Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Doğu Alevilerinde karısını boşayan erkek yoktur. .. İmam Cafer mezhebine göre kesilen nikâhta, boşanmak yasaktır.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “İç Anadolu Bektaşileri Cem sırasında Dem (mey, şarap) içerler. Doğu Alevilerinde Dem yoktur.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 203) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Cem’e gelen her kadın ve erkek, bir yol ve hakikat kardeşi sayılır, yoldan çıkan kurallara uymayan veyahut zina ettiği işitilen kadın ve yol yezitliği yapan, iftira eden ve nikâhlı kadın kaçıran, zina yapan erkek Cem’e alınmazdı. Cem’de şehvet ve kötü gözle bakan kadın ve erkek derhal Pir’in (Cem ayinini yöneten alevi Ulu’sunun) emri ile Cem’den kovulur ve artık hiçbir Cem’e alınmazdı.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2011): Yahudilerde var olan ve bazı Yahudiler tarafından ifşa edilen mum söndü uygulaması namus konusunda bu kadar katı olan Alevilere mal edildi. Sünnilerden daha sosyal olan, kadın erkek birlikte hayatın birçok adetlerini paylaşan Alevilere mum söndü gibi şeyleri yakıştırmak çok zor olmamış olsa gerek.

    BAKKAL’IN NOTU (2019): Sıdıka Avar’ın Dağ Çiçeklerim adlı kitabında Dersim’in bir kuralından bahsediyor; dağda, tarlada hiçbir kadına dokunulamaz, zarar verilemez. Diğer bir kural da; yemeğini yediğin Dersimli sana asla zarar vermez.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Varto Aşiretleri Zaza’ca konuşurlar ama ayinleri, Gülbank’leri, Şiirleri hep Türkçedir.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 200) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Mart 1925’in sonunda isyan bastırılmıştı. 3 Nisan 1925 günü Şeyh Sait, Şeyh Abdullah, Şeyh Şemsettin, Kân Şeyhleri, Hini’li Salih, Çapakçur Beyleri, Cibran Ağaları, bütün elebaşılar, Solhan’ın Kirvaz köyünde toplanıp buradan Irak veya İran hududuna geçmeye çalışmışlardı. 27 Nisan’da Varto civarındaki Abdullah Paşa Köprüsünde Şeyh Sait ve arkadaşları bir tabur asker tarafından kuşatıldı. Cibranlı Kasım’ın ısrarı ile teslim oldular. Bazı kaçanları ise Hormek Aşireti adamları yakalayıp 28 Nisan günü Alay komutanı Galip Bey’e teslim ettiler. 15 Mayıs 1925 günü tüm isyancılar Varto’dan alınıp Çapakçur’a oradan da Diyarbakır’a İstiklâl Mahkemesine gönderildiler. Şeyh Sait ve diğer ileri gelenlerin idamı Babakürdi aşiretleri üzerinde çok derin izler bırakmış ve bu sefer de bunlar isyana hazırlanmışlardı. Önce Muş dağlarında oturan Huytu Aşireti ayaklanmış, Sason ve Garzan taraflarında isyan hareketi başlamış, Sason’daki Bekirân, Garzan’daki Pencinân ve Reşkotân Aşiretleri ile birleşip, 1 Temmuz 1925 günü Batman Köprüsü üzerinde bir alay askerimizi pusuya düşürüp ağır kayıplar verdirmişler. Bu isyanın sindirilmesi ise 1925 yılı Eylül ayının sonunu bulmuştur.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 178 ile 196 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Bu pusuyu o zaman orada askerlik yapandan dinlemiştim. Alay komutanının hatasının olduğunu anlatırdı pusuya düşülecek bir yerde olduklarını asker biliyormuş, komutanlarına iletmişler söz dinletememişler. Kürtler Köprüyü havaya uçurmuşlar, askerin teçhizatı ile karşıya geçmesi mümkün değil çoğu yüzme bile bilmiyor, günlerce beklemiş ve ağır kayıplar vermişler. Kimsenin sağ kurtulacaklarına dair umudu yokmuş, zaten çok dirençli olan ve şanslı olanlar yaşamış. Günlerce susuz kalmışlar içinde kurtçuk yosun pislik olan suları içmişler. Yaz sıcağında şapkalarındaki terleri, şapkayı sıkarak damla damla içmişler.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “İkinci isyan bölgesi Elâzığ ve havalisi. Şeyh Şerif yanına Yado ile Mısyan, Oxçiyan, Azen kabilelerini, Göktepe ve Palu Zazalarını alarak 21 Şubat günü Palu’yu işgal etti. Beritan Aşireti’ni de alarak 5 Mart günü Elâzığ’a geldiler, bazı yobaz eşraf (şerefliler, ileri gelenler) yüzünden şehre rahat girdiler ve talana başladılar. Hükûmet mensupları esir edildi ve cezaevi boşaltıldı. Elazığ’da gençler silahlanarak bunları şehir dışına atmışlar. (1)

