Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Namık Kemalin görüşleri:)

    “Bir kavmin yalnız siyasi ahlakı bozulursa içlerinden bir 14. Luis çıkar “devlet benim şahsımdan ibarettir.” der, her istediği hükmü gerçekleştirir. Siyasi fikriyatı yanlış bir yola gider, aralarından bir Büyük Napolyon peydah olur, tüm yeryüzünde saltanat sürmek için güya Fransa’nın şan ve büyüklüğünden tutturarak üç-beş milyon nüfusun kanını ziyan eder. İkisine de kötülük bulaşırsa, morali bozulmuş bir vücudun, maddi uzuvlarında ortaya çıkan ahlak-ı faside gibi (bir ur gibi) bir Üçüncü Napolyon çıkagelir, bulaştığı siyasi bünyeyi maddi ve manevi inkıraza (çöküntüye) müstait (uygun) olabilecek bir hale getirir.” Sf. 644, 645     

    Namık Kemal 28 Ekim 1872’de İbret’te yazdığı Efkâr-ı Umumiye (Kamuoyu) adlı yazısında: “Böylece, hem insan aklının en büyük ayırt edici olduğunu yazarak aydınlanma çağının temel ilkesini yansıtıyor ve hem de halkın gücünden daha büyük bir güç olamayacağını ortaya koyarak, demokrat ilkelerin başlıcalarından birisini Türkiye’ye ithal ediyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 643 ile 645 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Demokrat tutarlı olamaz. ..Çünkü demokrat hareket tutarlı olamaz, çünkü bilimsel temelden yoksundur.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1873 yılı Mart ayında Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre oyunu sahneye kondu.   Ertesi gece o piyes ikinci defa oynandığı sırada Kemal ve arkadaşları tevkif olundular. İbret Gazetesi kapatıldı. Kemal Magosa’ya ve arkadaşları Rodos ve Akka’ya sürüldüler. Bu sürgünde Kemal, Ahmet Mithat ve Ebuzziya Tevfik korunuyorlar. Kemal Magosa’da çok rahat yaşıyor ve pek verimli oluyor. Para açısından hiç sıkılmıyor. Özel sekretere sahip oluyor. Üç yılda çok yazı yazıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.616 ile 621 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Kemal’in Magosa’da iken Osman isminde birisi ile homoseksüel ilişkisi olduğu tahmin ediliyor.

  • “Aydın, doğarken filolog doğar, aydın sözlük kullanır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 599) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkçede bir ihtilâldir. Şinasi şunu yapmaya çalıştı: Dili halklaştırmak, Türkçeyi kütleleştirmek.” Sf. 588 

    “Niyazi Berkes: “Yeni Osmanlılardan hiçbiri, din, devlet, dil konuları üzerinde Şinasi’nin bıraktığı yerden bir adım ileriye gidememişlerdir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 588 ile 589) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Halkçılık çaresizliktir. Kütle sabırla işlenmelidir; Sabırsız değiştirici, değiştirmek istediği kütlenin biçimsizliğini alır. Kemal ve Ziya, en çok ihtilâlci oldukları zaman bile devlet memuruydular.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 590 ile 597 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Yusuf Kamil Paşa, Namık Kemal’e “Haberin var mı? Nazır Paşa Hazretleri (Fuad Paşa) sizin için ne diyorlar? “Kemal’i yola getiremediğim için mümkün olsa asardım, astıktan sonra da altına geçip ağlardım..” dediğini naklediyor. Namık Kemal “Kalp kalbin aynasıdır.” cevabını veriyor. Rusya’da İttihat ve Terakki’nin Cemal Paşa’sı Nazım Hikmet ile sofradalar. Va-Nü (Vâlâ Nurettin) anlatıyor: Cemal Paşa “Nazım şayet eski vaziyetim olsaydı, dedi, ben seni şimdi astırır, darağacının altında ağlardım.” Buyurun cevabı: “Aramızdaki fark şu ki Paşa, ben seni astırır ama altında ağlamazdım.”

