Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Vehbi Koç; “29.10.1919 günü reis Mustafa Rıfat Efendi’nin Başkanlığında kurulan Ankara Müdafai Hukuk Cemiyeti’ne babam da girmişti. O günkü duruma göre 3.000 kuruş maddi yardım da yapmış.””

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.91) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bağımsızlık savaşını başarı ile sonuçlandıran Türkiye Cumhuriyeti, bir Merkez Bankası kurma hakkını, yabancı sermayeli bir banka ile imzaladığı mukavele (sözleşme) ile alıyor. İş Bankası 26.08.1926 tarihinde Mustafa Kemal ile Celal Bayar Bey tarafından kurulmuştur.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Maliye Bakanı Cavit Bey İtibar-ı Milli Bankası’nın kurucusu. Cavit’in idam edilmesinden hemen sonra İtibar-ı Milli Bankası önce iflasa sonra da iş bankasına iltihaka (katılmaya) zorlandığı görülecek.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Cavit Bey çok politize bir adam değil.  Demek ki bu bankadan kaynaklanan maddi gücü vardı. Bir de geçmişten gelen, Kemal Paşa’nın Sofya ateşemiliterlik döneminden gelen bir kızgınlığı vardı. 

  • “Türkiye Milli İthalat ve İhracat A.Ş. Kurucuları arasında 54 milletvekili ve 37 tüccar önemli yer tutmaktadır. ..Son düşman kuvvetlerinin 17 Eylül’de Bandırma’dan gemlere binerek Anadolu’yu terk etmelerinden hemen sonra 19 Eylül 1922’de Ankara’da kuruluyor. Ancak 1 milyon 6 yüz bin Lira sermayeli şirketin kuruluş hazırlıklarının Büyük Taarruzdan da önce başladığı anlaşılıyor…. 19 Kasım 1922’de Hâkimiyet-i Milliye gazetesine verilen ilanda; “Türklerin ekmeği ile büyüyüp, Türk vatanına kazandıkları paralarla kurşun atıp, Türkiye’nin, Türk’ün mahvına (yok olmasına) çalışan ve vatanımızın en zengin aksamını (kısmını) yaktırıp yıktırmaya ve kardeşlerimizin şahadetine vasıta (aracı) olan ve kahraman ordumuzun muzafferiyetini müteakip (takip eden zamanda) endişeye düşerek vatanımızdan çekip gitmekte olan Rum ve Ermenilerin tabiiyet (vatandaşlık bağı) değiştirerek dört ay sonra daha şiddetli hırs ve intikamla memleketimize gelmelerini arzu etmeyenler, gidenlerden kalan işlevlerini kendi esnafına teslim edebilmek gayesi ile teessüs (kurulan) eden Türkiye Milli İthalat ve İhracat A.Ş. den acele hisse almak için istasyon caddesindeki idarehanemize müracaat etsinler.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.19) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): İzmir’i aldıktan hemen sonra bu şirketi kuruyorlar.

  • “1927 yılında Takrir-i Sükûn (Susturma kararı) Yasasının iki yıl daha uzatılması kararlaştırılırken, İsmet Paşa; “Gelecek yıllarda da Takrir-i Sükûn Kanunu’nun yararlarından yoksun kalınmaması düşüncesindeyiz. .. Böylece milletin gerçek isteğine, samimi sevgisine dayanarak egemenliğini yürüten BMM’nin yeni seçiminde, daha çok huzur ve sevgi ile milletin oyuna başvurulmasına da imkân vereceğini kabul ediyoruz. … İki yıl önce karşısında bulunduğumuz olayların en önemlisi Şeyh Sait ayaklanması ile beliren eylem değildir. Asıl tehlike, memleketin genel yaşantısında meydana gelen karışıklıktı, anarşik durumdu. Bu, memleketin birçok zamanlardan beri politik yaşantısına musallat (rahat bırakmayan) olan başlıca derttir. … Ve bu, büyük çıkarları işletmeye alışmış, soysuz aydınlarla, vicdan özgürlüğünü başkalarının vicdanına saldırmak için araç sayan politikacıların faaliyetidir.”

    .. Bu görüşmeler sırasında Şeyh Sait isyanı altın bir gerekçedir, (1) deniliyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 58, 59) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2019): 15 Temmuz 2016 da “Tanrı’nın bir lütfu” idi.

