Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Aydın, aklını kullanarak inatla mücadele eden yaratıktır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bağımsızlık ve demokrasi kendi dogmalarıyla sosyalizmde vardır; Ancak Sosyalizm, bağımsızlık ve / veya demokrasiye indirgenemez.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 73 ile 77 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Yalçın Hoca, demokrasiyi sosyalizmin içindeki bir unsur olarak görüyor. Sosyalizm mücadelesi dururken, 70’li yıllarda yapılan demokrasi mücadelesine de acıyor. Yetmişli yılların devrimcilerinin köylü olduklarını ve türkü söylediklerini yazıyor.

  • “İnziva kişiliğin öğretmenidir.” Ne kadar doğru! Einstein Doğuluların bunu çok eskiden beri bildiklerini de ekliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Olayları olabildiği kadar somut olarak ele almalı, sonra da tecrit etmek (yalnız bırakmak) istediğimiz şeyi soyutlamalıyız. (Abstraction”)

    Alıntı: Yarınlara Doğru – Alexis Carrel (1979 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1979); Mecelle’de buna, Ayyarını mâni (aykırı olanları engelleme), efradını câmi (ilgili olanları toplamak)

  • “Nazım’a 1938 yılında tek bir hükümde toplam 176 yıl 6 ay ceza kesiliyor”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkiye’de aydından çok aydın mezarı var. Çünkü Türk aydınında inat yok.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Geçiciyi, günceli yaşayan kişi dâhi olamaz.“

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Pratik ne kadar zengin olursa olsun, mutlaka, yaştır eğilir. Bilim ise ne kadar coşku verici olursa olsun kurudur, bükülmez.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dahi, çok hızlı görebilendir. Mustafa Kemal çok yavaş ve sakin görebilendir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı dönemi aydınları, Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlık mücadelesi veren halklar Marksizm’e sahip çıktıkları için, Marksizm’den uzak durdular.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 656) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1874 Yılında Balıkesir’de doğan Hüseyin Cahit’in çok kavgacı kişiliği var. Hırslı, …. Okumayı seviyor, çok istediği 17 ciltlik Larousse Ansiklopedisinin karşılığını ödeyebilmek için 3.500 sayfa polis romanı çevirmeye razı oluyor. Düz yazının gelişmesine en büyük katkıda bulunanlardan birisi oluyor. Dilin gelişmesine katkıda bulunmakla birlikte, sadeleşmesine karşı çıkıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 627) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Harekât Ordusu’nun Komutanı bile, bastırmak üzere geldiği olayı, irtica olarak değerlendirmiyor. Harekat Ordusu Komutanı Hüseyin Hüsnü Paşa İstanbul halkına dağıttığı ilk beyannamesinde, 31 Mart Ayaklanmasını bütün alem-i İslam’ın tel’in ettiğini (lanetlediğini) belirtiyor ve amacın istibdat yönetimine dönmek olduğunu kaydediyor…… ve ordunun namusunu ikmal etmek için geldiğini ilan ediyor.   

