Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Muhalifler (ikinci gurup) 8.7.1922 günü Meclis’e bir kanun kabul ettirerek, Bakanlar ve bakanlar kurulu başkanının (Başbakan’ın) doğrudan doğruya Meclis tarafından ve gizli oy ile seçilmesini sağlarlar. Bu zamana kadar Bakanlar, Mustafa Kemal’in gösterdiği adaylar arasından Meclis tarafından seçilmekteydi. Ve Mustafa Kemal bakanlar kurulunun doğal başkanı idi ancak bu görevi ona tam bir bağlılık ile Fevzi Çakmak yapmakta idi. Bu kanunun kabulünden sonra Fevzi Çakmak ve Hükûmeti istifa eder. Mustafa Kemal, 10 Temmuz günü Kâzım Karabekir’e gönderdiği telgrafta meclis başkanlığı ve Başkomutanlıktan istifa edeceğini söyler. Mustafa Kemal istifa etmez ama 12 Temmuz 1922 günü Rauf Orbay Meclis’te 203 üyenin 197 sinin oyunu alarak Bakanlar Kurulu Başkanlığına seçilir. Mustafa Kemal bu seçimi hiç beğenmediği halde, bu seçimi istiyormuş gibi davranmayı uygun görür. Rauf Paşa (Soyadı kanunundan sonra Rauf Orbay)  Hükümet’i ilk önce Türk İştirakiyyun Fırkasını, (Mustafa Kemal’in politik bir oyunu olarak kurulmuş komünist parti.) kapatıp, 21 Temmuz’da da tüm komünist propagandasını bitirmiştir. 19 Temmuz günü Keçiören’de Refet Paşa’nın (Refet Bele) köşkünde, Mustafa Kemal, Rauf, Refet ve Ali Fuat (Ali Fuat Cebesoy) Paşalar’a ” Misak-ı Milli (Milli Antlaşma demek, 1920 de İstanbul’da toplanan Meclis-i Mebusan’ın kabul ettiği ve Osmanlı’nın olmazsa olmaz sınırlarını belirleyen, bütün Türkleri, Araplar hariç bütün Müslümanları, Kürtler ve Lazların coğrafyasını sınır kabul eden bir karar.) gerçekleştikten sonra Başkomutanlıktan ve Meclis Başkanlığından çekileceğine dair söz vermiştir. Onlar da Başkomutanlık Kanununu Meclis’ten geçirme sözü vermiştir. Mustafa Kemal 20 Temmuz 1922 günü Meclis’te yaptığı konuşmada Hilafet ve Saltanatı koruyacağına ve köşesine çekileceğine söz verince Meclis’te onu Başkomutan seçmiştir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 739 ile 742 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal’in Başkomutanlık Kanununun yenilenmesi için 5 Mayıs 1922 son gündür. Meclis’te 4 Mayıs’ta yapılan görüşmede Mustafa Kemal’in Başkomutanlık yetkisi, Meclisin büyük çoğunluğu ile 72 kişi ile düşmüş. Mustafa Kemal 6 Mayıs günü yapılan gizli oturumda Başkomutanlığı bırakmayacağını söylemiş.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 738) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yusuf Tengirşek: “İsmet Paşa’nın Sovyetler Birliği’ne yaptığı geziden çok etkilendiğini ve Sovyet uzmanlarına Türkiye’nin gelişmesi için bir tarım planı ile sanayi planı yaptırıyor.””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 682) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Türkiye’nin ilk bilinçli Marksist’i TKP’nin ileri gelen adamı, Şefik Hüsnü, 1925 yılında şunları söylüyor: “Son on beş yıl içerisinde Türkiye’de bir çok toplumsal hareketlenmeler oldu,… Türk köylüsü bu güne kadar yerinden bile kıpırdamadı. .. Köylü yalnız canından ve canı kadar sevdiği parasından özveride bulunması gerektiği zaman harekete geçiyordu.” Şefik Hüsnü Kemalistleri savunuyordu. Şefik Hüsnü ve Mustafa Suphi Paris’te okumuşlar, Şefik Hüsnü tıp, Mustafa Suphi ise Siyasal okumuştur. Şefik Hüsnü’ye göre bizim I. Dünya Savaşına girmemizin en önemli psikolojik sebebi kapitülasyonlardır.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 613) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “ABD Büyükelçisi Grew, ta 1930’da Dışişleri Bakanına sunduğu raporda, “Türk gençliğinin Komünist eğilimler taşıdığını, hatta İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesindeki) deki gençlerin % 75’inin Komünizan eğilimlere sahip olduğunu” bildiriyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 685) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Birinci İnönü Zaferi, büyük çapta bir Yunan keşif hareketini önlemekten ibarettir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 601) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): Yunan büyük taarruza başlamış, Ethem Yeşil Ordusu ile direniyor, tam da bu sırada Ankara’dan Ethem’i ortadan kaldırma emri çıkıyor, çünkü Ethem Yunan saldırısını püskürtüyor eğer başarılı olmaya devam ederse adam iyice despot olacak. Ethem bir taraftan Yunan ile savaşırken diğer yandan da İsmet Paşa komutasındaki Türk askerleri ona ateş ediyor, onu iki ateş arasında bırakıyorlar. Ethem, bu pusuda, Türk askerine tek mermi atmadan, birliklerini dağıtıp aylarca dağlarda firar gezdiğini iddia ediyor, sonunda Yunan’a teslim olmak zorunda bırakılıyor, tıpkı Vahdettin’in İngiliz gemisi ile yurdunu terk etmek zorunda kalması gibi. Ethem Atina’da iken askerimize yönelik bildirileri de imzalıyor, Yunan uçakları bu ihanet bildirilerini cepheye atıyor. Yunan askerleri Polatlı’ya kadar ulaşıyor ve bu politik tavır binlerce insanımızın hayatına mal oluyor. Bir yanda Ethem ile savaş diğer yanda Yunan birliklerinin ilerleyişleri, Mustafa Kemal’e büyük güç kaybettiriyor, sistemin zafere ihtiyacı var, İnönü Zaferleri işte tam da bu sırada oluşuyor.

