Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Kendisini özel giysileri ile kabul etmek isteyen Sultan Abdülaziz’i bile “Efendimiz İstirahat buyuruyorlarmış, neden rahatsız ettik.” diye terk ederek, elbise değiştirmeye zorlayan bir Babıali bürokratı oldu. Sf. 397 

    Medeni Kanunun alınmasını ilk kez önerdi. Olmadı, Ali Paşa döneminde Mecelle (Osmanlı Devletinin Medeni Kanunu) yazıldı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 397 ile 407 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Ali Paşa Arapça, Farsça biliyor. 1832’de tercüme odasına verilmiş. Burada bir yılda çok iyi Fransızca öğrenmiş. Kindar. Şinasi’ye fena halde kinli olan Ali Paşa, Sadrazam olunca, saçkıran hastalığından dolayı sakalını kesmesini bahane ederek onu görevinden alıyor. Tayin emrine: “Rütbesinin ref’i, maaşının kat’i, memuriyetten def’i.” diye ilginç bir not yazıyor.

  • “Türk aydını tarihi, .. Halkı yenilikçi yapma mücadelelerinin tarihidir. ..  Amerikan siyaset tarihi, halkı kandırıcı kurnazlıkların tarihidir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2008): Halkı yanıltıcı kurnazlıkların zirvesi Türkiye tarihidir. Dünyada hiçbir halka bizim halkımıza uygulanan beyin yıkama yöntemi bu kadar derin ve yaygın bir işlem uygulanmamıştır. Bu konuda hiçbir ülke elimize su dökemez.

  • “Halil İnalcık şunları yazıyor: “Siyasi tarih bakımından Senedi İttifak, Büyük Ayan’ın devlet iktidarını kontrol altına alma girişimini ifade eder, Gülhane Hattı ise ona karşı Padişah’ın mutlak otoritesini savunarak, merkeziyetçi devlet idaresinin, başka deyimle bürokrasinin işlere mutlak bir şekilde el koymasını ifade eder.”

    Tanzimat diktatoryası en yüksek noktasına Ali Paşa ile çıktı….. Abdülaziz’in, Ali Paşa’nın (Sadrazam) ölümü üzerine “Artık hür’üm” dediği de biliniyor. İbn ül Emin Mahmut Kemal “Türkiye siyasi ricali (reisleri) arasında bahşiş kabul etmeyen kişidir.” diyor, Ali Paşa hakkında.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 385 ile 396 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Babıali: Saray’dan ayrı ve devlet işlerinin görüldüğü yer. Sadrazamların makamının olduğu yer. Abdülmecit ve kısmen Abdülaziz devri saraydan çok Babıali’nin güçlü olduğu devirler.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Reşit Paşa İngiliz, Ali ve Fuat Paşa’lar ise Fransız yanlısı, her üçü de mason.

  • “Demokrasi diktatoryadan geçer…. Jakoben diktatoryası olmasa Fransız İhtilali’nin getirdiği burjuva demokrasisi olmazdı.   Mahmut, Senedi-i İttifak-ı (Üçüncü Selim’in memleketin ileri gelenleri ile birlikte, yönetimi paylaştığı ve onlardan yenilikleri destekleme sözü aldığı bir senet)  yırtmakla, önce Ayan’ı sonra da yeniçeriliği ortadan kaldırarak bir diktatorya ve demokrasi düzenine kapıları açmış oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 385) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Reşit Paşa, Tanzimat Fermanı’nı okuduğu zaman Hüsrev Paşa Sadrazam’dı. Birkaç yıl sonra Reşit Paşa, Hüsrev Paşa’nın bu görevi sırasında rüşvet aldığını ileri sürerek Meclis-i Vâlâyı Ahkâm-ı Adliye (Meclisin Yüksek Hüküm Mahkemesi, Yüce Divan gibi) bir özel mahkemeye verdi ve Hüsrev’i mahkûm ettirdi. “Diktatorya için bu gerekti.” diyor Yalçın Hoca. Hüsrev Paşa “gulam” sisteminin son büyük temsilcisiydi. Gulam, oğlan çocuk, Osmanlı’da homoseksüel yapılmış oğlan çocuk demek, aynı zamanda bunlar köle statüsünde. Hüsrev Paşa kölelikten Sadrazamlığa çıkıyor. Konağında 40-50 köle eğitti, bu köleler mahkemede Hüsrev Paşa’nın aleyhinde şahitlik yaptılar.  Hüsrev Paşa Türkiye’nin ilk şapka reformunu gerçekleştiren adam, Selimiye Kışlasının açılışını yapan adam. Hüsrev Paşa gerici değil.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 383) kitabından not olarak alınmıştır.

  • “Meclis-i  Vâlâyı Ahkâm-ı Adliye, Tanzimat diktatoryasının özel mahkemesi olarak da çalıştı.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 382) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995) İlber Ortaylı; Adli Kararlar Yüksek Kurulu, Ahmet Mumcu ise Adalet-Hukuk İşleri Yüksek Kurulu diye adlandırıyorlar. Bu mahkeme de tıpkı İstiklâl Mahkemesi gibi, iktidarın siyasi rakiplerini cezalandırıyor. Bir farkı var ki, daha merhametli çünkü cezalarını sürgün olarak veriyor.