    31 Mart 1909 tarihinde isyan, ordu içinden başlıyor. İsyanı İstanbul Muhafız kıtaları askerleri ve çok büyük ölçüde alaylı subaylar çıkartıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 629, 630) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eylemden doğan eylemlerin derine inme gücü az, kalıcılık özelliği zayıf oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 627) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995, 2008): Hoca’ya göre, Birinci Dünya Savaşı’nda yöneticiler İslam ülkelerinin kendilerinden yana cihat edeceklerini zannediyorlar. Bunun hayal kırıklığı laisizmi pompaladı. Müslüman devletlerinin Osmanlı Devleti üzerinde yıkıcı etkileri oldu. Cumhuriyetin ilk on-on beş yılında Musul ve Hatay gibi önemli sınır tartışmaları da laiklik düşüncesine ivme kazandırıyor. Yalçın Küçük’ün bu görüşlerine katılıyorum ancak Laikliğin ivme kazanmasının en önemli etkeninin, Siyonizm olduğunu düşünüyorum. Bir kere muhtemel bir İsrail Devletinin kuruluşu için laik ve İslam’la küsülü bir Türkiye’nin varlığı çok önemli bir sebeptir ikincisi ise Türkiye yönetimine hâkim olan Sabetayist ve Yahudilerin rahat yaşamaları için de laiklik istenmiş olabilir. Zaten Cumhuriyet laikliği, farklı inanç sahiplerinin özgürlüğü için kullanmamış, İslamiyet’i bir yönetim enstrümanı olarak kullanmış, Müslümanların siyasallaşması karşısında baskıcı davranmış ve Ermeni veya Rum gibi unsurlara göstermediği laik yönetim tavrını Yahudilerden esirgememiştir.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 627) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bir akımın kişilik kazanabilmesi için, iki yönden ayrışması gerekiyor. Bunlardan birisi, daha sonradan o akımı oluşturan canlıların kendilerini “ayrı” düşünmeleri oluyor. Bu, akımın “ayrışma bilincidir” . Bir de toplumun diğer canlılarının bu akımı “ayrı” düşünmesi zorunludur. Bu ise bir akımın kişilik kazanması için gerekli toplumsal bilinçtir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 626) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Prens, özel teşebbüs ile önce toplumu oluşturacak entitelerin (niteliklerinin) gelişmesini istiyor.   Müslüman ve Müslüman olmayan halklara bir yönetim özerkliği, Adem-i Merkeziyet (Merkezden idare olmaması) verilmesini istiyor.  Bireyci eğitime, bireyci aileye ve yerinden yönetim şekline taraftardır.  …bir noktada Le Play’den ayrılıyor Le Play ve yandaşları çalışmalarını saha çalışmasına yöneltirken, Prens’te bu yoktur.    Sabahattin, 1906 yılında yeni hareketinin yayın organı olan Terakki’yi çıkarıyor ve Teşebbüs-ü Şahsi (Bireysel girişimcilik) ve Adem-i Merkeziyet (merkezi olmayan yönetim, yerinden yönetim) Cemiyet’i çalışmalarını başlatıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 613 ile 624 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU: Prens, Tanzimat ve meşrutiyetçiler gibi, maarifle (öğretimle) her sorunun çözüleceğine inanmıyor. Eğitime bu kadar önem verilmesini doğru bulmuyor. Türkiye’deki yanlışlıkları da, Türkiye’nin, daha doğrusu sosyal yapının bilinmemesine bağlıyor. Prens Sabahattin “Aydınlar, olayları temellerine geri götüremedikleri için, her zaman, sonucu neden sanmışlardır ve sosyal alanda geri kalmış bir anlayışın verimsiz sınırları dışına çıkamamışlardır.” diyor.  Yine “Doğu tümüyle bütüncü yapının, Batıysa özellikle bireyci yapının etkisi altında.” diyor.   Meşrutiyetin ilanından sonra, babasının cenazesi ile beraber Türkiye’ye dönüyor. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin muhalifi olan Ahrar Fırkasının kuruluşuna önayak oluyor. İttihadı Muhammedi Fırkası ile de cephe tutunca 31 Mart 1909 olayında Hareket Ordusu tarafından kısa bir süre tutuklanıyor.

      

  • Marks, “Tarihte her olay iki kez oluyor, birincisi trajedi ve ikincisi komedi olarak yaşanıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 606) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “İttihat ve Terakki içinde eli kalem tutanlar, Hüseyin Cahit Yalçın, Maliye Nazırı Cavit Bey, Kurucu Dr. Abdullah Cevdet, net bir İngilizci çizgi izliyorlar. Sabahattin de (Prens) burada duruyor. Eli silah tutanlar, ordudan gelenler… Almancı bir politikanın sahibi görünüyorlar. Eli silah tutanlardan Yakup Cemil, İngilizlere dönüyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 605) kitabından birebir alınmıştır.

  • İş gücüne değerinin ödendiğini varsayacak olursak, şu alternatifle karşı karşıya kalırız; emeğin üretme gücü (üretkenliği) ve normal kullanım yoğunluğu veri ise, artıkdeğer oranı ancak iş gücünün mutlak azaltılması ile yükseltilebilir; Diğer yandan iş gücünün sınırları belli ve veri ise artıkdeğer oranı ancak unsurlarında, yani gerekli- emek ve artıkemekte meydana gelecek bir nispi büyüklük değişmesiyle yükseltilebilir ki, bu da eğer ücret işgücünün değerinin altına düşmeyecek olursa, emeğin üretkenliğinde veya kullanım yoğunluğunda bir değişim olmasını gerektirir. 

    Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı döneminde Türk gericiliğinin temellerini atan iki prens ,… Prens Sait Halim Paşa ile Prens Sabahattin’dir. Prens Sait Halim Paşa, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu. 1863 Kahire’de dünyaya geliyor. Özel öğretmenden yabancı dil öğreniyor ve İsviçre’de üniversite öğrenimi görüyor. 1912 yılında İttihat ve Terakki Cemiyetine Kâtibi Umumi (Genel Sekreter) oluyor.   Birinci Dünya Savaşının başladığı zaman Başbakan (Sadrazam). Sonra Malta’ya sürülüyor. Talat’ın Almanya’da bir ermeni militan tarafından katledildiği 1921 yılında Prens Sait Halim Paşa da İtalya’da bir başka ermeni tarafından kurşunlanarak öldürülüyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 596, 597) kitabından birebir alınmıştır.