Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 1940 Yılı Nisan ayında Köy Enstitüleri Kanunu çıktı.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 317) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Menderes, büyük çiftlik sahibi, kolej eğitiminden sonra çiftlikte yaşıyor. İçine kapanık, babası ve annesi veremden ölüyor, kardeşi veremden ölüyor, kendisi de vereme yakalanıyor, ölümden dönüyor. ..Günlük hayatı biraz düzensizdi.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Lozan Antlaşmasına göre, Yüzellilikler (Osmanlı Hanedanına ait kişiler) hariç, Türkiye’de hiç kimseyi rahatsız ve hiç kimseye eziyet etmeyeceğini taahhüt ediyor. Fakat 25.9.1923’de çıkan Kanun, Milli Mücadele sırasında Milli hareket aleyhine bulundukları saptananların bir daha devlet hizmetine alınmayacakları açıkça belirtiliyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sonunda 1933 yılında Darülfünun’da (Üniversite’de) tasfiye (temizlik) gerçekleşiyor. 157 kişi, yetmiş biri ordinaryüs veya profesör, bunların 10’u edebiyat veya ilahiyattan, 14’ü hukuktan, 13 fen, 18’i tıptan, 16’sı eczacılık veya dişçilikten.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.279-280) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. İsmail Hakkı Baltacıoğlu da atılıyor. Baltacıoğlu, Köy enstitülerinin fikir babası, Türk Pedagojisinin babası, uluslararası ölçüde bir pedagoji düşünürü.

  • “Mete Tunçay; “Atatürk, orduları Akdeniz’e vardıktan sonra, ama tam dört yıl on ay sonra askerlikten ayrılmıştır. 1927 yılı Haziran ayı sonuna kadar, Cumhurbaşkanımız da, Başbakanımız da, Meclis Başkanımız da (Ayrıca bir takım Milletvekilleri, Valiler, sefirler vb.) asker idiler. İsmet İnönü Başbakan iken 30 Ağustos 1926’da Orgeneralliğe, birinci Ferikliğe yükselmişti.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Burjuva iktidarı, kitlesel tabanını köyde ve köylülükte buluyor. Burjuvazi iktidarını tehlike karşısında görünce, daha çok köycü ve köylü oluyor. 1930 yıllarının başındaki durum bu. .. ABD’nin Türkiye uzmanı George Harris, Türk Politikalarında Ordunun Rolü kitabında Mustafa Kemal’in 20 Ekim 1923’de yani Cumhuriyet’in ilanından dokuz gün önce, silahlı kuvvetler mensuplarının maaşlarına yüklü bir zam yapmış. Hilafeti ilga (ortadan kaldırma) etmeden önce de ordu kademeleri ile uzun uzun görüştüğünü yazıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 264, 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Hoca, Ahmet Hamdi’nin kitabından alıntı;)

    Samsun Valisi Kâzım Paşa, mahalli seçimlerde, kızını Serbest Fırka’dan aday göstermiş, kızı açık bir farkla kazanmış. Kasım 1930’da Gazi Samsun’a geliyor ve akşam yemek yiyecekler. Belediye Başkanı da sofraya çağırtılıyor. Başkan’a içki ikram ediliyor, içmiyor, Paşa nedenini soruyor, kendisinin ziyafete çağrılmadığını söylüyor. Mustafa Kemal Serbest Fırka feshedildiği (kapatıldığı) için Belediye Başkanı’nın istifa etmesi gerektiğini söylüyor. Başkan, istifa etmeyi düşünmediğini söylüyor bir süre sonra izin isteyip yemekten ayrılıyor. Ve Mustafa Kemal gürlüyor; “Vali Paşa Hazretleri, Belediye Reisi diye seçtiğiniz adamın yaptıklarını gördünüz mü? Her şeyden önce terbiyesiz. Şehirlerine misafir oluyorum, soframa yemek yiyerek geliyor, içki ikram ediyoruz, içmiyor, sonra da bir Reisicumhur sofrasında, biz sofradan kalkmadan, sofradan kalkıp, defolup gidiyor.” ….iki gün sonra Dâhiliye Vekâleti adına seyahate katılan mülkiye müfettişi Necati Bey, bazı sebeplerle Valiye işten el  çektiriliyor. Bittabi Belediye seçiminin de feshi ve yenilenmesi de kararlaştırılmış oluyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.252) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1931 Yılı Mayıs ayında Cumhuriyet Halk Fırkası kongresi toplanıyor ve okların sayısı dörtten altıya çıkıyor, inkılâpçılık ve devletçilik ilave oluyor. Kongrede hiç tartışma olmuyor. Yeni inkılâplardan söz ediliyor, yapılan inkılâpların korunması ilke ediniliyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Hasan Ali Yücel, Kemal Paşa ile 1931 yılında üç ay trenle seyahat ediyor) 