    Bu sırada şehre giren 5. Fırka komutanı Kâzım Diyarbakır Paşa, bu asilerin peşine düşmüş, bunlar, Dersim’e yönelip Alevi Aşiretlerini de yanlarına almayı planlamışlar. Bu sırada Dersim’e misafir gelen Ağuçanli Doğandede oğlu Hüseyin Efendi, dersim Aşiretlerinin bu asilere karşı silahla mukabele etmelerini (karşılık vermelerini) söylemiş ve Hiran, İzol Alevileri ve Ohi’den Necip Ağa bunlara saldırmış. Kâzım Bey’in Fırkası 3 Nisan’da bu asileri kovalarken Palu Bingöl arasındaki Mendo Boğazında pusuya düşmüş ama galip gelmiş. Şeyh Şerif, Şeyh Sait’in yanına doğru kaçmış ve bunların İran’a kaçmalarına engel olarak Şeyh Sait ve arkadaşlarını Solhan’a doğru kaçırmıştır. Üçüncü İsyan bölgesi olan Çapakçur (Bingöl) olaylarının bastırılmasında Hormek Aşireti ve Kiğı Halkının gayreti büyüktür.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 177, 178) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2007): Harput’ta halk zaten Kürt saldırısını bekliyordu. Elazığ’ın isyancıların eline geçmesinden sonra Hükûmet kuvvetlerinden hiçbir haber yoktu. Elazığ işgal edilip Mutasarrıf esir alınmış ve Şeyh Şerif birisini mutasarrıf tayin edip yanına yeteri kadar asi bırakarak “Ben Diyarbakır’ı almaya gidiyorum” demiş. Asi Kürtler Elâzığ’ı yağma ve talana başlayınca Harput’ta şehrin ileri gelenleri 5 Mart akşamı Ulu Camide toplanıp, şehri Kürtlerden kurtarmaya karar vermişler. 6 Mart 1925 günü sabah namazından sonra eli silah tutan genç yaşlı herkes Elazığ’a girerek Kürtlerle çatışmış ve onları şehirden kovalamışlardır. Ertesi gün Malatya tarafından gelen Kâzım Paşa komutasındaki Fırka isyancıların peşine düşmüştür. Bu paşa Deli Abdullah Paşa da olabilir. Kâzım Paşa tellal (bağırıp davul çalarak duyuru okuyan kişi) kullanarak, Kürtleri şehirden kovalayan kahramanların Müfettişliğin önünde toplanmalarını ve Paşa’nın onlara hitap edeceğini söylüyor. Buraya toplandıklarında Paşa kısa bir konuşma yapıyor ve 1900 doğumlu olanların ayrı bir tarafa geçmesini emrediyor. Geriye kalanlara teşekkür edip evlerine gönderdikten sonra bu ayırdığı insanların iyi savaşacaklarını belirtip onları askere aldığını söylüyor ve bu gurubun içinde olan bazı kişiler yeniden askere gidiyor. Bu sefer Şeyh Sait’in adamlarının Suriye sınırına kadar takibi ve yol üstündeki Kürt köylerinin tedip ve tenkili yani korkutularak sindirilmesi söz konusu.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “5 Şubat 1925 günü Piran’da bir mülâzım (teğmen) ile on nefer (er) vardı, Bunlar Şeyh’in silahlı adamları arasında beş katil mahkûmu görünce yakalamak istemişler. Şeyh kendisine hürmeten (saygı göstererek) bu katillere dokunulmamasını rica etmiştir. Genç Mülâzım hatır dinlemeyeceğini ve katillerin teslimini isteyince Şeyh’in kardeşi Abdurrahman ileri atıldı ve yüz silahlı adamı ile karakolu ateşe tuttu erlerin bir kısmını şehit diğerlerini ve genç subayı ise yaralayarak esir etti. Şeyh artık, Suriye’den Cemiyet-i Akvam’a haber göndermekten vazgeçip Piran’ı 8 Şubat 1925 günü işgal etti. Şeyh buradan Genç’e geldi., burada kardeşi Tahir 10 Şubat günü Lice Postasını (posta o zamanlar devletin kargosu) soydu, para ve evrakı (belgeleri) 11 Şubat günü Genç’te Şeyh’e verdi ve isyan başlamış oldu. 14 Şubat günü Darahini Vilâyet merkezini işgal ederek Vâli ve diğer erkânı esir etti ve Mudan’lı Fâki Hasan’ı buraya Vâli tayin etti. (Varemerik yani Genç vilâyet, Darahini onun merkezi, şimdiki Genç’in yeri olmalı) Şeyh Sait 14 Şubat günü bir Kanunname yayınlayıp kendisini Halife, Darahini’yi geçici başkent ilan etmiş, toplanan vergiler ve esir askerler buraya gelmişti. 20 Şubat’ta Lice’yi alıp Hani’ye geçti ve Diyarbakır’a yöneldiler. Bir tabur askere büyük zayiat verdirdi kardeşi Abdurrahman’ın emrine kuvvet verip Maden tarafına gönderdi. 28 Şubat’ta diğer Şeyhlerle birlikte 20.000 kişi oldular. Şeyh Sait Diyarbakır’daki askeri birliklerden korkup içeriden destek beklemişti. 2 Mart’ta Şehre saldırmış, takviye askeri birlikler gelince Şeyh Sait ve adamları dağılmışlar. Ve Şeyh Sait, Şeyh Abdullah, Şeyh Şerif ve Çan Şeyhleri ile birlikte 27 Mart’ta buluştular. Şeyh Sait Çapakçur’da bu gelenleri bekleyip İran’a kaçacaktı.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 170 ile 175 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şeyh Sait, Ali Rıza ve onlarla gelen iki kişi ile 6 Ocak 1925 günü Karlıova (Xanireş) ilçesine Cibranlı Kamil Bey’in evine gelmişlerdir. Buradaki toplantıda Şeyh Sait her aşiret ağasının aşiretinin başında kalıp, isyan patlayınca, bu kuvvetlerin Hormek Aşireti’ne saldırmasını tembih edip, 8 Ocak 1925 günü Solhan İlçesinin Melekân Köyüne gelmiştir. Burada Şeyh Sait dayısı Şeyh Abdullah ve firari Kerem ile sabaha kadar konuşmuşlar ve o gece şu karara varmışlar.