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Sürgündeki Ziya Paşa ve Namık Kemal’in eşleri ve çocukları rahat ve bolluk içinde, İngiliz mürebbiyeler, dadılar, aşçı ve hizmetliler var evlerinde.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 574) kitabından not olarak alınmıştır.

  • “Devlet kapısından geçinen İstanbul halkının, kıçına turp sokulsa, harekete mecalleri (takatleri) olmayacak.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 566) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Namık Kemal’in oğlu Ekrem Bolayır’a Babası sürgünde iken bile Abdülhamit çok ilgi gösteriyor. Maalesef 1933’te Üniversitelerdeki Kemalist devrim sırasında tasfiye ediliyor (okuldan atılıyor). Namık Kemal’in bir beyti:   

    Musırrım (ısrarlıyım), sabitim ta can verince halka hizmette

    Fedakârın kalır ezharı (yüzü, görüntüsü) daima kalbi millette.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • (Paşa’nın memorandumu aşağıdadır:)

    “Avrupalılar zannederler ki Türkistan’da (Türkiye’de) zulüm gören ve bela çeken ve her türlü hakarete uğrayan, yalnız mahkûm Hıristiyan milletidir.  Hâlbuki bu böyle değildir… Müslümanlar ki… onlar gayrimüslim milletlerden daha çok ezilip harap olmuşlardır. …”   

    “Ve diyorlar ki, bizim milletimiz askerlikten başka bir şeye elvermez. Ve tevekkül itikadı (aza kanaat etme inancı) çalışkanlığımıza engel oluyor. …” 

    “Bizim Milletimizi diğerleri gibi sanayici ve çalışkan olmaya engel olan sebep, sadece mülki idare usulümüzün yolsuzluğudur. Herhangi bir yerdeki insan, kendisi gibi bir insanı, adi ve bayağı sayarak kullanabiliyorsa, o insanın kendi aklının ve dünyanın verimlerini elde edebilmek için zahmete katlanmak gerekmez…”  

    “Fransız Milleti, hürriyet sayesinde, dünyanın en aktif ve en zengin milletlerinden sayılır oldu.”  

    “Serbestlik nizamı kurulduğunda, devletin bünyesi kuvvetleneceğinden, yabancı müdahalelerden kurtulup ve çeşitli mezheplerde bulunan her kavim hakkında eşitlik yaratıp, hepsinin vasisi ve koruyucusu olur.” 

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 554 ile 558 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mustafa Fazıl Paşa; Namık Kemal, Ziya Paşa, Suavi ve Agâh gibi hürriyetçilerin hamisi (koruyucusu) ve finansörüdür. Mısır Hidiv’i Ali Paşanın torunu olan Mustafa Fazıl Paşa, Yenilikçiler, yani Jöntürkler sürgüne tabi tutulup da Paris’e gitmeden önce Padişah’a memorandum niteliğinde lâyiha sunuyor.  İlginç ve güzel bir lâyiha. Bu memorandum ya da lâyiha 1867 yılında İstanbul’da 50.000 adet basılıp dağıtılıyor ve çok beğeniliyor. Lâyiha özetle yukarıdaki gibidir.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Fazıl Paşa sürgünden önce Maliye Nazırlığı da yapmış.  Sultan Aziz’in Fransa seyahati üzerine Sultan’la anlaşıp İstanbul’a dönüyor. Ve Yeni Osmanlılardan (Jöntürklerden, Yenilikçi Osmanlılardan) yayınlarını durdurmalarını istiyor, Namık Kemal pes ediyor, Ziya Paşa Hidiv’den aldığı para ile Hürriyet’i çıkartmaya devam ediyor. 

  • “Aydın, geçimi için çalışmanın ötesinde, düşünme için zamanı olan kimsedir. Aydın’ın bağımsızlaşması burjuva olmasıdır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Arap en çok diliyle övünür. Tüccar bir kavim olan Araplara, mümkündü, en çok dil oyunları gerekiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 463) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Prof. İlhan Arsel: Arap peygamberi Muhammed’in Kuran’da “Ben Araplar içinde en güzel konuşan kişiyim.” diye yazdığını hatırlatıyor.” (1)

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 463) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Bu söz bir ayet değil, Kur’an’da yok bu bir hadis.