  • “Ethem’in Ağabeyi Mebus Reşit Bey, İsmet Paşa’ya nasıl asker topladıklarını şöyle anlatıyor: “Gidersin işin gereğini yaparsın, sonra da oradan gözüne kestirdiğin adamları alırsın, onları suç ortağı yaparsın, kendilerine talan yaptırırsın, düşmanı olana düşmanlarını vurdurtursun, suça bulaşmış olurlar. Artık bunlar köylerine gidip de vatandaşları ile doğru ilişkiye giremez duruma gelirler..””

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 579) kitabından birebir alınmıştır. 

  • “Ethem Bey Yozgat’taki Çapanoğlu İsyanını bastırınca prestiji çok artıyor. Akabinde Büyük Yunan Saldırısını Demirci yöresinde durdurup geri püskürtüyor. Ethem, Meclis’e yazı yazarak Mebuslara izin bile alabiliyor. 21 Temmuz 1920’de İzmit Mebusu Fuat Bey’in izninin uzatılmasını istiyor, 31 Temmuz’da Meclis bunu onaylıyor. Ethem Yeşil Ordu’nun ve Bolşeviklerin gözbebeği olmuştur. Anılarında: “Rus Sovyet Meclisinin maddi ve politik çok ciddi ve içten görünen yardımlarını elde ediyorduk. .. Moskova Yoldaşları, Türkiye İhtilal ileri gelenleri arasında daha çok beni güvenilir buluyorlardı ve bu kanılarını açıkça ortaya koymuşlardır.” diyordu.  Bolşevik Ethem, Anadolu’nun en iyi matbaasını alıp bir “İslam Bolşevik” gazetesi çıkarmaya koyulur. Ethem, 12 Şubat 1919’da İzmir’in İttihatçı Valisi Rahmi Bey’in oğlunu dağa kaldırıp, 53.000 lira fidye karşılığı serbest bırakır. (1)

    Hasan Tahsin (2) gazetelerinde Ethem’in bu eşkıyalığını över. Hasan Tahsin, Çerkez’dir ve ırkının koruyucusu olarak İngiltere’yi görüyor ve Ethem’in de bir İngiliz casusa işkence ettirdiği için Valinin oğlunu kaçırdığını söylüyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 573 ile 578 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (2007): Esas adı Osman Nevres olan bir Çerkez Musevi’si, İzmir’de Yunan’a ilk kurşunu sıktığı bilgisi abartma, ilk kurşun Hatay Dörtyol’da sıkıldı.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(2007): Ethem, maceracı, mütegallibe yani zorba, derebeyidir.