    1-Şeyh Sait, Çapakçur (Bingöl şehir merkezi), Genç, Hani, Lice, Farkın, Silvan, Hazro, Diyarbakır, Ergani bölgelerindeki aşiret ağaları, Şeyh ve hocalarla görüşecek, Mardin’den Suriye’ye bir heyet gönderildikten sonra, Çapakçur’a dönüp burada isyan çıkarıp Diyarbakır’a doğru yürüyecekti.  

    2-Şeyh Sait oğlu Ali Rıza ve Firari Kerem, Solhan ve Boğlan üzerinden Muş’a gidecek, bu halkı ayaklandırıp, Malazgirt’te Hasanan’lı Halit ile birleşip Bitlis üzerine yürüyeceklerdi. Ve 29 Ocak 1925’de Malazgirt’e ulaşmışlardı.  

    3-İsyan patlayınca Şeyh Abdullah, Solhan, Ömeran ve Zikti Aşiretlerini alarak, Karlıova’nın Cibran ve Hatto Aşiretleri ile Varto merkezini işgal edip Hormek Aşireti’ni dağıtacak, Hınıs üzerinden Malazgirt’e gelip, Hasanan’lı Halit ile birleşip Bitlis’e yürüyecek ve Irak hududunda Şeyh Mahmud ile birleşecek. (1)

        4-İsyan patlar patlamaz, Gökdere’li Şeyh Şerif, Palu bölgesindeki aşiretleri ve Zaza Yado’yu emrine alarak Elazığ üzerine yürüyecek, Çan Şeyhleri ise Çapakçur Zaza Aşiretleri ile Çapakçur’u işgal edip Kığı ve Erzincan üzerine yürüyeceklerdi. Şeyh Sait 9 Ocak 1925 günü Melekân Köyünden Çan’a giderek Şeyh Mustafa’ya misafir olup verdikleri kararı ona da bildirmiştir. Ş. Sait 12 Ocak 1925 günü, Çapakçur’a sonra Simsor köyüne, Mıstan ve Botan Aşiretleri ve diğer ileri gelenlerle görüşmüş. Şeyh uğradığı yerlerden Cumhuriyet Hükümetini tanımadıkları şeklinde mazbatalar almıştı. Kendisine yüzlerce adam katılıyordu. Halkta onu muhabbetle (sevgiyle) karşılıyordu. Şeyh’in heybesinde 5.000 İngiliz altını vardı. Bu para Ali Rıza’nın Halep’ten getirdiği koyun ticaretinin parasıydı. Gelen ziyaretçiler de Şeyh’e zekât adı altında bol paralar veriyorlardı. Şeyh bu büyük kalabalık ve debdebe ile 15 Ocak 1925 günü, Darahini (Genç) Vilâyet merkezine gelmişti. Vali ve Hükûmet Erkânı (ileri gelenleri) halkın taptığı bu Şeyh’e karşı derin bir saygı göstermişlerdi. Şeyh Sait Darahini’de bir hafta kaldı, oradaki ileri gelenlere isyan patlayınca vilâyet merkezini işgal etmelerini söyledi. Şeyh, 21 Ocak 1925’de Lice, 25 Ocak 1925’de de Hani’de idi. 3 Şubat 1925 günü Palu’dan gelen Şeyh Şerif ile görüşüp, isyan patlayınca Şeyh Şerif’in Palu – Gökdere kuvvetlerini alıp Elazığ üzerine yürümesini emretti. 