    “.. Bu seyahat boyunca Mustafa Kemal sürekli soru soruyor. … Örnek olsun sıfır’ı soruyor, danışmanlar anlatıyor, Paşa beğenmiyor. Danışmanlar arasında bulunan eğitimci Hasan Ali Yücel çok sıkışıyor. ..En sonunda kendisinin sıfır olduğunu söylüyor. On sayısını alıyor, “siz direksiniz!” diyor… “Ben de arkasındaki hiç’im.” diyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı Sarayı’nda mütareke (ateşkes)  günlerinde Ahali İktisat Fırkasını kuruyor, MM diye bilinen Müdafi Milliye Cemiyetinde yöneticilik yapıyor. Anadolu’ya silah ve cephane kaçırıyor. Görüşlerini Gazi’ye anlatıyor, Gazi de rapor haline getirip kendisine sunmasını istiyor. Ahmet Hamdi “İktisadi Devletçilik” kitabını yazıyor. Raporunu takdim için Yalova’ya gidiyor. “Yalova’da bir gece kaldım,  .. o gece Gazi Hazretleri beni sofralarına davet buyurdular. Fakat ne seyahatten, ne raporumdan ne de kitabımdan bahsedilmeyerek sadece alışılmış sofra musahabeleri (sohbetleri) ve eğlenceler yapıldı. Emirleri üzerine ben de sofrada bulunan diğer insanlar gibi zeybek talimleri yaptım.” diyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1993): Limancı Ahmet Hamdi Mustafa Kemal’e devletçilik fikrini benimseten kişi. Sonunda Kemal Paşa O’nu 30 Ağustos 1934’de Fatin Rüştü Zorlu’nun düğününde alaya alınca, O da hanımını alıp düğün salonunu terk etti. Mustafa Kemal O’na “Ah zavallı hayalperest” diyor.

  • “1921 Yılı başlarında… Yönetimlerini sallanmaktan koruyabilmek için Mustafa Kemal ve arkadaşlarına bir zafer gerekli oluyor. Bulunuyor. İnönü Zaferi bulunuyor. 1930 yılı sonlarında da Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’ye Kubilay gibi bir şehit gerekiyor. Kubilay şehit oluyor. .. Derviş Mehmet camide gösteriye başlıyor. Astsubay Kubilay’a görev veriliyor. Kubilay henüz birkaç gün önce askere alınmış olan takım düzenindeki birliği ile hemen yola çıkar. Kendisinde silah, erlerinde mermi yoktur. O dönemin ABD Büyükelçisi C. Grew, Çalkantılı Dönem adlı kitabının 2. Cildinde, Kubilay’ın ölümünü zamanın Hükümetinin “Altın bir fırsat” olarak değerlendirdiğini söylüyor.