  • “5 Eylül 1921’de Batum’da Enver Paşa İttihat ve Terakki Kongresini toplar. Ruslar, Enver Paşa’nın Anadolu’ya gidişini önler, çünkü Enver’in kurmak istediği İslam Sosyalizmini çıkarlarına uygun bulmaz. Enver’in bu kongreden sonra Türkiye’ye girmesini Ruslar silah zoru ile durdurdu.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 546 ile 553 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Rus ve Sovyet ifadeleri aynı ülkeyi anlatmak için kullanılmaktadır. Bu engellemede Ekim 1920’de İngiltere ile yapılan ticaret antlaşmasının, yani Sovyetlerin İngiliz sermayesine yanaşmalarının etkisi de olmalı. İngiltere Sovyetleri ekonomik destek ile belirli çizgilerde tutmayı başarıyor.

  • “İngiltere Dışişleri Bakanlığının gizli belgelerine göre, K. Kirtcheff adlı bir Bulgar, 21 Temmuz 1921’de İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda memur D.G. Osborne ile Mustafa Kemal adına bir görüşme yapar ve Mustafa Kemal’in İzmir’in, Doğu Trakya’nın Türklere verilmesi ve Türkiye’yi nüfuz bölgelerine ayıran Üçlü Antlaşmanın kaldırılması halinde Mustafa Kemal İngiltere ile anlaşmak istemektedir. İngiltere görüşmek için İstanbul’u seçer.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.544) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kral Konstantin  (İngiltere Başbakanı Lloyd George 15 Ağustos 1921’de “Kral Konstantin Ankara’ya” emrini verdikten sonra) “Ankara’ya doğru” Büyük Yunan Saldırısı emrini 5 Temmuz 1921’de verir. (1) 15 Temmuz 1921’de İnönü, Mustafa Kemal’in uyarısı ile geri çekilme emrini yayınlar. 17 Temmuz’da Kütahya düşer, aynı gün BMM gizli toplantısında evrakların (yazılı belgelerin) Ankara’dan Kayseri’ye taşınması kararlaştırılır, 19 Temmuz’da Eskişehir düşer.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 537) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Bu geri çekilme sürerken, 16 Temmuz’da Enver Paşa Mustafa Kemal’e bir mektup göndererek, onu, Anadolu’ya gelip yerini almakla tehdit eder ve bundan sonradır ki İngiltere, Bolşevik Enver tehlikesine karşı Mustafa Kemal’i desteklemiş olabilir.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2019): Bu sırada İnönü’nün yani Ankara’nın birlikleri Çerkez Ethem ile savaşıyorlardı. Yunan tarafı bu iç savaşı iyi değerlendirmiş.

  • “Trabzon’daki Yahya Kâhya Enver’ci. Tutuklamak için Vali Halit Paşa (Deli Halit Paşa) çok uğraşmış, aylar sonra Temmuz 1922’de öldürülmüş.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 532) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu Yahya Kâhya, Mustafa Kemal ve Kâzım Karabekir’in organizasyonu ve Trabzon Valisinin tezgâhı ile Mustafa Suphi ve arkadaşlarını Karadeniz’de boğup, deniz kazası süsü veren zorba bir adam.

  • “Sovyet Hükûmeti 23 Kasım 1920’de yabancı kapitalistlere geniş ayrıcalıklar tanıyan bir “Yabancı Sermaye Kararnamesi” yayınlar. .. Ekonomik bunalıma giren Rusya, sonunda İngiltere ile Ticaret antlaşması imzalar, Ekim 1920 ve bundan sonra Sovyet Rusya Anadolu hareketine soğuk bakar.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 520, 521) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Demek ki bizimkilerin Bolşeviklik oyunları, hem Rusya’nın daha güneye inmesini engellemek hem de İngiltere’ye “bak biz de komünist olacağız” diye gözdağı vermek içinmiş.

  • “Ali Çetinkaya: Enver Paşa’nın 1.Dünya savaşından önce kurdurduğu 10.000 kişilik gizli bir ordunun önemli bir kısmının komutanı idi. Kılıç Ali de Enver Paşa’nın kardeşinin emirberi ve daha sonra da ölen, padişahın bendelerinden ve korucularından olan bir maiyet subayı idi. (Maiyet: emrinde birlikte çalışan).  Bunları Rauf Orbay İstiklâl Mahkemesinde söyledi o zaman birisi başkan diğeri üye idi.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 500) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu iki Aliler, cellât, İstiklâl Mahkemelerinde görev yaparken İttihatçılara en acımasız cezaları verdiler.