5 Şubat 1925 günü Hani’den yüz silahlı adam ve çok sayıda hoca ile Piran Köyüne geldi.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 168 ile 170 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1993): Bu Şeyh Mahmud 1922 yılında İngilizlerin Kürdistan’a Hükümdar yaptıkları ancak Türkiye’ye bağlı olduğundan kabul ettiremedikleri adam.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Şeyh Sait evine dönerken, Cibranlı Halit’in yanına gönderdiği adamı Kerem, geri gelmiş ve Şeyh’e Cibranlı’nın şu haberini iletmiş: “Şeyh’in hemen isyan hareketinin başına geçerek Diyarbakır üzerinden Suriye ile temasa geçmesini ve her aşiretin kendi bölgesindeki Hükûmet merkezlerini işgal etmesini” bildirmiştir. Şeyh Sait bu haberi alınca, Hasananlı Halit’in, ilk fırsatta bütün kuvvetleri ile Malazgirt üzerinden Bitlis’e hücum edip Cibranlı Halit’i kurtarmasını bir mektupla bildirmiş ve kendisi de 27 Aralık 1924’de Kolhisar Köyünden ayrılıp Şuşar, Göloğlu Nahiyesinin Kırıkhan Köyüne gelmiştir. Ve Zirhan’lı Miralay Selim, bölgenin bütün şeyh ve ağaları, Karlıova’daki Cibranlı, Baba, Kamil ile Hattooğulları’nın yüzlerce silahlı adamları 4.1.1925 günü Şeyh Sait ile Konuşmuşlardır. Bu esnada, birkaç ay önce yirmi sürü koyun ile Suriye’ye giden Seçkinoğlu Ali Rıza (Bu isim Septioğlu olmalı) bir heybe dolusu altın ile Türkiye’ye giriyor. Ali Rıza Suriye’den dönüşünde, Ankara ve İstanbul’a uğrayarak bir çok muhalifle (Mustafa Kemal’in muhalifleri) görüştüğünü ve Doğu’da isyan çıkarsa bu muhaliflerin, işi Cemiyet-i Akvam’a (Birleşmiş Milletlere) haber vereceklerini, aslında Doğu’da hiçbir ilçede toplu bir askeri kuvvet olmadığından, her aşiretin kendi bölgesini işgal edebileceğini ancak, Şeyh Sait’in uğradığı yerlerde muhtarlardan birer mazbata alıp (toplantı tutanağı) bunları, Taşnak Huybun Cemiyet’i (Huybun, Hoybon Ermeni yurdu demek, Taşnak bir Ermeni terör örgütü) vasıtası (aracılığı) ile Cemiyet-i Akvam’a göndermesini, ve ilk isyan hareketinin Diyarbekir yakınında başlamasının daha muvafık (uygun) olacağını beyan etmiştir. Şeyh ve bütün meclis bu sözleri aynan kabul etmişlerdir. Ve Şeyh Sait hemen bir fetva (dini karar yazısı) hazırlamıştır.”