  • “Büyük Paşa’lar ölümden döndüler, Terör Mahkemesi (İstiklâl Mahkemesi) Büyük Paşalar (Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat (Cebesoy) için idam hükmetmedi, fakat Büyük Paşa’lar gerekli hükmü öğrendiler. Mustafa Kemal’den değil İsmet Paşa’dan korkmasını öğrendiler…. İsmet Paşa’yı hiç affetmediler.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

           

  • “Ceza Kanunu’na faşist İtalya’dan ithal edilen 141. ve 142. maddeler konuldu.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.52) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu maddeler, devletin rejimini koruma adına düşünce ve propaganda özgürlüğünü yok ediyordu. Menderes döneminde şiddetlendirildi, Özal döneminde kaldırıldı ve bunlarla birlikte siyasi İslamcılığı engelleyen 163 madde de kaldırıldı.

  • “Meşrutiyet’i izleyen beş yılda (1908- 1913) 22 siyasi partinin kurulmasına karşılık, 1918-1923 döneminde 55 parti ortaya çıkıyor. …”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.39) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): 1923 ile 1938 arasında ise iki muhalif siyasi parti kuruluyor, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka, kapatılmaları kanlı oluyor.

     

  • Türkiye Halk İştirakiyyun Partisi’nin (Sosyalist veya Komünist parti) kapatılması, silahlı çatışmanın tamamlanmasından hemen sonra gerçekleştiriliyor. 1922 yılının Eylül ve Kasım ayları arasında 300 komünist ve sendika yöneticisi tutuklanıyor.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.47) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Yalçın Küçük Hoca bu ilk komünist tevkifâtını (tutuklamalarını) yeni düzenin kuruluş gereklerine bağlıyor ama hatalı ve eksik bir değerlendirme yapıyor. Tarihin her dönemini sömürü parametresini göz önünde tutarak değerlendirip de Mustafa Kemal dönemini farklı değerlendirme eğilimi Türkiye solunun kronik hastalığıdır. Bu hastalık Doğan Avcıoğlu’nda da var.

  • “Mustafa Kemal, Talat Paşa’ya yazdığı mektupta, “Gerekirse Bolşevizm’i de biz kurarız.” diyor.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • “11 Ekim 1920 tarihinde bir yasa kabul edilip yürürlüğe konulur. .. Baltalık Kanunu ile orman köylüsünün orman sahibi yapılması ilkesi kabul ediliyor.. Orman Bakanlığının “Cumhuriyetimizin 50. Yılında Ormanlarımız” adlı yayınına göre, köylü malını baltadan geçirerek kendisine verilmiş olan ormanı tarlaya çevirmiştir. Üç yıl devam eden ve büyük orman kaybına neden olan Baltalık Kanunu 1923 yılında Lozan’dan sonra derhal durdurulmuş… Baltalık Kanunu yerine geçen 1924 tarihli yasanın uygulaması ise 1937 yılına kadar sürüyor…. (Yine aynı yayında) “Çok büyük olan bu ihtiyacın karşılanmasında milli servet olarak ormanlardan yararlanma yönüne gidilmiş ve ormanlar yerli ve yabancı teşebbüsün (girişimcinin) istismarına (kötüye kullanımına) açılarak, memleketin birçok yerindeki iyi vasıflı (nitelikli) ormanlar, uzun ve kısa vadeli anlaşmalarla satılmaya başlanmıştır.”

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 21 ile 23 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Kurtuluşun bedeli ağır olmuş. Türkiye’nin çölleşmesinde bu uygulamanın rolü büyük. Ormanlar peşkeş çekilerek kaynak yaratılmış, bu kaynaklarla savaş yapılmış?

  • “Cumhuriyetin yönetici ve kurucu kadrolarının, yaygın tezin aksine, son derece bilgili oldukları görülüyor.

    Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Rauf Orbay yurtdışında iken üç defa suikasta maruz kaldığını ve belgelerinin olduğunu söylüyor.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993- Sf.144)

