros Ateşkes anlaşmasından sonrası günlerinde Mustafa Kemal İngilizlere yakın görünmeye önem vermiştir. Ünlü casus Rahip Frew ile ahbaplık etmiş, İngiliz yetkililerle temas kurmaya çalışmıştır. Pera Palas otelinde Daily Mail muhabiri Word Price’tan kendisini İngiliz yetkililerle konuşturmasını istemiştir. Word Price’a göre Mustafa Kemal şöyle der: “Eğer İngilizler, Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa, İngiltere yönetiminde bulunan tecrübeli Türk Valileri ile çalışmak gereğini duyacaklardır. Böyle bir yetki çerçevesinde, hizmetlerimi sunabileceğim uygun bir yerin mevcut olup olamayacağını bilmek isterim.” diyor. World Price bunu İstihbarat Subayı Albay Heywood’ a iletir., o, “İşsiz Türk generalleri kendilerine iş arıyorlar ” diye üzerinde durmaz.  Mustafa Kemal’in 17 Kasım 1918 tarihli Minber gazetesinde demeci çıkar: “İngilizlerin Osmanlı Milletine gösterdikleri saygı ve insanlık karşısında, yalnız benim değil, bütün Osmanlı Milletinin, İngilizlerden daha çok iyiliğini isteyen bir dost olamayacağı inancıyla duygulanması pek doğaldır.” diyor. 18 Kasım 1918 Vakit Gazetesinde Mustafa Kemal:” Britanya Hükümetinin, Osmanlılara karşı olan iyi niyetinden kuşku duymak istemem.” diyor. … İngilizlerle anlaşmak üzere olduklarını söyleyen Sadrazam Damat Ferit’in bakanlarını hemen kutlar ve çok sevindiğini belirtir. Damat Ferit,  Baş tercüman Ryan’a Mustafa Kemal’le yemek yediğini, bağlılığı konusunda ondan yeterli teminat aldığını, onu bağlı bir subay ve centilmen saydığını belirtir. Böylece Samsun yolu açılır.  Gazeteci Clair Price, Mustafa Kemal için,” Biz onun hem müttefiklerin hem de Osmanlı Hükümetinin temsilcisi olup, daha sonra Erzurum Valiliği yapmak üzere düşünüldüğünü biliyoruz.” diyor. 5 Mart 1920’de İngiltere Başbakanı Llyod George, Mustafa Kemal’den Erzurum Valisi diye söz ediyor. Kurtuluş Savaşında da Mustafa Kemal İngilizlerle, çeşitli zamanlarda temas aramıştır.” Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi I – Sf. 121 ve 122

  • “Suriye’ye tayin ediliyor. İngilizlere müthiş surette mağlup oluyor, orada İsmet’te bir Kolordu Kumandanı.  (Mustafa Kemal) az kalsın esir oluyor. Ali Fuat ve İsmet kurtuluyor perişan Anadolu’ya kaçıyorlar. Mustafa Kemal bu yenilgiden sonra İstanbul’a geliyor. Hem de İzinsiz. Perişan ordu enkazını arkasında bırakarak. Bu Ordu İngilizlere 65.000 esir vermişti. … Hürriyet ve İtilaf Fırkasına giriyor. O zaman eski Konya Mebusu Zeynel Abidin Hoca Partinin en nüfuzlu adamı. Ondan İstanbul Merkez Kumandanlığını istiyor.. Tabii vermiyorlar.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 564) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İtalyanların Trablus’a saldırısında Fethi ve Enver gibi bu da oraya gidiyor, fakat bir iş görüp kendini gösteremiyor. Orada gözünde “iritis” hastalığı oluyor. Bu hastalık frengiden olur.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 562) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Frengi cinsel ilişki yolu ile bulaşan, o zamanın şartlarında ölüme kadar götüren kötü bir hastalık. Halen frengi mikrobu taşıyan insanların evlenmesine müsaade edilmiyor.

  • “Mustafa Kemal Sivas’tan Ankara’ya geleceği zaman (Aralık.1919) Ali Fuat Paşa onu himaye etmiş (korumuş) ama Ankara Valisi Ref’i Cevat’ın babası Muhittin Paşa, İngilizlerin adamı olduğundan, Vali’yi ortadan kaldırmak gerekmiş. Kırşehirli Rıza’ya söylemişler.  Beş on atlı ile gelmiş Vali’yi şehirde gezmeye çıkarmış, Çankırı kapısının yakınında pusu kurmuş, Vali’yi yakalayıp götürmüş. Bunun üzerine Mustafa Kemal Ankara’ya gelebilmiş. Ama Mustafa Kemal bu kere de Rıza’ya iftira edip İngiliz casusu diyor. İlgisi yok. Rıza’nın yüreğinin içini öğrendim, aksine pek vatanperver. İş açık, Mustafa Kemal bu adamdan, kendisini de bir gün yakalayıp dağa götürür diye korkuyor. … Beş altı yıl sonra zavallıyı hiçbir sebepsiz darağacında sallandırıverdi.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.537) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal gece gündüz içiyor, bol ve açık fuhuş yapıyor.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 537) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Namuslu bir adam, pek fazla bir taassup (dini tutuculuk) halinde dindarlığı var.”

    Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.