    (Bu fetva Arapça yazılmış olup bazı önemli yerler şunlardır:)       

    “Kurulduğu günden beri din-i mübin-i Ahmedi’nin (İslamiyet’in) temellerini yıkmaya çalışan Türk Cumhuriyet’i Reisi Mustafa Kemal’le arkadaşlarının, Kuran’ın ahkâmına (hükümlerine, kurallarına) aykırı hareket ederek, Allah ve Peygamberi inkâr ettikleri ve Halife-i İslamı (Müslümanların Halifesini) sürdükleri için gayrimeşru olan (yasal olmayan) bu idarenin yıkılmasının bütün İslamlar üzerinde farz olduğunu, Cumhuriyet’in başında bulunanların ve Cumhuriyet’e tabi olanların mal ve canlarının Şeriat-ı Gurra-i Ahmediye’ye (İslam şeriatı kurallarına) göre helal olduğunu….”

    Şeyh Sait bu fetvayı yazdıktan sonra, yine dini bir konuşma yapıp bu ricali (ileri gelenleri) ağlatmış. .. Bu meclisteki ileri gelenler, Varto ve Hınıs civarındaki Alevi Aşiretlerinin bu cihada (Allah ve din yolunda savaşa) katılmayacaklarını, bilhassa Varto ve Kiğı’daki Hormek Aşireti’nin hükûmet yanlısı olduklarını söylemişlerdir. Şeyh Sait bu Hormek Aşiretinin ağalarına Türkçe mektup yazmış, onlar bu isyana şiddetle karşı çıkacaklarını söylemişler ve bu olayı Varto Kaymakamı Sırrı Bey’e de bildirmişler.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 166 ile 168 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Buraya kadar fetvada veya isyanın hiçbir yerinde Kürtlük davası yok. Bu isyan bir Hükûmet darbesi gibi görünüyor. Bir dış bağlantı da yok. Peki, neden sadece Kürtler isyan etmiş? Hatta Kürtler de değil Zazalar isyan etmiş. Şafii mezhebinden oldukları için daha dindar olmalarından dolayı yöneticilerin yaşam tarzlarına tepki göstermiş olabilirler, Aşiretler halinde yaşadıkları için ve ülkede de sisteme karşı çıkacak ordu ve caminin dışında üçüncü örgüt oldukları için ve Şeyh Sait gibi bir karizmatik Kürt liderine sahip oldukları için mi?. Ayrıca Mustafa Kemal’in Türkiye Milleti yerine Türk Milleti ve Türkçülüğü ön plana çıkarması, istiklâl savaşı yıllarında bu ülkeye sadık kalan Kürtleri incittiği ve hatta endişeye sevk ettiği için bu İsyan veya iç savaş Kürtlere dayatılmış mı? Ermenilerin başına gelenlerden kendilerine de uygulanacağından korktukları için mi? . Çok önemli; bu isyanda Kürt aşiretleri çok az, isyana katılanların çoğu, 23 Aşiretin 19’u Zaza. Nedense bu hiç konuşulmuyor.