  • “İngiliz petrolcülerinden Lord İnverford Büyükelçiliğimize gelerek Yusuf Kemal Tengirşek Bey’e Şu teklifte bulunmuş; “Musul meselesi biz İngilizler için petrol meselesidir. Petrol işini biz aramızda halledersek Musul Vilâyetini size bırakmanın çaresini buluruz.” .. Bu teklifi Büyükelçimiz Yusuf Kemal Bey Hâriciye Vekili olan İsmet Paşa’ya bildirmiş ama bir cevap alamamıştır. Bundan sonra İngiliz petrolcüleri İstanbul’a gelerek bu sefer doğrudan doğruya İsmet Paşa ile görüşmek istemişler ama yine bir netice alamamışlardır.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993- Sf. 122 ile 123 arası)kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal, Cafer Tayyar Paşa’yı çağırıp Diyarbakır’daki kolordu Komutanlığına görevlendiriyor. Cafer Tayyar Paşa, Mustafa Kemal’e, Musul’u alabileceğini bunun için kendisinden işaret bekleyeceğini söylüyor. ..Paşa Diyarbakır’a gider gitmez Bir Nasturî (Hıristiyan Kürtler) ayaklanması çıkıyor ve Musul’un alınması için uygun ortam oluyor. Cafer Tayyar Paşa; “İşte bu harekât sırasında bana Ankara’dan en küçük bir işaret verilmiş olsaydı Musul Vilayetini bir hafta en fazla on günde işgal edebilirdim.” diyor.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993- Sf. 121, 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • Topal Osman’ın yakalanıp adalete teslimini görüşüyorlar. Mustafa Kemal; “Meclis Muhafız kıtasında Topal Osman’la gelmiş Karadenizliler var. Bunlar birbirlerine ateş etmezlerse ne sen, ne ben ne Ankara,…  bir şey kalmaz.” diyor. Rauf Bey ise; “Suçluyu yakalatmak mutlaka lâzım. Eğer Başkumandan sıfatı ile veya herhangi bir mülahaza (gerekçe) ile sizce buna gerek görülmüyor ise, benim bu durumu yarın Meclis’e anlatmam gerekecektir.” der.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993- Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “İsmet İnönü, 17 Kasım 1922 günü, Müslim Standart Gazetesi müdürü Seyyit Abdülkayyum Malik’e; “Hilafet güçlendirilerek kalacaktır. Kanımızın son damlasına kadar Hilafeti tutup yaşatacağız.” gibi, Hilafet yanlısı demeç veriyor. Rauf Orbay şu  olayı da anlatıyor; “İsmet Paşa, anlaşıldığına göre Lozan’da İngilizlerle bir çeşit gizli arabuluculuk rolü oynayan Hahambaşı Hayim Naum Efendinin telkinleriyle (Hilafetin artık ne şekilde olursa olsun Türkiye’de devamına izin verilmeyip derhal atılması gereği..)  fikrini tamamıyla benimsemiş bulunuyordu.” diyor. İngilizler daha Meşrutiyet devrinde bir Mısırlı doktor aracılığı ile Sait Halim Paşa’ya altmış hatta yüz milyon İngiliz lirası karşılığında hilafetin Araplara devrini teklif etmiş oldukları biliniyordu.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993- Sf. 96, 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • “R”auf Orbay İzmir’de Mustafa Kemal’e sarılıp; “Gazan mübarek olsun Paşa’m!” diyor. Paşa ise “Rauf kardeşim, mis gibi bitirdiğimiz işte ortak olduğumuzu unutma!. Gaza varsa onda müştereğiz. (ortağız)….” diyor. İzmir’den trenle dönerken, Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve diğer arkadaşlarına, artık köşesine çekileceğini, çiftlik kuracağını söylüyor ve onlara da tavsiye ediyor.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993- Sf. 86, 87) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Büyük taarruzdan önce Bakanlar Kurulu toplanıp, Mahmut Esat Bey’in; “Yunan’ı yenersek sonunda İngiliz ile kapışır mıyız?”  endişesine karşılık Rauf Orbay kesin olarak İngiltere ile kapışmayacağımızı söylüyor. Ta başından beri İngiltere’nin olaya tarafsız kaldığını vurguluyor…. Savaş devam ederken Mustafa Kemal Paşa, Rauf Orbay’dan birkaç asker için terfi istiyor ve hükûmet bu terfileri yapınca Meclis’te kıyamet kopuyor. Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey “Meclis iradesini kaale (dikkate) almayanları Yunan kadar memlekete zararlı sayıyoruz.” diyor.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993- Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Kara Vasıf ve bazı arkadaşları Başbakan Rauf Bey’in yanına gelerek; ” .. Bir yerde güzel bir kız, güzel bir çocuk gördüler mi sürükleyip götürüyorlar. İşi, bu dereceye vardırdılar. İkaz etmek istedik, aldığımız cevap, “Bu gibi işler zekâ sahiplerine arız olan (bulaşmış olan) hastalıklardır. Vazgeçilmez.” oldu. Bunu birkaç arkadaşın arasında yüzümüze karşı hem de gülerek söyleyen Topçu İhsan Bey (1) ile nerede ise dövüşüyorduk.”

    Alıntı: Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay – Feridun Kandemir (Sinan Matbaası 1993 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1); Bu adam Deniz Bakanı iken yolsuzluktan Yüce Divana verildi, hüküm giydi.