  • “Tarihin soyutlaması bir ulusun dehasını ortaya çıkarır; Ulusun en soyut özelliği ise dilidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995): Gücü çok seviyor, güreşlere düşkün, deve, koç, horoz güreşlerini de çok seviyor. Hatta galip gelen hayvanlara devlet adamlarıyla generallere verdiği madalyalardan takıyor. Ve hemcinslerine meylediyor, yani homoseksüel iddiası var.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aşabilmek için yalnızca eleştirmek yetmiyor; açıklayabilmek gerekiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 429) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Namık Kemal’in Ali Paşa için yazdığı bir şiir:)  

    “Ali, bu devleti sana muhtaç gösterip. 

    İkbal-ü mesnedinde bekadan ümidi kes.  

    Bilmem nedir lüzum-u vücudu habisin.

    Dünyayı boynuzun mu tutar hey öküz teres?”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 416) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İltizam, kamu yönetiminde rüşveti meşrulaştırmaktır. Kamu görevlisi (mültezim)  hazineye ödeyeceği ile toplayacağı arasındaki farkı maksimize etmeye çalışıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 412, 413) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Osmanlı’da Devletin, vergi gelirlerinin toplanması işini bir kişi ya da kuruma ihale ile devretmesine iltizam, bu işi yapana mültezim deniyor. Bu sistem İngiltere ve diğer ülkelerde Osmanlı’dan 150-200 sene önce kaldırılmış.

  • “Mithat Cemal Kutay’a göre, “Fuad Paşa, Namık Kemal’i altında ağlamak şartı ile asmak istedi.” …Mustafa Kemal’in de Nazım Hikmet için; “İncir ağacına asıp altında ağlamak gerek.” dediği ileri sürülür. Her ikisi de yakıştırma olabilir. Fuad’ın rüşvetçi olduğu kesin. Fuad Galatasaray Lisesini kuruyor.     Fuad ve Ahmet Cevdet Paşa “Şirket -i Hayriye”  adında bir anonim şirket kuruyorlar (Şehir içi vapur hatlarını çalıştıran şirket), ve Kavaidi Osmani adında Osmanlıca gramer hazırladılar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 411) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Abdülaziz, Mısır Hidiv’i İsmail’in kızı Tevhide ile evlenmek istiyor. … Sadrazam Fuad, … Mısır Hidivi’nin daha da şımaracağından endişe ediyor. Evliliğe karşı çıkıyor. Padişah ısrar ediyor: Sadrazam diretiyor. En sonunda görüşünü bir kâğıda yazıp Padişah’a sunuyor: “Kullarında iki hal vardır, birisi sadece Fuad’lık, o birisi Sadrazamlıktır. Fuad’lık, efendimizin rahatı ve gönlü neyi isterse onu yapmaktır. Sadrazamlık: çaresiz, bazı görüş belirtmeye mecbur eder. .. Anın içün (onun niçin), bu akşam senin Mısır Valisi’ne gitmeni tensip edemem (uygun bulamam) ve bu ifademi veliyyinimetin ayakları bastığı yerlere yüz bin kere yüz sürerek arz etmemi yine, Sadrazamlıkla sana teklif eylerim.” Sultan, Fuad’ı sadrazamlıktan azlediyor. Osmanlı Padişahına hitaben mektup yazılmaz. Bir aracıya, son zamanlarda ise başmabeyinciye (padişahın baş Özel Kalemi’ne) yazılırdı. Ancak bu evlilik de gerçekleşemiyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Keçecizade Fuat Paşa’ya Beşik Uleması deniliyor, çocuk yaşta profesör oldu. Tıp okudu Fransızcayı çok iyi bilir. Bir İngiliz Leydi Fuad’a, bir Müslüman olarak kaç karısı olduğunu soruyor. Fuad “Kocanız gibi iki” diyor. “Ancak o birisini saklıyor, ben saklamam.” diyor.   Fuad, delidolu, cesur, kavgacı sert.