  • “Cumhuriyet’in ilanı, Hilafetin ve Saltanatın kaldırılması ve Hamidiye Alaylarının ilgası, irtica hareketlerinin iyice oturmasını sağlamıştır. Bu arada Cibranlı Halit, 15. Kolordu’da görev yapıyordu. Onun ve Kerküklü subayların yardımı ile Erzurum’dan bol miktarda silah ve cephane taşıyorlardı. Bu irtica hareketinden önce Varto’daki Hormek alevi aşiretinin aydınları Mustafa Kemal’e haber vermişlerdir. Mustafa Kemal, Ekim 1924’deki Pasin Depremi nedeni ile Erzurum’a geldiğinde kendisine bu bilgileri vermişler, Ankara’ya dönerken, Cibranlı Halit ve arkadaşları ile Yusuf Ziya’nın yakalanmalarını emretmiş, Yusuf Ziya yakalanmış, Cibranlı Halit de yakalanmış, Kâzım Dirik Paşa, Bitlis Vali vekili olarak Kürt aşiretleri ile görüşüp antlaşma sağlamıştır. Şeyh Sait 22.12.1924 günü Erzurum Valiliği’nin emri ile Hınıs merkezine götürülmüş, burada verdiği ifadede, Cibranlı Halit ile Yusuf Ziya ile işbirliği yapmadığını beyan etmiş, Hınıs Kaymakamı Maksun Bey, Şeyh’in manevi etkisi altında kalarak Erzurum’a yazdığı telgrafta “Şeyh’in 90 yaşında bir pir-i fani (Yaşlı bir ölümlü, ölümü bekleyen biri) ve her türlü ihtirastan (hırstan) uzak mübarek (kutsal) bir adam olduğunu” bildirip Şeyh Sait’i serbest bırakmıştı.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Cibranlı Halit ile Şeyh Sait 1922 ilkbaharında Erzurum’da bu irtica hareketini konuşmuşlardır.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): 1922 yılının ilkbaharında irticai bir isyan hazırlığının hiçbir gereği yok ki. Halife duruyor, Cumhuriyet kurulmamış, Bu hazırlık Kürt İsyanı hazırlığı olmalı.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • Her Alay’ın başında tek bir harf okumasını dahi bilmeyen bir Kaymakam (Yarbay)dikilmiştir. Bu Kaymakamlar da o aşiretin eski ağası idi. Yine her Alay’da Aşiret Ağasının arkasından iki Binbaşı ve Aşiret ileri gelenlerinden dört Yüzbaşı, sekiz Mülâzım (Teğmen) vardı. Bunların hiç biri okuma yazma bilmezdi. 1893 yılında bu Hamidiye Alaylarının Kaymakamları, Padişah’ın huzuruna çıkmışlar, Abdülhamit bunlara “Benim, Kürtlerin babası olduğumu unutmayın.” demiştir. Bu Alaylar padişahtan aldıkları delaletle (yol göstericiliği ile)rakip Aşiretler ve şehir halkı üzerinde terör estirmişlerdir. Meşrutiyette (1908 den sonra) Hamidiye Alaylarına bir Nizamiye Binbaşısı verilerek bu başıbozukluklarına son verildi. Disiplinli bir çalışma şekli ortaya çıktı. … 1912 Balkan harbinde Hamidiye Alaylarının eğitimleri hızlandırıldı, ancak batı cephesine götürülmeyip, Doğu cephesinde bırakılmışlardır…. 1914’te başlayan 1.Dünya harbinde Hamidiye Alayları, Rus cephesinde savaşıp yenilmişlerdir. 1915’de Enver Paşa’nın ağır yenilgisinden sonra bu Alaylar dağılıp eşkıyalığa başlamışlardır. … Bu Alaylar 1918 yılının sonbaharında terhis (salıverme, askerliğin bitimi) edilerek köylerine yollanmış, tamamen ilga (ortadan kaldırma) edilinceye kadar da hiç bir işe yollanmamışlardır… İstiklâl Harbi yıllarında hiç bir Hamidiye Alayı savaşa katılmamış, hatta Cibranlı Halit’in çabası ile milli Kürt hareketine yönelmişler, Alevi aşiretler ise Mustafa Kemal’den yana tavır koymuşlardır.” 