    ...İleri sürdüğüne göre Kubilay, Derviş Mehmet tarafından vuruluyor. Bir bekçi de Derviş Mehmet’i vuruyor ama sonra o da vuruluyor. Hükûmet Kubilay’ın kafasının kesildiğini, bir sopaya takılarak gezdirildiğini, fanatik dervişlerle müritlerinin kanını içtiklerini iddia ediyorlarsa da bunların doğruluğundan kuşku duymak için nedenler vardır.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.136) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Faşist İtalya’da Dr. Ross adında birisi, Türkiye’de yapılmak isteneni faşizm olarak niteliyor.  … … Hükümet, Mösyö Fişering, Dr. Karl Muller, M. Şaht, Von Volpin gibi muhtelif (çeşitli) ihtisas erbabının (iş bilen insanların) tetkik (araştırma) ve mütalaasını (görüşlerini) talep etti (istedi). Türkiye’ye gelen Şaht’ın daha sonra Hitler’in ekonomik mucizesini yaratan kişi olduğunu hatırlatmakta yarar var.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.153 ve 160) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ahmet Hamdi Başar’ın “Atatürk’le Üç Ay ve 1930’dan Sonra Türkiye” adlı kitabında, “1932 senesi açık olarak iki cephe oluşmuş ve çarpışmaya başlamıştır. Himayeler (Devletin koruma politikaları) sayesinde canlanan sanayiciler ve yeni burjuvalar bir tarafta, devletin güçlenmesi oranında güçlenen memur sınıfı diğer tarafta. Bunlardan birincisi İş Bankası, ikincisi de Hükûmet ve Meclis’te hâkim olmaya başlamıştı. İş Bankası Gazi’nin himayesindeydi.””

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.244) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu sınıflama çok gerçekçi. Bu durumda Hükûmet ve Meclis’te İsmet Paşa, ekonomide ise Kemal Paşa güçlü.

  • “Sakarya Savaşına yedek subay savaşı deniliyor. .. Bu savaşta hep yedek subayların şehit düştüğü biliniyor. Kıbrıs’ta da oransal olarak en önde yedek subay şehit oldu. Kıbrıs’ta yedek subaylar ileri gözetleyici oldu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal’in Büyük Müzik İnkılâbı şu sözlerle başlıyor (1 Kasım 1934);

    “Bugün dinletilmeye yeltenilen musiki, yüz ağartacak değerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz. Ulusun, ince duyguları ve düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri söyleşileri toplamak, onları bir gün önce genel son musiki kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu düzeyde Türk ulusal musikisi yükselebilir. Evrensel musikide yerini alabilir.” Bu sözlerden sonra radyolarda Türk musikisi yayınlanmasını yasaklıyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.136) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Türk müziğinin öğretilmesini de yasaklanıyor. Müzik, bir üstyapı ürünü olduğuna göre üretim biçimini değiştirmeden, daha komplike ve karmaşık hale getirmeden daha kaliteli, zengin ve iyi müzik seviyesini yakalamak mümkün değildir. Zaten daha sonra bu yasak, sanat müziğine yönelik olarak kalıyor ve 4-5 nota ile icra edilen basit halk müziği yeni rejimin müziği oluyor.

  • “Samsun’un Çarşamba ilçesinde, 1930 seçimlerinde bazı kadınlar bir bayan öğretmene “Hangi fırkaya oy verelim?” diye sorarlar, bayan öğretmen de; “İstediğiniz fırkaya oy verin.” der… Görevinden uzaklaştırılır.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 135) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU: (1993): Öğretmen, “CHP ye oy verin” demediği için görevinden uzaklaştırılıyor.

  • “1923 yılı İhracat 86 milyon dolar, ithalat 50 milyon dolar. 1925 yılı 128’e 102, 1930’da 60’a 71, 1933’de 45’e 58 ve 1937’de 118’e 115’tir.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.126) kitabından birebir alınmıştır.

  • “141-142 sayılı yasalar 1936 yılında kabul edilmiş, BMM’nin bir tek üyesi bile karşı çıkmamış. Faşist İtalya’nın 1930 tarihli Ceza Kanunundan alınmış.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.210) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1930 Yılı günde 17 saate kadar çalışan işçi günde ortalama 67,1 kuruş elde ediyor. İzmir’de şekerin kilosu 40,1 kuruş, 1933 yılında Bursa’da tuzun kilosu 7,75 kuruş.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Şubat 1925’de Aşar (tarımdan alınan üretim vergisi) kaldırılıyor. Bu, büyük toprak ağalarına feodallere ve kapitalist çiftçilere verilen büyük ödün oluyor.

      Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.62 ile 65 arası) kitabından birebir alınmıştır.   

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Meclis bu kanunu defalarca geri çeviriyor, tam da Şeyh Sait İsyanının patlak verdiği sırada bu kanun da Meclis’e veriliyor ve yasalaşıyor.