  • “1920 baharında Baha Sait Başkanlığında TKP (Türkiye Komünist Partisi) Bakü’de kuruluyor. Rusya bunlara güvenmeyerek Mustafa Suphi’yi gönderip mevcut partiyi kapatıp yeniden TKP’yi kuruyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 489) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “8 Temmuz 1920 günü Yunan askerleri Bursa’yı hiçbir direnme olmadan teslim aldılar. Hatta bir heyet Yunanlıları şehre davet etmiştir.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 468) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Sevr Antlaşmasının imzalanması ve Yunan’ın ilerlemesi üzerine 24.07.1920 günkü Le Lemps gazetesinde Mustafa Kemal’in şu bildirisi yayınlandı: “Müslüman Kardeşlerim, Komünist Arkadaşlar! …. Köylülerimizin topraklarını, yurtlarını ve köylerini istilaya karşı savaşırken, şehit düşerken, güvenebilirler ki yakın bir zamanda bütün İslamiyet, komünizm ile birlik olarak onlardan intikamını alacaktır.” Ordu’da Bolşevik Ordusu gibi apoletlerin (Komünist ordularda rütbe farkı gözükmesin diye bütün askerlerin kıyafeti aynı, kıyafet belirleyen şeylere apolet denir.) sökülmesi eylemi başlıyor. Hatta 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa bile söktürüyor. .. Mustafa Kemal 13.9.1920 tarihinde Mustafa Suphi’ye (Mustafa Suphi, Komünist, bu mektuptan kısa süre sonra ülkemize dönerken, Mustafa Kemal ve Kâzım Karabekir tarafından, arkadaşları ile birlikte Karadeniz’de boğduruluyor, katil Yahya Kâhya, sonra onu da öldürtüyorlar. Ayrıntılı bilgi var. 1993) yazdığı mektupta, köyden başlayıp halk tarafından seçilmiş örgütlerle, piramit biçiminde yükselerek BMM (Büyük Millet Meclisi) oluşumunu, hükûmet sistemini, Sovyet sisteminden farksız saymaktadır.  Mustafa Kemal, 26.10.1920 günü Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy’a bir mektup yazar: “Sevgili Yoldaş! Doğrudan doğruya Üçüncü Enternasyonale bağlı ve esas programına dayanan bir Türk Komünist Partisi kurulmuştur.” der. Bu sıra Nazım Hikmet Anadolu’ya, dayısı Ali Fuat Cebesoy’un yanına gider. 1921 yılında Bolşeviklik rüzgârı diniyor.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 465) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bolşevikler, Polonya içlerine doğru yürürken, 20 Ağustos 1920’de Mustafa Kemal TBMM’de: “Bolşevikler… bütün dünyanın emperyalistlerine karşı düşmanlık ve savaş ilan etmekten çekinmedikleri… Müslümanlığın en yüksek kural ve kanunlarını kapsayan Bolşevikliğin, bizim dahi (bizim de) varlığımıza kast etmiş olan ortak düşmana karşı, bugün kazanmış olduğu zafer bizim için de teşekküre değer bir sonuçtur.” der.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 446) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Aynı tarihlerde Alman halkı ve yöneticileri de Bolşevikliğe kurtuluş gözü ile bakıyorlar.”

    Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi II – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 443) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): 1920 ortalarında, Amerika manda talebimizi kabul etmeyince ve Yunan orduları da Bursa ve Ankara’ya doğru ilerleyince, TBMM üyeleri Bolşevikliğe sığınmak istiyorlar.

  • “Evliya Çelebi, Alanya’da Türkçeden başka (çok eski bir Türkçe) bir dil konuşmayan Hıristiyan toplumundan bahseder. İbn-i Batuta Anadolu’da Türkçeden başka dil konuşmayan Hıristiyan Ermenilerden bahseder. .. Ermeni alfabesi ile Orhun Yazıtlarındaki alfabe arasında benzerlik vardır. Erzurum karayazı İlçesi “Ecinni – Cünni Mağarası”ndaki Ermenice metinlerin, Göktürk alfabesiyle yazılmış olabileceğine dair Herman Vory’nin 1969 yılında bir açıklaması vardır.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.