  • “Prens Sabahattin tam bir Tanzimat düşmanı olarak ortaya çıkıyor; “Türkiye Nasıl Kurtulur?” adlı eserinde; “Tazimatın özü; İleride gösterileceği gibi, gelirleri bir merkeze toplayarak, büyük bir yönetim hayatı cemaati (topluluğu), yani merkezi yönetim örgütü ile çerçevelenecek bir memurlar topluluğu meydana getirmekten başka bir şey değildir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 374) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Prens Sabahattin ve Tanzimat, bireycilik alanında bir gelişme sağlamadı diyor.

  • “Dönmeler daha ortodoks (militan, tutucu)olurlar.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 307) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Günümüzde de çok dindar olanların çoğu başka bir dinden dönme olduğunu bilen insanlar. En Türkçü görünenler Kürt veya Zaza kökenli olanlar. Resmi ideoloji, mahalle baskısı veya gelecek kaygısı bu insanları bozuyor.

  • “Büyük Britanya’nın İstanbul Büyükelçisi Sir Henry Bulwer 1857 yılında Türkiye’deki ilk mason locasını kurdu, bunu bir yıl sonra 1858’de Fransız Büyükelçisinin kurduğu, Unıon d’orient (Doğunun Birliği) Locası izledi. Fuad bu locaya kayıt oldu.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kepler, insanlığın kaydettiği ilk büyük yasa arayıcısı oldu. Yasa aramak, düşünmeyi öğrenmeye başlamak demektir.   Yasası bilinen hareket yapıcıdır.  Kepler müzikten büyük bir zevk alıyor, Galileo da öyle, bir enstrüman çalabiliyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 295) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aziz Nesin anlatıyor; “4 Aralık 1945 günü…. CHP’nin el altından çabalarıyla, yardımlarıyla, kışkırtmalarıyla, Tan Gazetesi ve Basımevi polislerin gözleri önünde ve onların korumaları altında yıktırıldı… ertesi günü 5 Aralıkta İstanbul’daki bütün lokantaların yemek listesinde Rus salatasının adı Amerikan salatası oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.260) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Rus Çorap Pazarı’nın adı Us Çorap Pazarı oldu. Tan adlı işyerlerinin adı değişti. Sorguya çekilen bir aydın; -Efendim ben antikomünistim!” Dedikçe “-antikomünist, manti komünist! Ben anlamam, sen komünistsin ya, ona bak. Nasıl komünist olursan ol, orası beni ilgilendirmez.” Diyor.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Osmanlı’da bürokrata erbabı-ı kalem (kalem ustası) deniliyor. Uzun yıllar bürokratı sadece kalem tanıtıyor. Masa kullanılmıyor. Arap alfabesi sağdan sola yazıldığı için masaya pek ihtiyaç duyulmuyor. Çünkü sağ ele alınan kalem, biraz bükülen vücutla, sol ayak üzerine konulan kâğıda yazılabiliyor.  Latin alfabesinin alınması Türkiye de çok önceleri de tartışıldı. Namık Kemal Bey buna karşı çıktı. Bu karşı çıkış son derece akılcı ve materyalist. Masa ihtiyacının ortaya çıkacağını söylüyor. Ve her kâtibin boynuna bir masa asmak gerekeceğini söylüyor.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.256) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eğer yanlışlar bir nakarat haline gelmişse, doğruların ayrı bir makamdan fakat ısrarla tekrarlanması zorunlu oluyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı fetih modeli üç öğeye dayanıyor.

    Bir; Fethedilecek yerde toplumsal hoşnutsuzlukları saptamak.

    İki; Hoşnutsuzluğu ve hoşnutsuzlukları biri birine karşı kullanmak.

    Üç; Fethedilen yerleri olduğu gibi bırakmak. Bu maddelerin uygulanabilmesi için iki koşul gerekiyor; Bunlardan birisi dinsel bağnazlıktan uzak durma. İkinci koşul ise çok etkin propaganda ve casus ağının kurulması.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Büyük adamı büyük yapan menşei (kökeni) değildir.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngilizcede orta, ortalama ile adi ve bayağı aynı kelime ile ifade ediliyor, mean. Orta veya ortalama hiçbir zaman yaratıcı olamıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Örgütsüz halka hiç güven olmaz. Örgütsüz halk bir yığındır, yığına güven olmaz.  Eğilir, döner, tekrar eğilir. Örgütsüz halkın kapısı hep açıktır, her geleni tatmin etmeye çalışır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 200) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kilise okullarında Türkçeden başka, batı dillerini ve Grekçeyi çok iyi öğretiyorlar. Ve kilise Osmanlı Devleti’nin tercüman deposu. Tercüman Osmanlı Devletinin dış ilişkilerini yürüten kimsedir. Yunan isyanından sonra bu depodan yararlanılmıyor. Ve Türk aydını yabancı dil öğrenmek zorunda kalıyor.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Görüntü ile öz birbiriyle çelişmese bilim olmazdı.” Marks.

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 207) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yenilenin aklı, genellikle yenenin gücünün büyüsüne kapılır.”

    Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf.200 ve 202) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanı, büyümesi, Osmanlı’da yenileşme ihtiyacını dayatıyor. Hatta modeli de veriyor.