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi, Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf.124-153) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • BAKKAL’IN NOTU (1993); Müşir; Mareşal, 1. Ferik; Orgeneral, Ferik; Tümgeneral ile Korgeneral arası, Mirliva; Tuğgeneral ile Tümgeneral arası, Miralay; Albay, Kaymakam; Yarbay ve Binbaşı, Kolağası; Kıdemli Yüzbaşı ve Yüzbaşı,  Mülâzımı Sâni; Üsteğmen, Mülâzımı Evvel; Teğmen, Çavuş, Onbaşı ve Nefer yani er.

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf.?) internetten alınmıştır.

  • “1317 yılında Orhan Gazi Amasya’da Hacı Bektaşi Veli ile görüşerek, Bektaşi Tarikatını kabul edip, askerlerini de Hacı Beştaş-ı Veli’ye takdis ettirmiştir. Bektaşi Tarikatı 2. Beyazıt dönemine kadar, Yeniçeri Ocağında yaşamıştır. Orduya Yeniçeri ismini Hacı Bektaş’ı Veli vermiştir.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Lolan Aşireti, Türkmenistan’ın Lolan şehrinden gelme, Alevi bir Aşirettir. Şeyh Sait İsyanında Cumhuriyetten yana tavır koymuştur.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu

  • “Bektaşilikte bade (alkollü içki) helaldir.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “Alevilerin çoğu Zaza’ca, az bir kısmı ise Kormançi dili konuşur.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

     

  • “Babakürdiler’in dili, %40’ı Eski Asya Türkçesi, %30’u Farisi, %30’u Arapçadır.  Kormançolar’ın Dili: % 60’ı Eski Asya Türkçesi, % 40’ı Farsça ve Arapça.  Türkçede sonu R,T,P,K ile biten kelimeler ve “na” ile biten kelimeler hiç değiştirilmeden Kormançi ve Zazaca’da devam etmiştir. “çar, kor, şor, tor, bar, çir, çeper, çığır, aygır, zincir, çadır, bakır, nahır, ahır, sepet, şerbet, merek, tezek, kepek, petek, kelek, gerek, ördek, emek, derman, duman, yaman, tufan, aslan, ceylan, can” gibi.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “XI. Asırda Şeyh Ali (Şeyh Sait’in büyük dedesi), Zazalara ve bazı Kurmancolara Nakşibendî Tarikatını kabul ettirdi.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.

  • “M.Ö. 50 Yıllarında Bahtciyan ve Belh havalisinden İran’a akan Part Türkleri, bu günkü Zaza – Dümbelilerin (Dımbıli de deniliyor) atalarıdır. Zazaların bir kısmı da Eti Türklerinden İran hudutlarına çıkan Beylerdir. Zazaların yaşadıkları yerler: Ergani, Maden, Siverek, Palu, Mardin, Hazro, Lice, Genç, Diyarbakır.”

    Alıntı: Doğu İlleri ve Varto Tarihi – Mehmet Şerif Fırat (1993 – Sf. 6) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Mehmet Şerif Fırat Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabını yazdıktan bir hafta sonra öldürüldü ve faili meçhul oldu.